Anti Statik ne demek? | Anti Statik anlamı nedir? | Anti Statik

Anti Statik anlamı nedir?

Anti Statik ne demek?

Anti Statik anlamı nedir?

Anti Statik | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: anti statik

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarsılmaz; delinmez ; elmas gibi sert ve parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. musiki). Andanteden, daha yürükçe, daha canlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

andantino.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rather quicker than andante; between that allegretto. moderately fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slightly faster than andante. Slightly faster than andante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Diminutive of andante, usually indicating not quite as slow as andante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). andantino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). Karşı, zıt, ters, aksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yahudi aleyhtarı. anti-Semit'ic (s). Yahudilerin aleyhinde olan. anti-Sem'itism (i). Yahudi aleyhtarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçaksavar. antiaircraft gun uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antibiyotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Birçok mikroplara karşı öldürücü etki yapan aureomycetin, neomycin, penicillin, streptomycin ve terramycin gibi maddelerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic. antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kana dışarıdan giren yabancı cisimlere karşı koyan madde, antikor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soytarılık, maskaralık, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Deccal, Sahte Mesih; Mesih düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Hıristiyan dinine karşı gelen veya çIkan; Deccal'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kon). (san). ani bir değişiklikle daha az etkili bir hale gelen ifade ile ilgili; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). ifadenin ani bir değişiklikle daha az etkili bir şekil alması; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). bir eksenden zıt yönlere giden tabakaların bükülmesi veya kemeri, yukaç. anticli,nal (s). yukaça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çırpınmayı önleyen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antidote

panzehir

Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antidote , antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). panzehir, hastalık etkisini giderici madde, ilâç, deva, çare; herhangi bir (bedeni veya akli). bozukluğun etkisini giderici madde. antidotal (s). panzehire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Lübnan Suriye sınırında ve Lübnan dağlarının doğrultusunda bir dağ silsilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kusmayı önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir sıvının donmasını önleyen alaşım, antifriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürtünmeye karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antifreeze

dondurmaz

İçine katıldığı sıvının belli bir dereceye kadar donmasını önleyen kimyasal bir madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antifreeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antifreeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). antijen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kibarlık ve Şereften uzak olan baş kahraman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). antıhistamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antigen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. ancient. archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique , antiquely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. antiqua). 1. Eski zamandan kalma eserlerden heykel, madenî para vesaire. 2. (mec.) Kendisine has tuhaf halleri olan: Antika adam. 3. Mendil, örtü, yatak çarşafı v.s. nin kenarlarına yapılan bir çeşit süs; sıçandişi de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antique. queer. eccentric. crusted. kooky. old world. quaint. antique. curiosity. curio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. curio. oddity. odd. funny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. queer. eccentric. hemstitch. curiosities. curiosity. quaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuhaflık. 2. Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bric a brac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yüksek hava Antilop basınçlarının merkezi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiquité

1. eskilik, 2. tar. İlk Çağ

1. Eski olma durumu. 2. En eski zamanlardan başlayarak Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküş yılı olan miladi 476’ya kadar süren çağ.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., oto vuruntu kesici yakıt ilâvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Hastalık Amillerini zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antikörper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). Logaritma oranında olan sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşıtlık, tezat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. zooloji). Geviş getirenlerin boynuzlu cinsinden olan bir hayvan türü (Anthilopus). Sıcak ülkelerde yaşayan ceylân, bir antilop türüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antelope. impala. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antelope. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek arkalıklı sandalyede oturulunca başın geldiği kısmı örten bez parçası; koltuk örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıtmaya karşı kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). zıt zerrelerden oluşmuş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Sb senbolü ile gösterilen mavimsi beyaz renkte bir maden. Bazı alaşımlarda, bu arada basım harfleri alaşımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antimon, rastık taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. antimoine, kimya). Basit cisimlerden (elemanlardan) bir maden ki, kurşunla karışık olarak matbaacılıkta kullanılır, antimon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). millet veya milletçiliğe karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). böbrek hastalıklarına karşı faydalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antinotrino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antinotron,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antinomie

