Amak ne demek? | Amak anlamı nedir? | Amak

Amak anlamı nedir?

Amak ne demek?

Amak anlamı nedir?

Amak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: amak

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. umk.). (bk.) Umk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعماق] derinlikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yasaklamak, yasak etmek, menetmek, yapmamak, muhalefet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük adım atmak. 2. Adımları fazla açarak ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steer a ship. to manage abnormal conditions. to master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek. 2. Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açkı vasıtasıyle parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mukaddes bir şahıs veya makama bir şey ahd ve nezretmek: Adaçayı Tekkeye kurban adamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow. offer. commit. consecrate. dedicate. devote. give up. wed. wed with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerektiği şekilde: Bu işi adamakıllı yapacak biri lâzım. Adamakıllı bir yol. Adamakıllı bir söz. 2. Pek fazla. Adamakıllı ıslandım, iş adamakıllı ihmal edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. thoroughly. fully. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoroughly. fully. substantially. carefully. painstakingly. crashing. greatly. heartily. really. roundly. supremely. vitally. in the worst way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adımla ölçmek, adım saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pace. to go apace. to measure by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Ad koymak, tesmiye etmek. 2. Ad takmak, lakap vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to be stupefied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. flabbergast. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

şaşkınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü, patırtı etmek, kıyameti koparmak. 2. Istemiyerek mühim bir sırrı ifşa etmek, ağızdan kaçırmak. 3. Ağzını bozmak, söğüp saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aforoz etmek, kiliseye kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to poison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkram ve izâz etmek, hürmet etmek. 1. Yavaşlamak, bataet ve teenni peyda etmek. 2. Kokuşmak, ağır kokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. entertain. wine and dine smb. dine. show hospitality. feast. fete. receive. regale. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put sb up. to show hospitality to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to extend hospitality. fête.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcome the difficult part of a job. to reach the entrance of a port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gülmenin zıddı olan fiili icra etmek, göz yaşı dökerek sesli veya sessiz olabilir. 2. Yeis ve matem etmek, ölüye ağlamak. 3. Yakınmak, şikâyet etmek. 4. Yalvararak istemek ve niyaz etmek. Ana ağlamak = Çok zahmet ve eziyet çekmek, pek mustarip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn on the waterworks. pipe one's eye. cry. weep. give a cry. mourn. pule. shed tears. snivel. wail. whimper. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewail. cry. wail. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weep / to whine. to cry. to sob. to wail. to mourn for. to lament. mourn. turn on the waterworks. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaintive. tearful. ready to cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. plaintive. plangent. tearful. weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her zaman ağlayıverecek bir görünüşü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağlar gibi olmak, yalandan ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yere yatıp yuvarlanmak (hayvanlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdaht kolası sürmek, cilâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahırlamak. (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağartmak, beyazlatmak, temiz etmek. 2. Bir beyaz nişan koymak, beyazla nişanlamak. 3. Pâk etmek, temize çıkarmak, yüzünü ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ak olmak, temizlenmek. 2. Bir dâvâ veya hesap sonunda temize çıkmak, beraet etmek, kurtulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. brighten. acquit. clear. absolve. exculpate. exonerate. justify. launder. purge. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolve. acquit. exonerate. to acquit. to absolve. to exonerate ibra etmek. to launder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquit. to clear. to discharge (of a liability. to release. to audit and verify accounts. to settle. to grant full discharge. to receipt. to acknowledge receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Aslı ağsamak olup «ağmak» tan). Bir ayağın kısa veya sakat olmasından dolayı sekerek yürümek, topallamak. (mec.) Eksik kalmak, ilerlememek, iyi gitmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limp. hitch. have a hitch. halt. hinder. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to hitch. to have a hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to have a hitch. to delay. to drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bütün günü bir işte veya bir yerde geçirip akşama ermek. 2. Akşam vakti bir yerde kalmak, akşamı orada geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay until evening. to spend the evening (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek görünüşünü değiştirmek, kamufle etmek: Uçaklara karşı alalanmış bir fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alevde kızartmak veya ütülemek. 2. Kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. sense. comprehend. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. to perceive. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense. to perceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El çırparak yüksek sesle takdir ve tahsin etmek: Halk, sanatkârı şiddetle alkışladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. cheer. clap one's hands. applaud. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. applaud. cheer. clap. to applaud. to clap. to acclaim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to applaud. to cheer. to clap for. acclaim. clap. to give a big hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Altmla kaplamak yahut yaldızlamak, tezhib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. mantık). Umumî bir mefhumun altında hususî diye alınan bîr şeye, yer vermek, idraç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altmış yaşına varmak, altmışlık olmak, altmış rakamına vasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. aim at. fasten on. purpose. will. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. to aim. to intend. to purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim at. to purpose. to intend. aim. plan on. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap. bundle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmek, kurnaz ve usta olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zahmetsiz ve usulsüz.olarak elde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to obtain by cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollect. relive. remember. think. to remember. to recall. to recollect hatırlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call to mind / to memory. recall. recollect. remember.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Muzari: Anlar. f. «an» dan). 1. Akıl erdirmek, derk etmek, zihin almak: Bu sözün mânâsını anlayamadım. 2. Tahkik etmek, araştırmak, öğrenmek: Vapurun ne vakit geleceğini anla da gel. 3. Duymak, sezmek, hissetmek, farkına varmak: Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir. 4. Bilmek, vâkıf ve Agâh olmak: İş anlar adam. Söz anlamak = Ferasetli ve insaflı olmak. Söz anlayan beri gelsin: Söz anlayan yok mu? Maksadımı anlatamıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understand. comprehend. figure out. get a grip. get a grip on. be knowledgeable about. see. get. feel. absorb. accept. appreciate. apprehend. ascertain. catch. catch on. click. compass. conceive. cotton on to. dawn on. deduce. dig. discern. discover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate. apprehend. catch. comprehend. deduce. dig. discover. fathom. follow. gather. get. grasp. infer. penetrate. perceive. read. realize. see. understand. to understand. to catch. to catch on. to get. to cotton on. to latch on. to follow. to grasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. to understand. to comprehend. to get. to find out. to realize. to appreciate. to see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ve ansılamak) (f.) (muzari: Ansalar). Taklit etmek, birinin taklidini yaparak kendisiyle eğlenmek. Soytarılık ve maskaralık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırmak, çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. lift. nick. purloin. sneak. swipe. to pilfer. to pinch. to crib. to collar. to walk off with. to walk away with. to filch. to lift. to nick. to snitch. to swipe. to rip sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to pilfer. to walk off with. snoop. waltz off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki şey arasında biraz açıklık meydana getirmek. 2. Seyrekleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave ajar. to open out. to space. to separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave ajar. to separate. to space. to open out. jar open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bulmaya çalışmak, araştırmak, cüst ü cû etmek: Kaçan atını arıyor. 2. İstemek, talebetmek: Hakkımı arıyorum. 3. Yoklamak, muayene ve teftiş etmek: Birinin ceplerini, üstünü aramak. 4. Ümit etmek, var zannında bulunmak: Bizde öyle şey aramal 5. Arzu etmek, bir şeyin olmasına çalışmak: Siz kavga arıyorsunuz. 6. Bakmak, kaydetmek, nazar-ı itibara almak: Ben öyle şey aramam. Arayıp bulmak = İsteyerek bir belâya duçar olmak. Çare aramak = Tedbir düşünmek. Gökte arayıp yerde bulmak = Umulanın haricinde olarak kolaylıkla maksada nail olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look for. search for. search. seek. try to find. seek for. hunt. miss. comb. comb out. gun for. hunt after. hunt for. hunt out. be on the look-out for. have a look-see. poke. quest. rout. rummage. scout about. scout around. seek after. be spoiling fo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look for. search for. search. seek. try to find. seek for. hunt. miss. comb. comb out. gun for. hunt after. hunt for. hunt out. be on the look-out for. have a look-see. poke. quest. rout. rummage. scout about. scout around. seek after. be spoiling fo. cal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search. seek. to look for. to seek. to search. to miss. to ask for. to inquire after. to drop in on. court. feel. feel after. inquire. look up. nose. pursue. quest. regret. root about. want.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Argaç atmak, atkılamak. 2. Sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyde ayıp veya kusur olmadığını bildirmek, tenzih etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Sırtına almak. 2. Bir kimseye yardım etmek, müzaheret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arşınla ölçmek. 2. Mesâha etmek. 3. Açık adımlar atarak çabuk geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the yard. march up an down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arda kalmak, en son bulmak. 2. Evlât ölümünden sonra yaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can ve yürekten istemek, temenni etmek. 2. Göreceği gelmek, özlemek, müştakı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust after. long for. want. have a yen for. aspire. hanker. lust for. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust. to desire. to wish. to long. to hanker. to lust after/for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to wish for. to long for. long. will. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inmek, düşmek, tenezzül etmek. 2. Kıymet ve itibardan düşmek, bayağılaşmak: Bu gazete pek aşağıladı. Kadir ve itibardan düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the wall. insult. humiliate. talk down. abase. belittle. pooh-pooh. scorn. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. affront. despise. insult. slight. snub. to run down. to snub. to despise. to degrade. to abase. to look down. to lower. to insult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degrade. to treat as inferior. to lower. belittle. humiliate. make a mockery of. scorn. kick in the teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asfaltla kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. tar. to asphalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to asphalt. to cover with asphalt. tarmacadam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşı» dan). 1. Çiçek hastalığına ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşı vurmak: Benim çocuklarımı falan doktor aşıladı. 2. Yabanî ağaca aşı vurmak: Armut kalemini ahlata aşılamalı. 3. (Su vesair içilecek şeyleri kuyu veya karda) soğutmak: Şerbeti aşıladınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccinate. inoculate. graft. bud. transfuse. pass on an ilness. inspire. suggest. engraft. envenom. fertilize. imbue. impregnate. indoctrinate. infect. infuse into. ingraft. instil. instill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. fertilize. graft. implant. inculcate. infuse. vaccinate. to vaccinate. to inoculate. to graft. to instil. to instill. to indoctrinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaccinate. to inoculate. to graft. breathe. implant. indoctrinate. infuse. inseminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aş» dan). Yemek yedirmek, Osm. it’Am etmek. (bk.) Aşılatmak, aşılamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Astar geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. to line. to prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to line. to apply an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.).Bir kimseyi bir işe vermek, tavin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. post. accredit. advance. assign. co-opt. commission. constitute. coopt. create. depute. deputize. designate. elect. install. institute. nominate. prefer. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. create. designate. name. nominate. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. to appoint. to nominate. commission. constitute. coopt. create. institute. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mekikle atkıyı atarak dokumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» dan). 1. At gibi kalkıp fırlamak, sıçramak. 2. Fışkırmak. 3. Geçmek, üstünden geçip bırakmak: Okurken iki satır atladı. 4. Aşmak, öteye geçmek: Şu dağı atlasak. Adım atlamak = Kuvvet yettiği kadar adım açarak sıçramak. 5. Bir engeli fırlayarak aşmak: Duvardan atlamak. Hendekten atlamak 6. Vakit kaybetmeden binivermek: Arabaya atlayıp geldim. 7. Yanılmak, aldanmak. Atladı gitti Genç Osman. Gazete falan haberi atlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. omit. dive. elide. grasp at. hop. hop on. leave out. miss out. snatch at. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. leap. omit. overlook. skip. to jump. to spring. to leap. to hop. to leave out. to omit. to skip. to fuck. to bang. to make. to lay. to score. to leap at. to jump at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. omit. skip. to jump. to miss. to catch. to omit. to slip. to leave out. to have intercourse with. gambol. get over. leap. surmount. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AVKIMAK (f.). Sıkıp ufaltmak, eğmek, ezmek ufalanmak, dağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av, sayd, şikâr etmek, Osm. istiyad etmek: Tavşan, keklik, balık avlamak, mec. Gözetmek, kovalamak, tasarruf etmek. Rüzgâr avlamak = Süratle hareket etmek, Osm. bâd-ı peymâ olmak. Sinek avlamak = Boş şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunt. shoot. fish. account. bag. chevy. chivvy. chivy. gun. hawk. kill. prey on. prey upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. hunt. pot. to hunt. to bag. to trap. to snare. to deceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hunt. to shoot. to deceive. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Yayı) kurmak, çarpmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Avcun içine almak, avuçla kavramak. 2. Bol bol almak. 3. Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ölçünün Aletlerini tam doğru ölçmelerini sağlayacak şekilde düzeltmek. 2. Makinelerin doğru çalışmasını sağlayacak şekilde yapılan düzeltme fiili: Rot ayarı, fren ayarı. 3. İşleri birbiriyle çatışmayacak şekilde düzenlemek. Fiyat ayarlamak = Eşyanın fiyatları arasında orantı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collimate. assay. adjust. regulate. calibrate. tone. trim. standardize. arrange. budget. draw up. fix up. gear. justify. lay on. measure. proportion. reset. scale. set. square. syntonize. time. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. arrange. contrive. coordinate. key. modulate. regulate. wangle. to adjust. to tune. to regulate. to fix. to set. to fix sb up. to supply. to get. to lay sth on. to chat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. calibrate. to regulate. to fix. to set. to adjust. to assay. to test. to gauge. to arrange. to put in order. calculate. condition. correct. focus. key. scale. secure. shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gece ayazında üşümek, gevremek. 2. Ayazda beklemek. 3. Üşümek, soğuk almak. 4. Boş yere beklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aydınlık olmak, aydınlığa kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayıklatmak, ayıklanmak, ayırtlamak, ayırtlatmak ve ayırtlanmak’tan galat. (bk.) Ayırtlamak vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. pick. comb out. weed out. clean out. grub up. pick over. sort. sort out. weed up. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. pick. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clean. to pick. to sort. to shell. comb out. expurgate. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adamın hal ve hareketini ayıp saymak. Tâyib etmek: Vakarını muhafaza etmeyen adamı ayıplarlar. Sizin öyle Adi eğlence yerlerine gitmenizi çok ayıpladıdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast reflection on smb. reproach. reprove. blame. chide. condemn. dispraise. fault. reflect on. reflect upon. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemn. reproach. to blame. to reproach. to criticize. to condemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blame. to vilify. to criticize. condemn. hold sth against sb. lash. reproach. sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklamak). 1. Tefrik ve temyiz etmek, ayırmak. 2. Bir şeyin iyi kısmını seçmek, intihap etmek, seçkinini ayırmak. Pirinci taşından ayırtlamak: Pek karışık ve müşkül bir işin içinden çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolaşmak, devretmek. 2. Yukarıdan aşağıya kaymak, düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Esir veya köle ve cariyeyi Azâd, İtaak etmek. 2. Çocukları okuldan salıvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkışmak, itap ve serzeniş etmek: Babam beni azarladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give the stick. give smb. hell. give smb. beans. rap smb. over the knuckles. tell smb. one's mind. call smb. over the coals. light into. give a piece of one's mind. peck at smb. reprimand. reproach. admonish. chide. scold. baste. bawl out. berate. b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chide. lecture. rebuke. reprehend. reprove. scold. upbraid. to scold. to rebuke. to reproach. to lecture. to reprimand. to tell off. to blow sb up. to tear sb off a strip. to take sb to task. to haul sb over the coals. to bawl sb out. to give sb a rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. slash. bawl out. berate. to give sb a bit of one's mind. blame. call down. carpet. castigate. chew up. chide. to take a person to cleaners. to haul sb over the coals. crab. dress sb down. flay. hold sth against sb. lambaste. lecture. let rip. li

