Arı Sütü Nedir? ne demek? | Arı Sütü Nedir? anlamı nedir? | Arı Sütü Nedir?

Arı Sütü Nedir? anlamı nedir?

Arı Sütü Nedir? ne demek?

Arı Sütü Nedir? anlamı nedir?

Arı Sütü Nedir? | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ari sutudir

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yaratıcı Allah’ın kulu. Bari ismi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) çok basit;(i) okumayı yeni öğrenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl mânâsı sulama ise de, dilimizde yalnız mecazî mânâsıyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır). Yardım, itimat: Abyârî-i himmetinizle = Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrit), (bk.) ifrit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katran köpüğü, (bot) Agaricus campestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleached. turned white or gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ağız yaraları, “basit” ve “derin” veya “sert kenarlı” yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan

Hazırlanışı : Her gün 1 adet orta büyüklükte çiğ soğan yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) tarımsal, zirai; tarlalara ait; (pol). çiftçilere yardım etmeyi ve tarımsal kâr sağlamayı amaçlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Haber veren, rivayet eden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق نظری] teorideki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening. evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremitleri yeniden sıralayan, kırılmışları yenileyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiler. transposer. transmitter. passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who repairs tile roofs. transmitter. transmitting-medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. quotation. translation. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrakdarlık, sancakdarlık: Alemdarlık vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya oraya indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. 2. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. «usare» den). Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coloring principle, C14H6O22, found in madder, and now produced artificially from anthracene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It produces the Turkish reds. an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kökboyası, alizarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(kadıntuzluğu): Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Habeşistan'ın resmi lisanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belkemiği, omurga kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Yakından, çok geçmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yakın vakitten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Öte yan. Anarı beri = Öte beri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk dilinde kadın tozluğu denilen bitki, berberis, zîreşk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılı veya köşeli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قریب] yakında, yakından, çok geçmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). Logaritma oranında olan sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıtmaya karşı kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antika meraklısı, eski eserler uzmanı; (s). antika şeylere ait. an'tiquary (i). antika meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalet, görüntü, tayf; gözle görülen şey, vaka, olay, hadise; acayip bir cismin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akuamarin, mavimsi yeşil renkte olan bir ziynet taşı; mavimsi yeşil renk,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akvaryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Kova Burcu, Saka takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interlocutory judgment. interlocutory decree. interlocutory decision. interlocutory sentence. order of the court. interim order. interlocutory order. interlocutory writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among. between. amongst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among. between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «anmak» tan). 1. Bal yapan maruf sinek. Osm. nahl, zenbûr. 2. Kovan. Eşek arısı = Bu sineğin bal yapmaz cinsi. Oğul arısı = Taze yetişeni ki beyaz bal yapar. Arı otu = Yüksük otunun pembe veya sarı nevi. Balarısı = Bal yapan arı, nahl. Bey arı, arı beyi = Her kovanın da kumandan eden dişi arı. Arı çiçeği = Bir nevi çiçek. Arı kuşu = Yeşilli sarılı çığırtkan bir cins kuş. Arı kovanı = Arıların bal yaptıkları, ufak künbet şeklinde yuva. Yabanarısı = iğnesiz ve bal yapmaz arı nevi. (mec.) Arı yuvası = Pek kalabalıktan kinaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hint-Avrupa dil ailesinden olan topluluk veya kimse. Bu topluluğa bağlı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Arîye) («arî-arâ» dan if.). 1. Çıplak (fars.), bürehne. 2. Hâlî, boş, tehî, berî, müberrâ: Ziynetten, süsten, riyâdan Arî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. pure. wasp. bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee. clear. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. purified. bee. impeccable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aryan. free of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Air-Conditioning and Refrigeration Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Room Identification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air-Conditioning and Refrigeration Institute is a non-profit, voluntary organization comprised of heating, air conditioning and refrigeration manufacturers ARI publishes standards for testing and rating heat pumps and air conditioners to provide you with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air-Conditioning and Refrigeration Institute is a nonprofit, voluntary organization comprised of heating,air conditioning and refrigeration manufacturers ARI publishes standards for testing and rating heat pumps and air conditioners to provide you with a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air conditioning and Refrigeration Institute is a voluntary, nonprofit organization comprised of HVAC manufacturers whom publish the standards of testing and rating heat pumps and air conditioners They ensure a level of quality within the industry. infect

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Autofahrer Rundfunk Information [Germany].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aileron-Rudder Interconnect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air-Conditioning and Refrigeration Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aquifer risk index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Awl-like hooked needle, often used for chain stitch embroidery. a fighter, one's own champion; a hostile fighter, an enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Army Research Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alarm interface back card for the IGX switches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air-conditioning and Refrigeration Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air-conditioning and Refrigeration Institute An independent body that sets standards for the air conditioning industry and rates the capacity and efficiency of manufacturers equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Average Recurrence Interval, of a rainfall event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاری] çıplak. 2.uzak, uzakta, soyutlanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آری] evet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaolin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digitalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee hive. beehive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Arı; bal ve balmumu yapan fakat, iğnesiyle sokan bir böcektir. Hassas bünyeli kimseleri soktukları zaman,onların şok geçirmelerine neden olabilirler. Eşek arıları ise; bal arılarına nazaran daha tehlikelidir. Arı sokmasında yapılacak ilk iş; arının iğnesini, ucu yakılmış bir iğne ile çıkarmaktır. Sonra arının soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca boğulur. Üzerine soğuk su dökülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Maydanoz. 2- Arpa unu, sirke.

Hazırlanışı : 1- Bir demet taze maydanoz iyice dövülür ve arının soktuğu yere sarılır. 2- Arpa unu, sirke ile karıştırılıp hamur yapılır. Arının soktuğu yere sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(ARYA) (i. İ. müzik). Operalarda bir kişi tarafından söylenen uzun, dramatik şarkı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). arya, şan solosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan if.) (mü. Arîbe). Arap cinsiyetine mensup olan: Arab-ı Arîbe = Esasen ve hâlis Arap cinsiyetine mensup olan Arap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «urûc»dan). 1. Topal, aksak, müen. «Arice». 2. Noksan. 3. Çıkıp inen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Barış, asayiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beekeeper. agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture. beekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beekeeping. apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuru, sıcaktan çatlamış, kıraç; tatsız, yavan. arid'ity, aridness (i). kuraklık, kıraçlık; yavanlık; kuru şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çalışkan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Koç Burcu, Koç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. musiki) (aryetta okunur). Kısa aria.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfan» dan smüş.) (mü. arife). 1. Mâruf, meşhur, tanınmış, benâm: Namlı: Hacı Halîfe denmekle arif olan KAtib Çelebî. 2. Arif, irfan sahibi. 3. Eskiden ilkokul hocası veya kalfası. (Son iki mânâ ile dilimizde kullanılmaz olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfan» dan if.) (mü. Arife). Bilen, bilgi sahibi, dânâ, Aşinâ, vâkıf: Arif-i esrar = Sırlar bilen: Hüner ve fende Ariftir. Arif-i billâh = Allah’ı hakkıyle anlamış. Mürşid-i Arif = Tanrı sırlarını bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارف] bilen, arif, irfan sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Meşhur, çok tanınmış, mütearif. 2.Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3.Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Arifler, bilgililer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Arifçe, Arife yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Arefe) (i. A.). Bayramdan bir gün evvelki gün. (Asıl kurban bayramının arifesine, yani zilhiccenin dokuzuncu gününe mahsustur ki, o gün hacılar Arafât’a çıkar. Sonra Ramazan bayramından bir gün evvelki güne dahi ıtlak olunmuştur). Arefe çiçeği: mec. 1. Bayramdan bir gün evvel bayramlık esvabını giyen (istihza yoluyla söylenir). 2. Çok süslenip gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bilgi ve irfan sahibi kadın. Uyanık, ince ruhlu, latif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day before a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arık, arıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gücenme, darılma, kırılma. 2. Kıskançlık, haset. 3. Nefret, kin, düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). doğru olarak, hatasız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zayıf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru, dürüst kal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arhan)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Etsiz ve lagar olmak, zayıflamak. (Terkedilmiştir, ihyası elzem).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Etsiz ve lagar etmek, zayıflatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Etsizlik, lagarlık, zayıflık. 2. Sadelik, saflık, temizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). («arığmak» ve «argımak» dahi denir). 1. Eti, yağı süzülüp zayıf ve lagar olmak. 2. Yorulup zebun düşmek, düşkün olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı tohumların etrafında bulunan kese şeklinde ince zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyde ayıp veya kusur olmadığını bildirmek, tenzih etmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17’ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:

l) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;

2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyileşmek, hastalıktan kalkmak, şifayâb olmak, Osm. kesb-i ifâkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temizlenmek, pâk ve tâhir olmak. 2. Zayıflamak, etsiz ve lagar olmak. 3. Hastalıktan kalkmak, şifayâb olmak, iyileşmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, arı, saf. 2.Alın. 3.Yüz, cephe. Dağların, tepelerin yüzü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, saf, arı. 2.Barış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purify. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowdlerize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıkanmak, temizlenmek. 2. Sade ve beri olmak. 3. Nefsini ıslah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clean. to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clean. to be purified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the smooth and melodious style of an air; ariose. a short recitative that is melodic but is not an aria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (müz). arya tarzında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ARİŞ (i.). Dokumacılıkta boy ipliği. Argaç mukabili, târ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kolun dirsekten aşağı kısmı, sâid. 2. Oküz arabasının oku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çardak, sundurma, salaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - An gibi çalışkan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kalkmak, yerinden kalkmak, doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak, doğmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arısan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokratlık, aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokrat; asilzade, kibar kimse, hâkim sınıftan biri; aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic (s). aristokrasiye ait, asil, çok kibar. aristocrat'ically (z). aristokratça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). 1. Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2. Bu felsefe yolunda bulunma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aristokratlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy soyluerki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınıf farkı güden ülkelerde asîl sayılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. aristocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Yunan filozofu Aristo'ya ait; (i). Aristo nazariyeleri taraftarı. Aristotelianism (i). Aristoculuk. Aristotelic (s). Aristo'ya veya felsefesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aristo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temizleyen, arı duruma getiren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent. conditioner. sterilizer. purger. refiner. rectifier. filter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refining. refinement. purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification. clarification. refinement. decontamination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinement. purification. cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification. clea sing. refining. treatment. sublimation. reduction. reducing. cleaning. processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıkamak, yumak, tathir ve tanzif etmek. 2. Temizlemek, tasfiye etmek, sadeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. purge. purify. rectify. refine. to purify. to clean. to cleanse. to refine. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to clean. to cleanse. to refine. sublimate. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Sayılardan, sayıların işlemlerinden bahseden matematik kolu, sayı ilmi. 2. Bu ilimle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ödünç, geçici olarak ve iade olunmak üzere alınan şey: Kitap Ariyet verilmez. Ariyet alınan at insanı yarı yolda yaya bırakır. Ariyet almak = İstiare etmek, ödünç almak. Ariyet vermek, iâre etmek = Ödünç vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend. on loan. gratuitous loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Ödünç olarak, geri verilmek üzere: Bu kitabı filandan Ariyeten aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a loan. for temporary use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İğreti dediğimiz kelimenin doğrusu olmak üzere icat olunmuş fâhiş galat bir kelime olup zaten «iğreti» halis ve fasih bir Türkçe olduğundan, bu garip icada hâcet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاریت] ödünç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «araz» dan if.) (mü. arıza ). Tabiî ve zâtî olmayıp sonradan hâsıl olmuş, zuhur eden, gelip yapışan: Kendisine bir hal, bir hastalık Arız oldu. Bu sene ekinlere bir böcek Arız oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanak: Arız-ı al = Al yanak, kırmızı yanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arz» dan smüş.) (müarîza). Geniş, vâsî, enli. Arîz ve amîk: Enine boyuna, dûr ü dırâz, etraflıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارض] yanak. 2.gelen. 3.engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عریض] geniş, genişlemesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Avârız). Arız olan hâlet, sonradan meydana gelen eksiklik: Bir arızaya uğradı. Avârız-ı mütenevviaya (çeşitli Arızalara) dûçâr oldu. Yeryüzünün düzlüğünü bozan her çeşit iniş, çıkış, tepe, çukur v.s., engebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asttan üste takdim olunan mektup. Bir maslahat arzı için yazılan tahrirat ve nâme: Takdim-i arîzada kusurum çoktur. Arîza-i kemterânem = Eskiden çok kullanılan klişe tâbirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. defect. fault. hitch. obstruction. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. bug. fault. malfunction. failure. defect. hitch. roughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. defect. fault. failure. breakdown. trouble. obstruction. unevenness. roughness of a country. accidental. tie-up. profile. accident. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arızası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. faulty. defective. out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. broken-down. out of order. defective. uneven. rough. rugged. broken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. defective. rugged. rough. uneven. broken. damaged. accidented. undulating. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Arızası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in working order. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Arızîye). Yaradılıştan olmayıp sonradan zuhur ve taalluk eden: İlim insanda zâtî değil, Arızî bir haldir. (bk.) Arazî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. casual. temporary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارضی] geçici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji) (mü. Aşârîye). On cüzden mürekkep veya on yaprağı, tanesi vesairesi olan: Aşârîyyül-evrak, Aşârîyyüş-şukûk, Aşârîyyülfusûn, Aşârîyyül-vüreykaat vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Aşârîye) (matematik). Rakamların on parçaya ve her parçanın ona bölünmesi kaidesine dayanan: Hesâb-ı Aşârî, kesr-i Aşârî. Usûl-i Aşâriyye = Bu kaide üzerine dayanan Fransız ölçüsü, metre usûlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. En az, en aşağı, en azdan. 2. (matematik) Minimum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum. minimal. least.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum. least.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum. least. minimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصغری] en az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum wage. minimum fee. minimum pay. base wage rate. minimum cost. union rate. wage floor. wage minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maker of early computers such as the Atari 400 and 800, which brought computers home for low prices, and later the Atari ST, which again earned attention for power at a low price, but also at a low quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move that threatens to capture an enemy pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atari is an arrangement of stones where there is only one more move until a capture In the middle of the board, for example, if your stone is surrounded on three of the four sides by opposing stones, your stone is in atari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move which occupies the second last liberty of an enemy stone or group, thus threatening to capture it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطاری] attarlık. 2.attar dükkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hırs)., tamah. avaricious (s). haris, tamahkâr avariciously (z). hırsla, tamahkarlıkla. avariciousness (i). harislik, tamahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارف] bilginler, arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arıza). Arızalar. Avârız akçası = Vaktiyle her mahalleden fevkalâde olarak alınan vergi. Avârız vakfı: Geliri bir yer veya mahalle ahalisinin veyahut bir sanat halkının belirli ihtiyaçlarına sarfolunmak için kurulan vakıf. (bk.) Arıza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارض] belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayak ağrıları; çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.

