Arış ne demek? | Arış anlamı nedir? | Arış

Arış anlamı nedir?

Arış ne demek?

Arış anlamı nedir?

Arış | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aris

Türkçe Sözlük

yahut ARİŞ (i.). Dokumacılıkta boy ipliği. Argaç mukabili, târ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kolun dirsekten aşağı kısmı, sâid. 2. Oküz arabasının oku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çardak, sundurma, salaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Şifalı Bitki

(kadıntuzluğu): Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk dilinde kadın tozluğu denilen bitki, berberis, zîreşk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - An gibi çalışkan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kalkmak, yerinden kalkmak, doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak, doğmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arısan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokratlık, aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokrat; asilzade, kibar kimse, hâkim sınıftan biri; aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic (s). aristokrasiye ait, asil, çok kibar. aristocrat'ically (z). aristokratça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). 1. Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2. Bu felsefe yolunda bulunma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aristokratlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy soyluerki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınıf farkı güden ülkelerde asîl sayılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. aristocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Yunan filozofu Aristo'ya ait; (i). Aristo nazariyeleri taraftarı. Aristotelianism (i). Aristoculuk. Aristotelic (s). Aristo'ya veya felsefesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aristo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeybee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey-bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). munevverlerce makbul olmayan ifade tarzı; edebiyatta ve sanatta bazılarınca alışılmış şekil ve yazıların haricinde kalan tarzda eserler; vahşilik, kabalık, barbarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaşma, barışma, silâh bırakma, sulh, musâlaha: Barış ettiler = Barıştılar, musâlaha ettiler. Savaştan veya dargınlıktan sonra tarafların uzlaşması, sulh, müsalâha: «Yurtta barış, cihanda barış Barış görüş olmak = Her türlü dargınlığı unutarak barışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. peace. reconciliation. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concord. peace. reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. reconciliation. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Savaşsızlık durumu. 2.Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3.Dirlik, düzenlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Barış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist. peaceful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceable. peaceful. peace-loving. pacific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışseverlik, kavga düşmanlığı, barışçı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (bk.) Ağırküre

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barysphère

jeol. ağır küre

Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmış, müsâlaha etmiş, sulh ve uyuşma içinde bulunan: Şimdi barışıkdıriar. mec. Uygun, muvafık, birbirini tutar (renk vesaire). Barışma, sulh, sulh yapma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barış, barışık, sulh, müsâlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmak fiili, müsâlaha, silâh bırakma, savaşa son verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. pacification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Savaşa veya anlaşmazlığa, müsâlaha etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make peace. make it up. make up. smoke the peace pipe. kiss and make up. make one's peace with. reunite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reconciled. to make it up. to come to an agreement. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make peace with one another. to be reconciled. to reconcile with sb. come together. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışçı olan, barış içinde yaşamaktan hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. pacific. peaceful. unwarlike. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. peaceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışdıran, iki hasım arasında sulh ettiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsalâha ettirme, arabulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Müsalâha ettirmek, arabuluculuk etmek, uzlaştırmak, mec. Renk vesaireyi uygunlaştırmak, uydurmak, imtizaç ettirmek, uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. reunite. make peace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. to reconcile. to conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reconcile. to make peace among. to effect a reconciliation. conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bearish