fel. çatışkı

Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ahlâk kurallarına karşı gelen (kimse). antinomianism (i). ahlâk kurallarına karşı gelme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kanun veya iki felsefe prensibi arasındaki zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plan ve karakterlere önem vermeyip konuyu duygusal yönden ele alan roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antakya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilâhi okuma usulü; karşılıklı okunan ilâhi, dua vb,, antifoni antiphonal, antiphon'ic (s). karşılıklı okuma usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog).. yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer; yeryüzünün aksi taraflarında oturanlar; tabiat, mizaç ve ahlâkça bir başkasına taban tabana zıt olan kimse yahut şey; birbirine zıt iki kimse yahut iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antika meraklısı, eski eserler uzmanı; (s). antika şeylere ait. an'tiquary (i). antika meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eskitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok eski; modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eski zamanlara ait; eski devirlerden kalma, antika; (i). antika; sanatta eski Yunan ve Roma uslubu; bir çeşit matbaa harfi. antiqueness (i). antikalık, eskilik, eski zaman işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskilik, antikalık; eski zamanlar, eski zaman adamları, eski zaman medeniyeti; (gen). (çog).. eski zaman kalıntıları; çok ihtiyar kimse, çok eski şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). raşitizme karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotları familyası (aslanağzı, kurt ağzı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yahudi nüfuzuna karşı koymak politikasını destekleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mikropları ilâçlarla öldürme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antisepsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Antisepsi yapmakta kullanılan veya antisepsi vasfı olan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşı, antiserum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köleliğe karşı, kölelik aleyhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumsal örgüt ve yararlara karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan tiyatrosunda koronun stropheden sonraki dönüş hareketinde okuduğu satırlar; dansta ters hareketler yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mukabil, karşı tez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antitez, karşı tez, karşı sav; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşıt olan, tezatlı;tezat mahiyetinde .antithetically (z). tezat teşkil ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Toksinleri zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (biyol). antitoksik.antitoxin i antitoksin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ekon). tröstlerin teşekkül etmesine karşı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meydana geleceğine önceden işaret veya ima edilen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Argentina) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, güneyde Atlas Okyanusu kıyısında yer alır. Atlas Okyanusuna kıyısı 4.000 km`yi aşar. Güneyinde ve batısında Şili, kuzeyinde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğusunda Brezilya ve Uruguay yer alır.

Coğrafi konumu: 34 00 Güney enlemi, 64 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: toplam: 2,766,890 km².

Kara: 2,736,690 km².

Su: 30,200 km².

Sınırları: toplam: 9,665 km.

Sınır komşuları: Bolivya 832 km, Brezilya 1,224 km, Şili 5,150 km, Paraguay 1,880 km, Uruguay 579 km.

Sahil şeridi: 4,989 km.

İklimi: Arjantin, tamamen güney yarıkürenin ılıman iklim kuşağında yer alır. Kuzeyinde yağmurlu subtropikal iklim hakimdir, güney bölgesinde ise sub-kutupsal bir iklim hakimdir. Yazları hava sıcak ve rutubetli kışları ise serindir.

Arazi yapısı: Kuzeydoğudaki astropik düzlükler, Pampalar, Patagonya ve dünyanın en sarp yükseltilerinin bulunduğu Andlar Bölgesi olmak üzere Arjantin dört ana bölgeye ayrılır. Arjantin topraklarının büyük bölümü kıraç yada yarı-kıraçtır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Laguna Del Carbon -105 m; en yüksek noktası: Cerro Aconcagua 6,960 m.

Doğal kaynakları: Pampalarda verimli topraklar, kurşun, çinko, kalay, bakır, demir yatakları, manganez, petrol, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %52.

Ormanlık arazi: %19.

Diğer: %19 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 15,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Andlar Bölgesinde yer alan San Miguel de Tucuman ve Mendoza arazileri deprem riski taşırlar; Pampalar başlayan şiddetli kasırgalar kuzeydoğuya doğru ilerleyebilirler; yoğun su baskınları yaşanabilir.

Coğrafi Not: Güney Amerika’nın ikinci en büyük ülkesi. (Brezilya’dan sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 39,921,833 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.2 (erkek 5,153,164; kadın 4,921,625).

15-64 yaş: %64.1 (erkek 12,804,376; kadın 12,798,731).

65 yaş ve üzeri: %10.6 (erkek 1,740,118; kadın 2,503,819) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.96 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.4 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.97 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 14.73 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.12 yıl.

Erkeklerde: 72.38 yıl.

Kadınlarda: 80.05 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 130,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,500 (2003 verileri).

