Artık Yıl ne demek? | Artık Yıl anlamı nedir? | Artık Yıl

Artık Yıl anlamı nedir?

Artık Yıl ne demek?

Artık Yıl anlamı nedir?

Artık Yıl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: artik yil

Türkçe - İngilizce Sözlük

bissextile year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap year. leap-year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha çok yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. Bunlar, göktaşlarının, atmosfere girince sürtünmeyle akor halini almasından meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Temiz, güzel sene. - Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sabah yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksiğin zıddı, fazla, ziyade. 2. Geriye kalan, artan, bakıyye: Artık yemek = Yendikten sonra kapta kalan, fazla gelip artan şey: Yemek artığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Daha. gayrı, bundan ziyade: Artık istemem. 2. Şimdi, öyle ise: Artık gidelim. 3. Elverir, kâfi: Artık insaf. Artık çok oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. waste. residual. anymore. no longer. no more. at that. dregs. leftover. scraps. waste. discard. spoils. rest. dreg. dross. effluent. fag-end. hog-wash. refuse. remainder. remnant. residual. residue. shoddy. tag end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dross. oddment. offal. refuse. remainder. remains. remnant. residual. residue. rump. scrap. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. leftover. overage. rest. remainder. refuse. surplus. excess. residue. offal. waste product. increment. residual. anyhow. anyway. ever. hangover. leavings. now. remnant. residuary. scrap. tag. tag end. trim. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surplus value. residual cost / value. incremental value. appreciation surplus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incremental labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 12, bazen 13, nâdiren 14 koma aralıklı ikili aralığı. Batı musikisinde bir buçuk ton değerinde aralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bissextile year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap year. leap-year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlalık, ziyadelik, mezid. 2. Üstün olma. Osm. tefevvuk, fazi ve rüchan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.). Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl, sene-i kebîse: 1932, 1936, 1940 gibi dört ile bölünebilen yıllar artık yıldır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent and star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk çocuklara takılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dolaşıp yerine gelmek, tam bir devir icra etmek. 2. Bayılmadan ve sarhoşluktan kurtulmak, kendine gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to recover. to come to. to come round kendine gelmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to come to oneself (after fainting or anesthesia. come round. come to. come to oneself. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Bayılmış veya sarhoş adamı) kendine getirmek, ifâkat buldurmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) İmam bayıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. being the holder of a franchise. franchise. the territory in which a franchiser has the right to sell a company's product. franchiser's place of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealership. distributorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayılmak işi. (bk.) Bayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. blackout. faint. fainting. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. rhapsody. heeling. listing. fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendini kaybetmek, kendinden geçmek, gaşyolmak: Kömürden bayılmıştı. 2. Solmak: Bu çiçekler bayılmıştır. 3. Çok sevmek, hoşa gitmek: Bu atın yürüyüşüne bayılırım. 4. Çok gülmek, yorulmak vesaireden kinaye olur: Gülmeden bayıldık. Yürümeden bayıldım. Susuzluktan bayılacağım. (Biriyle alay için «Aman bayılayım» terkibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be a sucker for. blackout. faint. swoon. pass out. be fond of. adore. conk. lose consciousness. be enamored of. be enamoured of. enthuse. fall for. be taken by. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. collapse. faint. gush. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to faint. to swoon. to be thrilled with. [ to pay. to pass out. to lose consciousness. to be wild about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteleden biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuzlu su, havlu.

Hazırlanışı : Küçük bir havlu, tuzlu suya batırılır ve hastanın alnına konur. Sık sık değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. nauseating. causing to faint. narcotic. anaesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overpowering. narcotic. anesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bayılmasına sebep olmak, kendinden geçirmek: Ayağını kesmek için kendisini klorformla bayılttılar. Bizi gülmeden bayılttı. 2. Soldurmak: Bu çiçekleri güneşte bırakıp bayıltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stun. to make swoon. to cause to faint. to anaesthetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb faint. to anesthetize. knock cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budget year. budgetary year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binary star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zühre, Çulpan, Venüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dayı akrabalığı. 2. Babayiğitlik, ağalık ve kahramanlık, yiğitlik. 3. Kabadayılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an uncle. the use of influence. bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Order Improvement)

Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Benlik ve gururla karışık cahillik ve bayağılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. idiocy. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adder. viper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yıldız gibi parlak yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film star. motion picture star. cinemactor. movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Giyilme fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with tomatoes and onions. eaten cold with olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish prepared with eggplant. onions and olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. İyileşmek, iyi olmak. 2. Sıhhat kazanmak, hastalıktan kurtulmak. 3. Olmak, kemâl bulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convalescent. recovery. healing. improvement. betterment. getting better. amelioration. convalesce. recruitment. recuperation. upswing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. progress. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. improvement. getting better. getting well. amelioration. convalescence. healing. restoration. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iyi olmak, daha iyi olmak: Çayırlar çok iyileşti. 2. Sıhhat kazanmak, hastalıktan kalkmak: Hasta iyileşti. 3. Biriyle arası iyi olmak, arasını iyileştirmek: Filânla aramız iyileşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. heal. get better. improve. do better. pick up. heal over. ameliorate. amend. cicatrize. come along. come through. come to. convalesce. get well. heal up. meliorate. mend. perk oneself. perk oneself up. pull round. pull through. rally. be rec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. heal. get better. improve. do better. pick up. heal over. ameliorate. amend. cicatrize. come along. come through. come to. convalesce. get well. heal up. meliorate. mend. perk oneself. perk oneself up. pull round. pull through. rally. be rec. rec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get better. to improve. to recover from an illness. ameliorate. amend. come along. convalesce. heal. improve in health. look up. pick up. prosper. recover. regenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therapy. amendment. reclamation. recruitment. rehabilitation. restoration. uplift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. reclamation. to curing. correcting. improving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treatment. cure. healing. amendment. betterment. bonification. development charges. melioration. redevelopment. refection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iyi yapmak, iyiye çevirmek: Geçen günkü yağmur havayı iyileştirdi. 2. Sıhhat ve Afiyet vermek, sıhhat kazanmasına sebep olmak: Biraz çıkıp hava almak onun hayli iyileştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. heal. remedy. rehabilitate. improve. make better. upgrade. ameliorate. amend. better. cicatrize. cleanse. nurse. pull round. pull through. recruit. recuperate. set up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ameliorate. doctor. heal. nurse. reclaim. remedy. restore. to cure. to heal. to doctor. to correct. to reform. to improve. to better. to mend. to ameliorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cure. to heal. to make sth right. to repair. to improve. ameliorate. better. fine down. restore. secundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyi yapmak, iyileştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. İyi olan şeyin hâli, hoşluk. 2. Hayır, menfaat, fayda: Bunda bir iyilik var ki... 3. Lutuf, kerem, ihsân, muavenet, yardım: Bana bir iyilik etmek ister misin? Kendisine büyük bir iyilik etti; çok iyiliği dokundu. 4. Sıhhat, Afiyet: Hasta iyiliğe yüz tuttu; Allah iyilik versin. 5. İyi muamele, yavaşlık, yumuşaklık: İyilikle kandırmalı; iyilikle söylerseniz kabul eder. İyilik bilir = Müteşekkir, minnettar, iyilik gördüğünü unutmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favor. favour. goodness. kindness. beneficence. kindliness. loving-kindness. well-being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspices. benefaction. blessing. boon. favour. goodness. kindness. favor. good health. benefit. advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodness. kindness. favour. good deed. good health. benefit. advantage. benefaction. boon. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. beneficent. patronizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sb a kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who does not forget a kindness done him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarının iyiliğini isteyen, başkalarına iyilik etmesini seven, Fars. hayr-hâh, hayr-perver, hayırsever İYİMSER

