Aral Sea ne demek? | Aral Sea anlamı nedir? | Aral Sea

Aral Sea anlamı nedir?

Aral Sea ne demek?

Aral Sea anlamı nedir?

Aral Sea | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aral sea

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aral Denizi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). kusturacak kadar, iğrenç derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege Denizi, Adalar Denizi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ağız yaraları, “basit” ve “derin” veya “sert kenarlı” yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan

Hazırlanışı : Her gün 1 adet orta büyüklükte çiğ soğan yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Andaman Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine yakın adaların hepsi ki, Fransızca’da Yunanca’dan alınarak Arşipel (Archipel) denilir. (Canlandırılması lâzım gelen güzel bir kelimedir. Harzem Denizi’ne bu münasebetle alem olmuştur: Aral Gölü).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Birbirine yakın adalar topluluğu. Orta Asya’da bir göl.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aral Denizi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki şey arasında biraz açıklık meydana getirmek. 2. Seyrekleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave ajar. to open out. to space. to separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave ajar. to separate. to space. to open out. jar open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tek ve tenha olmak. 2. Seyrekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened partway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among. between. amongst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among. between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arasını açmak, aralık etmek, seyrekleştirmek, dağıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth opened slightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide iki ses (perde) arası. Do re aralığı gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iki şey arasındaki boşluk, fâsıla, mesafe: Tahta aralığı. 2. Birkaç oda vesaire arasındaki ufak açıklık: Kapı aralığı. 3. Vakit, zaman, fırsat: Aralık bulamadım, bir aralıkta. 4. Fâsıla, kesme, inkıtâ: Aralık vermek. Aralık aralık = Vakit vakit. Aralıkta = Diğer işler arasında. Aralığa gitmek = Nafile yere mahvolmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seyrek, açık, fâsılalı: Aralık diş. 2. Yarı kapalı: Kapıyı aralık etmek. 3. Yılın 12. ayı: Kânûn-ı evvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing. corridor. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gap. interval. space. opening. time. moment. passageway. corridor. toilet. watercloset. ajar. half open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

December. slot. chasm. lag. leeway. joint. deadspace. hiatus. aperture. break. cranny. dead space. distance. intermission. interspace. lacuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaced-out. sparse. discontinuous. episodic. fitful. intermittent. scattered. spasmodic. sporadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. spasmodic. spaced. at intervals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaced. at intervals. intermittent. sporadic. periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless. incessant. on. perpetual. solid. continuous. continuously. nonstop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Azak Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şöförün hareketlerine müdahale eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Barents Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bering Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş almayan silâh. (bk.) Çakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karayib Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hazar Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara içmeye mehsus ağızlık, (bk.) Sigaralık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sayfiye evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Aralık Geliştirici işlevi, yüksek kontrastlı çekim koşullarının etkilerine karşı görüntünün pozlama ve kontrastını ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrowing. shrinkage. contraction. stricture. depression. getting bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrowing. contraction. shrinkage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constriction. shrinking. contraction. reduction. narrowing. restriction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bolluğu azalıp dar olmak, kısılmak, tazyik etmek: Bu esvap yıkanınca daraldı. 2. Azalmak, az kalmak: Vakit daraldı. 3. Sıkıntı ve ihtiyaç içine düşmek: Geçimi pek daraldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become narrow. narrow. shrink. contract. get bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow. tighten. to narrow. to become narrow. to shrink. to contract. to become tight. to become scanty. to become difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shrink. to get narrow. to get tight. to decrease. to get hard. to be upset. to be distressed. to contract. to straiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made narrower. to be taken in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrowing. taking in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısmak, bolluğunu azaltmak, tazyik etmek: Şu elbiseyi sonradan daraltmışlar, bu kapıyı daraltmak mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow. contract. constrict. straiten. bore. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrict. narrow. tighten. to narrow. to constrict. to take sth in. to limit. to restrict. to scant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lut gölü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi veya video kameranın aşırı gölge (düşük ışık) ve parlaklıkları (aşırı ışık) aynı anda yakalayabilme yeteneği ölçümü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hastalık, rahatsızlık, illet, maraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hasta, mariz, hastalıklı. He was diseased in body and mind. Hem vücutça hem akılca hasta idi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kamera modundan çıkmadan kaseti ileri ve geriye doğru izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