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az görüp beğenmemek, istihfaf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regard as too little. to consider insufficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regard sth as too little to undervalue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreşte hasmın bacağını kendi bacağiyle sarıp yıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçirerek bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(M1Karşılıksız vermek, hediye ve ihsan eylemek, bahşetmek: Kendisine bir çiftlik bağışladı. 2. Alacağından vazgeçmek, sarf-ı nazar ve terk etmek: Birçok alacağım vardı lâkin bağışladım. 3. Ceza ve intikam istemekten geçip affetmek: Kabahatimi bağışladı. 4. (Cenâb-ı Hak) almamak, yaşatmak: Ne güzel çocuk Allah bağışlasın, anasına, babasına bağışlasın!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donate. give away. give to charity. pardon. forgive. excuse. have mercy. save. absolve. bestow. dispense. endow. grant. hand out. hand over. instate. kick in. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestow. condone. excuse. forgive. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forgive. to pardon. to donate. to make gift. to spare. absolve. contribute. dispense. excuse. give away. grant. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı: Bağmak). 1. ip ve ona benzer şeyleri dolaştırıp rabtetmek, düğüm yapmak: ipi bağlamak; İpi çiviye bağlamak. 2. İp ve ona benzer bir şeyle bir şeyi diğerine veya birkaç şeyi birlikte rabt ve bend etmek, bir araya getirmek: Demet bağlamak; ağacı hereğe bağlamak; hayvanı kazığa bağlamak; birinin ellerini, ayaklarını bağlamak. 3. Sarmak, sargı geçirmek: Başını, gözünü, yarayı bağlamak; başına mendil bağlamak. 4. Takmak, asmak, kuşanmak, kuşatmak: Bele kılıç bağlamak. 5. Kapamak, sed ve bend etmek: Kapıyı, suyun mecrasını bağlamak. 6. Hâsıl ve peyda etmek, edinmek: Ekin, tane, tohum bağladı; süt kaymak bağladı. Sular buz bağlamış; yara kabuk bağladı. 7. Kavuşturmak: Ellerini bağlayıp divan durmak. 8. Tahsis ve tayin etmek: Birine maaş, aylık tayinat bağlamak. 9. Yapmak, teşkil etmek: Saf bağlamak. 10. Toplayıp bohça ve denk etmek: Eşyayı bağlamış; yatakları bağlamışlardı. 11. Pranga ve zincire vurmak: Suçluları bağlamak usûlü kaldırıldı. Baş bağlamak = Bir yere mensup ve bağlı olmak, intisâb etmek. Başını banlamak = Bir işle uğraştırmak, işi vermek, Avârelikten kurtarmak. Evlendirmek. Bel bağlamak = Umld etmek, intisab etmek, hizmet arz etmek: Hizmetinize bel bağladım. Pamuk ipliğiyle bağlamak = Geçici bir tedbir ve çare bulmak. Sağlam kazığa bağlamak = Sağlamlaştırmak. Tatlı yerinde bağlamak = İyi netice vermek. Göz bağlamak = Sihir ve büyü etmek. Gönül bağlamak = Aşık olmak, sevmek, kendini bir şahsa, bir şeye, bir ümide vakfetmek. Yelken bağlamak = (Gemi) harekete hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixate. tie. bind. attach. fasten. connect. tie down. unite. conjoin. assign. affiliate. attribute. band. bandage. bond. brace. braid. clasp. colligate. concatenate. copulate. cord. couple. do up. engage. enthral. enthrall. fasten up. fix. grapple. g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. attach. attribute. bandage. bind. bolt. connect. fasten. hitch. lace. loop. obligate. tie. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assess. attach. bind. link. connect. mount. to tie. to attach. to connect. to bond. to wrap. to fasten. to bind. to couple. to gear. to join. to unite. to assemble. to pack. to hoop. to conclude. to link. to engage. to brace. to lock. to fix. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık gibi gerinip sıçramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balta ile (orman vesaire) kesmek: Bu ormanı hiç baltalamamışlar, bu ağacı baltalamalı. 2. Yıkmak, devirmek, harap etmek: Eski evi baltaladılar. 3. Kırıp geçirmek, berbat etmek. 4. Hacamat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. sabotage. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sabotage. to frustrate. to block. to strike with an axe. to hew down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bale. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bamako, Mali'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick with sticky tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven pilesi, kademe: Kırk basamak merdiven. Basamak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stair. step. order. digit. echelon. footstep. grade. ladder. pitch. place. rung. scale. tread. tread board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foothold. footstep. place. step. stair. round. rung. footboard. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off badly. to turn out crabs. fail. flap. flop. to fall through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «baş» tan). Başlamak. İşe, derse, yemeğe başladı. Daha başlamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begin. start. commence. get going. come on. cut along. enter into. enter on. enter upon. fall to. get. get to. go. go off. inaugurate. introduce. kick off. knuckle down to. launch. launch out. launch out into. lay down. get a move on. open. set about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begin. come. commence. initiate. originate. start. undertake. to begin. to start. to commence. to come on. to enter into. to fall to. to get cracking. to originate. to accede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin. to start. to commence. come into being. come on. embark. fire away. get down to. go ahead. inaugurate. introduce. lead off. to get a move on. open. rise. set in. set out. set out on. start off / out. take up. to get under way. weigh in. wire awa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette oynayıp titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: buzağılamak) (İnek ve emsali). Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan kesmek, zebhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. strangle. throttle. to throttle. to strangle. to choke. to cut sb's throat. to slaughter. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slaughter. butcher. strangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bohçaya sarmak, bohça içinde istif etmek, paket yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berbat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere hava, deniz veya karadan bomba atmak, topa tutmak, bombardıman etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. bomb. bombard. to bomb. to bombard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşlerden birinin diğerinden ayrılması: Karısını boşadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce. repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce. to divorce. to repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divorce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bırakmak, el çekmek, vazgeçmek, feragat etmek, terk ve ihmal eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let go. ignore. neglect. slacken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. to neglect. to abandon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neglect. to let alone. to let go. to let loose. leave in the cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya ile örtmek, lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boya sürerek veya boyaya batırarak bir renk vermek, Osm. telvîn etmek: Evi, esvabı, saçı boyamak: Göz boyamak = Aldatmak, iğfal etmek, sihir gibi bir hileyle kötü şeyi iyi gösterip iğfal etmek, kandırmak. 2. Şiddetle azarlamak, küfretmek: Adamı öyle bir boyadı ki, şaşa kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. dye. color. colour. decorate. engrain. imbrue. stain. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. to paint. to dye. to apply / to spread paint. to spray paint on. to daub paint on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boy kazandırmak, uzatmak 2. Boyuna ölçmek, Osm. tûlen mesâha etmek. Boyuna gitmek, uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get to. to arrive at. to make for. to end up in (an undesirable place. land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boynuz ile yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. horn. cuckold. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. to gore. to cuckold. to cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: Buğdamak), (ağaç ve bağın). Fazla budaklarını kesmek veya budaklarını kısaltmak: Ağaç, bağ budamak. mec. Asma budamak = Boş lâkırdı söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prune. trim. to prune. to trim. to lop. to cut sth back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prune. to trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buğuya tutmak, buğudan geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stew sth in a covered pot. to steam. mist over. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tütsülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulamak, bulaştırmak, kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to besmear. to bedaub. to smear. to cover with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll sth in. to besmear. to bedaub with. to smear. mix. malax. lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ateh getirmek, ihtiyarlıktan çocuk gibi olmak. 2. Alıklaşmak, söylediğini bilmez olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in one's dotage. become senile. dote. become a cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become senile. to reach one's dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Burgu ile delmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore sth with a gimlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Halk ağzında Bızlamak. (İnek ve emsali hayvanlar) yavrulamak, doğurmak: İnek, manda buzağıladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El, ayak oynatıp direnmek: Çamurun içine düşmüş çabalayıp duruyordu. 2. Çok çalışmak, uğraşmak, cehd etmek: Derse çabalıyor. Boş yere çabalama, o işi nasıl olsa başaramazsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. scramble. strive. endeavour. struggle. work. go for. exert oneself. go after. hump oneself. strain. strain at. study. tug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavour. labour. seek. strive. struggle. to endeavour. to strive. to struggle. to labour. to labor. to exert oneself. to make an effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make efforts. to strive. to struggle. endeavour. essay. labour. seek. shoot at. wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burble. gurgle. purl. ripple. warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇAĞILDAMAK (f.) (Su) kaynayarak ve köpürerek, taşlara ve kayalara çarparak düşmek veya köpürerek taşmak: Dağlarda sular çağlar; dere çağlayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burble. cascade. to burble. to murmur. to babble. to cascade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çakıl taşlarının gürültüsüne benzer ses çıkarmak: Cevizler çuval içinde çakıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalamak, (bk.) Çalkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. whip up. shake. shake up. slosh. swash. rinse out. rinse. churn. rouse. swill. swill out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. beat. churn. jiggle. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agitate. to shake. to rinse. to wash out. to beat. to vibrate. to float. churn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallayıp karıştırmak, savurmak: Buğdayı kalburun içinde çalkamak. 2. (bir kabı) Temizlemek için içinde su olduğu halde hızla sallayıp karıştırmak: Bardağı çalka, ilâç şişesini çalkamalı. 3. Ağzın içinde suyu hareket ettirmek, gargara yapmak: Ağızı çalkamak. 4. (mideyi) döndürmek. 5. (yalpa) Gemiyi sarsmak: Vapur bütün gün bizi çalkadı durdu. 7. (kuluçka tavuk) Yumurtayı oynatıp üstlerine oturmak. 8. Kayganalık yumurtayı döğmek: Yumurtayı iyice çalkamalı. 9. Yayıkta sütü döğmek. 10. (bozuk süt) Çocuğa dokunup zayıflatmak: Şu çocuğu süt çalkamış. 8. (oyuncu) Raksda debelenmek, göbek atmak: Dansöz çok iyi çalkıyordu (şimdi bütün bu mânâlar İçin çalkamak yerine çalkalamak kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agitate. to float. to rinse. to shake. to vibrate. to beat. to wash out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cam takmak, cam geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit with glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çamur sürmek, çamurla sıvamak. 2. (sular) Çamur getirip liman, menfez vesaireyi doldurmak. 3. mec. İtham etmek, lekelemek: İki el ile çamurladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Birbirine dokunan demir parçalarının gürültüsü gibi bir gürültü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazmak: Bağı vaktinde çapalayamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akıncılık etmek, yağma niyetiyle her tarafta at oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Enini boyunu ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cross obliquely. cross. interplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilgar ve akın etmek, düşman toprağında yağmacılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Carcar etmek, çok söylemek, gevezelik ve lafazanlık etmek. 2. Telâ111k etmek. 3. Tellâl vasıtasiyle ilân etmek, tellâl çağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Casusluk etmek, tecessüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevrek bir şey çatır çatır etmek: Hiddetinden dişleri çatırdıyordu, tahtalar çatırdıyarak yıkılıyor veya yanıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a crackling noise. crackle. creak. clack. clash. crack. crepitate. scrunch. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle. to creak. to chatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çat ederek büyük sesle yarılmak, ayrılmak: Cam çatladı. 2. Parçaları ayrılmayacak kadar kırılmak, yarılmak: Bu bardak çatlamış. 3. (dalga vs.) Kırılmak, paralanmak. 4. (hayvan) Çok yürümekten telef olmak: Yarı yolda atı çatladı. 5. mec. Hasetten, hiddetten, sıcaktan ve başka ıztıraptan telef olmak derecesine gelmek: Hasetciler çatlasın, sıcaktan çatlayacağız. 6. Çok ağlamaktan ölmek derecesine gelmek: Şu çocuk çatlayacak, meme verin. 7. Çok ağrımak, ıztırap içinde bulunmak: Başım çatlıyor, karnım çatlayacak. Alın damarı çatlamak = Haya ve hicap kalmamak, arsız, utanmaz olmak. Taş çatlamak = 1. Çok soğuk olmak. 2. Olmayacak şey olmak, imkânsız şey vuku bulmak: Taş çatlasa bu bahçe o kadar mahsul vermez. Çatlasa, patlasa = Her ne yapsa: Çatlasa da patlasa da bu işi yürüteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. split. craze. dehisce. burst. die of exhaustion. cleave. fracture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. fracture. to crack. to split. to fracture. to chap. to break. to burst with impatience. to die. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crack. to split. to burst with impatience. burst. disrupt. fracture. rupture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). «Cayır» sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yanan veya yırtılan şey gibi ses çıkarmak, cayır cayır yanmak veya yırtılmak. 2. Açılıp kapanırken acı bir ses çıkarmak: Kapı cayırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanı çayıra çıkarmak, çayır yedirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. reply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. eski Türkçe). Sabır ve tahammül etmek, acıya dayanmak, katlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. halk ağzında: çehizlemek). 1. Geline cihaz vermek, gelinin cihazını tedarik etmek ve hazırlamak. 2. (bir fakire) Muhtaç olduğu şeyleri vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkın haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cilâ vurmak, cilâ sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burnish. lacquer. polish. varnish. to polish. to shine. to finish. to burnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish. to varnish. to shine. burnish. polish. surface. veneer. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıngırak gibi keskin sesle ötmek, çıngır çıngır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çın çın ötmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tingle. tinkle. ting. jingle. din. ring out. buzz. clang. resonate. resound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clang. clink. peal. resound. ring. sing. tinkle. to tinkle. to clang. to clink. to chink. to ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give out a ringing or tinkling sound. to echo. clang. resonate. resound. ring. ting. tinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çıra koymak ve tutuşturmak, yakmak, alevlendirmek. 2. mec. Fesat karıştırmak, kötüleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Cırtlamak, cırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Böcek gibi cır cır etmek, zırlamak, ötmek. 2. mec. Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıtır çıtır ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilen parmak yahut ateşe atılan tuz yahut sıçrayan kıvılcım gibi şey, patlayıp ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşıcı bir şeyi avuç içinde sıkarak karıştırmak: Fıçının içindeki yağı cıvıklayıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bulaşıcı şey) Avuçlanarak veya basılarak karışmak: Çamur basıla basıla cıvıklanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ufak kuşlar veya piliçler). Ötüşmek, civ civ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirp. tweet. twitter. to chirp. to cheep. to chirrup. to tweet. to twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitter. to chirp. cheep. tweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yanarken veya kızarırken cızır cızır etmek, cızır cızır yanmak veya kızarmak. 2. Kalemin ses çıkarması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sizzle. to sizzle. to creak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cız ederek yanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok görmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar kazan gibi çokur çokur etmek takırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çoksumak). Çok görmek, kabûl etmemek. Osm. istiksâr etmek, kıyamamak. 1

