Arş ne demek? | Arş anlamı nedir? | Arş

Arş anlamı nedir?

Arş ne demek?

Arş anlamı nedir?

Arş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ars

Türkçe Sözlük

(e. Fr. marche). Asker tâliminde yürü kumandası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çardak, gölgelik, sâye-bân (sayvan), çatı, kubbe. 2. Taht, Ar. serîr, erîke. (Arapça’da asıl olan bu iki mânâ ile Osmanlıca’da az kullanılır.). 3. Hak Taâlâ hazretlerinin dokuzuncu kat gökte tasavvur olunan tahtı ki, kudret ve azametinin göründüğü yer sayılır. Arş-ürRahmân, Arş-ı Alâ. 4. Eski astronomi usûlünce bütün Felekleri geçiveren yıldızlardan boş zannolunan dokuzuncu ve en Alâ felek ki, Felek-ül-eflâk ve Felek-i Azam ve Felek-i atlas dahi denilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

March.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرش] gök. 2.taht. 3.çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Nehir, dere, çay gibi durmadan akıp giden su. 2. Bir sıra inci veya elmastan gerdanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. tributary. river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. stream. diamond necklace. running water. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek çocuk biçimi kesilmiş kadın saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kumanda yokluğu, başsızlık. Hükümeti olmayan yahut hükümetinin hiç bir otoritesi kalmayan bir milletin durumu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchie

kargaşa

Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchique

kargaşalı

Kargaşa niteliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Anarşi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchiste

kargaşacı

Kargaşa çıkaran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist. anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Devletin varlığını hiç bir surette tanımayan, her türlü iktidarı reddeden bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchisme

kargaşacılık

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bina yapılacak boş arazi parçası, binası yıkılmış veya yapıya tahsis olunmuş yer: Bin arşınlık bir arsa. Bina pek güzel, ama arsası dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. land. lot. holding. patch. plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate. land. lot. plot. site. building land. building plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot of vacant land. vacant lot. building site. building plot. ground. groundplot. law of real property. piece of ground. piece of land. plat. plot of land. property in land. terrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرصه] yer, meydan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرشه] güverte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz huylu, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(İ.) (Erkek İsmi) - 1.Temiz ruhlu ve çabuk. 2.Toy. 3.Namus konusunda titiz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tophane, askeri teçhizat deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). arsenik asidinden bir tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arsenik, sıçanotu. arsenic , -al (s). arsenige ait, arsenikli.white arsenic sıçanotu, beyaz zırnık. yellow arsenic sarı zırnık. arsenicated (s). arsenikle karışmış olan. arsenous (s). arseniğe ait, arsenikli. arsenic acid arsenik asidi. arseni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan, Fr. arsânic) (kimya). Sıçanotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenic trioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. archiduc). Habsburg (Avusturya Macaristan) imparatorluk hanedanı prenslerine verilen unvan. «Büyük duka» demektir. Türkçe’de «arşidüke» da denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arşidükün feşi veya kızı. Habsburg Alman hanedanında imparatorluk prensesi: Büyük düşes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ARŞUN (i.). 1. Parmak ucundan omuza kadar olan kol boyundan sayılan maruf ölçü. Ar. zirâ 2. Bacak arası, adım: Arşını büyük = Açık adımlar atan, uzun bacaklı. Arşınları açmak = Açık adımlarla çabuk yürümek, mec.: Hesap, ölçü, hülya, kuruntu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arşınla ölçmek. 2. Mesâha etmek. 3. Açık adımlar atarak çabuk geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the yard. march up an down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arşınla ölçülen veya satılan. 2. Bir arşın boyunda olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archives