ekon. düşen piyasa

Borsada fiyat indirilmesine neden olacak eğilim, fiyat düşürücü özellik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayı gibi kaba ve sert; yontulmamış; borsada fiyat indirimine sebep olacak sekilde; fiyat indirmeye meyilli. bearishness (i). fiyatlar düşecek düşüncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amberbâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hastane. (Arapça’da dahi kullanılıp, Abbâsîler zamanında hastaneler bu namla yâd olunurdu).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuzca, domuzvari; şehevi; canavarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler 6. Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarları 7. yy.’da geldiler. Slavlarla karışarak 9. yy.da Hıristiyan oldular, 10. Ve 12. yy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -tharides) (ecza). kuduzböceğinden yapılan bir ilâç; kuduzböcegi, (zool). Cantharis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eyerin veya dizginin üstüne örtülen süslü örtü, haşe; kıyafet, elbise, giyecek; (f). haşe örtmek; süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygaracı, geveze, terbiyesiz, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaygara ve gevezelik etmek, edepsizlik ve şamata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -mata) inayet, ihsan; Tanrı vergisi; başkalarını etkileyebilme yeteneğini veren ayrıcalı ruhsal kuvvet. charismat'ic (kerizmat-ik). (s). bu çeşit kuvveti olan; Tanrı vergisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) Güney Amerika'da yetişen bir zambak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hıristiyan kilisesine mahsus Aşai Rabbani ayini, Komünyon, şarap ve ekmek yeme ayini; bu ayin için takdis edilen şarap ve ekmek. Eucharis'tic (s.) Aşai Rabbaniye ait; şükrana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فارس] atlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Atlı (süvari). 2.Binici, ata binmekte maharetli. 3.Ferasetli, anlayışlı. 4.İran’ın güneyindeki Şiraz vilayeti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Faris).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Farsça, Fars dili. Acemce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فارسی] Farsça. 2.Fars, İranlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (yanlış tabir). Farsça; FArisîce bir beyit, Faristce konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fars edebiyatı, Farsça kaideleri, şiir vs. Fârisiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فهارس] fihristler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوارس] atlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cafcaflı, fazla süslü, gösterişli; havai, hoppa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ tâbir etme, düş yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçme, geçiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARİS) (i. A.). Tamahkâr, pek fazla arzu ve hırs ile isteyen: Mala haris bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avaricious. ambitiously. greedy. acquisitive. ambitious açgözlü. hırslı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greedy. acquisitive. overly desirous. ambitious. avid. grasping. rapacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حارث] çiftçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حارس] bekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حریص] hırslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhafız, bekçi, gözcü. 2.Koruyan, koruyucu. 3.Son derece hırslı olan. 4.Yemen’de bir Arap kabilesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Harîscesine, hırslı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Haris).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خارستان] dikenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık elin başparmağı ucundan serçe parmağı ucuna kadar olan mesafe ki, ölçü gibi kullanılır: Uç karış bir arşın sayılır. Bir karış = Kısalık için kullanılır: Bir karış boyu ile. Karış karış = Karışla ölçer gibi her tarafı tafsilâtlı şekilde: Ben Anadolu’yu karış karış bilirim. Karış karış gezdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. hand span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birleşen, karışmış olan, Ar. muhtelit, mümtezic. 2. Müdahale eden: Sizin işinize karışan yoktur, işime karışan olmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışmış, Ar. memzûc, mahlut, muhtelit, muhtelif şeylerden veya çeşitten mürekkep: Karışık un, karışık çiçekler. Süt ile yumurta karışık. Hâlis ve sâf olmayan, hile veya Adi şeyle karıştırılmış: Karışık su, yağ. 3. Birbirine geçmiş karma karış, Ar. müşevveş: Karışık saç, ipek, iplik. 4. Tertipsiz, intizamsız, nizamsız: Bu kâğıtlar, bu kitaplar pek karışık. 5. Müşevveş, muğlâk, anlaşılmaz: Karışık iş, karışık yazı. 6. Cinler ile le karışmış, rûhen dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. complicated. compound. composite. disorganized. confused. adulterated. complex. knotty. knotted. calico. chequered. combined. blended. deep. disconcerted. disordered. hugger-mugger. huggermugger. hybrid. inexplicit. inextricable. intricate. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. composite. convoluted. disconnected. garbled. impure. indiscriminate. kinky. mixed. turbid. turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. motley. assorted. miscellaneous. heterogenous. adulterated. not pure. confused. disorganized. jumbled. complicated. complex. in a state of commotion. intricacy. convoluted. impure. indiscriminate. intricate. involute. prolix. of sorts. troublous. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’deki tüm parçalar rasgele sırada çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Armonide uyguların seyrek ve sık duruşlarının bir araya gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İntizamsızlık, nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evde daima bir karışıklık vardır. 