An-küm ne demek? | An-küm anlamı nedir? | An-küm

An-küm anlamı nedir?

An-küm ne demek?

An-küm anlamı nedir?

An-küm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kum

Türkçe Sözlük

(A ). Sizden.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça terkip. «Sizin üzerinize» demektir. Esselâmü aleyküm = Size selâm olsun, ve Aleyküm Selâm = Size de selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), ikinizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. Fr). Başkomutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur. Böbreklerde kum görüldüğü zaman aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz sapı, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 5 çorba kaşığı kiraz sapı konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. twine. torsion. bend. fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. twisted. spun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buncombe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor bir cins yâkut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Gaga ile vurmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez. 2. Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak. 2. Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. halkaviyye, halkumiyye) (anatomi). Boğaza mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo seyircinin ilgisini çekmek için baş vurulan oyunlar; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜKM) (i. A.) (c. ahkâm). 1. Hâkimlik, hükümet, Amirlik: Filânın hükmü geçer, filânın hükmü altındadır. 2. Emir, irade, kumanda: Hükmetmek; hükmü geçmek; hükmü nâflz olmak; filânın hükmüyle hareket ediyor. 3. Karar; bir dâva veya meseleyi dinleyip iyice tahkik ve muhakeme ettikten sonra verilen katî karar ve netice, kanun icabının ortaya çıkması: Hüküm vermek; mahkemenin hükmü; beş sene müddetle hapsine hükmolundu. 4. Kuvvet, ehemmiyet, nüfuz: Onun Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmünü icra ediyor; kışın hükmü geçti. 6. Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmündedir. 7. İktizâ, icap, gerek: Kanun hükmünce; zarafet kaidesi hükmünce. Hükmü olmak = Kuvvetli ve nüfuzlu olmak. Hükmünde olmak = Değerinde bulunmak. Hüküm sürmek = 1. Hâkim olmak, hükümet etmek. 2. Cârî olmak. Hükmü geçmek = 1. Emri nüfuzlu ve cârî olmak. 2. Kuvvet ve tesiri geçmek, c. 1. Emirler, irâdeler: Ahkâm-ı llâhiyye. 2. Nizamlar, kanunlar: Adlî ahkâm, ahkâm-ı dîniyye. 3. Yıldızlardan başka tabiî ve semâİ alâmetlerden çıkarılmak istenilen mânâlar, Ar, istihrâcât, gaipten haber vermeler: Ahkâm çıkarmak: Müneccimlerin ahkâmı, mec. Garip ve gülünç hükümler: Ahkâm kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdara mahsus veya lâyık bir hal ve şekilde: Hükümdârâne azametle; hükümdârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle. 2. Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2. Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3. İdare usûlü: Demokrat hükümet. 4. İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat. 2. Mahkemece hüküm giymiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hükm = hükümet, Fars. rânden = sürmek). Hüküm ve saltanat süren, hâkim, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruling. reigning. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hüküm süren kimseye ait. Hüküm sürme, hükümdarlık. Hukuk-ı hükümrânî = Hükümranlık hakları, Fr. suzeraineti denilen siyasî terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Boğazdan mideye olan yol. Râhat-ül-hulkum = Rahat lokum denilen maruf şekerleme, lokum, lâtilokum. (bk.) Halkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلقوم] boğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuzey ülkelerinde bulunan sansar ve gelinciğe benzer boz ve siyah kuyruklu bir hayvan ki, kürkü pek makbuldür, bk. Kakım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). (Sesi dolayısıyla verilen İsim). Baykuş cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Pek ufak ve sert taneler hâlinde olan toprak: Dere kumu; deniz kumu. İri kum = Taneleri büyük. İnce kum = Taneleri küçük. 2. ince toprak, toz. 3 Eskiden yazıyı kurutmaya yarayan toz. 4. Armutta ve bazı meyvelerde dişlere dokunan sert tenecikler. 5. Bazı dokumalarda pek ufak ve sık benekler. 6. Mesâne, böbrekte ve karaciğerde olan ince taşlar: Mesânesinde, karaciğerinde kum vardır; idrarında kum geliyor. 7. mec. Bolluk ve sıklık için kullanılır: Kum gibi kaynamak, mec. Kumda oynamak = Mahrum olmak. Kumbalığı = Yılanbalığı familyasından hamsiye benzer bir balık, sakankur. Kum saati = İki taraflı ve araları ince bir deliğe bağlanan camdan bir küçük kap ki, başaşağı çevrilince bir tarafındaki ince kum tam bir saatte öbür tarafa akarak zamanı ölçer. Kum gibi = mec. Gayet çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bitişik zamirlerde 2. çokluk şahıs). 1. Siz, sizin, size, sizi. Salâ-ün-aley-küm = Sizin üzerinize selâm olsun! (yalnız böyle bazı tâbirlerde bulunur). 2. Kem küm etmek sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand. gravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Qum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand eel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand viper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dust storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hourglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hour glass. hourglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su içmek çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa, su.

