Arif ne demek? | Arif anlamı nedir? | Arif

Arif anlamı nedir?

Arif ne demek?

Arif anlamı nedir?

Arif | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: arif

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfan» dan smüş.) (mü. arife). 1. Mâruf, meşhur, tanınmış, benâm: Namlı: Hacı Halîfe denmekle arif olan KAtib Çelebî. 2. Arif, irfan sahibi. 3. Eskiden ilkokul hocası veya kalfası. (Son iki mânâ ile dilimizde kullanılmaz olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfan» dan if.) (mü. Arife). Bilen, bilgi sahibi, dânâ, Aşinâ, vâkıf: Arif-i esrar = Sırlar bilen: Hüner ve fende Ariftir. Arif-i billâh = Allah’ı hakkıyle anlamış. Mürşid-i Arif = Tanrı sırlarını bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عارف] bilen, arif, irfan sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Meşhur, çok tanınmış, mütearif. 2.Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3.Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Arifler, bilgililer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Arifçe, Arife yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Arefe) (i. A.). Bayramdan bir gün evvelki gün. (Asıl kurban bayramının arifesine, yani zilhiccenin dokuzuncu gününe mahsustur ki, o gün hacılar Arafât’a çıkar. Sonra Ramazan bayramından bir gün evvelki güne dahi ıtlak olunmuştur). Arefe çiçeği: mec. 1. Bayramdan bir gün evvel bayramlık esvabını giyen (istihza yoluyla söylenir). 2. Çok süslenip gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bilgi ve irfan sahibi kadın. Uyanık, ince ruhlu, latif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day before a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارف] bilginler, arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aydınlatma, açıklama, vuzuha kavuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aydınlatmak, açıklamak, tasfiye etmek; aydınlanmak, açılmak, izah edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gazruf). Gazruflar, kıkırdaklar, (bk.) Gazruf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HERİF) (i. A. hırfet’ten smüş.). 1. Sanat arkadaşı, aynı meslekte olan, Fr. collfegue. 2. içki ve eğlence arkadaşı. 3. (Türkçe söylenişi: herif) Adî ve bayağı adam, aşağı, basit insan: A herif. 4. Adam, şahıs, öteki: Herif size açıktan söylüyor, siz anlamıyorsunuz. Herif size haber verdi, ne kabahati var? (bk.) Herif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güz mevsimi, Fars. hazin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حریف] rakip. 2.meslektaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esnafça eğlenceye giden, esnaf gibi her biri masrafının hissesini vererek (Arifâne denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mârifet). 1. (bk.) Marifet. 2. (T.). Millî eğitim ve millî kültür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ministry of Education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معارف] bilimler. 2.kültür. 3.Millî Eğitim Bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

millî eğitim bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maarifle uğraşan, millî eğitim teşkilâtında çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «irfânadan) (c. maârif). 1. Bilgi, ilim, Fars. dâniş. 2. Hüner, maharet, ustalık, san’at: Bu, bir mârifettir, herkesin yapacağı iş değildir. 3. Hüner ve san’atla yapılmış bir usûl ve terkip: Bu makinenin, bu Aletin bir mârifeti vardır. 4. mec. Garip durum ve hareket, tuhaflık: Birtakım mârifetler yapıyordu. 5. Vasıta, aracılık, yardım: İstediğiniz kitaplar emanetçi mârifetiyle gönderiliyor, (c.). İlimler ve fenler, öğrenimle elde edilebilen bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. talent. trick. artifice. cunning. gimmick. ingeniousness. ingenuity. stunt. wrinkle. attainments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feat. skill. sleight. trick. talent. ability. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special skill or talent. acquirement. art. craft. device. doing. doubling. ingenuity. science. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معرفت] bilme. 2.ustalık, beceri. 3.aracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Herkesin yapamadığı ustalık, herşeyde görülmeyen hususiyet, ustalıkla yapılmış olan şey. 2.Bilme, biliş. 3.Hoşa gitmeyen hareket. 4.Vasıta aracı, ikinci el. Marifetname: İbrahim Hakkı Bey’in divan kültürüne ait hazırladığı meşhur eseri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hüner ve mârifet sahibi, Fars. hüner-ver: Çok mârifetli adamdır. 2. Hüner ve mârifetle yapılmış, hünerli: Pek mârifetli bir makine icat etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimble fingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deft. skilled. talented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who possesses a special skill. deft. ingenious. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (çokluğun çokluğu: masârifât) (m. masraf). Masraflar, (bk.) Masraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haref» ten if.) (mü. münharife). 1. inhirâf eden, sapan, bir tarafa meyledip doğru gitmeyen, sapa, çarpık. 2. Değişmiş. 3. Sıhhatte olmayan. Münharifüi-mizâc = Keyifsiz. 4. (matematik) İki kenarı eşit ve diğer ikisi eşit olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» dan if.) (mü. munsarife). 1. Çekilip giden. 2. (e.). (Ar. gramerde) Tenvîn ve kesre kabûl eden (isim). Gayrı mur.sarif = Tenvîn ve kesre kabûl etmeyen isim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصرف] vazgeçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vazgeçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «örf» den if.) (mü. müteârife). 1. Birbirini tanıyan, tanışan. 2. Mâruf, bilinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilinir, belli, gerçekliği açık olan, isbat istemeyen, (bk.) Müteârif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعارفه] kanıtlanmak gerektirmeyecek kadar açık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساقين شبه منحرف] yamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sarfeden, harcayan. Değiştiren.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) -(bkz.Sarif).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deriyi kazıyıp kanatmak; (toprağı) taramak; incitmek, gücendirmek. scarifica'tion i. tarama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yamuk (y. k.). _