Ağrıyan yerler iyice ovulur. Ayak ikinci parmağının üçüncü parmakla birleştiği noktanın iyice ovulması da çok faydalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عياری] kurnazlık. 2.düzenbazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعشاری] ondalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهاری] ilkbahar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bahardan Arapça teşkil edilmiş galat bir tâbirdir). Bahar tavsifini ve çok defa bu münasebetle bir zatın medhinl ihtivâ eden kasîde veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bahtiyarlık, mes’ud olma. 2. İran’da büyük bir kabîle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بختياری] bahtiyarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.) (çoğ.bainsmaire) benmari, iki katlı tencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sığır cinsine has.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeybee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey-bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car wheel balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Balear adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kaba kimse, vahşi kimse, medeniyet görmemiş bir kimse; barbar; (s). zalim; gaddar; yabancı; medeni olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). medeniyetsiz, uygar olmayan; barbar; vahşi. barbarically (z). barbarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). munevverlerce makbul olmayan ifade tarzı; edebiyatta ve sanatta bazılarınca alışılmış şekil ve yazıların haricinde kalan tarzda eserler; vahşilik, kabalık, barbarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaddarlık, zalimlik, medeniyetsizlik, sanat ve edebiyatta zevksizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. rise (f). vahşileştirmek, vahşileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Hiç olmazsa, öyle ise Bu kelime bir taviz veya neticelendirme düşüncesiyle iki cümleyi birbirine bağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ber» den f.). Yaratıcı (Din) hâlık, Aferînende. Tanrı için kullanılır: Bârî teâlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at least. if so. then. may as well. might as well. might as wellat least. for once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital city of the Apulia region on the Adriatic coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital city of the Apulia region on the Adriatic coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باری] hiç olmazsa, en azından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). baryumlu; atmosfer basıncına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den). 1. Soğuk, serd: Mâ-ı bârid = Soğuk su. 2. mec. Letafetten uzak, nâhoş, soğuk: Bârid tavır, muamele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارد] soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Soğukça, soğukçasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ince, dakik, rakik. Bârik-miyân = ince belli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باریک] ince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Parıldayan. 2.Nazik, dakik, ince. Fikr-i Barik İnce düşünce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimşek, yıldırım parıltısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارقه] şimşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şimşek, yıldırım parıltısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yolu kapamak üzere, ele geçen her türlü eşyadan faydalanılarak meydana getirilen engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barricade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barricade. enclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Barık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e). Bâri, hiç değilse, hiç olmazsa. (BAri kullanılması daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanınca çok kül bırakan bir deniz yosunu; bu yosunun küllerinden elde edilen alkali, yosun sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlık, servet, zenginlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f). Korumak, muhafaza ve himaye etmek. (Bugün barındırmak kullanılır). Siper altına girmek, muhafaza olunmak (bugün barınmak kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bütün, hep. 2.Güç kuvvet. 3.Göğüs. 4.Moğol devrinde Orta Asya’da büyük beyliklerden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barınılacak yer. 2. Yurt, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. housing. hiding place. harbor. harbour. asylum. burrow. cove. haven. refuge. repair. sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. harbour. haven. housing. refuge. shelter. harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. sanctuary. asylum. booth. burrow. haven of rest. house of refuge. let- out. port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. hut. house. hold. nestle. keep back. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. harbour. house. nestle. shelter. to shelter. to accommodate. to lodge. to house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shelter sb. to afford / to give / to offer / to provide shelter. harbour. nestle. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheltering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Siper altına girmek, sokulup iltica etmek, sığınmak, tahaffuz etmek, saklanmak. 2. Dirlikle yaşamak İki elti bir evde barınamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter. to get along together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter in. house. nestle. to take shelter. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaşma, barışma, silâh bırakma, sulh, musâlaha: Barış ettiler = Barıştılar, musâlaha ettiler. Savaştan veya dargınlıktan sonra tarafların uzlaşması, sulh, müsalâha: «Yurtta barış, cihanda barış Barış görüş olmak = Her türlü dargınlığı unutarak barışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. peace. reconciliation. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concord. peace. reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. reconciliation. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Savaşsızlık durumu. 2.Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3.Dirlik, düzenlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Barış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist. peaceful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceable. peaceful. peace-loving. pacific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışseverlik, kavga düşmanlığı, barışçı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (bk.) Ağırküre

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barysphère

jeol. ağır küre

Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmış, müsâlaha etmiş, sulh ve uyuşma içinde bulunan: Şimdi barışıkdıriar. mec. Uygun, muvafık, birbirini tutar (renk vesaire). Barışma, sulh, sulh yapma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barış, barışık, sulh, müsâlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmak fiili, müsâlaha, silâh bırakma, savaşa son verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. pacification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Savaşa veya anlaşmazlığa, müsâlaha etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make peace. make it up. make up. smoke the peace pipe. kiss and make up. make one's peace with. reunite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reconciled. to make it up. to come to an agreement. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make peace with one another. to be reconciled. to reconcile with sb. come together. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışçı olan, barış içinde yaşamaktan hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. pacific. peaceful. unwarlike. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. peaceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışdıran, iki hasım arasında sulh ettiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsalâha ettirme, arabulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Müsalâha ettirmek, arabuluculuk etmek, uzlaştırmak, mec. Renk vesaireyi uygunlaştırmak, uydurmak, imtizaç ettirmek, uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. reunite. make peace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. to reconcile. to conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reconcile. to make peace among. to effect a reconciliation. conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barite ağır spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Tabiî haldeki baryum sülfat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek sesleri içinde tenor’la bas arasında ses sahası olan. Bazı çalgılara da bu ad verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baritone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baritone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barytone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). tenor ile bas arasındaki erkek sesi, bariton; bu sese sahip olan kimse; bandolarda kullanılan bir çalgı aleti, bariton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). baryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barrière

engel

Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. safety fence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ticket gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «büruz» den if). Açık, zahir, belli, aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. conspicuous. blazing. avowed. blatant. gross. as plain as a pikestaff. pronounced. sharp. conspicuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. obvious. marked. distinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. obvious. blatant. conspicuous. eminent. salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارز] belirgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir.

- Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları.

- Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları

- Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları

- Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları

- Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları

- Beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları

- Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş ağrıları

- Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları

- Saralılarda görülen baş ağrıları

- Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları

- Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları

- Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş ağrıları

- Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları

- Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu baş ağrıları

Baş ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora başvurulmalıdır. Aşağıdaki reçeteler; grip, nezle, soğuk algınlığı, yorgunluk veya sinir bozukluğundan kaynaklanan baş ağrılarını dindirmek için uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarmısak

Hazırlanışı : 1 baş sarmısak, havanda dövülür. Alna konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. basariyye). Gör meye veya ilm-ül-basara (optik’e) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir konuyu gerektiği gibi sonuçlandırmak işi, mesut sonuç, muvaffakiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. achievement. accomplishment. victory. win. triumph. hit. performance. click. deed. effort. feat. go. joy. prosperity. show. smash. speed. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. achievement. diplomacy. hit. prosperity. success.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. accomplishment. achievement. feat. go. hit. smash. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çulha tezgâhının ayaklığı. 2. Piyano ayaklığı gibi çifte ayaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başarı gösteren. 2. Başarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful. victorious. well-done. accomplished. going far. prosperous. thriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. clean. coming. crack. enviable. prosperous. successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Başa çıkarılmak, becerilmek, neticelendirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, tavır, davranış; mahsul, ürün; verme, hasıl etme; taşıma, tahammül etme; ilgi, irtibat, alâka; kiriş ve eşik gibi şeylerin dayandığı destek; mak yatak, mil yatağı; ayak; den. kerteriz .bearing body yatak gövdesi. lose ones bearings şaşırmak, pus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bearish

