Aşti ne demek? | Aşti anlamı nedir? | Aşti

Aşti anlamı nedir?

Aşti ne demek?

Aşti anlamı nedir?

Aşti | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: asti

Türkçe Sözlük

(i. F.). Barışıklık, sulh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. stultification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak. 2. Ehemmiyet ve vahametini arttırmak. 3. Güçleştirmek, daha zor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one foolish / stupid. to make one act like an idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field survey. area study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşli bir loğusalık hastalığı, loğusa humması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

searching. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiring. searching. researcher. investigator. explorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. investigator. explorer. inquiring. searching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a researcher. research.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araştırmak işi, taharri, tetebbu, tefehhus: Araştırma yapmak, araştırmalarda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. exploratory. explorative. inquisitional. inquisitorial. investigative. inquiries. research. exploration. search. study. review. inquiry. ascertainment. checkback. checkover. checkup. discourse. disquisition. investigation. probe. pursuit. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploration. inquiry. investigation. probe. research. scrutiny. search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. investigation. study. hunting. inquiries. inquiry. inquisition. paper. probe. quest. rummage. scrutiny. switching. thesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitive. investigative. researcher. explorer. investigator. surveyor. analyst. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research man. research worker. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teftiş ve taharri etmek. Ağır araştırmak = Dolayısiyle sorup söyletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search. investigate. research into. explore. seek. analyse. analyze. study. dig up. fish. cast about. cast around. check up. dig. drag up. dredge for. dredge up. ferret. ferret about. fish around. forage. go into. hunt after. hunt out. hunt up. inqui.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascertain. explore. hunt. inquire. investigate. probe. prospect. research. search. seek. sift. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to search thoroughly. to explore. to investigate. to research. to make a study. to do a research on. ascertain. costean. delve. ferret. fish. hunt. inquire. probe. quest. scout. seek. smell about. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. Astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su

Hazırlanışı : Su dolu cezveye; 2 kahve kaşığı nane konur. Kaynatılır. Her sabah, aç karnına bir çay bardağı (şekersiz) içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Esvap kolu, yen, gem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستين] yen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s), hareket halinde, harekette; (s). yataktan kalkmış, etrafta dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yüksek bir yere iliştirip sarkıtmak, tâlik ettirmek: Ben esvabımı çiviye astırmam. 2. Asmakla idam ettirmek, salb ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. accommodate. correlate. ensure harmony. associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. to harmonize. to reconcile. to accommodate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon tyre. baloon tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphose. transmogrify. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Et suyu veya kıyma ile pişmiş sebze: Bamya bastısı, kabak bastısı. Külbastı = Izgarada pişen et. 2. Bir şeyin üzerine basan: Kaşbastı = Üzerinden geçecek surette başa meyilli bağlanan sargı. Dalbastı — Ağırlığı ile ağacın dalını bastıracak surette iri kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a vegetable stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pestil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Paris'teki Bastil hapishanesi; k.h. hapishane olarak kullanılan herhangi bir kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde Balkanların bazı yerlerinde devlet arazisinden tapu ile ve mirasla geçen tarla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dayak, falaka; sopa, falaka değneği; f falakaya yatırmak; dayak atmak, dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcu; tabya; sağlamlaştlrılmış yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Baskı altına konmak, ezdirilmek: Asma yaprakları fıçı içine bastırılır. 2. Tabettirilmek: Bu kitap ilk defa olarak bastırılıyor. 3. Söndürmek: Yangın bastırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be printed. to be raided. to be suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Bastırmak işi. (bk.) bastırmak. 2. Pastırma, tuz ve çemenle bastırılıp iste veya güneşte kurutulmuş et: Kayseri bastırması. mec. Bastırmasını çıkarmak = Çok döğmek. Şimdi «pastırma» denmektedir, (bk.) Pastırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement. compression. depression. repression. stranglehold. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damping. pressing. pressure. suppresion. depression. weighing. restraining. banking. overtake. blanketing. extinquishing. extinction. outbalancing. squashing. overwhelming. quenching. damper. action. compression. attenuation. choking. inducing. tamping. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vasıtayla basmak, ezdirmek: Bu toprağı ayakla bastırmalı. 2. Vasıtayla basmak, tab’etmek, söndürmek: Yangını bastırdılar. 4. Galebe çalmak, geçmek, üstünlük göstermek, tefevvuk etmek: Hilekârlıkta arkadaşlarını bastırdı. 5. Örtbas etmek, saklamak: Onun kabahatlarını bastırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depress. push down. compress. weigh down. weigh. allay. alleviate. appease. assuage. bear against. beat down. bottle up. burke. choke. crucify. drown. extinguish. flow. gulp. gulp down. hold down. keep down. keep in. keep under. outtalk. overbear. po.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. contain. dampen. depress. jam. overtake. overwhelm. print. push. quash. quell. ram. relieve. repress. squash. squelch. stay. stifle. to have printed. to make sb print. to subdue. to repress. to stifle. to contain. to put sth down. to suppress. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth printed. to let sb stand on to force down. to come all at once. to damp. to press. to supress. to depress. to weight. to restrain. to choke. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to westernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Billûr haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to make plentiful. to provide liberally. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz ,konuşma). bombastically z. şişirilmiş bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzatmak, boylandırmak. 2. Boy boy ayırarak düzenlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaporization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaporize. evaporate. vapo u rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. blurring. contamination. implication. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contamination. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt. drag. embroil. entangle. imbrue. implicate. inweave. propagate. slush. smudge. splodge. splotch. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contaminate. implicate. involve. smear. smudge. transmit. to smear. to smudge. to blur. to infect. to spread. to transmit. to communicate. to involve. to embroil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear. to infect. to spread. bedaub. besmear. communicate. contaminate. defile. embroil. implicate. propagate. smirch. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süratlendirmek, çabukluk vermek. Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paylamak, kakımak, azarlamak; kınamak. castiga'tion (i). paylama, azarlama. castigator (i). paylayıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kastilya. castile soap zeytinyağı ve sodadan yapılmış bir çeşit sabun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). ispanya'da en geçerli olan şive, standart ispanyolca; Kastilya'da oturan kimse; (s). Kastilya halkı, şivesi veya kültürüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. casting