End Search (Son Araması) işlevi etkinleştirildiğinde, kaset otomatik olarak son kaydedilen görüntünün sonuna geçer. Bu görüntünün son iki saniyesi oynatılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karadeniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif mizaç, sebatsızlık, savrukluk, oynaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk, Ar. fakr: Fukaralık ayıp değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitution. poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غبار آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خدشه آور] ürküntü verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gönül ferahlığı, kalp huzuru; hercai menekşe, (bot). Viola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege denizi (eski bir isim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnce nokta aralıklı resim tüplerinde, daha yoğun biçimde bir araya getirilmiş pikseller bulunur. Elde edilen renkli resimde daha yüksek çözünürlük, daha fazla ayrıntı ve daha net konturlar bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabara denilen çivilerle süslenmiş kabaralı sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamented with brasses. having hobnails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli. savoy cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Siyahlatma, siyaha boyama veya kirletme. 2. Yazı öğrenmek için tekrar tekrar yazılan satırlar, Ar. meşk: Karalama yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackening. rough copy. scribble. calumny. defamation. doodle. libel. scandal. scrawl. smirch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion. draft. scribble. slander. smear. writing exercise. scribble. doodle. crossing out. rough draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. scribbling. doodling. crossing out. calligraphic exercise. rough draft. rough. scramble. scratch. scrawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook for rough drafts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Siyahlatmak, siyah etmek, Ar. tesvîd: Duvarları kömürle karalamışlar. 2. Yazı öğrenmek için çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. scribble. scratch. scribble down. scrabble. draw. bedaub. besmear. besmirch. blemish. blot out. breathe upon. calumniate. chalk out. dash. dash down. dash off. denigrate. doodle. line through. pollute. rule smth. out. scandalize. score out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. libel. scrabble. scrawl. scribble. slander. smear. to scribble. to scrawl. to cross sth out. to cross sth off. to draft. to sketch out. to blacken. to slander. to slur. to smear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deface sth with drawings or scribblings. to cross out sth written. to slander. to draft. to sketch out. bedaub. cross out. scrabble. scratch. scratch out. scrawl. scribble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be defaced with drawings or scribblings. to be crossed out. to be made black. to be slandered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to allow sb to deface sth. to have sb deface sth. to have sb slander sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having black spots. mixed or spotted with black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyahlık, siyah renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackness. darkness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct figure. smudge. blackspot. silhouette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Karalık, siyahlık, siyah leke: Gömleğin kola yerinde bir karaltı vardır. 2. Uzaktan siyah görünen şey: Şehir olduğu belli değilse de uzakta bir karaltı gözüküyor. O karaltı bir orman olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.)) (musiki), bk. Koma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Ses aralığı. Ahengi aralığın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makarası olan. Makaralı kuş = Makara çeken kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: MERAL) (i.). Dişi geyik, ceylan, karaca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Dişi geyik, ceylan, karaca.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğlendirici, tuhaf, hoş bir hâl almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlendirici davranış. 2. Soytarılık, rezillik, saçmalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clowning. cutting up. disgrace. disgraceful thing. farce. foolery. parody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkulu, tehlikeli: Muhataralı yol; muhataralı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neş’et» ten imef.). Kaleme alınmış şeyler, bir münşînin yazdığı şeyler, inşâya ait eserler, mektuplar, yazılar, nesirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mide bulantısı; deniz tutması; tiksinme, iğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. midesini bulandırmak, iğrendirmek, tiksindirmek; midesi bulanmak, tiksinmek, nefret etmek. nausea'tion i. mide bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbering. numeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. to number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to number. to assign a number to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. size. sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. marked with a number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denizaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Yeryüzünde bulunan bir kimsenin gözünden çıktığı farzedilen doğru ile dünyanın merkezinden çıktığı farzedilen doğrunun, bir gök cisminin merkezinde birleşerek meydana getirdikleri açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parça parça etmek, yarmak: Arslan tavşanı derhal paraladı. 2. Yırtmak: Elbisesini bir ay içinde paraladı, mec. Lügat paralamak = MAnâlarını bilmediği kelimeleri yalan yanlış söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear sth to pieces. maul. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zerreissen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear sth to pieces. maul. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zerreissen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parçalamak, parça parça etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parça parça olmak, yırtılmak veya kırılmak, dağılmak. 2. Para sahibi olmak, servet kazanmak. 3. mec. Çok çalışıp çabalamak: Misafire ikram için paralanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear oneself out trying to do sth impossible. to put a lot of painstaking effort into sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear oneself out trying to do sth impossible. to put a lot of painstaking effort into sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parça parça olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parça parça ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir hususu ihmal eder gibi görünerek dikkati özellikle o nokta üzerine çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). 1. Muvazi. 2. Yerküresi üzerinde çizildiği farzedilen ekvatora paralel çenberlerden herbiri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parallèlle

