Arka Plan ne demek? | Arka Plan anlamı nedir? | Arka Plan

Arka Plan anlamı nedir?

Arka Plan ne demek?

Arka Plan anlamı nedir?

Arka Plan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: arka plan

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. back drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). uçak, tayyare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning. birth control. planned parenthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su kayağı, deniz surat motorlarının arkasına takılıp üstüne binilen tahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sırt, arka, püşt: Arkaya almak, arkası üstü yatmak. 2. Geri taraf, halef, verâ, pes: Dağın arkasında. 3. Yüz mukabili, ters, zahr: Kâğıdın arkasına yazmak. 4. Alt taraf, sonra, mâbâd: Arkadan gitmek, arkaya kalmak. 5. Hâmî, iltimasçı, koruyucu: O adamın arkası yoktur. 6. Himaye, yardım, müzaheret, iltimas: Arkasız bir şey olmaz. 7. Batın, kuşak, nesil: Arkadan arkaya: Batnen bâde batn = Soydan soya, nesilden nesle. Arka arkaya vermek = Yardımlaşmak, elbirliğiyle çalışmak. Arka arka = Gerisin geri. Arkadan arkaya = Gizliden, belli etmeksizin. Arkası pek, kuvvetli = Üşümeyecek surette giyinmiş. Bir şeyin arkasına düşmek = Takip etmek. Arkasında dolaşmak = Araştırıp ele geçirmeye çalışmak: Bir hizmet arkasında dolaşıyor. Arka vermek = Dayanmak, istinad etmek. Arkada ve geride bulunan: Arka kapı, arka sokak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. stern. rear. tail. hind. rearward. friend at court. back. rear. posterior. supporter. backer. support. backing. contuniation. breech. small. dors-. dorso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. dorsal. hind. posterior. rear. reverse. the reverse. continuation. sequel. support. back-up. backing. supporter. backer. backside. buttocks. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the back. backpart. rear. back side. reverse. hind. posterior. buttocks. rump. powerful friend. backer. supporter. pull. influence. sequel. a back load of sth. countenancer. heel. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essence, liquor, arrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Okunmasına izin vermek için görüntünün arkasından iletilen dahili bir ışık kaynağı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. back drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street. back alley. back / side street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even numbered page. off board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. behindhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind. rearward. on the reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («Arka» dan. Aslı: Arka-daş). 1. Dost, yakın, tanıdık, refik, ortak. 2. Muavin, yardımcı, yamak. 3. Bir işte birlikte bulunanlardan her biri: Yol arkadaşı, okul arkadaşı. Arkadaş değil, arka taşı = Yük olan, eziyet veren arkadaş için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ARKEEN) (i. Fr. Y. jeoloji). Kambriyum devrelerinden önce olan jeolojik oluşumların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Sırtına almak. 2. Bir kimseye yardım etmek, müzaheret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendisine yardım edilmek. 2. Birinin yardımına güvenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sırtı kuvvetli. 2. Koruyucusu olan, iltimaslı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamal semeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedenin yukarısını örten bir çeşit elbise ki, yeleğin üstüne giyilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back carrier. backpad. backrest. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, ari kandan gelen. 2.Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in back of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. after. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without influential friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Kınanmak, ayıp sayılmak: insan kendi ailesi için çalışmasından dolayı hiç bir vakit ayıplanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. barca). Büyük sandal, floka, fülk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barka denilen büyük sandalı kullanan adam. Sandalcı, kayıkçı, flokacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2.Hareketli kumul. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Venedik’teki gondolcularının söylediği üslûpta şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çift kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıplak hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denmark. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Kopenhag.

Nüfus: 5.188.000.

Yüzölçümü: 43.080 km2.

Komşuları: Güneyde Almanya, Kuzeybatıda Norveç, Kuzeydoğuda İsveç.

Önemli Şehirleri: Kopenhag.

Din: %91 Evangelist Lutherci.

Dil: Danimarkaca, Faroese.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi (meşruti monarşi).

