Anlı ne demek? | Anlı anlamı nedir? | Anlı

Anlı anlamı nedir?

Anlı ne demek?

Anlı anlamı nedir?

Anlı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: anli

Türkçe Sözlük

(i.). Anlı sanlı yahut anlı şanlı deyiminde geçer. Bu deyim «güzel, gösterişli» mânâsına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şenlik, mâmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-known. reputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afganistan halkından olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. being an agent or representation. being a secret agent or a spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman cinsiyeti ve hal ve tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

momentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venturesomeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. recklessness. pluckiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. audacity. pluck. hardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatkâr Alât ve edevâtı, marangoz vesaire takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kit. set of tools. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. equipage. gadget. gearing. kit. set of tools. implements. utensils. hand tools. set. gear. gear and tackle. requisite. facilities. apparatus. instrument. appliance. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalak. Ayranlık şişmek: Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçıvan İşi ve san’atı, bahçeye bakmak, çiçek, ağaç ve sebze yetiştirmek ilmi: Bizde bahçvanlık ediyor; bahçıvanlıkta mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardening. horticulture. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native or inhabitant of the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balkanları olan, dağlık: Balkanlık bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyük şehirlerin merkezinden her gün gidilip gelinecek kadar uzaklıkta olan mahalle, çevre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. banlieue