oyuncu kadrosu

Televizyon ve sinema dizi ve filmlerinde oynayan oyuncuların tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). döküm, kalıba dökme; atma, atış; toplama, hesap etme; rol taksimi; astar sıva. casting box dökum kalıbı. casting net serpme ağ. casting vote başkanın oyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çatallandırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumundan heykel yapımına ait; balmumundan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezalandırmak dövmek chastisement (i). döverek cezalandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iffet, ismet, saflık, temizlik. chastity belt bekâret kemeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Vücut organlarını alıştırıp kuvvetlendirmek için yapılan idman, beden terbiyesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılır, parçalanır; parçalardan teşekkül etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., argo uyuşturucu ilâç tesirinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha dar etmek: Yapılan binalar bahçeyi darlaştırdı 2. Darlık ve sıkıntıyı arttırmak: Ticaretteki durgunluk geçimim! bir kat daha darlaştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to constrict. to make sth narrow. to cut down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hassock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürülmek, devredilmek, çepeçevre gezdirilmek: Sofrada yemek dolaştırılıp herkes tabağına yemek alır. 2. Doğrudan doğruya götürülmeyip uzak uzak yollardan gezdirilmek: Şehri seyretsin diye dolaştırılarak götürüldü. 3. (söz) Münasebetini bulmak için bahisten bahse geçirilerek maksada götürülmek: Söz dolaştırılarak maksada gelindi. 4. Çevrilmek, sardırılmak: Ayağına bir ip dolaştırıldı. Ayağa, başa dolaştırılmak = Musallat edilmek, baş belâsı olarak verilmek: Bu iş de benim başıma dolaştırıldı; bir belâdır ayağıma dolaştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken for a walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürmek, devrettirmek, çepeçevre gezdirmek: Kendisine bütün bağları dolaştırdım; beni iki saat çarşıda dolaştırdı 2. Doğrudan doğruya götürmeyip sapa yollardan ve uzaklardan çevirerek götürmek: Yarım saatte gitmek mümkünken rehberimiz bizi iki saat dolaştırdı; bizi tâ nerelere kadar dolaştırdı. 3. (sözü) Maksada sevk için münasebet düşürmek: Sözünü dolaştıra dolaştıra maksadına geldi. 4. Çevirmek, sarmak: Ayağına bir ip dolaştırdı. 5. Etrafını çevirmek, sarmak, kuşatmak: Düşmanın bulunduğu tepeyi askerle dolaştırdı. Ayağa, başa dolaştırmak = Musallat etmek: Bu işi, bu belâyı başıma, ayağıma dolaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. entwine. float. ravel. snarl. tangle. to take for a walk. to walk. to show around. to entangle. to tangle. to entwine. to circulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb for a walk. to show sb around. to wind or tangle sth around sth else. to circulate. to lead around. to entangle. to twist. to tangle. to recirculate. to ravel. to complicate. entwine. foul. implicate. pass. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şiddetli, zora baş vuran; ağır ve kesin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den doğuya doğru hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elâstikî, esnek, eski şeklini alan, toplanıp çekilen; lâstikli; hoş görü sahibi, şartlara kolayca uyabilen; üzüntü, hastalık veya yorgunluktan sonra çabucak kendine gelen, kendini çabuk toparlayan, kolay kolay yılmayan; ekon. ihtiyaca göre artı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elâstikîyet, esneklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: 4lastique). Toplanıp çekilir, esner (elastikî, elastikiyet gibi gülünç tabirler kullanılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élastique

