Alt Yazı ne demek? | Alt Yazı anlamı nedir? | Alt Yazı

Alt Yazı anlamı nedir?

Alt Yazı ne demek?

Alt Yazı anlamı nedir?

Alt Yazı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alt yazi

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (b.h). bahriye mahkemesi ; İngiltere'de deniz kuvvetleri kumandanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliating. degrading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçak hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. reduce. belittle. debase. bastardize. bemean. detract. downgrade. drag down. lift down. set down. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. debase. degrade. demean. downgrade. humble. to lower. to drop. to reduce. to degrade. to debase. to abase. to humiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to reduce. to humiliate. to abase. belittle. degrade. demean. derogate. descend. pervert. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üst karşılığı, zîr, taht: Yerin üstü de bir altı da bir. 2. Arka, geri, son: Bu işin altı iyi çıkmıyacak. 3. Gerideki kısım, mâbad, başka cihet: Hikâyenin altı daha gariptir. 4. Aşağıda, bir diğer şeyin aşağılında bulunan, esfel, tahtanî: Alt kat, alt çene. 5. Bir şeye mâruz bulunan: Top altı, rüzgâr altı. Alt alta = Birbirinin altında. Alt aşağı vurmak = Galebe çalmak, yere vurmak. Alta almak = Mağlûb etmek, yenmek. Altüst = Yukarısı aşağı ve aşağısı yukarı gelecek surette, zîr-ü zeber. Altüst etmek = Çok karıştırıp zîr-ü zeber etmek. Alt olmak = Mağlûb olmak, yenilmek, bahiste kaybetmek. Alt etmek = Mağlûb etmek, yenmek, bahiste yenmek. Alt başında = Fasılasız altında, yanında. Alt taraf, alt yan = Bitişik olan aşağı yön, mâbad. Altta kalmak = 1. Mağlûb olmak, yenilmek. 2. Minnettar olmak, bir iyilik görüp de karşılıkta bulunamamak. Altlı üstlü = fevkanî ve tahtanî, aşağısı ve yukarısı beraber: Bu ev altlı üstlü kiraya verilir. Ayakaltı = Geçiş yeri, yol üstünde olan. Ayak altına almak = Çok dövmek, hakir görmek. Elaltından = Gizlice, hafiyyen. El altı = Maiyet, tab’alar. Bıyıkaftı = İstihza: Bıyıkaltından gülmek. Çene altı = Çene altında gerdanın sarkan yeri, gabgab. Hasıraltı, minderaltı = İhmal, yapmama. Saman altından su yürütmek = Aslâ belli olmıyacak surette desiseler kurmak. Dam altı = Ustü örtülü yer, bina. Kubbe altı = Eskiden meclis yeri. Topkapı Sarayı’nda Dİvân-ı Hümâyûn denen Osmanlı hükümetin toplandığı yer. Kahvaltı = Sabah kahvesiyle beraber yenen yemek, kahvaltı, acele olarak yenen şey: Kahvaltı etmek = Bu yemeği yemek. Yer altı = Bodrum, mahzen. Alta, altta, alttan tâbirleri mekân ve harf-i cer mânâsını ifade ederler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. inferior. lower. nether. infra. subaltern. subordinate. lower. buttom. underneath. underside. base. lower part. bottom. infra-. sub-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom. foot. humble. inferior. lower. nether. subordinate. underneath. underside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The higher part of the scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom. child. buttocks. rump. the lower part. inferior. nether. sub. subaltern. subordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Keyboard Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Alt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input. alternate. the Alternative ke

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to a key on the two ends of the spacebar on the keyboard ALT keys are used for keyboard short cuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alanine aminotransferase - a protein which, when found in elevated quantities, generally indiciates liver damage Genotype: Different genotypes of the one virus are similar enough to be regarded as the same type but have some minor differences in their RNA

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Altitude or Altimeter or Alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternative Service Providers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of newsgroup that discusses alternative-type topics The alt groups are not official newsgroups, but lots of people read them anyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Loop Test System The operations system that provides a single comprehensive automated test system for testing international customer POTS lines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The [ALT] key on the keyboard is used in conjunction with other keys and mouse actions to perform various commands and functions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ALTernate key on the keyboard, used to access alternate characters or modify mouse actions You can move a polygon after selecting it, for example, by holding down the Left Mouse Button and the ALT key simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternative Text, displayed in place of an image during download and by none graphical browsers to decribe the image This is a required attribute for all images.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See User Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- Alt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alanine aminotransferase, a protein which, when found in the blood in elevated quantities, generally indicates liver dysfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alternative label Used in an HTML tag for the benefit of people using nongraphical browsers, or for people using a browser with graphics turned off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A special key on most computer keyboards that allows users to access alternate features and keyboard 'hotkeys' Alt is almost always used in conjunction with another key, such as 'F4' or 'Ctrl'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt stands for Alternative, one of the categories of Usenet newsgroups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alanine aminotransferase - a liver enzyme The ALT test determines the level of this enzyme in the blood Blood donors who show a high level of ALT may be at increased risk of transmitting Hepatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A USENET category used for newsgroups on alternative topics. angular distance above the horizon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient , anciently , antiquarian , auld , old , oldly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one under the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom cap. lower cap. catch title. subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower jaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conquer. dispose. overcome. overpower. pulverize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overwhelm. overcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrial subway. subway crossing. underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the floor below. first / ground floor. lower floor. lower story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sesin verdiği titreşimli yan seslerin pest olanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. i. Denizcilik). Alttakinin aşağısında bulunan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2.Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurban kesilen yahut buhur yakılan özel yüksek yer, sunak, kurban taşı, mezbaha; altar, mihrap; aşai rabbani sofrası. altar-piece (i). mihrabın arkasındaki veya üstündeki mozaik, heykel veya resim. altar rail mihrabın önündeki parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Asya’da Batı Sibirya ile Moğolistan’ı ayıran dağlık bölge. 2.Altay dağlan bölgesinde yaşayan Türklerin genel adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i (astr). gökcisimlerinin açı ve yüksekliklerini ölçmeye yarayan ve biri yatay diğeri dikey iki tane dereceli dairesi olan bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir cinsin içinde bulunan ikinci derecedeki bir cins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anatomi). Deriyi meydana getiren iki tabakadan iç tarafta olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değiştirmek, tahvil etmek; hadım etmek; değişmek, başka türlü olmak. alter course (den) rota değiştirmek. alterable (s). değişir, değiştirilebilir. altera'tion (i). değişiklik düzeltme, başkalaşma. alterative (i). (i) değiştirici; (i)., (tıb)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bir kimsenin ikinci şahsiyeti; çok yakın dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek; bir sıra takip etmek, birbiri ardına gelmek. alternating current (elek). dalgalı akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, almaşık, münavebeli; (bot). karşılıklı olmayan, almaşık ;(i). icabında başkasının yerini alabilen kimse, vekil. alternately (z). münavebe ile, sıra ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alternatif

