Artı ne demek? | Artı anlamı nedir? | Artı

Artı anlamı nedir?

Artı ne demek?

Artı anlamı nedir?

Artı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: arti

Türkçe Sözlük

(I. aritmetik). « + » ile gösterilen toplama işaretinin adı, zait. Bu işaret iki veya daha çok rakamın arasına konulunca, meselâ 4 + 5 + 3 şeklinde yazılınca 4 ile 5’in toplamı alınıp 3’ün de buna katılacağını gösterir ve «dört artı beş artı üç» diye okunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus. positive. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus. positive. plus sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. plus. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. exaggeration mübalağa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. hyperbole. overstatement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggerated. dithyrambic. fustian. hyperbolic. hyperbolical. overdone. inflated. fond. ornate. magniloquent. puffy. slobbery. spread-eagle. stagey. stagy. steep. swelling. tall. theatrical. turgescent. turgid. well-rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic. hyperbolic. overblown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exaggerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper of direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. 2. Süt ürünleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing gray. whiteness. curd. milky substances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) enginar, (bot) Cynara scolymus Jerusalem artichoke beyaz yerelması, yıldız kökü prickly artichoke kenger, yaban enginarı, bot Cynara cardunculus wild artichoke yabani deve dikeni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) makale, yazı; bent, madde, fıkra, fasıl, bahis; ey, nesne, madde; kısım; gram harfi tarif ve harfi tenkir : (zool) boum, bitki boumu articles of apprenticeship usta ile çırak arasında anlama articles of association şirket mukavelesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) maddeler halinde tertip etmek; madde madde şikayetleri içine alan bir dilekçe vasıtasyyla bir kimseyi dava etmek; usta yanyna mukavele ile çırak vermek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) mafsallara ait articularly (z) mafsallara ait olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) mafsal ile birletirmek ; mafsallarla bitişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mafsallı; düzenli bir şekilde birbirine bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça beyan etmek, ifade etmek; telaffuz etmek, söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşüncelerini rahatça ifade edebilen; konuşkan. articulately (z). açıkça ifade ederek, kolay anlaşılır bir şekilde. articulateness (i) açıkça ifade etme kabiliyeti, belagat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mafsal, eklem, oynak yeri; bitiştirme; telâffuz; telâffuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan eliyle yapılan şey, bilhassa ilk insanlann meydana getirdigi sanat eseri; yapı; (biyol). dokuda suni olarak meydana getirilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyun, hile, desise; hüner, sanat; hunerli iş; ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatkâr, sanat erbabı; icat eden kimse; askeri teknisyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapma, suni, taklit; yalan, yalancy, sahte, zoraki. artificially (z). sahte olarak, suni olarak, yapmacıkla.artificial horizon (hav). suni ufuk. artificial insemination suni ilkahç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık tavırlar; sunilik; taklit şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksiğin zıddı, fazla, ziyade. 2. Geriye kalan, artan, bakıyye: Artık yemek = Yendikten sonra kapta kalan, fazla gelip artan şey: Yemek artığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Daha. gayrı, bundan ziyade: Artık istemem. 2. Şimdi, öyle ise: Artık gidelim. 3. Elverir, kâfi: Artık insaf. Artık çok oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. waste. residual. anymore. no longer. no more. at that. dregs. leftover. scraps. waste. discard. spoils. rest. dreg. dross. effluent. fag-end. hog-wash. refuse. remainder. remnant. residual. residue. shoddy. tag end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dross. oddment. offal. refuse. remainder. remains. remnant. residual. residue. rump. scrap. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. leftover. overage. rest. remainder. refuse. surplus. excess. residue. offal. waste product. increment. residual. anyhow. anyway. ever. hangover. leavings. now. remnant. residuary. scrap. tag. tag end. trim. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surplus value. residual cost / value. incremental value. appreciation surplus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incremental labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 12, bazen 13, nâdiren 14 koma aralıklı ikili aralığı. Batı musikisinde bir buçuk ton değerinde aralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bissextile year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap year. leap-year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlalık, ziyadelik, mezid. 2. Üstün olma. Osm. tefevvuk, fazi ve rüchan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.). Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl, sene-i kebîse: 1932, 1936, 1940 gibi dört ile bölünebilen yıllar artık yıldır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). top gibi büyük harp siIâhları , ağır silâhlar; topçu sınıfı; topçuluk. artilleryman (i). topçu neferi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.). Artma: Nüfus artması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişince miktarı çoğalır gibi görünen: Artımlı pirinç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aktemur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Artırma işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be increased. to be saved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.), idareli harcayarak bir kısmını artırma işi, tasarruf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy. saving tasarruf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving. economy. raise. increase in income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir satış usulü. Alıcılar arasındaki yarışmaya dayanır. Artırmalarda mal en yüksek fiatı sürenin üzerinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing. saving. economizing. auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increment. saving. economizing. auction billing. augmentation. enhancement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Artmasını sağlamak. 2. Daha yüksek fiyat öne sürmek. 3. Biriktirerek çoğaltmak. 4. Bir davranışta ileri gitmek: Sen işi artırdın artık. (bk.) arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. add. upgrade. raise. bid up. economize. save. aggrandize. amplify. boom. boost. build up. bump up. compound. deepen. eke out. enhance. escalate. exalt. fade up. gain. heighten. improve. outbid. overbid. put on. scale up. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. boost. compound. develop. heighten. increase. redound. save. to increase. to raise. to augment. to enhance. to boost. to bump sth up. to step sth up. to put away. to economize. to save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. to increase. to add to. to save. to raise the bid at an auction. to overbid. augment. deepen. heighten. multiply. raise. run up. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. rise. rising. raise. addition. climbing. explosion. accrual. advance. enhancement. increment. jump. step-up. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. boost. buildup. gain. growth. increase. increment. leap. multiplication. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. remaining. accretion. accrual. build up. escalation. gain. rise. upswing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esnaf, zanaatçı, endüstri işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Güzel san’atlardan birini iş edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. 2. Eğlence yerlerinde numara yapan kimse. 3. Sinema ve tiyatro oyuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor. actress. performer. show-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who practices some mechanic art or craft; an artisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who professes and practices an art in which science and taste preside over the manual execution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who shows trained skill or rare taste in any manual art or occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artful person; a schemer. a person whose creative work shows sensitivity and imagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor. actress. performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person whose creative work shows sensitivity and imagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the individual or group who made the work that is the subject of the record e g Lawrence Beck for Punk Bear Spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practicing fine artist who is not necessarily a resident of the Kansas City metro area Generally recognized by critics and peers as a professional of serious intent and ability The artist may not be a member of the project architectural firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who practices an art in which imagination and taste presides over the execution This is not deemed to include the business of teaching the mechanics of the art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An attribute which may be used in the Recording and Source elements to specify the name of the recording artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be an artist is often to give yourself permission to do things which you think are not allowed Get inspired from people around you, share, make 'mistakes', look at what are others peoples doing, do something even if you don't have the perfect skills to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The artist is usually listed first i e Hunting scene by Henry Alken The artist painted or drew the original picture He or she may or may not have been involved in the print making process Sometimes the original might be redrawn- i e Hunting scene by Smith