esnek

Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. flexible. supple. resilient. responsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. springy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. K elmas, tırâşîden = yontmak). T. Camın en makbulu ki, elmasla veya elmas gibi yontulmuş zannolunur. Billûr, kristal. 2. Bu halde olan billûrdan yapılmış: Elmastıraş bardak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) kabarcık hası1 eden; (i.) yakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ebedi, ölümsüz, daimi, sonsuz; sürekli, devamlı; fazla uzun süren, sıkıcı; dayanıklı; kuruyunca şekli verengi bozulmayan (çiçek veya bitki); i ebediyet, sonsuzluk; bot kuruduğu zaman rengini ve şeklini koruyan bir çeşit çiçek; birçeşit dayanık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garip, tuhaf, acayip; mantıksız; hayali, gerçekten uzak; kaprisli, hayalperest; (i). hayali ve garip fikirleri olan kimse; sÜs düşkünü. fantastical (s). hayali;fantezi seven. fantastically (z). aşırı derecede;acayip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. fantastical. fanciful. raving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make different. to differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, müşkülpesent. fastidiously (z). titizlikle. fastidiousness (i). titizlik, müşkülpesentlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fena hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth worse. to make sb feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. fizik). İçinde erimiş maden bulunan bir sıvıdan elektrik akımı geçirmek yoluyla o sıvıya doldurulan eşyayı maden tabakasıyle kaplama işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gasify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lastik gibi çeşitli şeyler imaline yarayan bir çeşit zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashy. glaring. meteoric. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaring. gorgeous. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bag. air pillow / bumber / cushion / buffer / pilow. blast. blow up. air pillow. cushion of air. air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puncushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deify. idolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elastikiyetsiz, esnek olmayan, çekilip uzamayan; uydurulamayan. inelastic'ity i. esnek olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okullar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaştırmak, Osm. teb’İd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). 1. Aristo’ nun eserlerinden alınarak kilise anlayışına tatbik edilen ve Ortaçağ’da okutulan felsefe. 2. Bu felsefe ile ilgili olan. 3. mec. Görenekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ionize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. gymn«stique). bk. Cimnastik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastic. gym. gymnastics. callisthenics. calisthenics. setting-up exercises. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym. gymnastics. physical jerks. physical education. remedial gymnastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastics. gymnastic. calisthenics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabalık vermek, sevimsiz hâle getirmek: Zaten kabadır, ettiği soğuk şakalar kendisini bir kat daha kabalaştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çap ve derinIiğini artırmak, daha kalın etmek: Bu ipi biraz daha kalınlatmalı, kalınlaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to make thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to make sth thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ekşi şeyle dişleri kesmez ve gıcıklatır bir hâle komak: Bir erik yedim dişlerimi kamaştırdı. 2. Işığın fazlalığı gözleri görmez etmek, vurmak: Kar gözlerimi kamaştırdı; gözleri kamaştıracak derecede parlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set one's teeth on edge. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalization. compulsory purchase. confiscation. sequestration. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalisation. compulsory purchase. nationalization. dispossession. impressment. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi satın alarak umuma mal etmek, istimlâk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. condemn. confiscate. dispossess. impress. sequestrate. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. sequestrate. to nationalize. to sequestrate. to expropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expropriate. to nationalize. condemn. confiscate. enact. impress. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasını bükmek, kanbur hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a law. to legalize. approve into law. pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararı verilmek, mukarrer olmak: İmtihanların gelecek hafta yapılması kararlaştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decided. to be agreed on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararını vermek, mukarrer etmek, Osm. tasmîm eylemek: Ertesi gün ava gitmeyi kararlaştırdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. determine. agree. settle. appoint. arrange. concert. fix. fix on. fix up on. set. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. arrange. decide. determine. fix. settle. to decide. to agree on. to arrange. to fix. to appoint. to determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. to decide. to agree on. arrange. determine. fix. fix on. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gevelemek. 