Anlık ne demek? | Anlık anlamı nedir? | Anlık

Anlık anlamı nedir?

Anlık ne demek?

Anlık anlamı nedir?

Anlık | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: anlik

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

momentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şenlik, mâmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. being an agent or representation. being a secret agent or a spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman cinsiyeti ve hal ve tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venturesomeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. recklessness. pluckiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. audacity. pluck. hardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatkâr Alât ve edevâtı, marangoz vesaire takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kit. set of tools. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. equipage. gadget. gearing. kit. set of tools. implements. utensils. hand tools. set. gear. gear and tackle. requisite. facilities. apparatus. instrument. appliance. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalak. Ayranlık şişmek: Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçıvan İşi ve san’atı, bahçeye bakmak, çiçek, ağaç ve sebze yetiştirmek ilmi: Bizde bahçvanlık ediyor; bahçıvanlıkta mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardening. horticulture. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balkanları olan, dağlık: Balkanlık bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başbakan olanın görevi. 2. Başbakanın makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkan olma ha li. 2. Başkanın vazifesi veya makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential. presidentship. presidency. chairmanship. chieftainsy. headship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticaret, alış veriş eden esnafın hal ve şanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilise çanının asıldığı yer, çan kulesi (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay demlendirmekte kullanılan küçük ibrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. tea kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot. kettle. teakettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gençlik, şebâb. (bk.) Civan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanship. a dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, muhafızlık, kolculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doksan yaşında olan: Doksanlık bir ihtiyar. 2. Doksan kuruş vesaire kıymetinde: Doksanlık ekmek. 3. Doksan kilo vesaire ağırlığında, doksan metre vesaire boyunda. Doksanlık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing ninety. ninety years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duman kaplamış, duman içinde olan, sisli: Hava dumanlık idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanca duygu veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. antagonism. hatred. animosity. bad blood. hostility. opposition. animus. dead-set. feud. venom. virulence. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity. antagonism. enmity. feud. hostility. hatred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antagonism. enmity. hatred. hostility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat-footedness. being ill-omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tohumdan fidan yetiştirmeye mahsus tarla veya bahçe. Fars. nihâlistân: Burası güzel bir fidanlık olur. Bağ ve bahçesi olan adam bunun bir köşesine bir de küçük fidanlık yapmalıdır. 2. Yeni dikilmiş bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. plantation. nursery garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursery garden. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir veya şu kadar fincan dolusu veya o kadar içine alan: Bir fincanlık kahve. Dört fincanlık bir cezve. Altı fincanlık tepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan yapmaya yarayan, fistana mahsus: Fistanlık kumaş, basma. Bir fistan yapmaya yetecek ölçüde kumaş: Kendisine bu kumaştan bir fistanlık alacağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolculuk, bekçilik, nöbetçilik: Karantinada gardiyanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların gerdana taktıkları inci, altın vesaire dizileri, gerdan süsü. Ar. kılâde, tavk; kolye, Fr. collier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gorget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. neckband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. neckband. collar. interlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle BAbıâli kalemleri efendilerine verilen büyücek bir rütbe olup Tanzimat’tan sonraki rütbeli hâmiseye eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hâkan olma hali. 2. Hâkanla idare şekli. 3. Hâkanın hakimiyetindeki ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, büyük bir aileye mensûp olma. 2. Kapısı gelene geçene açık olmaklık, misafirperverlik, ikrâm. edicilik, cömertlik: O adamın hanedanlığı meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Han derecesinde hükümdarlık: Buhârâ’da bir hayli sene hanlık etti. 2. Bir hanın idaresinde olan devlet: Buhârâ Hanlığı, Hıyve Hanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşkınlık, çok beğenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. adoration. enthusiasm. love. compliment. reverence. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. craze. predilection. worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. appreciation. adoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan hal ve sıfatı. idrâksizlik, akılsızlık: Hayvanlığın lüzumu yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestiality. animalism. brutishness. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animalism. brutishness. bestiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave like a turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsâ dini, İseviyyet, Nasrâniyyet: Hıristiyanlık Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity. christianism. the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. ilhanın başta bulunduğu devlet şekli, İmparatorluk. 2. Böyle bir devletin idaresi altındaki ülkeler. 3. ilhan olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adamlık, insana yakışır hal ve tutum. 2. İnsan hali, tabiî hal. İnsanlıktır bu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. mankind. humankind. human. the species. our species. mortality. flesh. flesh and blood. the human race. lords of creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. man. mankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. mankind. humaneness. kindness. manhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerli adamları takdir etmek hassası: Kadirdanlık büyük bir meziyettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kağan tarafından yönetilen ülke, Türk imparatorluğu. 2. Kağan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, bahâdirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroism. bravery. deed. exploit. feat. gallantry. prowess. valor. valour. achievements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. chivalry. exploit. gallantry. heroism. heroic deed. feat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. exploit. gallantry. heroism. prowess. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakavan olma hali yahut kakavanca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being stuck-up and stupid. being old and peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalpazan işi, para taklidi yapmak suçu, sahtekârlık. 