Ansi Lümen ne demek? | Ansi Lümen anlamı nedir? | Ansi Lümen

Ansi Lümen anlamı nedir?

AnsI Lümen ne demek?

AnsI Lümen anlamı nedir?

AnsI Lümen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ansi lumen

Teknolojik Terim

ANSI Lümen Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından tanımlanan, parlaklık birimi standardıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aman vermeyen, acımayan, çok şiddetli: Amansız bir savaş oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. merciless. without remorse. close. implacable. inexorable. ruthless. stern. unappeasable. unpitying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. merciless. relentless. ruthless. stern. stony. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. merciless. inexorable. cutthroat. implacable. unrelenting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ANSI Lümen Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından tanımlanan, parlaklık birimi standardıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir tarzda sıralayan eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedia. encyclopedia. cyclopaedia. cyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedia. enyclopedia. encyclopaedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopaedia. encyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ansırmayı mucip olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: Aksırık). Burundan gelen, öksürüğe müşabih bir hal, atse. (bk.) Aksırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (muzari: Ansırır) («an» dan. Galatı: Aksırmak). Beyinden gelir gibi görünen, öksürüğe benzer bir şeyi burundan çıkarmak. Atse vurmak, (bk.) Aksırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ansırmayı mucib olmak, atseyi celbetmek, aksırtmak: Bu enfiye ansırtmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ANSIZ ve ANSIZIN («an» dan). Hatırda yokken, gafletle, birdenbire irticalen, bil-bedâhe. Ap ansız, ap ansızın: Büsbütün gaflet üzere iken, asla hatırda yok iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly. unexpectedly. bang. out of the blue. instantaneous. for a wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anî, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden. unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) Canım gibisin, canımsın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان سپرانه] canını feda edercesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان ستان] can alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canı olmayan. Fars. bîrûh, bîcân, canı çıkmış, ölü: Cansız bir yılan, cansız beden. 2. Canlı olmayan: Canlı ve cansız ne kadar isimler varsa. 3. Pek zayıf ve gevşek, kuvvetsiz: Cansız bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feckless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. bloodless. dead. deadpan. dusty. frigid. inanimate. inert. lifeless. listless. low. pale. soulless. toneless. dull. uninteresting. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. lifeless. dull. uninteresting. listless. weak quiet. slack. inorganic. inert. inactive. motionless. static. stagnant. bloodless. breathless. dead as a door nail. faint. frigid. inanimate. insensible. insentient. lackluster. dull market. flat market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cansız olma hâli. 2. Tembellik, gevşeklik, kuvvetsizlik: Bu cansızlıkla halim ne olacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lifelessness. frigidity. inanimateness. languor. sluggishness. torpor. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. densimètre

fiz. yoğunlukölçer

Sıvıların özgül ağırlığını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. défensive

sp. savunmalı

Savunmayı esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin. 2. Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir. 3. İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerin tekerlekleri arasında bulunan Difransiyel her iki aks ile aynı zamanda çalışırken aksların farklı hızda dönmelerini sağlayarak virajlarda stabilite sağlar. Otomobil virajı alırken, dairesel yol izler ve bir yay çizer. İşte bu yayı çizerken dışta kalan tekerlekler çapı daha geniş bir daire yayı çizeceğinden yani daha fazla mesafe katedeceğinden içtekilerden daha hızlı dönmelidir. Aşağıdaki şekilde de göreceğiniz bu durumu sağlayan diferansiyeldir. Difransiyel her iki tekerleğin arasında yer alır ve yarım bir dişli şaft ile tekerlere bağlanır. Dört tekerlekten çekişli araçlarda ise her çift teker için ayrı ayrı iki tane difransiyelleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential. differential gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential. differential gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential calculus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smokeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialisme

fel. varoluşçuluk

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılıp büyümesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açılıp yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yayılan, genişleyen,geniş, engin, yayılıp genişlemeye elverişli; şümullü, yaygın; coşkun, ateşli, açık sözlü. expansively (z). yayılarak, genişleyerek; coşkunlukla. expansiveness (i). yayılma, genişleme;coşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Avrupa’nın Fransa denilen ülkesi ahalisinden olan ve Fransızca konuşan kimse. Fransız malı, Fransız dili, Fransız altını. 2. Fransız atlını = Fransa’nın eskiden frank kıymetinde olan altın parası: Bunu bir Fransız’a aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. gallic. french. gaul. frog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. frenchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frenchman / Frenchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). T. Fransızlar’ın tarz ve usûlünde veya Fransız dilinde olan: Fransızca dil, şarkı, raks. 2. Fransız dilinde veya tarz ve usûlünde: Fransızca söylemek, yazmak, Sşinalık etmek. 3. Fransız dili, Osm. lisân-ı Fransevt: Fransızca, Latin diller indendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellydance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz tansiyonunun yüksek olduğu hallerde aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya çiçeği.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı kuru papatya çiçeği iyice dövülerek toz haline getirilir. Sonra enfiye gibi buruna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heyecanı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. unexcited. unexciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. unexcited. unexciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high blood pressure. hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hümanizm görüş ve felsefesini tutan şahıs, yahut o görüşe uygun düşünce, davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fit. out of practice. out of trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Allah ve peygamberine inanmayan, dinsiz, Ar. mülhid. 2. mec. Merhametsiz, insafsız, gaddar. 3. Yağsız, yavan, kuru: İmansız peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeliever. faithless. atheist. infidel. miscreant. misbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. having no religious faith. godless. infidel. unbeliever. ungodly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsızlıkla, merhametsizce, insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelief. disbelief. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmkânı olmayan, mümkün olmayan, Ar. muhâl (mümkünsüz demek yanlış ve çirkindir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümkün olmayış, Osm. adem-i imkân, muhâl olma: Bu İşin imkânsızlığı önceden belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmanned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzlaşmaz, uzlasması imkansız; (i.), (pol.) uzlaşmayan kimse, ihtilafçı. intransigence (i.) uyuşmazlık, ihtilafta inat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (gram.) geçişsiz, nesnesi olmayan, nesnesiz (fiil), (abbr.) (nsz.) intransitively (z.) geçişsiz olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow to comprehend. inconsiderate. impolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheadedness. impoliteness. lack of consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kansızlığa uğrayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. anemic. bloodless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. bloodless. anemic. cruel. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodless. lacking in blood. anemic. anaemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get anemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kandaki alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarının normalden aşağıya düşmesi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 5 çorba kaşığı kekik konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia. anemia. bloodlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemia. anaemia. deficiency of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tarih). Büyük Fransız ihtilâlinde cumhuriyeti ilân eden ihtilâl meclisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convention

anlaşma

Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonnuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. fizik). Işık ölçü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mina) lümen, ışık ölçü birimi; anat. tüp şeklindeki organın içindeki boşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasbi dan im.) (c. manâsıb). 1. Nasb ve tayin olunacak yer, büyük görev, makam, mevki. 2. Bir ırmağın denize veya bir çayın ırmağa döküldüğü yer, ağız, kavşak: Sakarya’nın, Menderes’in mansıbı; manâsıb-ı Ntl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصب] devlet memuriyetindeki makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mansıp ve görevde bulunan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منصبدار] makam sahibi devlet memuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük ve güzel ev, kaşane; eskiden malikane konağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir eserin değerli diye anılması veya bir mükâfatla, değerlendirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. not lacking in any way. perfect. flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. offensive

sp. atağa dayalı

Hücum esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz, tenasüpsüz, yakışıksız, hantal, nisbetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportionless. badly proportioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. lack of proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Japonya asıllı bir çiçek, Japon çiçeği

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aile yanında kira ile tutulan oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boardinghouse. guesthouse. hostel. rest house. pension. diggings. digs. kip. lodging. lodging house. lodging-house. lodgings. resting place. rooming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boardinghouse. digs. guesthouse. lodgings. pension. room. warding house. board and lodgings. bed and board. boarding house. students' hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarding house. guesthouse. pension. tourist home. rooming house. auberge. board house. diggings. lodging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landlord. boarding house keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a pension. boarding house keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landlord. boarding house keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a pension. boarding house keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pansiyonda oturan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarder. lodger. paying guest. pay guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). 1. Yara bakımı, yaranın temizlenip ilâçlanması. 2. Vücudun herhangi bir yerini, tedavi maksadıyle alkol, sıcak su, soğuk su vs. ile belirli bir süre ıslak tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sonsuz, nihayetsiz, tükenmez. 2. Uçsuz, kenarsız. Ar. nâmütenâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) sonsuz, bitmez tükenmez, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldığı ışına göre elektrik akımı ileten transistor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willy nilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). 1. İş hâlinde olmayan fakat içinde olduğu cismin durumu değişince ortaya çıkan kuvvet. 2. Bir iletkenin iki noktası arasında bir akım meydana getiren kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. potentiel