belgelik

Belge ve yazıların saklandığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive. archives. record office. records. muniments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives. muniment room. record. record office. old records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayasız, utanmaz, yüzü pek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. barefaced. cheeky. impudent. unblushing. sassy. unabashed. bare faced. vigorous. bold. bold-faced. brassy. calm. daft. flip. flippant. fresh. hard-bitten. hardy. malapert. perky. pert. randy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. barefaced. blatant. bold. brazen. cheeky. fresh. gross. impudent. shameless. saucy. vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. impudent. violent. brassy. free. hoggish. impertinent. insolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Utanmayarak, utanmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arsızlık etmek, arsızca hareket etmek, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmaksızın müracaat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayâsızlık, utanmazlık, reddolunarak kovulduğu halde yine utanmayıp müracaat etme: Artık arsızlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brashness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence. insolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ASLAN) (i. zooloji). Kedi cinsinden kuvvet ve cesaretiyle meşhur olan maruf hayvan, Ar. esed, Fars. şîr (felisleo) mec. Cesur adam, bahadır, sıhhatli. Aslan pençesi, kuyruğu — Bitki çeşidi. Aslanpayı = Hakkından çok alınan pay. Aslansütü = Rakı. Aslan yatağından belli olur = insanın oturduğu yerin kendi itibarına uygun olması gerektiğini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Zodyak üzerinde Yengeç burcu ile Başak burçları arasında yer alan burcun adı. (bk.) Zodyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aslan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2.Cesur adam, bahadır. 3.Bir çeşit çiçek. Arslan Argun: Alpaslan’ın oğlu (1097).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Sıraca otları familyasından bir bitki. Halk arasında «anasına babasına pay veren» diye de anılan türlü renkte, güzel çiçek açan. (Anthirrinum). 2. Havuz kenarına konan ve ağzından su akan arslan şeklinde taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arslanı terbiye edip bakan veya seyrettiren adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kedi cinsinden gelen bütün etoburları içine alan hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir veya birkaç arslanın vesair yırtıcı hayvanların konulup saklandığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki, yer prasası da denir (Leonurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. 1. Sonradan gayrete gelip birdenbire atılmak. 2. Büyüyüp yiğit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden yabanî bir bitki (Alchemilla).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kundakçılık, kasten yangın çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not regulated. out of adjustment. below standard. immoderate in one's behaviour. out of focus. tuneless. unballasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment. intemperateness. disproportion. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Pars.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) l. Kaplana benzeyen yırtıcı hayvan. 2.Arı oğulu. -İsim olarak kullanılmaz. Barsbay: (el-Melikü’1-Eşref (Öl. 1438). Mısır Memluklan sultanı. Çerkez hanedanındandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı bağırsak). Karnın içindeki dar, uzun ve dolaşıklı içi boş uzuv, Ar. miâ, Fars. rûde. Barsak kazıntısı = İhtiyar çocuğu, tekne kazıntısı. Dipbarsağı = En aşağıdaki kalın barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut VARSAM (i.). Trakonya cinsinden ve ondan küçük bir cins balık ki, şiddetle çarpar, acısına dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut MARSAMA (i. R). Güzel rayihalı ve limon yaprağı gibi geniş yapraklı bir bitki ki, yerle beraber olup dikildiği yerde genişler ve nane gibi bazı yemeklere konur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü’l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bekata).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baybars).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâder-i şeb» den olduğu sanılır). 1. Yatağa serilen ve yorgana kaplanan bezden örtü: Yatak çarşafı, yorgan çarşafı. 2. Kadınların örtündükleri dış giyecek: İpek çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. bedclothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed sheet. garment covering a woman from head to foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇARŞANBA) (i.) (Farsça çehâr şenbih’ten). Haftanın dördüncü günü. Ar. yevm-il-erbaa, salı ile perşembe arası: Çarşamba günü, çarşamba pazarı. Çarşamba karısı = Cadı, mevhum bir cin, mec. Saçı taranmamış, korkutucu kıyafetli kadın. Ayın son çarşambası — Uğursuzluğuna inanılan veya hiç gelmeyecek oian gün. Dokuz ayın son çarşambası = Aynı şey. Dokuz ayın son çarşambası bir araya gelmek = Her iş bir araya gelip toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشب] çarşaf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارشنبه] çarşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çârsû = dört taraftan olduğu sanılır). İki tarafı dükkân ve üstü örtülü yahut açık alışveriş yeri, pazar. Ar. sûk. Çarşı ağası = Çarşı muhafızı. Çarşı halkı = Ehl-i sûk. Çam çarşı = Dört taraftan. İçi çıfıt çarşısı = İyi niyeti olmayan, hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. bazaar. arcade. fair. mart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar. market. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. shopping district. downtown region. the bazaars. bazaar. market square. mart. market place. souk. staple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba tutması; tren veya araba yolculuğundan hâsıl olan mide bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارسو] dört yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [چارسو] çarşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatın hisleri durulaştırmadaki etkisi; psikoanalizde zâhiren iyileşme sağlayan boşalım; gizli kalmış hislerin açrğa vurulmasrnı sağlayan psikoterapi; (tıb). ishal, amel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference intikal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolalamak, kolalayıp ütülemek. clearstarcher (i). kolacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). clerestory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). adi, bayağı, kaba; kalın; terbiyesiz; hissiz; işlenmemiş.coarsely (z). kabaca coarenes (i). kabalık; terbiyesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaba damarlı (ağaç); kaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabalaşmak, kabalaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Huysuz, geçimsiz, Fars. bed-nihâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. senseless. hard-hearted. immune. insensible. stolid. deaf. insentient. insusceptible. thick skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathetic. insensitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) işitilecek mesafe, kulak menzili, kulak erimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulak tırmalayıcı, sağır edici (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve reyi olmayan, akılsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve düşünceden mahrumiyet, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İran milletinin adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. farce

