Anasının Körü | Anasının Körü ne demek? | Anasının Körü anlamı nedir?

Anasının Körü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: anasinin koru

Türkçe Sözlük

(i. Kafkasya’daki Astrahan şehrinin adından). Anasının karnından doğmadan çıkarılan kuzunun kıvırcık ve parlak postu.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitirme, tamamlamak. 2. Son Ahır, encâm, pâyân. 3. Müthiş, anasının gözü.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın ve birçok hayvanların karınlarının ortasındaki deliğimsi şekil ki, rahimde cenîn iken barsak gibi bir bağ ile anasına bağlı olup anasının kanı oradan kendi bedenine geçip dolaşır. Ar. surre, Fars. nâf: Çocuğun göbeğini kesmek; göbeğinde bir sancı vardır. 2. Lahana, marul gibi bazı sebze ve meyvelerin ortası, merkezi: Marul, salata göbek bağlamış. Karpuz göbeği. 3. mec. Orta, merkez, kalbgâh: Ta göbeğinde, şehrin göbeğinde, tavan göbeği, keçe, şal göbeği. 4. Kuşak, batın, karın, zürriyet, nesil: Beş göbek torunu. 5. Hayvanın göbek tarafı postundan ibaret kürk, Fars. nâfe (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır): Göbek kürk. Göbeği düşmek = Göbek fıtkına uğramak. Göbek sökülmek = Çok zor görmek. Göbektaşı = Hamamın ortasında göbeğin üzerine yatılıp kendini ovdurmaya mahsus mermer döşeli yüksekçe yer. Kadıngöbeği = Bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anasının karnı yarılarak çıkarılan çocuk ki, meşhur Sezar bu yolla dünyaya geldiği için şimdi Fransızcası olan sezaryen (césarienne) kullanılıyor.

Türkçe Sözlük

(i.). Bakım gören küçük orman: Köyün korusu, korudan kereste kesmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood. grove. small forest. coppice. copse. holt. spinney.

Türkçe - İngilizce Sözlük

copse. grove. wood. coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. small wood. plantation. wood lot.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elbisenin göğüste kavuşmasından hâsıl olan kuytu yer ki, içine mendil, saat, cüzdan, kitap gibi şeyler konur: Koynuna koydu, koynundan çıkardı. 2. Cep, kese: Masraflarını koynundan etti (eskimiştir). 3. Göğüs, Ar. sadr, sîne, kucak, Fars. Ağûş: Çocuğunu koynuna alıp ayrı yatak yaptırmadı, o daima anasının koynunda yatar. Koyun saati = Koyuna ve cebe konan, cepte taşnınan küçük saat. Koyunkoyuna = Birbirinin koynunda, birlikte: Onlar koyunkoyuna yatıyorlar. O, benim koynumdadır = Benim demektir, bendedir. Koyun ile kucak arasında fark vardır: Kucak, oturan veya ayakta duran, koyun ise yatan adam hakkında kullanılır, meselâ: «Çocuğu kucağına aldı» denildiği vakit alan adamın ayakta veya oturmakta, «koynuna aldı» denildiği vakit de yatmakta olduğu anlaşılır. «Koyunkoyuna» sarılıp beraber yatmış, «kucakkucağa» ise ayakta veya oturmakta iken sarılmış demektir.

Türkçe Sözlük

(fi.). 1. (yavru) Anasının memesini burnuyla kakıp iterek emmek. 2. Dürtüp kakmak, horlayıp itmek. (bk. sönmek).

Türkçe Sözlük

(I.). Yavruyu beslemek için insan ve memeli hayvanların dişilerinin memesinden gelen beyaz ve besleyici bir madde: Çocuğun emdiği süt, koyun, inek sütü 2. Bazı bitkilerden akan veyaz sıvı: İncir sütü. 3. (mec) Fazla beyazlık hakkında kullanılır (kar gibi): Sakalı süt beyaz olmuş 4. Pek sakin ve durgun: Süt liman, deniz süt limanlık. Anasının ak sütü = Helâl şey. Süt ana, süt nine = Bir çocuğu ücretle emziren kadın. Süt vurgunu = Sütten bozulmuş, süt dokunmuş çocuk. Süt oğul = Bir kadından veya bir erkeğin zevcesinden süt emmiş adam. Süt baba = Süt ananın kocası: O benim süt babamdır. Süt kardeş = Aynı kadından süt emmiş, fakat anaları ayrı iki çocuktan herbiri. Süt dişi = Çocuklarda ilk çıkan ve yedi yaşında değişen diş. Süt kuzusu = Süt emen, sütten kesilmemiş kuzu. Süt kuşu = Dünyada bulunmaz şey, imkânsız. Süt kırı = Süt gibi beyaz at. Sütten kesmek = Çocuğa meme vermekten vazgeçmek. Süt kesilmek = Suyu peynirinden ayrılıp süt bozulmak. Süt vermek = Emzirmek, Osm. ırzâ etmek.

Türkçe Sözlük

(TEMCİD) (i. A. «mecd» den). 1. Ululama, ağırlama, Ar. tâzîm ve tekrîm. 2. (masdar mânâsının dışında olarak) TAzîm yolunda sabah ezânından sonra minarelerde okunan dua: Temcîd okumak. Temeîd pilâvı = Sık sık tekrar edilip usanç veren şey (imamın bîrine her sahurda ısıtıp verilen aynı bulgur pilâvından kinâyedir).

Türkçe Sözlük

(i. «verâ» dan). 1. Gizleme, meramını saklama. 2. (edebiyat). Birkaç mânâsı olan bir kelimeyi kullanarak, en uzak mânâsının kastedilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. şemsiye; denizanasının şemsiye şeklinde yüzme uzvu; s. şümullü, bütünü kapsayan. umbrella stand şemsiye konulacak yer, şemsiyelik.