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This term is used to apply to any practitioner in the arts, not limited to visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Europe, this refers to cards of actors and actresses In America, it refers to illustrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artist is somebody who draws, paints or produces other works of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who makes art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Entertainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional skills of fine artists like painters or sculptors in visually defining and describing objects is a core influence on the work of the designer for industry Designers in Britain in the early years of the 20th century were called commercial a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A waste of space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatçı, sanatkâr, ressam, heykeltıraş; sahne sanatçısı; argo düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahne sanatçısı, dansöz, şantöz, aktör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sanat yönü olan, estetik güzellie sahip, sanatkârane, güzel sanatlara ait. artistically (z). sanatkârca, sanatkârane bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güzel sanatların gerektirdiği hususiyetleri taşıyan, sanatlı, sanatça, sanatlıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic. artistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatkârlık, sanat kabiliyeti , sanat eserleri; güzel sanatlarla meşgul olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iMac’ın yeni grafik kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debaucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seductive. corrupting. perverting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seductive. enticing. corrupting. perverting. seducer. abusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kandırılıp, yerinden çıkarılarak diğer bir işe veya başkasının hizmetine alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tempted / seduced / enticed / perverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker's card. cash card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski zaman kale bedenlerinden dışarı çıkmalı olan kulecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Bonus Issues)

Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı da tutan, iki tarafı da temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki bölümlü, iki kısımlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kıkırdak, kıkırdak kısım. cartilage bone kıkırdaktan meydana gelen kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). müshil, bağırsakları temizleyici;(i). müshil ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 19 yüzyılda ingiltere'de siyasi reformcuların kurdukları partinin doktrin ve hareketleri. Chartist (i). bu ahmın taraftarı. chartography (bak). cartography.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ courts -martial). (f). askeri mahkeme; (f). askeri mahkemede yargılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bayt). erkek buzağı ile ikiz doğan cinsi yapısı kusurlu dişi buzağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bahçede yapılan eğlence, bahçede verilen ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entry card. car of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarafsız, bitaraf; kendi çıkarını düşünmeyen. impartially z. taraf tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendisini iyi ifade edemeyen; meramını anlatmaktan âciz; anlaşılmaz; dilsiz; ifade edilmemiş; biyol. mafsalsız, oynak yeri olmayan. inarticulately z. meramım anlatamayarak, ifadeden âciz bir şekilde. inarticulateness i. meramını anlatamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanat değeri olmayan; içinde sanat zevki veya kabiliyeti bulunmayan. inartistically z. sanatsız şekilde, zevksizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çorap bağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter. suspenders. suspender belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkıntı, tümsek, kabarmış yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. swelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swelling. bulging. puffiness. protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Karalık, siyahlık, siyah leke: Gömleğin kola yerinde bir karaltı vardır. 2. Uzaktan siyah görünen şey: Şehir olduğu belli değilse de uzakta bir karaltı gözüküyor. O karaltı bir orman olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct figure. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkness. smudge. blackspot. indistinct figure. silhouette. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identity card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

id card. identification card. identity card. badge. identification / identity card / papers. credentials. identification paper. proof of identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızarmış yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. erythema. suffusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red place. red spot. erythema. chafe. eruption. glow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fried. to be roasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit card. access card. banker's card. plastic. plastic money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvercinden büyücek deniz kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seagull. gull. seamew. sea mew. mew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gull. seagull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea gull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Karadeniz kıyılarında kullanılan başı içeriye doğru kıvrılmış iki direkli bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harbe ait, savaşa özgü; askeri; cesur, savaşçı. martial law örft idare, sıkıyönetim. martially z. askerce, cesurca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Merih'e ait; i. Merih'te yaşadığı farzolunan kimse, Merihli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Martini özel adından). Eskiden kullanılan ve her defasında tek mermi atan bîr çeşit tüfek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç. house martin pencere kırlangıcı, sehir kırlangıcı, zool. Delichon urbica. sand martin kum kırlangıcı, zool. Riparia riparia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahlanmasına engel olmak için beygirin dizgin veya geminden kolanına bağlanan kayış. martingal kayışı; den. cıvadra sakalı, kör baston, dikme kösteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cocktail made of gin with dry vermouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cocktail made of gin with dry vermouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. martini, vermut ve cin kanşımı bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor iz, morluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) partiye bağlı olmayan; tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kısım: Bir parti mal. 2. Müşterek siyasî kanaatlere sahip olanların kurduğu siyasî topluluk, fırka. 3. Bazı oyunların bir defalığı: Bir parti tavla. 4. Armoniyi meydana getiren melodilerden her biri. 5. Kelepir: İyi bir parti vurdu. Partiyi kaybetmek = Bir kazancı bir fırsatı kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. get-together. do. bash. shipment. setout. shindig. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. do. game. lot. party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party. party. consignment (of goods. bargain. sth acquired very cheaply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısma ait, kısm?; kısmen etkili olan; cuzi, genel olmayan; taraf tutan, tarafgir; meyilli. partial eclipse astr. kısmen tutulma. partially z. kısmen; tarafgirlikle, bir tarafı tutarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tarafı tutma, tarafgirlik; tarafgirlikten ileri gelen haksızlık; yeğleme; özel sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party man. sb who is an all-out party man. party member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party man. sb who is an all-out party man. party member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Partizanlık. 2. Parti işleriyle uğraşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iştirakçi; s. paylaşan, katılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katılmak, iştirak etmek, hissedar olmak, ortak olmak, pay almak. participate with a person in a thing bir kimse ile bir şeye iştirak etmek. participa'tion i katılma, iştirak; ortaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ortaç sıfat-fiil. present participle -en yapılı ortaç. part participle -miş yapılı ortaç. participial s. ortaç kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüz, zerre, tanecik, atom; gram. edat, ek, takı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rengârenk, alaca, iki veya daha fazla rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belirli, muayyen, özel, hususi, has, mahsus; her bir; zata mahsus, şahsi; dikkate lâyık; titiz, meraklı, dikkatli; ayrıntılı, teferruatlı, etraflı; huk. ferdi, mahalli, kısmi;i. madde, tafsilâtın bir maddesi, husus; çoğ. ayrıntılar, tafsilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. particularization i. ayrı ayrı mütalaa etme; isim zikretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. particule