tiy. güldürü

İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clownery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light comedy. low comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Aviation Regulations, the laws governing aviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Acquisition Regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Aviation Regulations, frequently cited by FAs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fatality Analysis Reporting System A NHTSA system which has collected information on fatal crashes since 1975 in all states, including data on alcohol involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rules and regulations designed by the Federal Aviation Administration to control airspace operations in the United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fatal Accident Reporting System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fars dili, Acemce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian. iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Persian (language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı gören, basiret sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı iyi gören; (tıb).hipermetrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dehşetli, korkunç; korkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağaç dikme, fidan dikme; gars-ı eşcâr, orman garsı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غرس] ağaç dikme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lokanta ve gazinolarda müşterilere hizmet eden kimse (Fransızca’da asıl mânâsı: erkek çocuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiter. waitress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiter. waitress. commis. counterman. garçon. waiting man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı erkeklerin, kendi evlerinden ayrı olarak tuttukları hususî ev veya oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çift sürme, tarla işleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرث] kültür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fasîle-i harşefiyye = Enginar çeşidinden dikenli bitkiler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sert, acı; kaba, haşin, ters, huysuz, insafsız. harshly (z.) sertçe, huysuzca, kaba bir şekilde. harshness (i.) kabalık, haşinlik, terslik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرثی] kültürel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. haslet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non damaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvanların (özellikle domuzun) yürek ve ciğer gibi yenilen iç uzuvları, sakatat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylenti, şayia, dedikodu, söz, haber. hearsay evidence (huk). başkalarından işitilerek öne sürülen delil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cenaze arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindhıyarı): Baklagillerden leguminoseae denilen büyük ağaçların meyvesidir. Doğu Hind, Antil ve Brezilya’da yetişir. Meyvesi siyahtır ve silindiriktir. Terkibinde şeker, pektin, zamk, tanen ve esans vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı önler, fazlası müshildir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden bir ağaç. Hint hıyarı da denir (cassia fistula).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir cins bitki (aşağıya bk.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvesi tıpta kullanılan bir bitki. (bk.) Hıyarşenbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıyarşembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Rütbe sırası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarchy. pecking order. social order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarchy. peeking order. limited of command. stages of appeal / approach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarchical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hierarchical. hierarchic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boğuk, kısık; boğuk sesli. hoarsely (z). boğuk sesle. hoarseness (i). boğuk seslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kudret ve takati olmayan, elinden iş gelemiyen, Osm. gayrı muktedir, Aciz: Pek İktidarsız bir adamdır. 2. Cinsî iktidarı olmayan erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. incompetent. impotent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kudret ve takat eksikliği, kudretsizlik, Osm. adem-i iktidar: iktidarsızlığı anlaşıldı. 2. Erkekte cinsi kudretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kavrulmuş fındık.

