Artık Emek ne demek? | Artık Emek anlamı nedir? | Artık Emek

Artık Emek anlamı nedir?

Artık Emek ne demek?

Artık Emek anlamı nedir?

Artık Emek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: artik emek

Türkçe - İngilizce Sözlük

incremental labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksiğin zıddı, fazla, ziyade. 2. Geriye kalan, artan, bakıyye: Artık yemek = Yendikten sonra kapta kalan, fazla gelip artan şey: Yemek artığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Daha. gayrı, bundan ziyade: Artık istemem. 2. Şimdi, öyle ise: Artık gidelim. 3. Elverir, kâfi: Artık insaf. Artık çok oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. waste. residual. anymore. no longer. no more. at that. dregs. leftover. scraps. waste. discard. spoils. rest. dreg. dross. effluent. fag-end. hog-wash. refuse. remainder. remnant. residual. residue. shoddy. tag end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dross. oddment. offal. refuse. remainder. remains. remnant. residual. residue. rump. scrap. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. leftover. overage. rest. remainder. refuse. surplus. excess. residue. offal. waste product. increment. residual. anyhow. anyway. ever. hangover. leavings. now. remnant. residuary. scrap. tag. tag end. trim. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surplus value. residual cost / value. incremental value. appreciation surplus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incremental labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 12, bazen 13, nâdiren 14 koma aralıklı ikili aralığı. Batı musikisinde bir buçuk ton değerinde aralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bissextile year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap year. leap-year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlalık, ziyadelik, mezid. 2. Üstün olma. Osm. tefevvuk, fazi ve rüchan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.). Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl, sene-i kebîse: 1932, 1936, 1940 gibi dört ile bölünebilen yıllar artık yıldır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak: Ocağı ateşlemek. Cephaneliği ateşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. to fire. to set fire. to set on fire. to ignite. to provoke. to inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set fire to. to ignite. to kindle. to commit arson. to fire. pull on the trigger. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı «bek» olan «pek» yani kuvvetli ve sağlam kelimesinden). 1. Beklemek, korumak, muhafaza ve sıyânet etmek, yanında durup nezaret eylemek: Çayırı, ormanı beklemek. Dağları korku bekler. 2. İntizar etmek, muntazır ve mutarassıt olmak: Birini bekliyorum. Misafir beklemek. 3. Ummak, ümid etmek: Ben, sizden bunu beklemezdim!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark time. wait. wait for. hope. expect. look forward to. watch. abide. anticipate. await. bargain for. bide. hang about. hang around. hold on. look for. have smth. in prospect. stand by. stay. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipate. await. expect. guard. think. wait. watch. to wait. to await. to hang on. to hold on. to stick around. to expect. to anticipate. to guard. to watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wait. to wait for. to expect. to expect from. to guard. to watch over. to attend. anticipate. await. bide. to keep guard. hang in. hope. look for. look forward to. stay. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çocuğu kundaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. authenticate. be a record of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. document. to document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Gözlerini açıp şaşkın şaşkın bakmak, şaşa kalmak. Uykudan sıçrayarak kalkıp etrafa şaşkın şaşkın bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. define. specify. state. identify. assign. limit. adjust. appoint. assess. condition. decide. detect. dictate. establish. peg. set. set down. settle. single out. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. determine. fix. pinpoint. predicate. set. to determine. to designate. to set. to fix. to assign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. to determine. to designate. to fix. condition. modify. state precisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öğrenmek, zihne koymak, ezberlemek, zapt ve hıfz etmek: Dersi bellediniz mi? 2. Zannetmek, bir zanda bulunmak: Ben öyle bellemiştim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (MAruf bahçıvan Aletinin ismi olan «beliden). Bel ile işlemek, kazmak: Bağı bellemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit to memory. to learn by heart. to suppose. to observe sth well so as impress it on one's mind. to turn over with a spade or fork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benimsemek, sahip çıkmak. Sahip çıkmak, sahip olmak, bir şey hakkında boş yere benimdir iddiasında bulunmak: Benden aldığı kitabı benimsedi. Herkesin şiirlerini benimsiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take up seriously. assimilate. adopt. commandeer. embrace. espouse. interiorize. internalize. latch on to. seize. seize upon. be sold on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. applaud. embrace. naturalize. nibble. to appropriate. to adopt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. adopt in principle. to appropriate to oneself. to make one's own. to consider one's own. to take up seriously. to adopt. embrace. espouse. hug. sanctify. take possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Benzemek, bir şeye benzer veya eş olmak: Kurt, köpeğe benzer bir hayvandır. Bu yazı, meşka hiç benzemiyor. Bir şeye benzemek: Oldukça kabûle şayan olmak: Bu yazı bir şeye benzemiyor. Şimdi bir şeye benzedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look alike. match. remind of. remind. have resemblance to. bear resemblance to. have an air of. resemble smb. in looks. take after. appear. approach. approximate. compare. correspond. dovetail. favor. favour. look like. mimic. resemble. seem. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitate. parallel. resemble. to resemble. to look like. to imitate. to approximate. to take after çekmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resemble. to look like. to seem like. to bear a resemblance. bear resemblance to. compare to. correspond. look. take after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzelterek bir hizaya getirmek veya müsavi etmek, eşit kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Vurup çürütmek, bere hasıl olacak surette vurmak: Yüzünü berelemişler. 2. (Meyve vesaireyi) vurmak, zedelemek, çürütmek: Erikleri sepetin içinde çok sallayıp berelemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. chafe. contuse. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yiyip içeceğini tedarik etmek: Çoluk çocuğunu beslemek için çalışıyor. 2. Semirtmek, tavlandırmak, şişmanlatmak: Kazları kesmeden evvel beslemeli. 3. Yetiştirmek, idare etmek: Çiftliğinde hayvan besliyor. 4. Kalınlaştırmak, kabartmak, altını doldurmak: Altını pamukla beslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. nourish. raise. breed. bring up. cherish. foster. harbor. harbour. nurse. nurture. suckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. foster. nourish. raise. rear. to feed. to nourish. to breed. to raise. to rear. to keep. to support. to maintain. to cherish. to nurse. to bear. to harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feed. to nourish. to fatten. to support. to reinforce. to fill up. cultivate. entertain. feed on. foster. harbour. keep. maintain. nurture. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Beste yapmak, Fr. composer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. to compose. to set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compose. make up. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depict. describe. paint. picture. portray. represent. to describe. to depict. to represent. to portray tasvir etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to depict. portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donatmak, süslendirmek, tezyin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish. to deck. bedeck. ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Tuzsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kesici Aletleri bileği taşına veya çarka tutup keskin etmek, keskinleştirmek: Bıçak, kılıç bilemek. Dişbilemek = Yemeye hazırlanmak, mec. Çok düşman olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grind. sharpen. whet. to sharpen. to whet. to grind. to hone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen. to whet. to grind. edge. hone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی نمک] tuzsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yapmîik, birleştirmek, tevhit etmek. 2. Birdir diye iddia etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Biberlemek). Biber saçmak, mec. Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ekin, zahire vesaire). Böcek peyda etmek, böceklerle kaplanarak bozulmak, bitlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksik ve noksanını yerine getirip tamamlamak, tekmil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to complete. to make complete. integrate. to raise to full number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birini büyü ile tesir altına almak. 2. Büyük bir manevî tesirle bir kimseyi kendine çekip bağlamak, sihirlemek, teshir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast a spell on. enchant. captivate. charm. bewitch. glamorize. glamor. glamour. allure. bedazzle. beguile. catch up. conjure. daze. dazzle. enamor. enamour. enthral. enthrall. entrance. fascinate. hypnotize. inthral. spell. spellbind. voodoo. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. bewitch. captivate. charm. enchant. entrance. fascinate. magnetize. mesmerize. to bewitch. to enchant. to charm. to fascinate. to captivate. to entrance. to beguile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fascinate. to charm. to enchant. to bewitch. allure. captivate. carry away. catch. daze. enamour. entrance. hypnotize. infatuate. mesmerise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Büzülüp oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekmek işini yapamamak. 2. Tahammül edememek. 3. Kıskançlık yüzünden hoş görmemek: Beni çekemediğin besbelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be unable to stand. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to be able to stand by / sth. to be displeased with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Cezbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi yapmaktan geri durmak, istinkâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçinde çekirdek oynar gibi ses çıkarmak, tıkırdamak, çıtırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çelme takmak. 2. Başarıya ulaşmasına engel olmak: Parlak bir istikbali vardı, ama zavallıyı çelmelediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strap. to encircle. circumscribe. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çenber geçirmek, daire ve halka ile kuşatıp takviye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çengeli takmak, çengele asmak. 2. Çengel cezasıyle idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinlemek, sinilemek, ağlar gibi ses çıkarmak (köpekler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch. to nick. jag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeşidini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçine almak, kuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surround. encircle. enclose. inclose. circle. ring in. ring. begird. cincture. environ. girdle. orb. swathe. twine about. twine around. wreathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encircle. encompass. swathe. to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe. gird. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cihazlamak, evlenecek kızın çeyizini düzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeni doğan çocukların kollarını, bacaklarını karşılıklı çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arka ayaklarıyla tepmek (at, katır vs.). 2. sert havalarda geminin ikinci demirini de atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eski Türkçe: çığnamak). 1. Ayakla basmak, ayak altında ezmek, pâymâl etmek: Çayırı çiğnememell. At ayağımı çiğnedi. 2. Şiddet ve tazyik altına almak, ezmek: Düşman askeri, geçtiği yerlerin ahalisini çiğneyip mahvetti. 