Ulus: Arjantinli.

Nüfusun etnik dağılımı: beyazlar (çoğunlukla İspanyol ve İtalyanlar) %97, melezler, Amerika Kızılderilileri ve diğer beyaz olmayan gruplar %3.

Din: Roma Katolikleri %92 , Protestanlar %2, Museviler %2, diğer %4.

D


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentinian. argentin. argentine. argentinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentine. argentinean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Atlas Okyanusu; (s). Atlas Okyanusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda Cebelitar ık'ın batısında var oldugu ve sonradan zelzeleden battığı söylenen efsanevi bir ada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrtibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. connection. link. relation. tie. channel. commitment. communication. concern. connexion. contact. contact man. coordination. coupling. dealings. header. hookup. intercourse. liaison. linkage. linkup. noose. tie-in. tie-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. contact. liaison. link. linkage. relation. relationship. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. link. linkage. connection. commitment. communication. coupling. hookup. joint. tie. attachment. fixing. fixture. brace. bracing. knot. engagement. crossband. connexion. clamp. splice. fastening. jack. binder. clip. accouplement. jun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bağlantı istasyonu, taşınabilir bilgisayara ek arayüzler, sürücü yuvaları ve güç kaynağı sağlayarak gerçek bir masaüstü bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan bir donanımdır. Dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonu arasındaki dijital ve fiziksel bağlantıyı tek arayüz sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related. connected. engaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interconnected. coordinated. aligned. engage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconnected. uncommitted. uncoursed. non-aligned. choppy. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-aligned countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Guaranteed Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. den.gulet (gemi); perkende.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. briyantin; alpakaya benzer bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Saçları parlatmak, yatırmak ve şekillendirmek için kullanılan güzel kokulu bir çeşit yağ, saç yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliantine. hair gloss. lacquer. pomade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haarfestiger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budayıcının kestiği ağaç ve bağ budakları, kesilmiş budakların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusacak gibi bir duygu veren mide rahatsızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickness. nausea. nauseation. qualm. queasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickness. nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Bizans'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bizans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çarpıntı, dalgalanma. Deniz çalkantısı. 2. Mide bozukluğu, sürme. 3. Yumurta gibi bir şeyin bir kabın içinde döğülmesi va bu döğülen şey. Kalbur çalkantı» = Kalburun üstünde kalan çörçöp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. fluctuation. nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. swash. turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezmurların bestelenmiş şekli, ilâhi; (b.h)., (çoğ). Süleyman;ın neşideleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). dirsek, yalnız bir ucu destekli olan kol; binanın dışarıya çıkık olan kısmı. cantilever bridge her biri bir ayak üzerinde dengeli oturan iki parçadan ibaret köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tilâvet etmek, Kur'an ı nağme ile okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altın ve fildişinden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durumla ilgili; teferruata dair, ikinci derecede önemi olan; ayrıntılı, mufassal. circumstantial evidence ikinci derecede deliller. circumstantially (z). durumla ilgili olarak. circumstantially (i). durumla ilgili oiuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tafsilatlı olarak izah etmek; delil ileri sürerek desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Atlantik Okyanusunun bu tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istanbulun eski ismi, Bizans, Kostantinya, Dar-i Saâdet, Asitane..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kokulu bir yabani gül, (bot). Rosa rubiginosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik) Cisimlerin sathındaki durgun elektrikle alâkalı hadiseleriinceleyen fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatic. electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fil hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fil gibi; çok büyük, iri, çok ağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aşai Rabbani ayininde Hazreti isa'nın ekmek ve şarapla birlikte var olması doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épicentre

jeol. deprem ortası

Depremin gerçekleşmesine neden olan fay kırılmasının tam olarak gerçekleştiği yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. giveaway. pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. sample copy. specimen copy. pattern reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıIgın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış. frantic(al)ly (z). çıIgınca, kendini kaybetmişcesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ahçl galantin, ke miksiz haslanmlş dana ve piliç söğüşü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. garantie

