Amen ne demek? | Amen anlamı nedir? | Amen

Amen anlamı nedir?

Amen ne demek?

Amen anlamı nedir?

Amen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: amen

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem âmin; argo Haklısınız I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı; yükümlü, mükellef, sorumlu. amenableness (i)., (bak). amenability amenably (z). uysalca, boyun eğerek, yumuşak başlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ıslah etmek, düzeltmek, tashih etmek; (huk). bir tasarı vb'ni tadil etmek; tamir etmek; değişiklik yapmak; iyileşmek , düzelmek; iyileşmeye yüz tutmak., amendable (s). tadil edilebilir, düzeltilebilir. amendatory (s). ıslah edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tashih, ıslah; bir kanunu değiştirme; değişiklik; (huk). mahkemenin rızası ile davadaki yanlışlığı düzeltme ; toprağı ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). tazminat. make amends for özür dilemek; af dilemek; kusurunu düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlılık, letafet; (çoğ). hoş tavırlar; hayatın hoş ve konforlu yönleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «İman» dan geçmiş zaman fiili, yalnız birinci şahıs kullanır). İnandık, tasdik ederiz. Ona diyecek yok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آمنا] diyecek bir şey yok, inandık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). âdetin anormal zamanda kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credo. creed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar verme hakkı veya yetkisi; hakem sıfatıyla karar verme; hüküm, karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahlandırma, donatım, teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma mânâsında kullanılan uydurma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol) aybaşı, âdet görme, hayız. catamenial (s). aybaşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklamen, tavşankulağı, buhurumeryem çiçeği, (bot). Cyclamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek, zeyl: «Erişir menzil-i maksûduna Aheste giden — Tİzreftâr olanın pâyine dâmen dolaşır».

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن] etek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Eteği bulaşık, mec. İffetsiz, kötü işlere karışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek bulaşıklığı, iffetsizlik, suçluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpme, etek öpme töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Etek belde, eteğini kaldırıp beline bağlamış, hazır. Ar. müheyyâ. 2. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen-der-miyân-ı gayret olmak = Bir işe canla başla girişmek. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen der-miyân-ı gayret oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, giriften = tutmak). Birinin eteğine sarılan, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, keşîden = çekmek). Eteğini çeken, eteklerini toplayan, bir işe karışmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن آلوده] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن بوس] etek öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ eteği, çevresi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامنه] yamaç, dağ eteği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن گير] davacı, şikayetçi. 2.eteğe sarılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahsızlanma, silahları bırakma, silahların sınırlandırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot.) ağaçların merkeze yakın bulunan sert odun kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tel, iplik, lif; (bot). ercik sapı; lamba teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sema, gök kubbe, asuman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanyol çingenelerine ait bir dans ve şarkı cinsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. ramina) (anat)., (zool). küçük delik. foramen magnum (anat). kafatası altındaki büyük delik. foramen occipitale magnum (anat). artkafa büyük deliği. foraminated (s)., (anat). ufak delikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i makat, anus, kıç; cogr bir bölgenin coğrafi yapısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i esaslı, asli, önemli, mühim; birinci, temele ait, kaideye ait; muz esası bassoda bulunan; i esas, temel; müz en pes nota fundamental rights temel haklar fundamentally z esasen, esas itibariyle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentalisme

top. b. kökten dincilik

1. Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti. 2. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) kabahatin esasını teşkil eden şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (huk). miras yoluyla kalabilen mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hırâmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek, saygı göstermek üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتراما] saygıyla, saygı duyarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırlama suretiyle, hürmet, saygı ve tâzîm için: Size ikrâmen bu işi yaptım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İltizam yoluyla: Aşâr iltizâmen idare olunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ağlamak, inlemek, figan etmek, matem tutmak; biri için ağlamak veya keder etmek, matemini tutmak; matem, ağlayış, ah, keder, hüzün, feryat. lamented (s.) muteveffa, matemi tutulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) matemli, keder ifade eden; ağlanacak, ağlatır, acıklı; esef edilecek. lamentably (z.) ağlanacak halde, acınacak halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağlayış, feryat, figan, inleme; (çoğ.), (b.h.) Yeremya Peygamberin Mersiyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemikleri ve başka organlan birbirine rapteden bağ; bağ, rabıta. ligamen'tal, ligamen'tous s., anat. bağ kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. çehrenin başlıca hatları, ayırt edici özellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç, tedavide kullanılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nizâma uygun olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eteği temiz), mec. Namuslu, iffetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاک دامن] iffetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irz, namus, iffet sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. parliamentarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. member of parliament. parliamentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. parliamentarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. member of parliament. parliamentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. parlamento). Millet meclisi, milletvekillerinin meydena getirdiği meclis ve senatonun bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentarian. general assembly. parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliament. parliamentparliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Parlamento; ingiltere Millet Meclisi; k.h. resmi meclis. parliamentar'ian i. parlamento usullerini bilen kimse, parlamenter. parliamen'tary s. parlamentoya ait. parliamentary procedure parlamento usulleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Pİrâmûn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt., müz. portamento, ses kaydırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü hal, bela; hal, halet, durum, vaziyet; man. cins, kategori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet beyannamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bot. şeftali cinsi meyva çekirdeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti isa tarafından tesis edilen dini ayinlerden biri. sacramental s. bu ayinlerle ilgili. sacramentally z. kutsal ayin kabilinden. sacramentary i. Katolik kilisesi ayinleri kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sağırlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (I. Y. Fr.). 1. Maviye çalar kırmızı bir renk. 2. Tavşan kulağı, buhûr-ı Meryem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclamen. dark reddish purple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçeklerde erkeklik uzvu, ercik. stamen, stamened s. stameni olan. staminiferous s. stamenler hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bütün olarak, bütün bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. entirely. fully. exactly. properly. thoroughly. wholly. perfectly. precious. absolutely. all. altogether. bang. bang-on. chock. clean. clear. dead. definitely. in the highest degree. downright. fair. heart and soul. up to the hilt. hollow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely. all. altogether. completely. dead. diametrically. downright. exactly. finally. flatly. fully. off. outright. perfectly. purely. quite. roundly. totally. truly. wholly. wide. entirely. clean. clear. in full. to the core. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. completely. entirely. wholly. all over. to a crumb. diametrically. down to the ground. exactly. faithfully. in toto. off. out. outright. perfectly. purely. quite. roundly. up. well. for all the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تماما] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tabiat, yaratılış, mizaç, meşrep, huy; ölçülülük, muvazene, kıvam; müz. akort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mizaca veya tabiata ait; değişen mizaçlı; huysuz, sinirli; azimsiz. temperamentally z. azimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., ter = yaş, dâmen = etek). Namussuz, iffetsiz, bulaşık, Ar. mülevves.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تردامن] iffetsiz. 2.namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) vasiyetname; (KM) ahit. New Testament Yeni Ahit. Old Testament Eski Ahit. testamen'tary (s.) vasiyet kabilinden; vasiyetnamede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlamento usullerine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. velamina) anat. zar; bot. yılanyastığı veya salep kökü üstündeki süngersi zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Çin'de yüksek memura mahsus daire veya lojman, eski Çin'de hükümet dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by