3. Yemek üzere ağza alınan şeyi dişle kırıp ezmek: Pilavı çok çiğnemeden yutmamalı. Çiğneyip geçmek = mec. Birinin yanından geçip de uğramamak, ziyaret etmeksizin geçip gitmek. Lakırdıyı çiğnemek = VAzıh ve açık söylemeyip anlaşılmayacak bir surette telâffuz etmek: Lakırdıyı çiğnemeyin ki söylediğinizi anlıyayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. chew. contravene. masticate. tramp. trample. transgress. tread. violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew. to tread underfoot. to run over. to violate. masticate. transgress. tread. tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞRİMEK (f.) (eski Türkçe). Uyku kaçmak, uyuyamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞSİMEK ve ÇİSİMEK (f.). 1. Çiğ yağmak. 2. Çiğ gibi pek ince yağmur yağmak, tozarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ciltlemek, kap geçirmek, teclit etmek: O ciltçi, kitapları pek fena ciltledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bind. stitch. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. pinch off. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çınlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiriş sürmek, çirişle yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinleşmek. Çirkin saymak, kötülemek. Osm. zem ve takbîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin bulmak, çirkin saymak, çirkin görüp beğenmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub together while washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çivi ile mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Çiy düşmek. 2. Çiselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. crave. itch. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. yearn. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahlil etmek, halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. analyze. solve. resolve. sort out. clear up. construe. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. clinch. to analyse. to analyze analiz etmek. tahlil etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to analyze. analyse. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Def etmek (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat with a stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Hayvanları «deh» diyerek yürütmek. 2. Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Demek, söylemek, ağızdan bir söz çıkarmak: Ne dedi? Yarın gel dedi. Ben bir şey demedim. Sizin dediğinizi anladık. 2. İsim vermek, ad takmak, isimlendirmek: Buna ne derler? Siz buna ne dersiniz? Arapça’da ata ne derler? Himalaya dedikleri sıradağlar. 3. Nakil ve rivayet etmek: Oyle derler. Akşam geldi diyorlar. 4. Mânâ vermek, bir mânâya gelmek: Bu söz ne demek? Farsça’da esb at demektir. Demek oluyor ki = Yani, bundan şu anlaşılıyor ki: Demek oluyor ki siz derse devam etmeyeceksiniz. Ne demek? Ne demek olsun? = O nasıl lakırdı? Oyle şey mi olur? Yok demek = Reddetmek, kabûl etmemek. Derken = O sırada... diye düşünürken: Evden çıkalım derken misafir bastırdı. Yarın gelecek derken bir hafta gecikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. then. bade. say. tell. call. term. bid. observe. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. call. observe. say. term. utter. to say. to call. to name. to mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say. to call. to name. assert. bid. denominate. designate. drive at. imply. mean. remark. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demetlere bölmek, demet demet bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in bunches. sheaf. stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Demirini takmak: Kapıyı demirlemek. 2. (gemicilik) Demir atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. moor. put over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. to cast anchor. to anchor. to bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt and bar (a door. to anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar suyun içine attıktan sonra kıvamını bulması için bekletmek (çay ve pilâv yaparken).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. brew. infuse. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. infuse. to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gereken vasıflara sahip olup olmadığını anlamak için bir şeyi kullanmak veya bir kimseye bir işi yaptırmak, tecrübe etmek: Şu ilâcı bir kere denemeli. Gücünü denemek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a stab at. try. test. experiment. try out. give it a try. give it a shot. have a try. experience. attempt. have a go. have a go at. assay. chance. condition. essay. prove. put. sample. have a shy at. take a chance. put to the touch. take a whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. chance. endeavour. practise. test. try. to try. to attempt. to essay. to have a stab at. to test. to try sb/sth out. to try sth on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to test. to try. to experiment. attempt. chance. essay. experience. go. prove. to give a run. to make a stab at. taste. to give sth a whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Murakabe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. audit. inspect. examine. supervise. superintend. oversee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. guard. inspect. monitor. police. superintend. supervise. to control. to check. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audit. control. to check. to control. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Kuvvet katarak veya eksilterek denge haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equalize. equilibrate. level. stabilize. cancel out. counterpoise. juggle. offset. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. cancel. equate. offset. scale. to balance. to poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to balance. to stabilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denk getirmek, birbirine denk yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («den» den. Galatı: dehlemek). 1. itina ve dikkat etmek. 2. Saymak, itibar etmek (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldamak, hareket etmek, titremek, çabalamak (deprenmek teprenmek daha çok kullanılır), (bk.) Tepremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Dermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. compile. gather together. glean. patch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şurasını burasını deşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek vurarak sağlamlaştırmak. 2. Bir kimseye, bir işte yardımcı olmak, kolaylık sağlamak, desteklemek, arka çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. to support. to prop up. to bolster. to bolster up. to boost. to back. reinforce. to skid. to truss. to sustain. to second. to assist. back up. build up. buttress. to lend countdown to sb. countenance. espouse. prop. pull for. root for. sell short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in sheaves. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ditmek, didik didik etmek (bk.) Ditmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull to shreds. to mishandle. to turn upside down. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dikiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstemek, arzu etmek. 2. Aramak, istemek, talep etmek: Dile ne dilersen!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wish. desire. beg. will. beseech. call down. plead. solicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. beg. bid. entreat. implore. invoke. like. plead. request. require. wish. to wish. to desire. to ask. to beg. to request. to plead. to implore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wish (for. to desire. to want. to long for. to ask for. to request. to beg. crave. implore. postulate. wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dilimlere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice. cut into slices. separate into segments. shred. chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carve. cut. slice. to slice. to cut into slices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slice. to cut into slices. cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dengesiz olarak sallanmak, titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. işitmek üzere kulak vermek. Osm. istimâ etmek: Çalgı, şarkı dinlemek, kapıdan dinledi. 2. Kulak as mak, kabul etmek. Osm. isga eylemek: Söb, nasihat dinlemek: Vaktiyle söyledimse de dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend one's ear. lend an ear. listen. listen to. hear. obey. attend. follow. hark. harken. hearken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. heed. listen. monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to listen to. to hear. to pay attention to. to obey. to conform to. to auscultate. to be heard and obeyed. to be listened to. buy. to give ear to. listen. monitor. regard. take heed. unwind. to recover one's wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gerip sertleştirmek, kuvvetli basıp dayamak: Ayak diremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Diş geçirmek, ısırmak: Köpek baldırını dişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bite. to nibble. to dent. to notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bite. to nibble. to gnaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dizi halinde sıralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Döl sahibi kılmak, (biyoloji) Erkek cinsiyet hücresi, dişi cinsiyet hücresiyle kaynaşarak tek bir hücre meydana getirmek. Osm. ilkah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilize. inseminate. impregnate. fecundate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate. to make pregnant. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaymak, sermek. Osm. tefriş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. lay down. floor. upholster. furnish. appoint. inlay. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. furnish. lay. to furnish. to lay down. to spread. to pave. to floor. to install.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish. to spread. to lay down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cinsî temasta bulunmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğmeyi iliğe geçirerek (elbise veya çamaşırı) kavuşturmak: Gömleği, ceketi düğmeledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to button up. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğüm yaparak bağlamak: Şu iki ipi birlikte düğümlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tie. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knot. to tie a knot. to fasten with a knot. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üst üste birkaç defa dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jostle. nudge. to prod continually. to nudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prod slightly and continually. joggle. spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imagine. fancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dream. to imagine. to picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to imagine. to fancy. to fantasize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzenli hale getirmek, düzen vermek, tanzim etmek, tertip etmek: Sazınızı düzenleyiniz!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. collocate. compose. construct. coordinate. dispose. do. do out. draw. draw up. engineer. execute. forge. form. frame. get up. give. grade. lay out. methodize. mount. order. organize. promote. put up. regularize. regulate. scheme. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. array. assemble. codify. collate. condition. control. coordinate. dispose. do. fix. install. organize. plan. programme. regulate. scheme. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. order. organize. edit. to put in order. to arrange. to prepare. to formulate. to design. to plan. to accomodate. to adjust. to devise. to rectify. to improve. to set-up. to string. to systemize. to equip. to gear. to range. to time. to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düz hale getirmek. Osm. tesviye etmek: Zemini düzlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smooth. to smooth. to level. to flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smooth. to flatten. to level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğe ile işlemek, eğe ile yontmak veya cilâ vermek: Madeni cilâlandırmak için eğelerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file with a file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durdurmak, alıkoymak, geciktirmek, vakit geçirtmek (artık kullanılmayıp, bunun yerine eğlendirmek kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). istiare (edebiyat).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parça ilâve etmek, parça ilâvesiyle uzatmak, ek vurmak: Esvabın eteğini, döşeme tahtalarını, bahçe duvarını ekledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffix. add. join. attach. adjoin. join together. put to. write in. insert. affix. annex. append. interlard. interpolate. joint. link. link up. piece. put in. put on. run in. slap on. splice. subjoin. superimpose. supplement. tack. throw in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

