Arü ne demek? | Arü anlamı nedir? | Arü

Arü anlamı nedir?

Arü ne demek?

Arü anlamı nedir?

Arü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aru

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sıtmanın titretip üşütmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Karayip Denizinde bir ada Venezuela’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 30 Kuzey enlemi 69 58 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 193 km².

Kara: 193 km².

Su: 0 km².

Sınırlar komşuları: 0 km.

Kıyı uzunluğu: 68.5 km.

İklimi: tropikal deniz.

Arazi yapısı: Sınırlı bitki örtüsüne sahip düz tepelikli bir araziye sahiptir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Jamanota Dağı 188 m.

Toprakları: tarıma elverişli: %10.53.

Otlaklar: %0.

ormanlar: %0.

Diğer: %90 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 0.01 km².

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 71891 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlar: %19.5 (erkek 7175; kadın 6849).

15-64 yaşlar: %68.2 (erkek 23894; kadın 25140).

65 yaşlar ve üzeri: %12.3 (erkek 3616; kadın 5217) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.44 (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlar: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 5.79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ulus: Arubalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Karayip yerlileri ile beyazların karışımı %80.

Dinler: Roma Katolikleri %82 Protestanlar %8 Hinduistler Müslümanlar Museviler.

Diller: Flemenkçe (resmi) Papiamento (İspanyol Portekiz Hollanda İngiliz lehçesi) İngilizce (yaygın) İspanyolca.

Okur yazar oranı: Toplam nüfus: %97.

Yönetimi

Ülke ismi: Aruba.

Bağımlılık durumu: Hollanda Krallığına bağlıdır.

Yönetim biçimi: parlamenter demokrasi.

Başkent: Oranjestad.

Bağımsızlık günü: yok (Hollanda’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bayrak günü 18 Mart.

Anayasa: 1 Ocak 1986.

Hukuk sistemi: Hollanda Medeni hukuku ve İngiliz Genel hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı) ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu) Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü) WCL (Dünya Emek Konfederasyonu) WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Turizm Aruba ekonomisinin başlıca desteğidir. Offshore bankacılık ve petrol arıtımı da önemli sektörlerdendir.

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2005 verileri).

İş gücü: 41500 (2004 verileri).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: Genellikle işgücü otel ve restoranlarda toptan - perakende ticarette ve petrol arıtım işlerinde yoğunlaşmıştır.

İşsizlik oranı: %6.9 (2005 verileri).

Endüstri: turizm gemi taşımacılığı petrol arıtımı.

Elektrik üretimi: 770 milyon kWh (2003).

Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %100.

Hidro: %0.

Nükleer: %0.

Diğer: %0 (2003).

Elektrik tüketimi: 716.1 milyon kWh (2003).

Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003).

Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003).

