Andırmak ne demek? | Andırmak anlamı nedir? | Andırmak

Andırmak anlamı nedir?

Andırmak ne demek?

Andırmak anlamı nedir?

Andırmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: andirmak

Türkçe Sözlük

(f. «an» dan). 1. Birinin hatırına getirmek, hatırlatmak. 2. Bir şeyi hatıra getirmek, unutturmamak: Kendini hayırla andır. 3. Benzetilen, hatıra getirecek surette çok benzemek: Mahşeri andırır bir kalabalık. Konuşma dilinde: Bu kumaş onu andırıyor. Şu adam falanı andırıyor, denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind. to resemble. to border on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind one of. to resemble. to recall sb to the memory of others. evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain the meaning. to give the meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to give meaning to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bal gibi tatlı etmek. 2. Koyulaştırıp yapışkanlık peyda ettirmek. 3. Çok öğmek ve güzel tavsif edip imrendirmek: Tarif ederken o kadar ballandırdı ki, ağzımızın suyunu akıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to praise extravagantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sulu şeyin içine bırakıp ıslatarak yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip. to dunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can vermek, diriltmek: Hazret-i isa’nın bir ölüyü canlandırmış olduğu söylenir. 2. Ayıltmak, kendine getirmek: Lokmanruhunu koklatmakla derhal kendisini canlandırdı. 3. Taze hayat vermek, neşelendirmek, revaç ve muamelâtını arttırmak: Demiryolu hatları Anadolu’yu, Anadolu’nun ticaretini canlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring to life. characterize. animate. play the role of. perform. personate. personalize. personify. refresh. uplift. enliven. brace. exhilarate. inspire. liven up. spirit up. spirit. quicken. accelerate. arouse. brisk. brisk up. drum up. enact. forti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. arouse. boost. brighten. enliven. exhilarate. fire. foster. galvanize. impersonate. invigorate. liven. portray. refresh. relieve. renew. resuscitate. revitalize. revive. rouse. spirit. stimulate. stir. stoke. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. to animate. to enliven. to resuscitate. to personify. to bring to life. arouse. bestir. brighten. brisk. crank up. exhilarate. fire. freshen. galvanize. galvanize into life. ginger. hearten. inform. jazz up. leaven. light. play. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin tadını tattırıp alıştırmak, iptilâ ettirmek: Siz çocukları oyuna dadandırdınız, şimdi derse çalışmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to get a taste for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ ettirmek, dallı budaklı etmek. 2. Şubelere ve parçalara bölmek, dallara ayırmak. 3. mec. Büyütüp zorlaştırmak. Osm. İzâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth branch out. to overexpand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayağa kaldırtmak, durdurmak. 2. Karşı durdurmak, dayandırmak. 3. Cesaret vermek, gayrete getirmek, teşvik etmek: Onu siz davrandırırsanız davranacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth on sth. to make sth depend on sth. father on / upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek. 2. Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta etmek, hastalığı mucib olmak: Dünkü rüzgâr beni hastalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heyecan vermek, heyecana düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excite. electrify. stir up. stir. thrill. turn on. warm up. work up. carry away. exalt. ferment. flush. hot up. impassion. inebriate. key up. spike. sweep away. sweep off. tickle up. transport. unsettle. wind up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrify. excite. ferment. fire. send. thrill. titillate. warm. windfall. to excite. to thrill. to turn sb on. to titillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to get excited / enthusiastic / upset. to arouse sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızını arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Memnun ve hoşnut etmek, sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inanmaya sevketmek, zorlamak, kandırmak, inanmasını temin etmek, Osm. ikna etmek: Ben sizi inandıramadım, Allah inandırsın. 2. (yalanı) kabûl ettirmek, aldatmak, bk. İnanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. convince. lead. persuade. satisfy. sell. to persuade. to convince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convince. to persuade. reason with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse appetite or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnandırmak, zihnini çelmek, razı etmek: Bizimle birlikte gelmeye kandırmaya çalıştımsa da kandıramadım. 2. Doyurmak, yeterli miktarda yedirmek veya içirmek: Yemeğe, suya kandırdım. 3. Aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a pup. argue. bait. bamboozle. befool. beguile. cheat. con. cozen. deceive. delude. diddle. dish. dissuade. dupe. entice. fast-talk. finagle. flimflam. fool. gammon. get round. gyp. hornswoggle. induce. intrigue. inveigle. jockey. jolly. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. delude. dupe. entice. fool. fox. hoodwink. hustle. induce. seduce. sell. trick. to persuade. to convince. to get round sb. to get around sb ikna etmek. to deceive. to fool. to cheat. to take sb in. to fox. to hoodwink. to cajole sb. to del