ekon. düşen piyasa

Borsada fiyat indirilmesine neden olacak eğilim, fiyat düşürücü özellik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayı gibi kaba ve sert; yontulmamış; borsada fiyat indirimine sebep olacak sekilde; fiyat indirmeye meyilli. bearishness (i). fiyatlar düşecek düşüncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amberbâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hastane. (Arapça’da dahi kullanılıp, Abbâsîler zamanında hastaneler bu namla yâd olunurdu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Uyanıklık. 2. Uğraşma. 3. Dikkatlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Uyanıklık. 2. •Uğraşma. 3. Dikkatlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lug wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski elbise ve eşyanın alınıp satıldığı pazar. (bk.) BAt. «Eskiye itibar olsaydı, bitpazarına nur yağardı».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea market. jumble shop. rag fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz kapaklarının iltihabı, blefarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuzca, domuzvari; şehevi; canavarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobber. stock broker. floor broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Buhara mensup, buğu ile ilgili. 2. Buhârî: (hi.) Buhârâlı, Buhârâ şehrinden. İmâm Buhâri: Büyük hadis bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curadan büyük ve bağlamadan küçük, iki çift telli tambura.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bulgaristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Bulgar, Bulgarca; s. Bulgaristan'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler 6. Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarları 7. yy.’da geldiler. Slavlarla karışarak 9. yy.da Hıristiyan oldular, 10. Ve 12. yy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ait, ev soygunuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. k.ili ev soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ululuk, büyüklük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). Cesarean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeviklik, eline, ayağına çabukluk, tezcanlılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanta çiçegi, (bot). Calceolaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -daria) Roma hamamlarında sıcak oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) (gen. ispanya krallarının) danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Armaya çıkma kumandası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital point. most sensitive point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can fedâ edicilik, fedâkârlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -tharides) (ecza). kuduzböceğinden yapılan bir ilâç; kuduzböcegi, (zool). Cantharis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok iğneli olta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eyerin veya dizginin üstüne örtülen süslü örtü, haşe; kıyafet, elbise, giyecek; (f). haşe örtmek; süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cçeprast» tan gelir, sağ ve sol demektir). Engel, mâni: Sizin gecikmeniz işimize çaparız verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümânaat, güçlük, engel.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). kapilarite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çâryâr’a yani ilk dört halîfeye bağlılık, Sünnîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyan» dan İmef.) (mü. câriye). 1. Akan, akıcı. Fars. revân: Mâ-ı câri = Akar su. Fars. Ab-ı revân. 2. Geçmekte olan, hazır, hal: Mâh-ı câri = Bu ay. Sene-i câriye = Bu yıl 3. Tedavülde bulunan, geçen, kullanılan, mûteber: Usûl-i cariye, nizâm-ı cârt, hükmü cârî olmak. Hesâb-ı câri = İki malî müessese veya iki kimse arasında faiz ve sermayeleri hesap edilmek üzere cereyan eden karşılıklı hesap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. running. prevailing. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. in force. present. flowing. running. moving. in effect. all in the day's work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارِ] geçerli, yürürlükte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current expenditure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current account. account / current / running account. account current. book account. continuing account. controlling account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current exchange rate. current rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Denizi sahillerinde yaşayan kızılderili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karayib Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus birkaç cins ren geyiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rusça’dan). Rusya imparatoriçesi, çar’ın eşi veya kadın çar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tsarina czarina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). diş veya kemik çürümesi; yenirce; (bot). bir bitki hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» ten) (mü. câriha). t. Cerheden, yaralayan, yara açan: Cârih (yaralayan) ile mecruh (yaralanan) zabıta merkezine gönderildiği. Alât-ı eâriha = Yaralayıcı, kesici Aletler. Esliha-i câriha = Yaralayıcı, kesici silâhlar: Bıçak, hançer, pala, kılıç vs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارحه] yırtıcı kuş. 2.yırtıcı hayvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köylülerin giydikleri ayakkabı ki, sepilenmemiş sığır derisinden yapılır, kenarlarındaki deliklerine geçirilen deri şerit veya kınnapla ayağa bağlanır. 2. Çarık taklidi olarak bağlamalı hafif iskarpin. 3. Top arabasının tekerleğine İnişte konulan pabuç. Arnavut çarığı = Telâfinden, ucu sivri ve kıvrık, püsküllü ve süslü hafif ayakkabı. Çarığı çıkarmak = Nazikleşmek, köylülük hâlinden kurtulmak. Demir çarık = Çok dayanıklı ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawhide sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawhide sandal. shoe. sled. driver shoe. grouter. chock. mocassin. lug. slipper. trig. driving bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarık yapan ve satan esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarık giymiş. Çarıklı erkânıharp = Şaka maksadıyle uyanık köylüler hakkında söylenir: Sen bizim Mehmed’in görünüşüne bakma, o, öyle bir çarıklı erkânıharptir ki...

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhtelif tonlarda ses çıkaran çanlar; bu gibi çanlarla çalınan melodi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -nae) (bot)., (zool). omurga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük açık araba; (Kan). köpek ile çekilen kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). çürümüş (diş veya kemik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygaracı, geveze, terbiyesiz, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaygara ve gevezelik etmek, edepsizlik ve şamata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyan» dan) (c. cevârî). 1. Halaylık, eskiden parayla alınıp satılan kız: Bir câriye aldı. 2. Esasen savaşta esir olmuş veye ilk sahibi tarafından satılarak eş olmak üzere alınmış kız: Câriyesinden bir oğlu vardır. (Arapça’da birinci mânâsı umumiyetle kızdır. Yâ’nın teşdidiyle câriyye olarak okunması galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female slave. concubine. odalisque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female slave. concubine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concubine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاریه] halayık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir İpekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s), (mat). aynı dikey çizgi üstünde olmayan iki noktadan sarkan bir zincir veya kordonun çizdiği eğri; (s). bu eğriyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جباری] zorbalık. 2.beceriklilik, tuttuğunu koparma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکاری] cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). yüz yıl yaşamış olan, yüz yıllık, yüz yıla ait;(i). yüz yaşındaki kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir alt derecedeki mahkemenin gördüğü bir davanın dosyasının bir üst mahkemede incelenmek üzere celbini isteyen müzekkere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü: câriye). Cariyeler. (bk.) CAriye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواری] halayıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). dikkatle, ihtiyatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). eski zamanlarda kullanılan iki tekerlekli savaş veya yarış arabası; dört tekerlekli hafif gezinti arabası; (f). araba ile taşımak; araba ile gitmek; araba sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş veya yarış arabası sürücüsü, arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -mata) inayet, ihsan; Tanrı vergisi; başkalarını etkileyebilme yeteneğini veren ayrıcalı ruhsal kuvvet. charismat'ic (kerizmat-ik). (s). bu çeşit kuvveti olan; Tanrı vergisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayırsever, yardımsever, cömert; merhametli, şefkatli; hayır işleri ile meşgul olan. charitableness (i). hayırseverlik; merhamet, hoşgörürlük charitably (z). cömertçe; hoşgörürlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayırseverlik, yardımseverlik; merhamet; sadaka; hayır işi; hayır cemiyeti, yardım derneği charity school (ing). hayat okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünden sonra kap kacak ile yapılan gürültü, teneke çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (argo). cimri; (i). peynir kabuğu; önemsiz bir şey; hasisçe bir davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yapraklı karayosunlarından bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdâra mensup, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya atılmak, ihraç olunmak: Erkenden evden çıkarıldı. Dolaptan bir kitap çıkarılmış. 2. Tard edilmek, kovulmak: Mektepten çıkarıldı. 3. Alınmak, suyu veya özü alınmak: Bu çiçeklerden güzel su, bu sütten yağ çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken out. to be expelled. to be extracted. to be omitted. to be produced. to be published.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Cântllk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bileşikgillere ait bir bitki, (bot). Senecio cruentus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -raria). yakılan ölünün küllerinin muhafaza edildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sirküler yollamak: sirküler halinde kaleme almak. circulariza'tion (i). sirküler yollama. circularizer (i). sirküler yollayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ipekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Mercan balığına benzer bir cins alaca balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipek ve pamukla dokunan bir çeşit kumaş. 2. Sarı çizgili, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, bir balık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakınlıkla, komşulukla ilgili, yakın, komşu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakınlık, komşuluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aydınlatma, açıklama, vuzuha kavuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aydınlatmak, açıklamak, tasfiye etmek; aydınlanmak, açılmak, izah edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). klarnet. clarinetist (i). klarnetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). açık, temiz, vazıh;(i)., (müz). boru, zurna; (şiir). bu çalgının sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklık, vuzuh, berraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. clearing

tic. takas

İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temizleme işi; açığa çıkarma; aydınlatma; açıklık, meydan; takas, kliring. clearinghouse (i). kliring odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). Ievazım sınıfı; eskiden S.S.C.B.'nde siyasi örgüt; komiserlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aksilik, zıtlık, tezat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bilakis, aksine; ters istikamete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). kumarin, tat veya koku veren ve kan pıhtılaşmasını önleyen bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Surgu darısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palan örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coumarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

-(i). çariçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Daradar, darı darına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «tarik» ki tarla gibi tarmak fiilinden olup, o da tırmıklamak ve ekmek demektir). Tahılın Türkler’ce eskiden en tanınmışı olan ufak taneli zahire: Arnavut darısı, boz darı. Dibine darı ekmek = Çok tetkik etmek, uzun uzadıya sormak (bugün bitirmek, sömürmek mânâsında kullanılmaktadır). Darısı başınıza = Başkasının kavuştuğu bir nimete kavuşmak için dua yerinde kullanılır ki, bu de gelinin başına darı dökmek Adetinden ileri gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millet. millet plant. corn. maize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(akdarı): Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitkidir. Tohumları besin olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Darı unundan yapılan yiyecekler, zihin yorgunluğunu giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Hamilelere de faydası vardır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «darb» tan) (mü. dârıbe). 1. Döven, darbeden, dayak atan: Dârıb ile madrubu (dövüleni) tevkif ettiler. 2. Dört işlemden darp’ta (çarpma) bir sayının kaç defa tekrarlandığını gösteren rakam. Dirıb-ı müşterek = İki rakamı küsursuz vermek şartıyle çarpan rakam: Dirıb-ı müşterek-! ekber, dirıb-ı müşterek-i asgar = Bir rakamı aynı çarpma neticesini vermek şartıyle çarpan rakamların en büyüğü ve en küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mezar, merkad, kabir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miff. resentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «darılmak» mânâsında kullanılır, «darılmaca yok» deyiminde geçer). Darılma, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gücenmek, münfail olmak, hatır kalmak: Bana darı İdi. 2. Hiddetlenmek, gazab etmek, kızmak: Uşağına darı İdi. 3. Paylamak, azarlamak. Osm. tâzîr ve tekdir etmek: Siz kendisine biraz darılın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. get angry to. take offence. take offense. be in a huff. pout. be vexed with smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cross. to be angry. to be offended. to take offence. to scold. to reprove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cross. to get angry. huff. sulk. take affront. take amiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Darılmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend. aggravate. displease. pique. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Muhammed b. Abdurrahman. Hadis bilgini. Müslim ve Ebu İsa hadislerini Darimi’den aldıklarını söylerl(Erkek İsmi) En meşhur eseri Camiu’s-Sahih’dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Anadan doğma kör.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضریر] doğuştan kör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit geçirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. denarii) eski Roma'da gümüş para veya para birimi, dinar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri bir deniz solucanı (Fr. holothurie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin bir altsınıfı (Fr. acaliphes).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renklerinin parlaklığı dolayısıyle şakayıka benzetilen bir polip çeşidi (actiniae).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). depolarize etmek, kutbiyeti izale etmek. depolariza'tion (i). kutuplarını yoketme, kutupengellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dürrî). Parlak, renkli şeyler.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride meydana gelen çatlakları tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Alkol, asilbend.

Hazırlanışı : 100 gram alkole 10 gram asilbend konup, merhem yapılır. Çatlaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardım, Ar. muAvenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünkörü yapılan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Dilin üzerinde görülen çatlakların nedenini belirlemek gerekir. Önemli olmayan dil çatlaklarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karanfil, nişadır, hardal.

Hazırlanışı : Havana bir tatlı kaşığı karanfil, 1 tatlı kaşığı nişadır ve bir tatlı kaşığı hardal tohumu konur. İyice dövülür, günde üç kere dilin altına üstüne sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دینداری] dindarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairenin yarı çapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçeri’nin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outside of. forth. outside. exterior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. forth. out. outside. exterior. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. the outside. exterior. abroad. outdoors. forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go out. to go to the toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outdoors. outside. out of doors. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alfresco al fresco. out. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abroad. forth. out. outdoor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert amir, disiplin taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşitsizlik, müsavatsızlık, fark, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatallanmak, ayrılmak, dallanmak. divarica'tion (i). dallanma, yayılma, çatallanma; ayrılık, fark, uyuşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğum sancıları; doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur. Doğumu kolaylaştırma ve sancıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Sancılar başlayınca bir çorba kaşığı tatlı bademyağı içilir. Ayrıca karın ve tenasül organının çevresi bademyağı ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güçlük, zorluk.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Asıl adı Halid b. Seyd’dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine’ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul’a kadar gelip Bizanslılarla savaştı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary history. history of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrât). 1. ifrit gibi, ifrite benzer adamlar, hilekârlar, kurnazlar. 2. Şeytanlar. 3. Pek hâin cinler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). siyasal ve sosyal eşitlikle ilgili; (i). siyasal ve sosyal eşitliğe inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi akreb dilimizde kullanılmaz). Yakın akrabalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقارب] yakınlar, akrabalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerem). Keremler, cömertlikler, (bk.) Kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patates gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her bir hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijenini alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve bu esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonlayarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

İimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ensâr’a, Peygamberimiz’in Medine ahalisinden olan arkadaşlarına ait ve mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’da «anterî» denilirse de Türkçe’den gelir). 1. Basma, patiska ve kumaş gibi ince bir şeyden yapılma uzun elbise. 2. Kadınların düz ve süsüz elbisesi: Vaktiyle erkekler de entari giyerdi. Gecelik entarisi = Kadınların gece yatarken ve ev içinde giydikleri uzun gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's dress. dress- gown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gewand. kleid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Entari giyen: Entarili bir kadın geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Entari denilen elbiseye uygun: Entarilik basma.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esîr). Esirler, tutsaklar, (bk.) Esir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu Musa Abdullah b. Kays el-Eş’ari (Öl. 935). Ünlü kelam alimi, Eş’ari mezhebinin, kurucusudur. 40 yaşına kadar Mutezile görüşü benimsemiş, daha sonra Basra camiinden de herkese ilan ederek Mutezile’yi bıraktığını açıklamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (esrâr’dan c. olup sırr’ın ikinci cem’idir. Ar. cem’ü’l-cem’). Avuç ve alındaki çizgiler ki, bazı dolandırıcıların gaipten haber vermek iddialarına dayanak olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) Güney Amerika'da yetişen bir zambak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hıristiyan kilisesine mahsus Aşai Rabbani ayini, Komünyon, şarap ve ekmek yeme ayini; bu ayin için takdis edilen şarap ve ekmek. Eucharis'tic (s.) Aşai Rabbaniye ait; şükrana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyice tanıma, bilme, aşinalık, teklifsizlik, hususiyet, alışkanlık,ünsiyet; (gen.) (çoğ.) davranışlarda serbestlik,arsızlık, Lâubalîlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak, tanıtmak; tanımak, ilişki kurmak. familiarize oneself with poetry şiirle aşinalık peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ferağ’dan if.) (mü. fâriğa). 1. Boş, Osm. hâlî, tehî: Zihni, kalbi endişelerden fariğdir. 2. İşini bitirip kurtulmuş, artık işi gücü ve meşguliyeti kalmamış. Osm. Azâde, müsterih: işten, yazıdan, ticaretten fâriğ olduk. 3. Vazgeçmiş, terketmiş, el çekmiş, artık uğraşmaz olmuş: Ben kitap yazmaktan, şiir söylemekten fâriğ oldum. 4. Rahat, Asûde, dert ve gürültüden uzak. Fâriğ-ül-bâl = Kalbi rahat ve müsterih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who conveys property. assigner assignor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فارغ] boş. 2.rahat, huzurlu. 3.vazgeçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. fark’dan if.) (mü. fârika). 1. Ayıran, fark ve ayırt eden. 2. Fark olmasına sebep ve vasıta olan: Alâmet-i fârika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Ayırma işareti, ayrılma belirtisi, (bk.) FArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishing mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فارقه] ayırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık ağlarının alt ve üst taraflarına gerilen keçi kılından yapılma İP-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Arapça fariğ’den gelme olması mümkündür). 1. Fariğ olmak, vazgeçmek: Gönül farımaz. 2. Yılgınlık getirmek, bıkmak, usanmak, bezmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır unu, irmik, nişasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). un kabilinden,un gibi, nişastalı, irmikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). un veren; (bot)., (zool). una bulanmış gibi beyaz tozla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فارس] atlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Atlı (süvari). 2.Binici, ata binmekte maharetli. 3.Ferasetli, anlayışlı. 4.İran’ın güneyindeki Şiraz vilayeti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Faris).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Farsça, Fars dili. Acemce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فارسی] Farsça. 2.Fars, İranlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (yanlış tabir). Farsça; FArisîce bir beyit, Faristce konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fars edebiyatı, Farsça kaideleri, şiir vs. Fârisiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. feraîz). 1. Şer’an yapılması mecburî olan dînî işler: Namaz fârîzadır. 2. Vârislerden beherine şer’ an düşen hisse. 3. (c.) Ilm-i ferâiz. (bk.) Ferâiz. 4. mec. Yerine getirilmesi şart olan vazife: Bu, benim için farizadır. Fariza-i zimmetimdir = Boynumun borcudur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فریضه] farz. 2.borç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Thorshawn.

Nüfus: 1399 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nun Kuzeyinde Takımada.

Önemli Şehirleri: Thorshawn, Sandur, Sandvik, Klaksvik.

Din: Çoğunlukla Hıristiyan.

Dil: İzlanda Dili, Faroe Dili.

Yönetim Biçimi: Danimarka’ya Bağlı Özerk Bölge.

Tarih: Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde 22 volkan adasından oluşan takımada. İzlanda ile İngiltere arasında yer alan bu takımadanın merkezi Thorshawn’dır. Adalardan yalnızca 17’sinde insan yaşar. Ancak 2. Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle bir süre İngiliz denetimine geçti. 1946’da Faroe parlamentosu bağımsızlık ilan etti ama yeni meclis kararı değiştirdi. 1948’de özerkliği tanınan Faroe 1953’ten bu yana Danimarka meclisinde 2 üye ile temsil edilmektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Fedakârlık, fedâkâr olanın hâli, menfaatini, canını fedâ etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکاری] özveri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فهارس] fihristler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوارس] atlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. fıkrarîyye). Omurga kemiğine alt: AmOd-ı fıkarî = Omurga kemiklerinin teşkil ettikleri zincir ki, vücudun direği yerinde olup, ensenin başlangıcından kuyruksokumuna kadar uzanır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kan ve bağırsak parazitlerinden ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten vesaireyi dövüp tohumunu ayırmaya mahsus tokmak, keten tokmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten dövmeye yarayan tokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dövmek suretiyle; keteni döverek tel haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Commercial Papers)

İhraçcıların borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı kısa vadeli sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. firâriyye). Firara ait. Türkçe’de: Firar eden, kaçkın, kaçan: Asker firârîleri. Firârîleri tuttular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. escapee. runaway. jailbreaker. prison-breaker. fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive. deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive. deserter. absconder. escapee. renegade. runaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فراری] kaçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). nehir ve denizin birleşik faaliyeti sonucunda hâsıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma hamamlarında serinleme yeri, soğukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kara nakil vasıtalarına yüklenen yükün yükseklik ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

template. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loading gauge. clearance. mold. mould. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غریب] gurbette yaşayan. 2.yabancı. 3.kimsesiz. 4.tuhaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yabancı, acaib. Kimsesiz, memleketinden uzak. Türk dil kuralları açısından “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Piyasa musikisinde Hümâyûn makamında olan bazı parçalara yanlış olarak verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Garip gibi, garipcesine. 2. Üzgün, elemli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. garîb, Fars. nüvâhten = okşamak). Kimsesiz yabancıları koruyan, onlara yardım eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. garîb = yabancı, kimsesiz, Fars. perverden = beslemek). Kimsesiz yabancıların imdadına yetişip kendilerini himaye eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kolalı erkek gömleği biçiminde kadın bulüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretch. poor-fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. garâib). 1. İşitilmemiş hal veya olay, görülmemiş veya az görülmüş şey, görülmedik ve işitilmedik iş: Taşra gazeteleri hemen her nüshaya bir garibe basmayı vazife sanırlardı. Bazı tarihçiler garâib naklinin eserleri için rağbet kazandırdığını sanırlar, o adamın garâib-i ahvâlini naklede ede bitiremiyorlardı. 2. Tuhaf hikâye, Osm. rivâyât-ı acîbe: Bize bir garibe nakletti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Garib).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریب الدیار] gurbette.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. gark’tan smüş.) (mü. garîka). 1. Suda boğulmuş, Ar. mağruk. 2. bollukla bir şeya nâil olan, Ar. müstağrak: Garîk-ı rahmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریق] boğulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. garm’dan smüş.) (c. guremâ). Alacaklı, Osm. dâin, mukriz. Taksînvi guremâ = Borçlunun malının alacaklılar arasında bölünmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GARİB) (i. A. gurbet, garâbet’ten smüş.) (mü. garibe). 1. Yabancı, yabancı yerde bulunan, gurbette yaşayan: Ben, burada garibim. 2. Kimsesiz, zavallı, çaresiz: Şu garibe acıyın, garibe bir kadındır. 3. Alışılan tarz ve surette olmadığı için tuhaf görünen, acayip, bambaşka: Garip iş, garip bir hayvan. 4. Tesirli ve kederli: Şu kuş garip garip ötüyor. 5. Düşkünler, yabancı, kimsesiz ve fakir adamlar. Gariplerin imdadına yetişmek, gurebâya yardım etmek, Gureba hastahanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strange. curious. droll. awkward. bizarre. freak. freakish. kinky. odd. queer. screwball. fantastic. fantastical. fancy. comical. cranky. crotchety. eccentric. exotic. fanciful. far-out. funny. funny peculiar. grotesque. out-of-the-way. outlandish. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queer. bizarre. cranky. crotchet. curiosity. curious. extraordinary. fantastic. freakish. funny. grotesque. odd. offbeat. outlandish. singular. strange. unaccountable. unaccustomed. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd. peculiar. strange. unfamiliar. needy. abandoned. destitute. stranger. amazing. bizarre. curious. exotic. fanciful. fantastic. far out. freakish. funny. grotesque. kinky. marvellous. mysterious. novel. outre. queer. surreal. unnatural. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queer fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yabancılık, kimsesizlik. 2. Bîçârelik, güvensizlik, zavallılık: O adamın, o kadının garipliği gerçekten acınacak haldedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendini bir yerde yapayalnız, koruyucu ve dosttan mahrum görüp müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to feel lonely. to feel out of place. to find strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to find sth strange or curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cafcaflı, fazla süslü, gösterişli; havai, hoppa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریزه] içgüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غریزی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير اختياری] elinde olmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gazruf). Gazruflar, kıkırdaklar, (bk.) Gazruf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

Özellikle ülkemizde orman arazileri üzerindeki doğal vejetasyon kaldırılarak, tarla ve bahçe tarımı yapılır. Fakat çoğunlukla yamaçlarda olan bu tarlalar 2-3 yıl sonra fakirleşip verimsiz hale gelince terk edilir, yeni tarla elde etme için yeni ormanlar ortadan kaldırılır. Onun için buna “gezici orman tarımı” da denmektedir.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bugün artık hemen hemen her evde buzdolabı var. Günlük gıdalarımızı bozulmasınlar diye buzdolabında saklarken, uzun süre saklayacaklarımızı da buzluk veya derin dondurucu dediğimiz kısmına koyuyoruz. Gıdaların normal hava şartlarında bozulmalarının nedeni, bu ortamda gıdada bulunan bakterilerin, mikropların kısacası mikro organizmaların gelişerek faaliyetlerini sürdürmeleridir.

Gıdaları soğukta veya dondurarak muhafaza en çok başvurulan ve püf noktaları olan yöntemlerdir. Bu arada gıda muhafazasında tam tersi yollar da vardır. Isıtarak muhafaza ve kurutma gibi. Hatta turşu kurmak bile bir muhafaza yöntemidir. Dondurarak muhafazaya geçmeden önce pastörizasyon, sterilizasyon gibi sık sık ismini duyduğumuz veya etiketlerin üzerlerinde gördüğümüz terimlerin anlamlarına bir bakalım.

Gıdaları daha dayanıklı kılmak amacıyla uygulanan yöntemlerden pastörizasyon ve sterilizasyon ısıl uygulama ile muhafaza anlamına gelmektedirler. Sterilizasyonda gıda 100 derecenin üzerinde ısıtılır. 100 derecenin altındaki ısıl uygulamalar ise pastörizasyon adını alır. Her iki yöntemde de amaç daha işin başında bakteri ve mikropları öldürmektir.

Hangi yöntemin uygulanacağını gıdanın asit durumu belirler. Asit oranı fazla gıdalarda bakteri ve mikropların ısıya dirençleri azalır. Bunun için düşük asitli gıdalar sterilize edilirlerken yüksek asitli gıdalar pastörize edilirler. Ancak sütte durum farklıdır. Süte pastörizasyon işleminin uygulanmasının asıl amacı dayanıklı bir ürün elde etmekten ziyade verem mikrobunu öldürmektir.

Kurutarak saklamada, su ortamdan uzaklaştırılır. Böylece bakteri ve mikropların gelişmesi önlenir, biyokimyasal reaksiyonlar en aza indirilir. Ancak yine de bazı kimyasal reaksiyonlar oluşur ve bunlar da renk koyulaşmasına ve gıdanın acılaşmasına yol açarlar.

Soğukta muhafazada, gıdanın hücre suyu, en fazla donma noktasına kadar soğutulur. Meyve ve sebzelerde bu sıcaklık +4 ile -2 derece arasındadır. Bu yöntemin en yaygın kullanma yeri buzdolabıdır ve dondurarak muhafaza ile karıştırılmaması gerekir.

Günümüzde gıdaların dondurularak saklanması çok yaygın bir şekilde uygulanan en iyi muhafaza yöntemidir. Bu yöntemde hücre suyunun donması ve hücrelerin ölmesinin sağlanmasına kadar sıcaklık düşürülür. Gıdalar genellikle -40 derecede dondurulur, -18 veya -20 derecede muhafaza edilir.

Gıdadaki su miktarının azalması bakteri ve mikropların yaşamalarına uygun olmayan bir ortam yaratır. Ancak dokulardaki suyun donarak buza dönüşmesi sırasında hacim büyüdüğünden hücrelerdeki doku yapıları da bozulabilir. Bunu önlemek için donma olayının hızı çok iyi kontrol edilmelidir.

