Asır ne demek? | Asır anlamı nedir? | Asır

Asır anlamı nedir?

Asır ne demek?

Asır anlamı nedir?

Asır | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asir

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Asâr). 1. Zaman, devir, ahd, hengâm: O asırda, asrımızda. Kanunî Sultan Süleyman HAn asrı, Asâr-ı sâlife. (Asrın müddeti muayyen olmayıp bir tarihin her yüz senesine asır denilmesi galattır). 2. ikindi vakti, ikindi namazı: Salat-ı asr. Kabl-el-asr = İkindiden evvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ısret» ten smüş.) (mü. asîre). Zor, güç, müşkül, Fars. düşvâr, ağır. Bu, bir emr-i asîrdir = Zor bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (mü. Aşire). Onuncu: Bâb-ı Aşir = Onuncu bâb; def’a-i Aşire = Onuncu kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir şeyin on parçada biri, aşer. 2. Kur’an-ı Kerîm’in on cüz’e bölünmesiyle bu cüz’lerin her biri: Aşîr okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

century. age. centenary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. century. century yüzyıl. period. time çağ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

century. age. time. period. era. reign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصير] özsuyu, usare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاشر] onuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشير] onda bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ondabir, onuncu. 2.Samimi dost ve arkadaş. 3.Koca. 4.Aşar toplayan. 5.Kur’an-ı Kerim’den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir Efendi (Mustafa). Osmanlı Şeyhülislamı (1728-1804).’Bursa, Mekke ve İstanbul kadılıklarında bulundu. 1758-1800’de Şeyhülislamlık görevini ifa etli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Allah’ın kulu. - (bkz.el-Basir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü’minlere nusrct ve zafer veren Allah’ın kulu. - Nasır, Allah’ın sıfatla-rındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardımcı, yardım eden Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. unsur). Unsurlar, elemanlar, (bk.) Unsur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عناصر] unsurlar, elemanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عناصر اربعه] dört unsur ateş, hava, su, toprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Zaman zaman, seyrek olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصر بعد عصر] asırlarca, yüzyıllarca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma mânâsında kullanılan uydurma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde orta sekizlideki (mi) perdesi. «Hüseynî-aşîrân» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Onuncu olarak, onuncu derecede: Aşiren (onuncu olarak) şunu yapmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاشرا] onuncusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. a şâir) (A. terkiplerde «aşîre» suretinde bulunur). Bir asıldan doğup birlikte yaşıyan ve birlikte konup göçen göçebe halk, oymak, kabile: Arap, Kürt, Türkmen aşiretleri; aşiret arasında yaşamak; aşiretle gezmek; aşiret şeyhi, beyi, ağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribe. clan. tribal. nomadic. horde. native tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), («aşmak» dan. Eskiden aşrı ve aşuru da yazılırdı). 1. Hadden fazla, pek ziyade olan: Aşırı derecede cesur. 2. Bir şey;n ötesinde bulunan, öte tarafta olan: Denizaşırı yer. 3. Birini atlayıp diğerini kullanmakla vâki olan, birer fasıla ile vuku bulan. Günaşırı = Bir gün olup, bir gün olmayan. Ev aşırı = Bir eve ait olup birine olmıyan. 4. Pek, çok, ziyade, hadden fazla: Aşırı hiddetlendi. 5. Fâsıla ile, fasılalı olarak: Günaşırı geliyor. Bir şeyin ötesinde: Denizaşırı oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extreme. excessive. ultra. super. acute. breakneck. camp. crusted. deep. desperate. devilish. disproportionate. exaggerated. exceeding. exorbitant. exquisite. extortionate. extravagant. fancy. ferocious. fond. fucking. fulsome. heavy. like hell. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronomical. awfully. excess. excessive. exorbitant. extortionate. extravagant. extreme. extremely. fierce. immoderate. inordinate. mortal. overdone. overmuch. redundant. steep. surplus. too. undue. unduly. unrestrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. over. devilish. exaggerated. in excess. to excess. excessive. exorbitant. fanatic. fulsome. heavy. immoderate. inordinate. like anything. overflowing. overmuch. over the top. rabid. red hot. sore. steep. too too. ultimate. ultra. undue. ungodly. u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Aşağıdaki reçeteler aybaşı kanaması olduğu günler kullanılmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, limon