1. seçenek, 2. almaşık, 3. fiz. dalgalı

1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem. 2. Almaşlı olarak işleyen. 3. Belli dalga boylarını alabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternating. alternative. alternative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münavebe, birbirinin yerini alma; birbirini takip etme; değişim , tahavvül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Prens ve prenseslere verilen unvan, bu unvanı taşıyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Botanik). Bir familyanın içinde bulunan ikinci derecedeki bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baçlaç gerçi, her ne kadar, ise de, olmakla beraber, olduğu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beş ile yedi arasındaki sayı, Arapça sitt, Farsça şeş, 6; onaltı = Sitt aşar, 16; altıda bir = Südüs. Altı-okka = Yorgan içinde birini arka üstü yatırıp ellerinden ve bacaklarından tutarak yukarı kaldırdıktan sonra yere bırakaraktan icra olunan oyun ki, çocuklar arasında mızıkçılık edenlere ceza olarak yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six. six. hexa-. sex-. under.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı köşesi olan, altı köşeli, altıgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka arkaya ve kapalı olarak uç uca eklenmiş altı kenardan ibaret türlü şekillerin umumî adı, müseddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon. hexagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı saz veya sesten müteşekkil topluluk için yazılan çoksesli musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Altı sesin yanyana gelerek yaptıkları dizi. 2. Aralarında altı ses aralık olan iki nota. 3. Altalta yazılmış iki uygu arasında altı ses aralığı olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senary. six. sestet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six. sestet. sextet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Kıymeti altı (kuruş vesaire) olan: Bu kumaşın altılığı da var yediliği de. 2. Boyu altı arşın ve sikleti altı okka vesaire olan: Altılık direk; altılık kuzu. 3. Altı kuruş vesaireden ibaret, altıya bölünen madenî para.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) T. Maruf kıymetli maden (Osm. zer, zeheb). 2. Altın para, lira, dinar, flori. 3. Zenginlik, servet. 4. Altından yapılmış, zerrîn: Altın saat, altın zarf. Pek güzel, pek yolunda : Onun işi altın. Altın babası = Pek zengin adam. Altın tozu = Teber. Altın topu = Pek güzel çocuk, nur parçası. Altın kakma = Altın tel ve pullar kakmakla tezyin olunmuş, zernişân. Altın yaprağı = Altından varak.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Au

Atom Numarası:79

Kütle Numarası:196,97

Yoğunluk:19,32g/cm3

Erime Sıcaklığı:1064 °C

Kaynama Sıcaklığı:2856 °C

İşlenmeye en uygun, yumuşak bir metaldir.

Elektrik ve ısı iletkenliği yüksektir.

Kızılötesi ışığı yansıttığından uzay araçlarında kaplama olarak kullanılır.

Ekonomik olarak değerlidir.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. golden. gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. golden. prospector. gold coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. metallic currency. golden. m f money. noble metal. world money. nonmonetary investments. piece of gold. yellow metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Parlak, san renkte, paslanmayan, kolay işlenebilen, ziynet eşyası olarak da kullanılan maden, zer, zeheb. 2.Örfte kadın adı olarak kullanılır. Zerrin (bkz.Zerrin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. underneath. beneath. down. down below. down there. sub. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneath. under. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalınca kabuklu güzel bir kavun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Altınbaşak).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşten sonra gelen: Altıncı sınıf, altıncı sene; onaltıncı, yüz yirmialtıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altından şeyler yapan san’atkâr. Altını varak hâline getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra sensory perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. under. below. underneath. beneath. neath. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. neath. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. below. beneath. hypo. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underscore. underline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Süzme bal

Hazırlanışı : Hergün, en az iki tatlı kaşığı süzme bal yedirilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Altınışık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Pekvâne denilen bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ipeka): Güney Amerika’da yetişen bir bitkidir. Kullanılığı yerler:Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Altmla kaplamak yahut yaldızlamak, tezhib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğreltiotu çeşidinden tıbda kullanılan bir bitki, iskolopenderyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Azotik asitle hidroklorik asit karışımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Altından taç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Anber çiçeği, gaziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit. grapefruit greyfrut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elinde fazla bir parmağı olan (Adam). 2. Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3. Yol yol bir cins kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beherine yahut beher defasında altı: Koyunları taksim ettik, cümlemize altışar düştü; altışar altışar alıp götürdüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklik, yükselti, irtifa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. mantık). Umumî bir mefhumun altında hususî diye alınan bîr şeye, yer vermek, idraç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Altı, üstü birlikte» dernek olur, «altlı, üstlü» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hattatların yazı yazarken kâğıdı dayamak için kullandıkları kalınca kâğıt, el siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaster. mat. mount. support. pad. pedestal. doily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. support. base. pad. coaster. horsejack. sole plate. fundament. horse. underlay. bolster. socle. trestle. litter. skid. building block. carriage. centering mount. matting sill. joist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Altı kere on, (Ar. ve Fars. sitteyn, şest). 60.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu. Altmışaltıya bağlamak = Boş vaatlerle oyalamak, biraz taviz vererek işi halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her birine veya her def’ asında altmış: Hepsine altmışar kuruş düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty each. sixty at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altmış yaşına varmak, altmışlık olmak, altmış rakamına vasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Altmış parçadan mürekkep, altmış toplamı. 2. Altmış yaşında (Adam). 3. Altmış paralık (sikke). 4. Altmış (para veya kuruş vesaire), değerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty year old. sexagenerian. containing sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). 1. Keman ailesinden kemanla violonsel arasında bir saz. Kemar nın çok az büyüğüdür ve keman gibi çalınır. 2. Kalın kadın sesi. 3. Başka çalgıların da altoları vardır: Alto klarinet, alto saksafon vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly the part sung by the highest male, or counter-tenor, voices; now the part sung by the lowest female, or contralto, voices, between in tenor and soprano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In instrumental music it now signifies the tenor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alto singer. the pitch range of the lowest female voice a singer whose voice lies in the alto clef second highest member of a group; 'alto clarinet or recorder' of or being the lowest female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 In most choirs, the lowest female vocal part Occasionally, extremely high tenors may be said to sing this part 2 An instrument in the alto range 3 A viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest range of the female voice, also called contralto. The voice part below the soprano, which can be sung by either men , or women, or children It also describes an instrument's range, as in alto saxophone or alto flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alto's range is between soprano and tenor It is the lower singing voice of the two main divisions for female and young male voices It is also called contralto or countertenor 1 In most choirs, the lowest female vocal part Occasionally, extremely high

