Asker-gah ne demek? | Asker-gah anlamı nedir? | Asker-gah

Asker-gah anlamı nedir?

Asker-gah ne demek?

Asker-gah anlamı nedir?

Asker-gah | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asker gah

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Asker kampı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Suyun biriktiği yer, havuz. 2. (anatomi). Karnın, kaburgalar altındaki kısmı, boş böğür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Güneş yılının onuncu günü. 2. Eski Iran inanışında o gün, yağmur yağarsa erkeklere, yağmazsa kadınlara ait sayılırmış. Abân-gâh kime aitse onlar suya girip yıkanır eğlenirlermiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.. A. T. F.). Türk musikisinde yegâh (re) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاه] haberdar. âgâh etmek haberdar etmek. âgâh olmak haberdar olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Türk devlet adamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim. 2. Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. Agâh). Agâhlar, bilenler, bilgililer, bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kullanılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmat, vukuf, haberdarlık. 2. Uyanıklık, teyakkuz, basiret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهونگاه] ceylan bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişanın konduğu yer, hedef mahalli, nişangâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آماجگاه] nişan alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arâm-gâh). 1. İstirahat yeri. 2. İkamet olunan yer. Oturulan yer, mesken. Me’vâ, menzil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرامگاه] dinlenme yeri. 2.mezar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. asâkir). 1. Devlet ve memleketin muhafazası için maaşla veya kur’a ile toplanarak hazır bulundurulan silâhlı adamlar topluluğu, ordu, çeri, kol. Osm. cünd, ceyş, leşker, sipâh: Asker toplamak, yazmak. Sevk-ı asker etmek = Bir yere asker götürmek, harbetmek üzere asker yürütmek, asker çekmek Düşman üzerine asker yollamak. 2. Asker topluluğunu terkip eden şahısların herbiri: Bir asker geldi, baksana asker. (Bu mânâ ile sıfat gibi dahi kullanılır): Ben asker adamım. O, asker oğlu askerdir. Ahz-ı asker = Kur’ada bulunan ahalinin askere alınması usul ve tertibi: Ahz-ı asker kanunnamesi. Asâkir-i Berriyye = Kara askeri. Asâkir-i Bahriyye = Deniz askeri gemici asker. Asâkir-i Redife = Redif askeri. (bk.) Nizam. Asâkir-i muntazama = Talim görmüş ve muntazam askerler ki, nizâmiyye, redif ve mustahfazdan ibarettir. Asâkir-i muâvine = Muntazam orduya yardımda bulunmak üzere, geçici olarak maaşla veya gönüllü olarak toplanan başıbozuk asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldier. warrior. guardsman. man-at-arms. serviceman. military service. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. serviceman. soldier. warrior. conscript. military service. army. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who asks; a petitioner; an inquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ask; a water newt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldier. soldiers. army. man. military man. serviceman. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who asks a question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عسکر] asker, er.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. 2.Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3.Rütbesiz asker, (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. draft-evader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Asker kampı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere yakışır surette olan: Askerce yürüyüş. Askerce bir ifadesi var. Askere yakışır tarz ve surette: Ben, size askerce söyliyeyim. Askerce yazmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. askeriyye). Askere mensup ve müteallik, askere ait, ceyşî: Silk-i askerî, fenn-i askerî, umûr-ı askeriyye, dâire-i askeriyye: Bâb-ı seraskerî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere mensup adam, askerliğe dahil adam, asker, ordu mensubu, subay veya er: Bir askerî geldi. Askerîlerin hukukî işleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military. warlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military. pertaining to the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed el-Hasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903-993). Ebu Davud esSicistani’nin talebesiydi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Askerî bir durum almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Askerin sıfat ve vazifesi: Bugün askerlik bir cesaretten ibaret olmayıp Adetâ bir fendir. Türkler, askerlik için yaratılmış gibi bu mesleğe pek elverişlidirler. 2. Askerlere mensup: Askerlik dairesi, askerlik şubesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruitment. recruiting. military service. service. soldiering. draft. enlistment. soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. service. soldiership. military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service. soldiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National service. profession of arms. soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command office. recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call-up of recruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AŞUB-GEH (i. F.). Karışıklık yeri, kargaşalık mahalli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشگاه] ateşkede, ateşperest tapınağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAR-GEH (i. F. bâr = Ruhsat, gâh, geh = Yer, mahal). Ruhsatla girilecek mahal, girmek için izin istenilen yer. Osm. Atebe, südde, dergâh. Bârgâh-ı pâdişahî. mec. Bârgâh-ı Kibriya = Tanrı’nın huzuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارگاه] yüksek huzur, padişah huzuru. 