Hazırlanışı : Sabahları aç karnına, 10 tane kuru üzümle 10 tane kavrulmuş fındık yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. incapacity. impotency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. weakness. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kakmacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Yelkenleri dolduran dik rüzgâr. 2. Geminin alabildiğine doldurulmak üzere götürü kiralanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. changeable. changeful. choppy. desultory. fluid. precarious. undecided. unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. unsettled. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instability. unsteadiness. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. itibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unesteemed. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of esteem. discredit. disrepute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomobile binildikten sonra kapı kollarını gizleyen sensör sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Jerse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jersey cloth. jersey jacket. jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaş otu, bot. Coix lachrvma -jobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yerde durmaz, sabit olmayan, oynak. 2. Sebatsız, devamsız, süreksiz, geçici, muvakkat. 3. Rahatsız, huzursuz. 4. Neticesiz, kararlaşmış olmayan, kararı verilmemiş, ne olacağı belirsiz. 5. Hiçbir işe karar vermez, mütereddit. 6. (denizcilik) Devamlı olarak değişen: Kararsız rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. undecided. changeable. hesitant. inconstant. unsettled. restless. uncertain. irresolute. ambivalent. astatic. baffling. changeful. double-minded. doubtful. dubious. erratic. faltering. fickle. flighty. fluctuating. flukey. fluky. halting. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambivalent. dubious. erratic. flighty. hesitant. indecisive. uncertain. undecided. undetermined. uneven. unsettled. unstable. unsteady. variable. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeable. hesitant. unstable. undecided. ambivalent. changeable of mind. double minded. erratic. fence rider. fickle. halting. inconsistent. instable. irresolute. mercurial. precarious. weak of purpose. putter off. tremulous. uncertain. unpredi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable equilibrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow hot and cold. fluctuate. hang in the balance. to be infirm of purpose. to be in tow minds. to lack resolution. waffle. waver in one's resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sebatsızlık, devamsızlık. 2. Rahatsızlık. 3. Bir işe karar verilemeyiş, kararlaşmamış bir halde duruş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeterminate. instability. indecision. fickleness. changeability. dither. doubt. doubtfulness. dubiousness. flightiness. fluctuation. haziness. hesitance. hesitancy. incertitude. inconsistency. infirmity. infirmity of purpose. irresolution. loosenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither. indecision. instability. quandary. suspense. uncertainty. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. instability. indecision. ambivalence. betweenity. dither. hesitancy. incertitude. infirmity of purpose. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tilkiye benzer, karnı beyaz bir cins hayvan ki, postu kürk olur. Fransızca: Chien de Bengale. Afrika karsağı = Trablus tilkisi. Fransızca: Corsac.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin karşısında bulunan yer veya şey, mukabil, hiza: Evin karşısı dağın karşısı, ateşin karşısında, pencerenin karşısında. 1. Bir şeyin yüzü ve cephesi karşısında bulunan: Evim meydana karşıdır. Karşı yaka, karşı mahalle. 2. Bir şeye, birine aykırı olan, zıt, muhalif: Bu muamele terbiyeye kerşıdır. İnsaniyete karşı bir harekette bulundu. 3. Mukabilinde, yüz ve cephe hizasında: Meydana karşı oturuyor. Karşıya geçti, karşı çıktı. 4. Hilâfına, aksine, zıddına: Ahmet bana karşı çalışıyor. Kendi menfaatine karşı söylüyor. S. Mekân (yer) zarfı olarak da kullanılır: Karşıda durmak, karşıya çıkmak, karşıdan geçmek, karşıma, karşınıza çıktı. 6. (zaman zarfı olarak) Doğru, takriben, sularında: Akşama karşı gelin; sabaha karşı bir serinlik çıktı. Karşı çıkmak = 1. Karşılamak, Osm. istikbâl etmek. 2. Muhalefet etmek, dayanmak. Karşı durmak, koymak, gelmek = Muhalefet etmek, aleyhinde bulunmak. Karşı karşıya, Tamamiyle önünde, yüzyüze, Osm. mukabilinde, muvâcehesinde (karşı-be-karşı demek çok yanlış ve zevksizdir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. opposed. counter. discordant. opponent. opposing. opposite. repugnant. gainst. opposite. against. facing. before. con. counter. con-. anti-. against. contra. versus. towards. toward. athwart. for. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adverse. against. averse. contrary. counter. discordant. opposite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

against. counter. for. opposite. the place opposite. facing. opposing. anti. in the direction of. in return for. in response to. toward. contrary to. as a cure for. as a countermeasure to. adverse. antagonistic. averse. contra. contrary. derogative. derog