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the musical ranges Most women are altos and the term contralto is usually used while for men the term is generally countertenor F below middle C to one octave above middle C.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In most choirs, the lowest female vocal part Occasionally, extremely high tenors may sing the alto part. low female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest female voice Sometimes this term is used interchangeably with Mezzo Soprano. 'High ' Commonly, the low female voice Also, when prefixed to the name of an instrument it indicates one size lerger than the soprano member of the family. prefix to c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highest adult male voice, or a female voice in the same range At Knox, the Alto section of the choir is usually made up of women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In reference to instrument families such as the clarinet, flute and saxophone, the second or third highest member of the family Search Google com for Alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Xerox personal computer, which unfortunately was never sold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The second highest voice used in four part writing The traditional range of the alto is G3 to D5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lower range of woman's voice. a singer whose voice lies in the alto clef. the lowest female singing voice. the highest adult male singing voice. the pitch range of the lowest female voice. of or being the lowest female voice. of or being the highest male

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz) alto, en pes kadın veya çocuk sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (güz). (san). yüksek kabartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bütün bütün, tamamen. in the altogether (k).dili çıplak, anadan dogma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğerkâmlık, başkalarını düşünme, fedakârlık. altruist (i). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünen kimse. altruistic (s). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir sınıf içinde bulunan ikinci derecedeki sınıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.A.). Bir şube içinde bulunan ikinci derecedeki şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir takımın içinde bulunan ikinci derecedeki takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Musikide oya çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tuğ).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay’ın san renkli hali

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bakır alaşımı. 2.Kırmızı bakır. 3.Kırmızı, al gözlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin hakan. Türklerin, Çin’de hüküm süren Türk-Moğol hükümdarlarına verdikleri ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i). Altın renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çok dağınık ve karışık. Altüst böreği = İki yüzü de ayrı ayrı kızartılarak pişirilen börek. Altüst etmek = Karma karışık hale getirmek. Altüst olmak = Karma karışık hale gelmek, şaşkınlıktan perişan olmak: Bu haberi duyar duymaz altüst oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topsyturvy. upside down. topsyturvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. higgledy-piggledy. topsy-turvy. upside-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upside down. topsy turvy. in confusion. higgledy piggledy. upside- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. dislocate. disorganize. overset. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset. to ruin. agitate. churn. dislocate. disorganize. invert. knock over. to turn over. overturn. perturb. subvert. throw out. trouble. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in a mess. to be ruined. badly shaken. turn over. turn turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infra-structure. substructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructure. substructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underwork. infrastructure. substructure. basic facilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Siyah renkte, şekilsiz bir cins bitüm. 2. Asfaltlanmış: Alfalt yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. blacktop. motorway. pavement. tarmac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. pavement. tar. tarmac. asphalted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. mineral pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asfaltla kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. tar. to asphalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to asphalt. to cover with asphalt. tarmacadam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden zifti; asfalt, maden zifti ile kum veya çakıl taşını karıştırarak yol yapımında kullanılan malzeme; asfalt yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a place where everybody passes by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decrease. to reduce. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirlilik düzeyini düşürmek için uygulanan yöntem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abatement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alleviate. deduction. reduction. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. decrease. lightening. abatement. compression. curtailment. cutback. cutting down. dampening. derogation. diminution. extenuation. minimization. mitigation. paring. reducing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Miktarını indirmek, eksiltmek, Osm. taklîl, tenkîs etmek: Ben tütünü azalttım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a dent in. decrease. diminish. abate. cut back. lessen. reduce. shorten. minimize. alleviate. appease. attenuate. ax. axe. bate. cut down on. deaden. depress. derogate. detract. dock. fade in. impair. mitigate. put down. retrench. scale down. si.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lessen. to reduce. to lower. to decrease. to deplete. to cut back. to curtail. to to cut down. to relieve. to soothe. to alleviate. to allay. to deaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrement. decrease to. to reduce. to lessen. to diminish. assuage. abate. attenuate. bring down. curtail. cut back. cut down. cut into. decrease. derogate. extenuate. fall. lower. make dent in. mitigate. pare down. retrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Odun ve saire kesmeye mahsus saplı kesme Aleti. Osm. fas, teber. Küçüğüne nacak derler. 2. Baltaya benzer silâh, teber. Aşçı baltası = Et kesmeye mahsus enli ve kısa saplı balta. Eğer baltası = Eğere takılan kısa saplı silâh, teberzîn. Baltabaş, (bk.) Baş. Balta asmak = Musallat olmak. Balta sapı = Muavin, yardak. Bir baltaya sap olmak = Bir işe yaramak. Baltayı taşa vurmak = Bilmeyerek bir adamın yüzüne karşı kendisine dokunacak söz söylemek. Balta görmemiş, balta girmemiş = Hiç kesilmemiş, budanmamış, tabiî hâlinde (orman). El dokunulmamış (iş). Balta ile yonulmuş = Kaba, yontulmamış adam. Hacamat baltası = Hacamat etmeye mahsus küçük cerrah Aleti. Marangoz baltası = Tahta kesmeye mahsus küçük balta şeklinde Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. ax. broad-ax. chopper. cleaver. hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. chopper. ax. hatchet. bumpkin. hick. boor. lout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle axe. hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Osmanlı teşkilâtında saray vazifelilerinin bir sınıfı. 2. Balta ile giden itfaiyeci, tulumbacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of axes. hewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balta ile (orman vesaire) kesmek: Bu ormanı hiç baltalamamışlar, bu ağacı baltalamalı. 2. Yıkmak, devirmek, harap etmek: Eski evi baltaladılar. 3. Kırıp geçirmek, berbat etmek. 4. Hacamat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. sabotage. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sabotage. to frustrate. to block. to strike with an axe. to hew down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoldan engelleri kesip defetmek için balta taşıyan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunmuş ve vergiden muaf küçük orman ve koruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Baltık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baltic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the baltic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazalt, volkanik karataş, siyah mermer. basaltic (s). bazalta ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gemilerin baş tarafında, tayfa ve er koğuşları. 2. Yağlı güreşte baş’ın altındaki derece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Başmakale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. editorial. leading article. leader başmakale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorial. leading article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz, Bayezid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Oldukça koyu renkte, bir çeşit yanardağ kültesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ak, aka çalar, beyaz gibi görünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beyazımsı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Yezid, Yezid’in babası, kısaltılmıştır. - Arapça’dan Türkçeleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Şuuraltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. subliminal. id. the subconscious. depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. unconscious. the subconscious. the unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. the unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emptied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Barsaklarda kalan sindirim artıkları, böbreklerin süzdüğü sidik ile tükrük, sümük ve ter gibi salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boş ve hâlî olma, kalma: Hamam boşaldı. 2. Akma, dökülme, munsap olma: Kızılırmak, Karadeniz’e boşalıyor. 3. Yayılma, münteşir olma. Bütün bentlerin suyu ovaya boşaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emptying. discharge. unloading. depletion. dismantlement. exhaustion. pouring. tipping. vacation. voidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation. unloading. outlet. bleeding. desertion. runoff. lighterage. release. debarkation. disembarkment. vacation. pouring. emission. emptying. exhaust. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch basin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin içindeklni çıkarıp boş bırakmak, tahliye etmek: Evi boşalttılar. Şu kâseyi boşalt. 2. Aktarmak, bir kaptan diğerine dökmek: Şu sütü başka bir kaba boşaltmalı. 3. (Tüfek ve tabanca) atmak: Bir tüfek boşalttı. 4. (Hayvan eyer veya semerini) atmak, devirmek: Bu at, eyerini boşaltmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty. pour from. evacuate. pour out of. discharge. pour. clean out. unload. ejaculate. clean. clear. clear out. close out. debus. deplenish. deplete. disgorge. dismantle. drain. drain away. drain off. draw off. drop off. dump. excrete. exhaust. let.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decant. deplete. discharge. empty. tip. unpack. vacate. to empty. to tip. to turn sth out. to discharge. to evacuate. to vacate. to unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow-off. to release. to empty. to discharge. to vacate. to pour. to evacuate. to purge. to desert. to relax. to clear. to exhaust. to uncoil. to drain. to dump. to unload. to unlade. to disembark. deplete. disburden. disgorge. fall vacant. land. load.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. distress. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupefying. suffocating. mind-bending. oppressive. sweltering. sweltry. close. muggy. stuffy. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muggy. oppressive. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distressing. suffocating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. oppress. stupefy. to suffocate. to oppress. to weary. to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distress. to cause anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğa dikeni, çoban kalkıtan, (bot). Santoria calcitrapa; inlâl otu, demir diken, (bot). Tribulus terrestris; (ask). domuzayağı, düşman süvari bineklerini yaralamak için yere atılan dört uçlu demir. Iand caltrop domuzayağı, (bot). Tribulus terrestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazaya uğrayan kimse; (ask). şehit, öIü, yaralı; kayıp; kaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kobalt. cobalt blue kobalt mavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. multiplication. aggrandizement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok etmek, artırmak. Osm. tesir etmek: Siz kitapları çoğaltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. multiply. copy. reproduce. aggrandize. manifold. propagate. scale up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. enhance. increase. multiply. propagate. to increase. to raise. to reproduce. to augment. to propagate. to multiply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrue. to increase. to augment. to reproduce. to make copies for distribution. enhance. heighten. multiply. raise. run off copies. strike through. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ulus;cumhuriyet; A.B.D. eyalet. the Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kontralto; (s). kontralto ile ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı çıplak, aşağılık takımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). Dalton hastalığı, renk körlügü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. daltonisme