Tarih: Bishop Absaion, kökeni antik çağlara kadar uzanan Kopenhag kentinin asıl kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dones Vikinglerin Ortaçağdaki önemli merkezlerinden birisiydi. Danimarka krallığı 17.yy’a dek, yani güney İsveçteki topraklarını kaybedene kadar çok önemli bir Kuzey Avrupa gücüydü. Norveç 1815’te Scheswig Holstein ise 1864’te ayrıldı. Kuzey Schleswig 1920’de tekrar katıldı. Seçmenler 1992’de reddettikleri AT ile birleşme üzerine yapılan Maastricht Antlaşması’nı Mayıs 1993’te onayladılar.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Danimarka ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mekânın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da resimde mekân ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. Heykelde ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekânın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekânı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. Derinlik yanılsamasını amaçlayan kompozisyonlarda ön plan, orta plan, arka plan anlatımları, bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan, (bot). Solanum melongena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uçağa binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meydan, deniz kenarında piyasa yapılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i iskele tahtası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, kızmak, gazaba gelmek, hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to group. to separate into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Kalça kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. harkafiyye). Kalça kemiğine alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yakma, yanma, yanıklık. Harkat-ül-bevl — Belsoğukluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. yokemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be calculated / taken into account / projected / predicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı, suya inebilen uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iltihap yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. to get inflamed. to get infected yangılanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get inflamed. to get infected. fester. suppurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. implant

tıp doku ekimi

Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için doku yerleştirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dikmek, ekmek; aklına sokmak, aşılamak, fikir tohumları ekmek; tıb. tedavi amaclyle vücudun içine sert madde koymak; i. bu maksatla yerleşirilen madde. implanta'tion i. dikme, dikilme aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (astr.) gezegenler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) marangoz rendesi, kaba planya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirilmek, kalıba konularak şekli düzeltilmek: Bu şapka bir aydan beri kalıplanmadı; bu ayakkabı bir kere kalıplansa açılacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blocked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En fazla Hindistan, Çinhindi, Indonezya taraflarında bulunan pek vahşî ve yırtıcı bir hayvan ki, kediye benzer, lâkin büyük olup kamışlıklarda yaşar. Üstüne fırladığı insan veya hayvan, pençesinden kurtulamaz, Ar. nemr, Fars. peleng.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiger. big cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A control for water turbines which varies pitch of blades in accordance with load, resulting in high efficiency over large-load range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Vahşi kedigillerden, benekli, yırtıcı hayvan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(1680-1738) yıllan arasında Kırım hanı oldu. 3 defa han olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Örtülmek, çevrilmek: Bu ev tahta ile kaplanacaktır. 2. Bir şeyin dış yüzeyine yapıştırılmak, geçirilmek. Bu gemilere zırh kaplanacaktır. 3. Kürke yüz, yüze kürk veya astar yahut yorgana yüz veya çarşaf geçirilmek: Bu kürke ipekten yüz kaplanırsa güzel olur. Bu yorganlara daha çarşaf kaplanmadı. 4. Daha değerli bir madenden bir yüzey ve tabaka geçirilmek: Acaba bu saate altın kaplanabilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük sorguçlu bir cins turna ki, tüyleri vaktiyle tulgaya ve hotoza takılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapı iskeleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the concrete skeleton of a building. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pusla ibresinin kutba doğru dönme hususuiyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Laponya. Laplander, Lapp (i.) İsveç ve Finlandiya'nın kuzeyinde bulunan Laponya ahalisinden biri, Lapon, Laponyalı; Lapon dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. marca). 1. Alâmet, işaret, nişan, senbol: Markası vardır; marka koymak. 2. Ticarî eşya üzerine gümrükte tanınmak için isim ve lakaba karşılık konulan harfler veya belirli işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. trademark. mark. initials. identification mark. check. chip. chop. imprint. jetton. stamp. title. token. counter. make. stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. brand mark. check. counter. label. make. stamp. trademark. sign. name tag sewn into a garment. token. chapter. marking die. earmark. marking. type. tally. signet. identification. signature. monogram. badge. note. marker. identification mark. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marquage

sp. tutma

Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Marka koymak, nişan koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Markası olan, senbol ve nişan konmuş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matriarcal

top. b. anaerkil

Ana erki temeline dayanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. sosyoloji) (uyd. k.). Anaerkil. Anaca hâkim olan, ana tarafı hâkim olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak. parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An outer garment made of the skins of birds or mammals, worn by Eskimos, etc. a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parka; Eskimoların giydiği kürk ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Patrikle alâkalı. 2. Pederşâhî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. patriarcal