mat. koşut

Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallel. collateral. equidistant. parallel. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogous. collateral. parallel. straight. parallel koşut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallel. analogous. collateral. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Birden fazla hat üzerinde verilerin aynı anda transfer edilmesini ifade eder. Diğer kontrol hatları, veri gönderimi ve alımının koordinasyonundan sorumludur.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. parallélisme

fel. koşutçuluk

Kişide, ruhsal ve bedensel olaylar arasında koşutluk bulunduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomboid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralleogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomboid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralleogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. paying. coin-operated. coin-op. moneyed. rich. wealthy. flush. heeled. loaded. mercenary. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loaded. rich. requiring payment. having a fee. moneyed. fee-paying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. sth which costs money. covered with polka dots. fee charging. mercenary. moneyed. subject to payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. paying. coin-operated. coin-op. moneyed. rich. wealthy. flush. heeled. loaded. mercenary. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loaded. rich. requiring payment. having a fee. moneyed. fee-paying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. sth which costs money. covered with polka dots. fee charging. mercenary. moneyed. subject to payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şu kadar para eder, şu kadar para kıymetinde olan: Beş paralık, iki paralık, beş para değerinde, pek ucuz, pek değersiz ve Adı. 2. Şu kadar para kıymetinde sikke: Beş paralık, on paralık, yirmi paralık (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth worth paras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth worth paras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paralysie

tıp inme

Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. paralaks. parallac'tic s. paralaks bakımından, paralaks ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. paralel, muvazi, koşut; aynı, benzer; aynı amaç veya sonuca yönelen i. birbirine paralel doğru veya düzeyler; benzerlik; nazire; coğr. paralel; ask. cephe hendeği; elek. paralel bağlantı. parallel with, parallel to paralel olarak. parallel bars

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. paralel olarak koymak; kıyaslamak, mukayese etmek; benzer olmak, müşabih olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. altı yüzü paralelkenar olan cisim, paralelyüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paralel oluş, paralellik, muvazilik; benzerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. paralelkenar, paralelogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantığa aykırı düşünüş, yanlış ifade olunan muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. mantık). Muhakemede bilmeyerek düşülen hata, mantığa uymazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. felç, inme, nüzul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. inmeli, felçli, kötürüm; i. felçli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. felce uğratmak; kuvvetini kırmak, sakatlamak, tesirsiz hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. Pott hastalığı, omurga kemiğinin çürumesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikkatle arama, derin araştırma, inceden inceye tetkik; tetkik neticesinde çıkarılan eser; f. dikkatle araştırmak, ince tetkikat yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, gül renkli; gül dolu; güle benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epileptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epileptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Atlas Okyanusunun yüzeyi çok yosunlu olan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz; derya, umman, okyanus; dalga; deniz gibi geniş olan herhangi bir şey. sea anchor deniz demiri. sea anemone deniz şakayığı, zool. Actiniaria. sea bream izmarit, zool. Smaris alcedo; istrongilos, çipura. sea breeze denizden esen rüzgar, imbat,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil, kıyı, yalı boyu; s. kıyıya yakın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kıyısı, sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denizcilikle uğraşan; deniz yoluyle seyahat eden; i. deniz yolculuğu; denizcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etrafı denizle kuşatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz tanrısı, Neptün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık denize çıkmaya elverişli (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayıbalığı, fok, zool. Phoca; fok kürkü; f. ayıbalığı avlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mühür, damga: teminat, taahhüt; mühürlü mum veya kurşun parçası; f. mühürlemek, mühür veya damga basmak, tasdik işaretini koymak: onaylamak, tasdik etmek; kapamak, yarıklarını doldurmak. seal one's fate yazgısını önceden tayin etmek. sealed ord

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikiş yeri, dikiş; tıb. dikiş; derz; iki tahtanın yan yana birleştiği çizgi, bağlantı yeri; den. armuz; jeol. ince maden damarı; yara izi, kırışık; f. dikmek, birbirine dikmek; üzerine yara izi veya çizgi yapmak; ters ilmekle örgü örmek; çatla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizci, gemici; deniz eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilere yol göstermeye yarayan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şeâmât). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شآمت] uğursuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikişli; çirkin görünüşlü, biçimsiz. the seamy side of life hayatın güçlüklerle dolu tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplantı, oturum, seans; ruh çağırma seansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. séance

