Arak ne demek? | Arak anlamı nedir? | Arak

Arak anlamı nedir?

Arak ne demek?

Arak anlamı nedir?

Arak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: arak

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Ter: Arak-ı cebîn: Alın teri. 2. Ter gibi buharlaşarak hasıl olan ruh, meyve vesaire çeşidinden süzülerek elde olunan ispirto, rakı («rakı» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Arrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong spirit distilled from the sugar palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquor made of distilled palm cider See also Tuak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Shadow Rift N/A. any of various strong liquors distilled from the fermented sap of toddy palms or from fermented molasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرق] ter. 2.rakı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. arak = ter F. çiden = toplamak). Teri içmeğe mahsus olarak başlığın altına giyilen takke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Terlemiş, ter içinde kalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. ). Rakı içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ter döken, terleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iri taneli bezelye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. pilferer. tealeaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرقچين] takke kavuk altı takkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عرقدار] terli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Çizgi ve satıhların kendi aralarında veya birbirleriyle kesişmesinden doğan çizgi veya nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. arakıyye) (tıp). Tere mensup ve müteallik. Hummâ-yı arakıyye: Dâ-ül arak denilen sıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tiftikten ince külah ki, dervişler giyer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرقيه] derviş külahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırmak, çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. lift. nick. purloin. sneak. swipe. to pilfer. to pinch. to crib. to collar. to walk off with. to walk away with. to filch. to lift. to nick. to snitch. to swipe. to rip sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to pilfer. to walk off with. snoop. waltz off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to/with. by comparison with. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tüylü, kıllı çuha, kebe. 2. Bir cins tüylü av köpeği. 3. Ağaçlara sarılan büyük asma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. baraque). Tahtadan muvakkat mesken vesaire, kulübe. Salaş, sundurma: Baraka kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billet. cot. shed. hut. shanty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shed. hut. barrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'grace' or spiritual energy emanating from Allah through the silsillah of the Tariqa through which all practices are accomplished. physical manifestation of personal blessing It can be transferred from person-to-person, or from an object to a person M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quality of blessedness or grace found characteristically in marabouts and other divinely favored persons Also, charisma that endows the blessed with a special capacity to rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptallığı yüzünden her zaman densizlik eden, pot kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twat. blockhead. pisser. jerk. ponce. fucker. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Japonlar’da karnını bıçakla deşmek suretiyle intihar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hara-kiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suicide, by slashing the abdomen, formerly practiced in Japan, and commanded by the government in the cases of disgraced officials; disembowelment; - - also written, but incorrectly, hari-kari. ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced by warriors in the traditional Japanese society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harakiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance post. outsentry. outstation. patrol. outflying picket. advanced post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlardan insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban meydana getiren tehlikeli hastalık, yanıkara, karayanık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz veya menekşeye çalar kırmızı renkte bir bitki (symphytum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür kalemiyle yapılan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Karakalpak people a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia. the Turkic language spoken by the Karakalpak people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tür dağ ağacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşları kara ve gür olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban havucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazana benzer bir tatlı su balığı çeşidi (Lat. barbus fluviatilis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışın en soğuk zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçı ağarmamış ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe’de kol askeri mânâsına gelmekle, siyah asker yani gece askeri veya askerin siyah yani gecelik kolu ve bölüğü demektir). 1. Asayişi muhafaza için gece gezen asker birliği. 2. Nöbetçi asker. 3. Ordunun muhafazası için münasip noktalarda bekletilen asker. 