Amul | Amul ne demek? | Amul anlamı nedir?

Amul | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: amul

Türkçe Sözlük

(i. F.), Mâmule, mamure, imar edilmiş, onarılmış.

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan. 2. Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.

Türkçe Sözlük

Kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan , doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muska. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar, metaller, hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır`a dayanır.

Türkçe Sözlük

(Terkib A.) (mü. biha) (tes. behme) (c. behem). Ona, onunla, onda: MahkOm-u-bih = Ona hükmolunmuş. Mâmûl-u-bih = Onunla amel olunan, mer’İ, müstamel.

Türkçe Sözlük

(Terkib A.) (mü. biha) (tes. behme) (c. behem). Ona, onunla, onda: Mahkûm-u-bih = Ona hükmolunmuş. Mâmûl-u-blh = Onunla amel olunan, mer’İ, müstamel.

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Rumeli derelerinde kullanılan yekpare kütükten mamul tekne gibi balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çarpmak işi. 2. Darbe, musîbet. 3. Vurarak kakmakla yapılmış, kabartmalı: Çarpma gümüş mamûlat. (bk.) Çarpmak.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kesme, Ar. kat’. 2. Kesin şekilde kararlaştırma, kesin karar verme, kuvvetle azim ve niyet etme: Bu sene Hacc’a gitmeyi cezm ettim. 3. Arap gramerinde müzârî sigasının (geniş zamanın) sonu sâkin olma, meczûm olma. Osm. hâlet-i cezm. (Bunu icap eden Amile «câzim» ve kabûl eden mâmûle yani müzariye «meczûm» derler). 4. Arap harflerinin harekelenmesinde sükûn ve harekesizlik alâmeti olan (o) işareti ki, o hecede a, i, u harflerinin olmadığını gösterir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yük, hamule; bir atışta kullanılan patlayıcı madde miktarı; görev, vazife; idare, nezaret, bakım; emanet; mesuliyet; itham, yükümleme; masraf, fiyat; ücret; vergi, rüsum, harç; emir, hücum, hamle, saldırı; borç; elek şarj. charge account mağazada aç

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: çimento). Kumla karışık olarak harç ve sıva gibi kullanılıp pek çabuk donar ve rutubete karşı çok dayanır bir mamûl ki, çeşitleri olup kâğıt torba içinde satılır: Fransız çimentosu, beyaz çimento. Çimento döşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsadere etmek; haczetmek; istimlâk etmek, kamulaştırmak. confisca'tion (i). müsadere, haciz. confis'catory (s) müsadere ve haciz kabilinden.

Türkçe Sözlük

(i.). Has yünden yapılmış maruf kumaş: Kırmızı, siyah çuha. Çuha çiçeği = Bir nevi çiçek. Çuhadan mamul, çuha elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). geliştirmek, tekâmül ettirmek, inkişaf ettirmek; genişletmek, açmak; harekete geçirmek, husule getirmek; (foto). develope etmek, banyo etmek, yıkamak; gelişmek, tekâmül etmek, inkişaf etmek; genişlemek; olgunlaşmak; hâsıl olmak, meydana çıkmak;

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geliştiren şey veya kimse, tekâmül ettiren şey veya kimse; (foto). develope eden ilaç, revelatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelişme, inkişaf, tekâmül, ilerleme, terakki; meydana çıkma, zuhur; (biyol). açılma, gelişme; (A.B.D). site. developmen'tal (s). gelişim ile ilgili.

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). 1. Billûrlaşmış saf karbondan ibaret parlak taş ki, en makbul cinsine pırlanta derler. Cevher, gevher. 2. Elmastan mamul veya elmasla süslü: Elmas yüzük, küpe. mec. Pek aziz ve değerli, pek parlak ve güzel: Elmasım, elmas yârim. Elmas parçası = Pek parlak ve güzel şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek rutbe sahibi, seçkin, üstün, ünlü, mümtaz, güzide. eminent domain huk. kamulaştırma yetkisi, istimlâk hakkı. eminently z. ziyadesiyle, gayet, pek.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefîs» ten itaf.). Daha veya pek kıymetli ve makbûl, pek latif veya lezzetli: Anadolu’nun enfes mâmûlâtı halılardır; Aydın’da enfes üzüm ve incir çıkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geliştirmek, inkişaf ettirmek; açmak, saçmak, dağıtmak, çıkarmak; gelişmek, inkişaf etmek; evrim geçirmek, tekâmül etmek. evolvement (i.) gelişim, evrim, tekâmül.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) evrim, tekamül, inkişaf, gelişme, açılma. evolutionary (s.) evrimsel, tekamü1i. evolutionism (i.) evrim teorisi; bu teoriye inanma. evolutionist (i.) evrim teorisi taraftarı; zoraki devrim yerine birbiri ardından gelen safhaları izleyen bir sosyal ya

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istimlak etmek, kamulaştırmak. expropria'tion (i). istimlak, kamulaştırma.