2. Çalkalatmak, altüst etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele edilmek: Bu kâğıt, müsveddesiyle karşılaştırıldı mı? 2. Denkleştirilmek: Alacağımla vereceğim karşılaştırılsın ki, alacağım olup olmadığı anlaşılsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karşılaştırmak işi, mukayese; (kimya) muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. comparision. crosscheck. check. analogy. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. comparison. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. confrontation. analogy. compare. cross tabulation. cue sheet. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree of comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele etmek: Daktiloyla yazılan metni müsveddesiyle karşılaştırmalı. 2. Denk hâle getirmek, denkleştirilmek: Gelirle gideri karşılaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check. confront. match. balance. set against. check against. class with. confront smb. with. contrast. crosscheck. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. premeditated. intentional. deliberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. intentional. premeditated. of set purpose. active waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertleştirmek, Osm. dürüşt ve haşîn etmek: Güneş toprağı katılaştırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleştirmek, yapıştırmak: Şu iki parça madeni kaynaştırmalı. 2. Birleştirmek: Bu akrabalık o iki aileyi kaynaştırdı. 3. Kaynaşmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join. to merge. together. to cause people to become closer friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki kat dalyan ağı çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift katlı dalyan ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilize. to sterilize. to neuter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sterilize. emasculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur. 2. Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvıyı daha koyu va kesif yapmak: Şu pekmezi biraz daha koyulaştırmalı. 2. Bir rengi dahe koyu etmek, açıklığını gidermek: Bunun yeşilini koyulaştırıp sarısını açmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condense. congeal. enrich. thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşin üzerinde ıskarada pişmiş et parçası. 2. Koyunun belkemiği ucundaki et: Külbastı pişirmek, koyun, sığır külbastısı. Sahan külbastısı = Sahanda kendi suyu ile pisio kızarmış et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. cutlet. grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külbastıya yarar: Külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth a rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurcalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to be regarded as sacred. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Fr. 6lastique). 1. Kauçuk veya goma-lâstikten yapılmış, çekilince uzayan madde: Lâstikten kaytan, şerit, boru. 2. Çamurdan muhafaza için ayakkabının üzerine giyilen kauçuktan galoş: Kışın lâstik giyiyor, (i.). Lâstik şerit, boru, galoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. elasticated. rubber. india-rubber. galosh. gum. gum elastic. rubbertire. tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. elastic band. rubber band. tyre. tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh. storm rubber. elastic band. elastic garter. ribbing. eraser. rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lâstikten yapılmış veya lastik gibi esnek ve çekilince uzayıp yine toplanan şey: Lâstikti kaytan, şerit. 2. mec. Her istenilen tarafa çekilebilir, çeşitli şekillerde anlaşılabilir: Lâstikli söz («lâstikî» ve «lâstikiyet» gibi gülünç tâbirleri dilimiz kabûl edemez).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) dayanma, beka, bozulmayış, sürme; kadın iskarpini için dayanıklı yunlü kumaş; (s.) devam eden, dayanıklı, devamlı olan. lastingly (z.) devamlı surette, daimi olarak. lastingness (i.) devamlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. İnzivaya çekilmiş rahip veya rahibelerin barındığı dinî yapı. 2. (has isim, coğrafya) Rumelin’de bir şehir ki, şimdi Yugoslav Makedonyası’noadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastery. convent. cloister. abbey. friary. priory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbey. cloister. monastery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monastery. abbey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük köpek. Mastı bacak = Bacakları pek kısa boysuz ve biçimsiz adam. (bk.) Bastıbacak. Mastıçiçeği = Arapça’da rub’iyye denilen bir çeşit çiçek, öküzgözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakız ağacı, bot. Pistacia lentiscus; sakız: macun; sakızlı rakı, mastika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnemek, dişlerle çiğneyip ezmek. mastica'tion i. çiğneme. mas'ticatory i., s. çiğnenen şey, çiklet, sakız; s. çiğnemekle ilgili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Öküzgözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mastı (köpek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Yunanca). Başlıca Sakız adasında olan bir küçük ağacın verdiği bir çeşit zamk ki, çiğ yenilir, rakıya konur ve başka işlerde de kullanılır, sakız, mastika rakısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb meme iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. manastıra veya manastır hayatına ait; inzivaya çekilip kendini dini hayata adamış; i. keşiş. monastical s. manastıra ait. monasticism i. manastır hayatı veya sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Yugoslavya'da Ma nastır şehri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. mellow. ripen. to ripen. to mature. to mellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature sb / sth. to bring to maturity. mellow. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimler ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onomastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onomastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sefahatle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. kemik meydana getiren; tıb. kemik düzeltme tedavisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Aynı vücudun bir yerinden başka bir yerine canlı parça nakli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklayıcı, şerh kabilinden. paraphrastically z. açıklayarak, şerh mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhtelif eserleri taklit edip hicvederek yapılan müzik parçası veya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlâçlı küçük şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cough drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge. pastille. cough drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small cone or mass made of paste of gum, benzoin, cinnamon, and other aromatics, used for fumigating or scenting the air of a room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An aromatic or medicated lozenge; a troche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Pastel, a crayon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastille. lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a medicated lozenge used to soothe the throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pastil; bir çeşit şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğlence .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (Basdırmak fiilinden. (bk.) Basdırmak). 2. Tuz ve çemenle bastırılıp iste veya güneşte kurutulmuş et: Kayseri pastırması. 3. mec. Pastırmasını çıkarmak = Çok dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastrami. pressed meat cured with garlic and other spices. preserve of dried meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef that has been smoked or dried in the sun after being treated with spic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastrami. pressed meat cured with garlic and other spices. preserve of dried meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef that has been smoked or dried in the sun after being treated with spic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian summer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar to absinthe but containing no wormwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar to absinthe but containing no wormwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar to absinthe but containing no wormwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar to absinthe but containing no wormwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apportion. carve. deal. portion. share. to impart. to portion sth out. to carve sth up. to deal sth out. to share. to divide. to apportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see that sb gets his share of sth. to divide. to apportion. give out. outportion. portion out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş mısralı (şiir), beşli, muhammes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coagulate. congeal. to congeal. to coagulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coagulate. congeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i.plastik; naylon; şekil verilebilen; yoğrulabilen; i.plastik.plastic arts plastik sanatlar.plastic surgery plastik ameliyat.plasticity i.istenilen şekle konulabilme, yoğrulabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y,). 1. Basınç ve ısı altında biçim verilmeye elverişli organik veya sun’İ maddelerle yapılan: Plastik tabak. Plastik ameliyat = Bir vücudun organik eksikliğini gidermek için yapılan ameliyat. Plastik sanatlar = Resim, heykel gibi eserler meydana getiren sanatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. cosmetic. plastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. made of plastic. acetate. plasticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture , plastic , plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery. plastic operation / surgery. plastic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fine arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz sözlerle ilgili. pleonastically z. gereksiz sözlerle ifade ederek, lüzumundan fazla şey söyleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürüncemede bırakmak, ağırdan almak, geciktirmek; ertelemek, tehir etmek. procrasti- na'tion i. sürüncemede bırakma; erteleme. procrastinator i. işini tehir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to idolize. deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. jeol. volkanik hareketler tesiriyle parçalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Doğruluk, gerçeklik, istikamet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «râsuht» tan). Kaşa sürülen siyah boya, Ar. vesme. Rastık çekmek = Kaşlara rastık sürmek. Rastıktaşı = Antimuan. Rastık mürekkep = SAbit mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kohl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robotize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to refine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation. fortification. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğneleyici, müstehzi, alaylı, küçümseyici sarcastically z. istihza ile; alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okul veya öğrenciye ait; ortaçağda yüksek felsefe veya din mekteplerine ait; iskolastik; âlimane; kuru, cansız; i. ortaçağda alim adam; felsefe veya din konularında ilmi metotlarla çalışan kimse. scholastically z. iskolastik olarak, iskolastik u

