Ark ne demek? | Ark anlamı nedir? | Ark

Ark anlamı nedir?

Ark ne demek?

Ark anlamı nedir?

Ark | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ark

Türkçe Sözlük

(I.). Tarla ve bostana su akıtmak için açılan yol, hark, cedvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Uykusuzluk. «Sehr» den farkı şudur ki: «Sehr» sebepsiz olup, kendisi tedaviye muhtaç bir illet olduğu halde, «ark», diğer bir hastalık ve ağrıdan ileri gelip, sebebinin ortadan kalkmasıyle geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ditch. canal hark. cetvel. kanal. arc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chest, or coffer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oblong chest of acacia wood, overlaid with gold, which supported the mercy seat with its golden cherubs, and occupied the most sacred place in the sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In it Moses placed the two tables of stone containing the ten commandments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also the Ark of the Covenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The large, chestlike vessel in which Noah and his family were preserved during the Deluge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gen. vi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Any place of refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large flatboat used on Western American rivers to transport produce to market. a boat built by Noah to save his family and animals from the Flood sacred chest where the ancient Hebrews kept the two tablets containing the Ten Commandments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trench. irrigation. canal. drain. dike. ditch. mill. race. float. hollow. conduit. arc. culvert. flume. runnel. trolley pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred chest where the ancient Hebrews kept the two tablets containing the Ten Commandments. a boat built by Noah to save his family and animals from the Flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

You must have come out of the ark, or you were born in the ark, because you are so old-fashioned, and ignorant of current events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cabinet that houses the Torah In the Torah, the Ark contained the tablets of the Ten Commandments In Hebrew, it is called the 'Aron Kodesh '. a large, flat-bottomed boat, as in: They loaded the grain on the ark and floated it down the river. 1 A sacre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moveable outdoor pig shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rectangular houseboat that Noah built to contain his family and pairs of all animals during the Flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Autobot starship which brought the Autobots to Earth This ship served as the Autobot headquarters for many years on Earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arkansas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for alt religion kibology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).altı düz mavna, duba; sandık, kutu. Noah's ark Nuh'un gemisi. Ark of the Covenant üzerinde on emir yazılı olan taş tabletlerin bulunduğu sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Güney Afrika'da bulunan ve karınca yiyen bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Uzakdoğu, Çin, Japonya, Çinhindi, Filipinler, Malezya, Kore v.s.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصای شرق] Uzakdoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Güney kutbu ile ilgili, güney kutbu yakınında olan. Güney kutbundaki kara bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the antarctic. antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sırt, arka, püşt: Arkaya almak, arkası üstü yatmak. 2. Geri taraf, halef, verâ, pes: Dağın arkasında. 3. Yüz mukabili, ters, zahr: Kâğıdın arkasına yazmak. 4. Alt taraf, sonra, mâbâd: Arkadan gitmek, arkaya kalmak. 5. Hâmî, iltimasçı, koruyucu: O adamın arkası yoktur. 6. Himaye, yardım, müzaheret, iltimas: Arkasız bir şey olmaz. 7. Batın, kuşak, nesil: Arkadan arkaya: Batnen bâde batn = Soydan soya, nesilden nesle. Arka arkaya vermek = Yardımlaşmak, elbirliğiyle çalışmak. Arka arka = Gerisin geri. Arkadan arkaya = Gizliden, belli etmeksizin. Arkası pek, kuvvetli = Üşümeyecek surette giyinmiş. Bir şeyin arkasına düşmek = Takip etmek. Arkasında dolaşmak = Araştırıp ele geçirmeye çalışmak: Bir hizmet arkasında dolaşıyor. Arka vermek = Dayanmak, istinad etmek. Arkada ve geride bulunan: Arka kapı, arka sokak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. stern. rear. tail. hind. rearward. friend at court. back. rear. posterior. supporter. backer. support. backing. contuniation. breech. small. dors-. dorso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. dorsal. hind. posterior. rear. reverse. the reverse. continuation. sequel. support. back-up. backing. supporter. backer. backside. buttocks. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the back. backpart. rear. back side. reverse. hind. posterior. buttocks. rump. powerful friend. backer. supporter. pull. influence. sequel. a back load of sth. countenancer. heel. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essence, liquor, arrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Okunmasına izin vermek için görüntünün arkasından iletilen dahili bir ışık kaynağı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. back drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street. back alley. back / side street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even numbered page. off board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. behindhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind. rearward. on the reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («Arka» dan. Aslı: Arka-daş). 1. Dost, yakın, tanıdık, refik, ortak. 2. Muavin, yardımcı, yamak. 3. Bir işte birlikte bulunanlardan her biri: Yol arkadaşı, okul arkadaşı. Arkadaş değil, arka taşı = Yük olan, eziyet veren arkadaş için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ARKEEN) (i. Fr. Y. jeoloji). Kambriyum devrelerinden önce olan jeolojik oluşumların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Sırtına almak. 2. Bir kimseye yardım etmek, müzaheret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendisine yardım edilmek. 2. Birinin yardımına güvenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sırtı kuvvetli. 2. Koruyucusu olan, iltimaslı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamal semeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedenin yukarısını örten bir çeşit elbise ki, yeleğin üstüne giyilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back carrier. backpad. backrest. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, ari kandan gelen. 2.Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in back of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. after. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without influential friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arkaen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y.). Arkeoloji uzmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologue

kazı bilimci

Arkeoloji ile uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist. archaeologist kazıbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma anıtları, daha çok tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologie

kazı bilimi

Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology. archeology kazıbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologique

kazı bilimsel

Arkeoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologic. archaeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeological. archaeological kazıbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kuş ile sürüngen arası bir hayvan fosili.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archétype