Hazırlanışı : 2 Adet limon uzunlamasına kesilir. Suyu sıkılır üzerine üç kahve kaşığı süzme bal ilave edilir, içilir. Günde üç kere uygulanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exorbitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. extravagance. excessiveness. extremism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. excess. exorbitance. intemperance. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yüksek bir yerin üstünden geçirilmek: Taş duvarın üstünden aşırılmak. 2. Atlanmak, savulmak. 3. Uzaklaştırılmak. 4. Çalınmak, sirkat edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a century old. centenary yüzyıllık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşırmak fiili. 2. Diğer bir şeyin üstünden atılan veya bağlanan şey. Çalınmış, sirkat edilmiş, Ar. mesruk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passing over. larceny. theft. picking. pilfering. pinch. plagiarism. rip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. purloining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşmak» tan). 1. Yüksek bir yerin üstünden geçirmek. 2. Atlamak, geçirmek, savmak: Bu kazayı da aşırdık. 3. Uzaklaştırmak, defetmek. 4. Kapıp götürmek. 5. Çalmak, sirkat etmek. 6, Haddi tecavüz etmek, çok ileri gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filch. sneak. steal. to pass over. to pinch. to swipe. to pilfer. to filch. to bag. to nick. to crib. to run away with. to rip sth off. plagiarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass over / beyond. to overshoot. to steal. to purloin. crib. filch. finger. hook. lift. pick. pick and steal. pilfer. pinch. prig. rip off. scrounge. snitch. swipe. thieve. waltz off with. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşırtmak fiili. 2. Eğer bandı, kolan. 3. Yaşmağın üst katı. 4. Çalınmış, Ar. mesruk. 5. Üstten atılan: Aşırtma yaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşmak» dan). 1. Bir şeyi bir irtifaın üstünden geçirmek, öteye atlatmak. 2. Geçmek, savmak, tehlikeyi atlamak. 3. Defettirmek, başkası vasıtasiyle ortadan kaldırtmak. 4. Çaldırmak, sirkat ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basar» dan smüş.) 1. Gören, görücü, Fars. bînâ 2. Görüp anla yan, kalb gözü ile gören, basiret sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basar» dan if.) (mü bâsıra). Gören, görücü. Kuvve-i bâsıra = Görmek hassası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Göz. 2.Görme. 3.Allah’ın sıfatlarından, herşeyi gören (“Abd” takısı almadan kullanılmaz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Müjdeci. 2.Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz.Beşir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Görmek kuvveti, görme hassası. Kuvve-i bâsıra = Görme kudreti. 2. Göz, Ar. ayn, Fars. çeşm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Kalb gözü ile görme, görüp aslına, hakikatine varma: Basiretle bakmak. Basireti bağlanmak = Gafil davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. foresight. clairvoyance. discreetness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forethought. foresight. insight. discernment. prudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. insight. foresight. forethought. precaution. prevision. providence. prudence. sagacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بصيرت] görüş, ileriyi görme gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Göz açıklığı, inceden inceye etraflı derin görüş. 2.Ön görüş, seziş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Basiretli, evvelden gören, seziş sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F). Sezişe, evvelden görüşe yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalb gözü ile gören, her şeyin asıl ve hakikatini anlayıp tedbirli davranan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forethoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. circumspect. cautious. politic. provident. prudential. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kalb gözü kapalı, hakikat gözüyle göremez, gafil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprudent. improvident. short sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kalb gözü ile göremeyiş, gaflet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağırlık basmakla muztârip olmak, kâbûsa tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etekleri taşla bastırılmış alçak çadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. câme-şûy’dan). Elbise altına giyilen gömlek, don vs.: Çamaşır yıkamak, temiz, kirli çamaşır, çamaşır teknesi, leğeni, kazanı, sepeti. Çamaşır ağası, ustası = Vaktiyle büyük dairelerde çamaşıra nezaret eden hizmetçi. Çamaşır makinesi = Çamaşır yıkamada kullanılan elektrikli makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washing. linen. clothes. laundry. washing. washings. linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry. washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linen. wash. washing. underwear. laundry. underclothing. garment. clothes. drier dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothesline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes line. wash line. drying line. drying rope. washing line. hang-clothes line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washing machine. washer. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleaching liquid. wash. chlorine water. wash-water. bleacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamayı meslek edinen kimse: Çamaşırcı kadın = Dükkânda ve evlerde ücretle çamaşır yıkayan kadın veya büyük bir konakta yalnız çamaşır yıkamaya mahsus hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washerman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkama sanat ve meşguliyeti: Çamaşırcılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamaya mahsus yer: Bu evin çamaşırhanesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry. launderette. coin-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launderette. laundry. wash. washhouse. laundrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesâret» den). Cesâret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerin ötesinde, ötesine: Deniz aşırı seyahat, deniz aşırı ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas. beyond sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.).Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kisrâ). Kisrâlar, şahlar, (bk.) Kisrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve hafifletilmişi FIŞIR (i) (ses taklidi). Bol akmayı tasvir ve taklid edip art arda kullanılır: Sular faşır faşır akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gün olup ertesi gün olmayarak ve böylece sürüp giderek, iki günde bir: Gün aşırı gezmeye çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on alternate days. every other d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İnce sazdan örülmüş, yere sermeye mahsus döşeme: Trablus hasırı, kaba hasır, hasır döşeli. Hasırotu, sazı = Hasır örmeye yarayan saz. Hasır süpürgesi = Evin içinde ortalığı süpürmeye mahsus süpürge. Hasıraltı etmek = mec. Bir işi savsaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasret» ten if.) (mü. hâsire). Hasret çeken, mahrum kalan, meramına nail olamayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâr» dan if.) (mü. hâsire). Zarar ve ziyana uğrayan, zarar görmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw. wicker. wicker. straw. mat. reeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat. matting. rush mat. wickerwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat. rush. wickerwork. canework. coarse fiber. cane. bass. bast. basket. ramie. straw. wicker. straw mat. matting. mattress. strawy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصير] hasır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاسر] zarar eden, hüsrana uğrayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kuru şeylerin sürtünmesinden çıkan sesi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). (bk.) Haşır haşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasır yapan ve satan yahut odalara döşeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat maker. dealer in mats. maker or seller of wickerwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hışırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasır döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with matting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hasır döşeli (oda vesaire). 2. Hasırla kaplanmış, hasırla kaplı, hasır kılıflı şişe vesaire. 3. Hasırla ve daha doğrusu sepetle örülmüş, büyük damacana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered with matting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hasır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(saz): Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undergarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosiery. underclothes. underwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underclothes. underwear. linen. body clothes. flannels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kusûr»dan if.) (mü. kaasıra). 1. Kısa Kaasır-ül-yed = Eli kısa, iktidarsız. 2. Kusurlu, eksik: Fikr-i kaasırımca (tevazû sözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasr» dan smüş.) (mü. kasîre). Kısa, kısa boylu, boysuz. Kasir-ül kaame = Boyu kısa. (tıp) Kasîr-ül-basar = Uzaktan göremeyen. Fransızca: miyope. Kasîr-ür-re’s = Başı önden arkaya doğru kısa olan (insan ırkı). Fransızca: brachycephale. Kastr-ül-akl = Aklı kısa, aklı ermez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr» den). Kesreden, kıran. w