4. Belirli yerlerdeki polis merkezi. Istinad karakolu, ileri karakol, devir karakolu, küçük karakol, nizam karakolu, (denizcilik) Karakol gemisi = Denizde muhafızlık vazifesi yapan gemi veya sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. station. police station. patrol. outpost devriye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police station. central police station. gendarme station. any official force upholding public order. patrol. police headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of patrol stations along an international border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis karakolu. Karakol binası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakola düşmesi gereken. Karakolluk olmak = Karakola düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cadı, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir şeyi benzerlerinden ayırmaya yarayan temel hususiyet, seciye. 2. (matbaacılık) Harf çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. personality. constitution. fiber. fibre. form. persona. personage. self. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. complexion. disposition. personality. self. stamp. trait. disposition özyapı. ıra. seciye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. fibre. kidney. magisterial character. mentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayırıcı vasıf. 2. (matematik) Bir logaritmanın tam birimler ifade eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. characteristical. typical. significative. distinctive. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Fertlerde karakterin gelişmesini ve farklarını araştıran bilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. worthless. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. lacking moral fiber. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagül koyununun asıl adı. bk. Karagül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astrakhan, esp. in fine grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caracul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardy coarse-haired sheep of central Asia; lambs are valued for their soft curly black fur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. karagül; karagül kuzusunun kıvırcık kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş. 2. Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvanlardan, kartaldan az küçük, bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i.). Karakuş adında eski bir kadıya yakışır şekilde: Hükm-i karakuşî = Bu Karakuş’un hükmü gibi keyfî, kanuna aykırı olduğu kadar mânâsız ve gülünç, fakat insan zaaflarını aksettiren hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Aksu, ekbasma, perde.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şap, bal.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bala, 1 kahve kaşığı dövülmüş şap konur. İyice karıştırıldıktan sonra göze sürülür. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract. cataract aksu. akbasma. perde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ummacı ve gulyabanî gibi, korkutmak için uydurulmuş hayalî şahıs veye alev suretinde mezardan çıktığına inanılan ölü, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» tan). 1. Ayrılma, birinden uzaklaşma, ayrılık: Dostlarından mufârakat etmiş. 2. Bir yeri terk edip gitme: Ticaret için memleketimden mufârakat edeli epeyce oluyor; oradan mufârakatımda. 3. Karı koca arasında ayrılma, boşanma: Evlendiğinin senesinde mufârakat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) mufarakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on an average. average propensity to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok iğneli bir olta çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ufak papağan, muhabbetkuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Geminin hızını tayine mahsus Alet ki, makaraya bağlı bir ipin ucuna tutturulmuş tahta bir pervaneden ibarettir, gemi yürürken pervaneli kısım denize atılarak kullanılır. Parekete oltası = Çok iğneli uzun bir olta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-hooked fishing line. setline. log chip. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setline. groundline. travel line. log line. log. knot. log chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-hooked fishing line. setline. log chip. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setline. groundline. travel line. log line. log. knot. log chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop shop. nick. precinct. station house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saraka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlence, alay, maskaralık. Sarakaya almak = Eğlenmek, alay etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border commission. frontier post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. finally. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. duly. exactly. faithfully. fully. literally. perfectly. precisely. prompt. quite. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in extenso. literally. perfectly. precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Saç ve sakal kıllarını birbirlerinden ayırıp temizlemeye ve düzeltmeye yarayan dişli Alet ki, ekseriya şimşir, boynuz, kemik, fildişi, abanos ve çeşitli plastik maddelerden yapılır, Ar. meşt, Fars. şâne: Saç tarağı; sakal tarağı; seyrek tarak; sık tarak. 2. Çulha tezgâhında ipliklerin geçirilmesine mahsus tarak şeklinde pek sık telli Alet: Bezi tarağa koymak. 