2. Fesâd, kargaşa, fitne, Asâyiş zıddı: Çin’de yine bir karışıklık çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty kettle of fish. confusion. disorder. riot. chaos. mess. mix-up. bedlam. bungle. cataclysm. clamor. clamour. clutter. commotion. complexity. complication. disarrangement. disorderliness. disorganization. disturbance. dogs dinner. embroilment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaos. clutter. commotion. complication. confusion. disarray. disorder. disturbance. ferment. intricacy. mess. misunderstanding. muddle. shuffle. tumble. turbulence. turmoil. welter. tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karışla ölçmek. Alın karışlamak = 1. Beğenmek ve övmek, Aferin okumak. 2. Meydan okumak: Bunu yapabilecek adamın alnını karışlarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the span of one's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışmak işi. bk. Karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mixing. interference müdahale. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. mixing. mingling. meddling. interposition. intervention. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleşip, birbirinin içinde dağılmak, erimek, altüst olmak. Osm. meze ve haltolunmak, ihtilât ve imtizâç etmek, uyuşmak, birleşmek: Yağ ile su karışmaz. Yumurta ile süt karıştı. 2. Karma karış olmak, düzeni bozulmak: Bu kâğıtlar pek karışmış. Saçları karışmış. Birbirine girmek, fesat ve fitne düşmek. 4. Müdahale etmek, taraf olmak, işin içine sokulmak: O da gelip karıştı. Ben hiç karışmayıp uzaktan baktım. Ben karışmam ne isterseniz yapın. 5. Bulanmak: Midem karıştı. 6. Birleşmek, iki nehrin suyu bir olmak, biri diğerine dökülmek: Yeşilırmak, Kızılırmak’a karışır. 7. Bakmak, idare etmek, idaresi kendisine ait olmak; idaresinden mesul olmak: Bu işe polis karışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut into. have one's hand in. poke one's nose into. put one's nose into. thrust one's nose into. put one's oar in. be mixed up. mix in. mix. get mixed. blend. interfere. meddle. cut in. be confused. amalgamate. butt in. combine. commingle. commix. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. embroil. interfere. intervene. meddle. mingle. mix. tangle. to mix. to mingle. to tangle. to interfere. to intervene. to meddle. to become complicated. to be confused. to join. to flow into. to run into. to be involved in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix with. to be mixed with. to be dispersed in. to get mixed up. to become confused. to become fumbled. to become turbid / rough. to interfere in. to meddle in. to flow into. to join. to become part of. to become responsible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışma işini yaptıran: Bu eşyayı, bu kitapları böyle karıştıran kimdir? 2. Fesat, ayrılık koyan: Araları iyi idi, şimdi elbette bir karıştıran vardır. 3. İki nehrin birleşip karıştıkları yer, kavşak. Fransızca: confluent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fesat, ayrılık koyan, ortalığı birbirine katan, fesatçı, nifakçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixer. blender. agitator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitator. blender. liquidizer. mixer. mixing. seditious. mischief-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blender. mixer. mixing machine. that stirs up trouble. one who breaks up a friendship by talebearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işine konu olmak, altüst olunmak: Harç ara sıra karıştırılmak lâzımdır. 2. Karmakarışık edilerek bozulmak, ifsâd edilmek: Çocuklar dersleriyle meşgul olup rahat dururken, bir yaramaz çocuğun içlerine girmesiyle, hepsi karıştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mixed together. to be confused with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. combination. implication. infusion. mix. mixture. scramble. shuffle. shuffling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işini yapmak, altüst etmek: Sütle yumurtayı karıştırmak. Sıva harcını iyice karıştırmalı. 2. Kışkırtmak, ifsâd eylemek: O, fena bir adamdır, kerkesi birbirine karıştırdı. 3. Nizam ve tertibini bozmak, karma karış etmek: Benîm kitaplarımı kimse karıştırmasın. Bu kâğıtları kim karıştırdı? 4. Birinden bahsetmek, bir işe veya söze sokmak: Rica ederim beni karıştırmasın. İşin içine o zavallıyı da karıştırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess smth. about. make hay of smth. mix. mix up. blend. stir up. disarrange. disorder. complicate. confuse. mistake. shuffle. add. admix. amalgamate. churn. commingle. commix. concoct. confound. darken. diffuse. disarray. discompose. disconcert. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. blend. cloud. complicate. confound. confuse. disarrange. disorder. disturb. entangle. mingle. mistake. mix. muddle. obscure. perturb. pick. ravel. root. ruffle. scramble. shuffle. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix. to stir. to blend. to confuse sb or sth with. to get things mixed up in one's mind. to rummage through. to thumb through. to get sb involved in or mixed up in sth. to introduce one topic alongside another. adulterate. amalgamate. combine. commingl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter disorder. in complete confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kürrâse). bk. Kürrâse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Macarlarin oturdukları ülke ki, Tuna’nın iki tarafında olup bir devlet teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary. hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Romanya’nın kuzeybatısı.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 93,030 km².