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer palace. pavilion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer palace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصر] köşk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصير] kısa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizce: Fikri kaasırânemce (pek de doğru tâbir olmayıp kaasır daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevrintili rüzgâr, girdibâd (gird-bâd).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurricane. whirlwind. tornado. cyclone. twister. storm. squall. typhoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclone. hurricane. tornado. whirlwind. windstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tornado. whirlwind. cyclona. cyclone. hurricane. squall. twister. vortex. wildwind. wind storm. windstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaysar). Kayserler, Roma imparatorları, imparatorlar. bk. Kayser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty laundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâşer). (bk.) MAşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. me’ser). (bk.) Me’ser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meâslr). Atalardan yâdigâr kalan büyük ve şanlı iş, öğülecek iş ve hareket: Atalarımızın meâsiriyle iftihar ederiz (cem’i daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asr» dan if.) (mü. muâsıra). Başkasiyle bir asırda, bir zamanda yaşayan veya yaşamış olan çağdaş: Sâdî-i Şİrâzî, Abdülkaadir-i Geylânî ile muâsır idi. (i. A. c. muâsırtn). 1. Bir asırda yaşamış olanlar. 2. Asrımızda hayatta olanlar: Teracim-i ahval-i muâsırîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâşer). Mâşerler. (bk.) MAşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. contemporaneous çağdaş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاصر] çağdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çağdaşlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beşr» den if.). 1. Vaktiyle hükümetin bir emrini, ait olduğu adamlara bildirip yaptıran veya bir malın alımına memur olan adam: Mübâşir gönderildi. Evine mübâşir geldi. 2. Hâkimin emrini tebliğe memur hademe. 3. mec. Amirâne bir tavırla hükmeden, musallat olan adam: Başıma mübâşir dikildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailiff. court crier. summoner. court's messenger. messenger of the court. process server. usher of a court. marshal. court marshal. court attendant. session clerk. paritor. process server. tipstaff. court usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerkship to the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan if.) (c. muhâsırîn). Bir kale veya diğer savaş yerini, şehri kuşatan, muhasara eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münhasır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan if.) (mü. münhasıra). 1. Her tarafı kuşatılmış: Münhasır bir yer. 2. Yalnız bir şey veya şahsa mahsus olan: Mâlûmâtı mesleğine münhasırdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted to. limited to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münhasıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Belirli olarak, mahsus olarak, sadece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclusively. solely. only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesâret» ten if.) (mü. mütecasire). Cesaret ve cüret eden, bir işe pervâsız girişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. «kesret» ten if.) (mü. mütekâsire). Kesretli, çok çoğalmış, (edebiyat, ArOz’da) Bahr-i mütekâsir = Arûz’ da bir vezin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحصر] dönük, ait, yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منحصرا] sırf, sadece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elde ve ayakta çok iş görmekten ve kundura vurmasından olan sert düğüm: Elim, ayağım nasır oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasr»dan if.) (mü. nâsıra). Yardım eden, yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasr» dan smüş.) (c. nuserâ). Yardımcı, imdatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cneşr» den if.). T. Dağıtan, serpen, saçan. 2. Kitap basıp yayan, editör.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade el ve ayağın sürekli olarak sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesi ile meydana gelen ve basılınca ağrı veren sertleşmiş deri tümseğine nasır denir. Nedeni, nasırlaşan bölgeye yapılan basınç ve sürtmedir. Ayakta görülen nasırlara çoğunlukla sıkı ayakkabılar neden olur. Nasırları sökmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon veya kırmızı domates.