Hazırlanışı : 6 bardak suya 1 tane pırasa doğranır. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok karılı evliliklerde kadının ortağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow wife. second wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow wife in a polygamous household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). XII. yüzyılda Ukrayna’da yaşamış olan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commande). 1. Askere verilen emir, askeri idare etme, kumandanlık: Bu askere, orduya, bölüğe kim kumanda ediyor? 2. Emir, Amirlik, hüküm: Bu işe kim kumanda ediyor? Bu daire kimin kumandasındadır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. direction. conn. attendance. remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. actuation. control. drive. order. purchase order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commandant). Bir askerî birliğin baş subayı, Amiri: Ördü, alay, tabur, bölük kumandanı; jandarma kumandanı; başkumandan (Fransızca” da olduğu gibi dilimizde «binbaşı» mânâsında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. headman. warlord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander komutan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commanding officer. high-ranking officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir askerî birliğin subaylığı, Amirliği: Ordu, alay, tabur, bölük kumandanlığı; başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Gemi zahiresi, bir gemi içinde bulunanların beslenmesi için gemiye doldurulan erzak; kumanya memuru. 2. Geminin erzak koymamaya mahsus yeri, kileri. 3. Eskiden piyade kayığının kıçındaki dolapçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. provisions. portable rations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food taken along to be eaten while traveling. soldier's rations. field rations. commissaries. ship's bill. ship chandler. stores. tons deadweight. viaticum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: kımâr). Para vesaire karşılığında oynanılan oyun: Kumar oynamak; kumarda kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. gambling. play. gaming. hazard. game of hazard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. play. gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambling. gaming. speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمار] kumar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kımâr = oyun, Fars. bâhten = oynamak). Kumar oynayan: O, kumarbazın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler. player. gamester. plunger. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aleator. gambler. common gambler. punter. sport. sporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kumar oynanılan yer: Orası Adetâ kumarhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. disorderly house. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gambling house. gaming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akmişe). 1. İpekten veya yün, keten vesaireden ağır dokuma: Avrupa, Şam, Hind kumaşı (Arapça’ da her çeşit dokuma için kullanılır). 2. Giyeceklerin dokunduğu dokuma cinsi: Bu ceketin biçimi güzel, ama kumaşı pek iyi değil; siz kumeşına bakmayın. 3. mec. Her şeyin aslı, mayası, içyüzü: Kumaşı aşağı adam; onun ne kumaş olduğunu siz bilmezsiniz. mec. Hindkumaşı = Ele geçmez şey, ganimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. materials. cloth. material. stuff. contexture. drape. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth. drapery. fabric. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth. fabric. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قماش] kumaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wool l en drapery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. («humbara» dan galat), bk. Humbara. 2. Çocukların para koyup biriktirmek için ağızsız ve yalnız paranın girmesine müsait ve çıkmasına engel dar bir yarığı olan toprak vesaireden yuvarlak küçük kap kl, sonunda kırılır yahut açılır ve içindeki para alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. money box. moneybox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. coinbox. token box. money box. save- all. thrift box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Humbaracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Künbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault. cupola. dome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapılar için kum taşıyıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Kumlu toprakta yetişen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yığın, birikinti: Bir küme buğday. Otu küme küme yığıdılar. 2. Tepe, künbet, kule.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap. pile. mass. cluster. group. tuft. conglomerate. league. aggregate. aggregation. bank. clamp. cloud. clump. conglomeration. family. stack. congeries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. batch. cloud. clump. cluster. conglomerate. crop. group. heap. lump. mass. pile. troop. tuft. flock. clump. bank. league. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık ve tam kadro ile icrâ edilen fasıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Üst kısımları bembeyaz ve küme hâlinde, taban kısmı koyu renkli ve çok defa düz bulut, kümülüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation. heaping up. grouping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. to heap up. to pile up. clump. heap. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap together. group together. heap up. conglomerate. build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be heaped up. to form a group. to cluster around a place. cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («yığın» demek olan küme’den mi, yoksa Rumca’dan yahut Arnavutça kumaç’tan mı?). 1. Tavukların gece yattıkları kapalı yer, tavuk ahırı, kodes. 2. Ufak ve mütevazı ikamet yeri, kulübe, izbe: Bir kümeste oturuyor. Başını bir kümese sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. pen. poultry-house. hut. hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. cote. poultry house. poultry yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Koyu doru at. 2. Kırmızı veya siyah şarap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kımız, Tatarlarca pek makbul olan mayalanmış kısrak sütü; inek sütünden yapılan kımıza benzer içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «kımkım» dan). Her tarafı yuvarlak testi ve mürekkep şişesi vs. mec. Fitna kumkuması = Fesatçı, çok dedikoducu, ara bozucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumluk yer, kumsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kumu olan, kumla yapılan: Kumlu harç. 2. Kum gibi taneleri olan: Kumlu armut. 3. Pek ufak ve sık benekli: Kumlu kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arenaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. arenaceous. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. whose meat has a gritty texture. covered with woven dots. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumdan ibaret, kum hâlinde: Kumluk yer, kumluk ova.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kâmil). Kâmiller, olgunlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) anason ve kimyonla tatlandırılmış Alman veya Rus likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. compagnie). 1. Şirket: Vapur, demiryolu kumpanyası. Anonim kumpanya = Anonim şirket, isimsiz şirket. 2. mec. Zümre, takım, cemaat: Onlar hep bir kumpanyadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. business concern. theatrical company. troupe. group. gang. band. bunch. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (Fr. compas) Pergel. 2. mec. Ölçüp biçme, ölçüş: Kumpas etmek. 3. Tertip, kurma. 4. Hile, fesat, tezvir: Kumpas kurmak. 5. (Fr. composteur’dan) (basın) Mürettiplerin harfleri dizip satır boyunda sıralamak üzere elde tuttukları demirden Alet ki, harfleri elan kısmı vida ile açılıp kapanır. 6. (İng. compasse’dan) (denizcilik) Pusla. Çap kumpası = Çap ölçmeye mehsus eğri ayaklı pergel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. stick. plot. have. callipers. mariner's compass. trick. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. calipers. calper rule. mariner's compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertip edilmiş, tasarlanmış. 2. Fesatlı, tezvirli: Kumpaslı if-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baked potatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: konur al. Rengini andırdığı kumdan veya kumrudan gelmesi muhtemeldir). Koyu sarı, açık kestane rengi: Kumral saçlı, kumral sakallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. fair. brown. brown-haired. brown-skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. brown-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمری] kumru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güvercine benzer ve o büyüklükte, gerdanında siyah bir dairesi bulunan kuş ki, dilimizde kumru denilir. bk. Kumru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. kumrî). Güvercinden küçük boz renkte ve gerdanında siyah halkası olan bir kuş. Yabanîsi, evcili olur ve eti yenir. Ufak bir cinsine «yusufçuk» derler, mec. Arpacı kumrusu gibi = Mahrum, dertli. Kumru göğsü = Koyu boz rengi. Kızıl kumru = Hakuran kuşu. Yabanî kumru = Uveyk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turtle. mourning dove. dove. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. turtledove. pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güvercinlerden, uzunca kuyruklu boynunun yanlarında benekler bulunan ve güvercinlerden daha küçük olan boz renkli kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumru).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Kumluk yer, kumla örtülü deniz kıyısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sandy seashore. plage. sandbank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy beach or shore. sandy. beach. sandy beach. shoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kum tanelerinin birbiriyle kaynaşıp taşlaşması sonunda meydana gelmiş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağıstan’da yaşayan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılıç. 2.Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumuk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand dune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulation

kümelenme

Yığılma, biriktirme, toplanma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. cumulatif

kümeli

Birikmiş, katılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırlarda ve ormanlarda çerden çöpten yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulus

küme bulut

Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. L.). Küme hâlindeki bulutlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the spinal column. tailend. behind. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi), insanda omurganın ait ucunun bitim yeri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I ince) Lokum. bk. Halkum, hulkum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çeşit tatlı kurabiye. 2. “rahat-ul hulküm”da (boğaz rahatlatan) denilen şeker, lâtilokum. Hacılokumu = Şerbetle yenen kuru ve şekersiz lokum. Kuşlokumu = Yumurtalı ve tatlı bir çeşit ince hamur. Lokum, su, şeker, nişasta ve sitrik asit veya tartarik asit veya potasyum bi tartarat ile hazırlanan lokum kitlesine gerektiğinde çeşni maddeleri, kuru ve/veya kurutulmuş meyveler ve benzeri maddelerin ilavesiyle tekniğine uygun olarak hazırlanan geleneksel bir Türk tatlısı. Arapçada “rahat-ul hulküm”(boğaz rahatlatan) olarak geçmekte olan ve bu tamlamadan türetilen lokum,kimi kaynaklara göre 15’inci yüzyıldan beri Anadolu’da yapılmaktadır. Kimi kaynaklara göre ise 18.yy sonunda Muhittin Hacı Bekir tarafından sert şekerlerden sıkılan 1.Abdülhamit’in yumuşak şekerleme isteği üzerine açılan bir yarışma neticesi icat edilmiş ve bu yarışmada da Muhittin Haci Bekir birinci olmuştur. Bununla birlikte ister 18.yy ister 15.yyda icat edilmiş olsun lokumu seri olarak üreten,popülerleştiren ve Avrupa’ya tanıtan kişinin Ali Muhittin Hacı Bekir olduğu tartışmasızdır. Lokum,Avrupa’da 19.yüzyılda bir İngiliz gezgininin Avrupa’ya Hacı Bekir’in lokumunu götürmesi ile yayılmaya başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight. blasting cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight. blasting cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokum yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükmiden imef.) (mü. mahkûme). 1. Hüküm altında bulunan, tâbî: Efendisine mahkûmdur. 2. Bir mahkemenin hükmünü giymiş, mahkeme tarafından aleyhinde hükmolunmuş: Hapise, idama mahkûmdur. 3. (mec.) Doktor tarafından iyileşmesinden ümit kesilen: Yatağa yatmamış ise de mahkûmdur, (hukuk) MahkOm-ı blh = Hüküm ve kararı verilmiş, hüküm giymiş. MahkOm-ı aleyh = Aleyhine hükmolunmuş, davayı kaybetmiş veya cezası kararlaştırılmış. Mahkûm-ı leh = Lehine hükmolunmuş, davayı kazanmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. captive. con. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محکوم] hüküm giymiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüküm giydirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüküm giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Mahkûm olma hâli: Hiçbir mahkûmiyeti yoktur. 2. Hüküm giyilen müddet: Mahkûmiyetini bitirmeden öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «rakam» dan İmef.) (mü. merkuume) (c. merkumân). İsmi yukarda yazılı: Merkum eşçı, nefer-i merkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقوم] adı geçen, anılan; yazılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare. defiance. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üstüpü, kalafat üstüpüsü. black oakum katranlı üstüpü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okumak işi: Okuması, yazması yoktur, (bk.) Okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. reading. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading. schooling. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yazılmış bir şeyi gözden geçirip sesli veya sessiz kıraat etmek, okumak: Kitap, mektup, gazete okumak. 2. Öğrenmek, tahsil etmek: İngilizce okuyor, gençliğinde bir şey okumamış. 3. Terennüm ve tegannî etmek: Filân güzel okuyor. 4. Davet etmek, çağırmak: Kadınlar düğüne okumaya gittiler. 5. Dua okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Rahmet okumak = Rahmet temennî etmek Meydan okumak = Yarışmaya davet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. study. peruse. announce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. say. study. to read. to study. to sing. to say. to decipher. to understand. learn. to chant. sing. to recite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. to read. to be able to read. to study. to attend school. to sing. to recite. to decipher. to swear at. to be read. to be recited. to be sang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İlim öğrenmiş, tahsilli. 2. Din adamı, rahip, papaz (İstanbul lehçesinde bu mânâda kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literate. well-read. learned. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who's had some formal education. well-educated. intellectual person. lettered. literate. man of education. educated man. well read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. prejudice. preconception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokumun asıl adı. (bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ku uzun) (i. A. c.) (m. rakam). Rakamlar, sayılar, (bk.) Rakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you ! (a greeting used by Muslims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Kuyruksokumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm» den masdar). Hüküm sürme, hâkim kesilme: Tahakküm etmek, birinin tahakkümünü çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domination. tyranny baskı. zorbalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domination. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hen house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hekeme» den). Görünüşte ciddî, gerçekte ise küçültecek bir şekilde alay etme: Tehekküm için bu fıkrayı yazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birikme, toplanma, yığılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İki tuş takımına sahip bir kızılötesi uzaktan kumanda. 1. Yüz, yalnızca günlük kullanım için ana düğmelere sahiptir; 2. Yüz ise TV’nin, video kaydedicinin ya da Lazer Disk oynatıcının tam kontrolü için gerekli tüm işlevlere sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zahmetle yutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Amacım, ulaşmak istediğim şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülküsü olan. bir ülküye bağlı olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Lüferden küçük, eti lezzetli, sularımızda bol bulunan bir balık. Kurutulmuşuna «çiroz» denir (scomber scombrus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote controlled. remote guided. wireless- controlled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Boşluk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vacuum

