Aslan ne demek? | Aslan anlamı nedir? | Aslan

Aslan anlamı nedir?

Aslan ne demek?

Aslan anlamı nedir?

Aslan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aslan

Türkçe Sözlük

(bk.) Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion. brave man. king of beasts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion. braveman. big cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion's share. lion share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leonine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Kurtagzı, Tavşandudağı, Anthirinum, Linaire, Muflier): Türlü renklerde yetişen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(Yabani acimarul, Karahindiba, Taraxacum officinalis, Dent de lion, Dandelion): Bileşikgiller familyasından, yol kenarlarında, çayır ve hendeklerde yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri sarıdır. Taze yaprakları salata olarak yenilebilir. Kökünde, Teraxacin, Levulin, Inulin ve şeker vardır. Yaprakları ilkbahar, kökleri ise sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Gögsü yumuşatır, öksürüğü keser. Balgamlı ishalleri keser. Karaciger şişkinliğini indirir. Böbrek ve safra taşlarını düşürür. Sarılıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır. Taze filizleri kırıldığı zaman akan sütü de dişleri temizler. Ögütülen kökü, kahveye de katılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's mantle. carbuncle. sore of anthrax şirpençe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alchemila vulgaris): Gülgillerden; çayırlarda, ormanlarda yetişen ve türlü çeşitleri olan bir yabani bitkidir. 5-7 parçalı olan yaprakları büyüktür. Kökü geniştir. Çiçekleri; ufak yıldız şeklinde olup, yeşilimtıraktır. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Ateş düşürür. Vücuda kuvvet verir. Yarımbaş ağrılarını keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (edat). (z). eğri olan, yan, meyilli ; edat üzerinden meyilli olarak; (z). meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlangıç, açma, Ar. mebde. 2. Mukaddime, dîbâce, önsöz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commencing. starting. beginning. early. elementary. opening. preliminary. beginning. incunabula. start. commencement. origin. big bang. departure. approach. cradle. dawn. doorway. exordium. first. go-off. inception. incipience. incipiency. infancy. i.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. beginning. birth. commencement. elements. genesis. germ. inception. infancy. initiative. introduction. origin. outset. preliminary. prelude. start. threshold. preface. foreword. elementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initial. origin. beginning. start. birth. commencing. conception. debut. elementary. genesis. germ. inception. infancy. introduction. opening. outset. preamble. prelude. prolegomenon. prologue. push off. seed. spring. starting. startup. threshold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Initial Margin)

Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyonalan yatırımcının pozisyon açarken yatırması gereken teminattır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Başlangıçla işe girişmek: Buradan başlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be begun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Başlıyarak, başlanma. 2. Baş bağlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başlanmak: Bu işe başlandı. Yarın derse başlanacaktır. Baş peydâ etmek, baş bağlamak, yuvarlanmak, yuvarlak olmak: Lahana başlanmaya başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be begun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aslan gibi, güçlü kuvvetli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Temelleşmek, teessüs etmek. 2. Sağlamlaşmak, 3..Tahakkuk etmek, gerçekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaynar suya daldırılmak veya üstüne kaynar su dökülerek pişmek: Çay haşlandı. 2. Üstüne kaynar su dökülerek yanmak: Ateşteki ibrik devrilmiş baldırları haşlanmış. 3. Büyük zarar ve ziyana uğramak: Kumarda haşlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. to be boiled. to boil. to be scalded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled. to be scolded. boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektifin açılmasıyla ilk resmin bir saniyeden kısa bir süre içinde çekilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kılıçalp). İlk Selçuklu Sultanı Süleyman Şah’ın oğlu. Daha sonra O da Selçuklu hanedanının başına geçti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kınık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be compared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Her insan vücudu zaman geçtikçe yaşlanır. İnsan ömrü her kişiye göre farklı olmakla birlikte günümüzde ortalama 75 yıla ulaşmıştır.

Bilimciler insanların 150 yıla kadar yaşayabileceklerine inanıyorlar. Bugüne kadar kayda geçen en uzun insan ömrü, Japon Shigechiyo Izumi’ye aittir. Bu kişi 120 yıl 237 gün yaşamıştır.

İnsanların büyümesi, yaşlanmaları ve ölmeleri üzerine çeşitli teoriler var. Bir teoriye göre, Ömrümüz süresince biyolojik aktivitemizde ortaya çıkan bazı kimyasal reaksiyonlar, gün geçtikçe başta böbrek ve kalp olmak üzere sağlıklı hücrelerimize zarar vermektedir.

Bir başka teoriye göre ise, genetik programlamamızla ömrümüz önceden belirlenmiştir. Program, hücrelerimiz üzerinden yaşlanmamızı kontrol ediyor, yeterli sayıda hücre öldükten sonra organlar gereken düzeyde çalışmıyor ve insan ölüyor. Ancak ilk çağlarda insan ömrü ortalama 30-40 yıl iken günümüzde 75 yıla ulaşması, bu savı çürütmektedir.

Bu amaçla bilimciler, meyve sineklerinin genleri ile oynayarak daha uzun Ömürlü sinekler yaratmayı başarmışlardır. Bu uzun ömürlü sineklerin diğerlerinden farkları oksitlenmeyi önleyen enzim nedeniyle, savunma sistemlerinin daha güçlü olması ve yağ depolama kabiliyetleri bakımından açlığa dayanıklı olmalarıdır.