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. sofly. in a friendly way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolent. bighearted. kind. beneficent. humane. humanitarian. philanthropic. philanthropical. benefactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. good. benevolent. philanthropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabadayıca davranış, kabadayı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with bravado. bluster. bully. hector. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksnake. black racer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sail along the coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnce ince doğranmak: Bu et kıyılacaktır. 2. Gözetilmemek, kötülük edilmek: Bu güzel hayvana kıyılır mı? 3. Kırılmak, koymak, tâkat kalmamak: Dizlerim kıyıldı. 4. Ezilmek, bayılmak: İçim kıyıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut up finely. to be minced. to murder. to wrong. to harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوهء مخيله] hayal gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir. 12. yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(MEYL) (i. A.). 1. Eğilme, doğru durmayıp bir tarafa eğilmiş olma: Bu duvar dışarıya meyletmiş, bu direğin meyli bellidir. 2. iki taraftan birini fazla tutma, taraftarlık: Arkadaşın olduğu İçin ona meylin fazladır. 3. Sevgi, rağbet, arzu: Bu çocuğun edebiyata çok meyli vardır. Çocuğu bir mesleğe sevketmeden önce tabiî meyline bakmalı. 4. Aşk, iptilâ: Gönlü o kıza meyletti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. incline. slope. tilt. bias. liking. tendency. affection. aptitude. cant. declivity. gradient. gravitation. lean. leaning. obliquity. penchant. proclivity. proneness. propensity. slant. talus. tide. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. grade. gradient. obliquity. proclivity. propensity. slope. incline. inclination. declivity. slant. tendency. fondness. liking. bent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slope. slant. propensity. bent. predilection. penchant. fondness. liking. dip. descent. hang. cantling. grade line. declination. trend. pitch. tilting. splay. tip. bias. bevel. batter. bank. cant. decline. declivity. desire. disposition. drift. fall. grad

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ميل] istek, eğilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined. oblique. subject. sloping. slanting. capable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. sloping who has a tendency to or a bent for. to be fond of. inclined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayâl» den). Tahayyül eden, hayal kuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayal etme, hayalde canlandırma kabiliyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخيله] hayal gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayâl» den if.) (mü. mütehayyile). Kuruntu, kuran, hayalle meşgul. Kuvve-i mütehayyile = Kuruntu ve hayal gücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEMAİL) (i. A. «meyi» den if) (mü. mütemâile). Bir tarafa eğilmiş, bir yana meyleden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متمایل] eğimli. 2.eğilimli, yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. particule

fiz. parçacık

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialize. to become industrialized. to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize. to become industrialized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize (an area. industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendini saydıran, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayılmış: Benim kitaplarım sayılıdır. 2. Belirli: Sayılı gün. 3. Bilinen, meşhur: Sayılı şâirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counted. numbered. marked. limited in number. special. important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. counted. one of the few.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. to be taken into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. count. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kurbağa ve ona benzer hayvanların pisliğinden suyun üzerinde hasıl olan yeşil kabarcık. 2. Elde, ayakta ve memede çıkan ufak kabartı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea snake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water snake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökte birbirine göre olan durumları aynı kalan yıldızlar topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çoban yıldızı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zeyl» den). İlâve etme, ekleme, bir kitaba zeyl yazma: Şakayık-ı NÜmâniye’yi birkaç kişi tezyil etmişlerdir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Direnişçi, sebat eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. creep. creepage. deploy. deployment. diffusion. dispersal. distribution. enlargement. expanse. expansiveness. metastasis. pervasion. propagation. sprawl. spread. suffusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation. deployment. diffusion. distribution. expansion. propagation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propagation. diffusion ; deployment ; radiation ; spread ; widening ; expansion ; propag. deployment. diffusion. dispersal. dispersion. dissemination. evolution. extension. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be out at grass. branch. circulate. diffuse. disperse. effuse. emanate. expand. fan. fan out. get about. get around. go. loll. lounge. mushroom. outstretch. overspread. permeate. pervade. ramble. resound. be rife. grow rife. scatter. splay. sprawl. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. diffuse. disperse. extend. exude. fill. spread. stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. to be spread , to be spread out ; to spread , to become diffised ; to. to widen. to deploy. to radiate. to expand. to flux. to shatter. to issue. to diverge. to diffuse. to disperse. to dissipate. to outgrow. to overspread. to open. to broaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyanın güneşin etrafını bir defa devretmesi müddeti, sene, Fars. sâl: Bu yıl, geçen yıl, yüz yıl, bolluk, kıtlık yılı. Ayda yılda = Nadir, pek seyrek olarak. Yılbaşı = Yeni yılın başladığı gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