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daltonism renkkörlüğü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daltonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saltanat yeri, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made narrower. to be taken in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrowing. taking in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısmak, bolluğunu azaltmak, tazyik etmek: Şu elbiseyi sonradan daraltmışlar, bu kapıyı daraltmak mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow. contract. constrict. straiten. bore. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrict. narrow. tighten. to narrow. to constrict. to take sth in. to limit. to restrict. to scant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). deal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz yüzünün altında da hareket edecek şekilde yapılan harp gemisi, tahtelbahir. Atom rfanizaltısı = Atom enerjisiyle hareket eden denizaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarine. submarine. submersible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sub. submarine. undersea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarine. hush ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submariner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (deniz suyundan) tuzu çıkararak içilebilir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuklarda görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafı künbet gibi çıkıntılı vaziyete koymak, tümseltmek: Yükü almak için arkasını domalttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose. prose nesir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların ve video görüntülerin i.LINK™ ile bağlanmış DV kaynaklarından okunmasını sağlar. Okunan görüntüler, işlenmek üzere çeşitli biçimlerde kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under the table. secretly. back-door. clandestine. on the dodge. sub rosa. surreptitious. underhand. underhanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. longhand. script. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. cursive script. hand. long hand. writing hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza.) müshil olarak kullanılan magnezyum sulfat, İngiliz tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eralp).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yükseltmek, yüceltmek, paye vermek; övmek, methetmek, göklere çıkarmak; sevindirmek, aşka getirmek, gururlandırmak, heyecanlandırmak; kuvvetlendirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, aşkagelme, vecit; yükseklik, yücelik, ululuk; yükseğe çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yüceltilmiş, yükseltilmiş; yüksek, ulu, yüce, büyük; asil, soylu, haşmetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). portatif bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sendelemek, sürçmek; kekelemek, sarsılmak; tereddüt etmek, duraklamak;tereddutle söylemek. falteringly (z). tereddütle, kekeleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat, Avrupa derebeyliğinde efendiye sadakat. swear fealty bi'at etmek, sadakat yemini etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenen, yuvarlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenmiş, yuvar, lanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a configuration or pattern of elements so unified as a whole that it cannot be described merely as a sum of its parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of memories connected neurologically based on similar emotions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any system of stuff that appears to take on an existence of its own, beyond the sum of its parts It can be addressed as a whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A perceptual pattern or structure possessing qualities as a whole that cannot be described merely as a sum of its parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The totality of an experience at all logical levels and in all senses. whole, figure, form, pattern, meaning, configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collection of memories that are organized in a certain way around a certain subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music Psychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A physical, biological, psychological, or symbolic configuration or pattern of elements so unified as a whole that its properties cannot be derived from a simple summation of its parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A German word for 'form', defined as an organized whole in experience The Gestalt psychologists, about 1912, advanced the theory which explains psychological phenomena by their relationships to total forms rather than their parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the process of perceiving objects, physical and social, as whole units, not separable into parts. a psychological view that the whole is not just the sum of its parts. :An organized or unified whole. a configuration or pattern of elements so uni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure , gestalt , guise , shape , stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. geştalt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cebelitarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ecza. İngiliz tuzuna benzer müshil bir toz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin, hapsedilmemekle birlikte, belirli bir yerde oturmaya mecbur olma durumu. Gözaltı etmek veya gözaltına almak = Birini böyle bir duruma sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. intern. charge. watch. surveillance. house arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. surveillance. house arrest. arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house arrest. probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Watchlist Companies Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler ve/veya hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağan dışı durumların ortaya çıkması, hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler tarafından kamunun zamanında, tam ve sürekli aydınlatılmasına ve mevcut düzenlemelere uyum konusuna gerekli özenin gösterilmemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve kamu yararı gereği hisse senetlerinin Borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici ya da sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek gelişmelerin oluşması nedeniyle şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında, sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, hisse senetlerinin likidite imkanını kesintiye uğramadan İMKB bünyesinde işlem görebileceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gürültü azaltma teknolojisi küçük, dahili mikrofonlar kullanarak dış gürültüyü algılar ve hoparlör sürücülerine buna eşit ancak azaltıcı karşı sinyal gönderir. Bu, 50-1.000Hz aralığındaki sürekli gürültüyü engeller ve klima, otoban ve uçak kabinlerinden gelen gürültüyü azaltmak için özellikle uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gürültü Azaltma özellikli kulaklıklar, aktif gürültü kontrolü aracılığıyla istenmeyen ortam seslerini azaltır. Ortam gürültüsü %99’a kadar azaltılabilir. Kulaklıkları tıkaç olarak da kullanabilir ve nerede olursanız olun, özellikle de seyahat ederken takıp sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Karıştırma. 2. mec. Münasebetsiz söz söyleme, saçmalama: Artık halt ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