kök örnek

Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayrışmış kuvars ve feldispat tanelerinden meydana gelmiş kütle: Değirmen taşları sert arkozdan yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Kuzey kutbuyla ilgili. Kuzey kutbu yakınında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Okçe veteri, eğrice (sinir), Fr. tendon d’Achille. (mec.) Yalanla aldatan, vâdinde durmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri, bir yandan öbür yana geçen, hamaylı. Arkurı adam = Ters adam. Arkurıdan gelmek = Kötü muamele etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, uğurlu, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağımsız ekonomi politikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski iskandinav kahramanı; zırhsız asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aile, hânümân: Ev bark sahibi: Evli, karı ve çocuk sahibi. (Hemen daima «ev» le beraber kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exterior covering of the trunk and branches of a tree; the rind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, Peruvian bark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strip the bark from; to peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To abrade or rub off any outer covering from; as to bark one's heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Girdle, v. t., 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cover or inclose with bark, or as with bark; as, to bark the roof of a hut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a short, loud, explosive noise with the vocal organs; said of some animals, but especially of dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a clamor; to make importunate outcries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The short, loud, explosive sound uttered by a dog; a similar sound made by some other animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly, any small sailing vessel, as a pinnace, fishing smack, etc.; also, a rowing boat; a barge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Now applied poetically to a sailing vessel or boat of any kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A three-masted vessel, having her foremast and mainmast square-rigged, and her mizzenmast schooner- rigged. a sailing ship with 3 masts the sound made by a dog a noise resembling the bark of a dog tough protective covering of the woody stems and roots of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tough protective covering of the woody stems and roots of trees and other woody plants. a noise resembling the bark of a dog. a sailing ship with 3 masts. the sound made by a dog. speak in an unfriendly tone; 'She barked into the dictaphone'. cover with b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The living tissue outside the vascular cambium in a woody stem It is composed of phloem tissues, which occur as living inner and dead outer zones. outward covering of the tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tough exterior covering of a woody root or stem that protects the tree from injury caused by insects and other animals, by other plants, by disease and by fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The skin or covering of branches and roots of a tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Areas of fiber from outside a tree. basically a regular kid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technically, the tissue comprised of phloem, phelloderm, cork cambium, and cork external of the vascular cambium Bark occurs in plants that have secondary growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small sailing ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outermost layers of a woody stem, including all the living and non-living tissues outside the cambium. 138 :a small sailing ship : a sailing ship of three or more masts with the aft most mast fore-and-aft rigged and the others square-rigged : a craft prop

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An older term used to describe the decarburized skin that develops on steel bars heated in a non-protective atmosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Aubrey's time barque meant barque-rigged, i e fore and aft on the mizzen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An uncommon practice for most of us Used wisely, you can scare the CRAPOLA out of unsuspecting people Best use is for you black Chows in the dark Stand still and watch people get close then suddenly BARK Then, watch out for the smell of soiled human pants

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interval of frequency equal to a critical band width.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). havlama, köpek havlamasına benzer ses; (k.dili). öksürük; (f). havlamak; havlamaya benzer sesler çıkarmak; yüksek sesle konuşmak veya bağırmak; (argo) bir eğlence yerinin kapısında çığırtkanlık etmek; öksürmek. bark up the wrong tree yanlış kap

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (bot). kabuk; ağaç kabuğu; (f). kabuğunu soymak; tabaklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. üç direkli yelkenli gemi, barka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. barca). Büyük sandal, floka, fülk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barka denilen büyük sandalı kullanan adam. Sandalcı, kayıkçı, flokacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2.Hareketli kumul. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Venedik’teki gondolcularının söylediği üslûpta şarkı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havlayan, bağıran insan veya köpek; (k.dili). dükkân veya eğlence yeri önünde bağıran adam, çığırtkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yolculuk eden, yolcu gezgin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ev bark sahibi olmak, evlenip çoluk çocuk edinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Üç direkli yelken ge misi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barcode

çizgi im

Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tipte satılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

Şimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkod olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır. 1) Makinenin okuduğu dikey çizgiler kısmı; 2) İnsanların okuyabildiği 12 adet rakam. İlk altı rakam eşyanın tanım numarası olup, üreticiler yıllık bir ücret karşılığında, bu kodları veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş rakam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılamaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder, yani altlarındaki rakamın bilgisayar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tiptesatılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

İimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkd olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır.

1) Makinenin opkuduğu dikey çizgiler kısmı;

2) İnsnların okuyabildiği 12 adet rakam.

İlk altı rakam eşyanın tanmım numarası olup, üreticiler yılık bir ücret karşılığında, bu kodlaeı veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş raklam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılmaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey, kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasynlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder yani altlarındaki rakamın bilgisyar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabuğu olan, kabuklu; kabuğa benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

güneslenmek için su yüzüne çıkan çok iri cüsseli fakat zararsız bir cins köpek balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. benchmarking

bilgileşim

Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapta sayfayı belirtmek için kullanılan kağıt; kitabın sahibini gösteren etiket

