Ape ne demek? | Ape anlamı nedir? | Ape

Ape anlamı nedir?

Ape ne demek?

Ape anlamı nedir?

Ape | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ape

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)b kuyruksuz veya kısa kuyruklu maymun; maymun; mukallit kimse, taklitçi; (f). taklit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayretten ağzı açık kalmış, şaşırmış, şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sevgi, muhabbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin tefilesi, feilun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den) dikey olarak, amudi olarak, apiko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Cash-call for the unpaid portion of capital)

Pay bedelinin taksitle ödenmesinin sözkonusu olduğu durumlarda, ortaklık yönetim kurulu tarafından ortaklara yapılan çağrıya denir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

insana benzeyen primat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taklitçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, tepe, uç; (geom). açının tepesi; (astr). apeks, güneş hareketinin hedef noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالاپرواز] yükseklerden uçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin, görme ya da dokunma duyuları ile algılanmasını sağlayan kendine özgü gerçekliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلاپروا] korkusuzca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Budapeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Praia.

Nüfus: 428.000.

Yüzölçümü: 4.033 km2.

Komşuları: Moritanya, Senegal.

Önemli Şehirleri: Mindelo, Praia.

Din: Katolik.

Dil: Portekiz (resmi dil), Crioulo.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Cabo Verde, 1450’li yıllarda Portekizlilerce keşfedildi. İlk Portekizli sömürgeciler 1462’de yerleşti; çok geçmeden Afrikalı köleler getirildi. Cabo Verdelilerin çoğunluğunu bu iki grubun torunları oluşturur. 5 Temmuz 1975’te bağımsız olan Cabo Verde’de 1991 yılında Antonia Mascarenhas ulusun ilk özgür başkanlık seçimini kazanmıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanape, üzerine peynir, ançuez veya salam konmuş küçük ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelerin, kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). burun. The Cape, Cape of Good Hope Ümit Burnu. Capetown, Cape Town Kap şehri. Cape Dutch Güney Afrika'da konuşulan Hollanda dilinin eski ısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kebere, (bot). Capparis spinosa. caper berry bu bitkinin turşu yapılan küçük meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıçramak, zıplamak, hoplamak; (i). sıçrama, hoplama, zıplama; kaprisli davranış; argo soyma, hırsızlık, suç caperer (i). sıçrayıp hoplayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eldiven yapımında kullanılan) kuzu veya koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kın ağızlığı veya dip çamurluğu (kılıç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel ibadet yeri; kilisenin özel törenlere ayrılmış bölümü; küçük kilise, mabet; bir okul, saray vb,nin ibadete ayrılmış odası; böyle bir kilisede yapılan ayin; kilise koro veya orkestrası; eski matbaa, basımevi; bir basımevine bağlı olarak çalışan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir genç kıza veya gençler grubuna refakat eden kimse, şaperon; (f). himaye gayesiyle beraber gitmek, refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ucuzlatmak, değerini düşürmek; itibarını bozdurmak; ucuzlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krepon krep, bürümcük; yas belirtmek için taklıan siyah tül. crapehanger (i)., (ABD)., (k.dili). kötümser kimse. crape myrtle ,Çin asıllı gösterişli pembe, mor, kırmızı veya beyaz çiçekleri olan bir bitki. (bot). Lagerstroemia indica crape paper

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D). çocuk bezi; (f). çocuk bezini sarmak veya değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baklava şeklinde benekli pike; böyle kumaştan yapılmış havlu veya peşkir; baklava biçimindeki şekillerden ibaret süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insana benzer kuyruksuz maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). perde ile örtmek, kumaşla kaplamak; kıvrımlar meydana getirmek; elbise' nin kıvrımlarını düzeltmek; (k.dili). yayılarak oturmak; (i)., (gen). (çoğ). kalın ve koyu renk perde. draper (i)., (ing). kumaşçı. drapery (i). bol ve bükümlü kuma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek bir DV kablosuyla bağlı bir oynatıcıdan, tüm veriler (video, ses, alt-kod veriler, vs.) dahil olmak üzere kasetin kopyalanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دنياپرست] dünya düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yumurta biçiminde oval, beyzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. kitaplar; baş ve sonlarındaki boş yapraklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaçmak, firar etmek kurtulmak, paçayı kurtarmak; atlatmak; sızmak;-den çıkmak; gözünden kaçmak; hatırından çıkmak. His name had escaped me. ismi hatırımdan çıkmıştı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kaçış, kaçma, firar; kurtuluş; sızma sızıntı; bakımsız kalmış fidan; (s.) gerçeklerden uzaklaşmayı sağlayan, sorumluluğu azaltıcı. escape cock emniyet musluğu. escape pipe emniyet borusu, fazla su veya buharı çıkarmaya mahsus boru. escape shaft