fiz. parçacık

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party follower. party member. party man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party follower. party member. party man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ayrılma; veda etme; ayrılma yeri; ayıran sey, bölünme çizgisi; (eski) ölüm; s. ayrılırken yapılan; ayıran; bölen. partina shot bak. Parthian shot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsimlerin hareket vasfını belirten kelimeler olup nesneleri karşılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. participe

db. sıfat-fiil

Fiilden -en, -r , -ecek vb. eklerle türetilmiş ad ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taksim; bölme, duvar, tahta perde; kısımlara ayırma veya ayrılma; huk. bir malın müşterek sahipleri arasında taksimi; kısım, parça; f. parça veya hisselere ayırmak; duvar ile bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kısımlara ayıran; gram. bir bütünün parçasını belirten (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kendi partisine aşırı düşkün, başkasına hak tanımak istemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan. factionist. henchman. jay hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ardent and enthusiastic supporter of some person or activity. a pike with a long tapering double-edged blade with lateral projections; 16th and 17th centuries. devoted to a cause or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence card. letter card. postal card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört kısımlı, dört taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bölme, bölüm; yeniden bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şartiyye). Şarta ait: Cümle-i şartiyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرطيت] koşulluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase)

Yeni hisse senedi ihraç edilerek mevcut ödenmiş / çıkarılmış sermayenin artırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kıkırdak altındaki; kıkırdağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Tartmak işi: Kömürü tartı ile satarlar. 2. Denge, tahmin, takdir: Elinde hiç tartı yoktur 3. Karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. weighing. weigher. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. a weighing. balance. scale. measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ratab» dan). Rütûbetlendirme, ıslatma, ıslatılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigher. reflector. ponderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Tartılmış, ölçülü: Bu denk tartılı mıdır? 2. Dengeli: Tartılı söz. 3. mec. İyi düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighed. balanced. ponderable. well-pondered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçülmek, kantar veya teraziye çekilmek: Bu kömür tartıldı mı? 2. Sendelemek, sallanarak bir çeşit tereddütle yürümek. 3. Birinin üstüne düşmek, sataşmak, sarkıntılık etmek. 4. Kesik kesik ve tereddütle söylemek S. Karşı koyup gitmemek istemek: Suçlu, karakola giderken tartıldı durdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to weigh oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to totter. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşice; tersçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be disputed. to be argued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tartılmamış, ölçüsüz: Kantarı olmadığından tartısız satıyor 2. mec. Dengesiz, düşüncesiz. Eli tartısız = İdaresiz, müsrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unweighted. unbalanced. imponderable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. discussion. dispute. quarrel. cross talk. altercation. argumentation. bickering. brawl. breeze. broil. bust-up. contention. contest. contestation. controversy. debate. disagreement. disputation. hassle. jangle. moot. parley. rap. row. set-t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. contention. controversy. debate. discussion. dispute. dustup. fray. hassle. tiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguing. debate. deliberation. discussion. argument. argumentation. barney. brawl. breeze. confab or conflab. contest. controversy. debating. disputation. free for all. fuss. hassle. parley. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahis üzerine bir şeyi birlikte tartmak, konuşarak halletmek. 2. Münakaşe etmek. 3. Elele gelip çekişmek, bir mesele için dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. argue. discuss. dispute. debate. negotiate. wrangle. have words with smb. altercate. bicker. brawl. bust. canvass. contend. controvert. join issue with smb. take issue with smb. jangle. moot. have a row with. set to. have a set-to. spa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. debate. deliberate. discuss. dispute. fight. haggle. reason. spar. to dispute. to discuss. to argue. to have words. to have a tiff. to have a row. to debate. to talk sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discuss. to dispute. to argue. to deliberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial. polemic. contentious. explosive. moot. vexed. eristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. argumentative. controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable. beyond question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without dispute. without arguing. as sure as eggs is eggs. beyond controversy. beyond debate. beyond dispute. noncontestable. on the nod. unargued. unquestioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greetings card. congratulation card. congratulation / greetings cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç kısma ayrılmış; üç kısımdan veya kopyadan ibaret; üç taraf arasında yapılmış. triparti'tion i. üç parçaya bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. savaş zamanı; savaştan doğan; savaş sırasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by