Asal ne demek? | Asal anlamı nedir? | Asal

Asal anlamı nedir?

Asal ne demek?

Asal anlamı nedir?

Asal | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asal

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic. fundamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic. fundamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başlıca, esaslı, temel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number. prime number. prime / cardinal number. incommensurable number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başka hayvan veya bitkilerin üstünde yaşayan ve ona zarar veren hayvan veya bitki. Tufeylî, parazit. 2. Başkalarının sırtından geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasital. parasitic. parasitical. parasite. sponger. sucker. hanger-on. bloodsucker. endoparasite. free rider. freeloader. sponge. tufthunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. drone. leech. parasite. sponge. sponger. hanger-on. moocher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasite. sponger. sponge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bal peteği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kök demek olan «asılıdan). 1. Köklü ve esaslı olma, metanet. 2. Zadegânlık, necabet, soy ve neseb sahibi olma. 3. Bizzat kendi işi için ve kendi namına hareket, vekâletin zıddı: Asalet yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobleness. blue blood. dignity. peerage. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. nobleness soyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. nobelness. definitive appointment. blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصالت] asillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Soy temizliği, soyluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Bizzat kendi işi için, vekâlet yoluyla olmayarak: Hem kendi tarafından asâleten, hem filan tarafından vekâleten tebrike geldim. Şimdiye kadar vekâlet etmekte iken bu defa asâleten memur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting as principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting as principal and not as a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitive / permanent appointment. definitive appointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. Osmanlı devrinde resmî yazışmada büyükelçilere ve Hıristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). esasa ait, temele ait; kaidevi. basal metabolism tıb. bazal metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazalt, volkanik karataş, siyah mermer. basaltic (s). bazalta ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gemilerin baş tarafında, tayfa ve er koğuşları. 2. Yağlı güreşte baş’ın altındaki derece.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Primary Market)

Menkul kıymetleri ihraç eden şirketler ile tasarruf sahiplerinin doğrudan doğruya karşılaştıkları piyasalardır. Diğer bir anlatımla, menkul kıymetlerin ihraçcı kuruluşlarca tasarruf sahiplerine ilk kez satışa sunulduğu piyasalardır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Secondary Markets)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrestrial. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrestrial. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fitne, Fars. Aşöb, Ar. fesâd, kavga: Kargaşalık çıkmasına meydan verilmedi. Kargaşalığın önünü almalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. tumult or disorder. anarchy. commotion. hullabaloo. pandemonium. confusion. chaos. scramble. seething mass. broil. mix up. riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical. chemical kimyevi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical. synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, katı ya da sıvı haldeki kimyasal maddelerin etkisiyle havada, suda ve toprakta oluşan kirlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Daha sonraki kuşaklarda doğuştan gelen kusurların artışına yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nedenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuses that don't hold water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini oyalamak için ileri sürülen yersiz özürler, sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). (Arapça terkip) (lâ-ev-haşallah tâbirinden kısaltılmış ki, «Allah onu uzaklaştırmasın» demektir). Mâşallah ve bârekallah gibi övme tâbiridir: Levhaşallah!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağ, hasat = «husûl»den geçmiş zaman). Hâsıl olan, husule gelen, netice.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماحصل] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Markets)