year. year sene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürüngenlerin en uzunu olan zehirli, soğukkanlı hayvan ki, pek çok çeşidi olup, çok defa karada ve bazı cinsleri denizde yaşar, Ar. hayye, ef’İ, Fars. mâr: Yılan sokmak, ısırmak; engerek, ok, su yılanı, çıngıraklı yılan. Yılankavi = Yılan gibi dönerek uzanan veya yukarı çıkan. Yılan kuyruğuna basmak = Birini gazaplandırmak. Yılan gibi = Pek soğuk ve sevimsiz. Yılan gömleği = 1. Yılanın baharda değişip sıyrılan derisi. 2. Buna benzer ağ şeklinde seyrek tülbent. Yılanbalığı = Bir cins uzunca deniz veya göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serpent. snake. viper. ophido-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serpent. snake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır. Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme, nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir. Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Turunç.

Hazırlanışı : Bir adet turuncun suyu sıkılıp, Yılanın ısırdığı yere dökülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).Bir çeşit deniz böceği, balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir deri hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Küçük yara veya sıyrıklardan giren mikropların neden olduğu ve tıp dilinde Erizipel denilen bir çeşit deri hastalığıdır. Halk arasında kızılyürük denir. Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün sonra; hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa, yüz, burun kanatları veya baldırlarda; çevresi kabarık, yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge, bir süre sonra şişer, deri gerilir. Ayrıca iştahsızlık ve baş ağrısı da görülebilir. Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Ayrıca doktorun tavsiyelerine uyulup, aşağıdaki reçeteler de ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limonata, alkol.

Hazırlanışı : Bir bardak limonataya 5 damla alkol konup günde 1 kere içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha çok yılan tutup yemekle yaşayan bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırılıp bükülerek uzayıp giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serpentine. snaky. spiral. winding. zigzag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Hidratlı manyezi sikatlarından birleşmiş kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastiğıgillerden zehirli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(danaayağı): Yılanyastığıgiller familyasından; yaprakları büyük ve koyu kırmızı olan mide bulandırıcı bir koku salan, büyük yumrulu bir bitkidir. İstanbul çevresinde, Ege ve Akdeniz Bölgesinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür. Terletir, vücuda rahatlık verir. Sinirleri uyarır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi yılanyastığıdır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Seneyi aydınlatan, ışık saçan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yıldız. 2.Ünlü Hun hükümdarı Atilla’nın son karısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, parlayan, ışıklı ışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Par par parlayan, Fars. şâşaa-pâş. 1. Şimşek, Ar. bârika. 2. Bir cins kıymetli taş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yıldır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Par par veya aralık aralık parlamak, 2. Şimşek çakmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, ışık saçan ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Par par veya aralıklı parlayan, şâşaa-pâş, Fars. dırahşân. 2. Şimşek çakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yıldırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yağmur ve fırtına esnasında bulutlardaki elektriğin bir yere isabet etmesi, Ar. sâika (esasen aynı sey olduğu hâlde yere düşene yıldırım, düşmeyene veya pek uzakta olanına şimşek, sesine de gök gürlemesi denir). 2. mec. Yıldırım gibi sürat ve şiddetle hücum eden (bu mânâ ile I. Sultan BAyezid’e lakab olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. flash. lightning. streak of lightning. thunderbolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. thunderbolt. lightning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. fire insurance. lightning. thunderbolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması, sai(Kadın İsmi) 2.Şiddetli, süratli, çabuk! Yıldırım harekatı. Ünlü Osmanlı padişahı: Yıldırım Bayezid.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir diğer deyişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2000 yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima’ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğreneceğiz.