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form / to combine into a syndicate / to syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tighten. to tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sık hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the frequency of. to increase the number of. to cause things to become densely massed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear sth on sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to liquefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to concretize. embody. formalize. incarnate. reify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. ıspazmozlu; i. ıspazmozlu felci olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spasticity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardization. standardizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize. whip into line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahmini; hedefe ulaşmak için en uygun imkânları seçme işlemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilden dalgaların arasına olta atarak balık avlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sanskritçe’den). Gamalı haç işareti, eski Alman NAZI partisinin senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğrisi ya hep iç bükey yada hep dışbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanrı yerine koymak, Osm. te’lîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sath» dan masdar). Bir şeyi satıh (düzey) şekline koyma, yassı ve düz etme, düzeltme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «satr»dan masdar) (c. tastîrât). Satırlar teşkil edecek şekilde yazma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Eskiden gazelin her beytinin mısrâları arasına başka bir şairce birkaç mısrâ katarak meydana getirilen murabba, muhammes veya müseddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dört mısralı kıta veya şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ısı ile yumuşayan (madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir yere gelen yolcudan veya eşyadan alınan vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meşgul etmek. 2. Başa dert olmak: O adam bizi çok uğraştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. to cause a lot of work. to annoy. to trouble. to bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preposess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitişik olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ulaştırmak işi. 2. Haberlerin, malların ulaşmasını temin eden, işlerin ve vasıtaların bütünü, münakalât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communications. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bitiştirmek. 2. Görüştürmek, kavuşturmak: Allah, sevdiklerinize ulaştırsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. to convey. communicate. to bring. to communicate. to transport. to transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Millîleştirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iffetsizlik, zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcible transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirinden ayrı düşürmek: Bu masaları biraz uzaklaştırmak 2. Uzağa sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estrange. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom out. banish. chase. estrange. fend off. repress. send away. unship sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciliator. conciliatory. pacific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. conciliation. mediation. pacification. reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of conciliation. conciliation committee. conciliation board. mediation board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuşturmak, muvafakat ettirmek, barıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. compromise. accommodate. patch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodate. accord. compromise. conciliate. mediate. reconcile. to bring about / to affect a reconciliation. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienate. estrange. to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakına getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approximate. to bring near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom in. to draw one thing near another. to approximate sth to. close up. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakınına getirmek, yaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uydurmak, yakıştırmak, Osm. tatbîk ve tevfîk etmsKı 2. Bezemek, tezyin etmek, süslemek. 3. Asılsız bir şeyi insanı inandıracak suratfe ileri sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzerine dayanılan jey ki, pamuk, yün, ot vesaire dolu olur. Ya»5. Bir hizmete kabûl edip ismini deftere kaydetmek: Kendisini filân mektebe yazdılar. 6. Yardımcı fiil olarak «az kaldı» mânâsını ifade eder. Düşeyazdı = Az kaldı düşüyordu. Yazıp çizmek = Uzun uzadıya yazı ve hesapla uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. cushion. pillow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cushion. pillow. bolster. pad. seedbed. bed. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cushion. pillow. pad. padding. seed bed. underlay. wad. bolster. boss. skid. kapok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Projektör, ekranın merkezine konumlandırılmadığında, görüntü belirli bir açıdan yansıtılır ve görüntüde bozulma görülebilir. Yastıklama Düzeltmesi bu bozulmayı otomatik olarak düzeltir. Sony SideShot™ ile yatay Yastıklama Düzeltmesi, gerektiğinde projektörü ekranın merkezinden eksen dışına konumlandırabilirsiniz. Fişe takıp açtıktan sonra izlemeye odaklanabilmeniz için otomatik olarak projektör yükselir, yastıklama düzeltme gerçekleştirilir, otomatik odaklanır ve giriş bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastiğıgillerden zehirli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(danaayağı): Yılanyastığıgiller familyasından; yaprakları büyük ve koyu kırmızı olan mide bulandırıcı bir koku salan, büyük yumrulu bir bitkidir. İstanbul çevresinde, Ege ve Akdeniz Bölgesinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür. Terletir, vücuda rahatlık verir. Sinirleri uyarır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi yılanyastığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglobate. round. round out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth difficult. complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by