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Sanayi mamullerinin büyük ölçüde imal edildiği yer. Fars. kârhane. Ar. ma’mel: Bez, kâğıt, cam fabrikası. 2. Eskiden, un fabrikası, buharla işleyen değilrmen: Filan kasabada üç değirmenle bir fabrika vardır. Fabrika işi = Usta elinden çıkmayıp fabrikada yapılmış Standard iş. Fr. fabrique.

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. flanelle). 1. Teri içmek ve sıcak tutmak için tenin üzerine giyilen yünden dar gömlek veya don: Fanila giymek, fanilayı çıkarmak. “2. Yünden ince ve yumuşak bir nevi kumaş: Bu fanilanın metresi kaça? Faniladan gömlek. 3. Fanilâ denilen kumaştan yapılma: Fanila mintan, fanila hırka. 4. Yünden, fanila tarzında yani ince ve yumuşak olarak yapılmış olan: Fanila çorap, fanila don. «yün çorap» ile «fanila çorap» arasında fark vardır. Birincisi yerli ve az, çok kaba olarak eğirilmiş yünden mamul çoraba ve ikincisi ise fabrika işi olarak ince ve yumuşak olanına delâlet eder.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitiren veya tamamlayan kimse, ikmal eden kimse; fabrikadan çıkacak mamullerin son işlerini yapan işçi veya makina; nihai darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden alevlenmek, şimşek gibi çakmak veya parlamak; birden parlamak; birden akla gelmek; cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek; telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak; (k).dili birdenbire göstermek; yağmurdan koru

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil, biçim, suret; beden, vücut, kalıp, cisim; cins, sınıf; tarz, usul, teamül; spor form; fiş, müracaat fişi; gelenek, etiket, hal; üslup; (matb). forma; (ing). (okullarda) sınıf: first form orta bir. bad form (ing). etikete aykırı davranış,

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). navlun, nakliye ücreti; yük, hamule; yük katarı, marşandiz; (f). yüklemek; nakletmek. freight car yük vagonu. freight train marşandiz, yük treni.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yapılmış, edilmiş, Osm. imal edilmiş. Ar. mâmûl: Te’lîf-gerde = Telif olunmuş: Gülistân, Şeyh SAdî’nin te’ lîf-gerdesidir. Süleymâniye Camii, Mimar Sinan’ın binâ-gerdesidir.

Türkçe Sözlük

(İMAL) (i. A. «amal» den masdar) (c. İmâlât). 1. Yapma, İşleme, vücuda getirme: Merinos yününden çuhaha ve ince kumaşlar İmal ederler. Bakırdan güzel kap kaçak imal olunur. 2. Kullanma, yürürlüğe koyma. 3. c. Bir fabrika veya memleketin sanayie ait işleri, mamulat: Bursa tmâlâtı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan masdar). 1. Kırılma, Osm. şikeste olma: Dökme demirden mamul şeylerin inkisara kabiliyetleri fazladır. 2. Kalb kırılma, gücenme, Osm. hâtır-mânde olma: O adamın bana inkisara hi; hakkı yoktur. 3. Beddua: Bir anne, çocuğuna hiçbir vakit yürekten inkisâr etmez (bu ü;üncü mânâ Arapça’da yoktur). 4. (fizik) Işınların boşluktan havaya ve havadan suya geçerken yön değiştirmesi kaidesi, Fransızca: rifraction.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ortadaki, orta seviyede bulunan, aradaki; (i.) orta seviyede bulunan şey; orta boy araba; meyancı, vasıta, aracı; (kim.) ara mamulü. intermediately (z.) ara yerde bulunarak; vasıta olarak .

Türkçe Sözlük

(i.), ipekle yapılmış, ipekten mamul, ipekle karışık: İpekli kumaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استملاک] kamulaştırma.

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDİFE) (i. A.) (c. kadâif). 1. İpek, pamuk veya yünden örgülü parlak, hafif tüylü lüks kumaş. 2. Kadifeden mâmûl: Kadife elbise. Kadifeçiçeği = Yaprakları örgülü çiçek çeşitleri.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunmaksızın yalnız dövülmekle yapılmış kaba yün aba, tepilmiş yün: Keçe döşemek, keçeden çadır, ayaklarına keçe sarmış. Kar keçesi = Erimemek için kar sardıkları keçe ki halı gibi de kullanılır. 2. Cda döşemesi üzerine yayılacak yün dokuma: Avrupa keçesi, yerli keçe, odaların keçelerini döşemek, kaldırmak. Sıfat: 1. Keçeden, yani dövülmüş yünden mamul: Keçe külâh, keçe yağmurluk. 2. mec. Uyuşuk, hisst uyuşmuş, çok çalışmadan ve taş, toprak vs. tutmaktan hışır hışır olmuş: Ellerim keçeleşdi. 3. Taranmamış, birbirine geçmiş: Saçı keçe olmuş, (denizcilik) Karine keçesi = Gemilerin karinesine kaplanan bakırın altına konan kaba keçe. Keçe külâh etmek = Rütbesini kaldırıp apoletlerini sökerek meslekten atmak.