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir. bulwarks i., den. küpeşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siper ile korumak, muhafaza altına almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dönen pervaneli tekerlek: Vapur, değirmen, dolap çarkı. 2. Bir makinenin döner tekerleği ki, ekseriya makineyi çalıştıran Alettir: Matbaa makinesinin çarkı. 3. Her çeşit tekerlekli makine, dönerek işleyen Alet: Bileği çarkı: Çarka tutmak, çarktan çekmek. 4. Eski astronomiye göre birbiri içinde dönen feleklerden mürekkep kâinat, felek, eflâk: Çarh-ı gerdân, çarh-ı gerdûn. 5. Baht, talih, felek: Ey çarh-ı dûn! Çark-ı felek = 1. Bir makine ve dolaba benzetilen gökyüzü. 2. mec. Talih, baht: Ah! Ey çarh-ı felek! 3. Yakıldığı zaman dönerek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeği. 4. Bir nevi sarmaşıklı bitkinin çiçeği. Çarkı bozulmak = İşine halel gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. flywheel. handwheel. cogwheel. barrel. rotor. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cogwheel. gear. wheel. lathe. flywheel. gear wheel. paddle wheel. grindstone. machine. machinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinery. propeller. rotor. turbine. wheel. lathe. water wheel. gear wheel. blade wheel. pulley. hand wheel. gear. paddle wheel. paddle. machine. mill. reel. leader. orb. mule. runner. roulette. rotation. revolution. flywheel. grindstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurların makina kısmına bakan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanic. engineer. miller. millwright. operator. turner. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurlarda birinci çarkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Vapur vs. makinesini idare eden adamın vazifesi: Çarkçılık kaptanlıktan aşağı sayılır. 2. Bir makinenin tekerleğini veya bir bileği çarkını çeviren bir işçinin işi, hal ve sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çarkıfelekgillerden, sarmaşık bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği (passiflora caerulca), 2. Yakılınca döne döne kıvılcım saçan havaî fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wheel of fortune. wheel of fortune. catherine-wheel. passionflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion flower fırıldakçiçeği. catherine wheel firework. fate. destiny talih. kader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune's wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fırıldakçiçeği): Çarkıfelekgillerden; çiçekleri tekerlek biçiminde, sarmaştığı için duvar kenarlarına ve kameriyelere ekilen bir çeşit süs bitkisidir. Hekimlikte yapraklarının üst kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Çarpıntıyı keser. Yüksek tansiyonu düşürür. Spazmları çözer. Uyku verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı çanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döner bir tekerleği veya pervaneli çarkı olan. (bk.) Çarklı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب شرق] güneydoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب شرقی] güneydoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt sırasında Cue Marker düğmesine basarak kaset üzerinde belirli bir konumu işaretleyebilirsiniz. Bu işlem, çalma, geri ya da ileri sarma sırasında çalınacak bir ses sinyali kaydeder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Kopenhag.

Nüfus: 5.188.000.

Yüzölçümü: 43.080 km2.

Komşuları: Güneyde Almanya, Kuzeybatıda Norveç, Kuzeydoğuda İsveç.

Önemli Şehirleri: Kopenhag.

Din: %91 Evangelist Lutherci.

Dil: Danimarkaca, Faroese.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi (meşruti monarşi).

Tarih: Bishop Absaion, kökeni antik çağlara kadar uzanan Kopenhag kentinin asıl kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dones Vikinglerin Ortaçağdaki önemli merkezlerinden birisiydi. Danimarka krallığı 17.yy’a dek, yani güney İsveçteki topraklarını kaybedene kadar çok önemli bir Kuzey Avrupa gücüydü. Norveç 1815’te Scheswig Holstein ise 1864’te ayrıldı. Kuzey Schleswig 1920’de tekrar katıldı. Seçmenler 1992’de reddettikleri AT ile birleşme üzerine yapılan Maastricht Antlaşması’nı Mayıs 1993’te onayladılar.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Danimarka ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, koyu, esmer; müphem, muğlak, çapraşık, kapanık; cehalet içinde olan; gizli, esrarlı; az sütlü (kahve). dark blue lacivert. dark-eyed (s). kara gözlü. dark horse (pol). beklenilmediği halde partisi tarafından aday gösterilen adam. dark lant

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanllk, zulmet; akşam, hava kararması; koyu renk, gölge; muğlaklık, cehalet. dark of the moon gece olup da ayın görülmedigi zaman; mehtapsız gece. a leap in the dark körü körüne veya ne olduğunu bilmeden bir şeye atılma. at dark akşam olunca, hava

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karartmak, kararmak; anlaşılması zor hale getirmek; koyulaşmak, esmerleşmek. darken one's door birinin eşiğine ayak basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karanlıkta gözden kaybolmak; karanlık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). (s). karanlıkta; (s). karanlıkta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (aşağ). zenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gemiden çıkmak, karaya, çıkmak debarka tion (i). karaya çıkma, çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. demarké