3d pers. sing. pres. of Hold, contraction for holdeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stop in marching or walking, or in any action; arrest of progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hold one's self from proceeding; to hold up; to cease progress; to stop for a longer or shorter period; to come to a stop; to stand still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stand in doubt whether to proceed, or what to do; to hesitate; to be uncertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause to cease marching; to stop; as, the general halted his troops for refreshment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Halting or stopping in walking; lame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of limping; lameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To walk lamely; to limp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have an irregular rhythm; to be defective. cause to stop; 'Halt the engines'; 'Arrest the progress'; 'halt the presses'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistaking one thing for another. mix up cross actions. rude and stupid remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of inactivity following an interruption; 'the negotiations were in arrest'; 'held them in check'; 'during the halt he got some lunch'; 'the momentary stay enabled him to escape the blow'; 'he spent the entire stop in his seat'. the event of some

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Halting your system is important if you are going to be away from your system for an extended period Halting your system means that Linux stops all running applications cleanly and turns off the system power Once the system is halted , you may need to man

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highly accelerated life test See accelerated life test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The command for stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stop; a command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stop IMMEDIATELY whatever you are doing, step back and lower your sword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common term and command for stop. an official location with little infrastructure, perhaps just a sign and raised earth bank. stopping the horse When leading the horse, do not stop until the horse does The verbal signal is a confident, drawn-out 'Whoo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interrupt interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as trading halt A halt ceases all trading activity on a stock This can only be done by a Market Surveillance Officer who is also the person who authorizes the re-opening of the stock A halt can be initiated at any time due to material news releases o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of system shutdown that stops the processor but does not reboot the system When the system is halted, the operating system is no longer running, and the console subsystem is started This state is also known as console mode and is recognizable by th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point at which a computer stops running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highly accelerated life testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An issue is halted when it is temporarily halted from trading, usually for 30 minutes, during the time when news from the issuing company is being disseminated over the news wires A trading halt gives investors an equal opportunity to evaluate news and ma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just , foothold , halt , stay , stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلط] karıştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) duruş; durma, duraklama; mola; (f.) durmak; duraklamak, durdurmak. call a halt durdurmak, kesmek, son vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), eski topal, aksak. the halt topallar, sakatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kusurlu olmak, eksik olmak (vezin); duraksamak, tereddüt etmek. halting (s.) duraksayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say sth improper. to do sth rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Köpeklere takılan boyun halkası, tasma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince okunur) (i. Y.). Bir sapla birbirine bağlanmış iki gülle veya diskten ibaret spor Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbbell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbbell. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who halts or limps; a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A strong strap or cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Especially: A rope or strap, with or without a headstall, for leading or tying a horse. A rope for hanging malefactors; a noose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To tie by the neck with a rope, strap, or halter; to put a halter on; to subject to a hangman's halter. either of the club-like rudimentary hind wings of dipterous insects; used for maintaining equilibrium during flight a woman's top that fastens behind t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumbbell. barbulb. barbell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rope or canvas headgear for a horse, with a rope for leading. a rope that is used by a hangman to execute persons who have been condemned to death by hanging. a woman's top that fastens behind the back and neck leaving the back and arms uncovered. either

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Bridport dagger St Johnstone's tippet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a harness of leather, rope, or nylon that fits over a horse's head This is much like a bridle without the bit or reins Its use is for leading a horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket , holder , retainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yular; boyundan askılı ve sırtı açık bir çeşit kolsuz kadın bulüzü; idam ipi; (f.) yular takmak; yular takarcasına bir kimseye engel olmak; iple asmak, idam etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight-lifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lfiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sağlık, sıhhat, beden sağlığı, afiyet; bir kimsenin sıhhat ve saadetine kadeh kaldırma veya tokuşturma . To your health ! Sıhhatinize !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıhhat için faydalı, yararlı, sıhhi; sıhhatli, sağlıklı. healthfully (z.) sıhhat verici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sağlıklı, sıhhatli, sağlam; sıhhi, sıhhate yarar. healthily (z.) sıhhi bir şekilde. healthiness (i.) sıhhat, sağlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. imtiyâziyye). İmtiyaz ve istisna veya hususî müsaadeye ait: Hukuk-ı imtiyâziyye = İmtiyaz hakları. Şerâit-i imtiyâziyye = İmtiyaz şartları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İnalkut).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez, değiştirilemez, degişiklik kabul etmez. inalterabil'ity i. değismezlik. inalterably z. değişmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Sabah ve ikindi vakitleri yenilen hafif yemek. bk. Kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for eating at breakfast. set aside for breakfast. food for breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pezevenk. 2. Namussuz, yalancı, şaklaban, şarlatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pezevenklik, kurumsaklık. 2. Namussuzluk, yalancılık, şaklabanlık, şarlatanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Eyer: Tatar kaltağı. 2. Eyerin tahtadan olan kısmı, kerestesi, kaplanmamışı: Kaltakkaşı = Eyerin önden ve arkadan olan yüksek yerleri. 3. mec. Namussuz ve Adi, aşağılık kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whore. floozie. turd. bitch. hussy. saddletree. saddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hussy. slut. whore. saddle without a cropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct figure. smudge. blackspot. silhouette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Karalık, siyahlık, siyah leke: Gömleğin kola yerinde bir karaltı vardır. 2. Uzaktan siyah görünen şey: Şehir olduğu belli değilse de uzakta bir karaltı gözüküyor. O karaltı bir orman olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kare alın yazısı, kara talih yazısı: Alnımıza karayazı yazıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısaltmak işi. 2. Bir şeyin kısaltılmış hali: Kısaltma işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. abbr. shortening. compendium. abbreviation. abridgement. compression. condensation. curtailment. retrenchment. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. abridgment. shortening. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. shortening. abridging. abridgment. abridgement. brachylogy. contraction. curtailment. résumé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısa etmek, azaltmak, Osm. taksir etmek, kesip kırarak kısa yapmak: Direği, elbiseyi, seçı, sakalı kısaltmak; yolu kısaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorten. make shorter. abbreviate. abridge. summarize. cancel. clip. compress. curtail. cut down. dock. edit. prune. reduce. retrench. short-circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. abridge. contract. cut. shorten. truncate. to shorten. to abbreviate. to abridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. to shorten. to abridge. to condense. boil down. compress. contract. curtail. cut. diminish. encapsulate. file down. pare. take up. telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortened. abbreviated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. kimya). Co senbolü ile gösterilen beyaz renkli bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hem insanlara hem de hayvanlara zararlı nitelik taşımakla birlikte tıpta kullanılan radyoaktif kobalt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlatmak, bk. Kocatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contralto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contralto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İki hayvanın birbirine koşulması veya iki devenin bir iple bağlanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakat, hulus, bağlılık. loyalty oath A.B.D. sadakat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley or other grain, steeped in water and dried in a kiln, thus forcing germination until the saccharine principle has been evolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in brewing and in the distillation of whisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to, containing, or made with, malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make into malt; as, to malt barley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To become malt; also, to make grain into malt. a cereal grain that is kiln-dried after having been germinated by soaking in water; used especially in brewing and distilling a lager of high alcohol content; by law it is considered too alcoholic to be sold