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değnekle vurarak düzeltmek veya tozunu silkmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gayet büyük dalgalar geminin üzerinde çatlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cunbur veya cunbul sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Varil ve tulum içinde suyun oynayıp canbur cunbur etmesi. 2. Çok gürültü ve patırdı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başaramamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boob. to bag. to put in sacks. to fail. to flunk. to fluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fail the class. to fail sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kızgın demirle damga vurmak, kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. fire. sear. to brand. to cauterize. to sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brand. to cauterize. scorch. sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakmak, acıtmak, kavurmak: Isırgan daladı, ebegümeci daladı. 2. Isırmak, dişle koparmak: Ayı dalamış. 3. Vurup kapmak, yağma ve talan etmek, tutup esir etmek: Kız dalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (sonundaki k harfi sesli harf alınca ğ harfine çevrilir). «Dam» dan gelir. Ağzın damı mahiyetinde olan üst kısmı: Tadı damakta kalmak = Lezzeti iyi duyulmak, çok hoşa gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palatal. palatine. palate. roof of the mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palate. the roof of the mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damaklı iğne = Büyük bir çeşit olta iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Damga vurmak, damga ile işaretlemek: Binek hayvanlarını aldıkları vakit damgalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. mark. stigmatize. print on. seal. print. brand. impress. incuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. imprint. print. seal. stamp. to stamp. to mark. to seal. to print. to brand. to stigmatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix the seal. to stamp with a stamper. to cancel. to stigmatize. brand. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Damla damla akmak. Osm. takattür etmek: Gözlerinden yaş damlıyordu, tavandan yağmur suyu damlıyor. 2. Ansızın, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmak: Biz konuşurken o da damlayıverdi. 3. Az yağmak: Biraz yağmur damladı. Akmazsa da damlar = Çok gelmezse de bütün bütün de eksilmemiştir. Hiç yok değildir. Burnundan damlamak = Çok benzemek. Burnundan kan damlamak = Çok sıkıntı çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drip. drop. trickle. to drip. to drop. to dribble. to trickle. to turn up. to pop in. to blow in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drip. to turn up suddenly. distil. show one's face. trickle out. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek koymak, Osm. ittikâ ettirmek: Binaya bir destek dayamak, başına kolunu dayamak. 2. Bir şeye istinat ettirmek, alıştırıp durdurmak: Merdiveni duvara dayamak, arkasını ağaca dayamak. 3. Şiddetle vermek, teslim etmek, yollayıvermek, bırakıvermek: Gider gitmez bir acı kahve dayadılar, sabahleyin kendisine çocuğu dayarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base on. base upon. prop up. support. lean against. prop. recline. recline on. recline upon. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nestle. rest. to lean against. to set against. to rest. to base on. to thrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth against. to set sth against. to base sth on sth. prop. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. to store. to lay sth up. to lay sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. felsefe). Dışta bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

externalize. deport. exclude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

externalize. deport. exclude. coventry. to exclude. to externalize. to ostracize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parça parça kesmek, paralamak: Tahta, ekmek, et, soğan doğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. chop. cube. mince. saw. to cut into pieces. to cut sth up. to chop. to slice. to mince. to carve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut into slices or pieces. to carve. to chop to bits. to hack. to mince. to hash. to hackle. to cup-up. saw. take to pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğruyu söylemek, hakikati kabûl ve itiraf etmek: İşte şimdi doğruladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. confirm. corroborate. attest. certify. verify. affirm. avouch. bear out. correct. homologate. justify. predicate. substantiate. support. sustain. testify. vouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. certify. confirm. corroborate. substantiate. testify. to confirm. to verify. to affirm. to bear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. confirm. to verify. to corroborate. to confirm. attest. certify. confess. correct. own. predicate. vouch for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etrafına döndürüp çevirmek, sarmak: Başına bir şal, beline bir kuşak doladı. 2. Ağır ve zor bir işi birinin başına sarmak: Bu işi be nim başıma doladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. twist. whirl. rotate. coil up. cincture. coil. enlace. enwrap. lap. reel. reel up. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. weave. wind. wrap. to wind round. to encircle. to twist. to coil. to bandage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wind on to around. coil. curl. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish süslemek. tezyin etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to put in a file. to classify. to throw into the discard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Duman vermek, dumana tutmak veya asmak. 2. Bulandırmak, karartmak. Kafayı dumanlamak = Sarhoş olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lâkırdı söylerken tereddütle tutukluk göstermek, kesik kesik söylemek: Pek duraklayarak söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to stop. to hesitate. to waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. to pause. to come to a stop. to stop once in a while. to hesitate. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tereddüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. falter. hesitate. waver. to hesitate. to falter. to waver tereddüt etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate. blow hot and cold. demur. falter. haver. hum. oscillate. pause. vibrate. waver. whiffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duraklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to come to a stop. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse. rinse out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse. to rinse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rinse. to clarify. to percolate. to refine. to fine. to deposit. to clear. to clean. to settle. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başına ve yüzüne duvak örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. psikoloji). Duygusunu uyandırmak, duygulu hale getirmek, hislendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. to feel. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mermer gibi hâreli veya damarlı olarak boyamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir büyücüye kendini okutup büyülenmek, okunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write an invoice for. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. freshen up. freshen. draw a breath. draw breath. cheer. relieve one's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unburden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become spacious or airy. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vık, vıkiamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fıkır fıkır ederek sesle kaynamak: Su fıkırdadı. 2. Süratle ve her taraftan oynamak: Deniz şiddetle fıkırdamaya başladı. Karıncalar her taraftan fıkırdıyor. 3. Göz alacak surette parıldamak: Camekânın renkli camları güneşten fıkırdamaya başladı. 4. Hoppalığı sebebiyle yerinde duramamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşimek, mayalanmak. Osm. tahammür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Fırça ile temizlemek: Elbiseyi, dişleri fijrçalamak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırında kurutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bake. fire. to dry in an oven or kiln. to bake. to kiln-dry. to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in the oven to bake. to dry sth in an oven or kiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birdenbire uçup kuş gibi «fır» diye ses çıkararak atılmak, sıçramak: Yerinden fırladı, fırlayıp kolundan tuttu. 2. Bir şeyin bir kenarı kırılıp sıçramak: Bu tabağın kenarı fırlamış. Mermerin fırlayan yerlerini düzeltmeli. 3. Fiyatı artmak, çıkmak, yükselmek: Bu hafta zahire birdenbire fırladı. Borsada tahviller fırlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. hare. hurtle. jump. nip. plunge. soar. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump up. to rush. to protrude. to stick out. to soar. bound. fling. leap. pop out. shoot. take by storm. whisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlice bir şeyler söylemek, gizliden telkinde bulunmak, çok hafif sesle konuşmak: O adam kulaklarına bir şeyler fısıldadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ipek kumaşın hışırtısı gibi hışırtı etmek, hışırdamak: Canfes fistanı fışıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. whisper. to whisper. to breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whisper sth to sb. murmur. pig's whisper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hareket ederken fışır fışır etmek: Terlikleri fışırdıyordu. Su, çayırın üzerinde fışırdayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi bir kimsenin kulağına fısıltı halinde söylemek. 2. Gizlice haber vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşiyip kaynamak, mayalanıp kabarmak. Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızla ve ses çıkararak kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bubble noisily. to boil up. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo). Fos çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş). Gagasıyle vurmak, kakmak, mec. Horozlar gagalamak = Keyifsiz ve neşesiz olup sersem durmak: Seni horozlar mı gagaladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peck. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotfoot. travel. to smear with kerosene. to accelerate. to smear with paraffin. to step on the gas. to travel. to run away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear or sprinkle with kerosene. to accelerate an automobile. gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to cough. tickle. titilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gıcıklamak, kaşınmakla beraber yanmak. 2. Dişlerini gıcırdatarak çıkışmak, tehevvür etmek, hiddetlenmek, öfkelenmek, kızmak, birinin üstüne yürümek istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. grate. rasp. squeak. to creak. to squeak. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to creak. to squeak. to crunch. to chatter. to jar. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Git git gıdak sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluck. to cackle. to cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Birinin bazı yerlerine parmakla dokunup elinde olmadan gülmesini ve bir nevi sinir rahatsızlığını mucib olmak: Çocuğu çok gıdıklama bayılır (bunun doğrusu gıcıklamaktır). 2. mec. Teşvik etmek: Şeytan beni gıdıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickle. to tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gırıldamak, gırıltı. (bk.) Gurlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (tavuk ve hindi). Kabarıp kızmak, kudurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (karın). Gur gur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (karın) Gurultu etmek, barsakların gur gur şeklinde sesi işitilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rumble. growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarmıha germek, haç şeklinde bir tahtaya mıhlayarak asmak: Hıristiyanlar, Yahudiler’in Hazret-i Isâ’yı haçiadıklarına inanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to study hard. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakkından gelmek, galebe çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overcome. to crush. to suppress. to spoil. to eat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka biçimine sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pamuğu atmak, ayırıp kabartmak: Hallaçlar pamuğu okka ile hallaçlarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Karaib dilinden). İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ağ, ağ yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmaklık, budalalık: Hamâkat etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حماقت] ahmaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun müddet rahata alışmaktan zahmete dayanamaz olmak: At ahırda durmakla hamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamurla kaplamak, macunlamak: Tencerenin ağzını hamurlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Arapça harc’dan). 1. Sarfetmek, bozmak: O kadar parayı bir günde harcadı. Çok para harcıyor. 2. Birini isteyerek tehlikeye sokmak: O adam beni harcamak istiyor. Bozuk para gibi harcamak = Aynı mânânın mübalağalı şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. spend. expend. use up. lay out. waste. dally away. employ. exert. spin out. swallow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expend. lose. to spend. to expenditure. to expend. to lay sth out. to blow. to waste. to use. to use up. to sacrifice. to kill. to victimize. use up. to waste. to dispanse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend. to use to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yorulup pek bitkin düşmek. 2. (at) Huysuzlanıp doğru gitmemek ve gemden anlamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harlaşmak, harıltı, (bk.) Hırlamak vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Her birinden birer tane alıp takım yapmak üzere bir şeyin parçalarını takım takım eylemek. Harman etmek = Kitabın formalarını, tütün yapraklarını harmanlamak. 2. (hayvan) Bir daire üzerinde dönüp durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blend. collate. to go in circles. to turn in a wide circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. to blend. to collate. to gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to size. to dress with size or starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hışırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasır döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with matting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaynar suya daldırmak veya üstüne kaynar su dökmek: Çay, yumurta, makarna haşlamak. 2. istemeyerek kaynar su döküp yakmak: Kolumu fena halde haşladım. 3. Karınca ve böcek gibi haşarât ısırıp yakmak: Karıncalar ensemi haşladılar. 4. Fazla tekdir etmek, azarlamak, şiddetle paylamak: Kendisini fena halde haşladı. 5. Büyük zarar ve ziyana uğratmak; batırmak: Ortağım olacak adam beni haşladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call smb. over the coals. boil. scald. scold. give smb. a talking-to. baste. bawl out. berate. carpet. seethe. upbraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. scald. scold. to boil. to scald. to scold. to tell sb off. to blow sb up. to give sb a rap on/over the knuckles. to tear sb off a strip. to haul sb over the coals. to tick sb off. to bawl sb out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to cook in boiling water. to scold. bawl out. berate. to give sb a bit of one's mind. let rip. rap. scald. seethe. to jump down one's throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen a wall with horizontal timber-ties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hatırda tutmak, unutmamak: O vak’ayı pek güzel hatırlıyorum. Öyle. bir şey söylediğinizi hiç hatırlamıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remember. recall. recollect. call to mind. call up. recapture. recur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollect. remember. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remember. to recall. to recollect. bethink. call to mind / to memory. call up. look back. mind. reminisce. reproduce. think of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köpek bağırmak, hav hav etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bark. woof. yelp. yap. bay. howl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark at. to bark. to bay. to woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark. to bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tamir maksadıyla gemiyi havuza almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hay huy ile hayvanları yürütmek, yürütmeye çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıncı, çapulcu, yağmacı, haydut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Sürüp akın etmek, hay huy diye bağırarak hücum etmek. 2. Sürüyü gütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hay huy diyerek gürültü ile sürmek: . Hayvanları hayladılar. Haylamak = Ehemmiyet vermemek, mühimsememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hazır etmek, Osm. tehie etmek: Aşçıya söyleyin, yemeği hazırlasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip. prepare. make ready. arrange. coach. concoct. engross. groom. knock up. lay. lay out. set. set by. stage. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. dispose. do. fit. get. install. lay. make. prepare. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setup. to prepare. to make ready. arrange. brew. to compile a catalog ue. coach sb for an examination. equip. fit. forearm. get. set. square away. tailor. tee up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takdir ve tahmin etmek, düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckon. calculate. compute. figure out. check out. work out. cipher. count up. discount. foot. foot up. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. estimate. reckon. to calculate. to compute. to reckon. to figure out. to work sth out. to take into account. to take into consideration. to plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. to calculate. to weigh the advantages against the disadvantages of. to estimate. to project. to take sth into consideration. to make a calculation. to work out the figures. figure. figure out. rate. scale. take stock. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozguna uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hım hım ederek söylemek, burundan söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Hırıltı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Hırlaşmak, hırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hır etmek, göğüsten sesle nefes almak veya uykuda horuldamak. 2. Sebepsiz yere kavga etmek, rahat vermeyip kavga çıkarmak istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snarl. snarl at. growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snarl at. to rail at. growl. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert ve kısık bir ses çıkarmak: Göğsü hışıldıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert bir kumaş, kâğıt vesaire oynadıkça hışır hışır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rustle. crackle. sough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

align. to align.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine bolca vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hafiflikle ve birdenbire sıçramak, atılmak: Çocuk gibi hopluyordu. 2. Birdenbire oynamak, helecana gelmek: Yüreğim hopladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. hop. caper. cavort. gambol. jig. leap. prance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. caper. gambol. hop. skip. to hop and jump about. to palpitate. to get excited. to jump up and down. to bounce. to bound. to skip. to hop. to gambol. to caper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump. to skip along. to start. to be started. leap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hor ve hakir tutmak veya kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Uyurken boğazdan kalın sesle horhor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore. to despise. to look down upon. to hurt feelings. to snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snore. to treat sb contemptuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halk inanışına göre günahkâr adam mezarda canlanıp azap çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and haunt people. to arise again. to rise from the dead/grave. to rise again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and hunt people. to rise again. return from the dead. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyurken horul horul ses çıkarmak, horlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırlayıp atılmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Günlük, su.

