Asar-ı Atika ne demek? | Asar-ı Atika anlamı nedir? | Asar-ı Atika

Asar-ı Atika anlamı nedir?

Asar-ı Atika ne demek?

Asar-ı Atika anlamı nedir?

Asar-ı Atika | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asar atika

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eser). Eserler, (bk.) Eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. asır), (bk.) asır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ) (m. öşür), (bk.) Öşür, (maliye). Mahsulün onda birinden hasıl olan gelir: Aşâr ve ağnâm, Aşâr bedelâtı = Aşâr mültezimlerinin taksitle verdikleri bedeller. Aşâr ihalesi = Aşârın mültezimlere verilmesi. Aşâr nezareti, Aşâr memuru, mültezimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To roast or broil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Synthetic Aperture Radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آثار] izler. 2.eserler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji) (mü. Aşârîye). On cüzden mürekkep veya on yaprağı, tanesi vesairesi olan: Aşârîyyül-evrak, Aşârîyyüş-şukûk, Aşârîyyülfusûn, Aşârîyyül-vüreykaat vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Aşârîye) (matematik). Rakamların on parçaya ve her parçanın ona bölünmesi kaidesine dayanan: Hesâb-ı Aşârî, kesr-i Aşârî. Usûl-i Aşâriyye = Bu kaide üzerine dayanan Fransız ölçüsü, metre usûlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقه] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A), (c. ebsâr-absâr). 1. Görme, rüyet. 2. Göz, Ar. ayn, Fars, çeşm, dîde. 3. Hakikat gözüyle göreme. Kalb gözü. Ul-ül-absâr = Basiret sahipleri, görüp anlayanlar. Ilm-ül-basar = Görme hâdiselerini inceleyen fizik dalı. (Fr. optique).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بصر] görme. 2.görme yetisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başarılı ol, işi sonuçlandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off badly. to turn out crabs. fail. flap. flop. to fall through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Gözaçıklığı, inceden inceye, etraflı derin görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. basariyye). Gör meye veya ilm-ül-basara (optik’e) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir konuyu gerektiği gibi sonuçlandırmak işi, mesut sonuç, muvaffakiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. achievement. accomplishment. victory. win. triumph. hit. performance. click. deed. effort. feat. go. joy. prosperity. show. smash. speed. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. achievement. diplomacy. hit. prosperity. success.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. accomplishment. achievement. feat. go. hit. smash. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çulha tezgâhının ayaklığı. 2. Piyano ayaklığı gibi çifte ayaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başarı gösteren. 2. Başarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful. victorious. well-done. accomplished. going far. prosperous. thriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. clean. coming. crack. enviable. prosperous. successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Başa çıkarılmak, becerilmek, neticelendirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement. success. accomplishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «baş» tan). Başa çıkarmak, becermek, neticelendirmek, bitirmek, ikmal etmek, tamamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hit the mark. bring home the bacon. succeed. accomplish. achieve. overcome. get through. win through. arrive. bring off. carry out. carry through. click. come through. compass. conquer. contrive. get things done. make out. negotiate. pan out. pan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplish. achieve. arrive. effect. fare. manage. to succeed. to manage. to accomplish. to achieve. to pull off. to get ahead. to bring sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve. to succeed. to accomplish. to get ahead. bring off a difficult task. carry off. carry out. catch on. come good. cope. effectuate. execute. fall on one's feet. get along. get around / round. get on. get one's act together. get it together. to m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalyanlarda büyük halatların bağlandığı kazık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kayser’den galat). Vaktiyle Türkler’ce Habsburg hanedanından gelen ve Viyana’da oturan Almanya imparatoruna verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İpe sapa gelmez boş şey: Sabahtan beri bir şeyler anlatıp duruyor, hepsi fasarya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. haşarat). Ziyan, zarar: Çok hasara uğradı. Çok hasârat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. harm. havoc. wreckage. average. depredation. detriment. injury. mischief. scathe. spoilage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. detriment. harm. havoc. injury. mischief. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. loss. allowance. assess the amount of damages. claims. damnum. detriment. harm. havoc. hurt. injury. constant loss. right of compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسار] zarar, hasar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hasar = ziyan, Fars. dîden = görmek). Ziyan görmüş, zarara uğramış, Ar. mutazarrır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. haşere, dilimizde az kullanılmıştır). Böcek, yılan, çıyan çeşidinden olan küçük hayvancıklar, mec. Değersiz ve zarar verici adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insects. vermin. insects böcekler. rabble. riff-raff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermin. insects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسرات] zararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خساردیده] hasarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسارت] zarar, hasar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aşağı halk demek olan, Arapça haşâre’den olsa gerektir). Yaramaz, rahat durmaz, sert, hırçın, zaptı müşkül: Haşarı adam, et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of hand. disorderly. naughty. out-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. mischievous. wild. obstreperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sertlik, hırçınlık, rahat durmaz ve zaptı müşkül olan at veya adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruly behaviour. wild prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged. crocked. disadvantaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non damaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of damage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaseri. old stager. stager. experienced person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of yellow cheese made of sheep's milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pale yellow cheese made of sheep's milk. tricky. deceitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlıca Edirne taraflarında yapılan bir çeşit peynir, üç dört parmak kalınlığında, tekerlek biçiminde yapılır: Kaşar peynir, kaşar peyniri. 