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شبه منحرف] yamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİF) (i. A. «irfan» dan mas.) (c. târîfât). 1. Etraflıca hususiyetlerini belirterek bildirme: Evini bana tarif etti; bir yemek tarif edeyim; insan tarifle her yeri bulabilir. 2. Bir ilim ve fenne ait bir meseleyi ilmî şekilde anlatma: Coğrafyada nehri nasıl tarif edersiniz? 3. Harf-i târîf = Fransızca, Arapça, Almanca, İngilizce gibi dillerde isimleri belirten kelime. Her dilde ve Türkçe’de yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. specification. characterization. delineation. depiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. definition. description tanım. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. recipe. account. characterization. depiction. direction. elucidation. explanation. portraiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge , tariff , rate , scale of charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin yapılışını, kullanılışını anlatan yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİFE) (i. A.). 1. Fiyat tistesi: Lokanta tarifesi. 2. Nakil vasıtalarının gidiş, geliş saatlerini bildiren liste: Vapur tarifesi. 3. Bir şeyin nasıl kullanılacağını anlatan kâğıt: İlâç tarifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tariff. price list. schedule. timetable. recipe. prospectus. receipt. scale. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rate. tariff. price list. timetable. schedule. directions. instructions. instruction sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tariff. schedule. schedule of rates. prices or charges. timetable. directions. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tariffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ithalât veya ihracat üzerine hükümetin koyduğu vergi; tarife; f. gümrük tarifesi yapmak; vergi koymak. preferential tariff dost memleketlere uygulanan indirimli gümrük tarifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinable. indescribable. ineffable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unspeakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasrif). Tasrifler. (bk.) Tasrif.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farklı şekilleri olan, biçim biçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZARİF) (i. A.) (mü. zarîfe) (c. zurefâ). 1. Nazik, letafetti: Zarif adam, zarif muamele. 2. (çokluğu Türkçe teklik gibi) Sevici kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canny. classy. clever. courtly. dainty. dandy. dinky. dressy. ducky. elegant. graceful. gracious. natty. neat. pretty. recherche. sharp. stylish. sylphish. sylphlike. sylphy. dandyish. go-go. pulchritudinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. elegant. graceful. natty. refined. smart. snappy. witty. clever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegant. graceful. refined. tasteful. gracious. polished (action , manner , style. comely. debonair. dressy. exquisite. fashionable. natty. neat. petite. subtle. svelte. tactful. willowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظریف] zarafet sahibi, nazik, nüktedan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nazik ve hoş konuşan, ince ve hoş tavırlı olan kimse, kibar. 2.İnceliği, latifliği ile hoşa giden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nazikâne, zarafetle, kibarca: Zarifâne muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظریفانه] zarifçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zarif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarif olma, incelik, nazikâne muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinement. elegance. tastefulness. grace. gracefulness. subtle wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by