yörekent

Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suburb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suburb. city area. suburban area. bas ville. city boundary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local train. suburban train. local express. local railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başbakan olanın görevi. 2. Başbakanın makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkan olma ha li. 2. Başkanın vazifesi veya makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential. presidentship. presidency. chairmanship. chieftainsy. headship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticaret, alış veriş eden esnafın hal ve şanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canı olan. Fars. zîrûh, zinde: Canlı hayvana eziyet vermek günahtır. 2. Kuvvetli, zorlu: Canlı çocuk. 3. Mânâlı, tesirli: Canlı söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who is like a living corpse. more dead than alive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live coverage. live program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Animizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilise çanının asıldığı yer, çan kulesi (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liveliness. animation. color. colour. crispness. spiritedness. alacrity. bounce. brightness. brio. buoyancy. dynamics. elan. exhilaration. friskiness. ginger. life. lustiness. perkiness. quickness. raciness. sprightliness. stamina. stir. verve. vivac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alacrity. animation. colour. dynamism. ginger. go. life. sap. soul. sparkle. spirit. stir. verve. vitality. liveliness. vigour. boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. liveliness. vigour. momentum. action. mobility. dynamism. stir. stirabout. impulse. biological. animal spirits. animation. bounce. briskness. buoyant lift. colour. dash. eagerness. ginger. goings on. image advertising. life blood. pith. shine. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay demlendirmekte kullanılan küçük ibrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. tea kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot. kettle. teakettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gençlik, şebâb. (bk.) Civan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dağıstan halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanship. a dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bülûğa ermiş. Ar. şâb, genç: Bir delikanlı gördüm. Köyün delikanlıları oynuyorlardı. 2. Yiğit, cesur, babayiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. sapling. a slip of a boy. sprig. stripling. whelp. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kid. lad. sapling. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. young man. adolescent. blade. blood. boy. lad. laddie. stripling. young person. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gençlik, Ar. şebâb. 2. Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, muhafızlık, kolculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doksan kısımdan mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doksan yaşında olan: Doksanlık bir ihtiyar. 2. Doksan kuruş vesaire kıymetinde: Doksanlık ekmek. 3. Doksan kilo vesaire ağırlığında, doksan metre vesaire boyunda. Doksanlık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing ninety. ninety years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like a cat with nine lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jovial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı, sisi, pusu yahut buğusu olan: Dumanlı hava, dağ, çiçek, meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. smoky. misty. tipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoky. filled with smoke. misty. foggy. tipsy. fuddled. hazy. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duman kaplamış, duman içinde olan, sisli: Hava dumanlık idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanca duygu veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. antagonism. hatred. animosity. bad blood. hostility. opposition. animus. dead-set. feud. venom. virulence. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity. antagonism. enmity. feud. hostility. hatred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antagonism. enmity. hatred. hostility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat-footedness. being ill-omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Padişahtan ferman almış olan, ferman ile tayin edilen: Fermanlı zabit = (eskiden) Binbaşı ve ondan yukarı olan; fermanlı memur; fermanlı imtiyaz. 2. Dağıtılmaları hakkında ferman verilen: Vaktiyle derebeyleri fermanlı olmuştu. 3. Şiddetli cezaya hak kazanan (cânt).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tohumdan fidan yetiştirmeye mahsus tarla veya bahçe. Fars. nihâlistân: Burası güzel bir fidanlık olur. Bağ ve bahçesi olan adam bunun bir köşesine bir de küçük fidanlık yapmalıdır. 2. Yeni dikilmiş bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. plantation. nursery garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursery garden. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watermarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir veya şu kadar fincan dolusu veya o kadar içine alan: Bir fincanlık kahve. Dört fincanlık bir cezve. Altı fincanlık tepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan giyen: Yunanlıların, efzun denen fistanlı bir sınıf askeri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan yapmaya yarayan, fistana mahsus: Fistanlık kumaş, basma. Bir fistan yapmaya yetecek ölçüde kumaş: Kendisine bu kumaştan bir fistanlık alacağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolculuk, bekçilik, nöbetçilik: Karantinada gardiyanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların gerdana taktıkları inci, altın vesaire dizileri, gerdan süsü. Ar. kılâde, tavk; kolye, Fr. collier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gorget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. neckband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. neckband. collar. interlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle BAbıâli kalemleri efendilerine verilen büyücek bir rütbe olup Tanzimat’tan sonraki rütbeli hâmiseye eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hâkan olma hali. 2. Hâkanla idare şekli. 3. Hâkanın hakimiyetindeki ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, büyük bir aileye mensûp olma. 2. Kapısı gelene geçene açık olmaklık, misafirperverlik, ikrâm. edicilik, cömertlik: O adamın hanedanlığı meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Han derecesinde hükümdarlık: Buhârâ’da bir hayli sene hanlık etti. 2. Bir hanın idaresinde olan devlet: Buhârâ Hanlığı, Hıyve Hanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşkınlık, çok beğenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. adoration. enthusiasm. love. compliment. reverence. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. craze. predilection. worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. appreciation. adoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan hal ve sıfatı. idrâksizlik, akılsızlık: Hayvanlığın lüzumu yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestiality. animalism. brutishness. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animalism. brutishness. bestiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave like a turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çabuk heyecan gösteren. 2. Heyecan veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excited. agitated. dramatic. exciting. thrilling. hot. aglow. agog. crazed. declamatory. emotional. excitable. febrile. feverish. glowing. gone. gripping. heated. hectic. het up. impassioned. inspired. nail biting. rhapsodic. rhapsodical. spirited. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze. breathtaking. excited. exciting. feverish. heady. heated. hectic. het up. impassioned. intense. jumpy. lyrical. nervous. sensational. stirring. timorous. tremulous. uptight. thrilling. excitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exciting. excitable. lively. excited. thrilled. thrilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsâ dini, İseviyyet, Nasrâniyyet: Hıristiyanlık Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity. christianism. the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İdman yaparak bir spor kolunda çalışmaya hazırlanmış olan. 2. mec. Bir şeye alışmış ve onu yadırgamaz hale gelmiş olan: O, böyle hareketlere karşı idmanlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. in good shape. experienced in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. ilhanın başta bulunduğu devlet şekli, İmparatorluk. 2. Böyle bir devletin idaresi altındaki ülkeler. 3. ilhan olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. believing. religious. believer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. having religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adamlık, insana yakışır hal ve tutum. 2. İnsan hali, tabiî hal. İnsanlıktır bu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. mankind. humankind. human. the species. our species. mortality. flesh. flesh and blood. the human race. lords of creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. man. mankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. mankind. humaneness. kindness. manhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Iran ahalisinden olan, (yanlış olarak) Acem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. considerate. polite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerli adamları takdir etmek hassası: Kadirdanlık büyük bir meziyettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squiffy. tiddly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kağan tarafından yönetilen ülke, Türk imparatorluğu. 2. Kağan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, bahâdirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroism. bravery. deed. exploit. feat. gallantry. prowess. valor. valour. achievements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. chivalry. exploit. gallantry. heroism. heroic deed. feat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. exploit. gallantry. heroism. prowess. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakavan olma hali yahut kakavanca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being stuck-up and stupid. being old and peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalpazan işi, para taklidi yapmak suçu, sahtekârlık. 2. Yalancılık, sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiting. false coining. money forging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pezevenklik, kurumsaklık. 2. Namussuzluk, yalancılık, şaklabanlık, şarlatanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAmrân olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kana bulaşmış, kana boyanmış: Kanlı el, kanlı elbise. 2. Bedeninde kanı çok, kanı öteki Ifrâzâttan çok, Ar. demevî: Kanlı adem olduğu için tansiyon yükselmesinden korkuyor. 3. Çok pişmeyip kesilince kan damlayan: Kanlı bir pirzola. 4. Kaatil, cânî: Kanlı adam, kanlı kaatll. Delikanlı = bk. Delikanlı. Sıcakkanlı = Kem sıcak, sevimli, Ar. mûnls. Soğukkanlı = Kanı soğuk, bârid, sevimsiz. 