2. mec. Arsız, yüzsüz, vurdumduymaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin baş ve kıç tarafındaki kısa güverte, asıl güvertenin üstündeki küçük güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hoşa gitmeyen bir işe alışarak artık ondan tesir duymaz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to doing wicked things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşarlanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارع] dizeler, mısralar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (çokluğun çokluğu: masârifât) (m. masraf). Masraflar, (bk.) Masraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصارف] harcamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Barsakları yerli yerinde tutan içyağı zarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «asr»dan masdar). Başkalariyle bir asırda yaşama veya yaşamış olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHASARA) (İ.A. «hasr» dan) (c. muhasarârt). Bir kale veya müstahkem mevkiin düşman tarafından askerle kuşatılıp yollarının kesilmesi, kuşatma, kapatma: Kaleyi, şehri muhasara etti; muhasarada kaldı. Ref’-i muhasara = Muhasarayı kaldırma, muhasaradan vaz geçip çekilme: Düşman ref-i muhasaraya mecbur oldu. Muhasara topu = Eskiden muhasaralar için kullanılan büyük sahrâ topu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاصره] sarma, kuşatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmak, kuşatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan imef.) (mü. muhtasara). 1. Kısa kesilmiş, kısaltılmış, mufassal olmayan, hulâsa: Muhtasar bir nutuk söyledi; muhtasar bir risâle yazdı; bu tarihin bir de muhtasarı vardır. 2. Pek gösterişli olmayan, tekellüfsüz, gürültüsüz, az masrafla ve kalabalıksız: Muhtasar bir düğün yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compendious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condensed. concise. short. brief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصر] kısa, özlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, tafsilâtsız: Muhtasaran konuştu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصرا] kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şarf» tan if.) (mü. mutasarrıfa). 1. Bir işi istediği gibi idare eden ve kullanan: Kendi malına mutasarrıf değildir. 2. Mâlik, sahip: Bu mülkün mutasarrıfı, çiftliğe mutasarrıf oldu. 3. imparatorluk devrinde sancak beyi, vali, sancak (vilâyet, il) valisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصرف] sancak beyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutasarrıfın sıfat ve durumu. 2. Bir mutasarrıfın idaresinde olan vilâyet, il, sancak: Serez, Kudüs, Çankırı, Balıkesir mutasarrıfı. Müstakil mutasarrıflık = İmparatorluk devrinde doğrudan doğruya dâhiliye nezâretine bağlı sancak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. nasrânî). Nâsrânîler, Hıristiyanlar, (bk.) Nasrânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصارا] Hıristiyanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Kuvve-i nâtıka = Düşünüp söylemek gücü. 2. Açık ve güzel söylemek kuvveti, cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the faculty of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناطقه] konuşma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Natık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açık ve güzel konuşabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâtıka kuvveti çok olan, açık ve güzel konuşan: Nâtıkalı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçi yolu, çoban çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath. track. pathway. path. walkway. alley. gate. lane. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. footpath. path. pathway. track. trail. trail keçiyolu. çığır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathway. trail. track. rough path. foot track. trackway. foot path. footpath. packway. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzeyen bir tatlı su balığı (acerina cernua).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilere karantinadan verilen tezkere ki, gittiği yere onu göstermedikçe yolcu ve yük çıkarıp alamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pratique (a document. bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. çok uzakta olan ve çok kuvvetli radyo dalgaları gönderen gökcismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. plan. project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tasarlanan şekil, lâyiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. plan. scheme. bill. draught. design. proposal. set-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. project. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. bill. draft of a proposed law. written proposal. plan. scheme. blueprint for action. draft. egg. projection. schema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. imagination tasavvur. design tasarçizim. representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner. draughtsman. draftsman. designer. drafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurma, tasavvur etme, zihinde hazırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. cogitation. contemplation. laying out. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurmak, tasavvur etmek, zihinde hazırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. project. design. contrive. propose. purpose. think up. think out. architect. blue-print. calculate. cast about. cast around. contemplate. devise. draft. draught. fix. forecast. incubate. mean. meditate. premeditate. ruminate. scheme. skeletoniz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. conceive. contemplate. design. hatch. intend. map. plan. project. schedule. scheme. to plan. to project. to design. to draft. to sketch out. to intend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasarlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envisaged. to be envisioned. to be planned. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» tan masdar) (c. tasarrufât). 1. Mâlik ve sâhip olma, kullanma: Bu eve kim tasarruf ediyor? Kimin tasarrufu altındadır? 2. idare ile kullanma, idare etme, iktisat: Tasarrufa riâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provident. saving. economy. possession. austerity. providence. retrenchment. thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy. saving. savings. possession. use. power of disposal. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savings. disposal. disposition. thrift. administration. management. possession. conservation. careful use of a resource. saving. economy. money saved. economies. economization. entry. retrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصرف] tutum. 2.elinde bulundurma. 3.para arttırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving bond. savings bond. savings bond. national bond certificate. treasury bond certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idare, tutum, iktisat maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek, virane papatyası. Kızıl varatıka = Miskotu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by