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deceive. to fool. to take in. to persuade. to convince. to quench sb's thirst. bilk. bring over. cozen. diddle. inveigle. manage. quiet. tempt. trick. pull the wool over someone's eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı durdurup işetmek. Orada hayvanlarımızı kaşandıracak kadar birkaç’dakika durduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm bükmek. 2. Çaresiz râzı olup kabûl etmeye mecbur eylemek: Hastalık zavallıyı çocuklarından ayrılmaya da katlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry sb. to cause sb concern. disquit. weigh on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarta bağlamak, Osm. takyîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr ettirmek, kazanmasına sebep olmak: Bu ticaret adama çok kazandırır, kendisini hizmetine alıp çok para kazandırdı. 2. Hâsıl ettirmek, aldırmak: Son yazdığı kitap kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Av merakı bana romatizmayı kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. bring in. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to earn / to gain / to win. bring in. earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make suffer greatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl ettirmek: Kalaysız bakırları aşçıya kullandırmamalı. 2. Bir iş veya görevde ve hizmette bulundurmak: Ticaret bilmeyen adamları mağaza ve dükkân hizmetlerinde kullandırmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make / to let sb use sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çürütüp kurt tutturmak, kurt peydâ ettirmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruşa çevirmek, paraya çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itemize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşkuya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlandırmak, kuvvet ve tesirini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallanmak işini yaptırmak. 2. Asarak idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rock. to cause sth to sway or shake. to hang sth on. to hang sb. to make sb swing. to oscillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t). Parlaklık ve gösteriş kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorize. class. classify. grade. label. sort. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to classify. to sort out. assort. categorize. class. grade. label. place. range. rank. rate. reduce to classes. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. delimit. delimitate. line off. pale. pale in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. confine. limit. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restrict. to check. to circumscribe. line off. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su vermek, yaş ve nemli yahut çok sulu etmek. Ağız sulandırmak = Ağzın suyunu akıtmak, imrendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. to water down. to make watery. to dilute. to water sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilute sth with water. to water down. to dilute. to thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeten. to sweeten. to flavour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve the taste of sweet (by ripening it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tava getirmek, semirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give land to a landowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. to give hope to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give hope to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıktırmak, bezdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aklını başına getirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkasının utanmasına sebep olmak, mahcupluk vermek: Çocuğu utandırmayınız. 2. Utandırıcı olacak bir söz söylemek veya iş yapmak: O işinize aracılık edeyim ama sonra beni utandırmayasınız. 3. Büyük iyilik etmek, ikrâm ve ihsâniyle mahcub etmek: İyiliğinizle bizi utandırdınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass. put smb. to shame. shame. put to the blush. put smb. to confusion. humiliate. make smb. feel small. bring disgrace on smb. disgrace. abash. confound. mortify. scandalize. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abash. embarrass. humiliate. mortify. shame. wither. to put to shame. to shame. to mortify. to humiliate. to embarrass. to show sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uykudan kaldırmak: Beni yarın erkenden uyandırın. 2. mec. Gafletten kurtarmak: Bu mânâlı söz beni uyandırdı. 3. Cehaletten kurtarmak: Eğitim yoluyla halkı uyandırmaya gayret etmeli. 4. Parlatmak, tutuşturmak, yakmak: Şu ateşi, şu mumları uyandırın. 5. İmâr etmek, mâmur bir hâle getirmek, şenlendirmek: Şu camii uyandırsak (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wake up. awake. wake. waken. arouse. stir. stir up. inspire. excite. awaken. call. disabuse. disabuse of. evoke. kindle. knock up. quicken. rouse. rouse up. undeceive. whet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arouse. awake. evoke. excite. rouse. stimulate. wake. waken. to instill. to wake. to wake up. to waken. to awake. to rouse. to arouse. to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to waken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to characterize. to qualify. categorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere yerleştirmek, iskân etmek: Göçmenleri yurtlandırmak istiyorlar. 2. Arazi kazandırmak.

Türkçe Sözlük by