Amme Hukuku ne demek? | Amme Hukuku anlamı nedir? | Amme Hukuku

Amme Hukuku anlamı nedir?

Amme Hukuku ne demek?

Amme Hukuku anlamı nedir?

Amme Hukuku | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: amme hukuku

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarfsız uçak mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of domestic relations. family law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amme, kamu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(AMME) (i. A. «umum» dan if. mü.). Umum, halk: Ammeye malûm oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Babanın kızkardeşi, dilimizde bunun yerine sehven hala sözünü kullanıyoruz. Halbuki hala, teyze demektir, asıl Türkçesi çiçe’dir. Bu terkedilmiş kelimenin canlandırılması böyle yanlış bir Arapça kelimenin kullanılmasından elbette hayırlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public. general. the public. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse , wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمه] hala.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. local government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public benefit. public interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). elektrik akımını amperle ölçen alet, ampermetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santigram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penal law. criminal law. criminal / penal law. crown law. penal code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty. maritime law. marine law. admiralty / maritime / naval law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افکار عامه] kamuoyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka ya,slı kadın, kocakarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [گلبانگ محمدی] ezan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç, tokmak; (anat.) çekiçkemği; tüfek horozu; muhtelif aletlerin uzunca, yassı ve ekseriya oynak kısımları; mezatçı tokmağı. hammer and sickle orak ve çekiç. hammer and tongs (k. dili) büyük gürültü ve gayretle. hammer lock güreşte kolun arkaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) çekiçle vurmak, çekiçlemek; çekiçle işlemek; yumruk atmak, yumruklamak; (kalp) hızla atmak; zihnen çok çalışmak; saldırmak, hücum etmek. hammer an idea into one's head bir kimsenin kafasına bir fikri sokmak, zorla anlatmak. hammer at azimle uğraş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç balığı, (zool.) Sphyrna zygaena malleus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air legislation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüz gram, hektogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative low. administrative law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basınçlı hava ile çalışan kaya delgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canon law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir kilo ağırlığındaki bir cismi bir metre yükseğe kaldırmak için sarfedilen kuvvete karşılık olan enerji ve iş birimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzu kuşu, (zool.) Gypaetus barbatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ömr» tâmîr’den imef.) (mü. muammere). Yaşayan, hayatta olan: Uzun zaman muammer oldu; Allah sizi muammer eyleyel

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ömür süren, yaşayan, yaşamış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2.Birçok güzel huylara sahip. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur. Kur’an’da dört yerde zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Muhammediyye). 1. Peygamberimlz’e ait: Dİn-i Muhammedi, şerîat-ı Muhammediyye. 2. İslâm dininde bulunan, islâm dinine mahsus: Ezân-ı Muhammedî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hemn, tahmîn» den imef.). Tahmin edilen, tahmin olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimated. appraised (worth / value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمن] tahmin edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr»dan imef.) (mü. muhammere). Mayalanmış, ekşiyip kabarmış (galatı «muhtamar»).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخمر] mayalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hums» dan imef.) (mü. muhammese). 1. Beşli, beş katlı. 2. (matematik) Beş köşeli, beş açılı şekil, beşgen. 3. (edebiyat) Beş mısrâlı kıt’alardan yapılmış klasik şiir şekli. 4. (musiki) Muhammes şarkı = Beş mısrâlı şarkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخمس] beşli. 2.beşgen. 3.beş dizeli şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samm» den imef.) (mü. musammeme). Tasmîm olunmuş, kesin şekilde kararı verilmiş: Yarın gelmemiz musammemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvve-i şâmme» den kısaltılmış). Koku alma duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامه] koku alma duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. koyu kırmızı (renk).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pepelemek, kekelemek; i. kekemelik. stammerer i. kekeme kimse, pepe kimse. stammeringly z. kekeleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تامه] tam, eksiksiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customary law. unwritten law. common law. traditional law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) gen. çoğ. mânia, engel; balık tutmak için ağ; ata rahvan yürümesini öğretmek için kullanılan bukağı; ocakta tencere askısı; mak. kollu pergel, elipsograf; f. engel olmak; tuzağa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatmetre, vatları ölçme aleti; volt veya amperi ölçebilen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. şikayet etmek, ağlamsamak, sızlanmak, dırlanmak; bağırmak, yaygara etmek; i. yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarıcık, zool. Oriolus;sarı kiraz kuşu, zool. Emberiza citrenella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ötre denilen yuvarlak vokal işareti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضمه] ötre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by