Hazırlanışı : Nasırların üzerine bir dilim limon veya ortasından kesilmiş bir domates konur. Her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. callus. callosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callus. corn. verruca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. clavus. callus. excrescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناشر] yayıncı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardımcı, yardım eden (muin). “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur. Abdünnasır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Neşreden, dağıtan, yayan, yayınlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Nasır peydâ etmek, nasırlı olmak: Bahçede çalışmaktan ellerim nasırlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nasır gibi olmak. 2. mec. Duyarlığını kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calloused. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has a corn on it. calloused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sui generis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sallasırt etmek = Sırtına almak, yüklenmek: Kuyruğunu sallasırt etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder / to hoist sth / sb onto one's shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at one's wits end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmenin sırası kaybedip yanılmak, ne yapacağını bilememek, hayrette kalmak: Ben şaşırdım ne yapacağımı bilmiyorum. 2. Sırasını kaybetmek, bulamamak, doğrultamamak: Yolu, pusulayı, hesabı şaşırdım; ayağını şaşırdı; ne yapacağını şaşırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be surprised. be amazed. be at a loss. be mixed up. be confused. be puzzled. puzzle. be baffled. blink at. be scandalize at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistake. reel. to be surprised. to be confused. to be astonished. to be taken aback. to make a mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered / confused. to be astonished / surprised. to wonder. to get muddled. to lose track. to be baffle d. confound. to become entangled. flabbergast. jolt. lose. puzzle. strike dumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surprising. astonishing. striking. spectacular. amazing. astounding. incredible. bewildering. twisty. confusing. puzzling. mind-bending. dazzling. perplexing. baffling. colossal. confused. intriguing. rum. staggering. startling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazing. baffling. dynamite. shocking. spectacular. surprising. unaccountable. unbelievable. astonishing. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusing. astonishing. amazing. baffling. breathtaking. mind- bending. mind boggling. off- putting. surprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Şaşırtmak işi, yanıltma, aldatma. 2. Fidanların yerini değiştirip yeniden dikme. 3. Birden söylenmesi zor kelimelerden mürekkep cümle. 4. Değişerek giden sıra, setrançvârî tertip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewildering or confusing sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şaşırmasını mucip olmak: Beni şaşırtmayın; hesabımı şaşırttınız. 2. Fidanın yerini değiştirmek, çıkarıp başka yere dikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put smb. out of countenance. confuse. puzzle. bewilder. disorient. disorientate. stun. mystify. mislead. take aback. surprise. amaze. astonish. astound. bemuse. addle. baffle. bamboozle. bedevil. befog. befuddle. bowl over. confound. daze. discompose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addle. amaze. astonish. baffle. bedevil. bewilder. boggle. confound. confuse. dazzle. embarrass. floor. flummox. fluster. fog. lick. mystify. nonplus. obfuscate. perplex. puzzle. rock. stagger. startle. stump. stun. surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bewilder. to confuse. to astound. to amaze. to flabbergast. baffle. bedazzle. bedevil. befog. befuddle. discomfit. discompose. disconcert. disorientate. distract the mind. embarrass. entrap. floor. flummox. get. gravel. intrigue. knock. mesmerise. to b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «üsr»’den masdar). Güçleştirme, zorlaştırma («tas’İb» daha çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «asr» dan masdar). Üzüm ve zeytin gibi meyveleri sıkıp suyunu alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «öşr» den masdar). 1 10 sayısına bölme. 2. Ürünün ondalığını alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşmasına sebep olmak: Yağmur çayları taşırdı. 2. (hayvan) Tırnağı aşınmakla etinin taşmasından topallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to overflow. to cause sth to boil over. to cause sb to lose his patience completely. overfill. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebeşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Müjde. 2. Bir şeyin başlaması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تباشير] tebeşir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tefsir). Tefsirler, açıklamalar, (bk.) Tefsir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاسير] tefsirler, yorumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming. it befits. suitable. seemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by