Arsa ne demek? | Arsa anlamı nedir? | Arsa

Arsa anlamı nedir?

Arsa ne demek?

Arsa anlamı nedir?

Arsa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: arsa

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bina yapılacak boş arazi parçası, binası yıkılmış veya yapıya tahsis olunmuş yer: Bin arşınlık bir arsa. Bina pek güzel, ama arsası dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. land. lot. holding. patch. plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate. land. lot. plot. site. building land. building plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot of vacant land. vacant lot. building site. building plot. ground. groundplot. law of real property. piece of ground. piece of land. plat. plot of land. property in land. terrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرصه] yer, meydan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرشه] güverte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz huylu, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı bağırsak). Karnın içindeki dar, uzun ve dolaşıklı içi boş uzuv, Ar. miâ, Fars. rûde. Barsak kazıntısı = İhtiyar çocuğu, tekne kazıntısı. Dipbarsağı = En aşağıdaki kalın barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut VARSAM (i.). Trakonya cinsinden ve ondan küçük bir cins balık ki, şiddetle çarpar, acısına dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut MARSAMA (i. R). Güzel rayihalı ve limon yaprağı gibi geniş yapraklı bir bitki ki, yerle beraber olup dikildiği yerde genişler ve nane gibi bazı yemeklere konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâder-i şeb» den olduğu sanılır). 1. Yatağa serilen ve yorgana kaplanan bezden örtü: Yatak çarşafı, yorgan çarşafı. 2. Kadınların örtündükleri dış giyecek: İpek çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. bedclothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed sheet. garment covering a woman from head to foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇARŞANBA) (i.) (Farsça çehâr şenbih’ten). Haftanın dördüncü günü. Ar. yevm-il-erbaa, salı ile perşembe arası: Çarşamba günü, çarşamba pazarı. Çarşamba karısı = Cadı, mevhum bir cin, mec. Saçı taranmamış, korkutucu kıyafetli kadın. Ayın son çarşambası — Uğursuzluğuna inanılan veya hiç gelmeyecek oian gün. Dokuz ayın son çarşambası = Aynı şey. Dokuz ayın son çarşambası bir araya gelmek = Her iş bir araya gelip toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference intikal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylenti, şayia, dedikodu, söz, haber. hearsay evidence (huk). başkalarından işitilerek öne sürülen delil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tilkiye benzer, karnı beyaz bir cins hayvan ki, postu kürk olur. Fransızca: Chien de Bengale. Afrika karsağı = Trablus tilkisi. Fransızca: Corsac.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalın barsağın, ince barsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı, apandis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan im.), (c. marâsıd). 1. Gözetip beklemeye mahsus yer. 2. Yıldızlara ve gökyüzüne bakmaya mahsus Aletleri koymaya mahsus yüksek yapı, rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nane gibi kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yük katarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marchandise

yük treni

Yük taşımada kullanılan tren, yük katarı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchandise train. freight train. baggage train. freight. goods train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat). 1. Hudut muhafızı. 2. Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). 1. Para toplamak için gezdirilip hazır bulunanların önüne tutulan tabak, tepsi: Parsayı gezdirmek, dolaştırmak. 2. Bu suretle toplanan para: Parsa toplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İbâdet eden, dindar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money gathered up from the crowd. money gathered up from a crowd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money gathered up from the crowd. money gathered up from a crowd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پارسا] sofu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sofu, dinine bağlı. 2.İffetli, namuslu, temiz, doğru.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski püskü ve yırtık (esvap vesaire): Parsal bir cübbe. (bk.) Partal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. özellikle frengi için yakın zamana kadar kullanılan arsenikli bir ilâç, salvarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dermansızlıktan titrek olan. 2. Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. doddering. doddery. palsied. clumsy. dickey. dicky. jerky. rocky. tottering. tottery. a dithering idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. unsteady. cranky. rickety. tottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç saparnası; saparna: bu bitkinin ilaç veya baharat yapımında kullanılan koku. wild sarsaparilla yaban saparnası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli ve soğuk rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صرصر] fırtına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarsar sarsenet bak. sarcenet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayak bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Varsak denilen Tatar kabilesine mahsus bir cins enli yatağan. 2. Yine onlara mahsus bir nevi kayabaşı hava. (bk.) Varsağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir hâdiseyi açıklayabilmek için gerçek olarak kabûl edilen prensip, ipotez, faraziye

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposition. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir hâdisenin neticelerinden faydalanmak için onu olmuş gibi saymak, farzetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. count. deem. hypothesize. posit. presume. reckon as. reckon for. say. suppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. believe. call. grant. presume. say. suppose. to suppose. to assume. to presume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. to suppose. to assume. to hypothesize. posit. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Varşova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by