Türkçe Sözlük

(KERASTE) (i. F.). Yapılarda kullanılan kesilmiş ağaç çeşitleri, direk, tahta vesaire: Keresteden bina; kerestesi sağlam ev. 2. Her çeşit mâmûlâtın imâlinde kullanılan madde: Bu kunduracı usta ise de iyi kereste kullanmıyor, mec. Kaba saba, çok kaba ve nâdân adam: Kereste gibi adamdır.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kırâat» ten). Kuran sözcüğü Arapça’da QRE (kare’e/okudu) sözcüğünün sülasi (üç harfli kelime kökü sistemine göre) mastarıdır. “Anlam vermek” veya “anlayarak okumak”, anlamlarını ifade eder. İslâm’ın kutsal kitabının özel adı olan Kuran kelimesi, 58 âyette geçer. Ayrıca “kur’an” “okunan, okuyuş, okuma” “ekli, katlı, derli” anlamında özel ad olmayarak 12 ayette (Yusuf Suresi 12/2, Rad Suresi 13/31, İsra Suresi 17/106, Taha Suresi 20/113, Zümer Suresi 39/28, Fussilet Suresi 41/3,44; Şura Suresi 42/7, Zuhruf Suresi 43/3, Cin Suresi 72/1, Kıyame Suresi 75/17,18) geçer. Kur’ân veya Kur’ân-ı Kerîm, (Arapça : القرآن) İslam aleminde İslam peygamberi Muhammed’e (S.A.V.) , ayetleri Allah tarafından Cebrail aracılığıyla vahiyler şeklinde gönderildiğine inanılan kutsal kitap. İlk olarak 7. yüzyılda kitap haline getirilmiştir. Kuran ayrıca Furkan, Kelamullah, Kitabullah gibi isimlerle de anılır. Fatiha Sûresi ile başlayıp, Nas Sûresi ile sona erer. Okunuşunun kutsal olduğuna inanılarak, ilave işaretlemeler ve özel okunuşu tecvid ile birlikte nesilden nesile aktarılmıştır. Peygamberimiz’e nâzil olan, sıra bakımından dördüncü sayılan semâvî kitap. Mushaf-ı Şerif, Fürkan-ı Kerîm. Hâfız-ı Kur’an = Kurân-ı Kerîm’i ezberden bilen adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük, hamule; sıklet, ağırlık; endişe, üzüntü, kaygı; fikir yorgunluğu; silâh doldurmak için barut ve fişek; mak. mukavemet; bir cihazın ihtiva ettiği elektrik miktarı, şarj. load displacement den. geminin tam yükünü alınca çektiği su. load factor bi

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. make; s. yapılmış, mamul; istikbali garanti altına alınmış, işi yolunda; yapma, doldurma. have it made ısmarlamak;A.B.D., (argo) sonucundan emin olmak. loosely made bol yapılmış, gevşek örülmüş (elbise) well made biçimli, iyi yapılı

Türkçe Sözlük

(A. terkip) (mâ = bağlama edatı, dâm = «devâm»dan). 1. Daim ve bâkî oldukça. Midâmül-hayât = Sağ oldukça, ömrü oldukça. 2. Çünkü: Madem görmek istiyorsunuz, gelin, görün. Bu mânâ ile bazen «ki» edatını da alır: Mademki böyle istiyorsunuz, böyle olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapılış, yapı, şekil, biçim; mamulât, marka; hasılat, randıman, verim; elek. devrenin kapanması. be on the make k.dili kendi kazancı peşinde olmak; cinsi münasebet için eş aramak.

Türkçe Sözlük

(i. A. «amel» den imef.) (mü. mâmûle). 1. Yapılmış, işlenmiş: Yünden mâmûl kumaş; mermerden mâmûl heykel. 2. (e.) (Arapça gramer): Bir Amil’in tesiriyle bir türlü İrab kabûl etmiş olan (kelime), Amil zıddı. (i. A. c.) MAmûlât = 1. Bir san’atın veya bir fabrikanın vücude getirdiği iş, mahsul: Şam mâmûlâtı; fabrika mâmûlâtı. 2. (e.). Bir Amil’in tesiriyle trab kabûl etmiş kelimeler.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâmûl). Mamûller. (bk.) MAmûl.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. imal, yapma; mamulat; f. imal etmek, yapmak; yalandan icat etmek, uydurmak. manufacturer i. fabrikatör.

