Asr ne demek? | Asr anlamı nedir? | Asr

Asr anlamı nedir?

Asr ne demek?

Asr anlamı nedir?

Asr | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asr

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıkma, suyunu almak için bir meyve vesairenin ezilip sıkılması, tâsir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصر] yüzyıl. 2.ikindi vakti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشره] on.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zamanın yeniliklerine uyan, çağa uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. up-to-date. contemporary çağcıl. çağdaş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. up to date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصری] modern.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zamana uygun, çağdaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Asrî hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asrîce davranış veya asrî olma hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lal yakut, açık pembe yakut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Irak’-ın güneyinde Şattül-arab üzerinde meşhur bir şehir ki vaktiyle Küfe mektebine karşı olan bir Arap edebî mektebinin merkeziydi. Basra zamkı = Bir cins zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). heyketıraşçılıkta yarım kabartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A), (c. Basriyyûn). Basra ahalisinden veya Arap edebiyatında KÜfîyûn’a karşı bir meslek ittihaz eden Basra ulemâsından adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan’ı Basri’ye izafeten kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Basri).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. leading role.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leading role. principal part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıkıştırma, sınırlı bir yerin içine alma, baskı: Düşman askerini filân yere hasrettiler. 2. Sınırlama ve belirtme, umumilikten çıkarıp bir kısım veya miktara çevirme, ayırma: O adam iyiliğini kendi yakınlarına hasrediyor. 3. Yalnız bir şeye sarf etme ve kullanma: Bu işe hasr-ı efkâr, hasr-ı mesâİ, hasr-ı evkat etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de telâffuzu: HâŞİR) (i. A.). T. Toplama, bir yerde biriktirme. 2. Kıyamet gününde ölülerin diriltilerek, yaptıkları iyi ve kötü işlerine bakılmak için bir yere gelmeleri: Şehitler ile haşrolmak. 3. Ölülerin haşrolunacağı zaman, kıyamet: Haşre dek = Kıyamete kadar. Rûz-ı haşr = Kıyamet günü. Haşr ü neşr = Mahşer günü ölülerin toplanıp dağılmaları, mec. Onlarla haşr ü neşr olsun = Ne yaparsa yapsın. Haşr-ender-haşr = Mahşer gibi kalabalığı ifade eden eskimiş bir tâbirdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصر] tahsis etme, ayırma, vakfetme, adama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حشر] kıyamet, haşır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ele geçemeyen veya elden kaçırılan bir nimete üzülerek yanma ve iç çekme: Hasret çekmek: Mahrum olup teessüf etmek. 2. Göreceği gelmek: Arzu, iştiyak: Çocuklarının hasretini çekiyor: Hasret-i yâr ile dil-hûn oldu. (Türkçe): Sıfat gibi de kullanılıp hasret olmak ve hasret kalmak denilir: Bu sene üzüme hasret kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick. sighed-for. longing. yearning. craving. hankering. nostalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. nostalgia. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. yearning. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسرت] özlem. hasret çekmek, özlem duymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. 2.İç çekme, inleme, üzüntü, iç sıkıntısı, keder, zahmet, eseflenme, özleyiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. hasret, Fars. keşiden = çekmek). Hasret çeken, erişemediği veya elden kaçırdığı bir nimet için teessüf eden, Ar. müştak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. edebiyat). Ayrılık vesilesiyle yazılan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hasret, Fars. zeden = vurmak) (c. hasret-zedegân). Mahrumiyet veya iştiyak düşkünü, hasrete düşmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. R. F. c.) (m. hasret-zede). Hasrete uğramışlar, hasrete düşmüşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسرت کش] hasret çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasreti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separation. homesickness. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Ayırmak, vermek, bağlamak, (bk.) Hasr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to confine. to appropriate. to devote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appropriate. to devote. to consecrate. to set aside for. confine. given over to. restrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