sp. sıyrılmış, boşta kalmış

Rakip oyuncular tarafından tutulmaktan kurtulmuş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Danimarka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gemiden karaya çıkarmak veya çıkmak. disembarka'tion (i). karaya çıkarma; karaya çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvanların kulaklarına takılan marka; damga; (f). kulağa işaret koymak; belirli bir maksatla ayırmak, bir yana koymak, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gemiye binmek veya bindirmek; sokmak sevketmek, girişmek, başlamak. embarka'tion i. gemiye binme veya bindirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani bir ağrı hisseder. Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta zorluk çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Portakal, toz şeker, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı yeni sıkılmış portakal suyu ile 1 su bardağı su karıştırılır. Üzerine bir tatlı kaşığı toz şeker ilave edilip, içilir. Aynı işlem saat 10, 15 ve 21’de tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infarct. heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hindistan’ da paryalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the needle. hashish-addict. dope-addict. dope-fiend. opium-eater. junkie. pothead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hashish addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hashish smoker. drug addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسرارکش] esrar içen, esrarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayrılık, ayrılma: Bu iki şey arasında fark vardır. 2. İki şeyden beherinin başka türlü olması. Ar. mubâyenet, tefâvüt, benzemeyiş: Maymunun şebekten farkı vardır. 3. Ayırma, seçme. Ar. tefrik: O adamın yazısını sizinkinden hiç farkedemiyorum. Bin kişi arasında olsa ben onu farkederim. 4. İyi görme, seçme, tanıma, teşhis: Karanlıkta farkedemedim, şu yazıyı buradan farkedebilir misin? Çoktan görmediğim için birdenbire farkedemedim. 5. Bir şeyin diğer bir şeyden miktar veya kıymet vesairece fazla veya eksik olduğu miktar: Size borcum olan Fransız frangı yerine Türk lirası verirsem farkını verir misiniz? Atımı sizinkiyle değiştiririm ama farkını da isterim, farkı ne kadardır? 4. Anlama: Kendisine gösterdimse de fark edemedi, farkına varamadı. Para farkı = 1. Paraların hakikî kıymetiyle itibârt kıymeti arasındaki fark. 2. Bir parayı diğer bir cins para ile değiştirirken alınan sarrafiye (Fr. agio). Farketmek = Ayırmak, seçmek. Farkına varmak = Anlayabilmek, ince ve gizli bir şeyi kavrayabilmek: Kitabının yırtılan yaprağını görünmeyecek surette tamir ettimse de yine farkına vardı. Bili fark = Tamamiyle birbirine benzer, farksız: Bilâ fark ikisi birdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. distinction. differentiation. distinctness. gap. cachet. contradistinction. disparity. variation. odds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. difference. discrepancy. disparity. distinction. diversity. majority. discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. discrimination. contradistinction. contrast. differentiation. diversity. divide. odds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرق] ayrıcalık, ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notice. to perceive. to realize. to distinguish. to make a difference. to matter. to take on board. detect. differ. discern. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be perceptible / realized / understood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behold. discover. note. recognize. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discover. get. note. notice. take notice of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Farklı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. dissimilar. unlike. varied. distinct. variant. several. alien. another. discrete. disparate. divergent. divided. incompatible. incongruous. a far cry. a far cry from. otherwise. hetero-. unlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. different. dissimilar. distinct. diverse. separate. several. unlike. varied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. differential. discrepant. discrete. dissimilar. distinct. divergent. unorthodox. variant. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz değişmiş, biraz iyileşmiş: Hastayı bugün farklıca görüyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Gelişmekte olan bir organizmada organların özel şekillerini almaya başlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undergoing a change. acquiring a different character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to change. to become different. to differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to undergo a change. to acquire a different character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make different. to differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disparity. dissimilarity. diversity. discrepancy. excursion. inequality. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. difference. diversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Farklı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a difference. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Fark olunmayış, çok benzeyiş. 2. Ayrı seçi olmayışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Suya batma, batırma: Taşan sular bağı garketti, bağ suya garkoldu, gemi delinip garkoldu. 2. Boğma, boğulma: Bir gemi batıp içindeki yolcuların hepsi garkoldu, kaptan acemilikle gemiyi garkeyledi. 3. mec. Bol bol verme veya alma, müstağrak olma veya etme: Mehtap ortalığı nûra garkeyledi, müracaat edenlerin hepsi nimet ve ihsana garkoldular.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غرق] boğulma, suda boğulma. 2.batırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inundate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. Ar. gark = boğma, Fars. Ab = su, gark-ı Ab). Suya batmış. Ar. mağruk: Gark-Ab oldu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Grossmarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Afrika’nın güney kısmında, Hint Okyanusu’nun güneyinde yer alan adalar, Afrika, Antarktika ve Avustralya arasında kalmaktadırlar.

Coğrafi konumu: 43 00 Güney enlemi, 67 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 7,781 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 1,232 km.

İklimi: Antarktik iklim.

Arazi yapısı: Volkanik.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kerguelen Adasındaki Ross Tepesi 1,850 m.

Doğal kaynakları: Balık, kerevit.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal kaynakları: Amsterdam Adası ve Saint-Paul Adası volkanik özelliğe sahiptirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Güneydeki Fransa ve Antarktik Bölgesi.

yerel uzun adı: Territoire des Terres Australes et Antarctiques Francaises.

yerel kısa adı: Terres Australes et Antarctiques Francaises.

Bağımsızlık durumu: 1955 yılından beri Fransa’nın müstemlekesidir; Paris Komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinlikleri meteorolojik hizmetler, jeofizik araştırma istasyonları ve Fransa balıkçılık filoları ile sınırlıdır. Kerguelen adası civarında avlanan balıklar gemilerle Fransa ve Reunion’a ihraç edilir.

İletişim Bilgileri

Internet ülke kodu:.tf.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: yok; sadece kıyıdan uzakta demir atılması mümkündür.

Hava alanları: yok.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) altın veya gümüşte ayar damgası; kalite işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yarma, yırtma. 2. Ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakma (ihrak daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ünlem dinlemek, işitmek; ünlem Dinle! Dur! Sus! hark back sadede gelmek; geri çağırmak (tazı) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Kalça kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. harkafiyye). Kalça kemiğine alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yakma, yanma, yanıklık. Harkat-ül-bevl — Belsoğukluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eski dinlemek, dikkatini vermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. yokemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dinlemek, kulak vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koru haline getirmek; park içine almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınız için 10 taneye kadar şarkıyı depolamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük sorguçlu bir cins turna ki, tüyleri vaktiyle tulgaya ve hotoza takılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapı iskeleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the concrete skeleton of a building. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