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin rakkasçarkının sekteli hareketini idare eden takım veya maşalı tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فناپذیر] yok olucu, fani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crowd, a rabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i esnemek; ağzını açık tutmak, hayretten ağzı açık kalmak; yarılmak, açıl mak; i esneme, hayretten ağzı açık kalma: zool kuş veya balık ağzının açılış miktarı; ya rık, açıklık the gapes esneme nobeti; bir ku,s hastalığı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing hayret uyan dıran ,sey GAR kls Grand Army of the Republic gar bak garfish

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üzüm; asma; (ask.) eskiden toplara doldurulan demir parçaları, salkım, misket, peşrev; (çoğ.), (bayt.) atın ayağında olan bir hastalık. grape brandy üzüm rakısı. grape hya cinth salkımlı sümbül. grape leaf hopper asma yaprağını yiyen zararlı bir b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) greypfurt, greyfurt, kızmemesi, altıntop, (bot.) Citrus paradisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) salkım, peşrev denilen top mermisi, misket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asma; A.B.D. dedikodu yoluyla haber alma, kulaktan kulağa haber nakli. I heard by way of the grapevine. Ağızdan duydum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Malezya dilinden). Sumatra ve o çevredeki adalarda yetişen bir cins ağaçtan çıkarılan, zamklı bir madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gütaperka ağacından elde edilip tecrit maddesi olarak kullanılan beyaz öz, Sumatra zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هواپرست] nefsinin istekleri peşinde koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاج ناپذیر] tedavi edilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şahsen, bizzat, kendi şahsında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), eski şaka etmek; slang işletmek, aldatmak, alay etmek; (i.) şaka, hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canap4). 1. Arkalı ve iki yanlı uzun sedir. İki, üç kişi oturacak kadar uzun koltuk. 2. Bilhassa gravyer peynirli sıcak sandviç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. capello = şapka) (denizcilik). Gemi direği başındaki şapka, tekerlek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kır manzarası, peyzaj. landscape architect bahçe mimarı. land scape gardener bahçeyi düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) klapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Ucu halkalı cıvata veya çivi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. arsız, küstah (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-shaped, -shapen) kötü biçim vermek, biçimsizleştirmek misshapen s. biçimsiz, kötü biçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناپروا] korkusuz, pervasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra örtüleri ve peçeteleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete yazarı; gazete sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.) (argo). Bir lira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banknote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banknote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İskambil kâğıtlarıyla numaralar yaparak saf halkın parasını çeken dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kâğıt; kâğıt tabakası; senet, hüccet, bono; kâğıt para, bankınot; gazete; herhangi bir yazı, tez, tebliğ; deste (iğne); duvar kâğıdı; (argo) paso; çoğ. hüviyet kartı; çoğ. bir kimsenin toplu mektupyazı ve hatıraları; geminin sefer kağıtları; s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine kâğıt kaplamak, kâğıtlamak; kâğıt. yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karton ciltli kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karton ciltli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvar kâğıdı yapıştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kağıt açacağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıtların uçmasını önlemek için üzerine konan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kağıt gibi, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parapante

sp. yamaç paraşütü

Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılan paraşüt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemi siperliği, küpeştesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall, especially one serving to protect the edge of a platform, roof, bridge, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall, rampart, or elevation of earth, for covering soldiers from an enemy's fire; a breastwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Casemate. fortification consisting of a low wall a low wall along the edge of a roof or balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapet. balustrade. bulwarks of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a low wall along the edge of a roof or balcony. fortification consisting of a low wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof, especially a flat roof, to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breastworks, walls, and bulwarks of earth, wood, brick, iron, stone, etc , located on the exterior edge of the rampart of the fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, protective wall or railing along the edge of a roof, balcony, or similar structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing along the edge of a roof, balcony, or bridge The part of a wall that extends above the roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall projecting along the edge of a roof, which may be embellished or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall that serves as a vertical barrier at the edge of a roof, terrace, or other raised area; in a exterior wall, the part entirely above the roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall placed to protect any spot where there's a sudden drop, such as at the edge of a bridge or housetop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region of an exterior wall that projects above the level of the roof. a low wall along the outmost edge of the roadway of a bridge to protect vehicles and pedestrians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fortification, the shot-proof covering of a mass of earth on the exterior edge of the ramparts The openings cut through the parapets to permit guns to fire in the required direction are called embrasures: about 18 feet is allowed from one embrasure to ano