add. affix. annex. append. compound. embody. interject. interpose. joint. lend. splice. superimpose. tag. to add. to attach. to join. to append. to annex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attach to. to append to. to annex. to add to. to join. to insert. to supplement. to affix. to repiece. to hook-up. to knit. accompany. accrete. add. append. enclose. extend. joint. piece on. subjoin. throw in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eklemle birleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demir çivi kakmak, ekserle mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Noksan bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşitmek, ekşi katmak, ekşi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÖKSÜLEMEK (f.) Bir tarafı yanmış odun koyarak (ateşi) tutuşturmak, parlatmak, mec. Kızdırmak, azıtmak: Fesadı eksülemek. (bk.) Oksülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elekten geçirmek, elemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elektrik cereyanı vermek. 2. Gergin ve heyecanlı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elekten geçirmek, elekle çalkamak, eleklemek: Unu elerler de sonra hamur yaparlar, mec. 2. İnceden inceye arayıp tarayarak araştırmak ve teftiş etmek. 3. Seçmek, ayıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ipliği) İlmikten geçirerek sarmak: İplik elemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sift. sieve. eliminate. screen. annihilate. bolt. riddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminate. pan. riddle. screen. sieve. sift. to sift. to sieve. to riddle. to eliminate. to select.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sift. to sift. to sieve. to eliminate. to select. to screen. to winnow. to bolt. to discard. to garble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile dokundurmak, el ile tutmak, elde karıştırmak. 2.. El ile yoklamak. 3. Örselemek. 4. El karıştırmak, müdahale etmek. 5. İtip çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. handle. feel. finger. play with. grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grope. handle. touch. to touch. to handle. to grope. to touch sb up. to play with. to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling. to handle. to feel / to touch with one's hand. finger. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışma, Ar. sây, cehd: Bu işe emeğim geçmiştir. Emek vermek = Çalışmak, çabalamak. 2. Zahmet, yorgunluk. Fars. rene, Ar. taab: Emek çekmek, çok emekle vücuda gelmiş bir iştir. 3. Çalışma hakkı; çalışma karşılığı, ücret: Emeğimi veriniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labor. labour. work. exertion. pain. toil. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. labour. work. labor. endeavour. pains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labor. work. trouble. pains. effort. exertion. labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uzun, yorucu ve özenli çalışma. 2.Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emek harcayan, çalışan. 2. Sosyalizmde işçi, proleter, kol ırgadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labourer. proletarian. worker. laborer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker. proletarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. creeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çalışmak, çabalamak. 2. (ufak çocuk) Yürümeye çabalamak, debelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. to crawl. to creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crawl on all fours. to attempt to do sth. crawl. creep. to go on one's hands and knees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışarak meydana gelen veya oluşu çalışmaya bağlı olan: Çok emekli iştir. 2. Mütekaid, emekliye ayrılmış, tekaüt olmuş, emekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retired. retiring. superannuated. pensioner. old age pensioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensioner. retired. pensioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retired. pensioned. pensionary. pensioner. supperannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retired pay. pensionable emoluments. superannuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retire (on a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekaütlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retiring. retirement. superannuation. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retirement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retirement. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışmaksızın ve zahmetsizce vücuda gelen: Emeksiz bir iştir. 2. Uvey (evlât): Emeksiz bir oğlu, kızı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without toil. effortless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EMEK-DAR) (i. T. F.) (c. emek-dârân) (Türkçe emek, Farsça «dâşten» den yanlış terkip). Emeği keçmiş, kıdem ve mükâfata hak kazanmış memur, hizmetçi vesaire: Emektar bir hizmetçisi vardır. Emek-dârân bende-gân meyânında = Emektar bendeler (maiyet) arasında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful and long in service. veteran. old and faithful servant. old and loyal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emeği geçmiş kıdemli memur veya hizmetçinin hal ve sıfatı: Emektarlıkta ondan ileri kimse yoktur. Onun emektarlığı göz önünde tutulmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veteran service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emek, çalışma, iş arkadaşı, emektarlıkta arkadaş, kapı yoldaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eniklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Endâze ile ölçmek. 2. Tahmin ve hesap etmek, tasarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (erkek hayvanın) Husyelerini çıkarıp erkekliğini gidermek, burmak. Osm. ihsâ etmek: Atı eneyip iğdiş ederler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engel olmak, engel çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put the lid on smth. clamp the lid on smth. gum up. surety. embarrass. fetter. hinder. inhibit. obstruct. keep from. prevent from. save. balk. bar. baulk. block. circumvent. clog. counterwork. cramp. crimp. cross. cumber. dam. dam up. defeat. encum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. block. check. cripple. cross. curb. discourage. frustrate. hamper. handicap. hinder. inhibit. interfere. obstruct. preclude. prevent. restrain. stop. stunt. thwart. to hinder. to impede. to obstruct. to prevent. to thwart. to frustrate. to restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to block. to handicap. to impede. to stave off. to ward off. to obviate. to prevent. to obstruct. to stop. to thwart. to frustrate. to foil. to circumvent. to damp. avert. bar. clip the wings. dam up. embarrass. encumber. forestall. provide aga

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşgine açılmak, açık denize çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ensesinden yakalamak. (argoda). Yakalamak, ele geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seize by the neck. take smb. by the scruff of the neck. catch. nick. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seize. to collar. to seize by the neck. cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erteye bırakmak, bir gün geriye atmak: Orada ertelemeye mecbur oldu, yemek ertelerse bayatlaşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. delay. adjourn. defer. suspend. carry over. continue. hang up. hold off. hold over. lay aside. lay by. lay over. leave over. procrastinate. reserve. respite. scrub. shelve. sidetrack. stay. table. waive. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. defer. delay. postpone. shelve. stay. suspend. to postpone. to delay. to defer. to put sth off. to put sth back. to hold over. to adjourn. to suspend. to adjurn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. defer. to postpone. to delay. to defer. to put off. to adjourn. carry over. continue. hold over. procrastinate. put back. put over. remit. respite. stall. stand adjourned. stay. suspend. table. wait. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamurun yapışmaması için tepsiye un serpmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.), 1. (toprak, kül, ateş vesaireyi) Karıştırmak, hafifçe eşmek. 2. Aramak, araştırmak, Osm. taharri etmek. 3. Kışkırtmak, tahrik etmek,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch about. dredge up. grub up. grub. root. forage. disinter. rout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch and scrabble. to investigate. grub. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vedâ etmek, afiyette kalın diyip ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı esremek ve Çağatay imlâsınca ısramak, ısragamak). 1. Korumak, saklamak, Osm. hıfzetmek. 2. Acıyıp, muhafaza, himaye etmek, korumak: Allah esirgesin! 3. Acıyıp vermemek, kıyamamak. Osm. imsâk etmek: Ben, sizden parayı esirgemem, malını çok esirger. Sözü esirgemek = Çok konuşmamak, az ve düşünerek söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge. begrudge smb. smth. spare. withhold. stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deny. grudge. spare. stint. to begrudge. to protect. to grudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to protect from. to withhold. deny. grudge. preserve. spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. equalize. equate. to equalize. to make equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to equal. compensate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dinlemek, aldırış etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

map. to pair. to match. to synchronize. mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğrilip doğrulmak veya uzayıp kısalmak, elâstikî olmak: Döşeme tahtaları esniyordu. 2. Uyku veya can sıkıntısından ağız açmak. 3. Can sıkıntısından uyuklayıp durmak, gevşemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. gape. yield. give. bulge. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yawn. to yawn. to gape. to stretch. to bend. to stretch and recover shape. give.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yawn. to gape. to stretch and recover shape. to bend. to give. bulge. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esre harekesini koymak, esre (i. sesi vererek) ile okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin eteğine varmak, eteğini öperek selâmlamak veya tebrik etmek. 2. Etekle yellemek, eteği yelpaze gibi kullanarak havalandırmak. 3. Bol bol eteğe doldurmak, etek etek alıp götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. to label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to label. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn smb.'s head. affect. influence. impress. thrill. touch. turn. glamor. glamour. cast a spell on. catch up. concern. dictate. enamor. enamour. enthral. enthrall. grip. impinge. imprint. inthral. lead. militate. operate. prepossess. reach. smite. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. affect. colour. concern. fascinate. govern. grip. impress. influence. manipulate. move. possess. predispose. prejudice. shape. strike. sway. touch. to affect. to colour. to influence. to impress. to fascinate. to move. to sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to influence. to have influence on. to effect. act. affect. attract. grab. grip. import. impose. impress. imprint. lead. leaven. militate. move. operate. overwhelm. pierce. register. set off. strike. strike home. sway. touch the heart of. work. work upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağzında dolaştırmak, (bk.) Gevelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to evade. to mince words. mince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söylenilen şeye kulak asmaksızın devamlı «evet» deyip tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eyer vurmak, eyer kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata eyer ve takım vurulmak: Daha hayvanlar eyerlenmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to saddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Etmek, kılmak, yapmak, işlemek. Konuşmada az kullanılıp, eski yazı dilinde etmek yerine yardımcı fiil olarak çok kullanılır ve Arapça mastarlar ile mürekkep fiiller teşkil ederdi: Emreylemek, beyân eylemek, imdâd eylemek. Neyleyim = Ne eyleyeyim, ne yapayım? Neylesin? = Ne eylesin, ne yapsın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make. do. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machen. tun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezbere öğrenmek, Osm. hıfzetmek: Bir günde koskoca bir şiiri ezberledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learn by heart. memorize. commit to memory. learn by rote. commit memory. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorize. to learn by heart. to commit to memory. to memorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to learn by heart. to memorize. commit to memory. get by heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Haddinden fazla terlemek; sinir bozukluğu, fazla sıcak, tiroid bezinin çalışmasında görülen bozukluk, tüberküloz, raşitizm veya iskorbütten kaynaklanır. Ergenlik yaşlarında da fazla terleme görülür. Bu nedenle terlemenin asıl nedenini bulmak gerekir. Sinir bozukluğu veya fazla sıcaktan kaynaklanan terleme ve ter kokularını engellemek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke

Hazırlanışı : Vücudun terleyen kısımları sirke ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Sebze fidesi dikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dövmek suretiyle; keteni döverek tel haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağın filizlerini almak, kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazlaca oynak hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fıslamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Fişe kaydedip tasnif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare an index card on. to open a file on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Fişek, dinamit gibi patlayıcı şeylerin fitilini ateşlemek. 2. mec. Fitil vermek, birini kızdırmak veya kışkırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to light the fuse of. to incite. to enrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attach a fuse or wick to. to light the fuse of. to incite sb to do something rash. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fit vermek, kışkırtmak, Osm. ifsâd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gammazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize sb behind his / her back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray insecticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). 1. Fren yapmak. 2. mec. Bir gidişin, bir hareketin aşırılığını önlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. to brake. to restrain. to bridle. to curb. to choke sth back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brake. to moderate. to check. to hold in bounds. to put a check on sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Galvanize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insure. to guarantee. to make certain. to make sure. to cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guarantee. to guaranty. to warrant. to make certain. to make sure (of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendini bir yerde yapayalnız, koruyucu ve dosttan mahrum görüp müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to feel lonely. to feel out of place. to find strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel lonely and homesick. to find sth strange or curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelmek, himmet etmek. 2. Kıskanmak. 3. Hamiyet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerde gece kalmak, geceyi geçirmek: Ormanda geceledik. Yatacak yer bulamayıp dışarda geceledik. 2. Vakit gece olmak, karanlık, gece basmak: Geceleyince yolu göremediğimizden durmaya mecbur olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night. to spend the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night (in a place. to stay overnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (böcek veya başka hayvan). Sokmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put the bit in mouth. to restrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to generalize. to make general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bollanmak, enli olmak, Osm. tevessü eylemek, kesb-i vüs’ at etmek: Bu elbise eskidikçe genişledi. Yollar genişledi. 2. Geçinmesi kolaylaşmak: Hâli vakti genişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. extend. expand. dilate. enlarge. spread out. broaden. splay. sprawl. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broaden. dilate. enlarge. expand. widen. to broaden out. to widen. to broaden. to enlarge. to dilate. to expand. to extend. to ease up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to widen. to broaden. to expand. to ease up. to expend. branch out. bulk. eke out. enlarge. evolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasdik etmek, doğrulamak, Osm. teyit etmek, tahkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to confirm. to verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider necessary. to feel the necessity of. to need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to demand back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay back. draw back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Geri çekilmek. Daha aşağı bir dereceye düşmek. 2. (hastalık) İyi olmaya yüz tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lose ground. regress. recede. degrade. drop back. stand back. fall back. worsen. deteriorate. draw back. drop behind. drop off. redound. remount. retreat. retrograde. slip. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recede. regress. retreat. retrogress. to move backward. to recede. to worsen. to draw back. to go back. to retrograde. to retrogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regress. to move backward. to retreat. deteriorate. to lose ground. retrogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan) Bacaklarını gerip açarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Dişsiz kimseler) Çene kemikleriyle çiğnemek. 2. mec. Maksadı açıkça anlatmayıp boş lâflar karıştırmak. Evelemek gevelemek — Gevelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumble. hum and haw. stutter. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew slowly and ineffectively. to hem and haw over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavrulup kıtır olmak, gevrek olmak, çok kurumak: Bu ekmek gevremiş. 2. Ayazda üşümek: Dışarıda gevredik. 3. Ateşte veya güneşte yanmak. 4. Gevreyekalmak = Ölmek, telef olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği bozulmak, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. kesb-i rehavet etmek: Bu ip gevşedi, yay gevşemiş. 2. Sıklık ve pekliğini kaybetmek, yumuşamak: Etleri pek gevşedi. 3. Kuvvetten düşmek, zayıflamak: Bu at çok gevşedi. 4. Gayret, çalışkanlık ve harareti kaybedip yılgınlık getirmek: O adam, o iş pek gevşedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. cool down. get loose. loosen. soften. ease off. slacken. let go. fade. flag. languish. let up. let upon. go limp. come loose. work loose. slack. slack off. unbend. unbrace oneself. come unstuck. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. languish. loosen. relax. relent. soften. unwind. to come loose. to loosen. to relax. to slacken. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get loose. slack. to become lax. to relax. to become calm. to slacken. to yield. to unbend. to become easier. flag. languish. loosen. loosen up. open. soften. start. unwind. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçmek, Osm. mesâha etmek. 2. Düzeltmek, tesviye etmek. (oku) Yayın kirişine takıp kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklamak, örtmek, belli etmemek. Başının saçsız yerlerini şap• kayla gizler. Maksadını gizliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep under the carpet. keep smth. under wraps. gloze. gloze over. hide. conceal. cover up. secrete. camouflage. disguise. keep in one's bosom. keep back. bury. mask. blot out. bottle up. cache. cloak. keep in dark. dissemble. enshroud. gloss over. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. bury. cache. cloak. conceal. disguise. hide. lurk. mask. obscure. screen. secrete. sheathe. suppress. veil. to hide. to bury. to conceal. to cloak. to mask. to belie. to suppress. to secrete. to disguise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. to hide. to conceal. belie. blot out. bury. camouflage. cloak. cover. disguise. draw a veil over. enshroud. hold back. lie low. mask. obscure. pocket. screen. secrete. shade. to keep shady. slur. take to earth. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Göğsü dayamak, göğsü siper ederek karşılamak. 2. Red ve defetmek, karşılıkta bulunmak, mukabele eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to stand to. to resist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to push with the breast. to block sb. to interpose oneself. to resist. to intercept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gölge düşürmek. 2. mec. Bir şeyin değerini azaltacak harekette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshadow. shade. shadow. to put in the shade. to overshadow. to shade in. to leave in the shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put in the shade to cast a shadow. to overshadow. to shade in. cloud. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Örgü örer gibi bir tarzda dikmek. 2. Nakışı ipekle örtmek, iki kat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin yaptıklarını gizlice gözlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. spy on. spy on smb. peep. peek. pry. observe. case. case the joint. keep cave. espy. eye. pry about. pry into. spy. spy out. spy upon. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. shadow. spy. to observe secretly. to watch. to spy on. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe secretly. to spy on. to peep at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ile beklemek, Osm. intizâr etmek: Oğlunu gözlüyor. Akşama kadar sizi gözledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. watch. sight. spy. spy out. monitor. long. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. observe. to watch for. to wait for. to observe. to watch. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to wait for. to keep an eye on. sight. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe. to watch over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre atmak, gübre ile beslemek: Tarlayı gübrelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to manure. to fertilize. fertilize the soil. muck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir malın gümrükçe muamelesini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear sth at the customhouse. effect customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüşle kaplamak veya yaldızlamak veyahut süslemek: Şamdanları, kaşıkları, çekmeceyi, sigaralığı gümüşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to silver-plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gün geçirmek, bir gün kalmak, bir gün durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü etmek, şamata etmek: Duvar gürleyip yıkıldı, top gürledi. 2. (gök) Yıldırım çakıp dehşetli ses çıkarmak, Osm. raad olmak: Şiddetli yağmur yağıp gök gürlüyordu. 3. Ölmek, vefat etmek, nalları dikmek: O da gürledi. Top yoluna gürlemek = Boş yere telef olmak, pisi pisine gitmek. Yağmazsan da gürle = Bir şey yapmazsan bile gayret göster.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. thunder. boom. din. growl. grumble. rumble. rumble out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a loud noise. to thunder. to roar. to roar with anger. to die unexpectedly. boom. fulminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Gürültü etmek, büyük bir ses çıkarmak, patırtı etmek: Tekerlekler kaldırım taşları üzerinde dönerken gürüldüyordu. 2. Gök gürlemesi sesini çıkarmak, gürlemek, havada ve bulutlardaki elektriğin patlamasından büyük ve dehşetli ses çıkmak, Osm. raad vaki olmak: Şiddetle gök gürüldüyordu. 3. Büyük bir gürültü ile düşmek veya yuvarlanmak: Harap duvar gürüldedi. 4. (hayvan) Büyük sesle bağırmak, ulumak, böğürmek: Arslanlar dehşetli bir surette gürüldüyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a loud gurgling noise. roll. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll. to mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collation. lunch. luncheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rahatlamak, hafif bir hal almak, ağırlığı azalmak, hızı azalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lighter. to diminish. to subside. to be relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafife almak, istihfaf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared food stuffs. package food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heceleri yani harfler ve harekeleri birer birer söyleyerek okumak: Heceleyerek okuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spell. spell out. articulate. syllabicate. syllabify. syllabize. syllable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spell out by syllables. to syllable. to utter the syllables of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spell. syllabify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim at. take aim at. aim. have in one's sights. intend. sight. home. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan on. to set one's sights on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Organlarını sallaya sallaya yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanına herek dikmek veya hereğe bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüngür hüngür ağlamak, sesle bir çeşit asabi halecanla ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sob violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geri vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). için için kızmak, öfkelenmek, dertlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angry at sb without showing it. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İğne ile delmek. 2. Kalıbını almak üzere kenarlarını iğne ile delerek işaret etmek. 3. Toplu iğne ile iliştirmek. 4. mec. Sözle hırpalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin. prick. taunt. to pin. to prick. to hurt sb's feelings being sarcastic. to cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pin sth to. to speak sarcastically of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. boğa ve benzerleri) Bağırmak, böğürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iki yapmak, eşini tedarik etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İleri geçmek, öne geçmek, Osm. tefavvuk, tasaddur etmek. 2. Öne doğru yürümek, öne çıkmak. 3. Çok ileri gitmek, ilerde bulunmak: Biz yola çıktığımız vakit o hayli ilerlemişti. 4. Öne geçmek, Osm. Terakki ve tefeyyüz etmek: İlerleyecek bir çocuktur. Amerikalılar son zamanlarda çok ilerlediler. 5. Saat ileri olmak, vakti gerçekten fazla göstermek, çabuk yürümek: Bu saat ilerliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make progress. advance. progress. make progress. improve. proceed. keep going. move on. develop. forge ahead. gain. go along. go on. make headway. move. push on. run on. make one's way. go ahead. get along. go forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. approach. draw. march. move. pass. plough. proceed. progress. put. to go forward. to move ahead. to move along. to advance. to pass. to develop. to progress. to improve. to get better. to better. to come on. to come along. to make headway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. go-ahead. to go forward. to move ahead. to proceed. to be promoted. to advance. to pass. to develop. to progress. to improve. to get better. to move along. come on. flourish. follow on. to come to the fore. to go forward s. frame. gain. ga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