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquie wealth malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a milkshake made with malt powder. a lager of high alcohol content; by law it is considered too alcoholic to be sold as lager or beer. a cereal grain that is kiln-dried after having been germinated by soaking in water; used especially in brewing and disti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grain which has been allowed to sprout, then dried The most common types of malt used in brewing are barley malt, and wheat malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley or other grain that has been malted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grain soaked in water to soften it, induce germination, and activate its enzymes The malt is then used in brewing and distilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grain, usually barley, that has been allowed to sprout, used chiefly in brewing and distilling An alcoholic beverage, such as beer or ale, brewed from malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley that has been processed for the purpose of converting the insoluble starch to the soluble substances and sugars Three factors determine the quality of malt: 1-its protein content must be as low as possible, 2-its starch content must be as high as p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley or other grain which has been soaked with water, allowed to sprout, and then dried Sprouting allows development of the enzymes that bring about starch conversion in the mash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Primary ingredient in beer brewing that is produced by allowing barley, among other grains, to begin germination before it is kilned, or heated in an oven, to stop the process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A powder made by germinating, drying, and grinding grains Enzymes are added during the process to partially convert the starch to sugar This creates the sweet-tasting malt used in brewing, distilling, yeast-making, and vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cereal, usually barley, wheat or triticale which is partially germinated under controlled heat and humidity then heat treated to form a powder Malt is also available in liquid form, malt extract Malt is rich in maltose, enzymes and flavour and therefore

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

IS A GRAIN WHICH HAS BEEN SPROUTED AND DRIED MALT EXTRACT IS SUGARS AND CARBOHYDRATES WHICH HAVE BEEN OBTAINED FROM MALT IN A 'COOKING' PROCESS AND THE REMOVAL OF MOST OR ALL OF THE WATER MALT EXTRACT SYRUP OR DRIED MALT EXTRACT MASH IS THE PROCESS OF MIX

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A grain that is sprouted, dried, and ground into a powder with a mellow, slightly sweet flavor The powder may be used in making beer, vinegar, distilling liquor, and is an additive to many foods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of soaking grain until it sprouts then drying the germinating grain is referred to as 'malting' with the end product known as 'malt' This process is highly controlled, enabling the 'maltster' to create a multitude of different malts each contr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Germinated barley is called 'malt'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Malted barley, the main ingredient of our beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

For our purposes, barley that has been allowed to germinate before being roasted The concentrate we use in brewing is made from this malt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cereal grain, usually barley, that has undergone a period of germination and drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çoğunlukla bira yapmak için çimlendirilmiş arpa, malt; f. arpa veya başka tahıldan malt yapmak, malt veya malt özü ile terbiye etmek; malt haline gelmek malt liquor malttan mayalanma usulu ile yapılan içki. malted milk süt tozu ve malt tan yap

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Akdeniz’in ortasında bir ada ki, şimdi bir devlettir. Maltıkeçisi = Kulakları ve memeleri uzun, çok süt veren keçi. Maltataşı = Keserle yontulur bir cins yumuşak taş. Maltagülü, muşmulası = Bu çiçek ve meyvenin birer cinsi.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa’da, Akdeniz’de adalar, Sicilya’nın güneyinde yer almaktalar.

Coğrafi konumu: 35 50 Kuzey enlemi, 14 35 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 316 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 196.8 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Çoğunlukla alçak araziler, kayalıklar, düz ve bölümlere ayrılmış ovalar, kıyıda uçurumlar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Ta’Dmejrek 253 m.

Doğal kaynakları: Kireçtaşı, tuz, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %32.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %61 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 11.45 km² (2000 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 394,583 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.74 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 2.37 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.83 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.1 yıl.

Erkeklerde: 75.64 yıl.

Kadınlarda: 80.79 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.92 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.52 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Maltalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Maltalılar.

Din: Roma Katolikleri %91.

Diller: Maltaca (resmi), İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 10 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %88.76.

erkekler: %86.91.

kadınlar: %89.55 (1995 sayımı).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Malta Cumhuriyeti.

kısa şekli : Malta.

Yerel tam adı: Repubblika ta’ Malta.

yerel kısa şekli: Malta.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: La Valletta.

İdari bölümler: yok (Valletta’dan yönetilir).