Gıdaları yavaş yavaş dondurursak oluşan buz kristalleri hücre dokularını parçalayacağından, yapısı bozulmuş olan bu gıda çözünme sırasında dışarıdan gelecek bakterilerin hücumuna karşı direnç gösteremez ve çabucak bozulur, donma sırasında oluşan buz kristallerinin boyutları, donma hızına bağlıdır. O halde donma, buz kristallerinin büyümelerine fırsat bırakmayacak şekilde mümkün olduğunca hızlı olmalıdır (şok donma).

Bu şekilde dondurulmuş gıdalar tüketiciye ulaşana kadar dondurulmuş durumda olmalı ve depolarda -18 derecenin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü bir kere dondurulduktan sonra çözülen gıda artık steril değildir, hatta bu durumda bozulma daha hızlı oluşur, tekrar dondurmak da çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration of absence. decree in absence. decree pro confesso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dik ve düşmanca bakışlı; çok parlak, göz kamaştırıcı; apaçık, hemen göze çarpan. glaringly z. dik dik bakarak; göz kamaştıracak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dindar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rules of good forms. rules of etiquette. canons of conduct. code of conduct. manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughly speaking. by rule of thumb. tumb rule. straight eye. by just looking at it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Watchlist Companies Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler ve/veya hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağan dışı durumların ortaya çıkması, hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler tarafından kamunun zamanında, tam ve sürekli aydınlatılmasına ve mevcut düzenlemelere uyum konusuna gerekli özenin gösterilmemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve kamu yararı gereği hisse senetlerinin Borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici ya da sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek gelişmelerin oluşması nedeniyle şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında, sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, hisse senetlerinin likidite imkanını kesintiye uğramadan İMKB bünyesinde işlem görebileceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gramer uzmanı, dilbilgisi kitabı yazarı, gramerci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) toplu halde yaşayan veya gezen; topluluğu seven; (bot.) sürü halinde bulunan, salkım halinde yetişen; sürüye ait. gregariously (z.) toplu halde, topluca. gregariousness (i.) toplu halde bulunma veya yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Gubar ile ilgili, toza benzer, tozdan. 2. Eski yazımızda bir yazı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ tâbir etme, düş yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçme, geçiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haç şeklinde olan, dikine biribirini ortadan kesen iki düz çizgi şeklinde olan. Ar. salîb-üş-şekl: Haçvârî yol. Salip şeklinde olarak: İki yol orada haçvârî karşılaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد اصغری] en az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perişanlık, düşkünlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. arbitral award. arbitration award. arbitrum. decree arbitral. arbitrator award / decree / umpirage. arbitrator's award / finding. arbitrament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol ve serbest akan bir şeyi tasvir ederek art arda kullanılır. Hargür = Köpeklerin harıltısı gibi devamlı kavga ve çekişme: O evde hargür eksik değildir, (bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواری] düşkünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hereb» den if.) (mü. hâribe). Kaçan, firâr eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هارب] kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâib). Bir kimsenin geçineceği şey, rızık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİÇ) (i. A. «hurûc»dan if.) (mü. hârice). Dış, dışarı, bir şeyin dışarısında bulunan, Fars. bîrûn, dahil mukabili: Hesaptan hariç. 1. Bir şeyin dış tarafı, dışarısı, dış tarafı, harici: Bu evin hârici, dahilinden güzeldir. 2. Ecnebi memleket: Eskiden şeker hariçten gelirdi, (matematik) HAric-i kısmet = Bölme işleminin neticesi, bölüm. Meselâ 20 sayısını 5’e bölünce bulduğumuz 4 rakamı hâric-i kısmettir. Hâric-ez-memleket = Devletler hukukunda aslında bir memlekette iken, hükmen başka memlekette sayılmak: Elçiler hâric-ez-memleket imtiyazını haizdirler. Hâric-an-il-merkez = Merkezden dışarıya yatkın kuvvet, Fransızca excentrique. Eklenen harflerle mekân zarfı mânâsını ifade eder: Hariçte, harice, hariçten: Dışarıda, dışarıya, dışarıdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. but. save. excluding. excepting. except for. but the. barring. not including. save. bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. barring. except. excepted. excluding. exterior. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. exterior. outer surface. foreign place. except for. with the exception of. barring. except. excepting. excluding. not included. than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارج] dış, dışarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dışardan, dış tarafında, dıştan: Evi haricen ve dahilen boyatmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارجا] dıştan, dışarıdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dıştan, dışla alâkalı. 2. Yabancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrinsic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior. external. out. outer. outside. foreign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign. external. exterior. exotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارجی] dış ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign affairs. external diseases. foreign affairs dışişleri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign affairs. external diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خارجيه] dışa bağlı, dışarıya ilişkin. 2.dışişleri bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (umûr-ı hâriciyye’den kısaltılmış). Yabancı devletlerle bilhassa siyasî münasebetleri düzenleyen bakanlık: Hâriciye nezâreti, bakanlığı, hariciye nâzırı, vekili, bakanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Dışişleri bakanlığına bağlı memur. 2. Dış hastalıkları hekimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat. specialist in external diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomat. specialist in external diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a diplomat. the diplomatic profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etli yahni; yeşil fasulye. haricot bean kuru fasulye .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرید] satın alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خریدار] müşteri, alıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâid). 1. Bâkir kız. 2. Delinmemiş inci, Fars. dürr-i nâsüfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HERİF) (i. A. hırfet’ten smüş.). 1. Sanat arkadaşı, aynı meslekte olan, Fr. collfegue. 2. içki ve eğlence arkadaşı. 3. (Türkçe söylenişi: herif) Adî ve bayağı adam, aşağı, basit insan: A herif. 4. Adam, şahıs, öteki: Herif size açıktan söylüyor, siz anlamıyorsunuz. Herif size haber verdi, ne kabahati var? (bk.) Herif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güz mevsimi, Fars. hazin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حریف] rakip. 2.meslektaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esnafça eğlenceye giden, esnaf gibi her biri masrafının hissesini vererek (Arifâne denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hârika). Yırtan, yaran, ortadan ayıran, Osm. şakkeden. Yalnız şu tâbirde geçer: Hârık-ı Ade = Adetî, tabiîyi, alışılmışı yırtan. Mucize ve keramet sahibi olan, hârikulâde. (bk.) HArikulâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Bir yerin ve yapının tutuşup yanması, yangın: Hartk vuku buldu. Harîkı itfâ etmek = Yangını söndürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. hark’dan if). (mü. hârika). Yakan, yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریق] yangın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F. A.) (c. harîk-zedegân) (Ar. harîk = yangın, Fars. zeden = vurmak). Yangına uğramış, yangın vermiş: Harîk-zedegâna iane toplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Harîkzede’nin c. Yangına uğramış kimseler, yangından zarar görmüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ateş, nâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havârik). 1. Hârikulâde şey. Eşyanın tabiati dışında ve tabiatin üstünde olan garip şey: Bir hârika oldu. 2. Hârika sayılacak derecede üstün şahıs, dehâ: Ibni Sİnâ bir hârika idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wonderful. marvellous. marvelous. fabulous. gorgeous. fantastic. fantastical. yummy. beautiful. bully. cool. corking. divine. far-out. in the groove. groovy. immense. jolly good. keen. no mean. old. phenomenal. prodigious. ripping. scrumptious. splen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautiful. brilliant. dreamy. exquisite. fabulous. fantastic. gorgeous. great. heavenly. incredible. lovely. marvellous. prodigious. rare. sensational. smashing. superb. terrific. tremendous. wonder. wonderful. miracle. marvelous. extraordinary. great!. w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. wonder. marvelous. extraordinary. brilliant. fabulous. fantastic. far out. first rate. glorious. gorgeous. heavenly. marvel. prodigious. prodigy. rip roaring. top- notch. wonderful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارقه] harika.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşi görülmemiş, şaşılacak, (bk.) HArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. stupendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارق العاده] olağanüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Bol bol ve serbest akan su vesaireyi ve buna benzeterek bir şeyin bollukla akışını tasvir ve taklit eder ve ekseriya art arda kullanılır: Bahçede sular harıt harıl akıyor. Harıl harıl söylemek = Büyük bir serbestlikle ve devamlı, ara vermeden lâkırdı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harlarken çıkan ses (bk.) Harlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the roar of a burning fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Herkesin girmesi yasak olan kutsal yer: Harîm-i hâs = Eskiden bir büyük adamın hususî dairesi. 2. Harem, harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حریم] kutsal. 2.harem. 3.avlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Biri için kutsal olan şeyl(Erkek İsmi) 2.Harem dairesi, harem. 3.Evin içi gibi, başkalarına kapalı olan y(Erkek İsmi) 4.Bir evin civarı. 5.Avlu. 6.Ortak, şerik. 7.Hacıların, hac zamanı giydikleri giysi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [حریم عصمت] kutsal saha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça harun’dan galat). Gemden anlamaz ve doğru gitmez huysuz at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (arın’dan galat ki, o da arık ve argın gibi, armak Türkçe fiilinden gelir). Yorgun, zayıf, bitkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yorulup pek bitkin düşmek. 2. (at) Huysuzlanıp doğru gitmemek ve gemden anlamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İpek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریر] ipek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. harîriyye). 1. İpekten dokunmuş: Akmişe-i harîriyye = ipek kumaşlar. 2. İpek gibi yumuşak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریری] ipekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİS) (i. A.). Tamahkâr, pek fazla arzu ve hırs ile isteyen: Mala haris bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avaricious. ambitiously. greedy. acquisitive. ambitious açgözlü. hırslı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greedy. acquisitive. overly desirous. ambitious. avid. grasping. rapacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حارث] çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حارس] bekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریص] hırslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhafız, bekçi, gözcü. 2.Koruyan, koruyucu. 3.Son derece hırslı olan. 4.Yemen’de bir Arap kabilesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Harîscesine, hırslı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Haris).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خارستان] dikenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİTA) (i. A. Yunanca’ dan). 1. Bir bölgeyi, ülkeyi, devleti, kıtayı, dünyayı veya dünyanın herhangi bir parçasını belirli projeksiyon usulleriyle belirli nisbetlerde küçülterek gösteren resim veya şekil: Harîta-i berriyye, harîta-i bahriyye = Kara haritası, deniz haritası. Harîta-i mücesseme = Kabartma harita. Harîta-tüs-semâ = Yıldızları gösterir harita. 2. Meşinden kese ve torba, dağarcık, mec. Bu, haritada yoktu = Umulmuyor, beklenmiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map. chart. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map. chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خریطه] harita.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapan veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapma işi, kartografi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography. surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİYY) (i. A.). Lâyık, de ğer, sezâ, müstahak (itaf. olan ahrâ daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Amuderya’nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy’a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Azgın hayvanların ağzına ve ayının dudağının üstüne geçirilen demir halka (halk dilinde: Hırızma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aşağı halk demek olan, Arapça haşâre’den olsa gerektir). Yaramaz, rahat durmaz, sert, hırçın, zaptı müşkül: Haşarı adam, et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of hand. disorderly. naughty. out-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. mischievous. wild. obstreperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sertlik, hırçınlık, rahat durmaz ve zaptı müşkül olan at veya adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruly behaviour. wild prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواستگاری] görücülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air map. weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather conditions. the climatic / weather conditions. the climatic condition. weather condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâriyyûn). Havârîler, Hazret-i Isâ’nın 12 arkadaşının her biri. (bk.) Havâriyyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârici). Hâriciler, HArici mezhebinden olanlar, (bk.) HArici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hârika). Hârikalar. (bk.) HArika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خوارق] harikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi havârî pek kullanılmaz). Hazret-i Isâ’nın, İncil’i düzenleyip Hıristiyanlığı yayan arkadaşı ve mürîdi. (tıp) Havâriyyûn merhemi — Bir çeşit merhem. Fr. dodcafarmacum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dervişlerin giydikleri kolsuz ve omuzbaşlarında üçgen şeklinde birer parçası olan bir çeşit kısa elbise ki, hırkanın altına giyilerek ebdestlik yerini tutardı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme duyusu, işitim; işitme; (huk). celse, duruşma, oturum; ses erimi. hearing aid kulaklık, işitme cihazı. hard of hearing ağır işiten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog iums, ia) kurutulmuş bitki koleksiyonu; böyle bir koleksiyonu saklamaya mahsus oda veya bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültulü ve neseli, şen şatır. hilarity (i). neşe, kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret, serbest meslek sahibine hizmet karşılığında verilen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle. 2. Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insaniyetperver, hayır seven, insancı, insani; yardımsever kimse. humanitarianism i. hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Macar; Macar dili; s. Macar, Macaristan halkından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) hükümdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ege denizi (eski bir isim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İdare ile alâkalı; idare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managerial. administrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اداری] yönetimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 bardak sıcak suya 1 tutam nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Tamamı bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çay bardağı dolusu arpa konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İftara mahsus yemek, çerez vesaire. 2. Davetlilere diş kirası namıyla iftarda verilen hediye, para.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افطاریه] iftarlık, iftar için hazırlanan yiyecek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ihbâriyye) (edebiyat). Vuku bulmuş veya bulacak bir halden haber vermeye ait, emir, yasak, dua ve arzu gibi mânâlara delâlet etmeyen (fiil, cümle vesaire): «Ben geldim, o gelecektir» cümleleri ihbarî cümleler ve «sen gel, o gelmelidir» cümleleri inşâİ cümlelerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaçak eşyayı hükümete haber verene ödenen para, muhbir ücreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü ihtlyâriyye). İnsanın kendi irâde, arzu ve isteğiyle olan, mecburî olmayan: Mektebimizde Almanca öğrenmek ihtlyârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facultative. voluntary. optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختياری] kişisel seçime bağlı, isteğe bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احضاری] hazırlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (hukuk). Birinin mahkemeye celb ve daveti için alınan harç.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm Sony stereo video kameralarda, önceden kaydedilmiş iki dilli yazılımın çalması için kullanılan kanalı seçen bir anahtar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. iktidâriyye). Güç ve iktidara alt (edebiyat). Fiil-I iktidâri = Türkçe gramerde yapabilmek ve yapamamak gibi müsbette iktidar ve menfide iktidarsızlık gösteren fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik arıtma sonrası atık suyun kalitesini arttırmak için uygulanan fiziko-kimyasal süreçlerin tümü. ( Advanced treatment)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Artukluların Mardin ve Silvan kolundan iki Atabeyin adı. 2.Komutan, önd(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