adamak, ayırmak, tahsis etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir asır ve zamanda yaşayan veya yaşamış olan, çağdaş, Ar. muâsır: Hem-asrı olan şairlerin biyografilerini yazmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم عصر] çağdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kısma, budama, kısaltma, kısa kesme: Kasr-ı eşcâr = Ağaç budama. 2. Kesme, kısaltma, sınırlama, azaltma: Yolu kasretmek. 3. Eksik, eksiklik: Gayretini kasretti. 4. Cümlenin lüzumundan fazla kısaltılması: Cümlenin bu derecede kasrı anlaşılmayı zorlaştırıyor. 5. (Aruzda) tef’ilenin son harfinin çıkarılması, meselâ fâilâtün’den fâilât kalması, (tıp) Kasîr-ül-basar = Uzaktan görememek göz hastalığı, Fars. kûtehbînî, Fr. myopie. (hukuk) Kasr-ı yed = Feragat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kusûr) (halk dilinde: kasır). Saray, küçük saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصر] kasır, köşk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «şürb» den ia). Su içmeye mahsus kap ki, başlıca teneke veya bakırdan ve kulplu olur: Maşraba ile su içiyor, bir maşraba su. (bk.) Mişrâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tarf»tan) (c. masârlf). Cepten çıkan veya alış verişe karşı verilen para, harç: Büyük şehirlerde çok masraf olur, o evin matrafı çoktur, bu kadar matârife dayanamıyacağız. Masraf görmek = Masrafların hesabını görmek. Matraf ntzırı = Eskiden teratkerlik defterdarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. cost. outlay. disbursement. outgo. drain on the purse. charge. damage. drain. expenditure. payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost. drain. expenditure. expense. outgoings. outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. expense (s. charge. damage. diminishing returns. disbursements. expense. intermedia comparisons. outgo. outgoings. outlay. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصرف] harcama, gider.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Pahalıya çıkan, matrafa bağlı olan: Matraflı bir teyahet oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. uneconomic. costly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. costly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Maşraba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. tankard. metal drinking cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. dipper. pitcher. tankard. a jug-shaped cup. beaker. goblet. water jug. pot. pannikin. muf. stoup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şark» tan im.) (c. maşârık). Güneşin doğduğu yer veya taraf, gün doğusu, doğu. Doğu Arap ülkeleri: Bingazi, Mısır, Arabistan, Suriye, Irak vs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشرق] doğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. maşrikıyye). Doğuya ait, şarkî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sar’» dan imef.) (mü. matra). Sar’eya tutulmuş, tar’alı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصروع] saralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tarf» tan imef.) (mü. masrûfe). 1. Sarfolunmuş, harcanılmış, bozulmuş: Mebâllğ-I masrûfenin hesabını vermek. 2. Sarf olunan, kullanılan, dökülüp saçılan: Himmetinizin masrûf buyrulması. 3. Diğer tarafa çevrilmiş, çıkarılıp atılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصروف] harcanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

harcanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yardım, imdat. 2. Zafer, fetih.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardım. - Üstünlük (zafer). - Kur’an-ı Kerim’in 110.suresi. Nasrullah: Allah’ın yardımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. (mü. Nasrâniyye) (c. Nasarâ) (Hazret-i Isâ’nın doğduğu NAsıra şehrinden). Hıristiyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصرانی] Hıristiyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nasrîyye). Fetih ve zafere ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Dine yardımı dokunan. - Dilimizde “Nasreddin” şeklinde kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nusreti, yardımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Allah’ın yardımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin dış tarafı, hariç (bu mânâ ile «dış» ve «dışarı» daha çok kullanılır). 2. Başşehrin dışında kalan yerler, bilhassa İstanbul dışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. provincial. backwoods. bush-league. freshwater. backwoods. country. boondocks. the provinces. back country. jerkwater. jerkwater town. upcountry. upstate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. the provinces. the country. the outside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the provinces. the parts of a country outside the big cities. country. sticks. / n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşrada doğan veya yaşayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provincial. upcountry. provincial. countryman. backwoodsman. rustic. hick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provincal. person from the provinces. countryman. country people. provincial. upstater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASRİF) (i. A. «sarf» dan masdar) (c. tesârîf, tasrîfât). 1. Keyfe göre idare. 2. (edebiyat) Fiil çekimi

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریف] fiil çekimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

fiil çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarh»den masdar) (c. tasrîhât). Açık surette ifade etme, sarahat verme, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explaining sth very clearly. making sth perfectly clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریح] açıkça belirtme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıkça belirtmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریحا] açıkça bildirerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحسرتا] eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by