Meyve sineği üzerinde yapılan araştırmalar, insan ömrü konusunda ciddi bir ipucu verememiştir, ancak genetik bakımdan insanlara daha yakın olan fareler üzerinde yapılan çalışmaların daha gerçekçi bilgiler verebileceği sanılmaktadır.

Bir başka saptama da, metabolizması yüksek, yani oksijeni çok hızlı yakan canlıların, yavaş yakanlara göre daha az yaşadıklarıdır. Örneğin, farelerin metabolizmik hızları insandan daha yüksektir, ama nadiren 3 yıldan fazla yaşarlar.

Son zamanlarda adlarından sıklıkla söz edilen E ve C vitaminlerinin de, antioksidan grubunda yer alarak, yaşlanmayı çok az da olsa geciktirdikleri gözlemlenmektedir.

İnsan vücudunda, hücrelerin bölünerek, yeni hücre oluşturabilmelerinin de sayısı sınırlıdır. Sonuna kadar bölünebilen tek hücre kanser hücresidir. Dolayısıyla aslında kanserin sırrının çözülmesi insanın yaşlanma olgusuna da ışık tutacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Her insan vücudu zaman geçtikçe yaşlanır. İnsan ömrü her kişiye göre farklı olmakla birlikte günümüzde ortalama 75 yıla ulaşmıştır.

Bilimciler insanların 150 yıla kadar yaşayabileceklerine inanıyorlar. Bugüne kadar kayda geçen en uzun insan ömrü, Japon Shigechiyo Izumi’ye aittir. Bu kişi 120 yıl 137 gün yaşamıştır. İnsanların büyümesi, yaşlanmaları ve ölmeleri üzerine çeşitli teoriler var. Bir teoriye göre, ömrümüz süresince biyolojik aktivitemizde ortaya çıkan bazı kimyasal reaksiyonlar, gün geçtikçe başta böbrek ve kalp olmak üzere sağlıklı hücrelerimize zarar vermektedir.

Bir başka teoriye göre ise, genetik programlamamızla ömrümüz önceden belirlenmiştir. Program, hücrelerimiz üzerinden yaşlanmamızı kontrol ediyor, yeterli sayıda hücre öldükten sonra organlar gereken düzeyde çalışmıyor ve insan ölüyor. Ancak ilk çağlarda insan ömrü ortalama 30-40 yıl iken günümüzde 75 yıla ulaşması, bu savı çürütmektedir.

Bu amaçla bilimciler, meyve sineklerinin genleri ile oynayarak daha uzun ömürlü sinekler yaratmayı başarmışlardır. Bu uzun ömürlü sineklerin diğerlerinden farkları oksitlenmeyi önleyen enzim nedeniyle, savunma sistemlerinin daha güçlü olması ve yağ depolama kabiliyetleri bakımından açlığa dayanıklı olmalarıdır.

Meyve sineği üzerinde yapılan araştırmalar, insan ömrü konusunda ciddi bir ipucu verememiştir, ancak genetik bakımdan insanlara daha yakın olan fareler üzerinde yapılan çalışmaların daha gerçekçi bilgiler verebileceği sanılmaktadır.

Bir başka saptama da, metabolizması yüksek, yani oksijeni çok hızlı yakan canlıların, yavaş yakanlara göre daha az yaşadıklarıdır. Örneğin, farelerin metabolizmik hızları insandan daha yüksektir, ama nadiren üç yıldan fazla yaşarlar.

Son zamanlarda adlarından sıklıkla söz edilen E ve C vitaminlerinin de, antioksidan grubunda yer alarak, yaşlanmayı çok az da olsa geciktirdikleri gözlemlenmektedir.

İnsan vücudunda, hücrelerin bölünerek, yeni hücre oluşturabilmelerinin de sayısı sınırlıdır. Sonuna kadar bölünebilen tek hücre kanser hücresidir. Dolayısıyla aslında kanserin sırrının çözülmesi insanın yaşlanma olgusuna da ışık tutacaktır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aslan gibi güçlü, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation. rust. becoming rusty. rustiness. corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Paslı hâle gelmek. 2. mec. çalışmamak yüzünden melekeleri kaybetmek: Okumamaktan kafası paslanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. rust. to rust. to be coated. to corrode. to be rusty. to be out of practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rust. to tarnish. to corrode. to become coated with a white film. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. rustless. non-corroding. noncorroding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. noncorrosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. tarnishproof. rustless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. rustless. non-corroding. noncorroding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. stainless. noncorrosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustproof. tarnishproof. rustless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan bir zayıf nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzeme ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olamaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtırak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da bu elektro-kimyasal reaksiyonun hızını arttırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan zayıf bir nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzemem ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince bir tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemrn değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olmaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtrak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da elektro-kimyasal reaksiyonun hızını artırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stoned. to be stoned to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be alarmed. get flurried. ferment. flap. fluster. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. ferment. to get flurried. get anxious. to be in a flap. to get into a flap. to flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunçaslan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lean. recline. repose. repose on. rest. rest against. sit back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burrow. lean. recline. repose. to lean against. to rely on. to lean against. to support oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean against. to prop oneself against sth. to lean on or against another. to rest. to tilt. to heel. to recline. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. get old. grow old. be getting on in years. fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. to grow old. to tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow old. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by