Asim ne demek? | Asim anlamı nedir? | Asim

Asim anlamı nedir?

Asim ne demek?

Asim anlamı nedir?

Asim | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asim

Türkçe Sözlük

(i. A. «ismet» ten if.) (mü. Asıma). İsmetli, günah ve haramdan çekinen, perhiz-kâr, namuslu, afif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. isem «isim» den if.). Günahkâr, suçlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاصم] günahtan sakınan. 2.iffetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2.Günahtan, haramdan çekinen. 3.İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İslam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. amalgamation. composite. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy halita.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Asım).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Akılsız, beyinsiz, şaşkın, sersem. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. asymétrie

mat. bakışımsızlık

Bakışımsız olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetrical. dissymmetrical. skew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetric bakışımsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assimilation

1. biy. özümleme, 2. db. benzeşme

1. Özümlemek işi. 2. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Sonsuz bir eğrinin yakınına çizilmiş bir doğru. Bu doğru uzatıldıkça eğriye yaklaşır, fakat onunla asla birleşmez.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymptote

mat. sonuşmaz

Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymptote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offprint. reprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. accordance tutarlık. insicam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Basma sanatı, tabâat 2. Basma işi, tabı: Mecmuanın basımına başlandı. Ayrıbasım = Mecmualarda yayınlanan yazıların baskı sayısı dışında ayrıca basılanı. Tıpkıbasım = Bir kitap, vesika vs. nin orijinalliğini hiç bozmadan aynen basılması, faksimile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literal. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing. impression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basım işi yapılan yer, matbaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAŞKALAŞMA (i.) (y. k.). 1. (jeoloji). Bir kültenin fizik ve kimya bakımından değişmesi, istihale. 2. (biyoloji). Bazı hayvanların hayatı boyunca uğradığı biçim veya yapı değişimi, istihale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. transfiguration. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphosis. metamorphism istihale. metamorfizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Dolaşmak eylemi. 2. (anatomi) Kalbin hareketleriyle kan ve lenfin damarlar içinde devamlı olarak akması, deveran. Dolaşım sistemi = Kalbi, akciğer, kan ve lenf damarları içine alan sistem. Ar. deveran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cycle. circulation. currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASM) (i. A.) (c. husûm) (daha çok kullanılmış olan husamâ ise aynı mânâda olan ve dilimizde kullanılmayan hasîm’in cem’idir). 1. Düşman: Hasm-ı can = En büyük ve şiddetli düşman. 2. Davada yahut oyun, güreş, yarış vesairede karşı taraf, rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Haşmetli, pek gösterişli, muhteşem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. 2. Ezen, kıran, parçalayan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostile. enemy. adversary. antagonist. foe. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. antagonist. enemy. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party to a dispute or contest. adversary. enemy. inimical. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصم] düşman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2.Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. - Ezen, kıran, yaran, parçalayan. - Ben-i Haşim Hz.Peygamber’in (s.a.s) soyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Haşime mensup, Haşimilerden olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanlık, Ar. husûmet, Ar. adâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Emdikleri kütlelerin tesiriyle, püskürük magmaların birleşimlerinde değişiklik olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood circulation. blood stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senenin on birinci ayı, kânun-ı evvel (aşağıya bk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kısmet» ten if.). Ayıran, bölen, taksim eden (i. A.). 1. (matematik) Aritmetikte dört işlemden bölmede bir sayının kaça bölündüğünü gösteren sayı ki, eskiden «maksûm-ı aleyh» de denirdi; diğerine maksûm ve çıkan neticeye «hâsıl-ı kısmet» denilirdi. 20 -f5 = 4 hesabında 20 maksûm, 5 kasım (maksûm-ı aleyh) ve 4 hâsıl-ı kısmettir. 2. Hızır günü ile beraber yılı iki eşit kısma ayıran gün ki, (rûmî 26 teşrin-i sânî (kasım) günü olup kışın başı sayılırdı: Kasımda dikilecek tohumlar. Kasımdan sonra yapılacak işler. Rûz-i kasım da derler. Sonbahar ve güz mânâsıyle dahi kullanılır. 3. Yılın 11. ayı. Son zamanlarda teşrin-i sânî (ikinci teşrin) ayına bu isim verilmiştir. Kasım çiçeği, kasımpatı = Sonbaharda açan güzel çiçek. Fransızca: Chrysanthfcme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nov. november.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