Sınırları: toplam: 2,171 km.

sınır komşuları: Avusturya 366 km, Hırvatistan 329 km, Romanya 443 km, Sırbistan 151 km, Slovakya 677 km, Slovenya 102 km, Ukrayna 103 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: Ilıman; kışlar soğuk, bulutlu ve nemli, yazlar ılımlı geçer.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tisza Nehri 78 m.

en yüksek noktası: Kekes 1,014 m.

Doğal kaynakları: Boksit, kömür, doğal gaz, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %49.58.

daimi ekinler: %2.06.

Diğer: %48.36 (2005).

Sulanan arazi: 2,300 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 9,981,334 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.86 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.66 yıl.

Erkeklerde: 68.45 yıl.

Kadınlarda: 77.14 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.32 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,800 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2001 verileri).

Ulus: Macar.

Nüfusun etnik dağılımı: Macar %89.9, Romalı %4, Alman %2.6, Sırp %2, Slovak %0.8, Romanyalı %0.7.

Din: Roma Katolikleri %67.5, Calvinist %20, Lutherci %5, ateist ve diğer %7.5.

Diller: Macar %98.2, diğer %1.8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.4.

erkekler: %99.5.

kadınlar: %99.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Macaristan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Macaristan.

Yerel tam adı: Magyar Koztarsasag.

yerel kısa şekli: Magyarorszag.

Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Başkent: Budapeşt.

İdari bölümler: 19 bölge, 20 kentsel bölge ve 1 başkent; Bacs-Kiskun, Baranya, Bekes, Bekescsaba, Borsod-Abauj-Zemplen, Budapest, Csongrad, Debrecen, Dunaujvaros, Eger, Fejer, Gyor, Gyor-Moson-Sopron, Hajdu-Bihar, Heves, Hodmezovasarhely, Jasz-Nagykun-Szolnok, Kaposvar, Kecskemet, Komarom-Esztergom, Miskolc, Nagykanizsa, Nograd, Nyiregyhaza, Pecs, Pest, Somogy, Sopron, Szabolcs-Szatmar-Bereg, Szeged, Szekesfehervar, Szolnok, Szombathely, Tatabanya, Tolna, Vas, Veszprem, Veszprem, Zala, Zalaegerszeg.

Bağımsızlık günü: 1001 (Kral Stephen tarafından birleştirilmiştir).

Milli bayram: St. Stephen Günü, 20 Ağustos.

Anayasa: 18 Ağustos 1949.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik K


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «bîmaristân» dan galat). Hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medrese). Medreseler, (bk.) Medrese.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدارس] medreseler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mîrâs). (bk.) Miras.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEZARİSTAN) (i. F.). Ölüler için mezar kazılan yer, mezarlık, makbere: Duvarla çevrili bir mezaristan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askerlik ruhu, asker zihniyeti; savaşçı siyaset, militarizm; askeri üstünlük. militarist i. militarizm taraftarı. militariza'tion i. askerileştirme. mil- itarize f. askerileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset» ten if.) (mü. mütevârise). Miras kalan, irsen geçen, babadan evlâda kalarak devam eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Resim ve tasvir yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(nigâr-istân) (i. F.). 1. Resim, tasvir ve heykellerle dolu yer, resim ve heykel müzesi. 2. Putlarla dolu mâbed, puthane. 3. mec. Güzelleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Paris sehri; Truva kralı Priam'ın oğlu. Paris blue koyu mavi; mavi boya. Paris green arsenikli olup böcek öldüren açık yeşil boya. Paris white kap parlatmak için kullanılan bir çeşit tebeşir tozu. plaster of Paris alcı Parisian s., i. Paris'e ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir papazın idaresindeki mıntıka; ing. kaymakamlığa benzer bir idari bölge; bir kiliseye mensup olan cemaat. parish clerk kilise katibi; papaz muavini. parish school kilise okulu. on the parish kilise yardımıyle geçinen. parish'ioner i. bir kilise