geniş ve düz dipli nehir salı. Kentucky coffee tohumlan kahve yerine kullanllan uzun bir agaç, bot. Gymnocladusdioicus; bu agacın tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Lamark tarafından canlı türlerin değişimine ilişkin olarak ortaya atılan varsayım. Bu varsayıma göre, bir canlının yaşam faaliyetinin gereği çevre koşullarına uymak için kullanılan organlarda yeni gelişmeler meydana gelebilir veya kullanılmayan organlar ortadan kalkabilir ve bu değişimler, genetik sürekliliğe sahiptir. Ancak yapılan araştırmalarda, henüz bu varsayımı doğrulayan veriler bulunamamıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınır taşı, hudut işareti; herhangi bir şeyin yerini gösteren işaret; dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) cümbüş yapmak, eğlenmek; takılmak, şaka etmek; (i.) şaka, eğlence, eğlenti, cümbüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tarlakuşu. crested lark tepeli toygar, (zool.) Galerida cristata. rise with the lark çok erken kalkmak, sabahın köründe uyanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hezaren çiçeği, (bot.) Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak su seviyesi işareti; bir şeyin en alçak veya en düşük noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Alman para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A license of reprisals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Marque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old weight and coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Marc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of monetary account of the German Empire, equal to 23.8 cents of United States money; the equivalent of one hundred pfennigs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, a silver coin of this value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visible sign or impression made or left upon anything; esp., a line, point, stamp, figure, or the like, drawn or impressed, so as to attract the attention and convey some information or intimation; a token; a trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character or device put on an article of merchandise by the maker to show by whom it was made; a trade-mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character made as a substitute for a signature by one who can not write.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixed object serving for guidance, as of a ship, a traveler, a surveyor, etc.; as, a seamark, a landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trace, dot, line, imprint, or discoloration, although not regarded as a token or sign; a scratch, scar, stain, etc.; as, this pencil makes a fine mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An evidence of presence, agency, or influence; a significative token; a symptom; a trace; specifically, a permanent impression of one's activity or character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That toward which a missile is directed; a thing aimed at; what one seeks to hit or reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attention, regard, or respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Limit or standard of action or fact; as, to be within the mark; to come up to the mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Badge or sign of honor, rank, or official station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A characteristic or essential attribute; a differential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number or other character used in registering; as, examination marks; a mark for tardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Image; likeness; hence, those formed in one's image; children; descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the bits of leather or colored bunting which are placed upon a sounding line at intervals of from two to five fathoms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unmarked fathoms are called 'deeps.' To put a mark upon; to affix a significant mark to; to make recognizable by a mark; as, to mark a box or bale of merchandise; to mark clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be a mark upon; to designate; to indicate; used literally and figuratively; as, this monument marks the spot where Wolfe died; his courage and energy marked him for a leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To leave a trace, scratch, scar, or other mark, upon, or any evidence of action; as, a pencil marks paper; his hobnails marked the floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To keep account of; to enumerate and register; as, to mark the points in a game of billiards or cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To notice or observe; to give attention to; to take note of; to remark; to heed; to regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take particular notice; to observe critically; to note; to remark. the impression created by doing something unusual or extraordinary that people notice and remember; 'it was in London that he made his mark'; 'he left an indelible mark on the American

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary unit of Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutschmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a number or letter indicating quality ; 'she made good marks in algebra'; 'grade A milk'; 'what was your score on your homework?'. a distinguishing symbol; 'the owner's mark was on all the sheep'. a reference point to shoot at; 'his arrow hit the mark'. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apostle and companion of Saint Peter; assumed to be the author of the second Gospel. a person who is gullible and easy to take advantage of. a written or printed symbol ; 'his answer was just a punctuation mark'. a perceptible indication of something not

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See section 7 The Mark and the Region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See section The Mark and the Region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark See Mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark See section The Mark and the Region. 1) A strike or spare; 2) the point on the lane where

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on the whole region, that is, all the text from point to the mark See section Selecting Text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to leave on a specified side, and a race committee vessel surrounded by navigable water from which the starting or finishing line extends An anchor line and objects attached temporarily or accidentally to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Has two definitions; one: the name for the clapping of the sticks to sync the sound and the picture And Two: Something on the ground that lets the talent know where they should be for the shot. in many text editors, it is an invisible label used to mark y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An identification number or method of relating to the erector which joist, joist girder or other separate part of the building goes at what location when being erected, i e , J1, K25, L7, G12, or JG9 See Piece Mark and Part Number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on the lane at which the bowler is aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to pass on a specified side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spare or strike, so called because of the identifying mark put on the score sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indicator of the extent to which the achievement of the learning outcomes for a module or programme have been achieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mark is equivalent to a binary 1, EIA negative voltage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To identify the spot on the green where a player has picked up a ball for cleaning or to clear the way for another player's putt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On a Golomb ruler, the number of numbers in the line A ruler of 0-1-3-7 would have 4 marks See also: Golomb Rulers. to put down a ballmarker, usually a small, flat object to be able to replace the ball precisely in its original location after lifting Exam

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mark points to a position in the text It specifies one end of the region , point being the other end Many commands operate on all the text from point to the mark Each buffer has its own mark Chapitre 11.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To identify the spot on the green where a player has picked up a ball for cleaning or to clear the way for another player's putt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To 'catch' the ball To qualify as a mark, the player must be in control of the ball and it can't have been touched by anothe player nor bounced before reaching the player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The last trade price of an issue If the last trade is outside of the current Ask and Bid, the mark is either the bid or the offer, whichever is closer in price to the last trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object the sailing instructions require a boat to pass on a specified side, excluding its anchor line and objects attached temporarily or accidentally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damage in the surface of the product whose name is often described by source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