Türkçe Sözlük

(I. A. «sun’» dan imef.) (mü. matnûa). 1. San’atlı yapılmış, san’at mahsûlü, mâmûl: Londra’da masnû bir makine. 2. Asit ve tablt olmıyan, yapma, sunt. İcat ve ihtlrâ olunmuş, uydurma, yapma, düzme: Bu haber matnûdur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

amulet. charm. talisman.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den İf.). Tekâmül etmiş, gelişmiş, olgunlaşmış.

Türkçe - İngilizce Sözlük

amulet. charm. charm against the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. amulet (used to ward off the evil eye.

Türkçe Sözlük

(i.) (Tamul dilinden). UzakDoğu mâbetlerine Batılılar’ın verdiği isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f tamamlamak, bitirmek, ikmal etmek; tekamül ettirmek. perfectibil'ity i. kemale erme kabiliyeti. perfectible s. tamamlanabilir; tekâmül ettirilebilir. perfective s. mükemmelleştirici; tamamlayıcı. perfectively z. tamamlayıcı olarak; mükemmelleştirici

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemal, mükemmellik, tekâmül; bitirme, ikmal, tamamlama; kusursuz kimse veya şey; kusursuzluk.

Türkçe Sözlük

(i. Fars. deri demek olan «pâst» dan). 1. Deri, cilt: Arslan postu, geyik postu. 2. Üzerine oturmak için tüyü ile beraber kurutulmuş, tabaklanmış deri. 3. Makam, mansıb: Posta geçmek. 4. Şeyhlik makamı: Merkezefendi postu. 5. Adi kürk, koyun vesaire derisinden gocuk. Postu sermek = Bir yerde çok oturmak, (halk ağzında) Pos = 1. Kıllı deriden mamul: Pos kalpak. 2. Pösteki gibi kaba: Pos-bıyık.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Maden dökmek içir topraktan mamûl kap. 2. Nişan tablası yerine dikilen işaret vesaire, nişan potası, basketbol potası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emsal, numune, örnek; evvelce vaki olmuş ve tekrar vuku bulması hak veya adet olan şey; teamül, yapılageliş.

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Balıkçıların kullandığı ıhlamur kabuğu lifinden mamul halat.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Domuz etinden yapılma salam, sucuk ve sosis gibi çeşitli et mamulleri satan dükkân.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ayırmak, tecrit etmek; (huk.) haczetmek, el koymak, müsadere etmek. sequester oneself tenha bir yere çekilmek. sequestrate (f.) el koymak; kamulaştırmak. sequestra'tion (i.) zapt, müsadere, el koyma; inziva, köşeye çekilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. -ise f. kamulaştırmak, topluma mal etmek; sosyalleştirmek; toplum kurallarına uydurmak. socialization i. sosyalleştirme, sosyalizasyon; kamulaştırma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ameliden masdar). (c. teâmülât). 1. Muamele. 2. (hukuk) Cemiyetteki gelenek, Adet, örf.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Toprak mahsullerini veya sanayi mamullerini alıp satarak, alış ve satış arasındaki fiyat farkından faydalanma. 2. Ticarî çalışmadan elde edilen istifade, temettü: Bu sene hayli ticaret ettik.

Türkçe - İngilizce Sözlük

talisman. charm. amulet. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük

spell. talisman. charm. magical spell. amulet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

taliman. amulet. charm. talisman.

Türkçe Sözlük

(i.). Pamuk iplik: Tire ile dikmek; yorgan tiresi: Yorgan kapladıkları kalın cinsi. Pamuk ipliğinden mamul: Tire çorap.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tel veya tel mamuller fabrikası.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşlenmek, imâl olunmak, Osm. mâmûl olmak: Bu iş böyle yapılmaz. 2. Bina, inşa olunmak: Bu ev ne vakit yapıldı? Bu köprü, bu yol iyi ya-’ pılmemıştır.

Türkçe Sözlük

(i.). T. Yünden yapılmış: Yünlü fanila, yünlü kumaş. 2. Yünle dolmuş: Yünlü minder. 3. Yün ve yapağı veren: Yünlü hayvan. 4. Yünden mamûl ince elbiselik mensucat çeşidi: Zarif yünlüler getirtmiş.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir cins siyah ağaç kökü: Yüsrîden teşbih. 2. Bu kökten mamûl: YüsrI teşbih.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altından mamul. 2.Altın renginde sarı. 3.Parlak. 4.Güzel kokulu bir cins çiçek. 5.Fulya.