güvence

Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. warranty. warrant. guarantee. guaranty. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. cinch. guarantee. guaranty. surety. undertaking. warrant. warranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. quaranty. warranty. cert. cinch. delcredere. guaranty. indemnity. safeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. guarantee. undertake. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guarantee. ensure. make for sth. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insure. to guarantee. to make certain. to make sure. to cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guarantee. to guaranty. to warrant. to make certain. to make sure (of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secure. guaranteed. sure. certain. assured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranteed. assigned account. to be in the bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. geniş yukaç, bak. anticline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kocaman, cesim, cüsseli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni doğan çocuğu öldürme; çocuk öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çocuğa ait, çocukça, çocuğa benzer infan- tile paralysis tıb. çocuk felci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetişkinde anormal çocukluk emaresi, gelişmemişlik; yetişkinde çocukça davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esassız, hakiki olmayan, hayali; zayıf, kuvvetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrédentiste

kurtarımcı

Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak isteyen.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. irrédentisme

kurtarımcılık

Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Alman filozofu Kant'a veya felsefesine ait; i. Kant felsefesi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kışla, fabrika gibi yerlerde bakkal ve aşçı dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. commissary. commissary store. mess hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. quantitatif

nicel

Nicelik bakımından, nicelikle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. quantité

nicelik

Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: Ouarantina). 1. Salgın hastalıklarda sirayetin önünü almak için şüpheli veya bulaşık yerlerden gelenlerin, başkalarıyla görüşmeleri yasaklanarak beklettirildikleri müddet. Eskiden 40 gündü: Karantina beklemek, karantinaya girmek. 2. Gelen gemilerin temiz veya bulaşık olduklarını muayene ve tetkikle, bulaşık olanlarını karantinada beklettiren daire: Karantinaya müracaat etmek. Karantina memuru, doktoru, gardiyanı. Karar.tina yeri = Karantina beklettirilen yer. (denizcilik) Karantina flaması = Henüz muayene edilmemiş geminin çektiği sarı flama ki, hariçle temas etmediğine işarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine. isolation. absolute quarantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine. sanitary cordon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karantina idarehanesi, 2. Karantina yeri, Osm. tahaffuzhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm dünyasında İstanbul için kullanılmış isimlerden biri. «Konstantin şehri» mânâsındadır ve IV. asır Roma imparatoru Büyük Konstantin’in adından gelmedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşanacak şey. Glylnti kuşantı = Bütün elbise, giyimin teferruatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Yakın Doğu'ya ait; Yakın Doğu'da ticaret yapan; i Yakın Doğulu kimse, bilhassa anası veya babası Avrupalı olan kimse, Levanten; bir çeşit ipekli kalın kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kıymalı yufka yemeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanet veya peygamberliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nutk»dan). 1. Söz, kelâm, nutuk, Fars. suhan. Mantıku’t-tayr = Kuş sözü, kuş dili. 2. ilimler felsefesi.Makul ve mantıklı düşünme kabiliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic. reasoning. logic. reason. rationale. rationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic. rationale. reason. sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic. sense. good judgment. emotional appeal. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقا] mantık bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Mantığı her türlü felsefenin aslı sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mantıkıyye). 1. Mantık ilmine ait. 2. Kaidelerine uygun, mâkul söz: Mantıki söz. (i. A. c.) Mantıkıyyûn = Mantık ilmi bilginleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقی] mantıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقيون] mantıkçılar, mantık bilginleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logical. reasonable. plausible. common-sensical. just. legitimate. level. level-headed. likely. rational. sensible. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conservative. feasible. hardheaded. legitimate. likely. logical. lucid. mature. philosophical. prudent. rational. sane. sensible. valid. wise. reasonable. level-headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logical. very sensible. fly in the face of. levelheaded. rational. realistic. reasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. unreasonable. absurd. senseless. illegitimate. implausible. impractical. inadvisable. inconsequent. inconsequential. injudicious. insensate. irrational. opaque. preposterous. unconscientious. unconscionable. unreasoning. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagant. fallacious. gratuitous. illogical. impractical. imprudent. injudicious. irrational. nonsensical. preposterous. unadvised. unreasonable. unreasoning. vacuous. wanton. inconsequent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. brutish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. extravagance. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of sense. inconsequence. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şal; kısa manto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemi serenlerini direklere asılı tutan zincir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Canfesten kalın bir cins eski ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). matematik). Bir sayının logaritmasının ondalık kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., praying mantis peygamber devesi, zool. Mantis religiosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. mantis, bir logaritmanın ondalık kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kolay kayıt ve çalma için bir MiniDisc kaydedici ya da çaları bir CD WALKMAN®’e ya da taşınabilir bir CD çalara bağlamada kullanılan optik dijital ses arayüzü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. ara, aradaki zaman; z. arada; aynı zamanda. in the meantime arada; iken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ticarete ait, ticari. mercantile agency tüccarlar hakkında bilgi toplayıp bildiren acente, ticaret ofisi mercantile fleet ticaret filosu. mercantile marine ticaret filosu; ticaret gemileri. mercantile law ticaret hukuku. mercantile system Avrupa'da d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren hale bulantı denir. Nedenleri çok çeşitlidir. Yemeklerin mide ve bağırsaklarda gereği gibi hazmedilmemiş olması, mide, bağırsak, safra kesesi, karın zarı veya böbreklerde iltihaplanma, mikroplu hastalıklar, sigara tiryakiliği, alkoliklik ya da sinir bozukluğu mide bulantısına neden olabilir. 1-2 gün içinde geçmezse, doktora başvurmak gerekir. Mide ve bağırsak bozukluklarından kaynaklanan mide bulantılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı nane ve orta boyda bir limonun kabukları konup, 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A.). 1. İstinkab eden, sorguya çeken. 2. Sorgu hâkimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستنطق] sorgu yargıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.). 1. Bir şey meydana getiren parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan nisbet, tenasüp. 2. (matematik) iki oranın birbirine eşit olması, tenasüp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportion. ratio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportion. ratio. proportion oran. tenasüp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportion. balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportional. commensurate. comparative. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proportional. proportionate. commensurate. commensurate with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pro rata. proportional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. orienteering