top. b. ataerkil

Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the scenes. backstage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. plan). 1. Yapılacak bir bina vesairenin şekli, resmi. 2. Tertip: Muharebe planı. 3. Tedbir, kararlaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. scheme. design. intention. layout. program. programme. project. proposal. proposition. arrangement. blue print. chart. conspectus. idea. map. plot. set-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. scheme. design. intention. layout. program. programme. project. proposal. proposition. arrangement. blue print. chart. conspectus. idea. map. plot. set-up. blueprint. device. dodge. drawing. game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A draught or form; properly, a representation drawn on a plane, as a map or a chart; especially, a top view, as of a machine, or the representation or delineation of a horizontal section of anything, as of a building; a graphic representation; a diagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A scheme devised; a method of action or procedure expressed or described in language; a project; as, the plan of a constitution; the plan of an expedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method; a way of procedure; a custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a delineation of; to draught; to represent, as by a diagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To scheme; to devise; to contrive; to form in design; as, to plan the conquest of a country. scale drawing of a structure; 'the plans for City Hall were on file' a series of steps to be carried out or goals to be accomplished; 'they drew up a six-step pla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. design. layout. plan. project. schema. scheme. plot. program (me. proposal. policy. proposition. device. canvas. schedule. blueprint. cadre. designs. drawing. game. line. map. plat. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a series of steps to be carried out or goals to be accomplished; 'they drew up a six-step plan'; 'they discussed plans for a new bond issue'. an arrangement scheme; 'the awkward design of the keyboard made operation difficult'; 'it was an excellent design

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prescribed, written sequence of actions to achieve a goal, usually ordered in phases or steps with a schedule and measureable targets; defines who is responsible for achievement, who will do the work, and links to other related plans and goals By law ag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing, sketch, or diagram of any object or structure, especially, a very large-scale and considerably detailed map of a small area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program or pseudo-code fragment that solves a single, well defined goal Examples would be a code fragment to sum a series of numbers or code to input words from a file until the end-of-file character is encountered [Soloway82] [Rist86] A program as a wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An architectural drawing showing in two dimensions the arrangement of space in a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The drawing of the horizontal plane of a building, cut through the walls at about three feet above a floor and looking down Also called a floor plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A means of resource management, prepared under the Resource Management Act 1991, which sets out issues, objectives, methods and rules pertaining to the management of an area or a resource, as required or provided for by the act There are both regional and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plan is written ordered set of decisions, directions, policies, and a course of action to achieve a set of objectives Plans usually include graphics, maps, and descriptions of areas and projects as well as findings, assumptions, and recommendations of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of action as text, drawing, or map. means any bonus, profit-sharing, pension, retirement, thrift, savings, incentive, stock purchase, stock option, stock ownership, stock appreciation, dividend reinvestment, or similar plan; or any dividend or in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Develop strategies and plans for change, communications, training and performance measurement to maximise opportunities and minimise risks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of steps, procedures or programs, worked out beforehand in order to accomplish an objective or goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plan is the basis for all RECEPTOR activities, and must be created by the user before a RECEPTOR analysis can be done All things affecting the search are described in the plan: which molecules are used in the search; which atoms are used as pharmacoph

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As used anywhere in the West Eugene Wetlands Plan, the terms 'the Plan', 'this Plan', 'West Eugene Wetlands Plan' or 'the WEWP' are all references to the current West Eugene Wetlands Plan as adopted or hereafter amended Rare Animal: See definition for 'ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A health care program offered by the State that partially pays or reimburses the employee or retiree for covered health care services or treatments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There may be several different plan types available To see what different plan types include click on the plan type link. the ability to PLAN how to use that information, to meet your goal This continues the DESIGN and takes you all the way to implementat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disciplined, systematic approach, formulated beforehand, that results in detailed strategies, tactics and implementation steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The skill of outlining appropriate strategies for solving complex problems that are new to you, starting with appropriate physical laws and principles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing representing any one of the floors or horizontal cross sections of a building, or the horizontal plane of any other object or area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific actions or mechanisms mandated by the affirmative Traditionally, plans specify resolutional mandates as well as non-resolutional logistical requirements and legislative intent for purposes of clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concept , conception , idea , layout , plan , scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned,- ning) plan; kroki, taslak; tertip, niyet maksat, fikir; yol, usul, tarz; f. planını çizmek; plan kurmak, tasarlamak; tertiplemek düzenlemek; düşünmek, niyetlenmek, working plan ilk tasarı, ge- çici. plan planner i. plan yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin ya da yapıtın yatay bir düzlem üzerindeki izdüşümü. Milattan 1500 yıl öncesine ait Mezopotamya tabletleri üzerinde bile planlara rastlandığına göre, kullanımının çok eski olduğu anlaşılmaktadır. Eski Mısır`da da bilinirdi. Antikite`de özellikle de Roma`da plan yapımı mimari etkinliğin önemli bir parçasıydı. Rönesansta plan vazgeçilmez bir mimari projelendirme tekniği olarak yerini iyice sağlamlaştırmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. planarya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. planchette). Ölçme tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveyor's plane table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schemer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. düzlem, müstevi; düzey; safha, derece; tayyare, uçak. inclined plane geom. eğik düzlem on the same plane aynı düzeyde, müsavi, aynı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., plane tree çınar, bot. Platanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rende, marangoz rendesi, planya; bir çeşit mala; f. düzeltmek, rendelemek; üstünu temizlemek; den. suyun yüzünde uçar gibi gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamıyle düz, dümdüz; mustevi, düzlem; yassı. plane angle geom. düzlem açı, basit açı. plane figure geom. düzlem şekil. plane geometry düzlem geometri plane table plançete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. planing machine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. planète