Hazırlanışı : Küçük bir parça günlük havanda iyice dövülür. Aç karnına yarım kahve kaşığı yenir. Üzerine 1 bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ih diyerek deveyi çökertmek. 2. Ih diyerek yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kocamak, ihtiyar olmak: Görüşmeyeli çok ihtiyarlamışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkıntı altında zahmetle nefes almak. 2. Nefes bunalır gibi ağlamak. J. Çok zahmet ve meşakkat altında bulunmak, yük altında ezilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), ilâç sürmek, püskürtmek, sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfect. medicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine. to medicate. to disinfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine to. to apply disinfectant to. to apply insecticide to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (at) Başıboş olarak dörtnala gider gibi koşmak. 2. (atlar) Koşup her tarafa yayılmak. 3. Çapul için atla hücum etmek, at koşturarak her tarafa vurup geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapul için düşman toprağına akın etmek, akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bir yazılı kâğıdın) Altına kendi ismini yazmak, ismini yazarak kabûl ve tasdik etmek: Yazdığın senedi imzaladım. Mazbatayı imzalamak istemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. put signature to. autograph. underwrite. sign one's name. subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratify. sign. to sign. to ratify. to autograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin olacağını uzak görmek, olacağını tahmin etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yerinden oynatmak, kımıldatmak, sallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarkı ve türkü söylemek, tegannî etmek, nağme ile okumak (sanat musikimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karanlık içinden ışık ortaya çıkmak, aralık aralık parlamak, yalabımak: Şimşek ışılıyordu. Gözler ışılamak = Hiddet belirtisi göstermek (bugün eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Işıl ışıl parıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. flash. light. scintillate. shine. to gleam. to shine. to glow. to flash. to glitter. to twinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shine. to gleam. to sparkle. to twinkle. coruscate. glimmer. glint. glitter. scintillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Islatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birine ıslık çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whistle jeeringly at. to hiss sb. catcall. to hiss down. hiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin yapılması için o işlerle uğraşan birini vazifelendirmek: Masayı, marangoza ısmarladım. 2. Kendi hesabına başkalarına yedirip içirmek: Dün akşam arkadaşlara yemek ısmarladım. 3. Emanet etmek: Allahaısmarladık = Allah’a emmanet ettik. 4. Bir işin yapılmasını başkasına havale etmek: Acele etme, sana ısmarladığım şeyler var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. place an order. give an order. have it made. treat smb. to smth. stand treat. treat. bespeak. commission. place. send away for. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to order sth from. to have sb get sth. to have sb make sth. to treat sb to (food , drink. to entrust sth to sb. bespeak. to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blab. to inform on. to tell on sb. to squeal. to snitch. to peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform on. to squeal on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Ar. «kabâle» den). Toptan satmak, bir şeyi teferruatıyla beraber götürü satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sell in lump. to grab. to seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mısır unundan yapılan bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Firar eder gibi davranma: Kaçamak göstermek. 2. işe gitmeyiş, tatil: O, ara sıra kaçamak ediyor. 3. Bahane, vesile, özür: Bir kaçamak yolu bulmak. 4. Kaçacak yer, Ar. melce, melâz. 5. Otlaklarda hayvan sığınağı, küçük ağıl. 6. Çobanların yaptıkları haşlanmış mısır unundan ibaret bir çeşit yiyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. evasive. furtive. running. salvo. stealthy. surreptitious. casually. subterfuge. evasion. escapade. run. hanky-panky. loophole. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. furtive. shift. subterfuge. extra-marital affair. extra-marital escapade. pretext. excuse. loophole. refuge. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subterfuge. pretext. evasion. escape. opportunity. equivocation. escapade. loophole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evet ve hayır demeden ve her iki tarafa da çekilebilen cevap veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive. elusive. vague. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look for an excuse to avoid doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sert bir gürültü ile yıkılmak. 2. Harâb olmak, çok eskimek, gevşemek. 3. mec. kocayıp bitkin olmak, ihtiyarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kakıp durmak, itelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to defecate. to go potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (kuru şeyler) Birbirlerine temas ederek kuru bir ses çıkarmak, kakır kakır etmek: Bu cevizler ne çok kakırdıyor. 2. mec. Çok üşümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi ve kayığı). 1. Kalafat etmek, tahtalarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürmek: Gemiyi iyi kalafatlamış. 2. mec. Sahtelendirmek, düzgün sürmek, boya vesaire ile kusurları örtmek: Yüzünü kalafatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi veya kayığı). Kalafat ettirmek, kaplama tahtlarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürdürmek: Şu kayığı kalafatlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caulk. to repair. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Bakır kapkacağa) Kalay sürmek, yüzlerini kalayla örtüp beyazlatmak: Kalaycı, bu bakırları iyi kalaylamadı. 2. mec. Sathî ve esassız surette süslemek. 3. mec. Paylamak, ağzına geleni söylemek, küfretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tin. to swear. to curse. to swear like a trooper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tin. to swear at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalburdan geçirip elemek, kalbur kullanmak: Şu buğdayı, şu kömürü kalburladınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sift. to screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirmek, kalıba koyarak şeklini düzeltmek veya genişletmek: Şu şapkayı iyi kalıplamadı; çizmeyi kunduracıya götür de kalıplasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to block. to mould.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. to split with a wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekserin (demir çivinin) ucunu perçin etmek. mec. Ekserini kımamak = LAkırdısını ağzına tıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kamçı çalmak, kamçı ile vurmak: Hayvanlarını kamçılayıp duruyordu. 2. mec. Rüzgâr veya yağmur yüze çarpmak: Şiddetle yağan yağmurlar hepsinin yüzlerini kamçılıyordu. 3. mec. Bir işi yürütmek, kovalamak, takip etmek, sür’atlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hop up. whip. lash. flagellate. flog. horsewhip. leather. scourge. sjambok. slash. swinge. tan. whip up. welt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birch. scourge. stimulate. whip. to whip. to flog. to lash. to scourge. to stimulate. to lash sb. to whip up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whip. to flog. to flagellate. to increase / to raise to a higher pitch. cut. flaggelate. horse. horsewhip. lash. stimulate. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanı akmak, yaralanıp kan çıkmak: Burnum kanadı. Kimsenin burnu kanamaksızın = Savaşsız, kavgasız, patırtı çıkarıp kimseyi üzmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kancayı atıp tutmak, takmak. 2. mec. Musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to grapple. to pester. to pick on. hook up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka halka ve çörekleme toplamak: Halatı, teli, kurşun boruyu kangallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coil sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used/accustomed. to be inured. to be sick/tired of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become inured to. to become surfeited with. to become sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kan dökmeye meyli olmak. 2. Bir şeyi yapa yapa alışmak: Dövmek kâr etmiyor, kanıksamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. verify. show. be contented with. substantiate. attest. attest to. aver. certify. demonstrate. document. establish. evidence. shore. stamp. stand. make smth. stick. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attest. establish. prove. substantiate. testify. witness. to prove. to demonstrate. to attest. to establish. to substantiate ispat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. argue. attest. bring home. show. substantiate. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accept sth as evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanlı etmek, kana boyamak: Ellerini, üstünü, yüzünü kanladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açık bir şeyi, bir deliği kapalı etmek: Kapıyı, pencereyi, deliği kapamak. 2. Bir şeyin kapısını veya kapağını örtüp kapalı hâline koymak: Evi, dükkânı, sandığı, kutuyu kapamak. 3. Örtmek, saklamak, üstüne perde veya örtü çekmek: Yüzünü kapamak. 4. Kesmek, tıkamak, geçilmez ve işlenmez hâle koymak: O yolu kapamışlar. Yıkılan bir kaya, caddeyi kapadı. 5. Bir yerin içinde kapalı tutmak, çıkarmamak; hapsetmek: Suçluyu hapishaneye kapamışlar. Şu tavukları kapamalısınız ki, bahçede zarar vermesinler. 6. İşletmemek, battal etmek: O fabrikayı kapadılar. Çarşıda bir lokanta açmıştı, lâkin bir ay geçmeden kapadı. 7. Sözünü etmemek, bahsinde geçmek: Orasını kapa. Güzel bir bahis açmışken hemen kapadı. 8. Doldurmak, Osm. imlâ etmek, kuyu ve hendek gibi çukur bir şeyi örtmek, körletmek: O kuyuyu, o hendeği, temel yerlerini kapadılar. 9. Açık bir hesabı doldurmak, mahsûb ederek tesviye etmek, ilişik bırakmamak: O hesabı kapadık. Alacağını vereceği ile kapadı. 10. ihtikâr maksadıyla biriktirmek: Buğday fiyatının çıkacağını anlayıp vaktiyle külliyetli miktar kapamış. Göz kapamak = 1. Uyumak: Bütün gece göz kapayamadım. 2. Görmezliğe gelmek, müsamaha etmek: Bazan ticarette göz kapamak zarurîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. dam. shut. to close. to shut. to block. to obstruct. to cover. to fill. to turn sth off. to switch sth off. to lock in. to confine. to close. to hang up. to hush up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power off. switch off. turn off. to shut. to close. to plug up. top up. to block. to obstruct. to cover. to conceal. to hide. to obscure. to veil. to close down. to shut down. to suppress. to abolish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Her tarafını çevirmek, ortaya almak: Bir bulut ufku kapladı. 2. Örtmek, üstüne zar çekmek: Duvarları kâğıtla kapladı. 3. Kap geçirmek, sarmak: Cildi bozulmasın diye kitabı kâğıtla kaplıyor. 4. Bir şeyin dış yüzeyini koymak, dıştan örtmek: Ahşap evleri tahtayla kaplarlar. Gemileri saçla kaplarlar. Rutûbet geçmemesi için kârgir duvarlara tahta kaplamalıdır. 5. Yüze astar veya kürk yahut kürke yüz ve yorgana çarşaf geçirmek, bir şeyin üzerine diğer bir şey dikmek: Bu kürke ne renkte yüz kaplamalı? Bu cübbeye ince bir kürk kaplamalı. Yorgana çarşaf kapladım. 6. Madenî bir şeyin üzerine daha değerli bir madenden ince bir zar geçirmek ki, şimdi galvanizasyon yoluyla oluyor: Demir ve tunca altın ve gümüş kaplayarak hâlis altın ve gümüşten farksız şeyler yapıyorlar. 7. Her tarafa yayılıp umumîleşmek: Onun şöhreti Alemi kapladı. 8. içine almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. line. face. plate. veneer. bestrew. canopy. carpet. case. clothe. coat. encrust. envelop. fleece. incrust. infest. overgrow. overlap. overspread. overwhelm. revet. sheathe. sheet. shield. smother in. smother with. suffuse. take. thread. wreath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cake. cap. carpet. cover. drape. encase. envelop. face. fill. pack. pervade. smother. wreathe. to cover. to cake. to coat. to plate. to face. to surround. to include. to comprise. to veneer. to crown. to envelop. to fill. to pervade. to take up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover. to cover completely. to plate. to coat. to veneer. to spread over. to envelop. to encase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Sınırları içine almak, şâmil olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprise. cover. contain. include. blanket. compass. comprehend. embrace. encapsulate. enclose. encompass. implicate. incapsulate. inclose. be inclusive of. involve. span. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contain. count. embrace. imply. include. involve. refer. relate. to comprise. to contain. to include. to involve. to cover. to embrace. to encompass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enclose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Siyahlatmak, siyah etmek, Ar. tesvîd: Duvarları kömürle karalamışlar. 2. Yazı öğrenmek için çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. scribble. scratch. scribble down. scrabble. draw. bedaub. besmear. besmirch. blemish. blot out. breathe upon. calumniate. chalk out. dash. dash down. dash off. denigrate. doodle. line through. pollute. rule smth. out. scandalize. score out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. libel. scrabble. scrawl. scribble. slander. smear. to scribble. to scrawl. to cross sth out. to cross sth off. to draft. to sketch out. to blacken. to slander. to slur. to smear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deface sth with drawings or scribblings. to cross out sth written. to slander. to draft. to sketch out. bedaub. cross out. scrabble. scratch. scratch out. scrawl. scribble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karar vermek, düşünüp neticeye varmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estimate roughly. to make a rough estimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carburize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lânetlemek, lânet ve nefret okumak, beddua etmek (terk edilmiş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kargamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemiler). Karın karına gelmek, yan yana gelip dokunmak: Vapur rıhtıma karınlamıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull up alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karışla ölçmek. Alın karışlamak = 1. Beğenmek ve övmek, Aferin okumak. 2. Meydan okumak: Bunu yapabilecek adamın alnını karışlarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the span of one's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f,). Kar yağmak, hava kar yağışına dönmek: Hava karlayacağa benziyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karşısına çıkmak, Osm. istikbâl etmek: Misafirleri karşılamaya gitti. Kendisini sokak kapısında karşıladı. 2. Karşı ve sert cevap vermek; karşı durmak, dik gelmek: İnsan, kendisinden büyüğünü, haksız bile olsa, öyle karşılamamalır. 3. Bir soruya bir cevap vermek: Bana o suali soracağını bildiğimden dolayı böyle karşıladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. greet. welcome. answer. provide. satisfy. supply. make amends. compensate. counterbalance. counterpoise. countervail. fulfil. fulfill. provision. recompense. recoup. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensate. counter. cover. face. fill. greet. meet. receive. respond. salute. satisfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go to meet. to welcome. to cover. to pay. to be enough for. to meet a need. to respond to. to react to. to remedy. to prevent. correspond. countervail. face. front. greet. offset. take. to be up against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvana kaşağı sürmek, kaşağı ile temizlemek, tımar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüzük taşını halkaya takmak, yüzüğe taş takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (pamuk ipliği vesaireyi) Ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanları bir sırada dizip katar yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katılaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kumaş vesaireyi kat kat bükmek, bükerek sarmak, devşirmek: Kumaşı, elbiseyi, çamaşırı katlamak, kâğıdı ikiye katlamak. 2. İki kat etmek, tekrarlamak: Çifti İki, üç kere katlamak, tarlayı iki, üç kere sürmek. 3. Hamuru ince açmak, yufka yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. pleat. bend. crease. crimp. double. drape. enfold. fold down. infold. shut. tuck. tuck up. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. crinkle. double. fold. punish. slaughter. tuck. turn. wrap. to fold. to pleat. to walk over sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fold. to fold up. crumple. enfold. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katran sürmek: Yere çakılacak kazıkları çürümemesi için katranîamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tar. to cover with tar. to pitch. to caulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabarıp parça parça dökülmek, şişip etinden ayrılarak düşmek: Yüzü kavladı, yılanın derisi kavlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zor ve şiddetle tutmak, kapmak, yakalamak, bütününü avuç içine almak: Portakalın birini kavradı. 2. Sarmak, etrafını almak, çevirmek, içine almak: Sızılar vücudunu kavradı, ateş mahalleyi kavradı. 3. Anlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. understand. absorb. comprehend. fathom. seize. grasp. get a grip. hold. apperceive. appreciate. apprehend. bite. catch. catch on. clasp. clench. clip. clutch. come home. conceive. cup. dawn on. digest. discern. get. get hold of. grip. latch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. bite. catch. clasp. clutch. comprehend. digest. fathom. grasp. grip. perceive. read. realize. see. seize. snatch. to comprehend. to understand. to apprehend. to grasp. to seize. to grip. to bite. to snatch. to clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grab. clasp. to comprehend. to grasp. to seize. to conceive. to clutch. crabbing. to engage the clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (koza demek olan «kavza»dan). Kabarmak, üfürülmek, kabarıklar peydâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı bir şey ateşte fıkır fıkır etmek, Osm. galeyân eylemek, cûş ve hurûşa gelmek: Bu su kaynadı mı? 2. Kaynar suyun içinde pişmek: Bu et daha kaynamadı. 3. Şişip kabarmak, ekşimek, Osm. tahammur etmek: Şıra kaynamaya başladı, midesi kaynıyormuş. 4. Yerden şiddetle fışkırmak, Osm. feverân etmek: Yerden su kaynıyor. 5. Çok bulunup kaynayan su gibi hareket etmek: Bu dolapta karıncalar kaynıyor. 6. Birleşmek, yapışmak: Kırılan kol kemiği kaynadı. 7. Gizlice ve el altından düzenlenmek: Burada bir iş kaynıyor. 8. Rahat durmamak, Osm. cûş ve hurûşta olmak, deprenmek: Deniz kaynıyor, bu adam kaynayıp duruyor. 9. Suyun içinde batmak, denizin dibine inmek: O koca gemi beş dakikada kaynadı. 10. Mahvolmak: Bizim paralar kaynadı gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. broil. crawl. seethe. to boil. to ferment. to effervesve. to burn. to sour. to surge up. to seethe. to swarm with sb/sth. to teem with. to crawl with. to be alive with. to abound in/with sth. to knit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to ferment. to surge up. to seethe. to swarm. to teem. to knit. to become welded. to be wasted. gate crashing. bubble. stew. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaypımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. jeoloji) (büyük bir dağ parçası) Yerinden kopup kütleler halinde geniş bir yüzeye yayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa vurmak, kazık cesasıyle idam etmek. 2. mec. Alışverişte aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do smb. brown. take for a ride. cheat. overcharge. skin. bunco. chisel. clip. fleece. fob. fob smb. off. gouge. have smb. on. jew. nick. put it on. put it over on. rook. sell. soak. sting. stuff smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bamboozle. cheat. con. do. dupe. fleece. fob. foist. fox. overcharge. soak. to stake off. to stake out. to deceive. to cheat. to have on. to do. to con. to overcharge. to soak. to screw. to fleece. to rip sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enclose with palings. to impale. to swindle. to cheat. mulct. rip off. rook. sell. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıdıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)1. İpekli şeyler hışhış etmek. 2. Silâhlar birbirine dokunarak şakırtı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (koyun) Terslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). 1. «Kıkır kıkır» diye ses çıkarmak. 2. (argo) Ölmek. 3. Fazla üşümek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. chortle. chuckle. giggle. titter. to giggle. to chuckle. to chortle. to titter. to cackle. to freeze. to be very cold. to die. to croak. to pop off. to kick the bucket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to giggle. to be freezing. chortle. titter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bileği taşına sürüp kılağısını alarak, keskinliği artırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin evlenmesine aracılık etmek, iki tarafı uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in a case or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teprenmek, az oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir one's stumps. move. stir. budge. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. stir. to move. to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. to budge. move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Beğenmediğini bildirmek, Osm. zem ve takbîh etmek, tenkid etmek. 2. Eğlenmek, istihza etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast reflection on smb. blame. condemn. reproach. disapprove. reprove. castigate. censure. decry. denounce. fault. remonstrate. reprimand. reprobate. slate. stigmatize. strafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censure. condemn. denounce. rap. to condemn. to censure. to reproach. to blame. to reprimand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to condemn. to censure. castigate. criticise. decry. fault. lash. rap. reproach. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kılıca kın yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpırdanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. shove. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budge. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kiraya vermek, Osm. İcâr etmek: Yaptırdığınız dükkânları kiraladınız mı? 2. Kira ile tutmak, Osm. İstîcâr etmek:,. Kış için bir ev kiralayacağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease. rent. hire. buy. charter. hire on. job. tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. hire. let. rent. take. to let out. to let. to hire out. to rent out. to rent. to rent. to hire. to charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rent. to hire. to let. to lease to. to rent from. to charter from. arrent. buy. charter. estate out. to let on hire. to take on hire. hire out. job. to grant a lease. let out on hire. let out on lease. to let for rent. to take a rent. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırbaçla vurmak, kırbaçla dövmek: Ceza vermek maksadıyla kendisini meydanda kırbaçladılar. 2. Kırbacı sallayarak ve şaklatarak hayvanları yürütmek: Bu hayvanlar, kırbalamadıkça yürümez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flog. lash. scourge. whip. to whip. to flog. to scourge. to lash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slash. flaggelate. horsewhip. scourge. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırk günü doldurmak: Loğusa kırklamayınca dışarı çıkmaz; yeni doğan çocuk kırkladı mı? 2. Çok pis bir kabı tekrar tekrar yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ufaltmak, doğramak. 2. Elbise, kâğıt vesaireye kırmalar yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaçlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip one's wings. limit. restrict. restrain. bound. circumscribe. constrict. cramp. hedge. hedge about. hedge around. hem in. inhibit. qualify. stint. tie down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. cramp. to restrict. to limit. to cramp. to put under restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı. 2. Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar. 3. İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kış olmak, kış hükmünü yerine getirmek, soğuk olmak: Hava kışladı. 2. Kışı geçirmek: Bu sene galiba köşkte kışlayacağız; koyunlarınız nerede kışlıyor? Osmanlı devrinde şark ordusu ekseriya Erzurum’da, garp ordusu Belgrad’da kışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winter. to spend the winter. to winter. to become winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set in. to winter (somewhere. winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıtır kıtır diye gevrek bir ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazla bükülüp buruşmak, buruşup toplanmak: İplik kıvrıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılaştırmak, mukayese etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check against. class with. equate. parallel. set against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compare. to make an analogy. deem. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sail along the coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlamak, Osm pîr olmak. «Kocalmak» dan daha doğrudur: Gönül kocamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow old. age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to age. to grow old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. codify. to code. encode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encode. to encode. to code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (atlı: kokulamak). Burunla nefet çakarak bir şeyin kokusunu almak, kokuıunu duymaya çalışmak, buruna götürüp kokuıunu çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. sniff. nose. nose around. snuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nose. smell. sniff. to smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell. to sniff. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt olmak, parasız kalmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor. 2. Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. teshil etmek. 2. Sonuna yaklaştırmak: Bu işi kolayladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish most of a job. to finish the hardest part of a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Araştırmak, yoklamak, sormak, hâtırını sormak. 2. Sahip çıkmak, korumak, himaye etmek, kayırmak: Onu falan zât kolluyor. 3. Beklemek, gözlemek: Fırsat, vakit gözetmek (en fazla bu üçüncü mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. to watch. to search. to protect. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to look out for. to be on alert for. to protect. to look after. to scan. to observe carefully. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koltuğuna girmek, kolundan tutmak. 2. Yüze karşı övmek, dalkavukluk yapmak, komplimanda bulunmak, Osm. müdâhene eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trick sth under one's arm. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Misafirliğe kabûl etmek, mihmandarlık etmek, ziyafet çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay overnight. to put up as guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to fasten (using a hook and eye. hook in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. to copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Bir harita ve taslaktaki noktaların kotlarını koymak, râkımlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put down the elevations of places on a map. to show the dimensions of things on a plan. to spell out a word using the first letters in the name of cities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arkasına düşmek, arkasından gidip tutmaya çabalamak, takip etmek: Haydutları hududa kadar kovaladılar; tazı, avı İnine kadar kovaladı. 2. Bir şeyin arkasına düşmek, elde etmeye çatışmak, aramak: Bir iş kovalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. run after. pursue. give chase. drive. follow up. hunt. run out. tag. tag after. tag along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. pursue. to chase. to pursue. to run after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chase. to try to catch or get. to pursue. make after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı. 2. mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir). 2. Denizde yüzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (dişi eşek) yavrulamak (bazen kısrak hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çocuğu kundağa sarmak, çocuğunu yıkayıp kundakladı. 2. (kadın başı) Sade yemanî ile ve saçlarını yemenînin içine toplayarak bağlamak. 3. Kasten yangın çıkarmak, sabotaj yapmak, sabote etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swathe. bundle. instigate. sabotage. set fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to. to wreck. to sabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to a place using a bundle of oily rags. to sabotage. to wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaşımak, tahriş etmek. 2. Ellemek, karıştırma; ötesine berisine dokunmak: Onu çok kurcalamayın. 3. Azdırmak, tahrik etmek: Çıbanı kurcalamak, kurcalaştırmak iyi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritate. tamper with. tamper. drag up. go round. monkey. monkey with. poke. poke up. rake up. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. scratch. tamper. to tamper with. to monkey with. to meddle with. to toy with. to fiddle with. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to rake sth up. to talk about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to jimmy or pry open. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to dwell on (a matter. fiddle about with sth. monkey about with sth. tamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurşunla kaplamak, kurşunla örtmek. 2. Kurşunla damgalamak: Gümrükte bazı malları kurşunlarlar. 3. Kurşunla vurmak: Dün gece bir adamı kurşunlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with lead. to lead with a lead seal. to shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaş ve ıslak bir şeyi silip kuru etmek, silmek. Yıkandıktan sonra saçınızı iyice kurulanmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to wipe dry. mop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guruldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşakla kuşanır gib bağlamak, sağlamlaştırmak: Binayı demir lamalarla kuşaklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brace. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mes’ut bir hâdise dolayısıyle duyulan sevinci söz, yazı veya hediye ile anlatmak. 2. Mes’ut bir hâdiseyi anma maksadıyla yapılan eğlence, toplantı: Kutlama töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate. greet. commemorate. emblazon. felicitate. keep. observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to congratulate. to celebrate. felicitate. push the boat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. bless. sanctify. hallow. canonize. revere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bless. consecrate. hallow. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sanctify. to hallow. to consecrate. to bless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. encase. tin. to case. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koyun yavrulamak. 2. Meyve yanında kendi cinsinden bir küçük tane çıkarmak. 3. Cetvel çiziğinin yanında bir ince çizik veya gölge olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lamb. to give birth to a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat away. to shoot the breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Lıkır lıkır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glug. to make a glugging sound. gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glug. to make a glugging sound. gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Limana girmek, limanda durmak: Gemi bir koyun içine limanladı; beş gün İzmir’de limanladık. 2. Sükûnet bulmak, yatışmak: Hava, deniz limanladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lodos yani güney rüzgârı esmek, lodosa dönmek: Hava lodosladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üzerinde loğ gezdirip bastırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Macun sürmek, macunla tıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to putty. to paste. to cement. to glaze. to prime. to smoothen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to putty. to paste. to cement. to glaze. to prime. to smoothen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata mahmuzla vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spur. to set spurs to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Orta ve işaret parmakları arasına alıp sıkıştırmak. 2. Kesmek, makas vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mala sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mandalı çevirmek, mandalla kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Marka koymak, nişan koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kedi) Mav etmek, miyavlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maya koymak, içine maya karıştırmak. Maya çalmak = Aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. İng. T.). Bir yeri mayınlı hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) terkedilmek, metruk bırakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çivi ve ekser kakmak, çivi veya ekserle yapıştırmak, çivilemek: Şu iki tahtayı mıhlamak 2. Kökleme dikişle dikmek, kökleme yapmak: Şu minderi mıhlamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. to nail. to nail sb down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nail. to set / to place in a setting. transfix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mıknatıslı hile getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paw. to squeeze and squash. to pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squash sth to a pulp. to pinch and squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). lüzûcetli bir şeyi karıştırıp yoğurmak, fazla elleyip ezmek: Şu yağı mıncıklamayın. Arabalar sokağın çamurlarını mıncıklamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mır mır etmek, yavaş yavaş ve kendi kendine söylenmek: Bir çocuk kendi kendine mırıldayıp, mırıldanıp duruyordu. 2. Hoşnut olmadığı halde açıktan bir şey söylemeyip de kendi kendine söylenmek, homurdanmak: Arkadaşları memnun olup teşekkür ettikleri halde kendisi mırıldanarak gitti. Artık sen de mırıldayıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kedi miyav sesi çıkarmak, (bk.) Mavlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mew. miaow. yowl. to meow. to miaow. to mew. to yowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balmumu sürmek, balmumuna batırmak. 2. Bir parça balmumu yapıştırarak işaret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wax. to seal. to tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mummify. embalm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pisletmek. Münasebetsiz bir yere pislemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muşta ile vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hit with one's fist or brass knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinçli bir haberi bildirmek, müjdelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell the good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nal takmak, nal geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامقبول] makbul olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.)) [نامعقول] makul olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Nikâhla almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nişan koymak, işaret etmek. 2. Nişan atmak, hedefe vurmak: Güzel nişanlıyor. 3. Evlenmek üzebirbirine sözlü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage. to betroth / to affiance sb to. to take aim at. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nokta koymak. 2. İşaret etmek: Orasını noktalamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. to number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to number. to assign a number to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukurlanmak, oyulmak, çukur çukur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usanma ve şikâyet ifadesi olarak of demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe a sigh. grunt with vexation. to grunt with vexation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ok atmak, ok yağdırmak. 2. Ok gibi fırlamak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sevmek, iyi ve yumuşak davranmak: Çocukları çok okşamak onları şımartır. 2. Bir şeye benzemek, andırmak: Muzun lezzeti kavunun lezzetini okşar (bu mânâ hâlâ kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. pat. stroke. fondle. pet. canoodle. dandle. grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. fondle. pet. stroke. octave. to caress. to fondle. to stroke. to flatter. to beat. to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caress. to stroke. to fondle. to pat. to flatter. to give sb a gentle beating. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Omuza vurmak, kaldırıp omuzda taşımak. 2. Omuz verip dayanmak, yardım etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beğenip istemek, tercih ve kabûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approve. to approve. to assent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Yapılan bir işi beğenerek kabûl etmek, tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. give countenance to. lend countenance to. approve. confirm. ratify. affirm. authorise. authorize. acknowledge. endorse. indorse. verify. validate. accept. attest. bear out. certify. corroborate. countersign. grant. hear. homologate. legiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. applaud. approve. carry. certify. confirm. corroborate. countenance. endorse. favour. grant. okay. pass. ratify. recognize. sanction. subscribe. uphold. validate. to approve. to ratify. to applaud. to accept. to accede. to countenance. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. accept. approve. to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eski Türkçe’de). 1. Topraktan hendek ve tabya yapmak. 2. Ölçüp biçmek. 3. Orakla biçmek, hasat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçmek. 2. Keşif ve tahmin etmek, paha biçmek, takdir etmek. 3. Tasavvur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. estimate. to estimate. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. to estimate. to compare one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. estimate. to estimate. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. to estimate. to compare one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemi). Sol tarafa, iskeleye dönmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ortaya, meydana koymak. 2. Bir şeyin ortasına varmak, yarısını bulmak: Kışı ortaladık. 3. Yarı yarıya bölmek, ortasından ayırmak: Kârı iki ortak arasında ortalamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle. to center. to centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle of. to reach the midpoint of. to divide sth in half. to kick the ball towards the goal. centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ateş demek olan «ot» tan). Ateş vurmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ot» tan). 1. (hayvan) Gezerek yerden ot yemek. 2. Şunun bunun sırtından geçinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to sponge. to freeload. feed. grass. mooch. pick. scrounge. sponge on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Otuz yaşına erişmek: Orada erkekler otuzlamayınca evlenmezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ile ovup ufaltmak: Tarhanayı, nişastayı ovalamak. Bağı ovalamak = Kütükleri ovup kabuklarını düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. scrub. to break up small. crumble. to rub. to scrub. to break sth up. to crumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break up. to crumble sth with one's fingers. to message. to knead. rub. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oya ve dantela ile süslemek, oya yapmak. 2. mec. Meşgul edip bir şeyi unutturmak: Şu çocuğu al da biraz oyala. 3. Atlatmak: İki aydır beni oyalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put off. divert. string along. waste smb.'s time. delay. temporize. entertain. amuse. stall. stall off. embroider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to detain sb. to put sb off with trumped-up excuses. to distract. to keep sb busy. to divert. to amuse. detain. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k ). 1. Oy vermek. 2. Oya sunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ballot for. to put to the vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ballot for. to put to the vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kımıldanmak, hareket etmek: Bu taş yerinden oynamaz, zor oynar. 2. Sıçramak, hoplamak, sağa sola atılarak oyunlar yapmak: Bu tay çok oynar. 3. Bükülmek, kırılmak: Bir ayağı oynamaz, bu bebeğin, kolları bacakları oynar. 4. Eğlence için olan oyunların biriyle meşgul olmak: Bu çocuk bütün gün oynar. 5. Oyun gibi boş ve faydasız süsle uğraşıp vakit kaybetmek: Nakkaş, marangoz çok oynuyor. 6. Halecana uğramak: Yüreğim oynadı. 7. Sarsılıp yerini biraz değiştirmek: Bu bina oynamış, temelinin bir tarafı oynadı. Aklı oynamak = Deli olmak. Gülüp oynamak = Sevinç göstermek. 8. Bir oyun icrâ etmek, bir oyunla uğraşmak: Kâğıt, tavla, dama, satranç, bilardo, kumar oynamak. 9. Kumara koymak, kumarda kaybetmek: Bütün parasını oynadı. 10. Tiyatroda temsil etmek: Bu akşam tiyatroda Hamlet’i oynayacaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake a leg. mess smth. about. play. move. dance. act. perform. play with. place one's bet. toy. budge. frisk. hop. interpret. jig. juggle. monkey. play around. play at. play on. play upon. playact. represent. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frolic. juggle. perform. play. sport. tamper. tinker. to play. to dance. to frolic. to romp. to move. to budge. to fiddle with. to toy with. to tamper with. to tinker. to be on. to perform. to act. to enact. to portray. to dally with sb/sth. to risk. to b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play. to amuse oneself. to fool around. to dance. to gamble. to frisk about. to move. to bulge. to stir. to become loose. to have play in it. to play (a game. to perform (a play. to risk. to play around with. to trifle with. to fluctuate. to move back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PAKLAMAK) (f ). 1. Temizlemek. 2. Temize çıkarmak. 3. Boşaltmak, silip süpürmek, hepsini alıp götürmek veya yemek: Bizim bir haftalık yiyeceğimizi bir günde pakladılar. 4. mec. İşini bitirmek, becermek, idam etmek: O kanlı katili ele geçince paklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşların yavrusu semirmek, semen peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parça parça etmek, yarmak: Arslan tavşanı derhal paraladı. 2. Yırtmak: Elbisesini bir ay içinde paraladı, mec. Lügat paralamak = MAnâlarını bilmediği kelimeleri yalan yanlış söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear sth to pieces. maul. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zerreissen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear sth to pieces. maul. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zerreissen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parçalamak, parça parça etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kırıp paralamak, doğramak, parça parça etmek, ufak ufak kesmek: Kurban etini parçalayıp dağıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull to pieces. break into pieces. tear to pieces. take to pieces. split. break up. dismember. smash. cut smth. asunder. bash in. comminute. crumble. cut up. dash. disintegrate. disjoint. dismantle. disrupt. lacerate. rend. scrap. shatter. shiver. sh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. bust. disintegrate. dismember. lacerate. mangle. maul. rip. savage. sever. shred. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear / to break / to pull sth into pieces. to tear / to cut to pieces. to piece. split. to smash. to shatter. to wreck. to break. to pare. to part. to dash. to chop. to demolish. to chop off. to crash. to decompose. to carve. to stave. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zaman zaman parlamak, yalabımak: Şimşek parıldadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gleam. to flash. to glitter. to twinkle. coruscate. glint. glisten. scintillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parlak bir hâl almak. 2. Birdenbire hiddet etmek. 3. (kuş) fırlayıp uçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. blaze. brighten. flame. flash. gleam. glint. glisten. glitter. shine. sparkle. to shine. to gleam. to glitter. to brighten. to blaze. to glint. to glisten. to sparkle. to flare up. to flame up. to acquire influence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shine. to gleam. to glisten. to flare. to flare up. to flare up in anger. to become eminent. to glitter. to beam. to glare. to light. to sparkle. to deflagrate. to glow glance. to ray. to kindle. to ignite. to inflame. gild. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parmak dokundurmak, parmak sürmek. 2. Dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mob. swab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mob. swab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pat küt diye dövmek. 2. Acele ile ve üstünden süpürmek: Şu odayı pataklayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastise. clobber. lick. to spank. to tan sb's hide. to give sb a beating/whacking. to beat sb up. to clobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. to give sb a beating. to wash clothes by beating them in a hurried. haphazard way. belabour. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesle çatlamak, tazyikle yarılmak: Tulum, şişe, çıban patlamak. 2. Ateş alıp, şiddetli sesle tutuşmak, tazyikle havaya atılmak: Top tüfek patlamak. 3. Yarılmak, çatlamak. 4. Çıkmak, fırlamak, dışarı uğramak: Gözü patladı, şişenin tıpası patladı. 5. mec. Çok sıkılmak, çok hiddet etmek: Of patlayacağım! 6. Çok yiyip içmek. 7. Birdenbire ve ansızın zuhur etmek, kopmak: Bir bora patladı. Od Patlamak = Çok korkmak. Kabak başına patlamak = Haksız zarara uğramak, acısını çekmek. Patlamadın ya! = Sabret, bekle mânâsiyle azarlama tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. explode. go off. crack. erupt. blow. blow up. pop. break. detonate. fulminate. go up. knock back. let fly. plonk. plunk. go pop. puncture. set back. snap. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. detonate. explode. fume. pop. puncture. to burst. to occur. suddenly. to blurt out. to explode. to go off. to blow up. to pop. to detonate. to erupt. to puncture. to break out. to burst out. to be bored to death. to cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burst. to explode. to blow up. to burst open. to break out. to give vent to one's feelings. to cost sb so much. to blowout. to erupt. to fulminate. to pop. detonate. to blow one's mind. to go pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolster. to stay. to prop. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pay ve hisse vermek. 2. Payını ve müstahak olduğu cevabı vermek. 3. Tekdir etmek, azarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. reprehend. reprove. scold. upbraid. to scold. to flay. to lecture. to rebuke. to take sb to task. to tell sb off. to tear sb off a strip. to tick sb off. to reprehend. to reprove azarlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. berate. call down. castigate. to take a person to cleaners. flay. rebuke. remonstrate. to make representations. reprove. take to task. to take sb to task. upbraid sb. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mal satacak yer temin etmek, sergilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. to market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth a sheen. to polish. to burnish. to glaze. to buff. to grind. to smoothen. to lap. to hone. to broach. to stone. to calender. to satinize. to satin. to sleek. to pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. acquire. to have illegitimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. to give birth to (an illegitimate child. to produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peydâ etmek (uygunsuz şeyler hakkında: edinmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kesintili ışık saç mak: Yıldızlar karanlıkta pırıldar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gleam. glitter. bicker. shimmer. wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparkle. twinkle. wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (küçük kuş). Ürküp uçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (meyve) Kabuğundan kayıp dışarı çıkmak; kayarak fırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pıtırtı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to patter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eti ateşe koymadan önce soğan ve baharatla ovup kendi hâline bırakmak. 2. (argo) Pohpohlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. design. program. programme. work up. architect. calculate. project. have in view. arrange. blue-print. chart. concert. contrive. devise. draft. map. mark out. premeditate. structure. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. calculate. contrive. devise. intend. plan. programme. project. schedule. structure. to plan. to arrange. to map sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to devise. to propose. arrange. project. tee up. timetable. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (gemi) Rüzgârın önüne katılıp sürüklenmek. 2. (bk.) Bocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Can sıkıntısından veya hırstan sesli sesli nefes alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini lüzumsuz yere yüzüne karşı fazlaca övmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulate. sweeten. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flatter. pamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. mail. post. to post. to mail. to send away. to send off. to dismiss. to sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. to mail. to post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programme. to programme. to program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. to program (me. timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kof veya yumuşak bir şeyin çıkardığı sesle düşmek veya patlamak. 2. Üzüntü veya hiddetlenmeyi ifade eden ve oflamakla beraber kullanılır: Ne diye oflayıp pufluyorsun?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pul yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: butlamak, zira eski Türkçe’de buta ve budağ yavru demektir). (dişi deve) Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. relax. let go. ease. feel relieved. let oneself go. open out. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. unwind. to become comfortable. feel relieved. calm down. to feel relieved. to relax. to rest. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel better / relieved. to feel at ease. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ata) Raht ve takım takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hayat kalıntısı, ancak nefes alacak derecede hayat: Ben gittiğim zaman bedeninde bir ramak kalmıştı. 2. mec. Pek az, kıl payı: İşin bozulmasına ramak kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رمق] çok az. 2.son nefeslik hayat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çok az bir şey kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape. rasp. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape the paint or rust off a surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run across. meet by chance. coincide. run against. run up against smb. fall in with. meet. fall on. fall with. find. happen. light. alight. alight on. blunder on. come on. come upon. concur. encounter. hap. light upon. stumble across. stumble on. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. meet. to meet. to come across sb/sth. to run across sb/sth. to run into sb. to encounter. to bump into sb. to rub up against sb. to come on/upon sb/sth. to stumble across/on sb/sth. to chance on sb/sth to coincide. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet by chance. to chance upon. to come across. to meet with. to encounter. to find. to hit a target. to coincide with. to occur at the same time as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tesadüf etmek, rastgelmek: Bugün filâna rastladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (sahtiyanı) Parlatmak, cilâ verip parlak hâle sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabaha, kadar uyuyamamak, bütün gece uykususz kalıp sabahı bulmak: Oyunda sabahlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit up all night. pass the whole night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay awake all night. to keep an all-night vigil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabun sürmek, sabunla yıkamak: Bu mendili güzelce sabunlamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap. soap down. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather. soap. to soap. wash with soap. to lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap. to lather (chin before shaving. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saçma sapan söylemek, boş söz etmek, münasebetsiz sözler söylemek, hezeyân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talk through one's hat. talk nonsense. twaddle. drivel. bullshit. blah-blah. talk wild. blather. blether. drool. flap. gab. gas. piffle. rave. rot. waffle. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk or act unreasonably. to talk nonsense. to piffle. to blather. to drivel. to babble. to prate. to twaddle. to talk tripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk nonsense. to talk rot. babble. to pluck a crow. gas. to talk through one's hat. to be right off it. piffle. twaddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuvvet vermek: İşinizi sağlamalısınız. 2. Temin etmek, ilerisi için korku ve tehlike bırakmamak: Çocuklarının geçimini kendisi ölmeden sağlamak istiyor. 3. Tahkim etmek: istihkâmları bir kat daha sağlamak icap ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w. adm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to procure. to secure to get. to find. to gain. to obtain. to achieve. to win. to bring sth about. to ensure. to guarantee. buy. elicit. furnish. to procure labour. make. make for. purvey. rustle up. satisfy. secure. send. supply. tell. warran