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. contravene. counter. demur. disallow. dispute. object. oppose. protest. remonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to counter. to oppose. to object to. to go to meet sb. beard. come out against sth. cross. demur. to set one's face against. mind. object. protest. repugn. stick up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resist. to oppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. defiant. infractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vis a vis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vis-à-vis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over against. faced. face to face. facing each other. opposite to each other. in the teeth of. vis a vis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confront. counter. cross. mind. oppose. resist. withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to oppose. to resist. contest. defy. deprecate. flout. oppugn. to kick against the prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissential vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca öne sürülen bir terim. Her tür akademikleşmiş sanata karşı olan Dada akımı yandaşlarınca günün geçerli tutucu eğilimlerini eleştiri amacıyla üretilen tüm yapıtları niteler. Karşı Sanat yandaşları için, bir biçim bulma ya da oluşturma kaygısı söz konusu değildir. Onlar biçimleri veya sanatsal öğeleri ancak çevrelerindeki nesneler arasından seçerler, ama; kendileri bir üretime kalkışmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter argument. antithesis. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde saz veya söz eseri olabilen bir form (şekil) veya çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. greeting. reception. welcome. compensation. recompense. recuperation. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confrontation. reception. salute. welcome. greeting. accepting. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. greeting. reception. welcome. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welcoming ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karşısına çıkmak, Osm. istikbâl etmek: Misafirleri karşılamaya gitti. Kendisini sokak kapısında karşıladı. 2. Karşı ve sert cevap vermek; karşı durmak, dik gelmek: İnsan, kendisinden büyüğünü, haksız bile olsa, öyle karşılamamalır. 3. Bir soruya bir cevap vermek: Bana o suali soracağını bildiğimden dolayı böyle karşıladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. greet. welcome. answer. provide. satisfy. supply. make amends. compensate. counterbalance. counterpoise. countervail. fulfil. fulfill. provision. recompense. recoup. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensate. counter. cover. face. fill. greet. meet. receive. respond. salute. satisfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go to meet. to welcome. to cover. to pay. to be enough for. to meet a need. to respond to. to react to. to remedy. to prevent. correspond. countervail. face. front. greet. offset. take. to be up against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılamak işine konu olmak: Başvekil törenle karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be met. to be welcomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. meeting. contest. match. fight. confrontation. event. meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. event. game. match. meeting. confrontation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. game. match. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karşı karşıya gelmek, yüz yüze gelmek, Osm. rû-be-rû olmak, muvâcehe olunmak. 2. Boy ölçüşmek, tutuşmak, çekişmek. 3. Ödeşmek: Onunla karşılaştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on. meet. run across. come upon. fall with. drop a cross. cross. run up against smb. cross each other. encounter. experience. greet. come across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encounter. meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet each other. to be confronted with. to be up against. sports to play each other. come across. encounter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele edilmek: Bu kâğıt, müsveddesiyle karşılaştırıldı mı? 2. Denkleştirilmek: Alacağımla vereceğim karşılaştırılsın ki, alacağım olup olmadığı anlaşılsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karşılaştırmak işi, mukayese; (kimya) muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. comparision. crosscheck. check. analogy. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. comparison. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. confrontation. analogy. compare. cross tabulation. cue sheet. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree of comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele etmek: Daktiloyla yazılan metni müsveddesiyle karşılaştırmalı. 2. Denk hâle getirmek, denkleştirilmek: Gelirle gideri karşılaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check. confront. match. balance. set against. check against. class with. confront smb. with. contrast. crosscheck. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir muameleye karşı ve onun yerini tutmak üzere edilen muamele, Osm. bedel, ivaz, mukabele-i bilmişi, ödeşme, mükâfat: İnsan ettiği iyiliğin elbette karşılığını görmek ister. Benim size olan hizmetlerimin karşılığı bu mudur? 2. Cevap, itiraz, târiz, red: İnsan, haklı da olsa, büyüğüne karşılık vermemelidir. 3. Bir masraf için ayrılmış gelir ve teminat. Fransızca: credie ve garantle: Bu işin karşılığı var mıdır? Karşılığını bulmadan hiçbir masrafa girişmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as against. equivalent. provisions. return. wages. answer. reply. payoff. consideration. counter. counterbalance. counterpart. offset. payment. provision. quid pro quo. quittance. reciprocation. recompense. remuneration. repayment. requital. response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. comeback. consideration. counterbalance. equivalent. price. recompense. redress. repayment. reply. response. retort. return. reward. reaction. acknowledgement. reciprocity. counterpart. compensation. allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. allowance. response. equivalent. translation. amount paid. equivalent given in return. appropriation. designated fund. opposite. contrary. in contrast to. in response to. in payment for. answer. compensation. consideration. counter. counterpart

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. counter. counteract. react. rejoin. reply. retort. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerback. to answer. counter. respond. talk back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mukabilinde, misli olan, iki taraftan karşılığı olan. Karşılıklı sevgi, karşılıklı yardım. 2. Karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında olmak üzere iki taraflı, iki taraflı olan: Bu bahçenin karşılıklı kapıları vardır. Karşılıklı salonlar, kanepeler. 3. Metniyle tercümesi: Karşılıklı bir kitap. 4. Cevaplı: Karşılıklı mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual. reciprocal. reciprocating. opposing. opposed. conjugate. tete-a-tete. inter-. opposite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual. reciprocal. facing one another. corresponding. mutually. alternatively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual. reciprocal. opposite. facing one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karşılığı olmayan, karşllık beklemeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. unanswered. unrequited. unreturned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratis. gratuitous. unrequited. complimentary. unpaid. dud. worthless. unreturned. unanswered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrequited. complimentary. gratis. not covered. unreturned. not reciprocated. unanswered. dishonoured. not provided for. past consideration. without remuneration. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrequited love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad cheque. overdraft. bounced check. bouncer. cheque without cover. cheque without provision. flash cheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Karşılıklı olma hâli, Osm. mütekabiliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for all. although. altho. albeit. as. but yet. though. while. in spite of. althought. spite of. per contra. despite. in despite of. notwithstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. despite. for all. although. though.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spite of. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کارشناس] uzman, işten anlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. opposite. contradictory. adverse. reciprocal. antipathetic. antipathetical. antithetic. antithetical. converse. cross. inimical. jarring. opponent. opposed. reciprocating. reverse. athwart. objector. anti-. contra-. contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent. adverse. alien. contrary. converse. opposite. reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposite. contrary. antagonistic counter. anti. in disagreement. opposed. converse. inimical. opponent. retrograde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrariness. opposition. reciprocity. antinomy. hostility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis. contrast. opposition. polarity. variance. contradiction. reciprocity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin diğer tüm unsurları arasındaki karşıtlıklar, resmin anlatım olanaklarının en önemli unsurlarından birisidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alta vurup yatırmak, çiğnemek (terk edilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A terrain or type of topography generally underlain by soluble rocks, such as limestone, gypsum, and dolomite, in which the topography is chiefly formed by dissolving the rock; karst is characterized by sinkholes, depressions, caves, and underground drain