3. Yün ve keten açıp ayıklamaya mahsus Alet: Yün tarağı, keten tarağı. 4. Taşçıların taşları düzeltmeye mahsus ufak dişli çelik kalemi: Taşçı tarağı; tarakla düzeltmek. 5. Toprağı çekip düzeltmek için enli ve birçok kısa dişli çapa şeklinde tahta veya demirden bahçıvan Aleti, gelberi, tırmık: Toprağı kazdıktan sonra tarakla düzeltmeli. 6. Suyun dibindeki çamur vs. yi ayıklamaya mahsus geniş kazma şeklinde Alet. 7. Liman ve nehir vesairenin altını temizlemeye mahsus makineli duba: Limanı temizlemek için büyük bir tarak lâzım. 8. Kadınların saçlarını tutturmak ve bu vesile ile de süs için başlarına taktıkları tarak gibi süs Aleti: Başında elmaslı bir tarak, bağa bir tarak vardı. 9. Bazı kuşların başında bulunan yassı ve yelpaze şeklinde tüy, tepelik. 10. El ve ayak parmaklarının bağlı bulundukları kemikler: Ayağının tarağı yüksektir; elinin tarağı geniştir. 11. Balığın nefes yerine su alıp verdiği delikleri kapayan kulak gibi kanatçıklar, Ar. galsame: Balık tarağı. 12. İstridye gibi kabuğu diş diş bir cins deniz böceği. Tarakotu = Bir bitki. Bin tarakta bezi vardır = Çok işe birden teşebbüs etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. scallop. card. comber. doffer. rake. harrow. instep. scollop. reed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. rake. scallop. card. hackle. harrow. reed. metacarpus. metatarsus. gill. crest. dredge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarak yapan veya satan: Tarakçılar çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comber. maker or seller of combs. carder. hackler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarakçı işi ve tico reti: Tarakçılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tarakla tesviye olunmak: Bahçe öyle taraklanmaz. 2. Temizlenmek ve tasfiye olunmak: Bu liman kaç yıldan beri taraklanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzelttirmek: Şu küçük tarlaları bahçıvana taraklatmalı. 2. Havuz, nehir, liman vesairenin dibini ayıklatmak: Şu limanı birine taraklatmak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başında yelpaze şeklinde sorgucu olan: Taraklı kuş. 2. Diş diş nakışlı: Taraklı kumaş. 3. Parmaklarının üst tarafındaki tarağı enli: Taraklı ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested. embroidered in a striped pattern. wide. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retentively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. seizure. epilepsy sara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Daha küçük. 2. Küçücük. 3. Az küçük, küçükçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c: evrâk). t. Ağaç ve ot yaprağı. Sukut-ı evrak = Yaprak dökümü. Evrâk-ı zehriyye = Ciceği meydana getiren renkli yapraklar. 2. Kâğıt veya kitap yaprağı; iki sahifeden ibaret yaprak. 3. Yazılmış kâğıt, mektup, tezkere. Evrak odası, kalemi = Resmî dairelerin giden gelen her türlü yazışmalarını kaydedip saklayan kısmı. Evrak müdürü = Bu dairenin başmemuru. Varak-ı mihr ü vefâ = Vefâlt olmayı anlatır. 4. Yaldızlanması gereken şeye yapıştırılmak üzere pek ince dökülmüş altın tabakası veya taklidi, yaldızlama kâğıdı: Varak yapıştırmak, varakla yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foil. gold leaf. silver leaf. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. foil. kelp. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورق] yaprak. 2.kağıt. 3.plaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kâğıt parçası. 2. Ehemmiyetsiz pusula veya tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir tek yaprak. 2. Kâğıt, mektup, pusula, tezkere. 3. Varaka-i sahiha = Senet, dilekçe vesaireye mahsus damgalı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet of paper. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed form. official document. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورقه] belge. 2.bir yaprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tek yaprak, tek kağıt. Yazılı kağıt. 2.İlk vahyin gelmesi üzerine Hz.Hatice’nin Hz.Peygamber’i alıp götürdüğü meşhur kişi: Varaka b. Nevfel. 3.Varaka ile Gülşah hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yapraklarını yapıştıran veya yapan adam, yaldızcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilder. silvered. gold beater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. varakıyye) (botanik, paleontoloji). Yaprakla alâkalı veya yaprağa benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilded. silvered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ ورق پاره] kağıt parçası. 2.pusula, not.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. more or less. near. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâh. 2. Levazım, mühimmat. 3. (argo) Erkeklik organı. Dalyarak = 1. Kılıç çekmiş. 2. mec. Hemen her şeye düşünmeden atılan. Yat yarak = Silâhlar ve mühimmat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harp için teçhiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Silâh ve mühimmat tedarik etmek. 2. Hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular elde edilmiş, hatta Çin’de bu konuda MÖ 2000 yıllarına dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, balığı, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz, suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır ve bakterilerin yiyeceği bozmalarını önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri kendisi de doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi kimyasal bir reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer ve çözünür ki, bu, et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by