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölünün iyiliklerini sayarak ağlayıp yas tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sakat hâle getirmek. 2. Bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. disable. maim. mutilate. to injure. to disable. to cripple. to mutilate. to maim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disable sb physically. to cripple. to maim. to mutilate. to spoil the shape or appearance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku veya soğuktan şiddetle titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şakır şakır etmek, böyle bir ses çıkarmak: Yağmur şakırdıyordu; bülbüller her taraftan şakırdamaya beşladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «sağ» dan). 1. Gizlemek: Hırsızları evinde saklamıştı. 2. Beklemek, gözetmek, korumak: Allah saklasınl 3. Bir tarafa kaldırmak, biri için yahut bir vakit için bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şak etmek, ses çıkarmak, şakırdamak: Arabacının kamçısı muttasıl şaklıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep smth. under wraps. hide. conceal. put out of sight. shelter. bury. keep smth. quiet. keep back. blind. cloak. disguise. enshrine. harvest. hold back. lay down. obscure. plant. put by. screen. secrete. keep snug. stash. stash away. stow away. suf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bury. cloak. conceal. disguise. hide. keep. mask. preserve. reserve. save. screen. secrete. store. veil. withhold. to hide. to conceal. to secret. to bury. to disguise. to keep. to keep sth back. to save. to preserve. to keep secret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save. to hide. to conceal. to keep sth secret from sb. to save sth for. to keep sth for. to set sth aside for. blot out. cover. defend. hold back. keep. lay up. lie low. pocket. preserve. protect. put by. screen. secrete. shade. stash. stash away. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şâkul kullanmak, şâkul tutup doğruluğuna bakmak. 2. Tasarlamak, ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrete. to secrete. to excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to secrete. excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Düzgün bir şekilde ve daima bir yönde oynatmak: Beşik sallamak. 2. mec. Bir işi geri bırakmak: Beni ne sallayıp duruyorsun? Baş sallamak = işitmekslzin dinlemek. Kavuk »allamak = Dalkavukluk etmek. Kuyruk sallamak = 1. Yaltaklanmak. 2. Teşvik edici harekette bulunmak. Sallamamak = (argo) Ehemmiyet vermemek, vazife edinmemek, saymamak. Kuyruksallayan — Uzunca kuyruğunu daima sallayan kü;ük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. swing. rock. wag. wave. waggle. agitate. brandish. flap. flirt. flourish. jog. joggle. jolt. roll. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. bob. dangle. jiggle. rock. roll. shake. sway. swing. toss. wag. waggle. wave. whisk. wobble. to swing. to sway. to dangle. to rock. to shake. to wave. to wag. to brandish. to waggle. to wobble. to leave in suspense. to make up. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave / to wag sth from side to side. to rock. to swing. to cause to sway / to shake. to nod to put off. to postpone. to brandish. agitate. flail. sway. wag. waggle. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saymak, hürmet ve itibar östermek. 2. Hürmet yollu alay etmek, eğlenmek. 4. Parçalamak, doğramak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to box. to crate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) sersem olmak, şaşkınlık gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) Tabak bardak gibi şeylerin düşüp kırılırken çıkardığı çınlayıcı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crash. to make a sound of crashing. smashing or shattering of a glass. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hallucinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklar ses çıkarmak: Çocuğunu öperken, yemek yerken dudakları şapırdıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bir Aleti} Sapına kadar sokmak, batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şap etmek, öperken dudak veya sille vururken avuç sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jab. spear. spit. stick. thrust. to thrust into. pierce. to stick. to thrust. to plunge into. to dig sth into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick or thrust sth sharp into sth / sb. to thrust. to insert. to stab. to piece. to stick. to spike. to pin. plunge. run through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. establish. state. assign. fix. appoint. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. arrange. assign. determine. fix. set. to fix. to determine. to establish. to arrange. to set. to ascertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fix. to stabilize. to make sth stationary. to determine. to establish. confirm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (su) Sesle ve bol bol akmak: Sular şarlıyordu, şarıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şarıl şarıl akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak, zarf içine almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelop. wrap. to wrap up. to envelop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pis bir kabı İki üç kere yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırmak, hayrette kalıp ne yapacağını kestirememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered or confused. boggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşı bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savsalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put off doing sth continually. to put sb off with an excuse. to neglect sth / to do sth. neglect. to put on the shelf. temporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geciktirmek, bir işi hep geri bırakıp geçiştirip yapmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şakullemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uykuda veya ateşli hastalık sırasında abuk sabuk söylenmek, hezeyan etmek. 2. Bir şeyi çok arzu edip daima onu düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk in one's sleep. to rave. to dream. to be delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in one's sleep or while delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. except.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greet. hail. salute. to salute. to greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet. to salute. hail. salaam. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Havaya kalkıp öteye fırlamak, oynamak: Çocuklar sıçrayıp oynuyorlardı; çamur üstüme sıçradı. Can, akıl başa sıçramak = Dehşet gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. bounce. leap. skip. start up. vault. splash. splatter. splutter. bound. buck. capriole. cavort. gambol. hop. jerk. jink. leap up. skitter. spatter. spring. sputter. squirt. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. caper. gambol. hop. jig. jump. leap. prance. spring. start. to leap. to start. to spurt out. to splash. to pounce on. to jump. to spring. to bounce. to bound. to skip. to strat. to hop. to gambol. to spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump. to spring. to leap. to start. to be startled. to fly out. to be thrown out. to spatter. to splatter. to splash. to spread. to hop. to jerk. to spill. to pulsate. to arch. to ramp. to hitch. to whisk. to jolt. to vault. bounce. buck. cavort. gambo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to zeroize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initialize. reset. to zero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alışverişte veya bir işte başlangıç, siftah etmek, başlamak: Daha siftahlamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sıvamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. cover. to insure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insure. to issue the safety of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Şakırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkılarak zorla ağlamak. 2. Islık çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tanımak İçin koklamak, koklayarak tanımaya çalışmak. 2. Denemek, tecrübe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