lağvetmek, kaldırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğmeyi iliğe geçirerek elbiseyi tutturmak, kavuşturmak: Ceketini ilikledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to button up. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğretiden bağlamak, kolay çözülür bir düğüm yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in a loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahayyül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envisage. fancy. imagine. to imagine. to fancy tahayyül etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tetkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. investigate. search. go into. dig. dig out. analyse. analyze. audit. check over. con. construe. dissect. examine into. look into. look through. observe. peruse. research. research into. scan. study. make a study of. survey. twig. vet. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. examine. inspect. observe. peruse. research. scrutinize. study. survey. suss. view. to examine. to scrutinize. to observe. to inspect. to look into. to look over. to look through. to go over sth. to investigate. to explore. to study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine sth in detail. to go into a matter carefully. to analyze. abstract. analyse. canvass. check. investigate. look over. to take or have a look and see. peruse. probe. reconnoitre. research. run the tape over. study. view. weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). l.’ (kimya). Bir oksidin oksijenini alarak madeni serbest bırakmak. 2. (matematik) Bir ifadeyi daha kısa yahut basit bir şekle sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. degrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T. fizik) (uyd. k.). Kapalı bir elektrik devresini, şiddeti her an değişen bir manyetik alan içine koyarak üzerinde bir elektrik akımı meydana getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to induce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to study hard. to grind. bone up. swot. swot up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çınlamak, inlemek, Osm. tanîn-endâz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağlamaklı ve dokunaklı ses çıkarma, inilti çıkarmak. 2. Uğultulu ses çıkarmak: Toplar atılınca yer, gök inliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moan. groan. wail. howl. whimper. grizzle. sough. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groan. howl. moan. resound. whimper. to moan. to groan. to whimper. to resound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moan. to groan. howl. lament. sough. wail. whimper. whine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İp sarmak, iple bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: EPLEMEK) (f.). 1. Hatırlama, anma, Osm. tahattür ve tezekkür etmek, yâda getirmek. 2. Saymak, itibar etmek, ehemmiyet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to care/give a damn. to give a shit/bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine. to study. to scrutinize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider at length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. sign. note. tick. tick off. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. plot. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mark. to point out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Su dökmek, çiş etmek, Osm. tebevvül etmek. 2. İdrarla veya idrar yerine çıkarmak: Kan işedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring a leak. spend a penny. do number one. urinate. pee. make water. piss. pass water. wee-wee. micturate. piddle. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piddle. piss. urinate. wet. to pee. to piddle. to wee. to piss. to urinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to urinate. to make water. to piss. go. leak. pee. piddle. tinkle. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İse tutup karartmak. 2. (mahallebi vesaireyi) Is kokutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İş görmek, işle uğraşmak, meşgul olmak: Günde sekiz saat işler. 2. Girmek, nüfuz etmek: Su, toprağın içine işlemiş. 3. Tesir etmek: İçime işledi; soğuk iliğime kadar işledi. 4. (makine vesair) çalışır olmak, bozuk ve battal olmamak: Saat, barometre, makine, değirmen işliyor. S. Çok gidilip gelinmek, battal olmamak: Bu yol çok işliyor; yeni açılan dükkân, gazino iyi işliyor. 6. Cerahat bağlamak, cerahatlanmak: Yara, çıban çok işliyor. 7. Yapmak, imâl etmek: Ne işliyorsun? 2. Oymak, oyarak süslemek: Bu tavanı güzel işlemişler. 9. İğne ile nakşetmek: Atlas üzerine ipekle güzel güzel çiçekler işliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blacken sth with soot. to smoke (a food to preserve it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. process. operate. function. perform. commit. engrave. go. run. travel. farm. tame. cultivate. brand. discourse. ferry. forge. grave. hammer. handle. indwell. instil. instill. penetrate. pierce. sink. sink into. stamp. strike. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commit. function. go. mill. operate. ply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manipulate. to process. to treat. to work up. to do fine work on. to embroider. to penetrate. to soak into. to function. to operate. to perform. to do work. to be doing a good business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Dilemek, talep etmek: Biri gelmiş para istiyor. 2. Arzu etmek, isteklisi ölmek: Herkes zengin olmayı ister. 3. Aramak, araştırmak: Kimi istiyorsunuz? 4. Çağırmak, celp ve davet etmek: Sizi istiyorlar, kendisini mahkemeden istediler. 5. Kast ye niyet etmek: Ava gitmek isterim. 6. Muhtaç olmak, lüzum ve ihtiyacını hissetmek: Mahallemiz muntazam bir mektep ister. Lüzum ve ihtiyacı olmak, lâzım olmak: Bu odaya bir avize ister. İstemez = Lüzumu yoktur, hâcet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for. beg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. to want. to desire. to wish. to ask sb for sth. to be necessary. to require. to ask for marriage. call for. choose. court. crave. demand. drive at. insist. list. need. petition. please. postulate. purpose. request. requisition. seek. sue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıralamak, dizmek, istif etmek: Odunları istiflediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stow. to hoard. to cuttle. to pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stack neatly. to stow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hedef edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerektirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push roughly. to manhandle. goad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). itmek, geriye itmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

