Ana Kuzusu ne demek? | Ana Kuzusu anlamı nedir? | Ana Kuzusu

Ana Kuzusu anlamı nedir?

Ana Kuzusu ne demek?

Ana Kuzusu anlamı nedir?

Ana Kuzusu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ana kuzusu

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy industry. heavy industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük odun gemisi. 2. Büyük balıkçı kayığı. 3. Böyle kayıklara mahsus büyük ağ, ığrıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large fishing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülke alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takvim, yıllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Kitap biçiminde bir çeşit takvimdir. Yılın bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi belli günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler verir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. almanach

yıllık

Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ve İstanbul şivesince bazen galat: Ane). Doğurduğu yavrularına nisbetle dişi insan veya hayvan, valide, mâder, ümm, nine. (mec.) 1. Aziz ve muhterem kadın: Hadice anamız, Meryem ana. 2. Bir şeyin en başlı kısmı, kütük, esas, merkez: Ana defter, ana direk. Uvey ana = Ana olmayan baba karısı. Ana baba = VAlideyn, ebeveyn. Ana baba evlâdı = Kıymetli, aziz, sevgili. Ana baba günü = Mahşer gibi kalabalıktı ve evlât, anasını, babasını düşünemiyecek derecede tehlikeli gün. Anadan doğma = Çırılçıplak. Büyük ana = Baba veya ananın annesi, Ar. cedde Hamam anası = Hamamda yanaşma ihtiyar kadın Demir anası = Gemi demirinin büyük kolu. Sütana = Sütnine. Kaynana = Karı kocadan birine nisbetle diğerinin anası, kayınvâlide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, zahmet, meşakkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ol, ona.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief. principal. key. main. primary. basic. leading. guiding. broad. capital. cardinal. fundamental. governing. grand. master. parent. staple. mother. principle. main part. head. matron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arterial. basic. cardinal. central. chief. fundamental. grand. leading. ma. main. mama. mammy. momma. mother. primary. rudimentary. mum. mom. maternal. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix in words from the Greek, denoting up, upward, throughout, backward, back, again, anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix to names of persons or places, used to denote a collection of notable sayings, literary gossip, anecdotes, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thus, Scaligerana is a book containing the sayings of Scaliger, Johnsoniana of Johnson, etc. a collection of anecdotes about a person or place mother of the ancient Irish gods; sometimes identified with Danu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main. master. major. mother. patroness. fundamental. basic. capital. stock. principal. broad / adj ,. cardinal. central. chief. leading. mama mamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother of the ancient Irish gods; sometimes identified with Danu. a collection of anecdotes about a person or place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Article Numbering Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Numismatic Association, the national organization for coin collectors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Association of National Advertisers An association whose members are advertisers, i e , companies that advertise their products or services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Nurses Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Association of National Advertisers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'American Numismatic Association '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Nurses Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Article Numbering Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Network Analyzer - A computer-controlled test system that measures microwave devices in terms of their small signal S-parameters The use of this instrument by both engineering and production permits quick and accurate characterization of the inp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (ecza). her cinsten aynı miktarda (reçete).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek (-e). ait olan koleksiyon: Americana, Shakespeareana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high street. main street. main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native / original language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mainmast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directive / leading idea. main idea. basic idea. basic message. burden. central idea. governing idea. directive idea. nub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate way. main gate. gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taproot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main subject. principal subject matter. burden. idea. motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main artery. main stem. main route. main path. main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base direction. main path. cardinal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). çocukların vaftizini reddeden bir Hıristiyan mezhebine mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). bir ordunun deniz kıyısından içeriye doğru girişi (özellikle ksenofon'un katıldığı Fars seferi, M.Ö.401); (tıb). ateşin yükselmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anabolisme

biy. özümleme

Özümlemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok yavru yetiştirip kartlaşmış ve alışık (kaz, hindi vesaire), mec. İşlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmiş, kurnaz, usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full-grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. grown up. big. experienced. shrewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherly. experienced. shrewd. huge. fruitbearing. matronly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmek, kurnaz ve usta olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok yavru yetiştirip alışmış olan hayvanın veya işlerde kocalainason bitkisi yıp tecrübe kazanmış adamın hâli. mec. Ustalık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gram). bir cümle içinde anlam uyuşmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Güney Amerika'ya mahsus bir ,çeşit büyük boa yılanı; herhangi bir çeşit boa yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir Yunan lirik sairi, Anakrion. Anacreon'tic (s)., ,şiir Anakrion'un lirik üslubuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the altogether. natural. stark naked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue. native language. native tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vernacular. primitive language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue. native language. original language. vernacular language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir musiki sisteminde nota yazısının ve aralık esasının dayandığı dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Şark, maşrık). Asya’nın Karadeniz’le Akdeniz ve Marmara ile Adalar Denizi arasında olarak, doğuda Fırat vadisine ve şimdiki kullanılışa göre iran’a kadar uzayan yarımada ki (Asyâ-yı Suğra = Küçük Asya) ismiyle maruf olup, şimdi Türkiye’nin Asya topraklarını teşkil etmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. asia minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anatolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak anemia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kansızlık, anemi. anemic (s). kansız, anemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matriachal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). oksijensiz yaşayabilen; oksijenin yokluğu ile ilgili veya oksijen yokluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaerobic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). anesthesia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anaphylaxie

fiz. aşırı duyarlık

Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Yukarıya rücû). Denizde akıntının yanında veya altında, onun aksine olarak akan su. Akıntı mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undertow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eddy. rip. countercurrent. counterflow. illicit profit. rake-off. loot. boodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countercurrent. eddy. extra profit. illicit gain. windfall. boodle. swirl. undertow. whirlpool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetsiz ve usulsüz kazanç arkasında koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zahmetsiz ve usulsüz.olarak elde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to obtain by cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a countercurrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bâtıni tefsir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, the letters of a word read backwards, but in its usual wider sense, the change or one word or phrase into another by the transposition of its letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thus Galenus becomes angelus; William Noy may be turned into I moyl in law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To anagrammatize. a word or phrase spelled by rearranging the letters of another word or phrase read letters out of order to discover a hidden meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a word spelled out by rearranging the letters of another word When both lexical forms appear in the same poem, especially in proximity, a reader may reasonably suspect that the anagram is a figure of speech If only one form occurs, the encoding of an asso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a recognizable word, phrase or message by rearranging letters This is the permutation of letters to achieve meaning Also see: multiple anagramming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rearrangement of the letters of a word or phrase For example, orchestra is an anagram of cart-horse and Old England is an anagram of golden land Anagrams are a common type of Wordplay in Cryptic Clues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word that is spelled with the exact same letters as another word Example: RIDES is an anagram of SIRED and vice versa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

These are a jumble of words and letters You need to rearrange the letters of words to make a new word or phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, which when its letters are rearranged, becomes another word - e g MOTE becomes TOME, or MOOT POINT becomes O MOTTO PIN. a word or phrase spelled by rearranging the letters of another word or phrase. read letters out of order to discover a hidden m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harflerin sırası değiştirilerek elde edilen yeni kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca) Açıcı. t. Açar, miftah, kilit. 2. Açma ve kurmaya yarayan çeşitli cins Alet: Piyano, kanun, saat, vida anahtarı. 3. Şifre çözmeye yarayan cetvel, miftah. mec. Vasıta: Çalışma, servetin anahtarıdır. Anahtar uydurmak = Hile ve desise kurmak. Cebinde yüz anahtar: Desise çokluğundan kinaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cipher. clew. clue. cotter. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clef. key. clue. code. wrench. spanner. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. switch. electric switch. clef. chatelaine. clue. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key-maker. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key maker / repairer. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key chain. key ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key holder. keyring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key ring. key holder / ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşlemci ve RAM gibi, bir bilgisayarın hayati önem taşıyan bileşenlerinin bulunduğu ana devre kartı.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. anachronisme

tarih yanılgısı

Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to, or situated near, the anus; as, the anal fin or glands. a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated on the anal region; fixation at this stage is said to result in orderliness, meanness, stubbornness, compu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or related to the anus; 'anal thermometer'. a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated on the anal region; fixation at this stage is said to result in orderliness, meanness, stubbornness, compulsiveness, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) anusa ait, anal, makatla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seçme, seçilmiş. an'alects(i)., (çoğ). seçme eserler veya parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). analjezi, ağrı duymazlığı. analgesic (i)., (s)., (tıb). ağrı kesen ilâç; (s). analjeziye ait, analjezi hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anası olan. Analı kuzu, kınalı kuzu deyimi, annesi hayatta olan çocukların mutluluğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Ana hal ve sıfatı, validelik. 2. Ana yerini tutan kadın, ahret anası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. stepmother. foster-mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. step mother. adoptive mother. woman acting as a mother to a child. maternal love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mother to a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyste

çözümleyici

Çözümleme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahlil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyse

fiz. çözümleme

Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis. anatomy. breakdown. decomposition. post-mortem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis. analogous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyseur

çözümler

Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Acı hissinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésie

tıp ağrı yitimi

Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésique

tıp ağrı kesici

Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogue. analogous. analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog refers to electronic transmission accomplished by adding signals of varying frequency or amplitude to carrier waves of a given frequency of alternating electromagnetic current Broadcast and phone transmission have conventionally used analog technol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mode of transmission in which information is represented by a continuously variable electrical signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes any device that represents changing values by a continuously variable physical property such as voltage in a circuit, fluid pressure, liquid level, and son on An analog device can handle an infinite number of values within its range By contrast,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information presented in the form of a continuously varying signal See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A continuously varying electronic signal Audio and video analog signals stored on tape deteriorate with each copy or generation In contrast see digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The simple way to transmit speech, which is translated into electronic signals of different frequency and/or amplitude The first networks for mobile phones, as well as broadcast transmissions, were analog Due to being longer established in some countries,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjective referring to the use of information in a continuous, rather than discrete , form For example, an analog telephone transmits and receives voice as a continuous voltage wave form See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information represented continuously Because computers require digital information, analog-to-digital converters are available to 'condition' analog data before it is sent to a computer A watch with hands is usually analog One with only numbers is digital

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic signals based on a variable that move up and down continuously and are found in products such as analog radios and clocks Analog products are not as common as digital because the mathematical description is more complex, as opposed to digital s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A format in which information is transmitted by modulating a continuous signal, such as a radio wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to continuous values As opposed to digital or discrete quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional method of modulating radio signals so that they can carry information AM and FM are the two most common methods of analog modulation Is a Circuit-Switched system that divides geographic areas into small areas called cells A cellular tower

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A way of sending data in which the signal is similar, or analogous, to the original signal Analog signals are continuos expressions of electricity, as opposed to digital signals in which there is an alternating absence and presence of signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the traditional method of telecommunications A transmission method employing a continuous electrical signal that varies in amplitude or frequency in response to changes in sound impressed on a transducer in the sending device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As used in the National Ocean Service, a continuous measurement or a continuous graphic display of data See ADR gauge and marigram. is a continuous signal that constantly varies In contrast, digital transmission has specific intervals or values that are u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In sound system applications, an analog electrical signal represents the measured sound level in its exact continuous form Likewise, an analog device is an electronic device that processes analog signals in their continuous form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analog voltage or signal refers to the continuous nature of valid voltage potentials in analog circuits An analogy of the difference between digital and analog signals is like the difference between real numbers and integers; real numbers are continuou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In telecommunications, analog refers to a transmission standard that uses variable frequencies and amplitudes of electrical impulses to emulate the audio wave form of sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transmission of sound and visual information in the form of waves in the frequency spectrum For example, in an analog telephone transmission the human voice is transmitted as sound waves that can be detected by the ear 'Analog' transmission is now bei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method that uses variations in frequency to carry signals Analog means 'analagous' or 'copy of' Analog technology transmits voice signals in the form of electrical signals whose frequency and amplitude are proportional to the vibrations in the voice Tra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantities or representations that are variable over a continuous range such as output of an amplitude-modulated, single-sideband transmitter The amplitude as such a signal fluctuates over a continuous range from zero to the maximum, or peak, output.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transmission mode in which data is represented by a continuously varying electrical signal. something having the property of being analogous to something else. of a circuit or device having an output that is proportional to the input; 'analogue device';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogical , analogous , analogue , analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir HD15 konektör kullanılarak PC’den standart çıkış

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese edilebilen herhangi bir şey, benzeyen herhangi bir şey. analog computer aralıksız olarak, ortaya konulan problemin değerlerine benzer nicelikler (gerilim, direnç v.b.) veren elektronik hesap makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıyaslanabilen,münasebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzerlik, benzeşme; karşılaştırma, mukayese, kıyas; benzeyen şey. analogous (s) benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören. analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). psikanalize tabi tutulan hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). analiz, tahlil, çözümleme. chemical analysis kimyasal tahlil. electrolytic analysis elektrolitik tahlil. qualitative analysis nitel çözümleme. quantitative analysis nicel çözümleme. spectrum analysis spektral analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahlilci, tahlil eden tahlil kabiliyeti olan kimse; psikoanalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel tahlili. analytic geometry çözümsel geometri. analytically (z). tahlil yolu ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). analyse (f). tahlil etmek, analiz etmek: psikanalize tabi tutmak ; çözümlemek, incelemek, tetkik etmek. analyzable (s). tahlil olunabilir, çözümlenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation of capital. reinvestment of dividends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlama, hatıra getirme: hastanın geçmişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آنان] onlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç ve verdiği meyve ki, lezzetli ve güzel kokuludur: Ananas şurubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine. pineapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pineapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pineapple. a genus of tropical American plants have sword-shaped leaves and a fleshy compound fruits composed of the fruits of several flowers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pineapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a genus of tropical American plants have sword-shaped leaves and a fleshy compound fruits composed of the fruits of several flowers. large sweet fleshy tropical fruit with a terminal tuft of stiff leaves; widely cultivated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pineapple , pine apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden, örneği ananas olan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradition. custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindergarten. playgroup. nursery school. playschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school. kindergarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal. capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin tefilesi, feilun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), anarşiye ait; kanun tanımayan anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anarşi; kargaşalık, ihtilâl. anar'chic (s). anarşiye ait; kanun tanımıyan. anarchist (i). anarşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Öte yan. Anarı beri = Öte beri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kumanda yokluğu, başsızlık. Hükümeti olmayan yahut hükümetinin hiç bir otoritesi kalmayan bir milletin durumu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchie

kargaşa

Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchique

kargaşalı

Kargaşa niteliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Anarşi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchiste

kargaşacı

Kargaşa çıkaran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist. anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Devletin varlığını hiç bir surette tanımayan, her türlü iktidarı reddeden bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchisme

kargaşacılık

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarthrie

tıp dil tutukluğu

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. unsur). Unsurlar, elemanlar, (bk.) Unsur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عناصر] unsurlar, elemanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عناصر اربعه] dört unsur ateş, hava, su, toprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yahut anison) (i. Rumca). Râzyâne-i RÜmî denilen bir bitki ki habbeteri güzel kokulu olup, ekmeğe ve bazı içkilere konur. Mısır, Çin anasonu: Bunun çeşitleri. Anason yağı, ruhu: Habbesinden çıkarılan mayiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anise. aniseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anise. aniseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Anis, Anis, Anise): Haziran-Agustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının Anadolu olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetistiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi şok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Türkiye’de Bütün Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığıi giderir. Mide ve barsak gazlarını söktürür. İdrar artırır. Migren ağrılarını keser. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (anat). anastomoz vasıtasıyle birleşmek, ağızlaşmak, yekvucut olmak. anastomo'sis (i). ağızlaşma, anastomoz , iki damarın birleşmesi. anastomot'ic (s). damar birleşmesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelimelerin olağan tertibinin değiştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آنات] anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). anatomy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aforoz, Lânetleme (özellikle katoliklerde) ; aforoz edilmiş veya lânetlenmiş kimse; yasak edilmiş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Anadolu. Anatolian (i)., (s). Anadolulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). 1. Hayvan, bitki ve insanların yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgisini inceleyen ilim, teşrih. 2. Vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anatomik, anatomi ile ilgili. anatomically (z). anatomik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is skilled in the art of anatomy, or dissection. an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşrih,ci, anatomi bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -mise (f). teşrih etmek, açımlamak, dikkatle tahlil veya tetkik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anatomi, hayvan (özellikle insan) yapısı, teşrih; teşrih edilecek şey; iskelet; inceden inceye tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir devletin şeklini, yasama, yürütme ve yargılama kudretlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, temel kanun, teşkilât-ı esasîye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. organic law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. constitutional charter. fundamental law. ground law. constitutional law. organic law. paramount law. polity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutionalist. constitutional expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ana vatan, ilk yurt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنات] gelenekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kral tarafından hanedana mensup olanlara irat ve maaş olarak tahsis olunan arazi veya para; has, tımar; bir kimsede yaradılıştan mevcut olan kabiliyetler , fıtri istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında yaşayarak araştırma yapan bilgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde şarkıların sonunda ve bazan başında çalınan saz partisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Sıraca otları familyasından bir bitki. Halk arasında «anasına babasına pay veren» diye de anılan türlü renkte, güzel çiçek açan. (Anthirrinum). 2. Havuz kenarına konan ve ağzından su akan arslan şeklinde taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Aşağıdaki reçeteler aybaşı kanaması olduğu günler kullanılmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, limon

