Amel ne demek? | Amel anlamı nedir? | Amel

Amel anlamı nedir?

Amel ne demek?

Amel anlamı nedir?

Amel | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: amel

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Amâl). 1. İş, kâr, fiil: Amel-i hayr = Hayırlı iş, amel-l kesir = Uzun iş. 2. İcra, tatbik, bir kaide veya ilâhî emrin yürürlüğe konması: İlmi ile amel ediyor, icab-ı şer’İsini bilerek amel ediyor. 3. Bir adamın mezhebinin emirlerine ve yasaklarına göre ettiği hareket: Onun ameli iyidir. Ameli bozuktur. Mahşer gününde herkes ameline göre muamele görecektir. 4. Eser, mahsul, sây, masnû: Bu kılıç hangi ustanın amelidir? 5. Tesir, fiil ve icrasını gösterme: İçtiğim ilâç amel etmedi. 6. Ter, ishal, liynet: Ameli vardır. Amelden rahatsızdır. Bu gece beş defa amel etti. 7. Edebiyat. (Arap gramerinde)Bir kelime veya mânevi Amilin diğer bir kelimenin İrâbına verdiği değişiklik: Harf-i cer bir isim üzerine amel edip onu mecrû eder. 8. (matematik). Hesapta dört işlem de denilen dört başlı kaidenin beheri ki cem, tarh, darb, taksimdir. 9. Vaktiyle Araplar’ca Amil denilen bir vali veya mutasarrıfın hükümeti ve idaresi altında bulunan yer. (Tıp) Amel-i kayseri = Doğurmaya yakın bir kadının hayatından ümit kesildikte, karnını yarıp çocuğunu almak ameliyatı ki, meşhur kayser Juliues Caesar böyle alınmış olmakla, ismine izafetle tesmiye olunmuştur. Şimdi Fransızca’dan (sezaryen) deniyor. Düstûrül-amel = Ona göre tatbik olunan esas kaide. Bir memura rehber-i harekât olmak üzere verilen emir ve talimat vesaire: Elinde düstûr-ül-amel olacak talimatı vardır. Mühendislerce düstûr-ül-amel olacak esaslı bir kitaba ihtiyaç vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diarrhea. diarrhoea. catharsis. act. action. runs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. action. deed fiil. practice. performance. diarrhoea. diarrhea. the runs. the trots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enamel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To enamel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. action. practice. performance. diarrhea. deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمل] iş. 2.ishal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق عملی] uygulamadaki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tepki, reaksiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس العمل] tepki, reaksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MANDE) (i. F.) (A. amel: İş. F. mânden: Kalmak). İşten kalmış, iş göremez, battal, muattal, ihtiyarlıktan veya bir sakatlıktan artık hiç bir iş göremez hale gelmiş adam: Amel-i mânda bir ihtiyar. Amel-i mândalara mahsus hayrat-hane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil) (lisanımızda bu mânâ ile kullanılmaz. Türkçe’de müfret gibi de kullanılır). İşçi, rençber, ırgat, gündelikle ağır iş ve hizmetlerde bulunan adam: Amelenin geçiminin temini düşünülecek iştir. Bir amele bulmalı. Çiftliğini ameleye işletiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workman. worker. laborer. labourer. coolie. hobo. hodman. peon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker. workman. labourer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker. hand. manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمله] işçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workfolks work folk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a worker/labourer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Fiilen, işliyerek yaparak, çalışarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عملا] bilfiil, işleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ameliye). Sırf ilme ve nazariyata ait olmayıp ameliyat ve icraatla dahi yapılan, icraattı, tecrübeli, pratik: Cerrahlığın ilmî cihetini bilmek kifayet etmez, amelî cihetinde dahi alışkanlık elde etmek iktiza eder. Hastahaneye, eczahaneye devam etmekle sırf amelî cerrahlık, eczacılık öğrenmiştir. Amelî bahçıvanlık: İlmî ve amelî çiftçilik. Hikmet-i amelîye: Vaktiyle ilm-i servet ve ilm-i idare-i mülk (sciences politiques et iconomie politique) gibi ameliyat ve icraat için lâzım olan ilimlerin hepsine verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied. functional. operational. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عملی] pratik, uygulamalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). biraz ıslah etmek, iyileştirmek, düzeltmek; iyileşmek,; düzelmek, biraz ıslah olmak. ameliora'tion (i). iyileşme, düzelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ameliye» bu mânâ ile lisanımızda kullanılmaz). Bir fen ve ilmin icraat ve tatbikat ciheti: Ameliyat-ı cerrahiye, ameliyat-ı kimyeviye, ameliyat görülmedikçe kimyadan bir şey anlaşılmaz. Tıp fakültelerinde talebelerin tahsillerini tamamlamaları, mahir profesörlerin nezaretinde büyük hastahanelerde ameliyat görmelerine bağlıdır. Dilimizde fiil gibi de kullanılır: Filan operatör dün pek büyük bir ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical. operating. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgery. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical operation. performance. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمليات] işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hastaların ameliyat edildiği oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. theater. theatre. operating theater. operating theatre. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatre. operating theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. operating theater. operating theatre. operating theater theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has undergone a surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli bir gaye ile yapılan iş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمليه] işlem, uygulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.), (ahçı) beyaz sos, beşamel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deve, hecin; (den). sığ yerlerde gemi yüzdürmek için kullanılan tombaz. cameleer (i). deveci; hecin süvarisi. camelhair (i). deve tüyü, bu tüyden dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamelya, çingülü, japongülü, (bot). Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski zürafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kral Artür'ün efsanevi Sarayı; ABD Başkan Kennedy'nin maiyeti ve zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılara renk ve lezzet vermede kullanılan yanmış şeker, karamel; karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanmıs şeker haline gelmek veya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bukalemun, (zool). Chamaeleon vulgaris; sık sık fikir ve tavır değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emay, mine; emay gibi şey; diş minesi; emay işi. enamelware i. emay işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) minelemek, mine ile kaplamak; değişik renklerle süslemek; parlaklık vermek. enamelling i. mine işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsmi deftere kaydolunmuş, kayıtlı. Ar. mukayyed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Kuzu. Hamel burcu = 12 burçtan biri ki, Güneş mart ayında bu burca girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Hamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمل] kuzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حملات] saldırılar, hamleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâmil). Hâmiller, taşıyanlar, taşıyıcılar, (bk.) HAmil. Hamele-i Kur’an = Kur’an-ı Kerîm’i anlayarak ezberlemiş hafızlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. camellia). Kalın yaprak1! bir ağacın verdiği büyük ve sarımsı dolgun yapraklı çiçek ki, pek makbûldür: Kamelya ağacı, çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camellia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camellia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Çaygillerden, büyük beyaz, kırmızı veya penbe renkte çiçekler açan dayanıklı yapraklı bir bitki. 2.Yabangülü, çingülü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caramel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caramel. taffy toffee. toffee toffy taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yassı, dar ve ince cam parçası. Mikroskopla bakılacak maddeler lameller arasına konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover glass. lamella. lamellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lamella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamel. thin glass cover (for a microslide. cover glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. lae, las) (anat.), (zool), (bot.) ince levha, lamel. lamellate(d) (s.) safihalı, ince levhalı, ince tabakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماملک] sahip olunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Memluk, Kölemen, Mısır'da kölelerden meydana getirilen asker sınıfı ve Mısır Sultanları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muamele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاملات] işlemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUAMELE) (I. A. «amel» den masdar) (c. muamelât). 1. Başkasına karşı olan iş ve hareket, bir yolda harekette bulunma, kullanma, tutma, davranış: Bana, bir çocuğa edilecek muameleyi ediyor. Hüsn-I muâmele = Güzel, iyi muamele. Sû-i muâmele, bed muâmele = Kötü muamele. 2. Bir iş veya bir resmî yazı hakkında resmî dairelerce yapılan havale ve kayıt vesaire işleri: Dilekçesinin daha muamelesi bitmedi; evrakımın muamelesini elden yaptırdım. 3. Alış veriş, ticarî ilgi, iş: Hangi bankayla muamele yapıyorsun? 4. Para, tahvil ve benzerlerinden faydalanma, faiz, bankacılık: Muameleden hayli kazanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treatment. dealing. usage. transaction. procedure. proceeding. deal. doings. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealing. proceeding. transaction. treatment. conduct. formality. procedure. reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealing. procedure. proceeding. transaction. treatment. conduct. the processing sexual intercourse. performance. operation. formality. process. handling. act. form. measure. de.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معامله] işlem. 2.davranış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Murâbahacı, tefeci: Çiftçiyi muamelecllerin elinden kurtarmak için Ziraat Bankası kuruldu (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bankacılık. 2. Faizcilik, murâbahacılık, tefecilik: Muamelecillk ediyor (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTAMEL) (ı. A. «amel» den imef.) (mü. müstâmele). 1. İstimal olunan, kullanılan: Bu tâbir hâlâ müstameldir. 2. Kullanılmış, eski, eskimiş olan: Müstamel elbise satıyor. ‘

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مستعمل] kullanılmış. 2.kullanılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz, adsız, adı belli olmayan; adı konmamış; tanımlanamayan; bahsedilmeye layık olmayan; gayri meşru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani şöyle ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gizli bir tehlikesi bulunan, tekin olmayan: Orası netameli bir yerdir, kim geçerse ayağı kayar. 2. Başına sık sık kaza gelen: Netâmeli çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinister. ominous. accident-prone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinister. to be avoided. accident-prone. ticklish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) utanmaz, arsız, hayasız. shamelessly (z.) utanmadan, arsızca. shamelessness (i.) arsızlık, utanmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by