2.otağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازارگاه] pazar yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kapıya çıkma. 2. (tarih) Acemî ocağında ve ocak dışındaki türlü hizmetlere verilmiş olan acemilerin, yeniçeri ocağına kayıt ve kabulleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدنگاه] kötü gözlü, kötü bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve BENDER-GEH (i.). Ticaret limanı, iskele, (-gâh ve -geh ilâvesi fazladır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندرگاه] rıhtım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve BEZM-GEH (i. F.) (bezm = meclis, gâh =: yer). Sohbet ve içki için toplanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزمگاه] eğlence yeri, eğlence meclisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, uygunsuz vakitte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, uygunsuz vakitte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Esvab veya çamaşır yeri veya odası, soyunup giyinecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CAN-KAH (1. F.). 1. Can azaltıcı, ruh eksiltici. 2. Can evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinin 1 numaralı basit makamı ve bu musiki sisteminin ana dizisi ki, aynı adı taşıyan perdede (do perdesi) kalır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگاه] Türk musikîsinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جایگاه] yer. 2.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çekişme yeri. mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iF. A. cemiyet = toplanma, F. gâh = mekân). Toplanma yeri, toplanılan yer, cemiyet yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇERAGE (i. F.) Otlak yeri, mer’alık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراگاه] otlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cevelân = dolaşma. F. gâh = yer, mahal). Dolaşılan yer, gidip gelinen mahal: Oraları avcıların cevelângâhıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جولانگاه] gezinti yeri, mesire yeri. 2.dolaşım yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Leşle dolu olan yer, mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğerin bulunduğu yer. mec. Gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CİLVE-GEH (i. F. A. cilve, F. gâh, geh = mahal). Görünüş, tecelli ve zuhûr mahalli: Eltâf-ı sübhlniyyenin cilve-gâhı = Tanrı’nın lûtuflarının göründüğü yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه گاه] görünme yeri. cilvegâh olmak yatak teşkil etmek, yurt olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çoğa).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâlet yeri, mahkeme divânı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دادگاه] mahkeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuzak kurulan yer. (bk.) DAm-geh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامگاه] tuzak kurulmuş yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DANİŞGEH) (i. F). Bilgi yeri, mektep; üniversite.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشگاه] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DERGEH (I. F.) (der = kapı, gâh = yer, makam). 1. Kapı mahalli, eşik, kapı önü, der-bâr. Büyüklerin kapıları: Dergâh-All kepi çuhadarları. 2. Tekye, hânkah: Nakşî dergâhı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درگاه] dergah. 2.saray. 3.tekke. 4.tapı, huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tezgâh, dokuma Aleti, atölye. 2. Zenginlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگاه] tezgah. 2.atölye. 3.halı dokuma tezgahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = kalb, Agâh = Arif, bilen). Kalbi açık, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baca, duman yeri, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde aynı adı taşıyan perdede duran bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. F.). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin ikinci aralığına yazılan lâ notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fânilik yeri, dünyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one of the five watches or periods of the day ; also 'place' or 'area'. And.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گاه] kâh. 2.yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de bazen: kâhî). Bazı defa, bazen, ara sıra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهی] kimi zaman, bazen, arasıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazen, bazı kere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهواره] beşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kaçacak ve sığınacak yer. 2. Kasidede konuya giriş beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçilen, geçilecek yer, yol, Ar. me’mer: Anadolu ana demiryolunun güzergâhını tayin etmek, ordunun güzergâhı üzerinde bulunan yerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxiway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گذرگاه] geçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyku yeri, yatak ve yatak odası. .