push. repel. repulse. elbow. hustle. poke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to keep on pushing. to force on. to shove. to nudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İzini aramak, peşine düşmek, takip etmek. 2. Aramak, Osm. taharri ve cüst-ü Cû etmek. 3. Sezmek, keşfetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow in smb.'s wake. follow. follow up. trace. track. pursue. chase. watch. observe. give chase. come on. dog. eye. go by. hound. monitor. monitorize. shadow. supervene. keep tabs on. tail. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog. follow. hound. oversee. pursue. trace. trail. watch. to follow. to dog. to pursue. to trace. to watch. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trace. track. trail. monitor. to follow. to watch. to view. attend. go. hound. make after. pursue. spectate. succeed. supervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hürmet, ikram ve izzet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disallow. disclaim. disown. dispute. exclude. refuse. reject. repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to refuse to accept. demur. deny admittance. disallow. disclaim. dispute. exclude. to call in question. refuse. reject. repudiate. kick up a row. vote out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. argo). Dolandırmak, kandırmak, aldatmak, göz boyamak. «Kafese koymak» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir. Tedaviye yardımcı olmak amacıyla şeftali ve semizotu yenebilir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Fidan kökUnden yeni filizler sürüp azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (atı) Kese ile silmek, timar etmek. 2. (atın tüylerini) Parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölüyü kefene sarmak, Osm. tekfîn etmek. 2. Tavuk, hindi vesaireyi bütün olarak yufkaya sarıp pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shroud (a corpse. enshroud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrar ederek konuşmak, keke gibi söylemek: Küçükken çok kekeliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammer. falter. have a stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. to stammer. to hem and haw. to speak flatteringly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kekelemek. 2. Şaşırmak, ne söyleyeceğini bilememek: Kekemeye başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kekre olmak, dil buracak surette ekşimek. 2. Ekşiyip kabarmak, Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. to handcuff. to manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to handcuff. manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet etmek, kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlayıp yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to fasten together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to clasp together firmly. to lock. cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kepazeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamamda kese sürmek, kese sürerek vücudun kirini çıkarmak: Bu tellâk iyi keseliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub with a coarse bath-glove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitlemek). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Biribirine geçirmek, kenetlemek: Parmaklarını kilitlemiş duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. latch. lock. to lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. to lock. to lock sth / sb in a place. to dovetail. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kireç sürmek veya katmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lime. to whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yayın kirişini çekmek, germek: Yayını kirişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw. to string. to joist. to furnish with joists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kirli ve murdar etmek, Osm. telvis eylemek: Bu masayı kim kirledi? (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (at ve kısrak). Bağırmak: Sizin atınız çok kişniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neigh. whinny. to neigh. to whinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KİLİTLEMEK) (f.). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Birbirine geçirmek, bağlamak: Parmaklarını kitlemiş duruyordu. bk. Kilitlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (minder ve şilteyi) Dikişle mıhlamak, içindeki ot veya yün oynamamak için her bir karış mesafede sicim vesaire ile sağlam dikiş vurmak. 2. (telli sazı) Kurmak, köketmek. 3. Kirizme denilen kıraç yerin ağaç ve çalı köklerini çıkarmak. 4. İnce saç örgülerinin her üç dördünü bir yere sarmak, kökleme etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to step on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to dig up by the roots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Yorgunluk veya korku ve pişmanlıktan köpek gibi solumak veya yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Körletmek. Boğazı körlamek = Açlığını gidermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Körükle üflemek, tutuşturmak: Ateşi körüklemek. 2. Kızıştırmak, şiddetlendirmek: Asıl anlaşmazlığı körükleyen odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow with bellows. blow. fan. instigate. waken. work up. embitter. rush up. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incite. to fan the flames. to incite. to stir up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foment. fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (deve). Doğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı). Köstekle bağlamak, köstek vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hamper. to bring a job to a standstill. to hobble a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak. 2. mec. Zayıflamak, hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grill/cook on the embers. to barbecue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply a cosmetic cream to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakaret etmek, küçümseyerek bakıp ehemmiyet vermemek, Osm. istisgaar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make light of. underestimate. underrate. belittle. disdain. undervalue. look down on. depreciate. contemn. defy. despise. flout. minimize. pooh-pooh. scorn. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belittle. depreciate. despise. disparage. flout. minimize. scorn. slight. sneer. snub. underrate. understate. to despise. to belittle. to scorn. to underrate. to minimize. to disparage. to snub. to look down on sb/sth. to look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to despise. belittle. condescend. depreciate. disdain. minimize. pity. pooh pooh. scorn. slight. sneer. snub. underestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağız köpürmek, azmak, kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roar. to shout. to bellow with rage. bellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dust with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünü külle örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. to heap up. to pile up. clump. heap. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyku basmak, gevşemek, uykudan sersem olmak, sızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shovel up. to clear away with a shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear away with a shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yerde bulunan toprak vesaireyi kürekle sürüp temizlemek: Bahçeyi, ahırı küremek. Toprağı, gübreyi küremek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihmalde bulunmak, hata yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarmak, küt küt vurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lânet okumak, Osm. tel’İn etmek, asıl Türkçe: llinmek, kargımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blow. curse. damn. revile. to curse. to damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curse. to damn. cuss. drat. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâdenî şeyleri kalay vesaire ile yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder. hard-solder. sweat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solder. to cast the lead. to seal with lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stain. to soil. to sully. to besmirch. to blacken the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maske ile örtmek. mec. Gizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) (koyun, kuzu ve keçi). Mee etmek, bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baa. bleat. to bleat. to baa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bleat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merâmet ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin İyi yolda olmadığını işaret etmek: Zabıta, bu adamı bir kapıyı kurcalarken yakaladığı için artık mimledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fakir, çaresiz veya Aciz ve dertli olmak, acze düşmek: İhtiyarlayıp miskin olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. A. T.). Mühim görme, ehemmiyet verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sth / sb important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kâğıdı) Mühre ile cilâ etmek, cilâlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mühür basmak: Senedi mühürledinlz mi? Bu zarfı mühürlemeli; anbarı mühürlediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal. to seal. to stamp with a seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix the seal. to put under seal. to stamp with a seal. to lock up and affix a seal to. affix seals to sth. to seal with lead. to affix a seal. to place under seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müjde vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announce good news. herald. harbinger. usher in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell the good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell sb a piece of good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear ink on. to blot sth with ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mekânet» ten İf.) (mü. mütemekkine). Mekân edinen, oturan (Arapça’da mânâsı: muktedir, kudretli).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aydınlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.geçmek. 2.uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes etmek, okuyup üflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuz. Nân ve nemek = Tuz ve ekmek (hakkı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuz. Nân ve nemek = Tuz ve ekmek (hakkı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمک] tuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuzluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

okşamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırmak, çekip atmak, sökmek, koparmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seslenmek, duyurmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Vasıflandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to modify. to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualify. to qualify. feature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.) (uyd. k.). Nötr hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vermek, Ar. tediye, ifa etmek: Ben borcumu ödedim. 2. Bedelini vermek, tazmin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay. settle. indemnify. repay. pay for. pay out. acquit. ante. ante up. atone for. clear. come across with. defray. disburse. discharge. domiciliate. fee. foot. fork out. fork over. fork up. give. pay in. quit. recoup. redeem. satisfy. shell out. spr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. meet. pay. recompense. reimburse. repay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay. to pay for sth. defray. disburse. discharge. to pay for. fork out or up. pay in. pay off. pay out. pay up. to effect payment. repay. replace. return. satisfy. settle. stump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nasihat vermek. 2. Fitlemek, kışkırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to advise sb to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to think sth over carefully. to estimate. to appraise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Mühimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a high opinion of. attach importance to. pay attention to. care. mind. care about. make much of. heed. take heed of. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. heed. regard. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sb / sth important. heed. overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat smb. like dirt. close one's eyes to. make light of. set at nought. piss on smth. not to care twopence for. play down. play it low down. have a low opinion of. disregard. ignore. pay no attention. coquet. discount. make little of. set at naught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard. minimize. slight. to disregard. to make light of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play down. shrug off. slight. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mâni olmak, engel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevent. prevent from. prohibit. intercept. avert. avoid. arrest. baffle. bank. circumvent. get under control. counterwork. estop. face up to. foil. foreclose. forestall. frustrate. head off. jugulate. keep back. obviate. occlude. preclude. repress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avert. avoid. block. check. discourage. foil. remedy. repress. stop. thwart. to prevent. to prohibit. to block. to stop. to check. to avoid. to repress. to thwart. to avert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to check. to prevent. to avert. to avoid. to way lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korkutmak, tehdit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örgü yapmak, örmek: Saçları örgülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize. to make into a group which has an organizational structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sample. to give an example of sth. to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sample. to give an example of sth. to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eskitmek, bozmak, bozup zedelemek: Yolculuk, elbiseyi örseler. 2. Zedelemek, vurmak, bereleyip bozmak: Hayvan üstünde getirilmesi meyveleri örseler. 3. Tâkat bırakmamak, kırıklık vermek, zayıflığa, dermansızlığa uğratmak: Bu sıtma beni çok örseledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock about. to handle roughly. crumple. mishandle. ruck. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ata özengi yani mahmuzla vurup sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarize. abstract. sum up. abridge. wrap up. boil down. brief. compress. encapsulate. epitomize. incapsulate. outline. precis. reduce. resume. totalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abridge. abstract. compress. condense. recapitulate. summarize. to summarize. to condense. to compress. to abstract. to sum sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «öz» den). Arzu etmek, kuvvetle istemek, göreceği gelmek: Memleketimi özledim, evlâdını özlemiş ana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss. long for. long. yearn. hanker. hunger. pant. pine. pine for. sigh for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to long for. to yearn for. to long to see. to miss. long. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. absorb. internalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to digest. to imbibe. to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assimilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. pack up. package. wrap up. do up. enfold. infold. packet. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. to package. to make into a parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parsellere ayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divide into parcels. lot. parcel. portion. portion out. subdivide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. particule