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of topography that results from dissolution and collapse of carbonate rocks such as limestone and dolomite and characterized by closed depressions or sinkholes, caves, and underground drainage. a type of terrane and/or hydrologic regime that is for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area possessing surface topography resulting from the underground solution of subsurface limestone or dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of topography that is formed on limestone, gypsum, and other rocks, primarily by dissolution, and that is characterized by sinkholes, caves, and underground drainage From Glossary of Geology, 4th Edition, 1997, American Geological Institute. an are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A topography formed over limestone, dolomite, or gypsum and characterized by sinkholes, caves, and underground drainage kg: Kilogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A terrane, generally underlain by limestone or dolomite, in which the topography is formed chiefly by the dissolving of rock, and which may be characterized by sinkholes, sinking streams, closed depressions, subterranean drainage, and caves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A barren limestone region characterized by fissures, caves, and underground channels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Landscape produced by the dissolution of limestones by by percolating ground waters and underground streams Named after the Karst region of the former Yugoslavia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The occurrence of limestone as the first bedrock unit beneath the soil in which cavities form due to the solubility of limestone under certain conditions Surface characteristics include sinkholes and sinking streams. a set of landforms or a landscape form

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Water-soluble limestone, dolomite, and gypsum beds in which water has dissolved underground cavities, producing fissures, sinkholes, underground streams, and caverns Florida has numerous karst formations. terrain with distinctive characteristics of relief

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A geological term for an irregular limestone region with sinks, underground streams, and caverns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The general term for landforms which includes caves, dolines and sculptured rock surfaces Such landforms are formed in areas where solution processes, rather than mechanical erosion processes, predominate Karst is most often seen in limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A geologic formation of irregular limestone deposits with sinks, underground streams, and caverns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A geologic region characterized by layers of porous limestone containing sinkholes and underlain by caves and underground streams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Topography with sinkholes, caves, and underground drainage that is formed in limestone, gypsum, or other rocks by dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A terrain in which the landscape is shaped by the drainage characteristics due to the dissolving action of the underlying bedrock Over thousands of years, various surface and subsurface features are developed -- sinkholes, streams, springs, and caves to n

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An irregular topography that may form over partially dissolved limestone or dolomite; karst is characterized by sinkholes, caves, and underground drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landform comprised of sinkholes, sinking streams, zones of infiltration, underground passageways or watercourses, and spring resurgences, usually occurring in a soluble rock such as limestone or gypsum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

karst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucu olmayan, uçsuz, sonsuz, Fars. bt-pâyân: Gökyüzü kenarsızdır. 2. Çerçevesinde pervaz, çizgi veya çiçek gibi bir şeyi olmayan: Kenarsız halı. 3. Not, dip notu, hâmiş ve hâşiyesi olmayan: Kenarsız kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalın barsağın, ince barsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı, apandis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Çeşitli silislerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quartz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Taneleri ayırt edilemeyen kumtaşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tavlada ve başka oyunlarda ki taraftan birinin kazandığında, diğerinin hiçbir sayı kazanamaması: Mars oldu! 2. Hiç bir şey söyleyemeyip kalma: Herif mars oldu!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Merih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Cerm.). 1. Askerlikte yürüyüşe geçmek için verilen emir. 2. Daha çok yürüyüşlerde çalınmak üzere bestelenmiş musiki parçası. Marş marş! = Askerlikte koşma emri. 3. Otomobil, kamyon vs. motorunu harekete geçirecek düzen: Marş düğmesi, marş motoru.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eski Romalılarda savaş tanrısı; astr. Merih. i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan im.), (c. marâsıd). 1. Gözetip beklemeye mahsus yer. 2. Yıldızlara ve gökyüzüne bakmaya mahsus Aletleri koymaya mahsus yüksek yapı, rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nane gibi kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yük katarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marchandise

yük treni

Yük taşımada kullanılan tren, yük katarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchandise train. freight train. baggage train. freight. goods train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat). 1. Hudut muhafızı. 2. Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins kalın pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Marsilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. batak, bataklık. marsh fever sıtma, malarya. marsh gas bataklıktan çıkan metan gazı. marsh grass gö1otu. marsh hen su tavuğu, zool. Fulica atra; su yelvesi, zool. Rallus aquaticus. marsh mal low hatmi, bot. Althaea officinalis. marsh marigold çuha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) ask. mareşal müşür; teşrifatçı, protokol görevlisi; polis müdürü; f. sıraya koymak, tanzim etmek; önüne düşüp götürmek. field marshal mareşal, müşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokuma ben zer bir çeşit hafif şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su maydanozu, bot. Apium nodiflorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bataklığa ait, bataklık gibi; bataksal; bataklı. marshiness i. bataklık hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi yanmadan söndürülmüş ve yakıldığı vakit çok duman ve koku verip başa vuran kömür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). Üzerine basıp yelkeni bağlamak için serenlerin cundasından hamaylısına bağlanmış halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. keseli; i. keseli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.) (musiki). Mâtem ifade eden marş ki, cenaze törenlerinde de çalınır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ayak tarağı. metatarsal s. ayak tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem. anthem national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Bir hükümdar tarafından yapılan devlet yönetimi. Parlamanter (meşrûtî) demokrasi veya mutlakıyet şeklinde ölebilir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchie

top. b. tek erklik

Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchiste

top. b. tek erkçi

Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchisme

top. b. tek erkçilik

Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi kendine Aşık olma veya kendi şahsına hayran olma manisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissisme

ruh b. özseverlik

Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcicism. narcissism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissist

ruh b. özsever

Kendi benliğine bağlanan, hayran olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcissist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Siyasî iktidarın, bir zümreden olan kimselerin elinde bulunması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oligarchie

top. b. takım erki

Siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim, aristokrasinin daralmış biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oligarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oligarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtıcı bir memeli hayvan (felis pardus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard. panther.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leopard. panther.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پارس] İran, Pers ülkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پارس] panter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). 1. Para toplamak için gezdirilip hazır bulunanların önüne tutulan tabak, tepsi: Parsayı gezdirmek, dolaştırmak. 2. Bu suretle toplanan para: Parsa toplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İbâdet eden, dindar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money gathered up from the crowd. money gathered up from a crowd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money gathered up from the crowd. money gathered up from a crowd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پارسا] sofu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sofu, dinine bağlı. 2.İffetli, namuslu, temiz, doğru.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski püskü ve yırtık (esvap vesaire): Parsal bir cübbe. (bk.) Partal.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Pars gibi güçlü ve çevik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gram. bir cümle veya kelimeyi gramer aşısından incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. bir uzunluk ölçüsü 3,26 ışık yılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muayyen bir maksatla ayrılarak sınırı belirtilmiş arazi parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. parcel. parcel of land. plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakup. lot. parcel. plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building lot. parcel. plot. lot (of land designated in an official survey. building plot. land subdivision. parcel of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling. allotment. parcellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling. allotment. parcellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parsellere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divide into parcels. lot. parcel. portion. portion out. subdivide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

( f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Parsbay).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پارسی] farsça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iran'dan Hindistan'a hicret etmiş olan Zerdüştlerden biri. Parseeism i. bu Zerdüştlerin dinsel inanç ve gelenekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s cimri, pinti, aşırı hasis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasislik, pintilik, cimrilik, tamahkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

( f.t.i.) (Erkek İsmi) - Kanında atılganlık, cesaret ve saldırganlık taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maydanoz, bot. Petroselinum crispum cow parsley, wild parsley yaban maydanozu, bot. Anthriscus sylvestris. fool's parsley küçük baldıran, bot. Aethusa mountain. parsley dağ kerevizi, bot. Petroselinum oreoselinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani havuç, kara kavza, bot. Pastinaca sativa. water parsnip su kerevizi, bot. Sium latifolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bergama şehrinin adından). Eskiden yarı yazmak için özel olarak hazırlanan deri. Parşömen kâğıdı = Parşömene benzetilerek yapılan iyi cins kalın kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. sheepskin. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaiz rahip parson's nose k.dili tavuk gerisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir piyesi prova etmek; alıştlrmak (aktör); nakletmek, hikâye etmek; ezberden okumak, inşat etmek; tekrarlamak. rehearsal i. piyes veya musiki provası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. özellikle frengi için yakın zamana kadar kullanılan arsenikli bir ilâç, salvarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç astarlık olarak kullanılan ince canfes. sarco-, sarc- (önek) et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dermansızlıktan titrek olan. 2. Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. doddering. doddery. palsied. clumsy. dickey. dicky. jerky. rocky. tottering. tottery. a dithering idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. unsteady. cranky. rickety. tottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç saparnası; saparna: bu bitkinin ilaç veya baharat yapımında kullanılan koku. wild sarsaparilla yaban saparnası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli ve soğuk rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صرصر] fırtına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarsar sarsenet bak. sarcenet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convulsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traumatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yürürken sarsılan, titrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarsılma, sallanma,: Ağacın rüzgârdan sarsılışı. 2. Muvazeneyi kaybetme, bozulma, düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarsılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynatılmak, kıpırdatılmak: Rüzgârdan bütün ev sarsıldı. 2. Bozulmak, normal hâli değişmek, muvazeneyi kaybetmek: Bu hastalıktan sarsıldım, mâlt vaziyeti sarsıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be shaken. shake. jar. shock. careen. be cut up. jerk. jolt. judder. quake. rock. be shattered. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolt. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shaken. to be jarred. to be jolted. to be laid low by. to be hit hard by. (illness , schock , downturn in one's affairs. to be greatly weakened by. joggle. shake. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sallanma: Zelzelenin sarsıntısı. 2. Musibet: Bu sarsıntı ona yetişir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock. quake. tremor. shake. bump. concussion. trauma. jerk. joggle. convulsion. jolt. jounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion. jar. joggle. jolt. shake. shock. tremor. earthquake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolt. shake. shock. tremor. concussion. shaking. vibration. trembling. quaking. impact. rattling. flutter. lurch. jerk. jarring. earthquake. jar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking. trembling. shaken. uncertain. jerky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which moves without shaking / jogging. which doesn't jolt its passengers. calm. undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarsmak İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jog. shake. shock. shaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion. jolt. shake. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynatmak, fazlaca kıpırdatmak, titretmek, sallamak: Araba bizi çok sarstı. 2. Bozmak, değiştirmek, muvazeneyi kaybettirmek: Bu hastalık beni çok sarstı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appal. jar. jolt. rock. shake. shock. to shake. to jar. to jolt. to give a shock. to shock. to rock. to devastate. to weaken. to debilitate. to agitate. to upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to jolt. to jar. to give sb a shock. to weaken. to upset. churn. diddle. jog. joggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. âlimlik, ilim, irfan; burs .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) makas; makarayı tutan vincin iki kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seyrek, dağınık, sık olmayan. sparsely z. seyrek seyrek . sparseness i. seyreklik. sparsity i. seyreklik, kıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayak bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tarsîAt). 1. Mücevher kakarak süsleme: Bir kılıcı, kutuyu, nişanı tarsî etmek. 2. (edebiyat). Benzer sözlerle yapılan bir edebî san’at