Bu gök olayı insanlığın ilk tarihinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasına rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar.

Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20.000 metreye kadar tırmanabiliyorlar.

Aslı tam bilinememesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif(+), alt katmanlarında ise negatif(-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor.

Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek orayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede 1000 kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30.000 derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.

Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yerden havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.

Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukardan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir değişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2 bin yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima’ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğranaceğiz.

Bu gök olayı insanlığın ilk tarihlerinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasın rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar.

Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20 bin metreye kadar tırmanabiliyorlar.Aslı tam bilinmemesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif (+), alt katmanlarında ise negatif (-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor.

Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek oarayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede bin kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30 bni derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.

Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yeren havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.

Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukarıdan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıldırımın zararını önlemek için binaların tepesine yerleştirilen ve ucunda bakır veya platin bulunan demir çubuk ve bununla toprak arasına çekilen bakır telden ibaret Alet, Osm. siper-i sâika, paratoner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yıldıramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkütmek, gözünü korkutmak, bir daha karşısına çıkmaya cesaret edemeyecek surette korku ve dehşet vermek: Askerimiz düşmanı yıldırdı, o sıtma beni yıldırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

browbeat. cow. daunt. discourage. dismay. terrorize. to daunt. to discourage. to intimidate. to cow. intimidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimidation. daunt. deter. dismay. intimidate. terrorize. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzaktan ışıklı bir nokta gibi görünen, kendisine has parıltısı olan muayyen şekilli gök cismi. Ar. necm, kevkeb, Fars. sitâre, ahter. 2. Mesleğinde çok parlayan, ünlü sinema, tiyatro sanatçısı. Yıldızçiçeği = Bileşikgillerden, çiçekleri yıldız biçiminde ve çeşitli renklerde bir süs bitkisi, dahlia. Yıldıztaşı = İçinde yıldızlı benekleri olan değerli bir taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astral. planetary. sidereal. star. star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astral. planetary. sidereal. star. ace. asterisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

star. top liner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Geceleri gökte çıplak gözle ışıklı bir nokta olarak görülen gök cismi, necm, kevkeb, si-tare, aht(Erkek İsmi) 2.Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan köşeli. 3.Baht, talih. 4.Mesleğinde çok parlamış kimse ve daha çok parlamış kimse, sinema sanatçısı. 5.Kuzey (Denizcilikte).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Geceleyin açık bir havada gökyüzünü seyrederken, çeşitli renk ve parlaklıktaki yıldızların oluşturduğu o inanılmaz ve muhteşem manzaranın içinden bir yıldızın parlak bir çizgi çizerek kayıp gittiğini muhakkak görmüşsünüzdür.

Bu sırada içinizden bir dilek tutup, bu dileğin gerçekleşmesi için de gördüğünüzden kimseye bahsetmemişsinizdir herhalde. Çünkü insanlar arasında, bir yıldız kaydığında, o yıldızın öleceği ve ölmeden önce dilek dileyenin arzusunu yerine getireceği inanışı yaygındır.

Halk arasında yıldız kayması diye tanımlanan bu olayın aslında yıldızlarla hiç bir ilgisi yoktur. Yıldızlar dünyadan milyarlarca kilometre ötedeki uzak güneşlerdir. Güneş sistemimizin içinde Güneş ve gezegenlerin çekim kuvvetleri arasında bir oraya bir buraya gezinen sayısız göktaşı vardır.

Bunlardan Dünya’nın yakınından geçerken çekim alanına girenler, hızla atmosfere dalarlar. Sürtünmeden dolayı ısınırlar, yanarlar ve arkalarında parlak, çizgi gibi bir iz bırakırlar. Sonunda tamamına yakını, düşüşün son anında görülen parlamayı takiben yok olurlar.

Yer atmosferine her yıl toplamı 15 bin ton olan 200 bin kadar göktaşı düştüğü kabul ediliyor. Bu hesaba göre yerin kütlesi 4,5 milyar yıllık ömrü içinde gelen göktaşları sayesinde epeyce artmış olması gerekiyor. Dünya’ya düşen göktaşlarının incelenmeleri sonucu içlerinde dünyada var olmayan yeni bir elemente rastlanmamıştır.