yönbul

Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zencirle boyna takılan süs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendant pendantive. pendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kadın külotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenarları üstüste gelince S şeklinde kıvrımlar yapan dam kiremidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. insan ve ayı gibi butun tabanına basarak yuruyen; i. tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. iki veya daha fazla birinci dereceden homogen değişkenlerden meydana gelmiş işlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını belirtmek, ölçmek; man. bir önermenin niceliğini açıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niceliğe bağlı olan, nicel. quantitative analysis kim. niceliğin tahlili, nicel çözümleme, kantitatif analiz. quantitatively z. nicelik bakımından, nicel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nicelik; miktar; bir hecenin uzunluğu; mat. nicelik; müz. notanın uzunluğu; herhangi bir adet ifade eden işaret; mantıki nicelik; çoğ. büyük miktar, bolluk, çokluk. a negllgible quantity ehemmiyetsiz miktar. He buys in large quantities. Külliyetli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümkün olan niceliklerini bulmak; bir niceliğin katsayıları olarak göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karantina; f. karantinaya koymak, ayırmak. quarantine flag karantina bayrağı, bulaşıcı hastalık işareti olan sarı bayrak. quarantine period karantina müddeti. quarantine regulations karantina nizamları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rentier

getirimci

1. Getirim sağlayan şey. 2. Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. fortuity. accident. contingent. encounter. hap. happenstance. incidence. irony. concurence. conjunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. accident tesadüf. chance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. chance. accident. fortuitous event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. chance. coincidental. concurrent. fortuitous. random. incidental. casual. fortitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual / adj ,. coincidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek kaliteli görüntü, RGB çıkış TV’ye bir RGB’ye hazır SCART kablosundan ya da S-Video bağlantısından bağlandığında elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow running. idling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running at an idle. idling. idle fuel system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir aşk ilişkisiyle ilgili; romantik; romana benzer, hayali. romantically z. romantik olarak. romanticism i. romantizm. romanticist i. ro- mantik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Klasik kaidelerden kurtulmuş, daha çok duyguya önem veren san’at akımına mensup. 2. Bu karakterde olan eser, insan vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. poetic. poetical. escapist. dreamy. starry-eyed. romanesque. romantic. romanticist. poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. romanticist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batı musikisinde klasik devreyi tâkib eden ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). XVIII. yüzyıl sonunda başlayan ve hislere fazlaca yer veren edebiyat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. the romantic movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Saklanacak yer, gizli yer, görünmeyen köşe ve bucak. 2. Sığınacak yer, sığınak. 3. Mahfaza, kılıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sallanma işi. 2. Savsaklama: İşi sallantıda bıraktılar, (bk.) Salıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocking. rolling. quandary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swinging. swaying. undulation. rocking. tottering. wobbling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Santiyago.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). «Ar» ın yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. Y.). «Gram» ın yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. centigrade). Bugün kullanılan termometrelerdeki derece adı. (bk.) Selsius.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centigrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celsius. centigrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centigrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). «Litre» nin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centiliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centiliter. centilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centime). Yüzde bir. Bir Fransız Frank’ının yüzde biri olan Fransız parası ki, hesapta kolaylık olmak için Osmanlı kuruşunu da yüz santim olarak kabûl etmişlerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centimitre). Metrenin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Santimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir inşaat yerinde malzeme ve inşaat için hazırlanan yer. 2. Gemi tezgâhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. idee fixe. monomania. crank. determination. idol. possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. delusion. fetish. fixation. hobbyhorse. obsession. fixed misconception. fixed idea. a bee in one's bonnet. hang-up sabit fikir. fikrisabit. idefiks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. fixed idea. ideé fixe. a bee in one's bonnet. idée fixe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional. obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayan külotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. anlambilim, semantik. semantic s. anlamsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kelimelerin mânâsını birbiriyle karşılaştırarak veya bunların zaman içindeki gelişmelerini göz önünde tutarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sémantique