1. oturum, 2. sin. ve tiy. gösterim

1. Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi. 2. Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında verilen gösterilerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. showing. performance. screening. sitting. séance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Session)

Borsada işlemlerin başlaması ve bitmesi arasında geçen süredir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüfek veya tabanca horozunun emniyet tetiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kurumuş (yeşillik), kuruyup sararmış; f. çok kurutup yakmak; kızgın tavada çevirmek; yakmak, dağlamak; hissini iptal etmek, körletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. araştırmak, aramak; yoklamak, bakmak; dikkatle tetkik ve teftiş etmek, aletle içini muayene etmek; i. arama, araştırma; yoklama, bakma, muayene; teftiş, soruşturma; gemide araştırma yapma. search out araştırıp öğrenmek. search warrant huk. aram

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araştırıcı, inceden inceye araştıran; nüfuz eden; keskin searchingly z. arayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıldak, projektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mevsim; süre, müddet, vakit, zaman; uygun zaman; baharat; f. alıştırmak; alışmak; iyice kurutmak; iyice kurumak; lezzet vermek için baharat katmak; keskinliğini veya sertliğini yumuşatmak. hunting season avlanmanın kısıt lanmadığı müddet. in go

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsime göre olan, tam vaktinde olan; tam yerinde veya zamanında yapılan. seasonableness i. mevsimine göre olma, mevsiminde olma. seasonably z. mevsimine göre, mevsiminde, zamanında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir mevsime mahsus, mevsimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemeklere lezzet veren baharat; kullanışa uygun hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oturulacak yer, iskemle, sandalye; insan kıçı; yer, mahal, mevki, kürsü; merkez, konut; meclis veya borsada üyelik hakkı; oturuş; mak. yatak; f. oturtmak, yerleştirmek, yerleşmek; oturacak yer temin etmek; oturacak yerini yenilemek. seat of a di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. deniz yönü; s. denize doğru giden; denizden esen; z. denize doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yolu; kaba dalgalı deniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yosunu, su yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize karşı dayanıklı, denize açılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni doğan çocuklarda görülen dokuların sertleşmesi hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VCR’a takılan kasetin içeriğini hafızaya alır ve kayıtlı sahnelerin özetini gösterir. Yeni bir kaset kaydedildikten sonra, bir sonraki kasetin hafızası silinir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mührü Süleyman, bot. Polygonatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Çin Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Okyanusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Pasifik Okyanusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). 9 komalık tam ses aralığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin eşyası, çeyiz, cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç aral.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. denizaltında olan, denizaltı; denizaltında kullanılmaya elverişli; z. denizaltında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşsiz, emsalsiz, benzeri olmayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mührunü bozmak veya çıkarmak; açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikişlerini sökmek, dikişlerini sökerek parçalara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilmez, keşfolunmaz; gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsimsiz, zamansız, vakitsiz. unseasonableness i. mevsimsizlik. unseasonably z. mevsimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatsız; olgunlaşmamış; yaş (tahta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mevkiinden atmak, azletmek, görevden almak; attan ,düşürmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize çıkmaya elverişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uysal, nazik yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukalâ; bilgiçlik taslayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yara açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. hit. hurt. injure. lacerate. maul. prick. rasp. scotch. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injure. lacerate. maul. shoot. wound. to wound. to injure. to cut sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wound. to injure. to do sb an injury. to hurt sb's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yerinde yara açılmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir kaza sonucu deride meydana gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya delici aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen yaraların, hiç vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da, mikrop kapacak olursa, yara yerinde şişme, kızarma, ateş ve ağrı görülür. Bu da, yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa, yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına da yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir. Yaralanmalarda yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için, kanayan yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup, iyice bastırılır. Kan bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır, yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz bir gaz bezi ile sarılır. Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra, kanayan yere bastırılır. Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa bağlanıp, döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. Basit yaralarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz tohumu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 100 gram maydanoz tohumu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Bu suyla pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injured. scarred. sore. stricken. wounded. casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casualty. injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injured. wounded. sth which has an open sore or ulcer on it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chasing after woman. skirt chasing. lechery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand. sandpaper. to sandpaper. to sand. to emery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sand paper. to sand. to emery. to rub sth with emery or emery paper. sandpaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by