Associated Press ne demek? | Associated Press anlamı nedir? | Associated Press

Associated Press anlamı nedir?

Associated Press ne demek?

Associated Press anlamı nedir?

Associated Press | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: associated press

İngilizce - Türkçe Sözlük

Assosiated Press haber ajansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Assosiated Press haber ajansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kompres; pamuk v.b balyalarını sıkıştıran makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, basmak, tazyik etmek. compressed air sıkıştırılmış hava. compressible (s). sıkıştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıkıştırma, tazyik, kompresyon; kısaltma, ufaltma. compression stroke (oto). sıkıştıran vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tazyik edici, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompresör, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). selvi, selvi ağacı. (bot). Cupressus sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yeraltı işçisini hava basıncından kurtarmak. decompression chamber uçuşa hazırlık için normal basıncı azaltan kapalı hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzmek, kasvet vermek, canını sıkmak, moralini bozmak; kuvvetten düşürmek, zayıflatmak; k.dili kolunu kanadını kırmak; değerini veya miktarını azaltmak; mevki veya rütbesini indirmek; bastırmak; meyus etmek. depressible (s). şevki kırılır, bastırılab

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). faaliyeti azaltan, müsekkin, yatıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). basılmış, bastırılmış, indirilmiş; canı sıkılmış, kederli, üzüntülü; miktarı azaltılmış, değeri düşürülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasvet, keder, hüzun, can sıkıntısı; piyasada durgunluk, buhran, buhran devresi; (tıb). düşkünlük, dermansızlık; alçak basınç alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasvet verici, kasvetli; durgunluk sebebi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıkan şey veya kimse; indiren şey; (anat). aşağı çeken (kas). tongue depressor (tıb). dili aşağıda tutan pens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. samimiyet, yakınlık gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). Bir şeyler anlatır gibi çalınması gereken parçaların başına yazılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (it.), (müz.) dokunaklı, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espresso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong black coffee brewed by forcing hot water under pressure through finely ground coffee beans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This thick, strong coffee is made from French or Italian roast - beans with a shiny, dark oily surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Served in very small cups, this is a dark, strong coffee made by forcing steam through finely ground, Italian-roast coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The finest quality, dark roast coffee, producing a strong, flavor-filled, traditional espresso coffee Made by introducing very hot steamy water very quickly to a special grind that produces a rich product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coffee made by forcing steam through coffee grounds rather than the traditional boiling water method The word is often misspelled as expresso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Darkest of the dark roasts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick, strong coffee, usually served in a tiny cup, often used as a base for coffee drinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very dark roast Also a drink made with finely ground espresso beans, about 11/2 tablespoons of ground coffee to 1 to 11/2 ounces steam forced through the grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A one-ounce espresso is produced using seven freshly drawn grams of finely ground Italian Espresso blend, forced under steam pressure which extracts the essence of the Arabic coffee bean A one-ounce espresso has only half the caffeine of an 8 oz cup of dr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a very thick, strong coffee , espresso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Italyan usulü kahve, espreso kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek; ifade etmek, beyan etmek, anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak, belli etmek; sıkıp çıkarmak, sıkıp içini boşaltmak. express oneself maksadını anlatmak, meramını ifade etmek. express in other terms başka sözlerle anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i)., (f). açık, belli, sarih;kesin, katî; özel, hususi, mahsus; tam, tıpkı; gayesine uygun; sürat sağlayan; (z). sürat postası ile, ekspresle; (i). nakliye şirketi, ambar; sürat postası, ekspres; (f). ambarla göndermek. express company nakliy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ExpressCard™ teknolojisi PCMCIA tarafından sunulan yeni bir standardın adıdır. ExpressCard standardı masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcılarına daha ince, daha hızlı ve daha hafif modüler genişleme olanağı sunar. Tüketiciler bellek, kablolu veya kablosuz iletişim kartları ve güvenlik kartları gibi donanım seçenekleri ekleyebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade, deyim, ibare,söz, tabir; eda, yüzdeki ifade veya anlam;sıkıp içini boşaltma; (mat). ifade, ifade işareti. expressionism (i)., (güz san). ekspresyonizm. expressionless (s). ifadesiz, anlamsız, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamlı, manalı, dokunaklı, tesir edici, etkileyici; canlı. expressively (z). anlamlı olarak, tesir edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kesinlikle, katiyetle;belirli olarak, açıkça, sarahatle; özellikle, bilhassa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakliyat şirketi memuru; nakliyat arabacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspres yol, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ısıyla işleyen cilalama makinası; f. bu makina ile cilâlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. zorla askere almak, zorla bahriye tayfası yapmak; istimlak etmek; i. zorla alma; istimlak impressment i. zorla alma; istimlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etkileme; damga, nişan, kalıp, eser, iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etkilemek, intiba bırakmak, yer etmek, derin tesir blrakmak, aklına sokmak; damga basmak. impressible s etkilenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tesir, etki; izlenim, intiba; zan; basma; tabetme; damga; baskı, basım; nüsha; bası. first impression ilk intiba .I Was under the impression that zannediyordum ki, bana öyle geliyordu ki impressionable s. aşrı duygun, hassas; kolayca etkilenilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izlenimcilik, empresyonizm impressionist i. izlenimci, empresyonist impressionis'tic s. izlenimciliğe dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyguları etkileyen, etkili, tesirli, müessir impressively z. tesir edici bir şekilde, şaşırtıcı derecede. impressiveness i. tesir kuvveti; etkili oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıştırılamaz, basınçla oylumu. kuçültülemez. incompressibil'ity i. sıkışmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif olunamaz, anlatılamaz, ifade edilemez. inexpressibly z. tarif edilemez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatımsız, ifade etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırılamaz, önlenemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) söndürülemez, bastırılamaz, baskıya gelmez; zaptolunamaz; önüne geçilemez. irrepressibly (z.) söndürülemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tipo baskısı; linotip; bir kitabın yazılı kısmı (resimler hariç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak basınçlı; meteor. normalden aşağı basıncı belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkmak, sıkıştırmak, baskı yapmak: zulmetmek, canını yakmak; yormak, canını sıkmak, üzerine yüklenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm, baskı, ceza, cefa; zulmetme; zulüm ve cefa görme; sıkıntı, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ezici, zulmedici; sıkıcı, bunaltıcı. oppressively z. zulmederek; bunaltıcı bir şekilde. oppressiveness i. sıkıcılık; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. zorla hizmete almak; bahriye hizmetine zorlamak; i. askerliğe, özellikle bahriyeye zorla alma. press gang bahriyeye zorla asker toplama bölüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basın, basılmış şeyler ve özellikle gazeteler; basın mensupları; gazete yazısı; matbaa makinası; matbaa, basımevi; baskı tezgâhı; pres, cendere, mengene; sıkıştırma; kalabalık, yığışma; sıkışma, acele, baskı, iş çokluğu; baskı sanatı; elbise dolab