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cadı maki, zool. Tarsius spectrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «resânet» ten masdar) Sağlamlaştırma, sağlam, kuvvetli yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasâs» tan masdar) (kimya). Kurşunlama, kurşuna çevirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ankle; the bones or cartilages of the part of the foot between the metatarsus and the leg, consisting in man of seven short bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plate of dense connective tissue or cartilage in the eyelid of man and many animals; called also tarsal cartilage, and tarsal plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The foot of an insect or a crustacean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It usually consists of form two to five joints. the part of the foot of a vertebrate between the metatarsus and the leg; in human beings the bones of the ankle and heel collectively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the leg between the knee and the foot. : the 'foot' of an insect consisting of from 1 to 5 segments attached to the tibia. the chief city of Cilicia It was distinguished for its wealth and for its schools of learning, in which it rivalled, nay, ex

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hock joint. : Last section of insect legs which are made up of several segments called tarsomeres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dense, plate-like framework within upper and lower eyelids that provides stiffness and shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most distal segment of the legs and pedipalps In tarantulas the tarsus bears two claws. - cartilage-like stiffeneing layer extending across the eyelid. the part of the foot of a vertebrate between the metatarsus and the leg; in human beings the bones

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ.. si) ayak bileği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pars gibi güçlü tay (çocuk).

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent. contradictious. inconsequent. inconsequential. double-minded. abrupt. choppy. conflicting. contradictory. desultory. disconnected. discursive. disjointed. precarious. rambling. unconnected. as thin as a wafer. wafer-thin. wa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. incoherent. inconsistent. inconsequent. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherency. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. irremediable çaresiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temkinsiz, haysiyetini muhafaza edemiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vakar yokluğu, temkinsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Varsak denilen Tatar kabilesine mahsus bir cins enli yatağan. 2. Yine onlara mahsus bir nevi kayabaşı hava. (bk.) Varsağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir hâdiseyi açıklayabilmek için gerçek olarak kabûl edilen prensip, ipotez, faraziye

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposition. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir hâdisenin neticelerinden faydalanmak için onu olmuş gibi saymak, farzetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. count. deem. hypothesize. posit. presume. reckon as. reckon for. say. suppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. believe. call. grant. presume. say. suppose. to suppose. to assume. to presume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. to suppose. to assume. to hypothesize. posit. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. wealthy zengin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinci gelen okul takımı; ing. üniversite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Varşova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootless. footless. inexpedient. invalid. otiose. pointless. profitless. unobliging. unserviceable. useless. no good. of no avail. gainless. it's no use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barren. hopeless. idle. pointless. useless. vain. unprofitable. pointless faydasız. nafile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. unserviceable. useless. of no use. functionless. futile. idle. incapacitated. ineffectual. inefficacious. inefficient. inept. inutile. needless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zararı dokunmayan. 2. mec. Oldukça iyi, kötü olmayan: Zararsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmless. innocent. innocuous. inoffensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmless. innocuous. passable. not so bad. pretty good. okay. ordinary. innocent. inoffensive. tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by