Astırmak ne demek? | Astırmak anlamı nedir? | Astırmak

Astırmak anlamı nedir?

Astırmak ne demek?

Astırmak anlamı nedir?

Astırmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: astirmak

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yüksek bir yere iliştirip sarkıtmak, tâlik ettirmek: Ben esvabımı çiviye astırmam. 2. Asmakla idam ettirmek, salb ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak. 2. Ehemmiyet ve vahametini arttırmak. 3. Güçleştirmek, daha zor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one foolish / stupid. to make one act like an idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teftiş ve taharri etmek. Ağır araştırmak = Dolayısiyle sorup söyletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search. investigate. research into. explore. seek. analyse. analyze. study. dig up. fish. cast about. cast around. check up. dig. drag up. dredge for. dredge up. ferret. ferret about. fish around. forage. go into. hunt after. hunt out. hunt up. inqui.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascertain. explore. hunt. inquire. investigate. probe. prospect. research. search. seek. sift. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to search thoroughly. to explore. to investigate. to research. to make a study. to do a research on. ascertain. costean. delve. ferret. fish. hunt. inquire. probe. quest. scout. seek. smell about. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. accommodate. correlate. ensure harmony. associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. to harmonize. to reconcile. to accommodate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphose. transmogrify. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vasıtayla basmak, ezdirmek: Bu toprağı ayakla bastırmalı. 2. Vasıtayla basmak, tab’etmek, söndürmek: Yangını bastırdılar. 4. Galebe çalmak, geçmek, üstünlük göstermek, tefevvuk etmek: Hilekârlıkta arkadaşlarını bastırdı. 5. Örtbas etmek, saklamak: Onun kabahatlarını bastırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depress. push down. compress. weigh down. weigh. allay. alleviate. appease. assuage. bear against. beat down. bottle up. burke. choke. crucify. drown. extinguish. flow. gulp. gulp down. hold down. keep down. keep in. keep under. outtalk. overbear. po.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. contain. dampen. depress. jam. overtake. overwhelm. print. push. quash. quell. ram. relieve. repress. squash. squelch. stay. stifle. to have printed. to make sb print. to subdue. to repress. to stifle. to contain. to put sth down. to suppress. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth printed. to let sb stand on to force down. to come all at once. to damp. to press. to supress. to depress. to weight. to restrain. to choke. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to westernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Billûr haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to make plentiful. to provide liberally. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzatmak, boylandırmak. 2. Boy boy ayırarak düzenlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaporize. evaporate. vapo u rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt. drag. embroil. entangle. imbrue. implicate. inweave. propagate. slush. smudge. splodge. splotch. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contaminate. implicate. involve. smear. smudge. transmit. to smear. to smudge. to blur. to infect. to spread. to transmit. to communicate. to involve. to embroil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear. to infect. to spread. bedaub. besmear. communicate. contaminate. defile. embroil. implicate. propagate. smirch. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süratlendirmek, çabukluk vermek. Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çatallandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha dar etmek: Yapılan binalar bahçeyi darlaştırdı 2. Darlık ve sıkıntıyı arttırmak: Ticaretteki durgunluk geçimim! bir kat daha darlaştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to constrict. to make sth narrow. to cut down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürmek, devrettirmek, çepeçevre gezdirmek: Kendisine bütün bağları dolaştırdım; beni iki saat çarşıda dolaştırdı 2. Doğrudan doğruya götürmeyip sapa yollardan ve uzaklardan çevirerek götürmek: Yarım saatte gitmek mümkünken rehberimiz bizi iki saat dolaştırdı; bizi tâ nerelere kadar dolaştırdı. 3. (sözü) Maksada sevk için münasebet düşürmek: Sözünü dolaştıra dolaştıra maksadına geldi. 4. Çevirmek, sarmak: Ayağına bir ip dolaştırdı. 5. Etrafını çevirmek, sarmak, kuşatmak: Düşmanın bulunduğu tepeyi askerle dolaştırdı. Ayağa, başa dolaştırmak = Musallat etmek: Bu işi, bu belâyı başıma, ayağıma dolaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. entwine. float. ravel. snarl. tangle. to take for a walk. to walk. to show around. to entangle. to tangle. to entwine. to circulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb for a walk. to show sb around. to wind or tangle sth around sth else. to circulate. to lead around. to entangle. to twist. to tangle. to recirculate. to ravel. to complicate. entwine. foul. implicate. pass. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make different. to differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fena hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth worse. to make sb feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gasify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deify. idolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaştırmak, Osm. teb’İd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ionize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabalık vermek, sevimsiz hâle getirmek: Zaten kabadır, ettiği soğuk şakalar kendisini bir kat daha kabalaştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çap ve derinIiğini artırmak, daha kalın etmek: Bu ipi biraz daha kalınlatmalı, kalınlaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to make thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to make sth thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ekşi şeyle dişleri kesmez ve gıcıklatır bir hâle komak: Bir erik yedim dişlerimi kamaştırdı. 2. Işığın fazlalığı gözleri görmez etmek, vurmak: Kar gözlerimi kamaştırdı; gözleri kamaştıracak derecede parlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set one's teeth on edge. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi satın alarak umuma mal etmek, istimlâk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. condemn. confiscate. dispossess. impress. sequestrate. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. sequestrate. to nationalize. to sequestrate. to expropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expropriate. to nationalize. condemn. confiscate. enact. impress. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasını bükmek, kanbur hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a law. to legalize. approve into law. pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararını vermek, mukarrer etmek, Osm. tasmîm eylemek: Ertesi gün ava gitmeyi kararlaştırdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. determine. agree. settle. appoint. arrange. concert. fix. fix on. fix up on. set. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. arrange. decide. determine. fix. settle. to decide. to agree on. to arrange. to fix. to appoint. to determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. to decide. to agree on. arrange. determine. fix. fix on. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gevelemek. 2. Çalkalatmak, altüst etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele etmek: Daktiloyla yazılan metni müsveddesiyle karşılaştırmalı. 2. Denk hâle getirmek, denkleştirilmek: Gelirle gideri karşılaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check. confront. match. balance. set against. check against. class with. confront smb. with. contrast. crosscheck. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertleştirmek, Osm. dürüşt ve haşîn etmek: Güneş toprağı katılaştırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleştirmek, yapıştırmak: Şu iki parça madeni kaynaştırmalı. 2. Birleştirmek: Bu akrabalık o iki aileyi kaynaştırdı. 3. Kaynaşmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join. to merge. together. to cause people to become closer friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilize. to sterilize. to neuter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sterilize. emasculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur. 2. Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvıyı daha koyu va kesif yapmak: Şu pekmezi biraz daha koyulaştırmalı. 2. Bir rengi dahe koyu etmek, açıklığını gidermek: Bunun yeşilini koyulaştırıp sarısını açmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condense. congeal. enrich. thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth a rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurcalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to be regarded as sacred. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. mellow. ripen. to ripen. to mature. to mellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature sb / sth. to bring to maturity. mellow. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apportion. carve. deal. portion. share. to impart. to portion sth out. to carve sth up. to deal sth out. to share. to divide. to apportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see that sb gets his share of sth. to divide. to apportion. give out. outportion. portion out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coagulate. congeal. to congeal. to coagulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coagulate. congeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to idolize. deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robotize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to refine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form / to combine into a syndicate / to syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tighten. to tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sık hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the frequency of. to increase the number of. to cause things to become densely massed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear sth on sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to liquefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to concretize. embody. formalize. incarnate. reify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize. whip into line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanrı yerine koymak, Osm. te’lîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meşgul etmek. 2. Başa dert olmak: O adam bizi çok uğraştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. to cause a lot of work. to annoy. to trouble. to bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preposess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bitiştirmek. 2. Görüştürmek, kavuşturmak: Allah, sevdiklerinize ulaştırsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. to convey. communicate. to bring. to communicate. to transport. to transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Millîleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirinden ayrı düşürmek: Bu masaları biraz uzaklaştırmak 2. Uzağa sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estrange. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom out. banish. chase. estrange. fend off. repress. send away. unship sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuşturmak, muvafakat ettirmek, barıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. compromise. accommodate. patch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodate. accord. compromise. conciliate. mediate. reconcile. to bring about / to affect a reconciliation. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienate. estrange. to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakına getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approximate. to bring near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom in. to draw one thing near another. to approximate sth to. close up. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakınına getirmek, yaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uydurmak, yakıştırmak, Osm. tatbîk ve tevfîk etmsKı 2. Bezemek, tezyin etmek, süslemek. 3. Asılsız bir şeyi insanı inandıracak suratfe ileri sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglobate. round. round out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth difficult. complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by