Hazırlanışı : 2 Adet limon uzunlamasına kesilir. Suyu sıkılır üzerine üç kahve kaşığı süzme bal ilave edilir, içilir. Günde üç kere uygulanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Şifalı Bitki

(Kurtagzı, Tavşandudağı, Anthirinum, Linaire, Muflier): Türlü renklerde yetişen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote city of Kazakhstan that was made the capital in 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote city of Kazakhstan that was made the capital in 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Saygı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

yahut BACANAK veya BECANAK (i. «bacı» dan müştak olarak aslı «bacınak» tır. Arapça ve Farsça’dan mürekkep «bâcenâh» olduğunu kabûl ve öyle yazmak beyhûde külfettir). Birbirine nisbetle iki kızkardeşln kocaları: Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ile bacanak idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. wife's sister's husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the husband of one's wife's sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şarap tanrısı Baküs'e tapınan kimse; zevkine düşkün kimse; ayyaş kimse; (çoğ). Baküs şenliği, içki âlemi; (s). Baküs'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baküs şenliği; (k).(h). içki âlemi, içki meclisi. bacchanalian (s). içki eğlencesi kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badana, duvarlara vurulan kireç veya aşı boya şerbeti: Badana etmek, çekmek = Duvarları bu şerbetle beyazlatmak veya boyamak. 1. Aşırı derecede sürülen düzgün. 2. Sathî tamir, bir şeyin kusur ve eksiklerini zâhirde görünmeyecek surette yalandan süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lime-wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanacı, duvarları badana eden sanatkâr, bu sanatla geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalatmak, badana ettirmek: evi hangi badanacıya badanalattınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(zm.). Ben zamirinin «datif» hali. Bana mısın dememek = Ona hiç bir şey kâr etmemek, aldırmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

me. to me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

me. to me. for me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal , banally , commonplace , hackneyed , trite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). adi, bayağı; umumi (fikir,ifade). banality (i). adilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muz, (bot). Musa paradisiaca sapientum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of silk or cotton handkerchief, having a uniformly dyed ground, usually of red or blue, with white or yellow figures of a circular, lozenge, or other simple form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of calico printing, in which white or bright spots are produced upon cloth previously dyed of a uniform red or dark color, by discharging portions of the color by chemical means, while the rest of the cloth is under pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or Bandanna A pocket-handkerchief It is an Indian word, properly applied to silk goods, but now restricted to cotton handkerchiefs having a dark ground of Turkey red or blue, with little white or yellow spots. or Bandanna A pocket-handkerchief It is an In

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yine o mânâya meâliyle kullanılan Arapça terkip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEYANAT) (i. A.). Sayılı kimselerin bir konu üzerine söyledikleri, bildirdikleri demeç: Başbakanın beyanatı büyük bir ilgiyle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيانات] açıklamalar, demeç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mânâsız, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lug wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

except for the fact that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. apart from. aside. apart from the fact that. irrespective of the fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Başkent: Gaborone.

Nüfus: 1.359.000.

Yüzölçümü: 224.607 km2.

Komşuları: Kuzeyde ve Batıda Namibya, Güneyde Güney Afrika, Kuzeydoğuda Zimbabwe.

Önemli Şehirleri: Gaborone, Serowe, Manna.

Din: %50 yerel inançlar, %50 Hristiyan.

Dil: İngilizce, Setswana.

Yönetim Biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Tarih: Bölgeye ilk yerleşen “bushmen”ler idi. Bantus’lar zamanında bölge, 1886 yılında Bechvanaland adıyla İngiliz himayesine girdi ve bu statüsü, güneyden ve güneybatıdan yöneltilen Boer ve Alman işgallerini durdurdu.

Ülke 30 Eylül 1966’da bağımsızlığını kazandı ve ismi Botswana olarak değiştirildi.

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve madencilik (elmas, bakır, nikel…) ülke ekonomisinin büyümesine katkıda bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Botswana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıçtan tek kürekle sandalı yürütme: Boyana küreği, boyana etmek. Boyna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turşu suyu.

Hazırlanışı : 1 su bardağı turşu suyu az aralarla burna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosebleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çengi defçiği, bir nevi çalpara.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Körfez, liman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ey cân, ey sevgili!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانا] sevgilim, ey sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affable. likable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. charming. congenial. cuddly. cute. folksy. gracious. likable likeable. pleasant. warm hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (K.M). Kenân Diyarı, vaat edilmiş üIke; cennet; Filistin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kanada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Kanadalı; (s). Kanada ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayaktakımı, aşağı tabaka, sefiller.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yayvan toprak kap, topraktan yemek kabı, kasa; çanak çömlek vesaire. Çanak üzengi = Eski biçim geniş üzengi, mec. Çanak tutmak = 1. Dilenmek. 2. Kötü bir hareketi hak edecek şekilde hareket etmek. Baş çanağı = Kafa kemiği. Dilenci çanağı = Keşkül. Kan çanağı = 1. Kanla dolu, kıpkırmızı göz. 2. (botanik). Çiçeği en dıştan kucaklayan yeşil yapraklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. pot. calix. calyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. bowl. crock. crockery. earthenware. pot. calyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware pot. biscuit. clay. crock. crockery. dish. hull. ovenware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crockery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pots and pans. earthenware. crock. utensils. kitchen utensils. pottery ware. brown ware. crockery. wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Çanak gibi, çanağı andıran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanal; su yolu; (anat). içinden damar, sinir veya su geçen kanal. Canal Zone Panama Kanalı mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanalcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanal açmak, çıkıs yolu açmak; kanallara sevketmek; (tıb) kanal açarak cerahati akıtmak. canaliza'tion (i). kanal açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevgili, sevilen. Ar. mâşûka, mahbûbe, Fars. dilber. 2. Tasavvufta Tanrı yerine de kullanılır: Canını cânânına teslim etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetheart. beloved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beloved. sweetheart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانان] sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانانه] sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanape, üzerine peynir, ançuez veya salam konmuş küçük ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uydurma, asılsız haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanarya kuşu, (zool). Serinus canarius; kanarya sarısı; Kanarya adalarında yapılan bir çeşit tatlı beyaz şarap. canary flower kanarya çiçeği, (bot). Tropaeolum peregrinum. canary grass kanarya otu, (bot). Phalarus canariensis. canary seed kuş yemi. c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil kanasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «cân-Aver yahut cânver»den). 1. Yırtıcı, vahşî hayvan; tufandan evvelki garip canavarlar. 2. Domuz, hınzır: Canavar resmi. 3. Pek gaddar ve kıyıcı adam: O, insan değil, Adetâ bir canavardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. beast. brute. chimera. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. imp. monkey. cruel. evil. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. dragon. impudent. wild beast. bully. fiend. hellkite. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvan sıfat ve hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagery. ferocity. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. savagery. ferocity. monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ay gibi temiz, saf, parlak kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılmış mal, kaçak mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Tuna sahilinde bir kasaba isminden gelir). Sandal şekil ve büyüklüğünde vapur, istimbotun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان آفرین] dünyayı yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçlar bağlayarak kırık bir direği tamir İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Civân’ın c. civanlar, gençler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانان] gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Genç olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kırlangıçtan büyücek, uzunca kuyruklu, bir çeşit keçisağan: Bu kuş insanı yanına yaklaştırdığı halde yakalanmamasıyle tanınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightjar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre çözme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Su veya başka sıvıları taşımaya yarayan dar ağızlı, şişkin gövdeli çoğu hasırla sarılı veya sepetli büyük şişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demijohn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demijohn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnek yavrusu: Danasıyle beraber bir inek aldım. Dana eti, erkek, dişi dana (pek küçüğüne buzağı, danadan büyüğüne, erkek olursa tosun, dişi olursa düğe derler). Danabaş = Kalın kafalı. Danaburnu = Toprağın altında sebze vesair ekinlerin köklerini kesen irice başlı bir böcek. Anasıyla, danasıyle = Hepsi birden, bir ev halkının hepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilen, bilici, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf. steer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaned calf. veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Celtic goddess who was the mother of the Tuatha De Danann; identified with the Welsh Don.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The practice of generosity or charity: one of the Paramitas as well as one of the All-Embracing Virtues, where it means, in the latter, giving others what they want just to lead them towards the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MIDI.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانا] bilgili, iyi bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bilen, bilici, bilgin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlüyle anlayan, gönlü aydınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dânâ’nın c. bilenler, bilgililer, Arif insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastığıgillerden bir bitki (arum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saltanat yeri, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. prop. rest. base. abutment. anchorage. fulcrum. ground. hinge. mount. pivot. shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote. rest. shore. support. base. basis. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. base. basis. baseline. bracing. resource. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Selenterelerin suda yüzebilen cinslerine verilen umumt ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish. medusa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Diana, eski Roma'da av tanrıçası; kadın avcı; evlenmek istemeyen kadın; ay, kamer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Doğan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ayın ilk günleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defasında doksan: Doksanar kuruş bölüştüler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ayın en uzun süre gökyüzünde kaldığı zaman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emânet). Emânetler. Emânât-ı Mukaddese = Topkapı Sarayanın Hırka-i Saâdet dairesinde saklanan, Peygamberimiz’e ve diğer din büyüklerine ait kutsal eşya ve nesneler. Emânât-ı Şerife de denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانات مبارکه] kutsal emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkmak, hâsıl olmak; yayılmak, fışkırmak. emana'tion i. çıkma, dışan akma; çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid-stemmed key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meydan, deniz kenarında piyasa yapılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahat ölüm, ıstırapsız ölüm; özellikle ümitsiz durumda olan hastaların ıstıraplarını dindirmek için hayatlarına son verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşırı derecede bir parti veya din meraklısı; mutaassıp; müfrit, aşırı,öIçüsüz; (i). aşırı fikirleri olan kimse. fanaticals aşırı, müfrit, ölçüsüz olarak. fanatically (z). aşırı bir bağlılıkla, sabit fikirle; tutuculukla,taassupla. fanaticize (f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatique

bağnaz

Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. rabid. red-hot. roaring. fanatic. devotee. energumen. rooter. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigoted. fanatic. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot. fanatic. gold buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatisme

bağnazlık

Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(özellikle Messina Boğazında görülen) serap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hl. coğrafya). Orta Asya’ da Maverâ-ün-nehr’ln güney doğu tarafında bir büyük bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghana. ghanaian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ghana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Accro.

Nüfus: 17.225.000.

Yüzölçümü: 238.533 km2.

Komşuları: Batıda Cote D’Ivoire, Burkina, Faso Kuzeyde, Doğuda ise Togo.

Önemli Şehirleri: Accro.

Dil: İngilizce.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: MS 400-1240 arası Afrika İmparatorluğu adıyla Nijer ırmağı boyunca adlandırılan Gana, Altın sahilleri adıyla Britanya İmparatorluğu eliyle 113 yıl yönetildi. 1957 yılında bağımsız oldu. 1960 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde Cumhuriyet statüsüne sahip oldu. 964 yılı referandumu ülkede imar faaliyetlerinde bulunan ancak ülkeyi borç batağına sürükleyen, ardından da rüşvet suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Nkrumah 1966 yılında iktidardan indirildi. 1969 yılında seçimler yapıldı, ancak ardından 1972, 198, 1979 ve 1981 yıllarında 4 darbe girişimi ile ülke karşı karşıya kaldı. 1979 ve 1981 yıllarında hava gerginleşti “Jerry Rawlings”in darbeleri anayasayı ortadan kaldırdı ve siyasi partileri yasakladı. Çok partili siyasete olanak tanıyan yeni bir anayasa 1992 yılında kabul edildi.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ganîmet). Ganimetler. (bk.) Ganimet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غنائم] ganimetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ghanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). 1. Zincir kullanılmadığı devirlerde gemi demirinin bağlı olduğu halat. 2. 120 kulaçlık uzunluk ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit çarkıfelek çiçeğinin meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahıl ambarı; çok tahıl yetiştiren bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika'ya mahsus deve cinsinden ve lamadan iri bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art produced according to certain guidelines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika'da Guyana bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel gül, dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güney Amerika’nın Kuzeyinde, Kuzey atlas Okyanusu kıyısında, Surinam ile Venezuela arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 5 00 Kuzey enlemi, 59 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 214,970 km².

Sınırları: Toplam

2,949 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,606 km, Surinam 600 km, Venezuela 743 km.

Sahil şeridi: 459 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli, kuzeydoğu rüzgarının etkisi ile değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Genellikle engebeli yüksek ovalar, alçak kıyı arazileri, kuzeyde savanlardan oluşur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Roraima Dağı 2,835 m.

Doğal kaynakları: Boksit, altın, elmas, kereste, karides, balık.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %2.23.

daimi ekinler: %0.14.

Diğer: %97.63 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yağmur sezonu boyunca beklenmedik su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 767,245 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -7.49 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 32.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.86 yıl.

Erkeklerde: 63.21 yıl.

Kadınlarda: 68.65 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.04 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 11,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,100 (2003 verileri).

Ulus: Guyanalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Doğu Hindistanlı %49, siyah ırk %32, melez %12, Kızılderili %6, beyaz ve Çinliler %1.

Din: Hıristiyan %50, Hindu %33, Müslüman %9, diğer %8.

Diller: İngilizce, Kızılderili lehçeleri, Creole, Hindu, Urdu.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.8.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guyana Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guyana.

Eski adı: İngiliz Guyanası.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Georgetown.

İdari bölümler: 10 bölge; Barima-Waini, Cuyuni-Mazaruni, Demerara-Mahaica, Doğu Berbice-Corentyne, Essequibo Adaları-Batı Demerara, Mahaica-Berbice, Pomeroon-Supenaam, Potaro-Siparuni, Upper Demerara-Berbice, Upper Takutu-Upper Essequibo.

Bağımsızlık günü: 26 Mayıs 1966 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Şubat (1970).

Anayasa: 6 Ekim 1980.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslarar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Guyana. Guy Fawkes Day (ing.) 5 Kasım, Guy Fawkes'ın yakalanışının kutlandığı gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine arts. the fine arts. polite arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) atletizm yarışması; atletizm sahası; ABD spor araba yanşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah bizi korusun (kötü bir ihtimalden bahsedilirken söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hanbelî). Hanbelîler. (bk.) Hanbelî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. hendek). Hendekler, (bk.) Hendek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.) (m. hân). Hükümdarlar, hanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hınzîr). Hınzırlar, domuzlar, (bk.) Hınzır (hınzîr).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنازیر] domuzlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Havana; Küba tütününden yapılmış puro .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başıboş hayvanları haylayıp salıverdikleri çayırlık yer. mec. Haymana mandası = İri ve tenbel adam. Haymana ovası = Ankara vilâyetinde geniş bir ova, Haymana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayvân). Hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoological gardens. zoo. zoological garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HDMI™ anahtarlı ev sinema alıcıları ya da sistemlerini HDMI™ kablosu kullanarak kaynak cihazlara bağladığınızda, bu alıcı ve sistemler video sinyalini saptar ve sinyalleri değiştirir. Bu nedenle ses sinyali için fazladan bir dijital ses giriş kablosuna (koaksiyel ya da optik) ihtiyacınız vardır. Ama HDMI™ tekrarlayıcılı ev sinema alıcıları ve sistemleri, HDMI™ kablosuyla bağlandığında video ve ses sinyallerini saptayıp işleyebilir, bu nedenle fazladan bir kablo gerekmez. Anahtar ya da tekrarlayıcı ne olursa olsun, tüm sinyalleri alıcı ya da sisteminizden TV’nize aktarmak için yalnızca bir HDMI™ kablosu gereklidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tek mânâ ifade eden, mânâca ortak, Ar. müterâdif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sanki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همانا] adeta, tıpkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mânâsı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hipnoanaliz, psikanalizde ipnozla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iâne). Yardım için toplanan paralar, yardım paraları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعانات] yardımlar, bağışlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevgilinin bayramı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iguana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iguana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large herbivorous tropical American arboreal lizards with a spiny crest along the back; used as human food in Central America and South America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika ve Antil adalarına mahsus iri, parlak renkli ve eti çok makbul bir cins kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ikebana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japon usulü çiçek düzenleme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm Sony stereo video kameralarda, önceden kaydedilmiş iki dilli yazılımın çalması için kullanılan kanalı seçen bir anahtar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ispanakgillerin örnek bitkisi (spinacia oleracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(spinacia oleracea): Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur. Kullanıldığı yerler: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ıspanaktır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استدعانامه] dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. catena). 1. Vaktiyle küreğe verilen esirlerin ayağına vurulan zincirli halka, pranga. 2. Bir tür çok iri at. bk. Katana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kahramân’ın c.). Kahramanlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Yiğitçe, yiğitlikle, bahâdırâne: Bir tavr-ı kahramânâne ile; kahramânâne hücum etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. kâmrân). Kâmrânlar, kâm sahipleri, bahtiyar insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Çan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin ağırlığına göre suya batan kısmının derecelerini göstermeye mahsus olarak baş ve kıç bodoslamaları üzerine konan rakamlar kl, ölçüyü kadem olarak gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