November.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Taksim eden, ayıran bölen. Kasım b. Muhammed (s.a.): Hz.Muhammed (s.a.s)’in oğlunun ismi. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2.Kinci, ezici, ufaltıcı. 3.Yılın 11.ayı. 4.Yılın kış bölümü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşımak işi. bk. Kaşımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle vücudun kaşınan yerini oğmak, tahrîş etmek: Baş kaşımak. 2. Kazımak, aşındırmak, oymak: Tahtanın yüzünü biraz kaşımalı. Baş kaşımaya vakit bulamamak = Pek meşgul olmak. Boyun kaşımak = Mahcup olmak. 3. mec. Tahrik etmek, durmadan hatırlatıp canlı tutmak, canlandırmak (iyi vak’alar hakkında kullanılmaz): O üzücü olayı o kadar kaşımayınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. to scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch an itchy place. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.). 1. Kasınmak işi. 2. Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). Yollar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MERASİM) (i. A. c.) (müfredi olmayıp bazı mânâlarda «resm» in cem’i gibi kullanılır, (bk.) Resm). Resmî muameleler, törenler, tören: Teşrifat merasimi, merasime çok riayet ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonies. ceremony. ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. function. celebration. commemoration tören.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. formalities. formal procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مراسم] törenler. 2.tören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. formal. simply. without ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevsim), (bk.) Mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» den if.) (mü. muhâsıme) (tes. muhâsımeyn, muhâsımeteyn). 1. Aralarında düşmanlık bulunan iki kişi veya tarafın her biri: Muhâsımlar arasında mütarekeye karar verildi. 2. Aralarında dava olan iki kişi veya tarafın her biri: Muhâsımlar mahkemeye çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. opponent. hostile. enemy. antagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm, kısmet» ten if.) (mü. münkasime). Ayrılmış, bölünmüş, teksim olunmuş: İkiye münkasim oldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» ten if.) (mü. mütehâsıma) (tes. mütehâsımeyn). 1. Karşılıklı husumet, düşmanlık eden: Terafeyn-i mütehâsımeyn. 2. Karşılıklı davaları olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقسم] bölünmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek, bölünmüş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resm»den if.). Resim yapan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Resim yapan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Âdet, töre. Merasim, tören. 2.Formalite.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hayran, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سراسيمه] afallamış, sersemleşmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Simetri, parçaların orta eksenin iki yanında biçimlerin, motiflerin ve renklerin eşdeş olacakları biçimde düzenlenmeleri sonucunda, her iki yarımın birbirinin yansıması olmasıdır. Asimetri ise orta çizgi ile bölünen karşıt yanların parçalarının eşdeş olmadığı bir düzenlemedir.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların yaklaşık yüzde 30’unun dondurma gibi çok soğuk bir gıdayı yedikten veya soğuk bir içeceği çabucak içtikten sonra başları ağrır. ‘Beyin donması’ veya ‘dondurma başağrısı’ da denilen bu ağrı, kalp hastalarının sol kollarında duydukları ağrı gibi, orijini farklı, duyulduğu yerin farklı olduğu bir ağrı çeşididir. Ağrı ağızda değil de başta duyulmaktadır.

Bir görüş, bunun nedeninin sinüslerimiz, yani burnumuzdan aldığımız havayı akciğere giderken nemlendiren, hastalandığımızda şişen, burnumuzun üstündeki boşluklar olduğunu ileri sürüyor. Buna göre soğuk bir şey yenildiğinde, boşluklardaki hava aniden soğuyarak, ağrıya hassas sinir uçlarını tetikliyor ve ağrının başta hissedilmesine sebep oluyor.

Diğer bir görüşe göre ise ağzımızın kenarlarında ve tavanında bulunan damarlardaki kan hücrelerinin akışı ağrıya neden oluyor. Soğuk bir şey yenildiğinde kan, o bölgeyi ısıtmak için soğuk kısma hücum ediyor. Bu kanın bir kısmı başımızın ön tarafından geliyor ve geldiği yerdeki acı/ağrı alıcılarını ikaz ediyor ve bu sebeple de ağrı başta duyuluyor.

Hangi görüşün tam doğru olduğu henüz kesinlik kazanmış değil. En iyisi soğuk gıdaları biraz daha yavaş yiyip, içmek ve ağızda biraz bekletip ısıtmak. Böylece hem gıdanın lezzeti daha iyi alınır hem de kimsenin başı ağrımaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i mantık) (uyd k.) Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynarken bir kere taşmak: Bir taşım kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in :.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrying. carriage. transportation. transport. shipping. conduction. conveyance. freight. haulage. portage. removal. traction. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. carriage. conduction. freight. haulage. portage. shipping. take. transit. transmission. transport. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry. to transport from one place to another. to bear. to support. bearing. carriage. carrying. conveyance. conveying. exchange order. haulage. hauling. hotel package. tote. transmission. uninsured working expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. transporter. shipping agent. forwarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere götürmek, nakletmek: Yarın eşyayı yeni eve taşıyacağız. Bu kitapları nereye taşıyacaksınız? 2. Üstünde bulundurmak, yüklenmek: Üstünde para taşımaz. 3. mec. Bir yerden bir yere söz götürüp dedikodu yapmak: Söz taşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. transport. bear. wear. bear away. carry away. convey. haul. put across. relocate. remove. run. stanchion. sustain. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. ease. ferry. haul. lug. receive. tote. transfer. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. transport. to carry. to transport sth from one place to another. to bear. to support. cart. catch up. convey. haul. mount. pack. receive. sustain. tote. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogistic. syllogistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascimile. exact copy. facsimile. facsimile edition. facsimile print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. contact. access. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by