2. Yalancılık, sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterfeiting. false coining. money forging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pezevenklik, kurumsaklık. 2. Namussuzluk, yalancılık, şaklabanlık, şarlatanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAmrân olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlık, başkanlık. 2. Gemi süvariliği, reislik. Bu gemide kim kaptanlık ediyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy. captainship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: karanuluk). 1. Işık ve aydınlığın aksi, göz görmeyecek hal, Ar. zulmet, Fars. tîregî: Karanlık bastı, gece karanlığı, karanlıkta kalmak. 2. Işıklı olmayan. Ar. muzlim, Fars. tîre: Karanlık gece, karanlık bir odaya girdim. Sofa karanlık idi. Karanlık oda = Fotoğraf camı banyosu, röntgen muayenesi gibi işlerin yapıldığı ışıksız oda. Karanlıkta göz kırpmak = Bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. obscure. unlit. clouded. darkling. dun. dusky. foggy. funny. funny peculiar. gloomy. murky. pitchy. shadowy. shady. somber. sombre. tenebrous. darkness. obscurity. dark. deep. deepness. gloom. gloominess. inkiness. murk. night. obscuration. sha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. darkness. doubtful. equivocal. fishy. gloom. gloomy. murky. obscure. shade. shadow. shadowy. sombre. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the dark. dark place. black. cloudy. darkness. gloom. murk. murky. night. obscure. obscurity. shade. sombre somber. sullen. a touch of the macabre. vague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark room. camera obscura. dark-room. darkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. smoothness. greasiness. lubricity. sliminess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. slickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragility. touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Komutanın görevi, kumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkativeness. locacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz haydutluğu: Korsanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buccaneering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy. hijacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir askerî birliğin subaylığı, Amirliği: Ordu, alay, tabur, bölük kumandanlığı; başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurban olmak üzere kesilmeye lâyık veya mahsus: Kurbanlık koyunlar, mec. Kurbanlık koyun = Yumuşak huylu ve sessiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial. to be sacrificed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial animal. sacrificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little suspecting the disaster that awaits him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevezelik, bk. Lâfzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Liman gibi yer, emin ve mahfuz koy: Orada bir limanlık vardır. 2. Sükûn, sükûnet: Ortalığın limanlığı. 3. Liman olunabilir, mahfuz: Limanlık bir koy; denizin orası limanlıktır. 4. Sakin, sükûnetli, dalgasız: Hava, deniz limanlıktı. Sütliman = Sakin, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkeğe yakışır, erkekçe, erkek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık yer, açıklık, hneydanımsı yer: Evimin önünde bir meydanlık var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mîrmîrân rütbesi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Motionflow Karanlık Kare Ekleme özelliği 50Hz’den 100Hz’e kadar BRAVIA projektörlerinin kare hızını iki kat arttıran, Sony’e özel bir teknolojidir. Hızlı hareket eden görüntüler için daha fazla pürüzsüzlük sağlar, sıra dışı bir kontrast oranı sunar ve kamera sarsıntısını ortadan kaldırır. Gördüğünüz şey ise akıcı ve doğal hareketlerle gerçeğe dönüştürülen yüksek hızlı aksiyondur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. islâm dini: Müslümanlığı iyi bilir. 2. Doğruluk, dürüstlük: Bu ettiğiniz Müslümanlık mı? 3. Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islamism. mohammedanism. mahometanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a muslim. islam. islam İslamiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAdânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. boorishness. tactlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) 1.cahillik. 2.hödüklük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortage. unfinished or incomplete part. defect. shortcoming. lack. want. defectiveness. deficiency. shortfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lectorhsip. lectureship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman gibi çokça ağaçları olan yer, sık çalılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooded. woody. thickly wooded. covered with trees. woodland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily forested. thickly wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. desolation. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. state of disarray. desolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişman olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitential. regret. contrition. penitence. angst. compunction. remorse. repentance. ruefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction. contrition. penitence. regret. remorse. repentance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitence. regret. remorse. compunction. contrition. qualm. repentance. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katoliklikten ayrılmış, Papanın ruhânî reisliğini tanımayan Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merdiven başında veya altındaki sed. 2. Merdivenin döndüğü yerde veya aşağıdan bir, iki basamak çıkıldıktan sonra bulunan geniş basamak. 3. Birkaç sahandan yapılmış: Beş sahanlık bir sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of a flight of steps or stairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soytarılık, mukallitlik, tuhaflık, hafif mizaçlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. offensiveness. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressiveness. belligerence. truculence. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiftlikte saman koymaya mahsus büyük anbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. loft. haymow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. haymow. straw house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağız kalabalığıyla herkes kandırarak kendini taşımadığı sıfatlara mâlik gösteren yalancının hâli. 2. Ilimsiz ve yalandan doktorluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empiricism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatanry. quackery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prodigality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagance. improvidence. waste. prodigality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prodigality. extravagance. wastefulness. profusion. splurge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accounting. bookkeeping. accountantship. audit office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. bookkeeping. accounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. being an account. accounting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle: Ne şeytanlık düşünüyorsun?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. devilment. mischief. cunning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilry. act of devilry. caper. craft. devilment. mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness. shyness. embarassment. lack of self-assurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yoğurt, patates.

