Amm ne demek? | Amm anlamı nedir? | Amm

Amm anlamı nedir?

Amm ne demek?

Amm anlamı nedir?

Amm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: amm

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عام] genel, yaygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عام] yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عم] amca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarfsız uçak mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. yet. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbes or spiritual mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اما] ama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [( امابعد] maksada gelince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) imâme (i. A.) (c. amâim). Sarık, başa sarılan şey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amman, Ürdün-ün başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâmur eden, bayındırlaştıran.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Memur eden. 2.Bayındırlaştıran. (bkz.Amir). - Ammar b. Yasir. Sahabeden. İlk müslüman olanlardandır. Çok işkence gördü. Habeşistan’a hicret etti. Annesi ilk İslam şehidcsi Sümeyye (r. anha)’dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amme, kamu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AMME) (i. A. «umum» dan if. mü.). Umum, halk: Ammeye malûm oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Babanın kızkardeşi, dilimizde bunun yerine sehven hala sözünü kullanıyoruz. Halbuki hala, teyze demektir, asıl Türkçesi çiçe’dir. Bu terkedilmiş kelimenin canlandırılması böyle yanlış bir Arapça kelimenin kullanılmasından elbette hayırlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public. general. the public. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse , wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمه] hala.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. local government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public benefit. public interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). elektrik akımını amperle ölçen alet, ampermetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Amiye). Avâma ait, yüksek tabakaya mahsus olmayıp avâm harcı olan, Adi, bayağı. Lugat-ı Amiye: Arap dilinin halk arasında kullanılan i’rabsız ve galat şivesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. am: Amca F. zâden: Doğmak). Amca oğlu, amca kızı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyumla amonyum nitrat bileşiminden meydana gelen patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amonyak ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uşak ağacından elde edilen sakız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kafadanbacaklı kabuğunun fosili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum. ammonium chloride nışadır. ammonium nitrate amonyum nitrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mühimmat, cephane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصم] sağır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tavla oyunu; (f). tavla oyununda yenmek, özellikle mars etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samt» dan imef.) (mü. musammata). Asıl kafiyesi dışında her beytinde kendi içinde üç kafiye bulunan gazel ve kaside.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santigram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ıslak, yaş, rutubetli, yapışkan, soğuk. clamminess (i). ıslak ve yapışkan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Damlatmak, taktir etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en eski Yunan alfabesinde altıncı ve ibranice'de vav harfinin eşiti olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعم] genelde, yaygın haliyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افکار عامه] kamuoyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (fe edatı ile emmâ’dan mürekeptir). Kaldı ki, ona gelince.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanar, yanabilir, kolaylıkla yanar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İbranîce’den). Yunan alfabesinin üçüncü harfi (gamma ışınları).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gamma, Yunan alfabesi nin uçuncü harfi gamma globulin gamma globulin gamma rays gamma ışınları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD projeksiyon ya da arkadan projeksiyon ekranlarda en iyi görüntü için farklı gri seviyelerinin ayrı ayrı ayarlanmasına olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gamz’den imüb.) (mü. gammâze). 1. Herkesin ayıplarını meydana çıkarmaya çalışan, münafık. 2. Câsus, söz yetiştirici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telltale. informer. sneak. proditor. stool pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غماز] ispiyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme). 2. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka ya,slı kadın, kocakarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f domuz etinin tuzlan mış ve tutsulenmiş but tarafı; f domuz etini tütsulemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f tavla; tavlada mars; f mars etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ünlem ing, k dili saçmalık, boş laf, aldatma; f boş laf etmek, hile yapmak; aldatmak; ünlem Saçmalık I Boş lafl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, den cıvadrayı baş bo doslamasına tiringa halatı ile bağlamak gam moning i cıvadra tiringası gamo onek cinsiyetle ilgili; bileşik gamous sonek evlilikle ilgili, ureme ile ilgili: monogamous s tek eşli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gramer, sarf, dilbilgisi; gram'er kitabı; gramer kurallarına göre hazırlanmış yazı veya konuşma. grammar school eskiden İngiltere'de üniversiteye talebe hazırlayan mektep; A.B.D. ilk ve orta okul derecesinde resmi okul. comparative grammar karşıla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gramer uzmanı, dilbilgisi kitabı yazarı, gramerci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gramere ait, sarfi, dilbilgisi kurallarına uygun. gram - matically (z.) gramer bakımından, sarfça, gramer kurallarına uygun olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [گلبانگ محمدی] ezan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -1.Çok hamdeden, çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hammad).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمال] hamal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hammal ücreti, bir yük ve eşyanın taşınması ücreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حمام] banyo. 2.hamam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamamcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمار] meyhaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç, tokmak; (anat.) çekiçkemği; tüfek horozu; muhtelif aletlerin uzunca, yassı ve ekseriya oynak kısımları; mezatçı tokmağı. hammer and sickle orak ve çekiç. hammer and tongs (k. dili) büyük gürültü ve gayretle. hammer lock güreşte kolun arkaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) çekiçle vurmak, çekiçlemek; çekiçle işlemek; yumruk atmak, yumruklamak; (kalp) hızla atmak; zihnen çok çalışmak; saldırmak, hücum etmek. hammer an idea into one's head bir kimsenin kafasına bir fikri sokmak, zorla anlatmak. hammer at azimle uğraş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç balığı, (zool.) Sphyrna zygaena malleus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hamak, (den.) branda yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاص و عام] herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüz gram, hektogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ateş alır, tutuşur, parlar; kolay kızdırılır (madde). inflammability i. tutuşabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alevlendirme, tutuşma; tıb. kızarma; tıb. iltihaplanma, iltihap. inflammatory s. tahrik edici, alevlendirici; kızdırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basınçlı hava ile çalışan kaya delgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir kilo ağırlığındaki bir cismi bir metre yükseğe kaldırmak için sarfedilen kuvvete karşılık olan enerji ve iş birimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzu kuşu, (zool.) Gypaetus barbatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ç.dili anne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meme. mammary s. memeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memeliler sınıfından hayvan. mammal'ian s. memeli hayvana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanat ilminin memeliler dalı. mammalogist i. memeliler uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. memeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. meme şeklinde, mememsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. meme, meme şeklinde uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memeye ait veya ona benzer, mememsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek meme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanı kötü yola sevkeden servet ve mal; hırs, ihtiras; b.h. hırs veya servet tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mamut; s. gayet iri, dev gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ç.dili anne; A.B.D. zenci sütnine, Arap dadı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشام] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «amâ» dan imef.) MAnâsı gizli ve güç anlaşılır söz veya şekil, bilmece (klasik şiirde bir çeşittir). mec. Anlaşılmaz, sır, muğlâk, karışık, karmakarışık, halli müşkül: O, bir muammâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enigma. riddle. puzzle. mystery. conundrum. problem. puzzlement. puzzler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enigma. puzzle. secret. mystery. riddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enigma. mystery. conundrum. puzzler. riddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معما] bilmece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ömr» tâmîr’den imef.) (mü. muammere). Yaşayan, hayatta olan: Uzun zaman muammer oldu; Allah sizi muammer eyleyel