try. examine. test. put to the proof. prove. put.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. test. to try. to test. to examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. to test. to put sb / sth to a test. to try sb / sth out. to test (a student. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi), (bk.) Şangırdama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınıflara, kısımlara ayırmak, tasnif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribute. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classify. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınır koymak, sınırı belirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. restrict. to border. to limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrict. to limit. to restrict. to define. to restrain. bind down. bound. circumscribe. confine. contain. curb. delimit. determine. narrow. scant. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıraya koymak, dizmek: Saksıları yolun üzerinde sıralayacağım. 2. Birbiri ardısıra söylemek, arasını kesmeksizin söylemek: Birtakım küfürler sıralamaya başladı. 3. (çocuk) Kanape ve duvarlara tutunarak yürümeye başlamak: Daha yürümüyor ama sıralıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. put in order. aline. align. array. collocate. compile. concatenate. juxtapose. marshal. range. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enumerate. file. juxtapose. marshal. rank. to arrange in order. to align. to sequence. to enumerate. to begin to walk by holding on to one after another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. to arrange or array things in a row or rows. to line things up. to arrange or file things in a certain way. to list in order. to enumerate. to begin to walk. to order. to set in order. to range. to rank. to line. to classify. to coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şarıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarıl şarıl akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glaze. silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasına almak, sırtına yüklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder. to take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat. fatten. put on. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plaster. to coat sth with plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıva sürmek, sıva ile kaplamak: Yapıyı sıvamak. 2. Bulaştırmak. 3. Her tarafını kaplamak, yalnız süs için ötesine berisine bakmayıp her tarafını kaplamak: Çekmeceye gümüş sıvamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sığamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. parget. roll up. draw up. tuck up. turn up. daub. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. plaster. point. to plaster. to stucco. to daub. bedaub. to roll up. fold up. to bedaub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plaster. to coat sth with plaster. to plaster sth with a substance. to smear sth on or over sth. daub. plaster over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe bastırarak el sürmek: Birinin sırtını, kolunu sıvazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroke. pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. caress. pet. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı acı ağrımak, derinden ağrı vermek, sancımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache. smart. sting. bite. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. sting. to ache. to smart. to sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ache. to hurt. to complain. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Soğuk almak, soğuktan üşüyüp hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to catch cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karayolunda öndeki vasıtayı sol tarafından geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overtake. pass. to cross over to the left side of the road. to overtake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass a vehicle on its left side. to steer to the left. to overtake. overtake on the left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sondalama fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sound. to fathom. to drill a hole in (the ground. to probe. to catheterize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross-question. question. interrogate. examine. query. give a grilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogate. to interrogate. to question. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to grill. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to abstract. to consider sth abstractly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoard. to hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stockpile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suç yüklemek. Osm. ithâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put in the dock. accuse. charge smb. with smth. charge. blame. put the blame on smb. bring an accusation against smb. arraign. censure. condemn. criminate. excoriate. impeach. impute. incriminate. inculpate. indict. reproach. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. blame. charge. impeach. incriminate. indict. plead. reprehend. to accuse. to indict. to blame. to charge sb itham etmek. lay the blame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accuse sb. to accuse sb of an offence / crime. to charge sb. to indict sb for sth. accuse. allege. blame. bring about an accusation. bring a charge. complain. criminate. denounce. impeach. incriminate. inculpate. indict. reprehend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. spin plots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Su vermek, Osm. iskaa, irvâ etmek: Bu mevsimde ağaçları gün aşırı sulamak lâzımdır. 2. (mec. argo): Parayı peşin vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water. sprinkle. irrigate. hydrate. quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