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوابگاه] yatak odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Gelin odası, (hacle kelimesinde zaten yer adı bulunduğundan, tekrar gâh yer eki getirerek haclegâh şeklinde kullanmak doğru olmamakla beraber yine de kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حجله گاه] gerdek odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خفاگاه] gizlenilecek yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Gizli görüşülecek yer, halvet yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خلوتگاه] başbaşa kalınacak yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cenk meydanı, muharebe yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük çadır, otağ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرگاه] otağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرمنگاه] harman yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çadırlar kurulmuş yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه گاه] çadır kurulan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde az kullanılmış bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). O anda, derhal, der-akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F ). Her vakit, daima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Şen ve gönül açan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ibâdet = tapınma, Fars. gâh = yer). İbâdet yeri, mâbed, ibâdethane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبادتگاه] ibadet yeri, mabet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İKAMET-GEH (i. F.). Oturulan yer, mesken: Yazlık ikametgâhı güzel bir yalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abode. domicile. dwelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اقامتگاه] oturma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [التجاگاه] sığınak, sığınma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انزواگاه] köşeye çekilme yeri, inziva yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Dayanacak, güvenecek yer, arka Ar. zahîr: Benim istinad-gâhım ancak Cenâb-ı Hak’tır

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استنادگاه] dayanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir perde. Portenin altındaki birinci ek çizgi üzerine yazılan do notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kabûl yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalb = yürek, Fars, gâh = yer). Ordunun ortası, sağ ve sol kanat arasındaki merkez birliklerinin durduğu yer: Eski harp düzeninde de kumandan ve en yakınları kalb-gâhta bulunurdu; düşmanın kalb-gâhına hücum etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, Agâh = bilen). I; bilir, Osm. vâkıf-ı umOr, müteyakkız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iş bilir adamın hâli, vukuf, malûmat, haberdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, gâh = yer). İş yeri, fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Durak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encampment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کارگاه] işlik, iş yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( KAADİ-İ ASKER’den) (i.). 1. Osmanlı devrinde orduy-ı hümâyûn kadısı. 2. Osmanlı ilmî teşkilâtında vezîr ve müşîr’e (mareşal) eşit en yüksek dinî kazâİ-ilmî pâye. 3. Bu pâyeyi taşımakla beraber, bilfiil Avrupa ve Asya Osmanlı kadılarının başında bulunan yüksek iki görevli: Rumeli ve Anadolu kazaskerleri. Rumeli kazaskeri, daha kıdemli olur ve ekseriya meşihat pâyesi ile (ki sadâret pâyesine eşitti) şeyhülislâm olurdu. Kazasker lokması = Bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazasker pâye veya görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri bakışlı, şehlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemer yeri, kemer bağlanan yer, bel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pusu yeri, pusu kurulan gizli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kıble, Fars. gâh = yer). Kıble yeri, kıble tarafı: Kıble-gâh-İ eşref-İ şîrin-zebandır kaşların.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordugâh.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maskeli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (radyo) elekromanyetik dalganın saniyede bir milyon devirlik frekans birimi, megasikl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عسکریه] askerî okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منزلگاه] konak yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) deli, çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مزارگاه] mezar yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asker» den irp.). Ordugâh, savaşta ordunun barınak olarak seçtiği yer; karargâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناگاه] ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GAH) (i. F ). 1. Vakitsiz, münasip vakitte olmayan. 2. Ansız, ansızın. Agâh ve nâgâh = Vakitli vakitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Namaz kılmaya mahsus meydan ki, kıble cihetinde mihrap yerine bir dikili taşı olur. 2. Ustü açık mescit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمازگاه] namazlık, üstü açık mesçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ نظرگاه] bakış yeri. 2.bakılan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Neşe yeri, keyif yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ölüye ağlanacak yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نگاه] bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bakış, bakma. 