1. gizil, 2. fiz. gizil güç

1. Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan. 2. Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential. back demand. potential. potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Allah’ın inayeti,,ihsanı ve lutfu üzerine kurulmuş felsefe.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. providentialisme

fel. kayracılık

Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şöhretsiz, nâmsız, meçhul. 2. Çalımsız, gösterişsiz: Pek şansız adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımsız, gösterişsizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vezin tahlili, vezin bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subvention

ekon. destekleme

Devletçe yapılan para yardımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subvention. subsidy. benefit payments. export bounty. grants-in aid. patronization. subsidiary coins. subsidies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. suspension

fiz. asıltı

Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Sebat ve metaneti olmayan, sebatsız, korkak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebatsızlık, metanetsizlik, cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full board. full board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American plan. board residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» dan). Yarıya bölme, iki eşit kısma ayırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İnsanın aklnının alamayacağı, şaşırtıcı, olağanüstü olayı mucize. 2.Özlem, hasret. 3.Değerli, kıymetli. 4.Tatlı, nefis.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyan etme, Nasrânî yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nass» tan), kayıtları teferruatıyla beraber iyice tetkik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neşât» tan masdar). Şenlendirme, keyiflendirme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tensiomètre

tek. gerilimölçer

Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. tensiométrie

gerilim ölçümü

1. Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi. 2. Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tension arterielle’den kısaltılmış). 1. Kanın atardamarlara yaptığı basınç. 2. mec. (bilhassa siyasî anlamda) Gerginlik: Tansiyon yükselmek, düşmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. Tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure. tension. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure. tension. tense state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Büyük tansiyon, 11’den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. Tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

Geçici tansiyon düşüklüğünde Tuzlu Ayran içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır. Tansiyonu normal seviyeye indirmek amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek kökü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 20 gram çilek kökü konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici hal, geçicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geçici, süreksiz; fani, kalımsız; çabuk geçen; i. yalnız kısa zaman kalan misafir; radyo. geçici dalga veya cereyan. transiently z. geçici olarak. transientness i. geçicilik; fanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyden öbürüne atlayan; ani hareketlerle sıçrayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. arkasından ışık vererek aydınlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Germanyum veya silisyumun iletkenliğinden faydalanmayı sağlayarak elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. transistor. transistorize f. transistorla teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir malın veya bir kimsenin ülkeden ülkeye giderken yol üstünde bulunan başka bir ülkeden durmadan geçmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tüccar malının bir devletten gelip diğer bir devlete gitmek üzere bir üçüncü devletten geçmesi: Transit malı, transit tüccarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transit. transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of passing; passage through or over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act or process of causing to pass; conveyance; as, the transit of goods through a country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A line or route of passage or conveyance; as, the Nicaragua transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The passage of a heavenly body over the meridian of a place, or through the field of a telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The passage of a smaller body across the disk of a larger, as of Venus across the sun's disk, or of a satellite or its shadow across the disk of its primary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument resembling a theodolite, used by surveyors and engineers; called also transit compass, and surveyor's transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pass over the disk of. cause or enable to pass through; 'The canal will transit hundreds of ships every day' revolve about its horizontal transverse axis in order to reverse its direction pass across or pass across ; 'The comet will transit on Septembe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a surveying instrument for measuring horizontal and vertical angles, consisting of a small telescope mounted on a tripod. a facility consisting of the means and equipment necessary for the movement of passengers or goods. a journey usually by ship; 'the o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transit time of a celestial body refers to the instant that its center crosses an imaginary line in the sky - the observer's meridian - running from north to south For observers in low to middle latitudes, transit is approximately midway between rise