load line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words that have no kanji form; the latter is used primarily to write f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words which have no Kanji form; the latter is used primarily to write

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The two alphabets used in Japanese, hiragana and katakana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir şeyle razı ve hoşnut olup, fazlasını İstememe, yetinme: Ben bununla kanâat ederim. Az bir şeyle kanâat eder adamdır. 2. Tamahkârlığın zıddı, az şeyle yetinme: Erbâb-ı kanâattendir. Kanâat tükenmez bir hazinedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinion. reading. conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conviction. feeling. idea. opinion. contentment. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conviction. opinion. contentment. satisfaction. belief. conclusion. surmise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قناعت] yetinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be satisfied. to be contented with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yetinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kanâat verici, inandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanâat sahibi olanlara lâyık ve yakışır hal ve surette: Bir tarz-ı kanât-kârânede. Kanâat-kârâne bir ömür sürüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanâat sahibi, azla yetinip tamahkârlık etmeyen: Zaten kendisi kanâatkâr adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanâat sahibi olan adamın hâli, tamahkârlığın zıddı: Kanâatkârlık kadar insanı rahatlatıcı huy yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canada. the dominion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canada. canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’nın kuzeyinde, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 60 00 Kuzey enlemi, 95 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: toplam: 9,984,670 km².

Kara: 9,093,507 km².

Su: 891,163 km².

Sınırları: toplam: 8,893 km.

sınır komşuları: ABD 8,893 km.

Sahil şeridi: 202,080 km.

İklim: 70.paraleldeki buz tepelerinden bati sahillerindeki gür bitki örtüsüne kadar değişiklik gösteren iklim çeşitliliğine rağmen Kanada’nın bütününde özellikle nüfusun da daha yoğun olduğu Amerika sınırları boyunca 4 ayrı mevsim yaşanır. Yazın günlük sıcaklık +35 ve daha üstündeki derecelere kadar yükselir, buna rağmen -25 ve daha da altındaki dereceler alışılmadık değildir. İlkbahar ve sonbaharda hava sıcaklıkları daha normaldir.

Arazi yapısı: Batıda dağlık ovalar, güneydoğuda alçak düzlükler çoğunluktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Logan Dağları 5,959 m.

Doğal kaynakları: Demir, nikel, çinko, bakır, altın, kurşun, molibden, potas, gümüş, balık, kereste, vahşi doğa, kömür, petrol, doğal gaz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.57.

daimi ekinler: %0.65.

Diğer: %94.78 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 7,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuzeydeki süreklilik gösteren buzlanma ekonomik gelişmeye engel teşkil etmektedir; Doğudan Rocky Dağlarından gelen şiddetli kasırgalar ülkeye yağış ve kar getirirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 33,098,932 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %17.6 (erkek 2,992,811; kadın 2,848,388).

15-64 yaş: %69 (erkek 11,482,452; kadın 11,368,286).

65 yaş ve üzeri: %13.3 (erkek 1,883,008; kadın 1,883,008) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 5.85 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.69 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.22 yıl.

Erkek: 76.86 yıl.

Kadın: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.61 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan kişi sayısı: 56,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 1,500 (2003 verileri).

Ulus: Kanada.

Nüfusun etnik dağılımı: İngiliz kökenli %28, Fransız kökenli %23, diğer Avrupalılar %15, Amerikan yerlileri %2, diğer Asya, Afrika, Arap kökenli %6, melez %26.

Din: Roma Katolikleri %42, Protestanlar %40, diğer %18.

Dil: İngiliz %59.3 (resmi), Fransız %23.2 (resmi), diğer %17.5.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Kanada.

ingilizce: Canada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Ottava.

İdari bölmeler: 10 eyalet ve 3 bölge; Alberta, British Kolombiya, Manitoba, New Brunswick, Newfoundland, Kuzeybatı bölgesi, Nova Scotia, Nunavut, Ontario, Prince Edward Adası, Quebec, Saskatchewan, Yukon


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kandil). Kandiller. bk. Kandil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii Adalarının yerlisi; Büyük Okyanus adalısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canal). Tabiî veya sun’İ su yolu: Nehirden köye bir kanal vardır; arazinin sulanması için lâzım gelen su oradan akar. Bataklığın suyunu akıtmak için derince bir kanal açmak lâzımdır. Süveyş kanalı, Hind ve Uzak Doğu yolunu çok kısalttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal. duct. channel. station. conduit. culvert. chamfer. chute. dike. drain. flume. gullet. gully. meatus. pass. passage. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal. channel. drain. duct. chute. channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. canal. duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TV channel. groove. mortise. chute. conduit. dike. drain. fairway. inlet. oggin. vessel. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal , channel , duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through the channel of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lâğım sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. drain. gully drain. sewage. sewerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. sewerage system. sewers lağım döşemi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. canalisé