Bağımsızlık günü: 21 Eylül 1964 (İngiltere’den ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 21 Eylül (1964).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Ör


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Malta Malta fever Malta humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülglllerden bir ağaç ve bunun erik büyüklüğündeki iri meyvesi, yenidünya (eriobotrya).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Maltalı, Maltız; Malta dili; s. Malta adasına veya diline ait Maltese cat Maltız kedisi. Maltese cross dört kolu eşit ve uçları çentikli. Malta haçı. Maltese goat maltız keçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katranlı bir harç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Maltüs kuramına ait; i. iktisadi durumu düzeltmek için nüfus artışının azaltılması zorunluluğu fikrini ileri süren TR Malthus'un kuram veya felsefesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mangal, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Maltalı, Malta Arapçası konuşan: Bir Maltız denizci geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Malta’da konuşulan Arapça.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maltoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maltose. malt-sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü davranmak, eziyet etmek. maltreatment i. fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. malt imal eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Mürekkep püskürtmeli, bir görüntü yaratmak için küçük bir diyafram açıklığından mürekkep damlalarının optik bir diskte belirtilen bir konuma doğrudan püskürtüldüğü, etkisiz bir nokta grafikli baskı teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.(bkz.Niyaz). 2.Yalvarıcı, niyaz edici. Sevgili. Türk mutasavvıflarından birisi. 18.yy.’da yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Sesleri belirtmeye yarayan musiki yazısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabah seher vöaktinde göğün kızıllaşarak aydınlanması. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Altaylara mensup. Öztürk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü altın gibi değerli olan kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırmızı tuğ.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aldatmak, oyun etmek. palter with gereken önemi vermemek, küçümsemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstten giyilen kış elbisesi, Fr. paletot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. overcoat. topcoat. greatcoat. cloak. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. overcoat. topcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overcoat. upper coat. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değersiz, kıymetsiz, önemsiz. paltriness i. değersizlik, kıymetsizlik, önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Futbolda topun yalnız kalecinin koruduğu kaleye on iki adımdan çekilmesi cezası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. penalty

sp. ceza atışı

Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceza; para cezası; (spor) penaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. solucan halkalarının hareketine benzeyen ve içindeki maddeleri aşağı doğru iten mide ve bağırsak hareketlerine ait, sığamsal, peristaltik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezmurlar kitabı; k.h. dini ayinde okunacak belirli mezmurlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) zool. geviş getiren hayvanların üçüncü midesi, kırkbayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. santur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (tic.) (mark.) emlâkçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (huk.) gayri menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. riyâziyye). Matematiğe alt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ریاضی] matematikçi. 2.matematiksel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ریاضيات] matematik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) matematikçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mathematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Riyaziye ile uğraşan matematikçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Matematiğe lit ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Matematik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ریاضيون] matematikçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. royalty

huk. telif hakkı

Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, hükümdarlık; kral ailesinden kimseler; saltanat; mülk sahibine verilen işletme payı; bir kitabın yayımlanmasından sonra yazarına verilen pay; hak sahibine verilen pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük Frekanslı gürültüleri azaltır. Rüzgarlı hava koşullarında çekim yaparken etkilidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brekker. petit déjeuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. treatment. therapy. cure tedavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tek, sırf, bilhassa, sade: Salt ben gideceğim. Salt hamurdan yapılmış börek. 2. Ancak, yalnız, şu kadar ki: Bu iş olacak, salt ben göremiyeceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mere. simple. solely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sulphate of magnesia having cathartic qualities; originally prepared by boiling down the mineral waters at Epsom, England, whence the name; afterwards prepared from sea water; but now from certain minerals, as from siliceous hydrate of magnesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chloride of sodium, a substance used for seasoning food, for the preservation of meat, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is found native in the earth, and is also produced, by evaporation and crystallization, from sea water and other water impregnated with saline particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, flavor; taste; savor; smack; seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, also, piquancy; wit; sense; as, Attic salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dish for salt at table; a saltcellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sailor; usually qualified by old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The neutral compound formed by the union of an acid and a base; thus, sulphuric acid and iron form the salt sulphate of iron or green vitriol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: That which preserves from corruption or error; that which purifies; a corrective; an antiseptic; also, an allowance or deduction; as, his statements must be taken with a grain of salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any mineral salt used as an aperient or cathartic, especially Epsom salts, Rochelle salt, or Glauber's salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Marshes flooded by the tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or relating to salt; abounding in, or containing, salt; prepared or preserved with, or tasting of, salt; salted; as, salt beef; salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overflowed with, or growing in, salt water; as, a salt marsh; salt grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Bitter; sharp; pungent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Salacious; lecherous; lustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sprinkle, impregnate, or season with salt; to preserve with salt or in brine; to supply with salt; as, to salt fish, beef, or pork; to salt cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fill with salt between the timbers and planks, as a ship, for the preservation of the timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deposit salt as a saline solution; as, the brine begins to salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of leaping or jumping; a leap. the taste experience when salt is taken into the mouth white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal preserve with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal. white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food. negotiations between the United States and the Union of Soviet Socialist Republics opened in 1969 in Hels

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical compound formed by combining the anion of an acid with the cation of a base Second Law of Thermodynamics - Some forms of transformations of one kind of energy to another are not observed to occur in natural processes The observed transformation

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride, used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a bas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride , used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a ba

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic taste characterized by solutions of chlorides, bromides, iodides, nitrates, and sulfates of potassium and lithium. any compound formed by combination of any negative ion with any positive ion ; the precipitate produced as the result of neutralizat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A string of random bits concatenated with a key or password to foil precomputation attacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for sodium chloride, or table salt In brewing terms, any compound produced by the reaction of an acid with an alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound produced by the combination of a base, commonly a metallic oxide, with an acid; some common salts are sodium chloride, potassium chloride, and magnesium sulfate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treaty between the US and former USSR limiting the number of ICBM and SLBM launchers that each can possess. 1 Sodium chloride, NaCl, used for preserving the freshness of food 2 Substance that results from reaction between acid and base. a substance need

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BATHS - Crystals are soaked in a bath of course salt and luke warm water overnight or during the day Sometimes this is accompanied by leaving the stones in the sun or moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical compound derived from an acid by replacing the hydrogen atom with a metal or positive ion Salts may act as buffers in solution with acids or bases Common or table salt is an example. an ionic compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mineral 'sodium chloride ' Most of today's salt comes from mines left by dried salt lakes Used as a flavoring agent in many foods Because of its value as a preservative, salt was a vital commodity to early civilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white, friable mineral that is highly soluble in water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A random value concatenated to a symmetric cipher key to foil precomputation attacks by generating different results each time the encryption is performed The salt value is typically sent with the encrypted message so the recipient can reproduce the compl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strategic Arms Limitation Talks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salt was an important commodity and used for preserving meat See the entry for Salt in the main Alphabetic Section of Malcolm Bull's Trivia Trail and Red Hills, Salt-making, Saltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound formed when one or more of the hydrogen ions of an acid is replaced with an cation or when one or more of the hydroxide ions of a base is replaced with an anion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sesame Seed Shortening Short Paste Silicone Paper Sodium Stearoyl-2-Lactylate Specific Gravity Specific Heat Specific Volume Spring Wheat Sterilisation Sugar Batter Cake Mixing Method Surfactant Syneresis Thiamine Titanium Dioxide Triglyceride Unleavened