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transit of a celestial object is when it crosses the prime meridian in the sky The time when the object is at the greatest height above the horizon is practically the same as the time of its transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The passage of a celestial body over a specified meridian The passage is designated as upper transit or lower transit according to whether it is over that part of the meridian Iying above or below the polar axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transit time of a celestial body refers to the instant that its center crosses an imaginary line in the sky, the observer's meridian running from north to south For observers in low to middle latitudes, transit is approximately midway between rise and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crossing of a celestial object across the observer's meridian caused by the daily apparent motion of the celestial sphere Also the passage of a planet across the face of the Sun or of a planet's satellite across the primary's disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The passage of a celestial body across an observer's meridian; also the passage of a celestial body across the disk of a larger one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a small celestial body moves in front of a much larger one , the event is termed transit rather than eclipse The shadow of a satellite may also transit the disk of its primary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The passage of the moon over the local meridian; it is designated as upper transit when it crosses the observers meridian and as lower transit when it crosses the same meridian but 180 degrees from the observer's location When specified, transit may be re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precision surveying instrument; a theodolite in which the telescope can be reversed in direction by rotation about its horizontal axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Since Mercury and Venus are closer to the Sun than the Earth, as seen from here they can occasionally line up directly between us and the Sun, and as a result can be observed as a tiny black dot moving across the face of the Sun Transits of Mercury occur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Latin, 'to go across', a transit is the crossing of a planet in the heavens over another point The aspect formed between the transitting planet and the point in the horoscope is interpreted using the inherent symbolism of the aspect itself and th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Time that a unit is on the railroad Intermodal transit starts from the ingate load at origin and goes until the notification at destination Transit calculates the amount of time a railroad was in possession of a unit and how long it took to ship that unit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally refers to passenger service, usually local, that is provided to the public Transit operates along established routes with fixed or variable schedules and is available to any person who pays the published fare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A scientific instrument used on excavations to measure horizontal and vertical angles and horizontal distances in order to find out changes in soil level during excavation and the distances between different points of excavation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stationary support structure for a telescope Motion is allowed along the meridian from the zenith to the horizon, but stars cannot be tracked east/west Measurements are only possible when the objects 'transit' the meridian due to the Earth's rotation. 1

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally refers to urban passenger transportation service, local in scope, provided to the public along established routes with fixed or variable schedules at published fares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point in time when an object crosses the Meridian For observers in the southern hemisphere the object will then be directly north and at its highest in the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The movement of the sampler from the water surface to the streambed or from the streambed to the water surface. an instrument used to accurately measure horizontal and vertical angles, extend straight lines, measure distances, and when used with a stadia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point when the path of the Moon, the Sun, a star, or a planet takes it across the meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The apparent journey of Mercury or Venus across the Sun's disc, or of a planet's moon across the disc of its parent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Publicly shared vehicles that provide transportation on fixed or flexible routes For the Central Texas region, transit primarily means buses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A surveyor's instrument very similar to a theodolite and used for measuring horozontal and verticle angles. Another name for 'public transportation,' generally used in contexts which do not include carpools or vanpools.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. geçme, mürur; geçiş; transit; astr. gökcisminin teleskop sahasından geçmesi; astr. ufak bir gökcisminin büyük bir gökcismi ile dünyanın arasından geçmesi; yatay ve düşey açıları ölçmeye mahsus yüzölçümü aleti; f. geçmek, transit geçmek; teleskop s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş, intikal; geçiş yeri veya müddeti; bağlantı; müz., eksen değişimi. transition period, transition stage geçiş devresi, intikal devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçişe veya değişmeye ait. transitionally z. değişim müddetince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geçme veya geçirme kabiliyeti olan; gram. nesneli, geçişli; i. geçişli fiil. transitively z. geçişli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, süreksiz; fani, kalımsız. transitorily z. geçici olarak. transitoriness i. geçicilik; fanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heimatlos. stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdanlı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold-blooded. hard-hearted. without remorse. remorseless. unconscientious. unconscionable. unscrupulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remorseless. unscrupulous. unjust. unfair. conscienceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. unjust. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdan noksanlığı, hissizlik, duygusuzluk, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjustness. unfairness. unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğri, çarpık, yanpiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflex. reflection. reflex akis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to imitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yan yürümek, çarpık yürümek. 2. Taklit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Yansımak işi. 2. Bir şeyin sesine benzeyen seslerle yapılan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reflection. reflex. reflexion. repercussion. response. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. repercussion. mirror. echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. reflection. echoing. repercussions. reverberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere çarpıp istikamet değiştirmek, aksetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebound. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to be reflected. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reflected. to echo. rebound. reflect. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendine çarpan bir şeyi geri atmak, aksettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. externalize. mirror. picture. project. re-echo. reflect. return. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. reflect. to reflect. to mirror. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflect. to reflect. to echo. image. mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detached. disinterested. dispassionate. impartial. neuter. neutral. noncommittal. objective. unbiased. dispassionate tarafsız. bitaraf. neutral nötr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. unbiased. dispassionate. lorry. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-timed. inopportune. out-of-season. unseasonable. untimely. all too soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportune. untimely. ill-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untimely. not well-timed. all too soon. ill- timed. inopportune. ill timed. unseasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zarar ve ziyanı olmayan: Ziyansız bir ticarettir. 2. Zararsız, oldukça iyi, kötü olmayan: Ziyansız adamdır. 3. Fena değil, oldukça, zararsız: Ziyansız yazıyor.

Türkçe Sözlük by