2. Telâşsız, kayıtsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooded. bloody. gory. sanguinary. sanguine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloody. gory. bloodstained. rare. underdone. sanguinary. bloodshot. guilty of murder. bloodguilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodshot. bloody. sanguinary. bloodstained. smeared with blood. very rare. robust. whole blood. gory. murderous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodthristy criminal. notorious murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlık, başkanlık. 2. Gemi süvariliği, reislik. Bu gemide kim kaptanlık ediyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy. captainship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Karaman ili ahalisi. 2. 1924’ten önce Konya çevresinde oturan, Türkçe konuşan Ortadokslar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: karanuluk). 1. Işık ve aydınlığın aksi, göz görmeyecek hal, Ar. zulmet, Fars. tîregî: Karanlık bastı, gece karanlığı, karanlıkta kalmak. 2. Işıklı olmayan. Ar. muzlim, Fars. tîre: Karanlık gece, karanlık bir odaya girdim. Sofa karanlık idi. Karanlık oda = Fotoğraf camı banyosu, röntgen muayenesi gibi işlerin yapıldığı ışıksız oda. Karanlıkta göz kırpmak = Bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. obscure. unlit. clouded. darkling. dun. dusky. foggy. funny. funny peculiar. gloomy. murky. pitchy. shadowy. shady. somber. sombre. tenebrous. darkness. obscurity. dark. deep. deepness. gloom. gloominess. inkiness. murk. night. obscuration. sha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. darkness. doubtful. equivocal. fishy. gloom. gloomy. murky. obscure. shade. shadow. shadowy. sombre. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the dark. dark place. black. cloudy. darkness. gloom. murk. murky. night. obscure. obscurity. shade. sombre somber. sullen. a touch of the macabre. vague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark room. camera obscura. dark-room. darkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katran sürülmüş veya karıştırılmış: Katranlı kazık, katranlı su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tarry. tarred. bituminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. smoothness. greasiness. lubricity. sliminess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. slickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taklit ve sahte tellerle karışık: Şam’ın, Hind’in kılabdanlı kumaşları; kılabdanlı perdelik, döşemelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragility. touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Komutanın görevi, kumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkativeness. locacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz haydutluğu: Korsanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buccaneering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy. hijacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir askerî birliğin subaylığı, Amirliği: Ordu, alay, tabur, bölük kumandanlığı; başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurban olmak üzere kesilmeye lâyık veya mahsus: Kurbanlık koyunlar, mec. Kurbanlık koyun = Yumuşak huylu ve sessiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial. to be sacrificed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial animal. sacrificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little suspecting the disaster that awaits him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevezelik, bk. Lâfzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Liman gibi yer, emin ve mahfuz koy: Orada bir limanlık vardır. 2. Sükûn, sükûnet: Ortalığın limanlığı. 3. Liman olunabilir, mahfuz: Limanlık bir koy; denizin orası limanlıktır. 4. Sakin, sükûnetli, dalgasız: Hava, deniz limanlıktı. Sütliman = Sakin, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lebanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkeğe yakışır, erkekçe, erkek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık yer, açıklık, hneydanımsı yer: Evimin önünde bir meydanlık var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mîrmîrân rütbesi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Motionflow Karanlık Kare Ekleme özelliği 50Hz’den 100Hz’e kadar BRAVIA projektörlerinin kare hızını iki kat arttıran, Sony’e özel bir teknolojidir. Hızlı hareket eden görüntüler için daha fazla pürüzsüzlük sağlar, sıra dışı bir kontrast oranı sunar ve kamera sarsıntısını ortadan kaldırır. Gördüğünüz şey ise akıcı ve doğal hareketlerle gerçeğe dönüştürülen yüksek hızlı aksiyondur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. islâm dini: Müslümanlığı iyi bilir. 2. Doğruluk, dürüstlük: Bu ettiğiniz Müslümanlık mı? 3. Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islamism. mohammedanism. mahometanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a muslim. islam. islam İslamiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAdânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. boorishness. tactlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) 1.cahillik. 2.hödüklük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir nişanı olan. 2. Evlenmek üzere namzet; nişanlanmış: O kız nişanlıdır, kızın nişanlısı burada değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. engaged to be married. affianced. intended. fiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged to be married. fiance. fiancée. betrothed. engaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortage. unfinished or incomplete part. defect. shortcoming. lack. want. defectiveness. deficiency. shortfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lectorhsip. lectureship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimli, mütenasip, endamlı, yakışıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commensurate with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportional. sth whose proportions are pleasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commensurate with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportional. sth whose proportions are pleasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman gibi çokça ağaçları olan yer, sık çalılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooded. woody. thickly wooded. covered with trees. woodland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily forested. thickly wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman. ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman. ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ottoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkiye musikisi. Batı Türkleri’nirı san’at musikisi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. I. Osman’ın kurduğu devlete mensup: Osmanlı dili, Osmanlı devleti, Osmanlı askeri, Osmanlıların ahlâkı. 2. mec. Cesur, cömert, mert, baba karakterli: Osmanlı adamdır, tam Osmanlıdır. 3. Eskiden paşalar maiyetinde bulunan. 4. Tavla oyununun bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlılara ait: Osmanlıca dil, kıyafet. 2. Osmanlılar’a mahsus tarz ve usulde veya bunların dilinde: Osmanlıca söylemek, yaşamak, oturmak. Osmanlı dili, Osmanlıca = Batı Türkçesi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ottoman turkish language. ottoman turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman Turkish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ottoman turkish language. ottoman turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman Turkish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlı olma mec. Cesaret, mertlik, cömertlik; O adamın Osmanlılığı inkâr olunamaz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. desolation. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. state of disarray. desolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişman olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitential. regret. contrition. penitence. angst. compunction. remorse. repentance. ruefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction. contrition. penitence. regret. remorse. repentance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitence. regret. remorse. compunction. contrition. qualm. repentance. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planed economy. planned economy. draft / managed / planned economy. draft economy. managed economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katoliklikten ayrılmış, Papanın ruhânî reisliğini tanımayan Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ciltli, parlak (sahtiyan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merdiven başında veya altındaki sed. 2. Merdivenin döndüğü yerde veya aşağıdan bir, iki basamak çıkıldıktan sonra bulunan geniş basamak. 3. Birkaç sahandan yapılmış: Beş sahanlık bir sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of a flight of steps or stairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soytarılık, mukallitlik, tuhaflık, hafif mizaçlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. offensiveness. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressiveness. belligerence. truculence. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiftlikte saman koymaya mahsus büyük anbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. loft. haymow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. haymow. straw house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şöhretli, şanlı: Adlı sanlı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şöhretli, süs ve şöhret sahibi: Anlı şanlı. 2. Gösterişli, çalımı yerinde: Şanlı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famed. famous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorious. bright. renowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorious. famous ünlü. great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorious. illustrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Ün, şöhret. 2.Hal durum. 3.Debdebe, gösteriş, haşmet. 4.Yüksek makam rütbe. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Akan, akıntılı: Şarlağanlı göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağız kalabalığıyla herkes kandırarak kendini taşımadığı sıfatlara mâlik gösteren yalancının hâli. 2. Ilimsiz ve yalandan doktorluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empiricism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatanry. quackery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prodigality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagance. improvidence. waste. prodigality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prodigality. extravagance. wastefulness. profusion. splurge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accounting. bookkeeping. accountantship. audit office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. bookkeeping. accounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. being an account. accounting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. dispassionate. cool-headed. imperturbable. coolheaded. self-possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headed. imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. imperturbability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle: Ne şeytanlık düşünüyorsun?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. devilment. mischief. cunning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilry. act of devilry. caper. craft. devilment. mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warm-blooded. amiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. lovable. warmblooded. friendly. companionable. warm-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. cordial. affectionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendliness. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness. shyness. embarassment. lack of self-assurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yoğurt, patates.