fiz. parçacık

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışveriş yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı gibi şeyler örterek uzaktan görünmesini önlemek, alalamak, kamuflaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pençe atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to paw. to sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pepelikle söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Perçin yapmak. 2. mec. Sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rivet. to clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curtain. to conceal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pey vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Uyuklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit or lie idly and drowsily. slumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kirletmek. 2. Def’i hâcet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soil. to dirty. to defecate or urinate in or an an inappropriate place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefesle üfleyerek söndürmek veya soğutmak: Mumu, yemeği püflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. harry. haze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thumbtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rendeden geçirmek, rende ile düzeltmek veya doğramak: Tahtayı, soğanı rendelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grate. plane. rasp. shave. to plane. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane. to grade. to surface. to planish. to shave. to dub. to flake. grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Renk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kapıyı) Reze ile kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep. to peep. to peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play. stage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage. to put on (a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün bir gün sakız çiğnemek, kuşkusuz sevimli bir iş değil ama bunun insanı zayıflattığı da bir gerçek. Çünkü çiğneme eylemi, saatte 11 kj.gibi önemli oranda enerji tüketimi oluşturuyor. ABD’de bulunan Mayo Clinic uzmanları, ciklet çiğneme ile ortalama ne kadar kilo verildiğini bile hesaplamışlar. Bir kişi günde 8 saat boyunca ara vermeden şekersiz ciklet çiğnediği takdirde yılda 5 kilo verebiliyor.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to censor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Harbe gitmek, sefer etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeker koymak, şeker şerbeti ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şikayet etmek, sızlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlamak, yolcu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esmâk). Balık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سمک] balık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıpramak, kıpırmak. 2. Sinip sızlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayakta duramayıp sarsılmak veya tökezler gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagger. totter. stumble. blunder. careen. dodder. falter. halt. lurch. pitch. reel. swing. teeter. topple. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. lurch. reel. stagger. teeter. topple. totter. trip. wabble. to totter. to stagger. to lurch. to reel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stagger. to totter. to reel. to lurch. to be shocked. falter. stumble. waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yağmur). Serpinti hâlinde hafif hafif yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sepete koymak. 2. (argo) Hoş olmayan bir tarzda uzaklaştırmak:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get rid of sb. to send sb packing. to fire sb. can. pay off. to give sb the shake. stall off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan (a hide. to dress (a pelt. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe easily. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibit. expose. show. display of smth. emcee. execute. flourish. set out. shew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibit. to exhibit. to display. to present. to show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to display. to exhibit. to show. to set forth. lay out. make an exhibition. to set on show. show off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serinlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become cool. become cooler. cool. freshen. freshen up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. to cool. get cool or chilly. to become cool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cool off. to get cool. to get chilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeritle süslemek, şerit çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sepelemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprinkle down. to spit down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sersem hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisini çağırmak: Ahmed’i sesle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sense. to feel. to understand intuitively. anticipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmeyi bir müddet tekrarlamak, devamlı silkmek, sallamak, silkmeye devam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake off. shake. shake up. shake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to shake sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

represent. to symbolize. to represent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiş ile delmek, şiş saplamak: Göğsünü iki yerden şişlemişler. 2. Şişe geçirmek, şişe geçirip dizmek: Şu köfteleri şişlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane. to smooth (a surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach base before sb else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp itfa etmek. to extinguish. to redeem. to amortize. to pay off itfa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp. to amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz, lâkırdı etmek. 2. Demek: Ne söylediniz? 3. Anlatmek, haber vermek, ifade ve beyan etmek: Hâlini söyledi; gezdiği yerlere dair çok şeyler söylüyordu; bunu size kim söyledi? 4. İhtar ve tenbih etmek, uyarmak: Çocuklara söyleyin derslerini hazırlasınlar; Ben ona söylerim siz merak etmeyin. 5. Haber vermek, gammazlık etmek: Çocuklara tenbih etmeli bu meseleyi kimseye söylemesinler. Açık söylemek = Kapalı ifadeyle değil, doğrudan doğruya söylemek. Allah için söylemek = Tanrı aşkına doğrusunu söylemek. İyi söylemek = Övmek: Hakkınızda çok iyi söylüyordu. Büyük söylemek = Övünmek. Türkü, şarkı söylemek = Tegannî ve terennüm etmek, okumak. Çok söylemek = Gevezelik etmek, sözü uzatmak. Doğru söylemek = Sözünde isabet etmek. Yabana söylemek = Saçma, yersiz ve haksız konuşmak, yalancı çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bade. say. tell. speak. utter. give voice to. deliver. sing. affirm. confess. air. apprise. assert. aver. bid. break. call. couch. drop. enunciate. hazard. impart. name. observe. order. pass. pronounce. remark. report. sound. speak of. spill. spit. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprise. betray. disclose. impart. observe. pronounce. recite. remark. report. say. speak. tell. utter. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say / to utter sth. to say sth to sb. to tell sb sth. to tell sb to do sth. to speak to. to direct one's words to. to sing. affirm. apprise. bid. blare. deliver. enounce. give forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sünaü ile vurmak, süngü kullanarak hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bayonet. to stab. thrust through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Kapının arkasına) Sürgü sürmek, Sürgü ile sağlam kapamak: Kapıyı sürgülediniz mi? 2. (tarlaya) Sürgü denilen silindiri sürmek: Tarlayı sürgülemek lâzım. 3. (Şoseyi veya çimento ve saireyi) Silindir ile bastırıp düzeltmek: Şoseyi, taraçayı sürgülemek. 4. (sıvayı) Büyük mala ile düzeltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt (a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürme sürmek: Gözlerini sürmelemek. 2. Kapının sürmesini koymak, kilidin içeriden sürülen dilini sürmek: Kapıyı sürmelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaldırmaksızın yerde çekerek götürmek: Ayağından tutup sürükledi. 2. Zorla, ruhsuz bir kalıp çekercesine çekip götürmek, taşımak: Bu adamcağızı yanında neye sürükleyip duruyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag along. drag. sweep. sweep before one. blow away. drift. eat at. eat away. hale. incline. make leeway. lug. pluck. schlep. schlepp. trail. train. tug. waft. wash away. wash off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. drag. drift. haul. lug. to drag. to drift. to involve. to entail. to lead to. to carry with one. lead to. entail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süslü hâle getirmek. 2. mec. Birinin ayıplarını uzun uzun yüzüne vurmak. Süsleyip püslemek = İtina ile süslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. adorn. beautify. array. doll up. dress up. embellish. enrich. ornament. smarten. bedeck. bedight. caparison. crown. damask. deck out. dike. dizen. doll out. dress. embroider. enamel. fancy up. fig out. figure. flourish. garnish. gild. gird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. array. attire. deck. decorate. drape. dress. grace. ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish. bedeck. dress. enrich. figure. garnish. gild. grace. ornament. set off. titivate. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soru sormak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tane tane etmek: Narı tanelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shell. to strip the kernels from an ear of (wheat , corn , etc. to remove the pulpy seeds from (a pomegranate. to granulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taze yapmak, tazelik vermek. 2. Yeniletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshen. freshen up. renew. refresh. renovate. brush up. recreate. rub up. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renew. to renew. freshen up. to replenish. to freshen up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to replace sth old with sth fresh. freshen. refresh. revive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare. to make sth ready.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teğel vurmak, tutturmak, iliştirmek, kaba ve seyrek dikmek: Makine ile dikmeden evvel teğellemek gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (keçi) Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Yuvarlak şeyi harekete geçirip yürütmek: Arabayı tekerlemek. 2. Dikkatsizlikle salıvermek, kaçırmak: Lâkırdı tekerlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chug. malfunction. to miss. to stammer. to pink. to ping. to thin. to single. to stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to miss. to misfire. to stutter. to stammer. to falter. to jam. to misfare. to single. to skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tekme atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. kick. to kick. to boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kick sb. boot. hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tel ile süslemek, teller takmak: Telleyip pullamak. 2. mec Süslemek: Şu ibâreyi biraz tellemeli. Telleyip pullamak = mec. Birtakım süsler ve ilâveler ile bir şeyin aslını gizleyip sahte bir şekil vermek. 3. (halk ağzında) Telgraf çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمکن] yerleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temiz hâle getirmek: Bu evi yukarıdan aşağıya kadar güzelce temizlemek gerekir. 2. mec. Bir şeyin bütününü alıp götürmek veya yiyip bitirmek, süpürüvermek: Bir tabla yemeği iki kişi temizleyiverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depurate. expurgate. clean. clean up. cleanse. purify. clarify. clear. bump off. clean out. clear up. decontaminate. do. do out. erase. excise. get rid of. gut. houseclean. mop up. purge. rid. rub out. scavenge. swab down. sweep. give smth. a sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. clean. do. purge. purify. remove. rid. scrape. square. to clean. to clean sth up. to cleanse. to pick. to tidy. to do out. to purify. to clear away. to rid. to pay sth off. to kill. to bump off. to rub out. to do away with. to rub sb out. to clean