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ferisilere ait; ikiyüzlü, mürai. Pharisaic Judaism. Musevi dini. pharisaically z. ikiyüzlülükle, mürailikle. Pharisaism i. Ferisilere mahsus tavır ve davranış; k.h. ikiyüzlülük, mü- railik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Musevilerde dini bir tarikata mensup kimse, Ferisi; k.dili kendini beğenmiş mürai kimse, ikiyüzlü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kutupyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddelerin özelliklerini polarılmış ışıkta incelemeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Zambakgillerden bir süs bitkisi (aloe). 2. Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan, tıpta ve boyacılıkta kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(azvay): Zambakgiller familyasından 180 kadar türü bulunan ve tropikal bölgelerde yetişen bir bitkidir. Bazan sapsız küçük bitkiler, bazan da dallı budaklı ağaçlar halinde bulunur. Yaprakları kalın ve etli olup, rozet şeklindedir. Çiçekleri yeşilimsi, sarı veya donuk kırmızıdır. Çoğu zaman üç renklidir. Yaprakları kesildiği zaman acı bir su çıkar. Pankima denilen bu su; hekimlikte kullanılır. Yurdumuzda da bulunur. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Vücudu kuvvetlendirir. Yanıkların sebep olduğu sancıları keser. Sirke ile karıştırılıp, saç diplerine sürülürse, dökülmelerini önler. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır. Mesane ve rahim hastalıklarından şikayet edenlerin de kesinlikle kullanmaması gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir salkım türü (luburnum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı saçlı ve umumiyetle beyaz benizli şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blond. fair. fair haired. fair-haired. blonde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blond. blonde. fair. fair-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blondness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senaryo yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cismanilik, dini mahiyeti olmayan işlerle meşguliyet; layiklik secular'ity i. cismanilik, dünyevilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. secularist

fel. dünyacı

Dünyacılık yanlısı kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Senaryo yazan muharrir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenarist. scriptwriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenarist. film author. stage author.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition to be preminent in sth trifling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Avlak, av yeri, avı çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPARİŞ) (i. F.). Ismarlama, bir şeyin yapılması veya gönderilmesi için emir verilme: Kitapçıya kitap sipariş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. commission. indent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. order. message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپارش] ısmarlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make to place an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca solidariste toplum bilimi "Dayanışmacılıktan yana olan." anlamındaki bu söz için dayanışmacı karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. solidariste

top. b. dayanışmacı

Dayanışmacılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spintariskop, alfa ışınları göstericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorghum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ilgın, bot. Tamarix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ru. yoldaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Varma, gitme, yetişme, Ar. vüsûl: Bu kadar çabuk varış. 2Anlayış sür’ati: Çok varışı vardır. Varışgeliş 5= Gidip-gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir damar hastalığı, toplardamarın hastalık derecesinde genişlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset.» ten) (mü. vârise) (c. verese). Akrabalık veya vasîllk yoluyla, ölen bir şahsın mal ve mülküne konan, miras yiyen.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır. Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır ve kabız olmamaya dikkat edilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu.

Hazırlanışı : Her akşam, bacaklar limon suyu ile aşağıdan yukarı doğru ovulur. Sonra, 1 karış yükseğe konup, dinlendirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent. arrest. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destination. arrival. accession. coming. finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successor. heir. devisee. heritor. inheritor. inheritress. inheritrix. survivor. varicose vein. varicosis. varicosity. varix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. varicose veins. varicose vein. varix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varicose vein. varicosis. successor. varicose veins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وارث] mirasçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cenab-ı Hakk’ın 99 isminden birisi. Mal ve mülkün, bütün değerlerin son ve gerçek sahibi yüce Allah. 2.Varis kelimesi, müslümanlar kastedilerek de kullanılmıştır. 3.Mirasçı, kendisine miras düşen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zeka, anlayış, akıl.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ceviz veya fındık, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç kabukları çıkarılmamış ceviz veya kabuklu fındık konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülüp, ülserli yere pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışlı, çabuk intikal eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. keenly intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gidip gelmek, görüşmek, dostluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabalık, bayağılık, adilik; halk deyimi, argo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı, yorucu, bıktırıcı, usandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakarmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. begging. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağılık bir şekilde yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yarmak işi, yarma: Bu adamın odun yarışı tuhaf. 2. Müsabaka, mükâfat kazanmak için bir işte birbini geçmeye çalışma: At yarışı, koşu, kayık yarışı. Çene yarışı = mec. Beyhude yere çok söyleyiş, gevezelik. Sidik yarışı = 1. Beyhude ve ehemmiyetsiz işlerde sen, ben davalarıyla uğraşma. 2. Asla geçemiyeceği bir kimse ile rekabete kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racing. race. racing. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymkhana. race. run. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. race. contest. vying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout. competition. contest. contestation. emulation. event. match. meet. racing. rivalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. fray. tournament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. bout. contention. racing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contender. contestant. entrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contester. contestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compete. contend. contest. race. vie. to race. to complete. to compete. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to race. to race against each other. to compete. to contest. to contend. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb race. to have sb participate in a race. to have one person race against another. to have sb compete / contest / contend or vie with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow. yolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzme yarışları serbest (kravl), kelebek, kurbağalama ve sırtüstü olmak üzere dört ayrı kategoride yapılır. Ancak ‘kelebek’ gibi her insanın kolay kolay yüzemeyeceği bir sitilin niçin yarışmalara alındığı pek bilinmez. Aslında bütün stillerin orijini kurbağalamadın Uluslararası yüzme federasyonu kurulmadan önce başka ilginç kategoriler de vardı. Örneğin 1900 yılında Fransa’da Sen nehrinde yapılan 200 metre engelli yarışında, yüzücüler sudaki direklere çıkıyor, sandalların altlarından geçiyorlardı.