march , mark , pith , core , marrow , medulla , pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret, marka, alamet; damga; nişan, hedef; kâfi derece; şöhret, liyakat; den. iskandil savlası üzerinde kulaç işareti; not (ders); leke; yara yeri, iz. a bad mark kırık not, kötü. not beside the mark konu dışı, mevzudan dışarı. highwater mark sula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk Hristiyanlardan biri, Yani Ahdin ikinci kitabının yazarı, Markos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. isaretlemek, damga vurmak; ortaya çıkarmak; göstermek, meydana koymak; çizmek, yazmak, işaret etmek; sayı tutmak; not vermek; hatırda tutmak, mimlemek, dikkat etmek; tic. fiyat etiketi koymak. mark off hudutlarını çizmek. mark down fiyat indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman parası, mark; eskiden bir gümüş veya altın tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. marca). 1. Alâmet, işaret, nişan, senbol: Markası vardır; marka koymak. 2. Ticarî eşya üzerine gümrükte tanınmak için isim ve lakaba karşılık konulan harfler veya belirli işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token. counter. make. stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. brand mark. check. counter. label. make. stamp. trademark. sign. name tag sewn into a garment. token. chapter. marking die. earmark. marking. type. tally. signet. identification. signature. monogram. badge. note. marker. identification mark. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marquage

sp. tutma

Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Marka koymak, nişan koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Markası olan, senbol ve nişan konmuş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marqué

işaretlenmiş, belirtilmiş

“Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek, markaja almak” anlamındaki marke etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehemmiyetli, göze çarpan, belirgin; isaretlenmiş, damgası olan. a marked difference belli bir fark. a marked man süpheli adam; mimlenmiş adam. mark'edly z. ehemmiyetli derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret koyan kimse, markacı; işaret, damga. magic marker ispirtolu kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazar, çarşı; piyasa market basket pazar sepeti. market day pazarın kurulduğu gün. market garden bostan . market order komisyoncuya verilen piyasa fiyatına satma veya alma siparişi. market place pazar yeri. market town içinde pazar kurulan kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mal satmak veya satışa çıkarmak; çarşıda alışveriş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. market maker

ekon. piyasa kurucu

Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .satılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. marketing

tic. pazarlama

Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pazarlama; çarşıdan öteberi alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Kont ile dük arasındaki Avrupa asâlet pâyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marquess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretler; çoğ. hayvanların tüy veya deri veya pullarının farklı renkleri; işaretleme. marking ink (çamaşır üzerine marka koymaya mahsus) sabit mürekkep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). 1. Marki’ nin eşi. 2. Koltuklu fakat arkalıksız salon iskemlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marquise. marchioness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marchioness. marquise. platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit ince pamuklu kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kari Marx’ın ferdî mülkiyeti reddeden ve sınıf çatışması yoluyla komünizmi gerçekleştirmeyi hedef tutan doktrini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) nişancı . marksmanship i. nişancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alış ile satış fiyatlan arasındaki fark; fiyat yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlantı işareti, bağlama markası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matriarcal

top. b. anaerkil

Ana erki temeline dayanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. sosyoloji) (uyd. k.). Anaerkil. Anaca hâkim olan, ana tarafı hâkim olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı göğsü üstünde: siyah hilâl şekli bulunan ötücü bir çayır kuşu, zool. Sturnella magna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede haddinden fazla gaz, ağrı, ve iştahsızlıkla kendini gösteren bir durumdur. Nedeni, mide kaslarının zayıfaması sonucu midenin bulunduğu yerden aşağıya sarkmış olmasıdır. Hasta midesinin çeşitli yerlerindeki ağrılardan, iştahsızlıktan ve ağzına sık sık ekşi su gelmesinden şikayet eder. Öncelikle, midedeki gaz ve asit fazlalığı tedavi edilmelidir. Bunun için gaz ve asit giderici reçeteler uygulanır. Ayrıca az fakat sık sık yemek yeme, yemekleri belirli saatlerde yemeyi alışkanlık haline getirmek tedaviye yardımcı olur. Aşağıdaki reçeteler de aynı amaçla uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek veya beyaz kil, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 avuç kepek veya 1 avuç beyaz kil konur. Lapa haline gelinceye kadar kaynatıldıktan sonra, temiz bir bezin içine doldurulup, midenin üstüne konur. Bu işlem her akşam yatmadan yarım saat önce tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Et ve ekmek gibi zarurî ihtiyaç maddelerine hükümetçe konulan fiyat: Ete, ekmeğe nark koydular.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. İng, (argo) hırsızları tongaya düşüren kimse; f. tongaya düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) narkotik ajanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyon, morfin gibi uyuşturucu maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcotique

uyuşturucu

Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). İlâçla sağlanan bayılma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis. anesthesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Ameliyat sırasında hastaya narkoz veren doktor, Fr. narcositeur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthesiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist. anaesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz ‘merhaba’ deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insana en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile T’ ve ‘B’, dudak ve dişleri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön kısmı ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka kısmı ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılmalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz “merhaba” deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerimizin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olamsaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karekteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karekteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insanan en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile “p” ve “b”, dudak ve dişleri ile “f” ve “v”, dilin ön kısmı ile “t” ve “d”, dilin arka kısmı ile de “k” ve “g” seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılamalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık 6 litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvar üretilir. Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde ‘antigen’ denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen 300 kan grubu vardır ama AB 0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Kari Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0 (sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan gurubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbirleri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. Şimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Kan grubu => Kanın alınabileceği grup => Kanın verilebileceği grup