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ömür süren, yaşayan, yaşamış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Muhammed; Mehmet. Muhammadan s. Müslüman. Muhammadanism i. islam, Müslümanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2.Birçok güzel huylara sahip. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur. Kur’an’da dört yerde zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Muhammediyye). 1. Peygamberimlz’e ait: Dİn-i Muhammedi, şerîat-ı Muhammediyye. 2. İslâm dininde bulunan, islâm dinine mahsus: Ezân-ı Muhammedî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hemn, tahmîn» den imef.). Tahmin edilen, tahmin olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimated. appraised (worth / value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمن] tahmin edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr»dan imef.) (mü. muhammere). Mayalanmış, ekşiyip kabarmış (galatı «muhtamar»).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمر] mayalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hums» dan imef.) (mü. muhammese). 1. Beşli, beş katlı. 2. (matematik) Beş köşeli, beş açılı şekil, beşgen. 3. (edebiyat) Beş mısrâlı kıt’alardan yapılmış klasik şiir şekli. 4. (musiki) Muhammes şarkı = Beş mısrâlı şarkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخمس] beşli. 2.beşgen. 3.beş dizeli şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «humn» den if.) (mü. muhammine). 1. Tahmin eden, tahminci. 2. Mala baha biçen gümrük memuru. 3. Rehin verilen mücevher vesair değerli eşyanın kıymetini tahmin ve takdir eden memur, estlmatör. 4. Resim ve vergiye bağlanacak emlâkin değerini tayin eden memur: Tahrîr-I emlâk muhammini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhamminin iş ve görevi: Bir muhamminliğe tayin olundu; o adam muhamminlik edemez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشمع] muşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samm» den imef.) (mü. musammeme). Tasmîm olunmuş, kesin şekilde kararı verilmiş: Yarın gelmemiz musammemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan if.) (mü. mutazammıne). İçine alan: Bu tâbir o mânâyı da mutazammındır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متضمن] içeren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «amd» den if.) (mü. müteammide). Bir işi kasten ve niyet ederek yapan. Gayr-i müteammid = Kasten yapmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûm» dan if.). Yaygın, umumileşmiş, yayılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den lf.) (mü. mütehammile). 1. Tahammül eden, çeken, yüklenebilen, dayanabilen: Bu direk o kadar ağırlığa mütehammil değildir. 2. (denizcilik) Mütehammil su hattı = Geminin son derecedeki yükle çektiği su derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعمم] yaygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحمل] dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ateş almaz, yanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. kumtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A .c.) (m. asamm). Sağır ve dilsizler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şemm» den if.) (mü. Şâmme). Koklayan, koku alan; kuvve-l şâmme = Koku alma kuvvet ve duygusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvve-i şâmme» den kısaltılmış). Koku alma duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامه] koku alma duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmude otu, bin göz otu, bot. Convolvulus. scammonia; bu otun müshil olarak kullanılan zamkı, mahmude koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) chamois.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. koyu kırmızı (renk).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pepelemek, kekelemek; i. kekemelik. stammerer i. kekeme kimse, pepe kimse. stammeringly z. kekeleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «amd.den). Kasit ve niyet etme, bilerek ve isteyerek bir iş yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kasten, isteyerek ve bilerek, önceden tertip ederek, ansızın bir hiddet ve gazap üzerine olmayarak: Taammüden cinayet işlediği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premeditatedly. willfully. deliberately. with malice prepense / aforethought with malicious / criminal intent. with malice aforethought. with intent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. taammüdiyye). Kasit ve niyetle, isteyerek ve bilerek, hattâ önceden düşünüp tertip edilen (cürüm ve cinayet): Bu cinayetin taammüdî olduğu daha anlaşılamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umk» dan). Derinleşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعمق] derinleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

derinleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûm» dan). Umûma ve herkese ait olma, hususiyetten çıkıp herkese yayılma, umumî olma: Bu Adet memlekette iyice taammUm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premeditation. aforethought. premeditated design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعمد] bilerek yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعمدا] bilerek, kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعمم] genelleşme, yayılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genelleşmek, yayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamy.den). Sakınma, perhiz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den masdar). 1. Bir yükü üstüne alma, yüklenme. 2. Ağır bir şeye katlanma, ses çıkarmayarak çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. patience. endurance. resistance. fortitude. hardihood. hardiness. sufferance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. tolerance. forbearance. long- suffering. patience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. patience. toleration. durability. stamina. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abide. brook. endure. tolerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resist. to tolerate. to put up with. to bear. to suffer. to endure. abide. brook. stand. support. sustain. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Dayanılmaz derecede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tahammül = dayanma, Fars. güdâhten = eritmek). Sabır ve tahammülü mahveden, sabır ve tahammüle yer bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabır ve tahammülü olmayan, tahammül edemeyen, dayanamayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabırsızlık, tahammül edemeyiş, dayanamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» dan mas.) Mayalanma, ekşime: Şarap, hamur tahammür etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. ferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mayalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «humz» dan masdar). Ekşime, ekşilik peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحمل] dayanma, katlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dayanmak, katlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تحمل فرسا] dayanılmaz, takat kesici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخمر] mayalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süzgeç yapımında kullanılan bir çeşit kumaş; kumaştan süzgeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تام] tam, eksiksiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تامه] tam, eksiksiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan masdar). İçinde bulundurma, başlıca şeyler arasında bir şeyi de içine alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضمن] içinde bulundurma. 2.kefil olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.içinde bulundurmak. 2.kefil olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) gen. çoğ. mânia, engel; balık tutmak için ağ; ata rahvan yürümesini öğretmek için kullanılan bukağı; ocakta tencere askısı; mak. kollu pergel, elipsograf; f. engel olmak; tuzağa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dilbilgisi kurallarına uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatmetre, vatları ölçme aleti; volt veya amperi ölçebilen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz (değme).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. şikayet etmek, ağlamsamak, sızlanmak, dırlanmak; bağırmak, yaygara etmek; i. yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarıcık, zool. Oriolus;sarı kiraz kuşu, zool. Emberiza citrenella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضم] ekleme, arttırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklenmek, arttırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklemek, arttırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklenmek, ilave edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ötre denilen yuvarlak vokal işareti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضمه] ötre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by