douse. water. to water. to irrigate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to water. to irrigate. to quench. to temper. to harden. sprinkle. flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Şarıldamak, (bk.) Şarıldamak, şarıltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su içme ihtiyacı duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be thirsty. thirst. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thirsty. to thrist. long. to thirst for. to hunger after sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thirsty. to be thirsty. to thirst for. to long for. thirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derileri sepilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taç giydirmek, Osm. tetvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Takırtı etmek, kuru ve sert gürültü çıkarmak: Ortalık donmuş olduğundan hayvanların ayakları çok takırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hırs ve tamâ eden, açgözlü, doymaz. 2. Mal ve parayı çok seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAMAHKARLIK) (i.) 1. Açgözlülük, hırs, doymazlık. 2. Mal ve parayı çok sevme, hasislik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tamam etmek, eksiğini doldurmak. 2. Bitirmek: Artık bugün şu kitabı tamamlayalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. serve out. finish. integrate. fulfill. button up. catch up on. clear up. complement. bring to completion. consummate. do. eke out. finalize. fulfil. go through with. implement. perfect. round off. round out. supplement. take up. work off. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. complete. consummate. crown. finish. implement. to complete. to consummate. to complement. to finish. to perfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish. to make sth complete or whole. accomplish. carry out. complement. consummate. dispose. fulfil. implement. integrate. make. to raise to full number. pack in. perfect. to bring to perfection. round off. satisfy. sew up. to make short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang. to make a clattering noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Târif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define. describe. portray. characterize. be descriptive of. designate. diagnose. illustrate. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. characterize. define. describe. label. to define. to describe tarif etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşakalmak, hayrete düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stopper. to put a stopper on. to fuze. to attach a fuze to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get title to a piece of land. to issue a title deed for a piece of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Saç, sakal vesaireyi tarakla ayırıp temizlemek: Başını, sakalını, çocuğunu taramak. 2. Yün ve keteni tarak denilen Aletle açmak: Şiltenin yününü taramak. 3. Taşı, dişli çelik kalemle tesviye etmek: Bu mermeri iyi taramamışlar. 4. Her tarafını açıp bakmak, karıştırmak: Bütün eşyayı arayıp taradılar. 5. mec. Hırsızlık maksadiyle karıştırmak: Yankesiciler adamcağızını cebini taramışlar. 6. (denizcilik) Tarak dubasıyle deniz dibini temizleyip derinleştirmek. Arayıp taramak = Etraflıca sorup anlamak, araştırma yapmak, (denizcilik). Demir taramak = Gemi rüzgâr veya akıntıya uyarak demiri sürüklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. groom. drag. sweep. scan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredge. rake. sift. to comb. to rake. to harrow. to tease. to card. to heckle. to rove. to drag. to scan. to rake. to rake about/around. to hackle. to search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scan. to comb. to rake. to harrow. to card. to hackle. to dredge. to rake strafe. to search thoroughly. to scan. to hachure. to rabble. to hatch. to rule. to sweep. to scoop. to skim. to survey. to break. to trawl. to ripple. to garnett. comb out. drag. d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurmak, tasavvur etmek, zihinde hazırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. project. design. contrive. propose. purpose. think up. think out. architect. blue-print. calculate. cast about. cast around. contemplate. devise. draft. draught. fix. forecast. incubate. mean. meditate. premeditate. ruminate. scheme. skeletoniz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. conceive. contemplate. design. hatch. intend. map. plan. project. schedule. scheme. to plan. to project. to design. to draft. to sketch out. to intend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendinde olmayan şeyi var gibi görünmek: Yiğitlik taslıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşa tutmak, taşla vurmak. 2. Taş atmak, söz atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make others think one is (sth one is not. to act as if one were (sth one is not. affect. play act. pretend. profess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satirize. stone. to stone. stone to death. to malign. to grind. to satirize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stone. to throw stones at. to satirize. to lampoon. to have. to pave with stones. to get in a dig at. to make a critical allusion about sb. lapidate. pelt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tav vermek, lüzumu derecede ısıtmak veya nemlendirmek: Demiri, kâğıdı, tütünü tavlama. 2. (argo) İyilikle aldatarak bir işe ikna etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper. to bring to its best condition. to swindle. to anneal. to dampen. to chat up. to try and pick up. to try and get off with. to cajole sb. to coax sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dampen. to anneal. to fatten. to trick. to hoodwink. to bamboozle. to pull the wool over sb's eye. to now. to beguile. to charm. to heat-treat. to fry. to roast. to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tavı geçmek, revaç ve rağbetinden düşmek, soğumak: Pazar tavsadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moderate. to abate. to slacken. to fall off. to become easier. peter out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıflayıp tavşan gibi kuru ve yağsız olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Tazı gibi kuru ve zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir daha yapmak, tekrâr etmek: Bu sözü tekrarlamayın; bu tâbiri çok tekrarlamışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeat. reiterate. say over. duplicate. go over. ingeminate. iterate. play back. re-enact. rebroadcast. recap. recapitulate. recur. rehearse. relapse. renew. replicate. retell. return. say.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. echo. reiterate. renew. repeat. rerun. retrace. to repeat. to reiterate yinelemek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repeat. to do sth again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to terrace (a slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunacak bez vesaireyi tezgâha koymak. 2. mec. Hazırlamak, hazırlığa girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Keskin bir ağrı ile ağrımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir şişe vesaire ağzını tıpa vesaire ile basarak kapamak, bir deliği bir şeyle kapamak: Şu şişeyi tıkamalı; su yolunu, boruyu tıkamışlar; şiş boğazını tıkadı. Ağzını tıkamak = Susmaya mecbur etmek, iskât. Lâkırdıyı ağzına tıkamak = Sözünün yanlışlığını ortaya koyuvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. plug. choke up. choke. obstruct. block. block up. stop up. clog. stuff. bung. bung up. congest. engorge. foul. foul up. glut. hold. jam. obturate. occlude. plug up. seal off. spike. spile. stopple. tampon. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. chock. choke. clog. cover. jam. obstruct. plug. stop. stuff. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stop. to clog. to congest. to obstruct. to stuff. to block. to lock. to stopple. to cork. to seal. to tamp. to shut in. to shut down. to occlude. to obturate. to jam. to smother. bung up. choke. choke up. close. cram. stop up. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe tıkırtı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink. click. tick. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle lightly. to make a light rattling sound to tick lightly. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırtı sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clang. clink. to clang. to clink. to ring. to resonate. to resound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıpır sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smooth away the rough edges on. to plane. to bore sb to death with a lot of talk. crop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tır tır etmek, kedi gibi tırnaklarıyla tırıltı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zayıf ve çıplak olup titremek. 2. mec. Parasız kalmak: Amma tırıllamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Tır tır etmek, kedi gibi tırnaklarla tırıltı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla kazımak, çizmek, yaralamak: Kedi ellerimi tırmaladı. 2. Yeri tırmıkla kazıyıp kabartmak. 3. Rahatsız etmek, gıcıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. claw. scrabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claw. lacerate. maul. scratch. to scratch. to offend. to claw. to irritate. to jar on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw. lacerate. scrabble. scramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eski Türkçe’de tirmek). Çengel takıp çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çengel gibi bir şeyle çizmek, yırtmak, tırmalamak, kazımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. harrow. rake over. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. to scratch. to rake. to harrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw. rake. scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırmalamak. 2. Tırnaklarını geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tırpan kullanmak, tırpanla biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scythe. mow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo) Aşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steel. to nick. fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Tıs sesi çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişi bir hayvanı erkeğinden alınan tohumla sun’İ olarak döllemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate artificially. to fertilize an egg. fertilize the soil. inseminate. seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokaçla dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokat atmak, tokat vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick out of. slap. smack. box. cuff. sock. swindle. swipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffet. slap. smack. to slap. to smack. to cuff. to buffet. to swindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slap. to cuff. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Tokurtu çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form into pellets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Topal yürümek, aksamak: Topallayarak gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. limp. to limp. to hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to walk with a limp. dot and go one. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplayıp yuvarlamak, top etmek: Hamuru toparlamak. 2. Toplayıp takımıyle götürmek, beraberinde alıp gitmek: Düşman, askerlerini toparlayıp gitti. Pılı pırtısını toparlayıp defoldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