Tasarruf fazlası olan ekonomik birimlerle tasarruf açığı (fon ihtiyacı) olan ekonomik birimler arasında fon akımlarını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan yapıya mali piyasa (finans kesimi) denir. Bu piyasalar kısa vadeli fon akımlarını kapsayan Para Piyasası (Money Market); orta ve uzun vadeli fon akımlarından oluşan Sermaye Piyasası (Capital Market); Döviz Piyasası (Foreign Exchange Market) ve Altın Piyasası (Gold Market) şeklinde gruplandırılabilir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «mesel» den galat). 1. Çocuklara söylenilen hikâye: Masal söylüyordu; çok masal bilirdi. 2. İnanılmayacak hikâye, cin ve peri hikâyesi: Masal kitabı. 3. Saçma sapan söz, boş şey: Dediklerinizin hepsi masaldır; benim masal dinlemeye vaktim yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kan ve sütün için de tabii olarak bulunan su, Fr. serum, serositi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. tale. fairy tale. fable. fiction. romance. yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. myth. romance. story. tale. yarn. fairy tale. folk tale. lie. fairy story. a tall story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale. folk tale. fable. cock-and-bull story. bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller. spinner of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maşaya benzer bir Aleti olan: Maşalı saat, maşalı tüfek: Eski bir çeşit fitilli tüfek. Eli maşalı = mec. Edepsiz, kavgacı (bilhassa böyle kadınlar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). 1. Allahın istediği, Cenâb-ı Hak her ne isterse (tâbirin tamamı böyledir: Mâşâ-Allâhü kâne: Allah’ın istediği olur). 2. Takdir ve övmeyle beraber nazardan korumak için kullanılır: Mâşallah ne terbiyeli çocuk, mâşallah ne güzel binal 3. Varlığı memnuniyet veren bir şahıs veya şey görüldüğü zaman söylenilir: Mâşallah, buyrun. Mâşallah, siz burada mısınız? 4. Ekseriya küçük çocuklara takılan yassı ve ince, yürek biçiminde «Maşallah» kelimesi yazılı altın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den if.) (mü. mutasallibe). 1. Sertleşmiş, katılaşmış: Cism-i mutasallib. 2. mec. Salâbeti olan, metin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salt» tan if.) (mü. mutasallıta). Çatan, sataşan, musallat olan, zorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vusûl»den masdar). Birbirine vâsıl olma, ulaşma, kavuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vusûl»dan masdar). Yetişme, vâsıl olma: Saat beşte buraya muvâsalat ettiler (bu mânâ Arapça’da olmayıp dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مواصلات] varma, ulaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Cash Markets)

Vade uygulanmadan aynı gün valörlü işlemlerin yapıldığı piyasalardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. buruna ait; genizden veya burundan gelen; dilb. genzel; i., dilb. genizsi ses, burun sesi; anat. burun kemiği. nasal cavity burun boşluğu. nasal fossa, nasal passage geniz. nasal letter genizden okunan harf. nasally z. genizden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. monetary. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. monetary. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle paşa hizmetinde bulunanlar için söylenirdi: Paşalı kıyafeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Paşa unvanı. 2. Bir paşanın idaresinde bulunan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrolden türetilen madde veya malzeme, bir tür hidrokarbon. Hidrojen ve karbon atomlarından oluşan kimyasal. Modern kimya endüstrisinin kalbinde petrokimyasallar yer almaktadır. Bir çok “mucize” ürünün ve önemli miktarda kimyasal çevre kirliliğinin özünde petrokimyasallar yatmaktadır. En çok tanınan petrokimyasallar arasında, asetik asit, aseton, benzin, formaldehit, etilen, etilen diklorit, metanol, fenol, polietilen, polivinil klorid, stirin, vinil klorid vs. sayılabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırmak, hayrette kalıp ne yapacağını kestirememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered or confused. boggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Siyasî

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. political siyasi. politik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaygılanmak, kederlenmek, kederli ve gamlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret. be sad. to worry. be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygılı, kederli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den masdar). 1. Katılaşma, katı olma: Cıvanın tasallubu. 2. mec. Sağlamlık, kuvvet kazanma. 3. (tıp) Bazı organların hastalıktan dolayı katılaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musallat olma, haksızca birinin başına hâkim kesilip rahat bırakmama: Kanun sayesinde kimse kimseye tasallut edemez. 2. Birini son derece rahatsız etme; peşini bırakmama: Başıma musallat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation. attack made on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلط] musallat olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to molest. to attack sb violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taş olmak, taş kesilmek, Osm. tahaccür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir yeri.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Over The Counter Markets)

Organize bir borsa dışında yapılan işlemleri kapsayan gevşek ve gayriresmi nitelikteki borsa dışı piyasalardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Derivatives Market)

İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi ibr malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Derivatives Markets)

Standartlaşmış vadeli işlme sözleşmelerinin işlem gördüğü, takası bir takas kurumu tarafından garanti edilen ve Borsa bünyesinde işleyen piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarasa türlerini içine alan memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada dokuz yüz değişik yarasa çeşidi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydaları dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde üç yüz böcek yiyebilir. Muz, avakado gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

İimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi il ebu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.

Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.


Genel Bilgi by