Atmosfere girdiklerinde yanan ve çoğunlukla yok olan göktaşlarına “meteor” denilirken bunlardan yere ulaşmayı başaranlara da “meteorit” deniliyor. Dünyamızın büyük bir kısmı okyanuslarla kaplı olduğundan yere ulaşabilen göktaşlarının çoğu da buralara düşerler. Ancak Dünya’nın bir çok yerinde de karalar üzerinde meteoritlerin yol açtığı izler ve çukurlar vardır.

Ülkemizde rastlanan en büyük göktaşı 25 kilogram olup Domaniç yaylasında bulunmuştur. Dünyada bilinen göktaşlarının en büyüğü ise güneybatı Afrika’da Grootfentein’de bulunan göktaşıdır ve kütlesi 80 ton kadardır.

Bugüne kadar dünyada 20 civarında insanın göktaşı isabeti nedeniyle yaralandığı tespit edilmiştir. Yani uzayda, binlerce yıl boyunca, milyarlarca kilometre yol alan bir taş, atmosfere çok uygun bir açıdan girsin, yanmadan yere kadar ulaşarak gelsin kafanıza düşsün. İşte kısmet diye buna denir!


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yıldızların hakanı.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde ‘sabit’ dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler. Bu gezegenler güneşe yakınlık sırası ile Merkür, Venüs, dünyamız. Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüto’dur.

Güneş sistemimizde bile mesafeler o kadar büyüktür ki. dünyamıza 8 dakikada gelen güneş ışığı, Neptün’e ancak 4 saatte ulaşır. Zaten güneş sistemimizde bulunmalarına rağmen Neptün ve Plüto teleskop kullanmadan dünyamızdan görülemezler. Güneş Neptün’e o kadar uzaktır ki, bu gezegenden bakıldığında görünümü parlak bir yıldızdan farksızdır. Güneş ışıklarının dünyamıza gelmek için 8 dakikada aldığı bu yolu, saatte 1000 kilometre hızla giden modern bir jet uçağı ancak 17 yıl civarında gidebilirdi.

Güneş sistemimizin dışındaki mesafeler ise inanılmaz. Örneğin, Andromeda galaksisinin ışığı dünyaya milyon yılda ulaşmaktadır. Yani biz bu galaksiyi bu kadar yıl evvelki hali ile görüyoruz. Şimdi ne yapıyorlar acaba?

Aysız berrak bir gecede gökyüzünde gözle görülebilen yıldız sayısı 7000’dir. Küçük bir teleskopla 25 milyon yıldız görülebilir. Ama örneğin ABD’deki Mount Palomar gözlem evindeki teleskopla tüm gökyüzü taranabilse 2 milyar yıldız görülebilir. Halbuki sadece Samanyolu galaksisinde 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir.

Yıldızların göz kırpıyormuş gibi ışıklarının kırpışmasının sebebi, çok uzaktan geliyor olmaları ve atmosferimizdir. Yeryüzünde nispeten ılınan hava devamlı olarak yükselme meylindedir. Bu durum gece de devam eder. Yıldızların zayıf ışıkları bu yükselen hava dalgası içinde kırılırlar. Bazen gözümüze tam olarak ulaşamazlar, yani kesik kesik gelirler.

Bu evimizdeki sıcak radyatörün veya bir ateşin ya da yazın çok sıcak yolların üzerindeki yükselen havanın arkasındaki şekillerin görüntüsünü dalgalandırmasına benzer. Gerçi görülebilir gezegenlerden gelen ışıklar da yükselen hava dalgaları ile kırılır ama onların ışıkları daha güçlü olduklarından gözümüze ulaşmada kesinti olmaz ve göz kırpmazlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde “sabit” dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler. Bu gezegenler güneşe yakınlık sırası ile Merkür, Venüs, dünyamız, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüto’dur.