A => A, 0 => A, AB B => B, 0 => B, AB AB => A, B, AB, 0 => AB 0 => 0 => A, B, AB, 0

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık altı litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvarlar üretilir. Ortalama bir yaşam süreci boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde “antigen” denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen üç yüz kan grubu vardır ama AB0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Karl Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0(sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan grubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbileri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. İimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Al.). Bir yerde durup bekleyecek otomobillerin sıra sıra dizildikleri saha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. park. parking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. multistorey car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. parking building. car park. parking garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. park. parking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. multistorey car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. parking building. car park. parking garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz arkın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İng.) 1. Gezip dolaşmak için meydana getirilmiş büyük bahçe. 2. Askerlikte cephane, makine, otomobil veya uçakların bulunduğu yer. Park etmek = Bir otomobili, ayrılmış özel yere bırakmak. Milli park = Tabii güzellikler veya ilmi ve sportif bakımdan önemli olduğu için, bütün hususiyetleriyle muhafaza edilen büyük arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of ground inclosed, and stored with beasts of the chase, which a man may have by prescription, or the king's grant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tract of ground kept in its natural state, about or adjacent to a residence, as for the preservation of game, for walking, riding, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of ground, in or near a city or town, inclosed and kept for ornament and recreation; as, Hyde Park in London; Central Park in New York.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A space occupied by the animals, wagons, pontoons, and materials of all kinds, as ammunition, ordnance stores, hospital stores, provisions, etc., when brought together; also, the objects themselves; as, a park of wagons; a park of artillery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A partially inclosed basin in which oysters are grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To inclose in a park, or as in a park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring together in a park, or compact body; as, to park the artillery, the wagons, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any place where vehicles are assembled according to a definite arrangement; also, the vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring together in a park, or compact body; as, to park artillery, wagons, automobiles, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In oyster culture, to inclose in a park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To promenade or drive in a park; also, of horses, to display style or gait on a park drive. a gear position that acts as a parking brake; 'the put the car in park and got out' a large area of land preserved in its natural state as public property; 'there

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park. parking lot. car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large area of land preserved in its natural state as public property; 'there are laws that protect the wildlife in this park'. a piece of open land for recreational use in an urban area; 'they went for a walk in the park'. a facility in which ball games

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish explorer in Africa. a lot where cars are parked. a gear position that acts as a parking brake; 'the put the car in park and got out'. place temporarily; 'park the car in the yard'; 'park the children with the in-laws'; 'park your bag in this lock

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paper parking is a printer function that allows continuous paper to be 'backed out' of the printer, but kept in the pusher tractors Then single sheets can be fed into the printer When continuous form paper is needed again, an 'un-park' operation loads the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move the hardisk read/write heads to a safe area of the disk before you turn your system off, to guard against damage when the computer is moved Most modern hard disks park their heads automatically, and so you do not need to run a special program to p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The park position of the running mode selector is used in the same was as on any other automatic car Since all other modes are set electronically, the mode selector could be a row of push buttons if not for park In this mode, a mechanical linkage locks th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area of public land largely used for recreation or education. Park places an incoming call in a special hold state, retrievable from any other extension using the Answer Back feature Requires a system code to park the call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An enclosed piece of land used for public recreation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highly productive irrigated grasslands such as golf courses and turf farms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Photoastigmatic Refractive Keratectomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a generally Steep walled Canyon, a wide, level place adjacent to theriver with grass and trees, often found at the mouths of tributaries. v /n Before children, a verb meaning, 'to go somewhere and neck ' After children, a noun meaning a place with a sw

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park , Pk , Park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. park, umumi bahçe; ask. ordu mühimmatının biriktirildiği yer; lunapark; vahşi hayvanlar için çitle ayrılmış geniş saha; f. arabayı park etmek: A.B.D., (argo) koymak; bir araya biriktirmek; park içine koymak. parking lot araba park yeri. parkin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to garage. to park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to garage. to park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot / site / space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot / site / space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak. parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An outer garment made of the skins of birds or mammals, worn by Eskimos, etc. a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parka; Eskimoların giydiği kürk ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. parquet). 1. Ufak ve muhtelif şekilde döşenmiş tahta parçalarından mürekkep süslü döşeme. 2. Ufak taşlarla döşenmiş (yol).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parquet. inlay. hardwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parquet. cobblestone pavement. parquetry. cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parquet. parquetry. cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. racetrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. golfcourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. racetrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. golfcourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekspres yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Patrikle alâkalı. 2. Pederşâhî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. patriarcal

top. b. ataerkil

Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the scenes. backstage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zifiri karanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçekbozuğu leke. pockmarked s. çiçekbozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta damgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde kitabın hangi rafa ait olduğunu belirtmek üzere kitap içine konulan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Print Mark (Baskı işareti) işlevini kullanarak fotoğraf makinenizdeki resimleri seçebilirsiniz. Seçilen resimleri baskı için işaretlediğinizde Memory Stick™ ya da floppy-disket baskı makinesi, seçilen resimleri otomatik olarak basacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. maddenin esası olduğu farzedilen ve kısmen elektrik yüklü olan üç çeşit zerrecikten herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.

Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, demek; dikkat edip görmek; i. işaret; söz; dikkat etme, görme, mülâhaza; mütalâa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate değer; tuhaf, garip; olağanüstü, harikulade. remarkableness i. fevkaladelik. remarkably z. dikkate lâyık derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semerkant şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Güneşin doğduğu yön, doğu, zıddı: barg. Şark-ı şimllî = kuzeydoğu; şark-ı cenObt = güneydoğu. 2. Avrupa’ya cihetle doğuda kalan ülkeler. 3. A.B.D.’nin Atlantik kıyıları. 4. Bugünkü Fas. Aksiy-ı Şark ve daha doğrusu Maşrık-ı Aksâ = Uzak Doğu (Doğu Asya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