POI (ilgi alanları). Kullanıcının örneğin yakındaki belli bir bölgede, belli bir kasabada ya da belli bir ülkedeki oteller gibi ilgi alanlarını araştırmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, musavatsızllk; oransızlık, nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. impresario.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İnkâriyye). İnkârla alâkalı, yollu. Istifhâm-ı inkârî = Olmaz maksadiyle olur mu yollu sual.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak bulunmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha ‘uygun olabilirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, kalıtımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yansının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her iki yarısının da bir birinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşitli görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özdeştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki ‘left’ kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan ‘lyft’ kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki ‘right’ ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak olmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha uygun olabailirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, katılımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.

İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.

Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yarısının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her, iki yarısının da birbirinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.

Solakların oranı hakkında çeşiti görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özleştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.

Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.

İngilizce’de sol anlamındaki “left” kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan “lyft” kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki “right” ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) değişmeyen, her zaman bir olan, sabit bir durumda kalan. invariabil'ity (i.) değişmezlik. invar'iably (z.) değişmeyerek; aynı şekilde, istisnasız; mütemadiyen, her zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) değişmesi imkânsız sabit; (i.), (mat.) sabit nicelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neanderthal. strapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İri yapılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burly. powerfully built. strapping. beefy. hefty. husky. spanking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curiously enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanlarda işitme zararları 65 dB (desibel) ses şiddetinden sonra başlar. Bu zararlar sinirlenme ve vejetatif sinir sisteminin tahrip edilmesi gibi kısa süreli reaksiyonlara neden olur. Ses şiddeti uzun süre 90 dB üzerinde devam ederse insanda organik işitme zararları meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Trading Volume)

Bir piyasada, bir seansta ya da belli bir dönemde alınıp satılan (el değiştiren) menkul kıymet adedidir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel filmli fotoğraf makinelerinin ISO ayarlarını gösteren beş ayar mevcuttur: ISO 100, 200, 400, 800 ve otomatik. Bu sayede fotoğrafçı, kolayca doğru hassasiyet seviyesini belirleyebilmekte ve zorlu koşullarda en iyi görüntüyü elde edebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel filmli fotoğraf makinelerinin ISO ayarlarını gösteren dört ayar mevcuttur: ISO 100, 200, 400 ve otomatik. Bu sayede fotoğrafçı, kolayca doğru hassasiyet seviyesini belirleyebilmekte ve zorlu koşullarda en iyi görüntüyü elde edebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hava basıncı eşit olan (yerler).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Karagöz familyasından bir balık (sargus anularis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenn-i ispençiyari Eczacılık, Osm. fenn-i saydelânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istidâriyye) (anatomi). Dönerek ve daire teşkil ederek olan: Hereket-i istidâriyye = Barsakların bu şekildeki hareketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istimrâriyye) (e.). Bir düziye sürüp gitmek mânâsını ifade eder. Siyga-i istimrâriyye Dilimizde «rek» ve «rak» edatlarlyle son bulan fiil kipi: «Giderek» ve «yazarak» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaining wall. supporting wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iztırarî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İşvekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Acıhıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İtibâriyye). Gerçek ve fiilî olmayan, farazi olan: Doların gerçek değeri ile İtibârî değeri arasındaki fark; bu bir emr-l İtibârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiduciary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. nominal saymaca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اعتباری] göz kararı. 2.var sayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.) (Rumca’da: zümrüt renginde). 1. Bir cins küçük balık. 2. İçilmiş sigara artığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea bream. butt. fag-end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette end. fag end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ıztırâriyye). Mecburiyet altında olan, istek ve arzuyla değil mecburiyetle yapılan. İ Türk alfabesinin on ikinci harfi, düz ünlülerin incelerinin darı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضطراری] zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabarmış, şişmiş, üfürülmüş: Yanağının bir tarafı kabarıktı, (i.). 1. Kabarmış, şişmiş yer, hava veya su ile dolu ufak sivilce: Vücudunda birtakım kabarıklar belirdi. 2. Çuha vesaire üzerinde havın kalkmasından hâsıl olan çıkıntılı nokta: Bazı kumaşlarda yağmur damlalarından kabarıklar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouffant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzzy. protuberant. puffy. swelling. swollen. turgid. blistered. bulgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. puffy. blistered. swollen. high. great. blown up. swelling. hunch. inflated. flush. umbonate. raised. convex. fluffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high water. high tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبل التاریخی] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin almayacağı kadar pahalı idi. Zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı Bu nedenle, terziler dügmeleri hizmetçilerin sağına, hanımların ise soluna gelecek şekilde diker oldular.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kahkariyye). Arkasını çevirmeyerek ve daima harp ederek dönmek hareketine ait; ric’at-ı kahkariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem-kâr elinden çıkmış, kalem işi, el ile nakş veya hâkkolunmuş: Kalemkârî yemeni, tavan, kutu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ قلمکاری] nakkaşlık. 2.kalem işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir.

- Sinirlenmeyin.

- Sigarayı bırakın.

- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın.

- Fazla yorucu işler yapmayın.

- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin.

- Koşmayın, acele etmeyin.

- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın.

- Kabız olmamaya dikkat edin.

- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin.

- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın.

- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın

- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin.

- Bol bol yoğurt yiyin.

Ayrıca aşağıdaki reçetelerden dilediğinizi kullanın.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 3 kahve kaşığı süzme bal konur. Iyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem her yemekten sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmkârlık, bahtiyarlık, saadet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Herhangi bir yetki sahibini perde arkasından yöneten kimseler, Osm. ricâl-i gayb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camarilla. power behind the throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public interest. the public interest. public benefit. common interest. common weal. public capacity. the public good. public purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepet ve hasır örmeye yarayan ince bir cins saz, sepetçi söğüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kandarı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kantar resmi, satılıp alınan şeyleri tartan kantarcının aldığı resm: Kantâriye müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Meyvesinden turşu yapılan gebreotunun bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iş bilirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.

Karaciğerin görevi :

- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.

- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.

- Vücudun ısısını ayarlar.

- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.

- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.

- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.

Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :

Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limonsuyu.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına, 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limon suyu karıştırılır. Sabahları aç karnına içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in moderation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eş, Ar. refika, zevce, halîle: Filânın karısı. Karı koca = Ar. zevceyn. Karı koca kavgası = Karı ile koca arasındaki kıskançlık kavgası. Karakoca olmak = Evlenmek. 2. İnsanın dişisi, çamaşırcı karı, aşçı karı (hürmet için, kadın denilir). Çarşamba karısı = 1. Umacı, sihirbaz. 2. mec. Saçları dökük ve birbirine karışmış, üstü başı intizamsız kadın. Karılar (kadınlar) hamamı = mec. Gayet gürültülü yer. Karı düzeni Kadın hilesi. Kocakarı = Yaşlı kadın, Ar. acûz, Fars. pîre-zen. Kocakarı masalı, ilâcı. Kocakarı soğuğu = Kış aylarının sayılı soğuğu, berdelacûz