2.Göz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakış, bakma, nazar. Atf-ı nigâh etmek = Nazar atmak, şöyle bir bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigeh-bân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigeh-dâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hedef yeri. 2. Ateşli silâhların nişan almaya mahsus yeri: Bu tüfeğin nişangâhı pek doğru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشانگاه] nişan tahtası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, toplanma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ordunun kurulduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encampement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Derece, rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sığınacak yer, Ar. melce, müttekâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناهگاه] sığınacak yer, sığınak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستش] mabet, tapınak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. piş = ön, gâh = yer). Huzur. Pîş-gâh-ı Alîlerine = Yüksek huzurlarına (eskiden zarf üzerine yazılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيشگاه] ön. 2.huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gözetip beklemeye mahsus yer. 2. Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Savaş meydanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAM-GEH) (i. F., şâm = akşam, gâh geh = vakit). Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شامگاه] akşam vakti, akşamüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. sayd = ay, Fars. gâh = yer). Av avlanan yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صيدگاه] avlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, gâh = yer.) Gölgelik yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبانگاه] geceleyin, gece vakti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. secde, Fars. gâh = yer). Secde yeri, secdeye varılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سجده گاه] secde edilen yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde orta sekizlide koma bemollü si perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. seher = sabah, Fars. gâh, geh = vakit). Sabah vakti, sabah vaktinde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرگاه] seher vakti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). t. Asker ve ordu kumandanı, Ar. kaaid. 2. Harbiye nâzırı, millî savunma bakanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seraskerlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ سرعسکر] başkomutan. 2.savunma bakanı, harbiye nazırı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ سرعسکری] başkomutanlık. 2.savunma bakanlığı, harbiye nazırlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serasker makamı, unvan ve sıfatı: Filân paşa iki kere seraskerlik etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seyir ve temâşâ yeri, mesire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سيرانگاه] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Av yeri, avlanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکارگاه] avlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صبحگاه] sabah vakti, sabahleyin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dinlenme yeri, mezar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yaşama yeri, geçinme yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hükümet merkezi, taht şehri («pâyitaht» çok daha fazla kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Taht yeri, tahtın kurulduğu yer. 2. Bir hükümdarın oturduğu şehir, taht şehri, Fars. pây-i taht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تختگاه] başkent.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Askerlikte talim yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طربگاه] neşelenme yeri, eğlence yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجليگاه] görünme yeri, zuhur yeri, ortaya çıkış yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تفرجگاه] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dayanacak yer, Fars. istinad-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gezinti, eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشاگاه] seyir yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Fars. «dest-gâh» dan; dest = el, gâh = yer). 1. Dokumacıların bez vesaire dokudukları Alet. 2. Dükkânlarda satıcının önündeki uzun masa. 3. Kahveci ve meyhaneci gibi esnafın büyük masaları, büfe. 4. Karada yapılan gemilerin oturtulmasına mahsus keresteden tertibat: Alman tezgâhlarına sipariş olunan gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bench. collusion. conspiracy. counter. cradle. stall. stand. workbench. loom. shipbuilding yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladentisch. theke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Over The Counter Markets)

Organize bir borsa dışında yapılan işlemleri kapsayan gevşek ve gayriresmi nitelikteki borsa dışı piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir tezgâhta çalışan. 2. Ağaçtan tezgâh, kuyu çıkrığı, dolap vesaire gibi şeyler yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunacak bez vesaireyi tezgâha koymak. 2. mec. Hazırlamak, hazırlığa girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazino ve meyhane vesairede tezgâhı idare eden usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk. salesclerk. one who serves at a counter. salesman. shop assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ticaret, Fars. gâh = yer). Ticaret yeri, ticaret yapmaya elverişli yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü ve çevreli lider, han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired gun. mercenary troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ümid, gâh: yer). Ümit yeri, oradan bir şey umulan yer ve makam: Umîd-gâhım sizsiniz («sizdedir» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Çekilip oturulan yer, inziva yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عزلتگاه] inziva yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقفه گاه] durulacak yer, durak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde yegâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk müziğinin en eski makamlarından bir terkib.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), T Ürk musikisinde pest sekizlideki re notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ziyâret = ziyaret, Fars. gâh = makam). Ziyaret yeri, türbe, mâbet vesaire: İstanbul’da pek çok ziyaretgâh vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زیارتگاه] ziyaret yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by