Ansız, Ansızın ne demek? | Ansız, Ansızın anlamı nedir? | Ansız, Ansızın

Ansız, Ansızın anlamı nedir?

Ansız, Ansızın ne demek?

Ansız, Ansızın anlamı nedir?

Ansız, Ansızın | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ansiz ansizin

Türkçe Sözlük

ANSIZ ve ANSIZIN («an» dan). Hatırda yokken, gafletle, birdenbire irticalen, bil-bedâhe. Ap ansız, ap ansızın: Büsbütün gaflet üzere iken, asla hatırda yok iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aman vermeyen, acımayan, çok şiddetli: Amansız bir savaş oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. merciless. without remorse. close. implacable. inexorable. ruthless. stern. unappeasable. unpitying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. merciless. relentless. ruthless. stern. stony. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. merciless. inexorable. cutthroat. implacable. unrelenting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ANSIZ ve ANSIZIN («an» dan). Hatırda yokken, gafletle, birdenbire irticalen, bil-bedâhe. Ap ansız, ap ansızın: Büsbütün gaflet üzere iken, asla hatırda yok iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly. unexpectedly. bang. out of the blue. instantaneous. for a wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anî, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden. unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canı olmayan. Fars. bîrûh, bîcân, canı çıkmış, ölü: Cansız bir yılan, cansız beden. 2. Canlı olmayan: Canlı ve cansız ne kadar isimler varsa. 3. Pek zayıf ve gevşek, kuvvetsiz: Cansız bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feckless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. bloodless. dead. deadpan. dusty. frigid. inanimate. inert. lifeless. listless. low. pale. soulless. toneless. dull. uninteresting. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. lifeless. dull. uninteresting. listless. weak quiet. slack. inorganic. inert. inactive. motionless. static. stagnant. bloodless. breathless. dead as a door nail. faint. frigid. inanimate. insensible. insentient. lackluster. dull market. flat market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cansız olma hâli. 2. Tembellik, gevşeklik, kuvvetsizlik: Bu cansızlıkla halim ne olacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lifelessness. frigidity. inanimateness. languor. sluggishness. torpor. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin. 2. Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir. 3. İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smokeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Avrupa’nın Fransa denilen ülkesi ahalisinden olan ve Fransızca konuşan kimse. Fransız malı, Fransız dili, Fransız altını. 2. Fransız atlını = Fransa’nın eskiden frank kıymetinde olan altın parası: Bunu bir Fransız’a aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. gallic. french. gaul. frog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. frenchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frenchman / Frenchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). T. Fransızlar’ın tarz ve usûlünde veya Fransız dilinde olan: Fransızca dil, şarkı, raks. 2. Fransız dilinde veya tarz ve usûlünde: Fransızca söylemek, yazmak, Sşinalık etmek. 3. Fransız dili, Osm. lisân-ı Fransevt: Fransızca, Latin diller indendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heyecanı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. unexcited. unexciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. unexcited. unexciting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fit. out of practice. out of trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Allah ve peygamberine inanmayan, dinsiz, Ar. mülhid. 2. mec. Merhametsiz, insafsız, gaddar. 3. Yağsız, yavan, kuru: İmansız peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeliever. faithless. atheist. infidel. miscreant. misbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. having no religious faith. godless. infidel. unbeliever. ungodly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsızlıkla, merhametsizce, insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelief. disbelief. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmkânı olmayan, mümkün olmayan, Ar. muhâl (mümkünsüz demek yanlış ve çirkindir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümkün olmayış, Osm. adem-i imkân, muhâl olma: Bu İşin imkânsızlığı önceden belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmanned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow to comprehend. inconsiderate. impolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheadedness. impoliteness. lack of consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kansızlığa uğrayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. anemic. bloodless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. bloodless. anemic. cruel. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodless. lacking in blood. anemic. anaemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get anemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kandaki alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarının normalden aşağıya düşmesi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 5 çorba kaşığı kekik konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia. anemia. bloodlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemia. anaemia. deficiency of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. not lacking in any way. perfect. flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz, tenasüpsüz, yakışıksız, hantal, nisbetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportionless. badly proportioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportion. lack of proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sonsuz, nihayetsiz, tükenmez. 2. Uçsuz, kenarsız. Ar. nâmütenâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) sonsuz, bitmez tükenmez, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willy nilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şöhretsiz, nâmsız, meçhul. 2. Çalımsız, gösterişsiz: Pek şansız adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımsız, gösterişsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Sebat ve metaneti olmayan, sebatsız, korkak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebatsızlık, metanetsizlik, cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heimatlos. stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdanlı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold-blooded. hard-hearted. without remorse. remorseless. unconscientious. unconscionable. unscrupulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remorseless. unscrupulous. unjust. unfair. conscienceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. unjust. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdan noksanlığı, hissizlik, duygusuzluk, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjustness. unfairness. unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detached. disinterested. dispassionate. impartial. neuter. neutral. noncommittal. objective. unbiased. dispassionate tarafsız. bitaraf. neutral nötr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. unbiased. dispassionate. lorry. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-timed. inopportune. out-of-season. unseasonable. untimely. all too soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportune. untimely. ill-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untimely. not well-timed. all too soon. ill- timed. inopportune. ill timed. unseasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zarar ve ziyanı olmayan: Ziyansız bir ticarettir. 2. Zararsız, oldukça iyi, kötü olmayan: Ziyansız adamdır. 3. Fena değil, oldukça, zararsız: Ziyansız yazıyor.

Türkçe Sözlük by