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kırâatı ten if.) (c. kariîn, kurrâ). 1. Okuyan, mütalaa eden, okuyucu. 2. Kur’an-ı Kerîm’i okuma işini usul ve kaidesince ve tecvîd ile okumayı bilen adem (birinci mânâda birinci ve ikinci mânâda İkinci cem’i kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. wife. spouse. woman. dame. jane. bedfellow. broad. the old woman. old lady. old woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. consort. momma. skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. spouse. married woman. broad. consort. dame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارء] okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couple. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband and wife. married couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارئه] bayan okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ckurb» dan smüs.) (mü. karîbe). 1. Mekân veya zamanca uzak olmayan, yakın: Bursa, İstanbul’a karîbdir. Bayram karîbdir. 2. Nesil, soy ve zürriyetçe veya münasebetçe insana yakın bulunan, akraba, komşu: İnsan yalnız kendini düşünmeyip karîbini de düşünmelidir. 3. Yakın, yaklaşık, hemen: Uç seneye karîbdir ki bu işle uğraşıyorum. Beş seneye karîb zaman geçti. An-karîb = Yakında, çok geçmeden: O iş an-karîb bitecektir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریب] yakın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریبا] yakında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kabuklulardan, tuzlu veya tatlı sularda yaşayan bir böcek. Teke veya deniz tekesi adıyla da anılır (palaemon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâih). 1. İnsanda kendiliğinden hâsıl olan fikir, kasit ve ninyet. Fransızca: initiative. 2. Padişahın bir resmî yerden sunulmadan kendiliğinden verdiği yazılı veya sözlü irâde: Karîha-i seniyye-i hazret-i pâdişâhîden filân zâta mîralaylık rütbesi tevcih buyruldu. Karihadan falan memuriyete tayin olundu. 3. Fikir, zihin, düşünüp hiçten bir şey meydana koyabilen fikir kuvveti: O şairde kariha vardır. Karihasının genişliğine insan hayran olur. O adamda hiç kariha yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریحه] düşünme gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara bakmaktan hâsıl olan göz karartısı Kara bakmaktan kararmış, hastalıklı: Karık göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir kimsenin, bir şeyin veya bir olayın biçimi gülünç hale getirilerek çizilmiş resmi. 2. mec. Beceriksizce yapılmış şey, taslak: Ev karikatürü, insan karikatürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. take-off. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. comic strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karikatürist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art or work of a caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karikatür çizmeyi meslek edinen ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karikatür haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caricature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı koca olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kadınlaşmak, huyları kadın huylarına benzemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısı olan: Bazı toplumlarda erkekler çok karılı olabilir. Karılı kocalı = Karı koca birlikte: Karılı kocalı bize geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having wives. having wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadın sıfat ve hâli: Karılık bazı ağır işleri yapmaya mânidir. 2. Zevcelik, eşlik, eşin sıfat ve vazifesi: On dört yaşında bir kız, kocalık, karılık nedir bilmez. Adama üç ay karılık etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wifehood. wifeliness. being a broad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do her wifely duty by her husband. to double-cross sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karışmak. 2. mec. Hayvan çiftleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanın karnını yoklayıp semizliğine bakmak: Kuzuyu karımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan ve hayvanın belden aşağısında, mide ile barsakları ve böbreklerle mesaneyi ve kadında rahmi içine alan boşluk, Ar. batn, Fars. şikem: Karnı şiş. Karın ağrımak, karın acıkmak, karın doymak. 2. Her şeyin boşluğu, boş yeri: Geminin karnı. İki gemi karın karına gelmek: Yan yana bitişik durmak. 3. Rahim: Beni dokuz ay karnında taşıyan annem. Bir karından doğan kardeşler. 4. iç, batın: Herkesin karnındakini Allah bilir. 5. Arap harflerinde bazı harflerin içi: Cİm’in karnı (nûn ve sâd gibilerininkine kâse denir). Karın ağrısı = 1. Karındaki ağrı, sancı. 2. (halk dilinde: karnaksı) bedduâ tâbiri olup seslenen ve çağırıp bağıran adama cevaben söylenir. Aç karnına = Aç iken, bir şey yemezden. Karnı burnunda = Dokuz aylık gebe, doğurması yakın (kadın). Karnı geniş = Tahammüllü, Ar. mütehammil, hazımlı: Cim karnında bir nokta = Cahil. Karnıyarık = Ortadan yarılmış ve içine kıyma konmuş patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karn» dan smüş.). (mü. karine) (c. kurenâ). 1. Yakın, karîb. 2. Bir adamla akrabalık ve münasebeti olan, hısım, komşu, arkadaş, Fars. hem-dem, hem-cins: Bir edamın hâli karîninden sorulur. 3. Bir şeye erişen, bir hâl ile sıfatlanan: Karîn-i kabûl = Makbûl. Karîn-i takdir = Takdire erişmiş. SaSdetkarin = Saadete erişmiş 4. Mâbeynci: Karîn-i sini = İkinci mâbeynci. Kurenâ-yı hazreti şehr-yârîden. Ser-kurenâ = Başmabeynci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventral. abdomen. belly. stomach. tummy. tum. inside. paunch. pod. venter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdomen. abdominal. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdominal region. abdomen. belly. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قرین] yakın. 2.eş dost.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Yakın. 2.Nail olan. 3.Hısım komşu. 4.Mabeynci.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Hazımsızlık ve yemeklerin neden olduğu karın ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tarçın, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 10 gram tarçın konur. Kaynatıldıktan sonra 1 çay bardağı içilir. Aynı işlem yemeklerden sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache. bugger. stomachache. thingamajig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stomach ache. colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdominal cavity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemi kaburgalarının temeli vaziyetinde olan omurganın altına bağlı iğreti omurga ve umumiyetle teknenin deniz altındaki kısmı: Bu geminin karinası temizlenmeye muhtaç. Karına etmek, karinaya basmak Gemiyi karinası meydana çıkacak surette öbür yanı üzerine yatırmak: Gemiyi karına edip altını tamir etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilge. underwater hull. bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom of a ship. bottom. careenage. keel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömiicü mânâsıyle «karmak» tan). Toprağın içinde kendilerine has bir usul ve nizamla yaşayan; yazın taneler toplayıp müşterek yuvalarında biriktiren küçücük ve incecik bir siyah böcek, Ar. nemel, Fars. mûr: Atlı, ak, kara, kızıl, kanatlı, kum karınca: Bu böceğin çeşitleri, mec. Mütevazı şahıs: Karınca kaderince (kadrince). Karıncanın Hazret-i Süleyman’a bir çekirge budu sunması, eski edebiyatta tevazu ve mahviyet örneği olarak çok geçer. Çokluk da gösterir: Karınca gibi kaynıyor. Karınca yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic. ant. pismire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant. blowhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı. 2. Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor. 3. Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Zarkanatlıların, beş bin kadar türü sayılan bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karıncası olan, karınca dolmuş: Karıncalı reçel. 2. Pastan veya fena dökülmekten dolayı ince delikleri olan: Karıncalı top, demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalbin tepe ksımında bulunan iki odacık. Sağ karıncık = Kanı akciğerlere basan karıncık. Sol karıncık = Kanı vücuda basan karın cık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâin). Kapalı ve müphem bir şeyin açıklanıp anlaşılmasına sebep olan hal, bir meçhulün malûm olmasına yarayan şey, emâre, ipucu: Hırsızın buradan geçmiş olduğuna dair karineler vardır. Karine ile okumak; anlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presumption. evidence. trace. clue. prima facie evidence. circumstantial evidence. prima-facie evidence. intendment. presumptive evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرینه] ipucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemiler). Karın karına gelmek, yan yana gelip dokunmak: Vapur rıhtıma karınlamıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull up alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karnı büyük, karnı şiş, şişman: Karınlı adam, at 2. İçi geniş, boşluğu çok: Karınlı şişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki yana sallanıp karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşların tüy değiştirdikleri mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Anafor sularına karışan akıntının hâsıl ettiği çevrinti. 2. Bir dağ veya başka engelin görünmesiyle rüzgârın kesildiği sükûn yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. karîre) (kurret’ ten smüş.). Sevinmiş, Fars. şâd. Ar. mesrûr. Karîr-ül-ayn = Gözü aydın, iyi bir şey görmekle sevinen: Evlât ve ahfâdınızın mürüvvetini görmekle karîr-ül-ayn olasınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık elin başparmağı ucundan serçe parmağı ucuna kadar olan mesafe ki, ölçü gibi kullanılır: Uç karış bir arşın sayılır. Bir karış = Kısalık için kullanılır: Bir karış boyu ile. Karış karış = Karışla ölçer gibi her tarafı tafsilâtlı şekilde: Ben Anadolu’yu karış karış bilirim. Karış karış gezdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. hand span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birleşen, karışmış olan, Ar. muhtelit, mümtezic. 2. Müdahale eden: Sizin işinize karışan yoktur, işime karışan olmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışmış, Ar. memzûc, mahlut, muhtelit, muhtelif şeylerden veya çeşitten mürekkep: Karışık un, karışık çiçekler. Süt ile yumurta karışık. Hâlis ve sâf olmayan, hile veya Adi şeyle karıştırılmış: Karışık su, yağ. 3. Birbirine geçmiş karma karış, Ar. müşevveş: Karışık saç, ipek, iplik. 4. Tertipsiz, intizamsız, nizamsız: Bu kâğıtlar, bu kitaplar pek karışık. 5. Müşevveş, muğlâk, anlaşılmaz: Karışık iş, karışık yazı. 6. Cinler ile le karışmış, rûhen dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. complicated. compound. composite. disorganized. confused. adulterated. complex. knotty. knotted. calico. chequered. combined. blended. deep. disconcerted. disordered. hugger-mugger. huggermugger. hybrid. inexplicit. inextricable. intricate. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. composite. convoluted. disconnected. garbled. impure. indiscriminate. kinky. mixed. turbid. turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. motley. assorted. miscellaneous. heterogenous. adulterated. not pure. confused. disorganized. jumbled. complicated. complex. in a state of commotion. intricacy. convoluted. impure. indiscriminate. intricate. involute. prolix. of sorts. troublous. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’deki tüm parçalar rasgele sırada çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Armonide uyguların seyrek ve sık duruşlarının bir araya gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İntizamsızlık, nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evde daima bir karışıklık vardır. 2. Fesâd, kargaşa, fitne, Asâyiş zıddı: Çin’de yine bir karışıklık çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty kettle of fish. confusion. disorder. riot. chaos. mess. mix-up. bedlam. bungle. cataclysm. clamor. clamour. clutter. commotion. complexity. complication. disarrangement. disorderliness. disorganization. disturbance. dogs dinner. embroilment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaos. clutter. commotion. complication. confusion. disarray. disorder. disturbance. ferment. intricacy. mess. misunderstanding. muddle. shuffle. tumble. turbulence. turmoil. welter. tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karışla ölçmek. Alın karışlamak = 1. Beğenmek ve övmek, Aferin okumak. 2. Meydan okumak: Bunu yapabilecek adamın alnını karışlarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the span of one's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışmak işi. bk. Karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mixing. interference müdahale. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. mixing. mingling. meddling. interposition. intervention. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleşip, birbirinin içinde dağılmak, erimek, altüst olmak. Osm. meze ve haltolunmak, ihtilât ve imtizâç etmek, uyuşmak, birleşmek: Yağ ile su karışmaz. Yumurta ile süt karıştı. 2. Karma karış olmak, düzeni bozulmak: Bu kâğıtlar pek karışmış. Saçları karışmış. Birbirine girmek, fesat ve fitne düşmek. 4. Müdahale etmek, taraf olmak, işin içine sokulmak: O da gelip karıştı. Ben hiç karışmayıp uzaktan baktım. Ben karışmam ne isterseniz yapın. 5. Bulanmak: Midem karıştı. 6. Birleşmek, iki nehrin suyu bir olmak, biri diğerine dökülmek: Yeşilırmak, Kızılırmak’a karışır. 7. Bakmak, idare etmek, idaresi kendisine ait olmak; idaresinden mesul olmak: Bu işe polis karışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut into. have one's hand in. poke one's nose into. put one's nose into. thrust one's nose into. put one's oar in. be mixed up. mix in. mix. get mixed. blend. interfere. meddle. cut in. be confused. amalgamate. butt in. combine. commingle. commix. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. embroil. interfere. intervene. meddle. mingle. mix. tangle. to mix. to mingle. to tangle. to interfere. to intervene. to meddle. to become complicated. to be confused. to join. to flow into. to run into. to be involved in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix with. to be mixed with. to be dispersed in. to get mixed up. to become confused. to become fumbled. to become turbid / rough. to interfere in. to meddle in. to flow into. to join. to become part of. to become responsible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışma işini yaptıran: Bu eşyayı, bu kitapları böyle karıştıran kimdir? 2. Fesat, ayrılık koyan: Araları iyi idi, şimdi elbette bir karıştıran vardır. 3. İki nehrin birleşip karıştıkları yer, kavşak. Fransızca: confluent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fesat, ayrılık koyan, ortalığı birbirine katan, fesatçı, nifakçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixer. blender. agitator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitator. blender. liquidizer. mixer. mixing. seditious. mischief-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blender. mixer. mixing machine. that stirs up trouble. one who breaks up a friendship by talebearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işine konu olmak, altüst olunmak: Harç ara sıra karıştırılmak lâzımdır. 2. Karmakarışık edilerek bozulmak, ifsâd edilmek: Çocuklar dersleriyle meşgul olup rahat dururken, bir yaramaz çocuğun içlerine girmesiyle, hepsi karıştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mixed together. to be confused with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. combination. implication. infusion. mix. mixture. scramble. shuffle. shuffling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işini yapmak, altüst etmek: Sütle yumurtayı karıştırmak. Sıva harcını iyice karıştırmalı. 2. Kışkırtmak, ifsâd eylemek: O, fena bir adamdır, kerkesi birbirine karıştırdı. 3. Nizam ve tertibini bozmak, karma karış etmek: Benîm kitaplarımı kimse karıştırmasın. Bu kâğıtları kim karıştırdı? 4. Birinden bahsetmek, bir işe veya söze sokmak: Rica ederim beni karıştırmasın. İşin içine o zavallıyı da karıştırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess smth. about. make hay of smth. mix. mix up. blend. stir up. disarrange. disorder. complicate. confuse. mistake. shuffle. add. admix. amalgamate. churn. commingle. commix. concoct. confound. darken. diffuse. disarray. discompose. disconcert. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. blend. cloud. complicate. confound. confuse. disarrange. disorder. disturb. entangle. mingle. mistake. mix. muddle. obscure. perturb. pick. ravel. root. ruffle. scramble. shuffle. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix. to stir. to blend. to confuse sb or sth with. to get things mixed up in one's mind. to rummage through. to thumb through. to get sb involved in or mixed up in sth. to introduce one topic alongside another. adulterate. amalgamate. combine. commingl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاریز] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: kâh-rîz, halk dilinde: keriz). Yer altında çirkef yolu, lâğım (Farsça’da yer altındaki su yoluna da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charisme "Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca etkileyicilik karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charisme

etkileyicilik

Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارئين] okuyucular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter disorder. in complete confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnı yarılarak kıyma doldurulan patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with meat filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish made of eggplant stuffed with ground meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Oyun, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frown. lour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ne tarafa, ne cihette, nereye doğru?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kürrâse). bk. Kürrâse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lutuf ve kerem sahibine, kerem-kâr olanlara ait: Zât-ı keremkârîleri; bir muâmele-i keremkârî ile.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kibar).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Aslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.

İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.

Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.

Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalını sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?

Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir. İlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür.