gök b. gezegen

Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A celestial body which revolves about the sun in an orbit of a moderate degree of eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is distinguished from a comet by the absence of a coma, and by having a less eccentric orbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star, as influencing the fate of a men. any of the celestial bodies that revolve around the sun in the solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of the celestial bodies that revolve around the sun in the solar system. a person who follows or serves another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planet is a relatively large object that orbits a star Actually the definition for exactly what can be called a 'planet' is uncertain, and there are no specific lower size limits The planet Pluto by all logical accounts is too small to be a full-fledged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spherical ball of rock and/or gas that orbits a star The Earth is a planet Our solar system has nine planets These planets are, in order of increasing average distance from the Sun: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, and Plut

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spherical ball of rock and/or gas that orbits a star The Earth is a planet Our solar system has nine planets These planets are, in order of increasing present distance from the Sun: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Pluto, and Neptun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A major object which orbits around a star In our solar system, there arenine such objects which aretraditionally called 'planets'': Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, and Pluto While no individual planet has ever been seen orbi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very large body in orbit around a star Planets can be composed mainly of rock or of dense gases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large spherical object shining by a star Our planets are: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, Pluto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cosmic object that is more massive than an asteroid but less massive than a star and shines by reflected light. the major bodies in the solar system that shine only by reflected light from the Sun: Mercury, Venus, Earth, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, N

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-luminous body moving round a star There are nine known planets in our Solar System, some of which are attended by satellites Experience the planets of the solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A celestial body of the solar system, revolving around the sun in a nearly circular orbit, or a similar body revolving around a star See table XII See also astronomical constant, tables II and III, noting that some values differ in the three tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

For the purposes of Astrology the planets are considered to be the Sun, Moon, Mercury, Venus, Mars, Jupiter, Saturn, Uranus, Neptune, and Pluto Some Astrologers also include asteroids or the small planetoid Chiron which orbits between Saturn and Uranus So

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nonluminous body associated with a star Any of nine such bodies that circle our sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large body that orbits the Sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From an old word meaning 'wanderer ' The planets are those celestial bodies that seem to move through the zodiac In astrology, the planets include the Sun and the Moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Object revolving in an approximately circular orbit around a star[?] See also: asteroid. : A solid object in motion about a star If it is very small, it is called an asteroid See also Brown Dwarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astronomy: spherical and massive celestial body orbiting around the Sun or around an other star Astrology: object of the Zodiac that individually and collectively more or less influences the human beings, in one or several life sectors Esotericism: physic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of nine solid, nonluminous bodies revolving about the Sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of nine major bodies that orbit the Sun, visible to us by reflected sunlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-luminous body moving round a star There are nine known planets in our Solar System, some of which are attended by satellites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the nine large objects that revolve around the Sun There are also over 80 potential Exo-Solar planets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezegen, seyyare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızları ve güneş sistemini hareket halinde canlandlran cihaz; bu cihazın içinde bulunduğu bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gezegenlerle ilgili, gezegen gibi; seyyar, gezginci; dünyasaı. planetary gear mak. büyuk bir dişli çarkın içinde dönen küçük dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. planétarium

gök b. gökevi

Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbenin iç yüzeyinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı, yıldızlık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gezegene iniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. küçük gezegen, asteroid planetoid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalga gibi çarpan veya döven, yankılanan; gurultulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planimetre, düz bir alanın yüzolçümünü ölçen alet planimetry i. yüzölçümü ölçme usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