fiz. basıncı düşürülmüş

Basıncı en az düzeye indirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum. vacuum boşluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Boşluk, havasızlık anlamında kullanılan ‘vakum’ terimi çoğu kez yanlış anlaşılır. Normal şartlarda, deniz seviyesinde, vücudumuzun her santimetrekaresi üzerinde l kilogram hava basıncı vardır. Parmağınıza l kilogramlık bir yük taksanız zor taşırsınız ama parmağınızın minik bir bozuk para büyüklüğünde olan kısmı üzerinde her zaman bu ağırlık vardır. Bir de bütün vücudun üzerinde olanı düşünün.

Üzerimizdeki atmosfer tabakasının ağırlığının yarattığı bu hayli yüksek basınç altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna göre ayarlanmıştır. Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz azalırsa (uçakta veya yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız başta olmak üzere bunu hemen algılar.

İşte basıncın, santimetrekareye l kilogram (l 000 gram) olan atmosfer basıncının altına düşmesine vakum denilir. Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800 gram) bir basınç pratikte atmosfer basıncının ne kadar altında ise o kadar yani l 000-800= 200 milibar vakum olarak ifade edilir.

Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük olduğunda üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre vücudumuz da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı atmosfer basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge bozulacağından ve iç basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak üzere tüm organlarımız zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme götürebilir.

Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına ulaşmaktır ki, bu pratikte mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir ortamın hakiki yani mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron, ve atomun diğer küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda ‘neutrinus’ denilen partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum vardır diyemiyoruz. Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler ki yüzde 99,9999.... vakumdur diyebiliriz.

Elinize bir şişe alıp havasını boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız şişenin içinde vakum oluşmuştur diyebiliriz. İişenin kapağında bir delik açarsanız dışarıdaki hava derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır. O halde dünyamızı çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu ortamına kaçmıyor?

Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik basınçtır. Atmosferde 10 bin metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16 bin metrede 0,1 kilograma düşer.

Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı sıfıra yaklaşır. Havanın vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı yoktur, bu nedenle uzayın boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız da uzayın boşluğuna kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak lazım.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum. vacuum-packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax payer. taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mükellefiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. in charge of. incumbent. liable. obligor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerable. bound. obliged. required. liable. responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. incumbent. liable. obligator. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. compulsion. duty. encumbrance. engagement. function. impost. incumbency. liability. obligation. onus. ought. responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. contribution. engagement. liability. obligation. obediential obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Acı meyveli bir cins ağaç, ağu ağacı. 2. Cehennemde bittiği hayal edilen ve meyvesi cehennemdekilere yedirilecek olan ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oleander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oleander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زقوم] zakkum ağacı. 2.zıkkım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ağu ağacı): Zakkumgiller familyasından; Akdeniz sahilleri boyunca hemen hemen her yerde yetişen; yurdumuzda Batı ve Güney Anadolu’da dere yataklarında bulunan bir bitkidir. Boyu 5 metre kadar uzar. Kış aylarında yapraklarını dökmez. Sık dallıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Zehirlidir. Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, C vitamini ve oleandrin adında bir glikozit vardır. Kabukları ve tohumlarında da etkili maddeler vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Haricen kullanıldığı takdirde adale ağrılarını giderir. Akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Düşük dozlarda kullanılacak olursa kalbi kuvvetlendirir. Bol miktarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır.

Şifalı Bitki by