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tuz, sodyum kloruru, maden tuzu; bir asit ile bir bazdan meydana gelen tuz; çoğ. mushil tuzu; tuzluk; lezzet, tat; nükte, hoş söz; k.dili, (informal) deniz kurdu; s. tuzlu; f. tuzlamak, tuz katmak, tuzda muhafaza etmek. salt a mine bir maden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. salto = sıçrama). Köpek ve kedi gibi hayvanların art ayakları üzerinde durmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Bir cins kısa cepken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gergin halatın yavaş yavaş gevşetilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavgacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü. 2. Devlet, hükümet. 3. Debdebe, tantana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate. reign. sovereignty. court. grandeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. sovereignty. sultanate. magnificence. state. rule. splendour. pomp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. dominion. authority. rule. sultanic rule. showy and luxurious way of life. magnificence. pomp. regality. regency. reign. royalty. show. throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Tek, yalnız. 2.Yalnız başına giden. 3.Temiz, saf. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hoplama, sıçrama, zıplama; vurma, çarpma saltatory s sıçramaya benzer; sıçrama kabili yeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. dik çatılı ufak ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kollu, büyük elektrik akımı anahtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch. circuit breaker. contact breaker. contactor switch. cutoff. cutout. shifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch. power switch. breaker arm. circuit breaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit breaker. switch. commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gezgin, yolculuk eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıçrayarak yürüyen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Hiçbir şart ve hiçbir kayda bağlı olmayan, mutlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. absolute mutlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2.Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzluca. saltishness i. tuzluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flip or somersault, with the feet coming up over the head and the body rotating around the axis of the waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An aerial flip or somersault in which the feet come up over the head and the body rotates around the waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leap / Jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Somersault, i e rotation around the axis of the hips.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flip , somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla havuzu; tuz ayırma kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güherçile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patates mayasından yapılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(bkz.Saltık).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz suyuna ait, tuzlu suda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla, tuz fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üşnan, çorak, dikenli çöven, bot. Salsola kali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzlu; denizi hatırlatan; keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has no backers or protectors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) aşırı duygusallık. schmaltz'y s. aşırı duygusal; dokunaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Altan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) ayrılık, müstakil olma; ferdi mülkiyet. in severalty (huk.) ferdi olarak (mülkiyet).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski, thou ile eceksin; (bak.) shall.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zabıta şefinin görevi veya hizmet süresi, (bak). sheriff.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kobalt ile boyanmış camın tozundan yapılan koyu mavi boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uygar Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellik, hususiyet; spesiyalite; ihtisas, uzmanlık; huk. mühürlü sözleşme. specialty of the house lokantanın spesyalitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli iş veya teşebbüs; gizlilik. by stealth gizlice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlice yapılan; sinsi. stealthily z. gizlice, sinsice, hissettirmeden, çaktırmadan. stealthiness i. gizlilik, sinsilik; gizlice yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. ikincil önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ast, alt; i., ing., ask. astsubay; ast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbiri arkasından gelen, ardıl, ardışık. subalterna'tion i. birbiri arkasından gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Anlaşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya bir prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kınlamaz, görüntü retinada tanı odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olarak kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Analşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kırılmaz, görüntü retinada tam odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olaraka kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. devamlı büzülüp açılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lutf» tan masdar) (c. taltîfât). 1. Lutf etme, bir iyilik ederek gönlünü alma. 2. (tıp) Yumuşatma, yumuşatacak bir ilâç kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratifying. rewarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rewarding sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تلطيف] ödüllendirme. 2.gönlünü alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altay.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu işlev, o sırada ekranda gösterilen teletekst sayfasını takip eden sayfaları kaydeder. Böylece bundan sonraki sayfalara doğrudan ve daha hızlı biçimde ulaşabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Altay’a özgü, Altay simgesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Daha küçük yapmak, hacmini azaltmak, küçültmek. Odaları ufaltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilmesi imkânsız, sabit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaramaz, zararlı; sıhhatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhatsiz, sıhhati bozuk; sıhhate zararlı fena; ahlâka zararlı olan; ahlâkı bozan. unhealthily z. sıhhate zarar verecek bir şekilde. unhealthiness i. sıhhatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. UralAltay dağlanna ait; UralAltay dillerine ait; Turanlı; i. UralAltay dil ailesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ur - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ur - altay.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Tüm VAIO sistemleri ile birlikte gelen yazılım paketi, herkesin AV-IT’nin tüm potansiyelinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için dikkatle seçilmiştir. VAIO için Adobe® Yazılım Paketi size fotoğraf ve video düzenleme sanatına hakim olmanız ve şirket içerisinde veya ötesinde kolayca dağıtabilmek için kendi PDF dosyalarınızı yaratmanız için gerekli araçları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vals; vals havası; (argo) kolay başanlan iş; f. vals yapmak. waltz through kolayca başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zenginlik, servet, varlık, para, mal; bolluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zengin, servet sahibi, varlıklı; bol. wealthiness i. zenginlik. wealthily z. varlıklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lordolatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. blandishment. blarney. cheap flattery. flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalkavukluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to toady to. to fawn on over. to lickspittle. bow and scrape. to stoop to conquer. cringe. curry favour. fawn on sb. flatter. grovel. toady. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, parlayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Işık, parıltı. 2.Kuyruklu yıldız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yaltır). Ayın ışıltısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. contribution. paper. tail. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing table. writing desk / table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recording. clerk. printer. scribe. scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. scribe. secretary. soldier who does the typing. screenwriter. scriptwriter. recording. professional writer. clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. scribe. copyist. transcriber. clerk secretary. penny-a-liner. recorder. sign writer. pattern designer. sign painter. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escritoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. office. office desk. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. a pity. a shame. what a pity!. what a shame!. pity. alas!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. shame. so much the worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. programme. software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım, bir program çalıştırılırken bilgisayar tarafından kullanılan talimatları içerir. Yazılım, resimlerin indirilmesi ve görüntülenmesini sağlamak için Sony dijital fotoğraf makineleriyle birlikte sağlanan bir aksesuardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling. method of writing spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. the way sth in written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be down for. enrol. be enroled. enroll. be enrolled. enter. go down. register. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written be registered. to be written. to be enrolled. to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written. to be enrolled in. to be registered in. to be enlisted in. to be signed on. enrol l oneself. matriculate. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthographic. orthographical. orthography. spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthography. spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling. act of writing. orthography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. correspondence muhabere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epigraph. inscription. legend. scripture. tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscription. tablet. inscription kitabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscription. epitaph. tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subterranean. subterraneous. underground. undersoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subterranean. underground. subsurface. under the earth. hidden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeraltı sularının kirliliğinin başlıca kaynakları lağım suyu tesisatı, lağım çukurları vb. ile kıyı bölgelerinde tuzlu su sızıntılarıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by