planya makinası, planya tezgâhı. planing mill kereste rendeleme fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzlem küre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalın tahta, döşemelik tahta; dayanak, destek; parti programında madde. walk the plank geminin yan tarafından uzanan kalasın üzerinden suya düşüp bozulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalas döşemek, tahta kaplamak; kızartıp veya haşlayıp servis yapmak; k.dili fırlatmak. plank down, plank out hemen ödemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Sularda bulunan mikrobik canlıların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Havuz, göl, akarsu, deniz, okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında, su hareketleriyle sürüklenen veya çok yavaş olarak yüzen, hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the animals and plants, taken collectively, which live at or near the surface of salt or fresh waters. the aggregate of small plant and animal organisms that float or drift in great numbers in fresh or salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly motile aquatic plants and animals. the passively floating or weakly motile aquatic plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Minute plant and animal organisms that are found in aquatic ecosystems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tiny, free-floating organisms of the ocean or other aquatic systems They may be phytoplankton or zooplankton. 1) Small, usually microscopic, plants and animals in aquatic systems 2) All of the smaller floating, suspended or self-propelled organisms in a b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free-swimming microscopic plants or animals that live in water; they can be larval forms of other animals such as fish or crustaceans, or adult forms of plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The small and microscopic organisms drifting or floating in the sea or fresh water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free-floating plants or animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small plants and animals that are suspended in the water and either drift with the currents or swim weakly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small floating or drifting life forms in water bodies Plankton includes both plants and animals that are carried passively in the water currents Those that can swim do so to change or adjust their depth in the water, not to move from place to place Plankt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aquatic organisms that drift, or swim weakly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly swimming plant and animal life in either fresh or marine waters From the Greek, planktos , 'to wander or drift '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Microscopic plant and animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organisms that float through the water column, not attached to any substrate and unable to move against currents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The collective term for all organisms which drift passively, or are unable to move against prevailing currents The plankton includes four groups primary producers , primary consumers , secondary consumers and the decomposers See also zooplankton, nekton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Floating or weakly swimming aquatic plants and animals that live in the open water of lakes and rivers, and that form the base of the ocean food chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to refer to both phytoplankton and zooplankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Microscopic plants and animals which many fish feed upon early in their lives Some lake trout populations feed upon plankton for their entire lives and are said to be planktivorous. The passively floating or weakly swimming animal and plant life in either