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing built along the edge or roof or a floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid wall at crest of seawall projecting above deck level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crenelated wall protecting the soldiers on the Wall Walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The walkway around the outside of the lantern room Also referred to as a Gallery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extension of a false front or wall above a roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low wall on outer side of main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of wall that projects above a roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall around the perimeter of a building at roof level or around balconies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elevated wall or embankment constructed from earth, wood or stone designed to intercept enemy fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension of an exterior wall above the roofline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall used along the edge of a roof, gable or terrace and designed as a protection or decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulwark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall, especially one serving to protect the edge of a platform, roof, bridge, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall, rampart, or elevation of earth, for covering soldiers from an enemy's fire; a breastwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Casemate. fortification consisting of a low wall a low wall along the edge of a roof or balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapet. balustrade. bulwarks of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a low wall along the edge of a roof or balcony. fortification consisting of a low wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof, especially a flat roof, to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breastworks, walls, and bulwarks of earth, wood, brick, iron, stone, etc , located on the exterior edge of the rampart of the fort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, protective wall or railing along the edge of a roof, balcony, or similar structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing along the edge of a roof, balcony, or bridge The part of a wall that extends above the roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall projecting along the edge of a roof, which may be embellished or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall that serves as a vertical barrier at the edge of a roof, terrace, or other raised area; in a exterior wall, the part entirely above the roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall placed to protect any spot where there's a sudden drop, such as at the edge of a bridge or housetop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The region of an exterior wall that projects above the level of the roof. a low wall along the outmost edge of the roadway of a bridge to protect vehicles and pedestrians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fortification, the shot-proof covering of a mass of earth on the exterior edge of the ramparts The openings cut through the parapets to permit guns to fire in the required direction are called embrasures: about 18 feet is allowed from one embrasure to ano

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall or railing built along the edge or roof or a floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Solid wall at crest of seawall projecting above deck level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crenelated wall protecting the soldiers on the Wall Walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The walkway around the outside of the lantern room Also referred to as a Gallery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The extension of a false front or wall above a roof line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wall placed at the edge of a roof to prevent people from falling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low wall on outer side of main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of wall that projects above a roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall around the perimeter of a building at roof level or around balconies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elevated wall or embankment constructed from earth, wood or stone designed to intercept enemy fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension of an exterior wall above the roofline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low wall used along the edge of a roof, gable or terrace and designed as a protection or decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkam siperi;dam kenarındaki alçak duvar korkuluk duvarı. parapeted s. korkuluk duvarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhi tedavi, psikoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tecavüz etmek (kadına); yağma etmek; eski zorla alıp götürmek; (i.) zorla ırza tecavüz; eski zorla alıp götürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kolza, (bot.) Brassica napus. rape cake kolza küspesi. rape oil kolza yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üzüm posası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kolza tohumu; kolza, (bot.) Brassica napus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) orakçı, biçici; biçerdöğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zımpara kağıdı; f. zımparalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika modası pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski), bak. escape.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yapraksız çiçek sapı; zool. tüy sapı; zool. duyarga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse; (eski) Musevilerin günahlarını çöle götürmek üzere başıboş bırakılan keçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haylaz ve yaramaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kazımak, kazıyarak temizlemek; sıyırtmak; kazıyıp toplamak; sürterek gıcırdatmak; selâm verirken ayağını sürterek geri çekmek; çok tutumlu olmak; i. kazıma veya sürtme sesi; kazıma, sürtme; varta, çıkmazı scrape acquaintance tanışmaya gayret etm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma aleti; greyder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. sex appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساراپرده] saray perdesi. 2.otağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) biçim, şekil, suret; hal, durum; heyet, endam; hayal, tayf, hayalet; kalıp; (f.) biçimlendirmek, şekillendirmek; ayarlamak, düzenlemek, tanzim etmek, tertip etmek; yaratmak, vücuda getirmek; yön vermek. shape up (k.dili) iyi gitmek, yolunda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şekilli, biçimli; endamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şekilsiz, biçimsiz. shapelessly (z.) şekilsizce. shapelessness (i.) şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yakışıklı, biçimli, endamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalışacak işçileri seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) gemiye yakışır surette düzenlenmiş; tertipli, düzenli; (z.) muntazaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاناپذیر] iyileşmez, onulmaz, şifa bulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göğün bir kısmını gösteren resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökdelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. üzengikemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bant, şerit, kurdele; metre şeridi; f.. şeritle bağlamak; şeritle ölçmek; banda almak. tape deck, tape player amplifikatörü olmayan teyp. tape recorder teyp. tapeline i., tape measure metre şeridi, mezura, mezür .red tape kırtasiyecilik, lüzumsu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. çok ince mum; gittikçe incelen şey; s. gittikçe incelen; f. gittikçe incelmek veya inceltmek, sivrilmek, sivriltmek; azalmak, eksilmek. tapering s. gittikçe incelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. goblen, resim dokumalı duvar örtüsü. tapestried s. goblenle kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsak kurdu, şerit, tenya, zool. Taenia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katranlı kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) dört taçyapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tedavi edici, şifa verici. therapeutics (i.) terapi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit jimnastik, cambaz Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapezium , trapezoid , trapeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Masa, yemek masası, sofra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trapez, jimnastik trapezi. trape'ziform s. trapez şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. yamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom ikizkenar yamuk (Bazen trapezium ve trapezoid kelimeleri ters anlamda kullanılır). trapezoi'dal s. ikizkenar yamuk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .iyi şekil verilmemiş, biçimsiz, şekilsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. V şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واپسين] sonuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. eskiden bazı yerlerde kontluk bölgesinin bir bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atılacak kâğıt, çöp kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زوال ناپذیر] yok olmayan, kalıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by