Artma ne demek? | Artma anlamı nedir? | Artma

Artma anlamı nedir?

Artma ne demek?

Artma anlamı nedir?

Artma | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: artma

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artmak fiili. (bk.) Artmak. 2. Artan şey, fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. improvement. gain. pickup. accession. increment. scaling. step-up. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession. gain. increment. rise. increase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. growth. argumentation. leftover. access. accession. gain. growing. increment. ratchet effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. turgescence. hyperbole. embellishment. aggrandizement. overcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. hyperbole. exaggeration mübalağa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overstatement. amplification. exaggeration. hyperbole. puffing. slush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay it on with a trowel. pile on the agony. drow the long bow. draw the longbow. exaggerate. embellish. aggrandize. carry to excess. carry things too far. enhance. heighten. balloon. overdo. embroider. color. colour. dramatize. glorify. fudge. lay it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. dramatize. exaggerate. glamorize. overdo. overestimate. overrate. overstate. romance. romanticize. to exaggerate. to magnify. to overstate. to romanticize. to romance. to blow sth up mübalağa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exaggerate. aggravate. amplify. colour. glorify. to talk through one's hat. heighten. magnify. overplay. overstate. pile it on. put it on. romanticize. spread it thick. stretch. superlatives to speak. to lay it on thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombast. tall. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcuların, kararmış gümüşü ecza ile beyazlatmaları muamelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitening. bleaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («ak» dan). 1. Beyazlatmak. 2. Temizlemek, tathir ve tasfiye etmek. 3. Soldurmak, rengini attırmak. Saç, sakalı ağartmak = İhtiyarlamak, çok yaşamak. 2. Gaile ve zahmetle ömür geçirmek. Sakalı değirmende ağartmak = Tecrübe ve malûmat edinmeksizin ihtiyarlamak. Yüz ağartmak = Arkadaşların ve herkesin beğeneceği ve hisse alacakları bir yararlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. whiten. decolor. blanch. blench. decolorize. decolour. decolourize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanch. bleach. to bleach. to whiten. to blanch. to grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make gray or white. to bleach. to brighten. to whiten. to polish. to scour. blanch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms. room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment building. apartment house. apartment block. appartement. flatted house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çoğalmak, ziyadeleşmek, Osm. tekessür ve tezayüt etmek: Bu sene varidat arttı. 2. Şiddetlenmek ve yükselmek. Osm. iştidât ve terakki etmek: Gittikçe soğuk artıyor. 3. Fazla gelip baki kalmak: Yemeğimiz yetti, arttı bile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. go up. rise. scale up. be left. be left over. accrete. accrue. advance. ascend. deepen. harden. heighten. mount up. remain. soar. step up. swell. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. develop. escalate. grow. increase. proliferate. to increase. to go up. to augment. to mount. to remain. to be left over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abduct. enticement. enticing away. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Amele ve hizmetçi ve saireyi) kandırıp yerinden ayırarak kendi iş ve hizmetine almak. 2. Kandırıp baştan çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. debauch. entice. lure. pervert. seduce. tempt. to seduce. to tempt. to entice. to pervert. to allure. to lure. to debauch. to lead astray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. to lead astray. to pervert. to entice sb to change employer. beguile. corrupt. debauch. deprave. entice. inveigle. lead sb astray. lure. suborn. tempt. unbend the mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer picture. decalcomania. decal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. decal. sticker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of troops. causing to take out. window sticker. transfer. subtraction. disembarkement. deduction. landing. heave. lifting. elevating. hauling. raising. haulage. extraction. expulsion. elimination. dismissial. extrusion. discharging. exclusion. der

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Çıkartmak, ihraç ettirmek: Gizlediği hırsızlık malını kendisine çıkartmak mümkün olamadı. 2. Yükselttirmek, yukarı naklettirmek: Şu kiremitleri damın üstüne çıkartmalı. 3. Tesir edip ishal ettirmek: Bu müshil birkaç defa çıkartır. 4. Aldırmak, istihsal ettirmek: Bu çiçeklerin suyunu, bu sütün yağını çıkartmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. elicit. to cause to take out. to let take out. to cause to remove. to let remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eject. strike out. to have sth removed. to have sth taken out. to have sth extracted / omitted. to remove. to expel. to take out. to omit. to produce. to publish. to vomit. cut out. get out. originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. département