Tarım ürünleri: aloe; çiftli


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yılanyastığı, danaayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kamış cinsinden , kamışa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. arâis). Gelin, yeni evlenmiş kadın yahut evlenmek üzere süslenmiş kız (Arapça’da müzekker dahi olup güveyiye de denir). Zülf-i arûs = Hint baklası. Tuğ-ı arûs = Zanbak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [] gelin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl gelincik demektir). Yeşil ve pembe dalgalı bir nevi sedef ki, tezyinatta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gelin, küçük gelin. 2.Bebek gibi güzel kız. 3.İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4.Ateş böceği. 5.Küçük bir mancınık çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. T.). Yukarıda zikrolunan renkli sedefle süslü: Arûsekli ud.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). haruspex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). 1. Nazmın vezinlerinden bahseden ilim. Arap, Fars, Türk şiirinde kullanılan vezin ki, hecelerin uzunluk (kapalılık) ve kısalık (Açıklık) değerlerine dayanır: llm-i arûz, arûz okumak. 2. Bir beytin birinci mısraı’nın son tef’ilesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Al). irfan; 18 yüzyılda bilimsel akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kale duvarı, hisar, burcu, sûr. 2. Sığınacak yer, sığınak, melce, siper.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارو] burç, hisar burcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut renginde, koyu zeytunî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güherçile ile kükürt ve kömürden mürekkep alev alıcı bir madde ki, toz halinde olup, umumiyetle ateşli silâhlarda ve taş kırmak gibi işlerde kullanılır. mec. Çabuk ateş alan, hiddet ve şiddete kapılan. Pamuk barutu = Barut gibi parlar eczalı pamuk. Barut kapağı = Mühimmat arabası. Barut kertesi = Barut ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder. powder. quick to anger person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder. powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder. black miner's powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut yapan, barut fabrikacısı. Barutçubaşı = Eskiden barut yapan müteahhit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barut imal olunan yer, barut fabrikası 2. Barutun konulup saklandığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder factory. powder magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut koydukları kutu vesaire, barut mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask. powder horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gelin odası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالضروره] zorunlu olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zarurî olarak, ister istemez, bilmecburiye, nâçar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CARUB) (I. F.). Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جارو] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CArC.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürge, (bk.) çâr-rûb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاروب] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü. Eskiden Mekke’de KAbe’yi, Medine’de Peygamber’in türbesini süpürme işi mühim ve şerefli bir vazife ve rütbe sayılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, Ar. râbî. (bk.) Çehârüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği tomurcuğu, tohumun hilum kısmının kenarındaki çıkıntı; (zool). horoz ibigi veya onun benzeri sarkık et. carun cular carun'culous (s). sarkık et biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارم] dördüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, (bk.) ÇArüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار و دو] dört ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار و سه] dört ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار و یک] dört ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ilâç, devâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دارو] ilaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داروخانه] eczane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAR-ÜL-ACEZE) (i. A.). Düşkünler, Acizler evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almshouse. poorhouse. hospice. hospital. union. workhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms house. common lodging house. hospital. pauper asylum. poorhouse. wretched inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالعجزه] düşkünler evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالبدایع] konservatuvar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالالحان] konservatuvar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالایتام] yetimhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالفنون] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالخلافه] İstanbul. 2.halifelik merkezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالکتب] kütüphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمات] kız öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمين] erkek öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالملک] başkent.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالولاده] doğumevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلام] Bağdat. 2.cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (ulva lactuca).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. infrarouge