east doğu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the East. the Orient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرق] doğu. 2.Doğu, Doğu dünyası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassı bir şeyle vurmaktan çıkan sesi taklid ve tasvir eder: Şark şark, şırak şırak yanaklarına vuruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Ağırlık merkezinin üstündeki bir noktadan asılan ve denge hâlinden biraz ayrıldıktan sonra serbest bırakılınca düzgün bir gidip gelme hareketi yapmaya başlayan cisim, Ar. rakkas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendulum rakkas. pandül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. bob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Vurma sesini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hesaptan artan, Ar. bâki, mütebâkı, küsûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güneydoğusu tarafından, doğudan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرقا] doğudan. 2.doğusunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kovan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisi ve şiirinde pek yeygin bir form. Şarkı söylemek = Tegannt ve terennüm etmek; bir beste okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. şarkıyye). 1. Doğuya ait. 2. Doğu ülkelerine ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. ballad. lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. ballad. lay. smash. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song. chant. descant. melody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقی] doğu, doğu ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarkı söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singer. songster. songstress. artiste. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinup. vocalist. singer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singer. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşağıya asılan, asılı duran, aşağıya uzanmış: Sarkık dudak. İ. Gevşek, sülpük: Sarkık etler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lappet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggy. flabby. flaccid. pendulous. saggy. slack. dangling. hanging loosely. drooping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulous. drooping. flabby and drooping. hanging. suspended. loose. sag. overhanging. projecting. flaccid. flowing. pendent. saggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asılmak, asılı durmak: Pencereden bir sepet sarkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağıya doğru asılıp durmak. 2. Sataşmak, hırsızlık maksadıyla tecavüz edip rahat bırakmamak: Yolculara sarkmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haksız olarak birine karşı yürüme, taarruz, tecavüz, rahat bırakmama, sataşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droop. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tecavüz, gasp, çapul, taarruz. 2. Terbiyesizce sataşma: Kadınlara sarkıntılık edenler cezalandırılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man's making improper remarks or overtures to a woman. indecent assault. importunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make improper remarks or overtures to a woman. to assault a woman indecently by pinching. nudging. to make amorous advances. molest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalactite. stalactite istalaktit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalactite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarkmak işine uğratmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangle. loll. to dangle. to let sth hang down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth hang down. to dangle. to lower. to hang sb. hang. lop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقيات] doğubilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) doğubilimci, oryntalist, müsteşrik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şark» den). 1. Doğu dili, tarihi ve edebiyatlarıyla uğraşan ilim kollarına toplu olarak verilen bir ad. 2. «Şarkı» kelimesinin Ar. kaide ile yapılmış cemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarklılar, doğulular.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرقيون] doğulular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarkmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging. hang. droop. prolapse. prolapsus. ptosis. sag. slouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging. leaning out of (a window. decline. dependence. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarıdan aşağıya inmek; aşağıya doğru uzanmak. 2. Bir yere inivermek, taarruz ve tecavüz etmek: Düşman şehre sarktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangle. droop. overhang. sag. to lap over. to hang. to hang down. to dangle. to sag. to lean out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hang. to hang down. to hang out. to lean out of a window. dangle. decline. impend. lop. overhang. sag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Domuz etinden yapılma salam, sucuk ve sosis gibi çeşitli et mamulleri satan dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen. delikatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemicilere yol göstermeye yarayan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) köpekbalığı, (zool.) Mustelus vulgaris; camgöz, (zool.) Galeus canis; dolandırıcı; argo usta kimse; (f.) dolandırıcılıkla geçinmek. angel shark kelerbalığı, (zool.) Squatina squatina. blue shark pamukbalığı, (zool.), Carcharias glaucus. great

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) köpekbalığı derisi; düz ve parlak yüzlü bir cins rayon kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabuğu çok sert bir cins ceviz ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarlakuşu, toygar, zool. Alauda arvensis; f. gürültü ederek eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıvılcım, çakım, çakın, şerare; elektrik kıvılcımı; elmas; belirti; canlılık; f. kıvılcım saçmak; harekete geçirmek, teşvik etmek, kışkırtmak. spark arrester kıvılcım kafesi; elektrik kıvılcımlarını önleyen cihaz. spark coil elek. endüksiyon

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yakışıklı delikanlı; civelek kız: (erkek) sevgili; sinirli kimse; f. flört etmek. sparkish s. hoppa, havalı, civelek; gösterişli, iyi giyimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıvılcımlar saçmak; pırıldamak; köpürmek, köpük köpük olmak (şarap); i. kıvılcım; pırıltı; şaşaa. sparkler i. pırıldayan eylayan mücevher; şahsiyeti ve canlılığıyle göze batan kimse, parlak şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlayan, pırıldayan; canlı; köpüklü. sparklingly z. pırıldayarak. sparklingness i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kışkırtmak; canlandırmak, harekete geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapurda radyo teknisyeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. süssüz, sade; bütün bütün, tam; katı, kaskatı kesilmiş (ölü gibi); şiddetli, fırtınalı; suratsız, sert; anadan doğma; z. tamamen. stark naked anadan doğma, çırılçıplak, üryan. stark raving mad çılgın, tam deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşe kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İslam’dan önce Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. 2.Ayrıcalıklı, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayakta dönmek veya çabucak durabilmek için ağırlığı öndeki kayağa verip ucunu içe doğru çevirerek yapılan dönüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaretsiz; çizgisiz; dikkat edilmemiş; not verilmemiş (imtihan kâğıtları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karada suyun yükseldiği dereceyi gösteren çizgi veya işaret; filigran; f. filigran basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaççıl tarla kuşu, zool. Lullula arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük piliç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sarılık denilen hastalık. 2. Ekinlerde görülen bir hastalık, san vurma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sarp, uçurumlu kaya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şimşek, ışık, ışıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları zara benzeyen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by