Boğaya Persliler taparlar, Afrika Zuluları ise öldürüp safrasını içerlerdi. Tüm bu geleneklerin temelinde, hayvanın gücü yatmaktadır. Bu geleneğin bir şekilde İspanya’ya geldiği, Avrupa ülkeleri içinde feodal düzeni en son terk eden bu ülkede de kalıcı olduğu sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erythema. rush. blotch. chilblain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymen. maidenhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition key / switch / cut-out / lock. key switch. starter key. switch key. contact breaker. fire lock. breaker trembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kestirilmek, kat’ ettirilmek, çekilip ayrılmak, sökülmek, Osm. kal’edilmek: Bu İp el İle koparılmaz, kökleri koparılabllecek gibi mi? 2. (yemi; vs.) Kesilmek, toplanmak, değirilmek, Osm. iktitâf edilmek: Bu mevsimde bağdan yaprak, gül ağacından çiçek, üzüm, elma koparılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be snapped off. to be broken off. to be picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

columnist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndicated columnist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(momordica): Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu - sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ülserini tedavi eder. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su içmek çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa, su.

Hazırlanışı : 6 bardak suya 1 tane pırasa doğranır. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving. life-saver. savior. saviour. saver. rescuer. a card up one's sleeve. liberator. messiah. redeemer. salvor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messiah. salvation. saver. saving. saviour. savior. breakdown lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverer. wrecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurtarmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be saved. to be rescued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officers of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir. 12. yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bazitli mantarlardan, şapkası etli, kalın, koni biçiminde ve pürüzlü olan, zehirsiz bir mantar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) at ve sığır tutmak için boyunlarına atılan ucu ilmekli ip, kement; at bağlama ipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) özellikle dinde geniş düşünüşlü, mutaassıp olmayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Parlayan, parıldayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa düşünce ve harekette serbestlik taraftarı kimse; hürriyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane müdürü, kütüphane memuru. librarianship i. kütüphanecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Uskumruya benzeyen, karnı benekli bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalya’nın Lipari adalarının adından) (jeoloji). Bir talk çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mat. logaritma. logarith'mic(al) s. logaritmaya ait. logarith'mically z. logaritma usulü ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Büyük bölme, çarpma, kök ve kuvvet almaları yapabilmek için bulunmuş usul. Logoritma aritmetik ve geometrik iki sayı dizisinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

log. logarithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Logaritmayı ilk kez 1730 – 1790 yılları arası yaşayan bir Türk bilgini olan Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştu. Gelenbevi İsmail Efendi matematikle uğraşırken sayı değerlerini ondalık bölümlere göre düzenleyip hesapları son derece kolaylaştıran bir sistemi kendiliğinden bulmuş, ancak bunu pratik bir uygulama sayıp fazla önemsemediğinden kimseye bahsetmemişti. Bu, Batı’da kullanılan “logaritma” idi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baştan çıkartan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yaşadığı farz edilen kimse; ayı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîrâc). Mîrâclar, göğe yükselişler, (bk.) Mİrâc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mârifet). 1. (bk.) Marifet. 2. (T.). Millî eğitim ve millî kültür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ministry of Education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معارف] bilimler. 2.kültür. 3.Millî Eğitim Bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

millî eğitim bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maarifle uğraşan, millî eğitim teşkilâtında çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâreke). (bk.) MAreke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Macarlarin oturdukları ülke ki, Tuna’nın iki tarafında olup bir devlet teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary. hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Romanya’nın kuzeybatısı.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 93,030 km².

Sınırları: toplam: 2,171 km.

sınır komşuları: Avusturya 366 km, Hırvatistan 329 km, Romanya 443 km, Sırbistan 151 km, Slovakya 677 km, Slovenya 102 km, Ukrayna 103 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: Ilıman; kışlar soğuk, bulutlu ve nemli, yazlar ılımlı geçer.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tisza Nehri 78 m.

en yüksek noktası: Kekes 1,014 m.

Doğal kaynakları: Boksit, kömür, doğal gaz, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %49.58.

daimi ekinler: %2.06.

Diğer: %48.36 (2005).

Sulanan arazi: 2,300 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 9,981,334 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.86 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.66 yıl.

Erkeklerde: 68.45 yıl.

Kadınlarda: 77.14 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.32 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,800 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2001 verileri).

Ulus: Macar.

Nüfusun etnik dağılımı: Macar %89.9, Romalı %4, Alman %2.6, Sırp %2, Slovak %0.8, Romanyalı %0.7.

Din: Roma Katolikleri %67.5, Calvinist %20, Lutherci %5, ateist ve diğer %7.5.

Diller: Macar %98.2, diğer %1.8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.4.

erkekler: %99.5.

kadınlar: %99.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Macaristan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Macaristan.

Yerel tam adı: Magyar Koztarsasag.

yerel kısa şekli: Magyarorszag.

Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Başkent: Budapeşt.

İdari bölümler: 19 bölge, 20 kentsel bölge ve 1 başkent; Bacs-Kiskun, Baranya, Bekes, Bekescsaba, Borsod-Abauj-Zemplen, Budapest, Csongrad, Debrecen, Dunaujvaros, Eger, Fejer, Gyor, Gyor-Moson-Sopron, Hajdu-Bihar, Heves, Hodmezovasarhely, Jasz-Nagykun-Szolnok, Kaposvar, Kecskemet, Komarom-Esztergom, Miskolc, Nagykanizsa, Nograd, Nyiregyhaza, Pecs, Pest, Somogy, Sopron, Szabolcs-Szatmar-Bereg, Szeged, Szekesfehervar, Szolnok, Szombathely, Tatabanya, Tolna, Vas, Veszprem, Veszprem, Zala, Zalaegerszeg.

Bağımsızlık günü: 1001 (Kral Stephen tarafından birleştirilmiştir).

Milli bayram: St. Stephen Günü, 20 Ağustos.

Anayasa: 18 Ağustos 1949.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik K


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Eklemlerde hissedilen ve çoğunlukla soğuk algınlığından sonra görülen ağrıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar.

Hazırlanışı : 1 tane acıhıyar ezilir. Çıkan suyu ile ağrıyan yerler ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elected head of a neighbourhood executive officer of a district of a to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elected head of a neighbourhood executive officer of a district of a to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court decision. decision of a court. legal decision. judicial ruling. determination of a court. sentence of a court. juridical writ. decree. court decree. decree of court. determination. judicial order. resolution. rule of court. ruling of th.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court decision. decision of a court. legal decision. judicial ruling. determination of a court. sentence of a court. juridical writ. decree. court decree. decree of court. determination. judicial order. resolution. rule of court. ruling of th.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıtma. malarial s. sıtmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) çin'de askeri veya mülki yüksek memur; mandalina, bot. Citrus reticulata; mandalina rengi; manda lina liköru; b.h. eskiden çin'in resmi dili olan bir Kuzey çin lehçesi mandarin. duck çin ördeği, zool. Aix galericulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Margarin yapımında kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). 1. İç yağlarında bulunan, margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle elde edilen, 47 derecede eriyen ve besin değeri olan bir madde. 2. Nebâtî yemek yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

margarine. oleomargarine. oleo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

margarine. marge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fatty substance, extracted from animal fats and certain vegetable oils, formerly supposed to be a definite compound of glycerin and margaric acid, but now known to be simply a mixture or combination of tristearin and tripalmitin. a glyceryl ester of mar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

margarine. marge. vegetable butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a glyceryl ester of margaric acid. a spread made chiefly from vegetable oils and used as a substitute for butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. margarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çayır kasımpatı): Dağlarda ve çayırlarda yetişen güzel çiçekli bir bitkidir. Kasımpatıya benzer. Dalları ufaktır. Yeşil yaprakları dantela gibidir. Çiçeklerin etrafında beyaz yaprakları vardır. Ortası altın sarısı rengindedir. Çiçekleri yaz aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Egzama, temriye gibi deri hastalıklarında şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meryem Ana muridi; iskoçya kraliçesi Mary'nin taraftan olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnat sahibi, inatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «irfânadan) (c. maârif). 1. Bilgi, ilim, Fars. dâniş. 2. Hüner, maharet, ustalık, san’at: Bu, bir mârifettir, herkesin yapacağı iş değildir. 3. Hüner ve san’atla yapılmış bir usûl ve terkip: Bu makinenin, bu Aletin bir mârifeti vardır. 4. mec. Garip durum ve hareket, tuhaflık: Birtakım mârifetler yapıyordu. 5. Vasıta, aracılık, yardım: İstediğiniz kitaplar emanetçi mârifetiyle gönderiliyor, (c.). İlimler ve fenler, öğrenimle elde edilebilen bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. talent. trick. artifice. cunning. gimmick. ingeniousness. ingenuity. stunt. wrinkle. attainments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feat. skill. sleight. trick. talent. ability. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special skill or talent. acquirement. art. craft. device. doing. doubling. ingenuity. science. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معرفت] bilme. 2.ustalık, beceri. 3.aracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Herkesin yapamadığı ustalık, herşeyde görülmeyen hususiyet, ustalıkla yapılmış olan şey. 2.Bilme, biliş. 3.Hoşa gitmeyen hareket. 4.Vasıta aracı, ikinci el. Marifetname: İbrahim Hakkı Bey’in divan kültürüne ait hazırladığı meşhur eseri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hüner ve mârifet sahibi, Fars. hüner-ver: Çok mârifetli adamdır. 2. Hüner ve mârifetle yapılmış, hünerli: Pek mârifetli bir makine icat etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimble fingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deft. skilled. talented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who possesses a special skill. deft. ingenious. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife çiçeği, bot.Tagetes erecta. bur marigold su keneviri, bot. Bidens tripartita. corn marigold altıncık, bot. Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. marijuana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir cins ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. marine) (fizik). Çekiçle dövülerek açılabilen: Altın mârin bir cisimdir, Fr. malteable.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. marina

den. yat limanı

Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yat limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (eti yumuşatmak için) zeytinyağlı salamurada bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denize ait, denizle ilgili, denizden çıkan, denizel; deniz iş1erine veya gemilere ait denizsel; deniz kuvvetlerine ait; i. silahendaz; denizcilik; deniz kuwetleri. marine insurance deniz sigortası. marine stores gemi levazımı. mercantile marin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. mariner's compass gemici pusulası. master mariner ticaret gemisi kaptanı; kaptanlık diploması olan denizci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kukla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «bîmaristân» dan galat). Hastahane.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait; evlenme ile ilgili. marital rights evlilikte karı kocaya tanınan haklar. maritally z. evlenme bağIıIığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz kenarında veya denize yakın; denizle ilişiği olan; denizciye mahsus; deniz seferleri ile ilgili. maritime law deniz hukuku. maritime power donanması olan devlet. maritime traffic deniz ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meriç nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şen’un adında birinin kızı olup hicretin 7.yılında kızkardeşi Şirin ile birlikte, Mukavkıs tarafından Hz.Muhammed’e (s.a.s) hediye edilen kıbti bir cariye. Hz.Peygamberin hanımlarından küçük yaşta ölen oğlu İbrahim’in annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «marazadan smüş.) (mü. marîze), t. Hasta, alîl, keyifsiz: İnsan marîz olmadan sıhhatine bakmalıdır, (i. A. c.) Maraza, hasta adam: Marîzlere mahsus araba. 2. (argo) Dayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arza dan im.). Bir şeyin göründüğü yer. Mâriz-ı itâbda = Azarlama maksadıyla. Mâriz-i teşekkürde = Teşekkür maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick. ill. sickly. tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مریض] hasta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارع] dizeler, mısralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (çokluğun çokluğu: masârifât) (m. masraf). Masraflar, (bk.) Masraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Barsakları yerli yerinde tutan içyağı zarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. masdariyye). Masdara ait: Edât-ı masdariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mastariyye» den galat, mastar = yeni şarap). Vaktiyle içki vs. den ayrıca alınan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden masdariyye (ve doğrusu mastariyye) denilen resmi tahsil eden memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Masdarın ifade ettiği mânâ: :«mek-mak» masdariyyet edâtıdır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şereflenme, elde etme: Bu saadete mazhariyet büyük bir şeydir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معارج] merdivenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبدأ تاریخ] tarih başlangıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mecrâ). Mecrâlar. (bk.) Mecrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medrec). Medrecler, yollar, (bk.) Medrec.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدارج] merdivenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medrese). Medreseler, (bk.) Medrese.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدارس] medreseler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. mefrak). Mefraklar, başın üst kısımları, (bk.) Mefrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by