Bilinen en eski yüzüş şekli kurbağalamadım Az enerji harcanması nedeni ile bu stil suda hayat kurtarmada ve keyif için yüzmede de kullanılır. İki kolun ileri uzatılıp, suyun ellerle iki yandan geri çekilmesi, bu arada bacakların da senkronize hareket etmesi, kurbağaların yüzüşüne benzediğinden bu adı almıştır.

İlk zamanlarda kulaç tamamlandığında, nefes de kol hareketi başlamadan önce alındığı için, bu arada hız da çok azaldığından dura dura yüzülüyormuş gibi görünürdü. Gittikçe gelişen bu stilde şimdilerde nefes kolun geri çekiliş hareketinin tamamlanmasından az önce alınmakta, yüzücüler de duraksamadan yüzmektedirler.

Kelebek stilin kurbağalamadan asıl farkı kol hareketleridir. Kollar ileri hareketlerini suyun üstünden yaparlar. 1933 yılında ABD’de yapılan bir yarışta Henry Myers adlı bir yarışmacı kurbağalama stili ile yüzüşün kurallara uygun olduğu konusunda ısrar etmiş ve sonuçta yarışa kabul edilmiştir.

Sonradan kelebek stili ayrı bir dal olarak yarışmalara alınmıştır. Başlangıçta yüzücüler ayaklarını kurbağalamada olduğu gibi yana hareket ettirirlerken sonra yunusun kuyruğu gibi çırpmağa başlamışlardır. Aslına bakarsanız yunuslama olması gereken bu stilin adı herhalde kelebeklerin uçuşuna benzetildiğinden olacak kelebek (İngilizce’de butterfly) olarak kabul görmüştür.

Sırtüstü yüzüş şekli ise 20. yüzyılın başında gelişmeye başladı. Bunda da başlangıçta kol ve ayak hareketleri kurbağalamaya benziyordu. ABD’li Harry Hebner kravl sitile benzer kol ve ayak hareketlerini geliştirdi ve bu şekilde yüzdüğü ilk yarışta kurallara uymadığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. Yapılan itirazlar sonunda kurallarda sırtüstü bulunma dışında bir kısıtlama olmadığı ve bu stilin sırtüstü yüzme hızını daha da geliştirdiği anlaşılarak resmi olarak kabul edildi ve Harry’nin madalyası verildi.

Serbest stil de denilen kravl yüzüşün, yüksek dalgalarla mücadele edebilmek için Güney Pasifik yerlileri tarafından geliştirildiği sanılıyor. Bütün yüzüş şekilleri arasında en hızlısı olan bu stil 1902 yılında Avustralyalılar tarafından Avrupa’ya taşındı. Stil Amerika’ya ulaşınca ayaklar her kulaçta önce 4 kez, sonra 1917 yılında iki kadın tarafından daha da geliştirilerek 6 kez çırpılmaya başlandı ve sürat arttıkça arttı.


Genel Bilgi by