bölüm

Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabartmak işi. 2. Tersinden kakarak yapılmış çıkıntılı (nakış, yazı vesaire): Çakmağına kabartma olarak kendi ismini yazdırmış; bulunan eski bir ta;ın üzerinde kabartma bazı yazılar ve resimler vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raised. raising. relief. relievo. embossment. glyph. boss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. causing to swell. embossing. raised. in relief. embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. bas relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin ağırlığını arttırmaksızın hacmini büyütmek, seyrekleştirmek: Döşeği, yünü, pamuğu kabartmak. 2. Gevşetmek, karıştırıp yukarı kaldırmak: Toprağı kabartmak. 3. Arttırmak, ziyadeleştirmek , (hesabı, yekûnu) yükseltmek, yukarı çıkarmak: Siz bu işin sarfiyatını kabartmışsınız. 4. Yükseltmek, tersinden kakıp yüzünü çıkıntılı yapmak: Kutunun kapağına işaret ettiğim yazıyı kabartmalı. Kulak kabartmak = (hayvan) Kulaklarını dikip dinlemek, (insan) Kulak vermek, dinlemek, dinlemeye çalışmak: Bizim ona dair konuştuğumuzu anlayınca kulak kabartmaya başladı. Koltuklarını kabartmak = Övünmek, böbürlenmek, iftihar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat up. raise. puff up. puff. blister. bloat. fluff. fluff out. fluff up. roughen. roughen up. vesicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to roughen. to nap. to tease. to swell. to heave. to dim. to grain. to gig. to emboss. to boom. to boss. to leaven. to boost. to increase. to flood. to inflate. to fret. to force. to rib. to indent. dilate. distend. ruffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karartmak işi. 2. Bir harp sırasında, düşman uçaklarına karşı ışıkları maskeleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. darkening. making sth dark. dim out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Siyahlatmak, siyah etmek: Mürekkeple ellerini kararttı. 2. Bulandırmak, saflığını kaldırmak: Bir bulut çıkıp havayı kararttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. blacken. darken. dim. shade. shadow. tarnish. to darken. to dim. to black out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to darken. befog. black. blacken. blank out. bronze. cloud. dim. dim out. obfuscate. obscure. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tava veya tencerede kızartılmış et veya balık yemeği. Düğün kızartması = Et kızartmasının bir çeşidi. Tavada kızartılmış: Kızartma balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fry. frying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roast. frying. toasting. roasting. fried food. broiled food. fried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frying. toasting. roasting. a fried food. fried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırmızı etmek; kızıl rengini vermek: Güneş, elmayı kızarttı. 2. Tavada kırmızı oluncaya kadar kavurmak, yağ içinde döndürerek pişirmek: Et, balık kızartmak. Yüz kızartmak = Bir şey istemek mahcûbiyetini göze aldırmak: Yüzünü kızartıp söyleyiver işte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fry. grill. roast. toast. chap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. flush. redden. roast. toast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fry. to toast. to roast. chafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mor rengine sokmak, mora boyamak: Mürekkeple ellerini morartmış. 2. Karartmak, karanlık hâle koymak: Şu bulutlar havayı morarttı. 3. Berelemek: Dayaktan bütün vücudu morartılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make purple. to black. to make black-and-blue. to bruise. to embarrass. to humiliate. to score off sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn sth purple. bruise. empurple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mübalağa etmek, abartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repair or restore sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repair or restore sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarı etmek, sarı renk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yellow. to make sth / sb turn yellow. to make sb grow pale. sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz verip azdırmak: Bu çocuğu annesi çok şımartmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosset. spoil. spoonfeed. baby. feather-bed. cocker. coddle. cosher. dandle. indulge. pamper. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coddle. cosset. indulge. pamper. spoil. to spoil. to indulge. to pamper. to cosset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spoil sb. cosset. indulge. mollycoddle. pamper. spoil. wet nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tartış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighing. pondering in the mind. assay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ı. Ölçmek, bir şeyin ağırlığını anlamak için kantara veya teraziye çekmek: Kömürü, yağı, peyniri tartmak. 2. Elde sallamak, avucun içinde yukarıya atarak ağırlığını tahmin etmek: Altını elinde tartıyordu. 3. Çekip bırakarak sallamak: Atın dizginini tartıyordu. 4. İyice düşünmek, önceden iyi düşünmek: Sözünü tartmadan söylemez. S. Bir kimseyi tecrübe etmek, ne diyeceğini, ne yapacağını önceden anlamak istemek: Herifi tarttım, baktım ki benden kuvvetli. Papuç tartmak Ayak sürüyerek edâ ile yürümek. Sözü tartmak = mec. Söylenilen sözü iyice düşünüp söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh. weigh out. measure. scale. balance. debate with oneself. deliberate. gage. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh. weight. to weigh. to ponder. to consider carefully. to weigh sth out. to evaluate. to think sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh. to weigh. to sound out. to feel out. to size up. to evaluate. balance. deliberate. gauge. measure. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalvarmasına meydan vermek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Karartma (LED) teknolojisi, orijinalinin mükemmel bir eşi olan görüntüler yaratır. Sürekli yanan flüoresan (CCFL) tüpler yerine LED’ler kullanarak, daha fazla netlik için renk kontrastını geliştirir. Yerel Karartma (LED) ekranda olup bitenlere tepki verir ve görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın kapatılabilmesini sağlar. Sonuç ise saf, gerçek siyahlar ve enerji tüketimi açısından daha verimli bir TV’dir.

Teknolojik Terim by