Hazırlanışı : On gün süreyle sadece yoğurt ve patates yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being fat. being overweight. fatness. obesity. fleshiness. adiposity. corpulence. corpulency. fullness. fulness. spread. stoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatness. obesity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpulence. fatness. obesity. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soğan dikilmiş yer, soğan tarlası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociability. friendliness. ingratiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness. sulks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground sill. sole plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ince marangozluk, abanoz ve başka değerli ağaçlarla ince işler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tercüman vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of interpreter çeviricilik. dilmaçlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreting. being an interpreter. position of interpreters. translatorship. interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sportmence olmayan, sporcuya yaraşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir hastalığa bağlı olmayan unutkanlığın tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Günlük, çekirdeksiz kuru üzüm.

Hazırlanışı : Ayda 3 gün arka arkaya, 3 gram günlük ile birlikte 10 tane çekirdeksiz kuru üzüm yenir. Bu işlem her ay aynı şekilde tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. expertness. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. expertness. expertise. province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialism. specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harap ve ıssız yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belligerency. pugnacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ?. Yaban yerle ve imar edilmemiş yerlerle alâkalı: Yabanlık ağaç, hayvan. 2. Misafirliğe mahsus, misafirlikte giyilecek: Yabanlık elbise. 3. Issız ve imâr edilmemiş yer: Yabanlıklarda geziyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease cup. lubricator. nipple. oilcan. oilcup. stuffing box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcan. grease box. grease cup. lubricator. oil can. oil feeder. oiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lubricator. oilcan. lubricating box. grease box. grease nipple / cup / fitting. oil can / box / cup / feeler. nipple. oiler. grease cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stickiness. adhesiveness. viscosity. importunateness. clingingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vapidity. tastelessness. insipidity. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıkça davranış, yılışık olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgana elverişli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyluluk taslamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by