Güneş sistemimizde bile mesafeler o kadar büyüktür ki, dünyamıza 8 dakikada gelen güneş ışığı, Neptün’e ancak 4 saatte ulaşır. Zaten güneş sistemimizde bulunmalarına rağmen Neptün ve Plüto teleskop kullanmadan dünyamızdan görülemezler. Güneş Neptün’e o kadar uzaktır ki, bu gezegenden bakıldığında görünümü parlak bir yıldızdan farksızdır. Güneş ışıklarının dünyamıza gelmek için 8 dakikada aldığı bu yolu, saatte bin kilometre hızla giden modern bir jet uçağı ancak 17 yıl civarında gidebilirdi.

Güneş sistemimizin dışındaki mesafeler ise inanılmaz. Örneğin, Andromeda galaksinin ışığı dünyaya 2.2 milyon yılda ulaşmaktadır. Yani biz bu galaksiyi bu kadar yıl evvelki hali ile görüyoruz. İimdi ne yapıyorlar acaba?

Aysız berrak bir gecede gökyüzünde gözle görülebilen yıldız sayısı 7 bindir. Küçük bir teleskopla 25 milyon yıldız görülebilir. Ama örneğin ABD’deki Mount Palomar gözlem evindeki teleskopla tüm gökyüzü taranabilse 2 milyar yıldız görülebilir. Halbuki sadece Samanyolu galaksisinde 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir.

Yıldızların göz kırpıyormuş gibi ışıklarının kırpışmasını sebebi, çok uzaktan geliyor olmaları ve atmosferimizdir. Yeryüzünde nispeten ılınan hava devamlı olarak yükselme meylindedir. Bu durum gece de devam eder. Yıldızların zayıf ışıkları bu yükselen hava dalgası içinde kırılırlar. Bazen gözümüze tam olarak ulaşmazlar, yani kesik kesik gelirler.

Bu evimizdeki sıcak radyatörün veya bir ateşin ya da yazın çok sıcak yolların üzerindeki yükselen havanın arkasındaki şekillerin görüntüsünü dalgalandırmasına benzer. Gerçi görülebilir gezegenlerden gelen ışılar da yükselen hava dalgaları ile kırılır ama onların ışıkları daha güçlü olduklarından gözümüze ulaşmada kesinti olmaz ve göz kırpmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set with stars. starred. starry. starlit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılmış, gözü korkmuş, ürkmüş: Yılgın askerle savaşmak müşküldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen. terrified. daunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılgın olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yıl - han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapışkan, bulaşan. 2. İnsana yapışan, tâciz eden: Yılışık bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapışkanlık, bulaşıklık. 2. Sırıtkanlık, sırnaşıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıkça davranış, yılışık olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevşeyip yanaşmak, gülüp sırıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Soğuk bir tavırla sırıtıp yüze gülmek, yılışmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yıl - kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ageing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir veya birkaç senelik olmak. 2. Üzerinden çok zaman geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir sene veya senelerce saklayıp eskitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir senelik, bir yaşında: Yıllık kuzu. 2. Şu kadar senelik, oluşundan beri şu kadar sene geçmiş olan: Üc yıllık çocuk, yüz yıllık bina. 3. Şu kadar yaşında olan: Yüz yıllık adam. 4. Almanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annual. etesian. sessional. yearly. yearly. almanac. annual. calendar. yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annual. one year old. years old years old. one year's rent. a year's salary. yearbook. annals. almanac. almanack. yearly salary. annual rent. years old. yearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per annum. almanac. annual. annual charge. quotennial. yearbook. yearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yıllıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senelik ücrete karşı hizmet eden adam: Bizim arabacı, yıllıkçı, yıllıklıdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkerek, gözü korkarak vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dread. shrink from. funk. to quail. to be sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching. inexorable. plucky. recalcitrant. unflagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. intrepid. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yıldanur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yüz yıl süren bir zaman parçası, asır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centenary. century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

century. century asır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addition. supplement. rider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addendum. supplement. book written as supplement or continuation of another writer's work. additional clause or provision. rider of a law. addition. postcript. postscriptum. rider. supplementation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by