yönlendirilmiş

“Yönlendirmek, bir düzene koymak” anlamındaki kanalize etmek, “yönlenmek, bir düzene konulmak” anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanamak işi. bk. Kanamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. loss of blood. haemorrhage. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanı akmak, yaralanıp kan çıkmak: Burnum kanadı. Kimsenin burnu kanamaksızın = Savaşsız, kavgasız, patırtı çıkarıp kimseyi üzmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zem ve tenkid eden, kötüleyen, kınayan, tenkitçi, münekkid. 2. Eğlenen, müstehzi, alaycı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canap4). 1. Arkalı ve iki yanlı uzun sedir. İki, üç kişi oturacak kadar uzun koltuk. 2. Bilhassa gravyer peynirli sıcak sandviç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etleri yenecek hayvanların kesilip yüzüldüğü yer, sâlhâne. mec. Ayağı ile kanaraya gitmek = Ölümü arayıp bulmak, kendini tehlikeye atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a historical region of southwestern India on the west coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a historical region of southwestern India on the west coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avrupa’ca bu isimle tanınmış Kanarya Adaları’ndan getirilmiş küçük bir sarı kuştur kl, güzel ötüp her havayı çağırmaya da alışabildiği için kafeste tutulur ve yavrusu da yetiştirilir. Kanarya ötmesi; kanarya kafesi. Kanaryaotu = Bir cins bitki. Kanaryaçiçeği = Bir cins bitki. Kanarya sarısı = Açık sarı. Kanarya yemi = Yemi ufak taneli bir cins tahıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary. canary bird. serin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski gemilerin kıç tarafında önü parmaklı taraça (bahçelik de denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(senecio): Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; “Senecin” ve “Senecionin” adlı iki alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.) (“t”si, ek alırsa “d” olur). 1. Umumiyetle kuşların kolları ki, ön ayakları yerinde olup uçmak üzere uzun tüylü ve açılır kapanır bir çift organdır, Ar. cenâh, Fars. per: Kuş kanadı, tavuk kanadı, kanatlarını açıp uçmak. 2. Balığın ayaktan değişerek kürek gibi yüzme Aleti hâline gelmiş olan organları: Bazı balıkların ikişer, bazılarının dörder kanadı vardır. 3. Kapı ve pencere gibi şeylerin açılıp kapanır ve ekseriya çift olan kapakları: Bu kapının kanatları pek ağırdır. Pencerenin bir kanadı açılmaz. Pancurun, çerçevenin kanatları. 4. Karşı karşıya konarak bir çift teşkil eden dokumalardan bazı şeyler: Perde, yelken kanatları. 5. Umumiyetle kumaş ve dokumaların ve bilhassa diklemesine ikiye katlanmış olanlarının yarım eni: iki üç kanat gömlek, çarşaf. 6. Kürek tahtasının yarısı: O küreğin bir tahtasını sarfettlk, bir kenadı duruyor. 7. Yapıların iki tarafından her biri: O evin sağ kanadı daha manzaralıdır. 8. Kuş tüyü ve yelkenden süpürge ve yelpaze. 9. Yeldeğirmeni yelkenlerinin beheri. 10. mec. Koruma, Ar. himaye, sahip çıkma: Onun kanadı altındadır. Kanadı altına sokuldu. 11. Burun deliklerinin dış kısmı, perdesi: Burun kanadı. 12. (askerlik) Orduda iki yan: Sağ kanat, sol kanat. 13. Uçakları havada tutan kanat benzeri kısımlar. Etkanat = Bir cins büyük yarasa. Kol kanat = Dayanak, kuvvet ve kudret: Kolu, kanadı kesildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yer altındaki örtülü su yolu, kapalı su yolu. 2. (anatomi) Vücutta bazı akıntı yerleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flanking. aerofoil. flap. limb. van. wing. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank. wing. fin. sail. wing. leaf. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fin. leaf. vane. panel. airfoil. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قنات] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Sıvı koymaya mahsus kap ki, ölçü gibi de kullanılır. 2. Bol ağızlı su testisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron. winglet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron. winglet. airfoil. fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kantara). Köprüler, kantaralar. bk. Kantaraler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmaya başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanat çıkarmak (küçük kuşların) kanadı çıkmak, uçacak hâle gelmek: Güvercin palazları daha kanatlanmadı. Çekirgeler kanatlanınca çok zararlı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop wings. to become powerful. to sprout wings. to take to itself wings. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanadı olan: Kanatlı böcek, uzun kanatlı, çift kanatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alated. winged. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kan akacak surette yaralamak, kan aktırmak: Elimi kanattım. Kimsenin burnunu kanatmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apteral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kanatsız olan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). J. Çuval ve minder yüzü vesaire imaline yarayan kalın ve seyrek kenevir bezi. 2. Yün İpliğiyle nakış işlemeye mahsus seyrek ve satranç dokumalı sert kolalı bez: Kanaviçe işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli. savoy cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karayağız, kahraman yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakırdan yayvan yemek kabı ki, başlıca askere mahsustur: Her mangaya bir karavana yahni verilir. 2. İnce ve yassı elmas. 3. Atışta hedefe vuramama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pot. potshot. mess-tin. mess. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large cattle. cauldron. food. chow. mess. soldier's meal. missing target completely. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca öne sürülen bir terim. Her tür akademikleşmiş sanata karşı olan Dada akımı yandaşlarınca günün geçerli tutucu eğilimlerini eleştiri amacıyla üretilen tüm yapıtları niteler. Karşı Sanat yandaşları için, bir biçim bulma ya da oluşturma kaygısı söz konusu değildir. Onlar biçimleri veya sanatsal öğeleri ancak çevrelerindeki nesneler arasından seçerler, ama; kendileri bir üretime kalkışmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). Ağır süvari. Katana beygiri = İri beygir ki, ekseriya ağır ve kaba yüke tahsis olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalkanıp yağda pişen yumurta, omlet, Fr. omelette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omeleette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı ve kocaya göre birbirlerinin annesi; kayınvâlide. Kaynana zırıltısı = Bir sap çevresine1? çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran oyuncak. Kaynanadili = Bir kaktüs çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law. in laws. mother- in-law. old and bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle-toy. clapper. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaktüs): Atlasçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Nopal zamkı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand to mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sazan familyasından, eti kılçıklı bir balık (Lat. rutllus rutilus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüferin büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition key / switch / cut-out / lock. key switch. starter key. switch key. contact breaker. fire lock. breaker trembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elocution. rhetoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. tıp). Göz akı zarının göz bebeğine doğru bir ok ucu biçiminde ilerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = sebze). Üstü yeşil ve içi beyaz olarak kat kat sarılı yapraklardan ibaret büyük sebze ki, etle pişer, dolması, turşu ve salatası yapılır, kapuska, kelem, Fars. kerteb, Ar. melfûf; lahana fidesi, tohumu. Başlahana = Sıkısı. Çiçek, frenk lahanası = Ceviz kadar küçük cinsi ki bir sapta birçok tane olur. Karalahana —Lahananın koyu yeşil yapraklı bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabbage. rabbit food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(brassica oleracea): Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve Kara lahanadır. Lahana C vitamini bakkımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Kullanıldığı yerler: Kansızlığı giderir. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir. İştah açar. Guatr olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yünlü, yün gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Eşsiz, benzersiz. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, liane i. sıcak memleket ormanlarında yetişen ve sarmaşık gibi ağaçlara tırmanan bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik), (bk.) Mancana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. maânî). 1. Bir kelime veya sözün anlattığı şey, anlam: Bu beytin mânâsını anlayamadım. 2. İç, ruh, suret ve kalıbın zıddı. 3. Rüya, düş: Alem-i mânâda gördü. 4. mec. Mâkul sebep; Bunu böyle yapmada mânâ yoktur; bu vakitte kalkıp gitmede ne mânâ vardır? (bk.) Maânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. significance anlam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaning. significance. sense. expression. hang. import. intention. interpretation. purport. purview. senses. signification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive, animistic conception of psychic energy A developed person gives off this 'mana' and has an unconscious, positive influence on other people Also includes magic, spirits, demons. 'Conceit', pride, is one of the ten fetters binding one to existenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Authority, control, influence, prestige power, psychic force, effectual binding authority, be effectual, take effect, be avenged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conceit, pride, one of the ten fetters binding to existence, also one of the underlying tendencies. mind; mind stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sacred impersonal force in Melanesian and Polynesian religions. spiritual power or force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The more Mana the more spells you can cast, each time you cast a spell the spell uses up Mana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spiritual power. magic, magical energy, to cast a spell, to use magic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معنی] anlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., antro. insan veya maddede bulunabilen dogaüstü bir kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Mana, anlam. 2.İç, içyüzü. 3.Rüya, düş. - (bkz.Anlam).- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., f. kelepçe; f. kelepçe takmak, kelepçelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idare etmek; çevirmek, kullanmak; terbiye etmek; yola getirmek; kandırmak; tertip etmek, düzenlemek; yolunu bulmak; müdür olmak; işini uydurmak, işini çevirmek; geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idare edilir, idare edilebilen. manageabil'ity, manageable ness i. idare olunma kabiliyeti. manageably z. idare olunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. management

işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik

Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idare, yönetim, usul; yönetim kurulu, idare edenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yönetmen, müdür, direktör; idare memuru, yönetici, idareci. board of managers idare heyeti, yönetim kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yönetimsel, idari, idareye veya müdüre ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Managua şehri, Nikaragua'nm başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Mânâsı olan. 2. Mânâsı güzel ve derin olan. 3. Dolayısıyla bir şeye delâlet eden: Mânâlı söz; mânâlı bir bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningful anlamlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expressive. meaningful. significant. something which has a meaning. full of meaning. knowing. pregnant. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z., isp. yarın veya başka bir zaman; colloq çıkmaz aynı son çarşambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mânâsı olmayan, hiçbir şeye delâlet etmeyen. 2. Mâkul sebebi olmayan, sebepsiz, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. senseless. pointless. inane anlamsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningless. pointless. improper. inappropriate. out of place. frivolous. incoherent. insane. insignificant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaninglessness. pointlessness. incoherence. insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. İnzivaya çekilmiş rahip veya rahibelerin barındığı dinî yapı. 2. (has isim, coğrafya) Rumelin’de bir şehir ki, şimdi Yugoslav Makedonyası’noadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastery. convent. cloister. abbey. friary. priory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbey. cloister. monastery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastery. abbey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asker, eski zamanda süvari neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizayısı, denizperisi, zool. Trichechus manatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze yemiş satan esnaf: Manav dükkânı; manavdan yemiş almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greengrocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greengrocer. greengrocer's. fruit and vegetable store. fruit seller. vegetable man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of fruits and vegetables. greengrocer. store where fruits and vegetables are sold. costermonger's trade. fruiterer. green grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Gemilerde büyük ve taşınabilir su anbarı. 2. Gemide bu anbarı n durduğu yer. Mancana direği = Esası o yerde olan direk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim manganat, manganik asidin herhangi bir. tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. marijuana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sığınacak yer, Ar. melâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be revealed. to come to light. to be seen (in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mancana.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. çok ufak miktarlann tahlili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide ülseri, mide kanseri veya mideye giren sert bir cismin yaptığı tahribat sonucu görülür. Hastanın gaitası kanlı ve kahve telvesi görünümündedir. Mide kanaması geçiren hastaya şu şekilde yardımcı olunur. - Telaşlanmayın, Hastayı hemen yatırın, Bir su bardağı soğuk sütü veya bir bardak soğuk suyu yavaş yavaş içirin. Bunların yerine ufak bir parça buz da yutturabilirsiniz. Mümkünse hastaneye götürün Kanama durdurulduktan sonra, havuç suyu içirilebilir.

Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mindanao adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek, idare edememek. mismanagement i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Üç direkli yelken gemisinin arka direği. Kontra mizana = Dört direkli gemilerde en arkadaki direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mizzen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mizzenmast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi olmayan (izdivaç). morganatic marriage krallık ailesinden birinin aşağı tabakadan biriyle unvan ve miras hakkı vermemek şartıyle evlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «unk» tan masdar). Biribirinin boynuna sarılma, sarmaşma, kucaklaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written defense. defendant's plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «müdahene» den galat). Minnet: Müdinâ etmek. Müdânâsı olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «men» den masdar). Engel olma, karşı durma, razı olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. zooloji). Yılan balığına benzer çok yırtıcı bir deniz balığı (Lat. muraena).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nane.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. nine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(argo). Yok, hiç yok.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Budizme göre insanın aşırı istek ve tutkularından kurtulma yoluyle eriştiği salt mutluluk durumu; mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurdan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anlayışlı yiğit. 2.Tanrısal gücü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okan ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility. facility. the possible. handle. potentiality. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facility. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. possible. possible mümkün. kabil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. apt. earthly. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unable. impossible. no go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetimhane, öksüzler yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. euthanasie

ölme hakkı

İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan alp. Güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Kişiye en yakın, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. her derde deva .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miğfer üstündeki sorguç; şevk, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Panama şehrinin adından). Amerika’da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş geniş kenarlı yazlık şapka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama. panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama. panama hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903. a stiff straw hat with a flat crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panama. panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama. panama hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the Isthmus of Panama; achieved independence from Colombia in 1903. a stiff straw hat with a flat crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika’da, Karayip Denizi ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kolombiya ve Kosta Rika arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 9 00 Kuzey enlemi, 80 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 78,200 km².

Sınırları: toplam: 555 km.

sınır komşuları: Kolombiya 225 km, Kosta Rika 330 km.

Sahil şeridi: 2,490 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, sıcak, nemli, bulutlu; Mayıs - Ocak ayları arasında uzun süreli yağmur mevsimi, Ocak - Mayıs ayları arasında ise kısa kuru mevsim yaşanır.

Arazi yapısı: İç kısımda daha fazla dik ve engebeli dağlar, yüksek ovalar, kıyı kesiminde geniş ovalar ve engebeli tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Chiriqui Yanardağı 3,475 m.

Doğal kaynakları: Bakır, maun ormanları, karides, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %7.

daimi ekinler: %2.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %44.

Diğer: %27 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 320 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,845,647 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.3 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.1 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Yeni doğanlarda ölüm oranı: 20.18 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.68 yıl.

Erkeklerde: 72.94 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.27 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.54 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 24,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,200 (1999 verileri).

Ulus: Panamalılar.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %70, Kızılderili ve Batı Hindistanlıların karışımı %14, beyaz %10, Kızılderili %6.

Din: Roma Katolikleri %85, Protestanlar %15.

Diller: İspanyolca (resmi), İngilizce %14.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.8.

erkekler: %91.4.

kadınlar: %90.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Panama Cumhuriyeti.

kısa şekli : Panama.

Yerel tam adı: Republica de Panama.

yerel kısa şekli: Panama.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Panama.

İdari bölümler: 9 eyalet ve bir bölge; Bocas del Toro, Chiriqui, Cocle, Colon, Darien, Herrera, Los Santos, Panama, San Blas ve Veraguas.

Bağımsızlık günü: 3 Kasım 1903.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 3 Kasım (1903).

Anayasa: 11 Ekim 1972; 1978, 1983 ve 1994 yıllarında önemli düzeltmeler yapılmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC, ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararas


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Panama. Panama Canal Panama Kanalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Panamanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Panamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Senede bir, iki defa belirli bir yerde kurulup bir müddet devam eden büyük pazar: Uzuncaova, Silivri, Balıkesir panayırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. funfair. market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. paravent). Kumaş veya bez kaplı, icabında katlanıp taşınabilen çerçeveli perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramana lâyık, yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Mikrop öldürücü bir madde olan potasyum permanganatının kısa adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. permanganat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç, bıçak vesairenin kabza içine giren kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. planarya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fine arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nar, bot. Punica granatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'nın volkanik topraklarında bulunan ve çimento yapımında kullanılan kırmızı toprak, puzolan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizce kullanma, kutsiyetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychanalyse

ruh. b. ruhsal çözümleme

Freud’un geliştirdiği, insanın uyumlu veya uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan, bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychoanalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychonalysis. psychoanalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikanaliz, ruh çözümleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. psikanaliz yapmak, ruh çözümlemek. psycho. analyst i. psikanalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kelebekler gibi, kanatlarında toz şeklinde pullar bulunan, böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen.

Hazırlanışı : Bir avuç fesleğen ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kave fincanı içilir. Aynı işlem, şikayetler kesilinceye kadar tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar..’dan). 1. Güzel, lâtif, parlak, seçkin: Dilber-i rânâ. Rânâ = Yarı kırmızı, yarı sarı gül ki, eski şairlerce pek makbûldü. 2. Pek iyi, pekâlâ: Rânâ bilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala. 2.Arapça’da “er’an” kelimesinin mücnnesi olup “ahmak, sünepe kadın” demektir. Erkek adı olarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Musevi takviminde yılbaşı (eylül veya ekim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anadolu kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right wing. left wing , right wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drench. shower. heavy shower. rainfall. downpour. squall. down pour. flurry. hail. soak. soaker. spate. spatter. torrent. waterspout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudburst. downfall. downpour. flurry. shower. spate. spatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downpour. shower. cloudburst. thunderstorm. cloud burst. rainfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Salhâne