fiz. kızıl ötesi

Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)’a yardım edenl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب ضروریه] zorunlu sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fark’tan imüb.). 1. Doğruyu yanlıştan fark etmede pek mahir ve muktedir (bu sıfatla ikinci halife Hz. Ömer için kullanılmıştır. Lügat mânâsıyle kullanılmayıp isim gibi kullanılır). 2. (tıp) Tiryak-ı fâruk = Meşhur bir panzehir ilâcı (Fr. Iexplarmaque).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haklıyı-haksızı ayırmakta güçlü olan. 2.Doğruyu yanlıştan ayıran. 3.Keskin. - Hz.Ömer’in lakabı; haklıyı haksızdan ayırederek adaleti tam yerine getirmekte ün kazandığı için “Faruk” kelimesiyle adlandırılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Hz. Ömer Faruk’a lâyık olacak surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. fârukîye). Hz. Ömer’e mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Ömer’in nesline yahut adaletine mensup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldatan, aldatıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deli, patavatsız; (i.) delidolu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doğru gitmez, gemden anlamaz, huysuz (at). 2. mec. Muannid, inatçı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir’avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz.Musa’dan 3 sene sonra doğduğu söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atın huysuzluğu, gemden anlamayıp doğru gitmemesi. 2. Muannidlik, inatçılık, serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Harnup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Kalori veren, verici, Fransızca: calorique.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma ve Etrüsk'te kesilen kurbanın bağırsaklarına bakarak ilâhların arzularını oku- yan kâhin. haruspicy (i.) bu şekilde falcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mârût denilen meleğin arkadaşı. 2. mec. Çok ustaca sihir, büyü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Arkadaşı Marut ile tanınan melek, büyü ve sihir ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil’de bir kuyuya hapsedil- mişlerdir. 2.Babil halkına korunmaları için büyü öğreten iki melekten biri, sihir yapar. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İbrikdar vazifesi ve sıfat ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (hi.). T. İsrâiloğulları’nda sonsuz zenginliğiyle meşhur bir adam. 2. mec. Pek zengin: Karûn kesildi. Karun gibi malı olsa tükenir. Karûnotu = Hindistan’dan gelme bir bitki, Fransızca: acore.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croesus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croesus. rockefeller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Beni İsrail’de zenginliğiyle meşhur olan ve bu yüzden kendisini herşeyin sahibi gibi görmeye başlayıp Allah’a karşı büyüklenen, belki de dünya kapitalistlerinin en eskisi ve en büyüğü olan kişi. Hz.Musa dönemlerinde yaşamış bu müstekbir, ilahi kahır ve intikama uğrayarak bütün servetiyle birlikte ani bir zelzele ve tufan sonucu yerin dibine geçmiştir. 2.Hunnan ile Beni İsrail’e zulmeden Fir’avun’un müşrik nazırlarından. 3.Çok zengin kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاروره] idrar şişesi, ördek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MARUF) (i. A. «irfân»dan imef.) (mü. mârûfe). 1. Bilinen, meşhur Dünyanın eskiden mâruf kısımları. 2. Şöhretli, meşhur, tanınmış, herkesin bildiği: Mâruf bir adamdır. 3. Şeriatın emrettiği, şer’an makbul olan. Emri bi’lmârûf nehyi anilmünker = Şer’İ emir ve yasakların halka tebliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-known. famous. ever familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معروف] bilinen. 2.ünlü, tanınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü. 2.Şeriatın emrettiği, uygun gördüğü.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tanınmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maruf).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde: MâRUL) (i. R.). Salata yapılan ve çiy de yenen yapraklı bitki, büyük bir çeşit salata: Göbekli marul. Acı marul = Yabanî karahindibâ, güneyik, Fr. chicorâe. Eşekmarulu = Şeceretüddem. Marul sütü = Maruldan çıkarılan beyaz madde ki, tıbda ve sanayide kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(lactuca): Bileşikgiller familyasından; geniş ve uzun yeşil yapraklı ve çok yıllık bir bitkidir. Tohumları, cinsine göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimi sever. İlk ve sonbahar aylarında ekilir. Yurdumuzda bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluğu giderir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. İsteride faydalıdır. Erkeklerde aşırı cinsel istekleri keser. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kanı temizler. Hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresinin kolay atlatılmasında yardımcı olur. Bol idrar söktürür. Romatizma ve Nikris’te faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Karaciğer ve dalak şişliklerini indirir. Böbrek iltihaplarında iyidir. Aybaşı halinin ağrısız ve muntazam olmasını sağlar. Suyu, ergenlik sivilcelerini giderir. Yüze tazelik ve güzellik verir. Lapası; kan çıbanı, apse ve yanıklarda faydalıdır. Asabi öksürükleri keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Budala, alık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karçiçeği, akçöpleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lübnan’da yaşıyan Katolik Arap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Arkadaşı “Harut” ile meşhur olan bir melek olup büyü ile uğraştıklarından dolayı kıyamete kadar kalmak üzere Babil’de bir kuyu içerisine hapsedilmişlerdir. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MARUZ) (i. A. «arz» dan imef.) (mü. mârûza). 1. Bir şeyin karşısında bulunan, bir şeye karşı siper ve engeli olmayan: Bu ev güneşe mâruzdur; rüzgâra mâruz; herkesin alayına mâruz bir aktör. 2. Serilmiş, sergi hâlinde: O eşya üç ay sergide mâruz kaldı. 