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. flush. purge. to clean. to purify. to get rid of. to eliminate. to rob. to clean out. to clean sb out. to take all of sb's money during a poker's game. to kill. to bump sb off. to be cleared. to b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öldürmek. 2. İyice dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a severe beating or thrashing. to defeat soundly. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ince elemek (asıl mânâsı kıl elekle elemek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh sth in one's hand. to balance. to poise. to arrange as if in a balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ter dökmek. 2. Üstüne su ve nem konmak, nemlenmek: Camlar, testi terledi. 3. (bıyık) Yeni çıkmak, taze bitmek: Bıyığı yeni terlemiş. Kan ter içinde kalmak = Çok yorulmak. 4. Utanmak, mahcup olmak, sıkılmak: Terleyip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweat. perspire. ooze with sweat. be hot. swelter. transpire. exude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspire. sweat. to sweat. to perspire. to be covered in condensation. to begin to grow. to be very tired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perspire. to sweat. to exude moisture. transpire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sert cevapla reddetmek. 2. (hayvanlar) Pislemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scold. snub. send to the rightabout. rebuff. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebuff. snub. to snap at. to rebuff. to scold. to snap et. to snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak sharply. to give sb a short answer. to snap at. to make representations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to set up. to organize. to plan. to contrive. to plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to baste. to tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hatırlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Titremek, üşümek: Soğukta tirildeyip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sık sık ve durmadan oynamak: Elleri titrer. 2. mec. Çok korkmak. 3. Çok üşümek: Kışın ortasında paltosuz titriyor. Üzerine titremek = mec. Birine çok sevgi duyup fazlaca dikkat etmek Yer, gök titremek = Büyük ve dehkımıldanışı, Ar. ihtizaz.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. tremble. quake. shiver. vibrate. dither. flicker. flutter. jerk. judder. pulsate. pulse. quiver. shimmy. shudder. thrill. throb. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. judder. palpitate. quail. quake. shiver. shudder. tremble. vibrate. wobble. to tremble. to shiver. to shudder. to quiver. to flicker. to falter. to quake. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engele çarpıp düşecek gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose one's footing. miss one's footing. stagger. stumble. snag. blunder. halt. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. miss one's footing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Torpil atmak, torpille batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to torpedo. to fail a grade. to flunk a grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Törpü denilen çelik Aletle düzeltmek veya perdahlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rasp. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp. to rasp. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tükürükle ıslatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wet with saliva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moisten with spittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuş) Bahar mevsiminde tüy dökmek. Tüyleri dökülüp cavlak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (tavuk vesaire). Tünek denilen kümes sırığı üzerinde durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perch. to roost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuşlar). Uyumak üzre bir dala veya çubuğa sinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perch. roost. to perch. to roost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perch. to roost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öteden beriden toplanıp vücuda gelmek, derme çatma ortaya çıkmak. 2. Meydana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derive. to spring up. to sprout up. to appear. to come into existence. to derive. come into existence. appear. to increase and multiply. to be derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reproduce. to increase. to multiply. to breed. to be derived from. to spring up. to appear suddenly. to come on the scene suddenly. to generate. to grow. to develop. to produce. to propagate. to shoot. to spread. to descent. derive. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buhur yakmak, tütsü vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause. to smoke. to smoke. to fumigate. to cure. to smudge. to incense. fume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dumana asmak, dumanda kurutmak, tütsülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Üçe erdirmek: Atları üçledim. 2. Uçe bölmek. 3. Uçe bükmek, üç kat etmek: Halatı üçlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağızla nefes vermek, üfürmek: Ateşi üflemek. 2. Nefesle söndürmek: Mumu üfle. 3. Nefesle veya hava ile şişirmek: Balonu, tulumu üflemek. 4. Nefesle çalınan bir çalgı çalmak: Düdük, ney üflemek. 5. Nefes etmek, okuyup üfürmek. 6. Zahmetle nefes almak, sesle solumak:’Üfleyip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow out. puff. blow. puff out. insufflate. whiffle. whiff. breathe upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. puff. to blow. to puff. to blow upon. to blow out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağırmak, çağırmak, ses çıkarmak, nâra atmak. 2. Şarkı, söylemek, Osm. tegannî etmek. 3. Ötmek, terennüm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çabuk yetişip bol şekilde yayılmak, türemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. increase in numbers. propagate. be reproduced. proliferate. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. propagate. reproduce. to reproduce. to multiply. to propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. pullulate. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «üst» ten). 1. Bir şeyin üzerine eklenmek, artmak. 2. Bastırmak, galip gelmek, üste çıkmak. 3. Tekrar dönmek, avdet etmek: Sıtma üsteledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persist. press. to persist. to insist. to dwell on. to recrudesce. to recur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fetha ile okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıcak demirle düzeltmek, ütüden geçirmek: Çamaşırı ütüledi. 2. Kızgın demirle veya ateşte tüylerini yakıp temizlemek: Paçaları ütüleyip hazır satarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. press. singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to varnish. lacquer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına ‘yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma’ şeklinde öğretirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı 1 atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç 1 atmosfer daha artar. 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışında kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkılmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına “yüzeye gelen en küçük hava kabarcığından daha hızlı çıkma” şeklinde öğretirler.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelmek, ulaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

talan etmek, yağmalamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. perjure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Okun kuyruğuna tüy takmak: Oku yeleklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yelkenleri açıp gitmek. 2. (argo) Delirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üflemek, körüklemek, yelpazelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yelpeze ile serinletmek. 2. mec. Körüklemek, şiddete, hiddete getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beslenmek ve lezzetini almak için ağızda çiğneyip yutmak. Ar. eki, tenâvül: Ekmek, et yemek, şeker, meyve yemek. 2. Yemek yemek: Siz yediniz mi? Onlar çok erken yerler, üç günden beri yemedi, bir şey yemedi. 3. Kemirmek, aşındırmak, oymak: Kovanın ipi kuyunun bilezik taşını yemiş. 4. Alıp götürmek, yıkmak, eksiltmek: Deniz, sahilleri yemiş, dere bütün tarlayı yedi. 5. Sarfetmek, israf etmek: Varını kumarda yedi. 6. Bir tecavüz veya cezaya uğramak Bir tokat yedi, dayak yiyecekti. 7. Tutulmak, yakalanmak: iyi bir yağmur yedik. 8. Harcamak, kullanmak, faydalanmak: Serveti var ama yemez; o, iyi yer, içer. Başını yemek = Ölümüne sebep olmak. Başının etini yemek = Israrla tekrarlayarak rahatsız etmek: Şu dilenciye yirmi beş kuruş verin, zira başımın etini yedi. Gam yemek = Üzülmek. Kendi kendini yemek = Kederle helâk olmak, kahrolmak. Miras yemek = Mirasa konmak. Mirasyedi = 1. Mirasa konmuş adam. 2. mec. Bol bol ve düşünmeden sarfeden, Ar. müsrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın belirli vakitlerde yediği şey, Ar. taâm: Öğle, akşam, sahur yemeği. 2. Yenmek üzere pişirilmiş şey: Böyle yemek mi olur? 3. Davetlilere ve misafirlere takdim ve ikram olunan yiyecek, ziyafet: Kendilerine bir yemek vermemiz gerekiyor, bizi yemeğe davet etti. 4. Bir vakitte sofraya konulan yiyeceklerin herbiri ki, ayrı pişip ayrıca bir kaba konur. Yemek odası = Evlerde yemek yemeye mahsus oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chow. dinner. dish. eat. food. grub. meal. repast. scoff. scran. crop. eat. ingest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. board. course. crop. dinner. dish. eat. eats. erode. feed. food. grub. have. keep. partake. repast. swallow. table. meal. to eat. to consume. to accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat. to spend recklessly. to corrode. to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektep vesairede topluca yemek yenen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemeği, ziyâfeti olan: Yemekli davet, düğün, eğlence. 2. Şu kadar yemekten mürekkep: On yemekli bir ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemeğe konacak veya yarayacak: Yemeklik buğday. 2. Yemek için verilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serving as food. edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for use in cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şey yememiş olan, aç: Bugün yemeksizim, akşama kadar yemeksiz kaldım. 2. Yemeği olmayan: Yalnız çay içmek üzere yemeksiz davet. 3. Yemediği hâlde, yemeksizin: İnsan yemeksiz yaşayamaz. 4. Yemek verilmeksizin: Nikâhı yemeksiz kıydılar.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemleme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yeni hâline koymak, Osm. tecdîd etmek: Şu keçeyi yeniledim. 2. Tamir edip yeni gibi yapmak: Bunu Adeta yenilemiş. 3. Yeniden, tekrar yapmek: Oyle haller, böyle sözler yenilenmeyin, o sözleri yenilemeye hacet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernize. make over. re-create. rebuild. recondition. redintegrate. rejuvenate. renew. renovate. revamp. touch up. vamp up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recondition. reconstitute. refresh. renew. renovate. restore. to renew. to replace. to renovate. to repeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. to renew. to renovate. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pislemek, büyük aptes etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşya doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay smth. at one's door. ascribe. burden. charge. embark. encumber. fasten. fasten on. father. foist. freight. hand over. heap. impose. impute. inflict. lade. lay. lay on. load. offload. overlay. pitch. plant. put. put down. saddle. shift. stack. sto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burden. embark. impose. inflict. lay. load. put. saddle. shift. to load. to weight sb down. to burden. to place a load on. to throw the blame on. to impute. to attribute. to lay to the charge of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

download. install.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif nazarıyla bakmak, Osm. istihfâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kabahatini yüzüne karşı söylemek. 2. Yüz geçirmek: Yastıkları yüzlediniz mi? 3. Karşı karşıya getirmek, yüzleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make representations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurmak, berelemek, çürütmek: Sepeti sallayarak içindeki meyveleri zedelemişler. 2. Zarar ve hasara uğratmak: Muharebe daima ticareti zedeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağılamak, zehir vererek öldürmeye çalışmak. 2. mec. birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak: Komünistler onu da zehirlemişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contaminate. poison. to poison ağılamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to poison. to fill sb's mind with harmful ideas. administer poison. envenom. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zift sürmek, ziftle kaplamak veya tıkamak: Yere sokulacak kazıkları, kazanın dibini ziftlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caulk. to pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Kenarlarına zih çekmek, şerit ve kaytanla veya çizgi ve pervazla etrafını çevirmek, (bk.) Zıh, zıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. to chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bezemek, süslendirmek, Osm. tezyin etmek, zînet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö. 333 yılında Anadolu’nun içlerine girerek Frigya’nın başkenti Gordion’a ulaşır. Kendisine kentin ilk kurucusu Gordios’un arabası gösterilir. Arabanın boyunduruğu, ucu görülmeyen bir düğümle arabanın okuna bağlanmıştır. İnanışa göre bu düğümü çözen Asya’nın fatihi olacaktır. Büyük İskender düğümü kılıcıyla keser. Bugün bu terim, çözümü çok zor olan olaylar için kullanılıyor.

Genel Bilgi by