Hazırlanışı : On gün süreyle sadece yoğurt ve patates yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being fat. being overweight. fatness. obesity. fleshiness. adiposity. corpulence. corpulency. fullness. fulness. spread. stoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatness. obesity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpulence. fatness. obesity. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soğanla yapılmış: Soğanlı yahni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soğan dikilmiş yer, soğan tarlası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri aşırı duygu tezahürleri yapmadan, heyecana kapılmadan karşılayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold-blooded. cool. calm. cold. cool-headed. even-tempered. imperturbable. nonchalant. unflappable. unperturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. imperturbable. phlegmatic. coolheaded. calm. self-possessed. cold-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headed. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composure. equanimity. phlegm. sangfroid. coolheadednes. calmness. self-possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. calmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociability. friendliness. ingratiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness. sulks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sudan ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sudanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sudanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebatlı, metanetli, cesur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a sole or base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground sill. sole plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ince marangozluk, abanoz ve başka değerli ağaçlarla ince işler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek/çift katmanlı Super Audio CD’lerde (SACD), sırasıyla bir ya da iki yüksek yoğunluklu katman bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tercüman vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of interpreter çeviricilik. dilmaçlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreting. being an interpreter. position of interpreters. translatorship. interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impetuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who dislikes delay. peppery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi). Turan halkından veya bu soydan olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sportmence olmayan, sporcuya yaraşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir hastalığa bağlı olmayan unutkanlığın tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Günlük, çekirdeksiz kuru üzüm.

