Angle ne demek? | Angle anlamı nedir? | Angle

Angle anlamı nedir?

Angle ne demek?

Angle anlamı nedir?

Angle | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: angle

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). olta ile balık avlamak. angler (i). olta ile balık tutan kimse; başka balıkları yutan büyük ağızlı ve boynuzlu bir çeşit balık, fenerbalığı, (zool). Lophius piscatorius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açı, zaviye; sivri köşe; görüş açısı; vecih, cihet, safha; argo kâr. angle of incidence gelme açısı. angle of reflection yansıma açısı. angle of vision görüş açısı. acute angle dar açı. adjacent angles bitişik açılar. aIternate angles iç ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). köşeler yaparak dönmek, viraj almak; (k).dili ima yoluyla bir şeyi veya fikri öne sürmek; el altından soruşturmak. angle iron köşebent demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog). beşinci yüzyılda İngiltere'yi istilâ eden bir Cermen kabilesi, Anglo'lar (ingiliz ve ingiltere kelimeleri bu kelimeden türemiştir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka, bilezik, halhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pul veya payet ile süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarkmak, asılmak, asılı durup sallanmak; sarkıtmak, asıp sallamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, çıkarmak, dolaşmış bir şeyi çözmek; salıvermek; açılmak, kurtulmak, çözülmek. disentanglement (i). çözülme, açılma, kurtulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şaşırtmak, karıştırmak, dolaştırmak. embranglement i. şaşırtma; birbirine dolaşma, karışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dolaştırmak, karmakarışık etmek; bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak. entanglement i. karışıklık, dolaşıklık; engel, mânia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ahenksiz ses çıkarmak; kavga etmek, çekişmek; (i.) ahenksiz ses; gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Orkestrada bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vurarak ezmek veya parçalamak, kabaca kesip şeklini bozmak; bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iki silindirli ütü makinası; f. silindirli makina ile ütülemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mini sistemlerde, farklı yayılım düzenleriyle üç tweeter’ın geliştirilmiş ve genişletilmiş sürümü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

9 farklı kamera açısından çekilen video görüntüleri (örneğin canlı konserler ve spor etkinliklerinde) DVD’de saklanabilmekte ve oynatım sırasında kullanıcı tarafından anında seçilebilmektedir. Bu DVD oynatıcı işlevi, yalnızca oynatılan DVD’de çok açılı çekimler bulunduğu zaman kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili yeni çıkmış, yeni model.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sekiz açılı; (i.) sekizgen. octangular (s.) sekiz köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. dörtgen; avlu. quadrang'ular s. dört kenarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) dikdörtgen. rectan'gular (s.) dik açıları olan, dikdörtgen şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small plate or boss of shining metal; something brilliant used as an ornament, especially when stitched on the dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Figuratively, any little thing that sparkless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set or sprinkle with, or as with, spangles; to adorn with small, distinct, brilliant bodies; as, a spangled breastplate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To show brilliant spots or points; to glisten; to glitter. decorate with spangles; 'the star-spangled banner' glitter as if covered with spangles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adornment consisting of a small piece of shiny material used to decorate clothing. glitter as if covered with spangles. decorate with spangles; 'the star-spangled banner'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f. pul, payet, madeni pul; f. pullarla süslemek (elbise); madeni pul gibi pırıldamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak, boğazlamak, boğazını sıkarak öldürmek; bastırmak; boğulmak. strangle hold güreşte boğma vaziyeti; boğucu hakimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .yenilebilen bir çeşit su yosunu, bot. Laminaria saccharina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolaştırmak, karıştırmak, karmakarışık etmek, arap saçına çevirmek; başına iş açmak; karışık vaziyete düşmek; girişmek; tartışmak; i. karmakarışık şey, düğüm olmuş şey; karışıklık, muğlâklık; deniz dibindeki hayvanlar tarayarak yakalama aleti. a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşeli şekil, üçgen; gönye; üçlü grup; müz. üçköşe, triangel. the eternal triangle rakip aşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tıngırdamak, tıngırdatmak; i. tıngırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karışık şeyi acmak, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. sızdırmak, hileyle koparmak; hileye baş vurmak; tesir ederek elde etmek; dolaylı yoldan sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş açılı (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavga etmek, çekişmek; münakaşa etmek; A.B.D. sığırtmaçlık yapmak, hayvanları bir araya toplamak; i. kavga, çekişme; münakaşa. wrangler i. kavgacı, münazaacı; sığırtmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by