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basmak; sıkmak, sıkıştırmak; sıkıp suyunu veya yağını almak, özsuyunu almak; sıkıştırmak, baskı yapmak, zorlamak, üstüne düşmek, ısrar etmek; sıkıca sarılmak; zorlamak; hızlı sürmek, çok koşturmak; ütülemek; kitle halinde ilerlemek. press forward

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. press; s. sıkışmış; bastırılmış. pressed brick fırına sürülmeden önce kalıba konulmuş tuğla. be pressed for time vakti olmamak, acele işi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dikiş makinasında ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acele, evgin; sıkı. pressingly z. sıkıştırarak, acele ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basımcı; İng. gazeteci, muhabir; ütücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde kitabın hangi rafa ait olduğunu belirtmek üzere kitap içine konulan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basım odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı, tazyik, basınç; hücum; basınç kuvveti. pressure cabin hav. tazyikli kabin. pressure cooker düdüklü tencere. pressure gauge basıölçer, manometre. pressure group hükümete tesir etmeye çalışan nüfuzlu grup; kendi çıkan için meclise veya umuma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tazyik altında tutmak; hav. yüksek uçuşlarda uçağın içindeki havayı yeterli basınçta tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa işi, basım işi; basılmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. baskı altında tutmak, bastırmak; uzaklaştırmak, menetmek; tutmak. repressible s. bastırılır, menolunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı altında tutma, bastırma, hapsetme, tutma, baskı; üzücü ve bastırılmış anı ve isteklerin bilinçdışına itilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırıcı, engelleyici; sıkıcı. repressively z. engelleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baskı durduğu sırada gazeteye eklenen; zamana uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bastırmak, sindirmek; önlemek, menetmek; zapt etmek; örtbas etmek, saklamak; gizli tutmak; durdurmak, kesmek. suppres'sion i. baskı; zapt etme, tutma; bastırma, sindirme. suppres'sive s. zapteden, tutan; bastıran, sindirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izah edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusunu ifade etmeyen; ifadesiz, manasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üzüm cenderesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by