3. Bir büyük zâtın huzûruna çıkarılan, arz ve takdim kıJınan: Evrâk-ı mârûza. 4. Bir büyük zâta, makam ve hey’ete arz olunan: Falân tarafından mârûz keyfiyet. 5. Yukarıda bildirilmiş, anlatılmış ve arz edilmiş: Ahvâl-i mârûzadan dolayı. Mârûz-ı çâkeranemdir, mârûz-ı bendegânemdir, mârûz-ı dâiyânemdir, mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Eskiden arzuhallerin ve sadârette bulunan veya bulunmuş olan kimselere sunulan resmt yazıların ve resmî olmayarak küçükten büyüğe yazılan mektupların başına yazılması Adet tâbirler. El-mârûz = Bu şekil akran arasında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submitted. exposed. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liable. exposed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposed to. open to. subjected to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معروض] arzedilen, sunulan. 2.karşı karşıya kalma, tutulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşı karşıya kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mârûza bu mânâda kullanılmaz). 1. Bir büyük kimse veya makama sunulan maddeler, söylenen sözler. 2. Eskiden çok yüksek bir makama ve bilhassa padişaha sunulan evrak ve yazılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معروضات] sunulanlar, arzedilecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müşârün-ileyhâ) (tes. müşârün-ileyhümâ) (c. müşârün-ileyhim). 1. Kendisine işaret olunan, işaretle gösterilen. 2. Yukarıda anılan, mezkûr (Osmanlı yazı dilinde büyük rütbe taşıyanlar hakkında kullanılır, mûmâ-ileyh, daha aşağı rütbede bulunanlar, merkum da büsbütün rütbesiz olanlar hakkında kullanılırdı): Paşa-yı müşârün-ileyh, hanım-ı müşârün-ileyhâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشار اليه] anılan, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bilinmeyen, tanınmayan, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sarı benizli, tenli insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekine zararlı bir nevi sığırcık kuşu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Osman Beyin kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarıca).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Harizm’den gelip Anadolu’ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gelin gecesi 2. Mevlânâ’nın öldüğü gece.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شب عروس] düğün gecesi. 2.Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin ölüm gecesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karma karışık, dağınık, perakende, perişan: Zülf-i târmâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. ölüler diyarı ''Hadesten aşağıda bulunan derin uçurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تارومار] dağınık. 2.perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağıtmak, karıştırmak. 2.perişan etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağılmak, karışmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تار و پود] kumaşın çözgü ve atkısı. 2.doku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aref» den masdar). Birbirini tanıma, tanışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A. «arz» dan masdar). Birbirine aykırı ve zıd olma, Ar. tebâyün, tahâlüf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعارض] karşılıklı zıtlık, çelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعارف] birbirini bilme. 2.herkesçe bilinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming clear. becoming evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدارکات] hazırlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدارک] hazırlama, temin etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» dan). Birbirine yaklaşma, birbirine yakın gelme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقارب] yakınlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan). Yalandan hasta olma, hasta gibi görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malingering. feigning illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirk» ten). Ortak olma, ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan) (c. tevârüdât). 1. Birbiri arkasından gelme, her taraftan gelip birikme. 2. (edebiyat). İki şairin tesadüfen ve birbirlerinden haberleri olmaksızın aynı meâlde ve aynı sözlerle bir beyit veya mısrâ söylemeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «verâset» ten). 1. irsen mirasa konma. 2. Miras kalma, irsen geçme, miras gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inheriting. devolving on sb. descent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توارث] miras alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

miras almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ters, uğursuz. Ar. mâkûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وارون] ters, başaşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وارونه] ters, başaşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik veya eklemin kusurlu teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضرورات] sıkıntılar, mecburiyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute necessity. essentiality. vitalness. indispensability. ineluctability. extreme poverty. destination. distress. exigency exigence. an absolute must. need. position of constraint. urgency of poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ضرورت] sıkıntı. 2.yoksulluk. 3.zorunluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zarOrât) (Ar. tâbirlerde zarûre şeklinde kullanılır). Çaresiz kalma, nâçârlık, bir işe mutlaka mecbur olma. Bi’z-zarûre = İster istemez, nâçar, çaresiz (bizzarûr dememeli).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضروری] zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zarûriyye). İster istemez olacak olan, Fars. nâçâr, Ar. mecbûrî: Bizim Fransızca tahsilimiz zarurîdir. İhtiyâcât-ı zarûriyye = Keyif için olmayıp yaşamak için şart olan ihtiyaçlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضروریات] zorunluluklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel yüzlü, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by