Hazırlanışı : Ayda 3 gün arka arkaya, 3 gram günlük ile birlikte 10 tane çekirdeksiz kuru üzüm yenir. Bu işlem her ay aynı şekilde tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir unvanı olan. 2. Unvan satan, övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. expertness. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. expertness. expertise. province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialism. specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalbindeki iyiyi ayırma hissi kuvvetli olan, duygulu, insaflı: Vicdanlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientious. scrupulous. honest. just. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harap ve ıssız yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belligerency. pugnacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ?. Yaban yerle ve imar edilmemiş yerlerle alâkalı: Yabanlık ağaç, hayvan. 2. Misafirliğe mahsus, misafirlikte giyilecek: Yabanlık elbise. 3. Issız ve imâr edilmemiş yer: Yabanlıklarda geziyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease cup. lubricator. nipple. oilcan. oilcup. stuffing box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcan. grease box. grease cup. lubricator. oil can. oil feeder. oiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lubricator. oilcan. lubricating box. grease box. grease nipple / cup / fitting. oil can / box / cup / feeler. nipple. oiler. grease cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. errant. erroneous. false. improper. inaccurate. inadvisable. incorrect. inexact. mistaken. untrue. wrong. wry. amiss. wrong. wrongly. corrigendum. error. fallacy. fault. inaccuracy. lapse. miscue. mistake. mis-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. corrupt. errant. error. fallacious. false. garbled. improper. inaccurate. incorrect. inexact. lapse. misguided. mistake. mistaken. nice. trouble. uncalled-for. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. erroneous. error. incorrect. wrong. blunder. mistake. misstep. wrongly. incorrectly. erroneously. amiss. errant. false. faulty. improper. inaccurate. inexact. off. off the beam. out. oversight. trip. unfaithful. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). sahte, yapma, taklit, yanlış, hatalı; yalan, asılsız, aslı esası olmayan, yalancı; hakikatsiz, vefasız; hain; güvenilmez; (mak.) kuvvetlendirmek veya muhafaza etmek için konulan (parça); (müz.) ahenksiz, yanlış;(z). hile ile; yalan söyleyerek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misapprehend. misconstrue. misinterpret. mistake. misunderstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to misapprehend. to misconceive. to misread. to mistake. to misunderstand. take amiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mispell. misspell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatâ etme, hatâlı söz, iş veya hareket: Bir yanlışlık ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrongness. error. falsity. fault. impropriety. inaccuracy. inexactitude. inexactness. mistake. slip. slip-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. falsity. fault. mistake. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. mistake. blunder. black. bloomer. boner. cock up. fallacy. falsity. faux pas. inexactitude inexactness. slip. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stickiness. adhesiveness. viscosity. importunateness. clingingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Consultancy)

Müşterilere, sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, şirket birleşme ve el değiştirmeleri, şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması hakkında ve benzeri konularda yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vapidity. tastelessness. insipidity. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıkça davranış, yılışık olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgana elverişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yunan ahalisinden adam: Eski Yunanlılar, bugünkü Yunanlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek. hellene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyluluk taslamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timely. well-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by