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü. 2. Devlet, hükümet. 3. Debdebe, tantana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate. reign. sovereignty. court. grandeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. sovereignty. sultanate. magnificence. state. rule. splendour. pomp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. dominion. authority. rule. sultanic rule. showy and luxurious way of life. magnificence. pomp. regality. regency. reign. royalty. show. throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sen zamirinin datif şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to you. you. to thee. thee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Yemen; on the central plateau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to you. from you. thee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Yemen; on the central plateau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dağarcık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sanıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sandid). (bk.) Sandid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sandık), (bk.) Sandık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok düşünmeden fikre doğan, akla gelen şeyl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısa zaman, az süre. 2.Fikirsiz, düşüncesiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Gerçekte olmayıp zihinde tasarlanan, mevhum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. imaginary. virtual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. conjectural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. virtual. imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Adın duyulsun, ün kazan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ünün yayılsın, tanınmış şanlı bir insan ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Normal stereo kulaklıkları kullanırken, sanal surround sesin keyfini çıkartabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sanal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü, şanlı, tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saymak, hürmet ve itibar östermek. 2. Hürmet yollu alay etmek, eğlenmek. 4. Parçalamak, doğramak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. art. craft. artifice. profession. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. craft. trade. skill. ability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. artistry. artistic quality. craft. trade or skill. craftmanship. artisanry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sanat, ustalık, hüner, marifet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of art. artistic work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sınâAt ise de sınâAtin çoğulu olan sanâyî de bunun çokluğu gibi kullanılıyor). 1. insanların ihtiyaçlarından birinin imali hususunda öğrenilen ve yapılan iş: Dülgerlik, kuyumculuk, hâkkâklık sanatı, sanat öğrenmek, sanatla geçinmek. 2. Ustalık, hüner, marifet: Bu işte sanat vardır; kolay değil o da bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Senatçı, sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sanatla meşgul bulunan, bir sanatla geçinen adam, esnaftan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. performer. craftsman. artificer. long-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. performer. craftsman. artisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. craftsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an artist. artistry. craftmanship. artisanship. artisanry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şifa verici, iyi eden; sıhhi, yararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir sanat icra eden, bir sanatla geçinen adam, sanatçı. 2. Usta, mâhir: Sanatkâr adamdır (Fr. artiste kelimesi bizde ekseriya sanatkâr sözüyle ifede olunuyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatla yapılmış, ustaca ve mahirâne yapılmış, Ar. musannâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria, -riums) havası ve suyu sağlığa yararlı olan yer; sanatoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Veremlilerin tedavi edildiği hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. sanitarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. convalescent home / hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art-lover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artlover. lover of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Kozalaklılar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay san. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sınâAt). (bk.) SınâAt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industry. manufacturing trade. zoning law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع] sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial area. industrial community / district / region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial country. industrial country / nation. industrial nation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع نفيسه] güzel sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. industrial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. industrial producer. manufacturer. millowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialism. being an industrialist. industrial work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialize. to become industrialized. to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize. to become industrialized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize (an area. industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium-sized bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savannah. savanna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savanna savannah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolar için analog radyolarda bulunan ayarlama düğmelerine benzer bir ayarlama sistemi.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاناپذیر] iyileşmez, onulmaz, şifa bulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). 1. Sevinç ve memnunluk anlatır. 2. Cicili bicili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treble clef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanım sultan, sultan karısı, kızı veya kız kardesi, valide sultan; sarayda cariye; İzmir'in çekirdeksiz kuru üzümü, sultani. sultaness i. sultan karısı veya validesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çocuğun, anasından başka, sütünü emmiş olduğu kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. gramer) (y. k ). Bir tamlamada belirtilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modified. determined. defined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (musiki). Tanburlar. (bk.) Tanbur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabah alacakaranlık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispinoza benzer parlak tüylü ve Amerika'ya mahsus bir çeşit kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, tuhaf, şaşırtıcı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydın, bilge yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyan olma, başka dinden Hıristiyan’lığa girme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şafak ve ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlık şafak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâşaa, debdebe, hazmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanfare. pomp. rampage. flatulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado. array. pandemonium. pomp. splendour. state. display. magnificence. splendor görkem. şaşaa. to-do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomp. display. show. pomp and circumstances. array. flamboyance. pageant. pomp and circumstance. splendour splendor. wampum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنطنه] gürültü patırtı ile gösteriş yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tantana ile, tantana sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous. grand. grandiose. sumptuous. tumid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ekşimiş süt veya yoğurt ile undan ve bazen et suyu eklenerek yapılan ve kurutularak toz hâline getirilen bir madde ki, kışın pişirilip çorbası yapılır: Tarhana çorbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried yoghurt and dough for soup. soup with dried yoghurt. tomato and pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dried food stuff made chiefly of curds and flour (used for making soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Technical Analysis)

Geçmişte piyasada oluşmuş çeşitli verilerin, bilgisayar ve grafikler yardımıyla geleceği tahmin etmede kullanıldığı bir değerleme yöntemidir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توانا] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) (tar.) baron veya asılzadenin bölgesi, baronluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

onek öIüm. thanatophobia öIüm fobisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIüm üzerine düşünceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tiran, Arnavutluk'un başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Papağan, ağaçkakan gibi tırmanıcı küçük kuşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu tırpan gibi eğri bir cins vatoz balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski Amu Derya ötesi, Semerkant bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazılmışı, zabıt ceridesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. minutes. protocol. official report. report. minute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. proceeding. protocol. record. report. written report. signed proceedings. minutes. court record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. record. official report. statement signed by several persons. minute book. minutes. proceeding. protocol. record. written record. report of proceedings. account of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güçlü, kuvvetli: Tüvânâ bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong and healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توانا] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi yüksek anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idaresi güç, idare edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Utanabilir: Hiç utanacak adama benziyor mu? O, utanacak adam değildir. 2. Utandıran: Utanacak bir iş yapmadım. 3. Kendisinden utanılır, karşısında dikkatli bulunulması gereken, yabancı: İçimizde utanacak kimse yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicability. enforceability. practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poppet valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopcock. turncock. valve. gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valve. gate valve. stop valve. stopcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanadyum. vanadium steel vanadyum ile kuvvetlendirilmiş çelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). V senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side by side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abreast. collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Side by Side. collateral. side by side. abutted side by side. abreast. adjoining. cheek by jowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), -den yana = Cihetçe, dair, bakımından, gelince: Yiyecekten yana sıkıntımız yoktur, terbiyeden yana nasıldır? Yazıdan yana pek geridir. Yana yana. (bk.) Yanmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yön, taraf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafının herbiri, Fars. ruh, ruhsâr, Ar. izâr. Yanak yumrusu = Elmacık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. malar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. cheak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral. lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanda olan, yana düşen. 2.Alaca, değişik renkli. 3.Kırmızı pembe. 4.Nehir yatağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aflame. alight. burning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language group of the Hokan family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language group of the Hokan family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parlayan, parıldayan. 2.Kaplıca. 3.Aralık ve Ocak ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zaman zaman kraterinden ateş, taş vesaire püskürten dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano. volcano volkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdadıkça renkleri ve dalgaları değişen (boya, kumaş, deri vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent. shot. shot. changeable şanjan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot. chatoyant. capricious. fickle. iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaklaşmış, bitişik: Gemi sahile, rıhtıma yanaşıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawn up alongside. docked alongside. parked alongside. hitched alongside. drawn-up alongside each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanına varılmak, yaklaşılmak, Osm. takarrüb olunmak: O adama, o kadar pahalı mala yanaşılamaz. Hırsından yanına yanaşılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yanaşmak işi. 2. Muvakkat işçi ve rençber, gündelikçi: Bahçede yanaşma işliyor, hamam yanaşması. 3. Gezdirip satmak üzere bir bağ ve bahçeden öteberi alıp satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. handmaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing up alongside (a place. drawing near. approaching. being willing to agree to. going along with. cozying up to. farmhand. hired labourer on a farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakınına gitmek, yaklaşmak, Osm. takarrüb etmek: Bana birisi yanaşıp bir şey söyledi. 2. mec. Razı olur, gibi olmak, muvafakat eder gibi olmak. 3. (gemi) Rampa etmek, bitişmek, uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw into. accost. approach. draw close. draw near. lend oneself to. roll up. walk up. walk up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidle. to draw near. to approach. to come near/closer. to draw up alongside. to pull alongside. to accede. approach. to come alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw up alongside. to pull alongside to dock. to draw near. to approach. to sidle up to. to be willing to agree to. to go along with (a plan. to cozy up to. to try to ingratiate oneself with sb. to board. to come closer. to range. to c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakınına getirmek, yaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima şikâyet edip bir şeyden memnun olmayan, titiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi beğenmeyip daima şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tahtakurusu, bit gibi başkalaşmaları tamamlanmayan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yazgan).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular elde edilmiş, hatta Çin’de bu konuda MÖ 2000 yıllarına dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, balığı, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz, suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır ve bakterilerin yiyeceği bozmalarını önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri kendisi de doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi kimyasal bir reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer ve çözünür ki, bu, et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Maddeye dayanan ihtiyaçları karşılamak üzere ve az çok el mahareti, enerji isteyen belirli iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. trade. workmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. trade. workmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Herhangi bir zanaatı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. craftsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artisan. craftsman. workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun burunlu ve mavi kemikli, yılan balığına benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gar. garfish. needlefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garfish. garpike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları zara benzeyen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da harem dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. «zebâne» den). 1. Tütün çubuğu başlığının geçirildiği içi delik mil. 2. Makaranın merkezinden geçirilen içi delik mil. 3. Değirmen taşının ortasında kutup yerini tutan kazık. 4. Birbirine geçen Aletlere açılan delik. Zıvanadan çıkmak = mec. Çok hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bush. joggle. liner. mortice. mortise. sleeve. tenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small pipe. inner tube. tenon. mouthpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zıvanası olan. Zıvanalı sigara = Bir ucunda zıvana bulunan sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zıvanası olmayan. 2. mec. Kaçık.

Türkçe Sözlük by