find one's legs. collect. put together. sum up. piece together. re-collect. tidy up. tidy out. clean up. make up. compose. do out. pick up. rake together. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. titivate. to gather together. to pack up. summarize. to collect together. to tidy. to clear up. to summarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather together. to collect. to summarize. to put in a nutshell. to straighten up. to assemble. to overhaul. to pick up. to revise. to recover. to retract. to get together. build up. to make round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere getirip yığınak, devşirmek: Koyunları toplamak. 2. Sarmak, çekmek, kaldırmak: Saçları, etekleri toplamak. 3. Biriktirmek: Birçok para, bir büyük servet, birtakım eski kitaplar toplamış. 4. Katlamak: Şu bohçayı, yatakları toplayın. 5. Dâvet etmek, çağırmak: Bütün dostlarını topladı. 6. Kesip devşirmek: Üzüm, kiraz toplamak. Para toplamak = İane almak. Asker toplamak = Asker yazıp silâh altına almak. Aklını başına toplamak = Uyanmak, kendine gelmek, gafletten kurtulmak. Kendini toplamak = 1. İyileşmek: Epeyce kendini topladı. 2. Aklını başına devşirmek: Kendini toplayıp parasını kimin çaldığını anladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. assemble. bring together. sum up. add together. add up. combine. pick up. gather. gather up. clear away. accumulate. add. agglomerate. aggregate. amass. build. call in. cast up. club. compile. concentrate. congest. congregate. consolidate. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. add. aggregate. amass. cluster. collect. convoke. gather. muster. pick. pull. raise. reap. total. to collect. to gather. to assemble. to gather sb/sth round. to add. to total. to amass. to accumulate. to pick. to gather sth. to reap. to put on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gather. sum. to gather. to collect. to add. to add up. to total. to amass. to accumulate. to pick. to harvest. to straighten up. to tidy up. to pick up. to convene. to convoke. to put on weight. to gain weight. to store. to assemble. to raise. to rally. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ateş vesaireyi) Toprakla örtmek, üzerine toprak çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth. to ground. to cover with earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn (on a lathe. to lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tos vurmak. 2. (argo) Para vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. bump. butt. pitch. ram. to butt. to have a slight collision. to pitch. to bump. to ram. to barge. to pay. to shell out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to butt. to pay out. to fork over. to blunder against / into sth. bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kondurmak, üzerine toz ekmek: Şu kâğıdı tozlayın, burasını kim tozladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial. type into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tutulan usul, meslek, sebat: O adamın tutamağı yoktur. 2. Tutulacak kulp, sap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. proof. evidence. grip. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. handhold. handgrip. handfold. helve. holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleksiz, devamsız, sebatsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avuçla tutarak ölçmek, kaç tutam olduğunu ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutkalla yapıştırmak, tutkal sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glue. to size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tevkif etmek, kanun yoluyla bir yere kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take into custody. arrest. imprison. jail. apprehend. bust. take smb. in charge. nick. pick up. pull in. rap. seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. arrest. bust. seize. to arrest. to apprehend. to bust sb. to run sb in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrest. to detain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklamak maksadıyle tuz vurmak veya tuza batırmak: Pastırmayı tuzlarlar Tuzlayayım da kokma = Birinin bir şey bilmediğini yüzüne karşı söylemek için alay tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to salt. to brine. to pickle sth in brine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (dudak) Kabarcıklar peydâ etmek: Dudakları uçuklamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get a cold sore. to have vesicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ucuz olmak, fiyatı düşmek, ehven satılmaya başlamak: Çilek hayli ucuzlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. to get cheap. go down in price. to become cheaper. to cheapen. to come down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. disintegrate. to crumble up. to break into small pieces. to crumble. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comminute. crumb. crumble. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Ufak ufak doğramak, parçalamak: Peyniri ufaladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı, sızı duyarak «uf» demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ok» tan). ı. Geçerken bir yere ilişmek, geçici olarak durmak: Geçerken bize uğrayın. 2. Düşmek, tutulmak, Osm. Dûçâr ve giriftâr olmak: Bir baş ağrısına uğradım; belâya uğradım; iftiraya uğradı. 3. Geçmek: Konya yolu Kütahya’ya uğruyor mu? 4. Fırlamak, çıkmak: Gözleri dışarıya uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop by. visit. call on. call upon. come by. drop in. drop in on. put in an appearance. experience. fall into. meet. receive. undergo. call at. come over. come round. drop around. incur. look up. run against. run in. stop in. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. to stop by in passing. to meet with. sufer. to call by/on. to drop in on. to drop by. to stop by. to stop round. to call. to pop in. to come over. to come round. to stop off. to experience. to suffer. to undergo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. call in. call on. come by. encounter. to pay a flying visit. incur. pop in. receive. run against. stop off. take. touch at. undergo. to pay a visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gürültülü ve karışık kalın bir ses işitmek, böyle bir sesle gürültü etmek: Kulağım uğulduyor; kulağımda bir şeyler uğulduyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sing. to hum. to buzz. to howl. to howl. to boom. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamour. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyi dileklerle yolcu etmek..

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid farewell. bid smb. godspeed. see off. show out. see. send off. speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see out to see off. to see off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir hâdiseyi uğur saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Bitiştirmek, kavuşturmak, bağlamak. 2. Dolayarak bağlamak, sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ulu» dan). Ulu göstermek, pek fazla saygıda bulunmak,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Umur etmek, aldırış etmek, önem vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a damn. care about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. regard. to be concerned about. to consider important. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be concerned about. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Una bulamak, üstüne un serpmek veya una batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapt. transcribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapt. adjust. transcribe. to adapt adapte etmek. to adapt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapt. tailor. realign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Tatbik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perform. put into practice. carry out. practise. exercise. apply. fulfil. fulfill. administer. complete. deploy. dispense. enforce. exert. impart. implement. realize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. enforce. execute. exercise. practise. realize. to apply. to carry out. to put into practice. to enforce. to execute. to realize. to practise. to practice. to implement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: «uykulamak» olsa gerektir). Pineklemek: Ayakta uyuklayıp duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snooze. doze. doze off. nap. slumber. sleep. be somnolent. drowse. drowse off. go to the land of nod. nod off. zizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doze. drowse. nod. slumber. to doze off. to doze. to drowse. to slumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doze. nap. nod off. sack in. slumber. to have forty winks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzun olmak, boyca gelişmek: Ağaçlar, saç, sakal uzamak. 2. Zamanca daha uzun olmak, daha çok sürmek, Osm. imtidâd etmek: Günler hayli uzadı. 3. Sürmek, sürüncemede kalmak: Bu iş çok uzadı. 4. Sonraya kalmak: Bu yıl üzümün tatlılaşması çok uzadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. grow longer. lengthen. extend. hold over. augment. continue. draw out. elongate. linger. pull out. scat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. lengthen. overrun. stretch. to get longer. to lengthen. to get taller. to extend. to stretch. to drag on. to be prolonged. to draw out. to grow longer. langthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. lengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mıncık, mıncıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vida ile tutturmak, tesbit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screw. screw down. screw on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to screw. to screw down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to screw sth in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir büyük meşakkat altında ezilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Dönen veya hızla giden bir şeyin vın diye ses çıkarması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buzz. to whiz. to whit. whiz whizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Usandıracak surette söylenmek, tekrar tekrar söyleyip durmak: İki saat yırladı, vırıldadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vırıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) (yeni doğmuş çocuk). Ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). 1. Uçuşan böcekler gibi ince bir sesle gürültü etmek: Sivrisinekler vızlayıp, vızıldayıp duruyordu. 2. Yavaş bir sesle fakat durmadan şikâyet etmek, sızlanıp durmak: Artık sen de vızıldayıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. drone. hum. ping. sing. whiz. whizz. whoosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buzz. to hum. to bellyache continuously. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vızıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whiz. to buzz. to hum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give point to. lay stress on. lay stress upon. accent. accentuate. emphasize. keynote. lay stress. play to. stress. underline. underscore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent. accentuate. emphasize. stress. underline. to emphasize. to stress. to highlight. to accent. to accentuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight. emphasize. to lay stress on. to emphasize. to stress. to accent. to accentuate. highlight. keynote. lay stress / weight on. make much of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yabancı gözüyle bakmak, yabancı saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yağ sürmek: Tepsiyi yağladınız mı? 2. İyi işlemek veya paslanmamak için gerekli yağı sürmek: Tüfeği, makineyi yağladı. 3. (argo) Dalkavukluk etmek. mec. Yağlayıp ballamak = Telleyip pullamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anoint. baste. grease. incense. lubricate. oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. flatter. grease. lubricate. oil. to oil. to butter. to grease. to flatter. to lubricate. to butter sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lubricate. to oil. to grease. to flatter. to butter up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoil. forage. foray. harry. loot. maraud. pillage. pirate. pluck. plunder. prey on. prey upon. raven. reave. sack. put to the sack. spoliate. sweep down on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loot. pillage. plunder. ransack. ravage. sack. to loot. to plunder. to sack. to pillage. to ravage. to ransack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loot. to plunder. to sack. to pillage. to pilfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yağmurlu olmak, yağmura dönmek: Hava yağmurleyacak gibi görünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakasından tutmak, ele geçirmek: Hırsızların birini yakalamışlar. 2. Bulmak, rastgelmek: Kendisini sokakta yakaladım, güzel bir kitap yakaladım. 3. Mesul tutmak, birinden istemek: Ben seni yakalarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. catch. catch hold of. catch up on. claw hold of. clutch. collar. cop. embrace. entrap. grab. grapple. grasp. grip. get hold of. hook. intercept. nab. nail. nobble. overtake. pinch. pull up to. seize. seize on. snap up. snatch. tackle. take. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. catch. collar. grab. grasp. grip. nab. seize. stalk. tackle. to catch. to collar. to grip. to grasp. to seize. to nail. to nab. to bag. to arrest. to run sb in. to stop. get hold of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. trap. to catch. to apprehend. to arrest. to capture. to collar. to grab. to grapple. to grasp. to seize. to get hold of. claw. clutch. cop. corral. ensnare. entrap. get. grip. hitch. lay fast. lay hand on. nab. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düzler gibi sürtmek. 2. Dil ile silmek: Parmağını yaladı. 3. Dokunarak geçmek. Bal tutan parmağını yalar = Kârlı işte bulunan ondan faydalanır. Tükürdüğünü yalamak = Sözünü geri almak. Çanak yalamak = Dalkavukluk. Avucunu yalamak = Umduğunu bulamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick. give a lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lap. lick. to lick. to graze. to lick up. to sweep over. to graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lick. to lick sth up. to lap sth up. to skim over. to pass just above the surface up. to sweep. to reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalan olduğunu bildirmek, Osm. tekzîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. call back. confute. contradict. controvert. deny. disavow. disclaim. disprove. impugn. kill. give the lie to. oppugn. refute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. deny. to deny. to contradict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to declare sth to be false or untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaldız yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver. to cuckold. gloss. overgild. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sway from side to side. to roll. to lurch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muavin, yardımcı, yardak: Aşçı yamağı. Yamak terliği = Sivri burunlu aba terlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yama vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to patch. vamp. vamp up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Yama vurmak. 2. Yapıştırmak, atmak: Bir sille yamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. to patch. to foist sb / sth on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicken. ausflicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. reply. respond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. meet. respond. to answer. to reply cevaplamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply to. make a response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yankı yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misapprehend. misconstrue. misinterpret. mistake. misunderstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to misapprehend. to misconceive. to misread. to mistake. to misunderstand. take amiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatsızca gevezelik etmek, tatsızlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to imitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yan yürümek, çarpık yürümek. 2. Taklit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. omit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. omit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harp için teçhiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yara açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. hit. hurt. injure. lacerate. maul. prick. rasp. scotch. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injure. lacerate. maul. shoot. wound. to wound. to injure. to cut sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wound. to injure. to do sb an injury. to hurt sb's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. işe gelmek, iş görebilmek, kullanılabilir hâlde olmak: Bu bana yaramaz. 2. Faydalı olmak, kendisinden faydalanılmak: O adam bize çok yaradı. 3. Uygun ve muvafık gelmek, sıhhate faydalı olmak: Buranın havası bana yaradı, bu yemek, bu su bana yaramıyor. 4. Lâyık olmak, gerekmek: Ona iyilik yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. agree with. avail. benefit. correspond. do for. lend itself to. profit. serve. be of service to. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefit. to be serviceable. to be of use. to be useful. to do good. to benefit. to be suitable. to work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be of use to. to serve sb's purpose. to serve. to avail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dâvâya bakmak, hükmeylemek, muhakeme etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judge. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauge. reason. try. judge. to hear. to try. to judge. to decree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try sb. to try a case. to hear a case. to judge. to adjudicate. to arbitrate. to umpire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarısına varmak, yarısını bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarıma indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Affetmek, bağışlamak, Osm. rahm, rahmet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyuna kesmek, biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put one's foot down. put under a ban. put the lid on smth. ban. put a ban on. bar. call off. debar. embargo. enjoin. forbid. imprison. inhibit. interdict. clamp the lid on smth. outlaw. prohibit. proscribe. taboo. put under a taboo. tabu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. forbid. prohibit. proscribe. to prohibit. to forbid. to ban. to inhibit. to proscribe. to prohobit. to deprive of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forbid. to prohibit. to ban. to interdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Kanun yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. exist. experience. live. subsist. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. exist. experience. know. live. shift. subsist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to live. to inhabit. to experience. to dwell. to survive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayamak: Şunu duvara yasdayınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatten. lean. prop. prop up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burrow. nestle. rest. to lean. to prop. to rest. to recline. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. justify. to lean / to prop one thing against another. prop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decelerate. ease off. slack up. slacken. slow. slow down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slow down. to become slow or mild. to become soft. to lose force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowdown. to slow down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. pup. reproduce. to bring forth young. to produce young. to breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth young. breed. cast. fawn. generate. procreate. propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring out. broadcast. carry. put out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. publish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. to publish. to broadcast sth by radio or TV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emit. feature. give forth. herald. issue. print. produce. promulgate. publish. put forth. run. telecast. televise. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. release. televise. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publish. to publish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to recommence. to renew. to restart. to resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: yuykamak). Su ile temizlemek: El, ayak, baş, çamaşır yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. clean down. launder. lave. lustrate. scrub. sluice. splash. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. wash. to wash. to develop. to bathe. cleanse. to develop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. scrub. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Par par veya aralık aralık parlamak, 2. Şimşek çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir veya birkaç senelik olmak. 2. Üzerinden çok zaman geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Irlamak, şarkı söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1, Var mı, yok mu diye anlamaya çalışmak, arayıp taramak. 2. Teftiş ve tahkik etmek, denemek, tecrüve imtihan etmek: Bu işi iyice yoklayalım. 3. Sıhhatini sormak, hatır sormak: Hastalığını işittim, yoklamaya gittim. 4. Asker ve ta