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plankton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. tactics. scheduling. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner. town planner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. design. program. programme. work up. architect. calculate. project. have in view. arrange. blue-print. chart. concert. contrive. devise. draft. map. mark out. premeditate. structure. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. calculate. contrive. devise. intend. plan. programme. project. schedule. structure. to plan. to arrange. to map sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to devise. to propose. arrange. project. tee up. timetable. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planed economy. planned economy. draft / managed / planned economy. draft economy. managed economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz obur yüzü içbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz öbür yüzü dışbukey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorsuz uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glider. sailplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glider. sailplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a glider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willy nilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki, ot; fabrika, atelye; bir kurumun malı olan bina veya arazi; demir baş; teçhizat; (argo) hile oyun, tuzak; şakşakçı; seyircilerin arasında oturup rol ya- pan oyuncu; hikâyede sonradan etkisini gösteren belirsiz bir kısım. plant louse yaprak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikmek, ekmek; kurmak, tesis etmek; tohumlarını atmak (fikir); denize balık tohumu ekmek; bahçe yapmak; mevzilendirmek; iskân etmek, yerleştirmek; (argo) aşketmek, indirmek, yapıştırmak (tokat); yutturmak. plant oneself dikilmek. plant out fideler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit müz., bot. Musa paradisiaca; bunun pişirilerek yenen meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koru, fidanlık; büyük çiftlik, geniş tarla, ekim alanı; istiridye yatağı; ekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekici, ziraatçı; tohum serpme makinası; büyük çiftlik sahibi; sömürge kurucusu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. insan ve ayı gibi butun tabanına basarak yuruyen; i. tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Planye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. planing machine. power planer. planer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planer. a large. carpenter's plane. planning machine. joiner. joining / bench plane. try plane. matcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..). Yassı ve uzun marangoz rendesi, demir rende.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tekrarlanan vurma sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate değer; tuhaf, garip; olağanüstü, harikulade. remarkableness i. fevkaladelik. remarkably z. dikkate lâyık derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semerkant şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sapa kadar girmek, sokulmak, batmak. 2. Batıp kalmak, sokulup çıkamamak: Hayvan, araba çamurun içine saplandı. 4. mec. Bir fikirde ısrar edip durmak, zihin bir şeye dalıp ayrılmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. to sink into. to be stuck in. to lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stuck or thrust into. to be stuck in. to be embedded in. to be lodged in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. idee fixe. monomania. crank. determination. idol. possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. delusion. fetish. fixation. hobbyhorse. obsession. fixed misconception. fixed idea. a bee in one's bonnet. hang-up sabit fikir. fikrisabit. idefiks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. fixed idea. ideé fixe. a bee in one's bonnet. idée fixe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional. obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Ağırlık merkezinin üstündeki bir noktadan asılan ve denge hâlinden biraz ayrıldıktan sonra serbest bırakılınca düzgün bir gidip gelme hareketi yapmaya başlayan cisim, Ar. rakkas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendulum rakkas. pandül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. bob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Vurma sesini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hesaptan artan, Ar. bâki, mütebâkı, küsûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güneydoğusu tarafından, doğudan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرقا] doğudan. 2.doğusunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kovan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iç organlara ait. splanchno önek iç organ, bağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayağını kaydırıp yerine geçmek, yerini kapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık arazi; bataklıklar arasındaki verimli tarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İslam’dan önce Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. 2.Ayrıcalıklı, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir araya gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. concentration. concourse. balling up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering together. being added. concentration. flip flop buffering. gathering. muster. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir yere gelmek, içtima etmek: Bugün meclis toplanacaktır. 2. Birikmek, çoğalmak, yığılmak: Hayli para toplandı. 3. Çekilip darlaşmak, sıkılaşmak: Bu kumaş yıkandıkça toplandı.. 4. Eteklerini çekerek ve önünü ilikleyerek öyle oturmak: Büyüklerin karşısında toplanıp oturmak lâzımdır. 5. İşlerini düzelterek yoluna koymak, işlerini perişanlıktan ve dağınıklıktan kurtarmak: Biraz toplanalım da bir eğlence yapalım. 6. Semirmek: Oranın havası yaradı, epeyce toplanmış. 7. Bir yere getirilmek, yığılmak: Birlikler toplandı. 8. Devşirilmek sarılmak, katlanmak: Yataklar, bohça, çamaşır toplandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get together. club together. band together. club. meet. group. keep together. accumulate. agglomerate. assemble. build. bunch. cluster. collect. combine. congregate. convene. meet in council. crowd. drift. flock. forgather. gather. herd. horde. mob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. assemble. collect. concentrate. congregate. convene. crowd. flock. huddle. meet. muster. polarize. press. reunite. to be collected. to be gathered. to be added. to be picked. to gather. to come together. to congregate. to assemble. to crowd. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be collected. to be amassed. to be accumulated. to be picked. to be harvested. to be tidied up. to be picked up. to gather. to assemble. to shape up. to adopt a better attitude. to put on weight. to gain weight. bunch. centre. club toge

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kimselerin belirli bir maksatla bir araya gelmesi, içtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. meeting. convention. gathering. assemblage. get-together. company. concourse. conference. congress. convocation. court. forum. function. parley. powwow. rally. seance. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. congress. convocation. gathering. meeting. parley. rally. reunion. session. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering. meeting. assemblage. assembly. concourse. congregation. congress. convention. entertainment. parley. party. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium. hall. assembly room. meeting room. assembly / meeting hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. venue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir yerden çıkarıp başka yere dikmek (fidan); başka yere yerleştirmek; tıb. aşılama için doku eklemek; i. nakletme; başka yere yerleştirilen şey; başka yere yerleştirme. heart transplant kalp nakli. transplanta'tion i. doku nakli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transplantation

1. tıp organ nakli, 2. bit. b. bitki nakli

1. İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma, organ aktarımı. 2. Bitkiyi bir yerden alıp başka bir yere dikme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst üste üç kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüksek arazi, yayla; s. yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. motoru kapatıp uçağı planör gibi kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük piliç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sarılık denilen hastalık. 2. Ekinlerde görülen bir hastalık, san vurma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sarp, uçurumlu kaya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları zara benzeyen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by