1. anlam bilimi, 2. anlam bilimsel

1. Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı. 2. Anlam bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics. semantic. semantical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eğlencelerde kullanılan ve savrulduğu zaman çözülen, sıkı sarılmış renkli kâğıt şeridi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper streamer. antigorite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sserpentine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir kuvvetin denge şartlarını ve bununla ilgili olarak, cisimlerin hareketsiz hallerini inceleyen mekanik kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. statique

fiz. duruk

Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

static. statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

static. statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. metin, dayanıklı; değerli, kıymetli; önemli, ehemmiyetli; zengin, varlıklı; özlü, cisimsel; hakiki; i. gerçek. substantially z. esasen, aslında. substantiality, substantialness i. gerçek varlık, hakiki mevcudiyet; sağlamlık; gerçek değer; yücel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. özdekçilik. substantialist i. özdekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerçeklemek, kanıtlamak; gerçekleşmek; gerçekleştirmek, tahakkuk ettirmek. substantia'tion i. gerçekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mevcudiyet ifade eden; bağımsız, müstakil; dayanıklı; sabit, devamlı; tözel; i., gram. isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z .av narası; s. acele, hızlı; z. hızla, acele ile; dörtnala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taramaktan çıkan süprüntü. dökülen kıllar vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combings. rakings. dredgings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dans ve müzik manisi husule getiren sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kimselerin belirli bir maksatla bir araya gelmesi, içtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. meeting. convention. gathering. assemblage. get-together. company. concourse. conference. congress. convocation. court. forum. function. parley. powwow. rally. seance. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. congress. convocation. gathering. meeting. parley. rally. reunion. session. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering. meeting. assemblage. assembly. concourse. congregation. congress. convention. entertainment. parley. party. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium. hall. assembly room. meeting room. assembly / meeting hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. venue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Atlantik okyanusunun ötesindeki; Atlantik aşırı; Atlantik okyanusunu geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Okyanus seferleri için yapılmış gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transatlantic. transatlantic liner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean liner. transatlantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir cisme deiğştirmek; Hazreti İsa'nın et ve kanına değiştirmek. (Aşai Rabbani'de kullanılan ekmek ve Sarabı). transubstantia'tion i. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin inanışına göre Aşai Rabbani ayininde kullanılan ekmek ve şarabın Hazreti İ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırıntı, ufak parçalar: Ekmek ufantısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cisimsiz, katı olmayan; asılsız; hakikatte olmayan, hayali. unsubstantiality i. cisimsizlik. unsubstantially z. cisimsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı şeylerin bir tarafında görülen uzanmış kısım, Ar. istitâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. offset. appendage. bill. scape. stipe. tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. extending part. prolongation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolongation. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava akımı sağlayan elektrikli fırıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airexhauster. blower. fan. fanner. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. radiator fan. air propeller. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive / fan belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeşil somaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) eksik, noksan; (edat) -siz, eksik, az. wanting in noksan, eksik. be wanting in common sense sağduyudan yoksun olmak. be found wanting kusurlu bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turak otunun bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. life style. way of living. life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by