Ateş-efşan ne demek? | Ateş-efşan anlamı nedir? | Ateş-efşan

Ateş-efşan anlamı nedir?

Ateş-efşan ne demek?

Ateş-efşan anlamı nedir?

Ateş-efşan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ates efsan

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-feşân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آتشين ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı Süryânîce olup, Farsça’sı «Azer» ve Türkçe’si «od» dur). 1. Odun vesairenin yanmasından hasıl olan hal ve madde, od, nâr. 2. Hararet, kızgınlık: Ateş bastı; sıtmanın ateşi inmedi. 3. Gazap, hiddet, şiddet. 4. Hayvanın çevik, hareketli ve pek canlı ve oynak olması. Ateşli silâhların birden boşanması: Nöbet ateşi; ateş talimi. 6. Yangın, Ar. harik. Ateş almak = Tutuşmak; birdenbire hiddetlenmek. Ateş etmek = Tüfek veya tabanca boşaltmak. Ateş bahasına = Pek pahalı. Ateş püskürmek = Fazla öfkelenmek. Ateş kayığı = Yangın için tulumbayı taşımıya mahsus büyük kayık ve o şekil ve büyüklükte kayık. Ateş vermek = Yakmak, tutuşturmak. Ateşe vermek = Yakmak, ihraç etmek, bir işe fesat karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 - 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Yoğurt, su. 2- Arpa

Hazırlanışı : 1- Hastanın göğsüne ve sırtına yoğurt sürülür. Kuruduktan sonra ılık su ile ıslatılmış bir bezle silinir. Ayrıca ayran içirilir. 2- Bir avuç arpa, bir litre suda kabukları ayrılıncaya kadar kaynatılır. Limon sıkılır, tadlandırılır. Yudum yudum içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. blaze. heat. fever. temperature. mettle. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. blaze. fever. fire. flame. glow. gunfire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. temperature. fever. zeal. heat. passion. blaze. flush. glow. pounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش] ateş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fire. discharge. let out. pop. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firebrick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire brick. refractory brick. stone brick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-bârîden). Ateş yağdıran, pek şiddetli veya hararetli: Ah-ı Ateş-bâr: Ateş saçan Ah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-bâhten). Ateşle oynayan hokkabaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş görmüş, ateşten geçmiş, mec. Büyük ıztırap ve tecrübe geçirmiş adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş tutuşturan, ateş yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-feşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). (Farsça’da fiili: Ateş-engîhten). Ateş veren, pek şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renkli, kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-efrûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-ged). Zerdüştîlerin ateş yakdıkları mâbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. F.). Ateşli, hararetli, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan; mec. Çok öfkeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-pâre). Ateş parçası, kıvılcım, şerare, mec. Pek şiddetli ve bahadır adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş peresten = Ateşe tapmak. Ateşe tapan, Zerdüştî, Gebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşpereslik, ateşe tapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renginde, kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dokunaklı, hatır kıracak şekilde söz söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ateş gibi hararetli. 2. Ateş gibi yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşi çok olan yer, çok yakıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilinden ateşler püskürür gibi fevkalâde tesirli ve şiddetli söz veya şiir söyleyen, ateş dilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش بار] ateş yağdıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشباز] fişekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurda kazanın ateşini yakıp idare etmeye memur adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker. fireman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapur ateşçisinin sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشدان] mangal. 2.ocak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش دم] acı sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire door. fireproof. ovenproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش افروز] ateş yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فام] ateş rengi. 2.kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فشان] ateş saçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشگاه] ateşkede, ateşperest tapınağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشگده] ateşkede, ateşperest tapınağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گيره] maşa. 2.çıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گون] ateş rengi, kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş yanan yer, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renginde, açık kızıl = Cehennem zebânisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشی] ateşli. 2.öfkeli, kızgın. 3.acı, dokunaklı. 4.cehennemlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşten yapılmış gibi pek kızgın ve hararetli, mec. şiddetli, hiddetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشين] ateşli. 2.hararetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.). Cehennemlik olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش کار] külhancı, ateşçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cease-fire. armistice mütareke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease-fire. armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing. setting on fire. arson. gunning. ignition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak: Ocağı ateşlemek. Cephaneliği ateşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. to fire. to set fire. to set on fire. to ignite. to provoke. to inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set fire to. to ignite. to kindle. to commit arson. to fire. pull on the trigger. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş vermek, tutuşturmak. 1. Ziyade kızdırmak. 2. Fesadı şiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set on fire. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş almak, tutuşmak. 1. Çok kızmak, pür-hiddet olmak. 2. Şiddet kesbetmek, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fired. to be ignited. to run a temperature. to get angry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hararetli, kızgın. 2. Çok sür’atli, çevik, hareketli ve canlı (At vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. burning. passionate. ardent. fevered. feverish. armed. enthusiastic. aglow. eager. febrile. fervent. fierce. flamboyant. flaming. gut. hectic. het up. hot. impassioned. mettled. mettlesome. perfervid. racy. red-hot. skittish. sulphurous. sultr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze. ardent. fervent. feverish. fiery. heated. hot. impassioned. intense. passionate. quick. spirited. hot-blooded. torrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. having fire. ardent. passionate. fervent. flaming. feverish. fierce. gallant. hot- blooded. igneous. impassioned. vehement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. firearms. shooting iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateş yanan yer, külhan. 2. Ateş taşımaya mahsus kap. 3. Ateşe yarar: Ateşlik odun. 4. Cehennem ateşine lâyık: Ateşlik adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. mettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آتش مزاج] sert mizaçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. umbrella barrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان افشان] canını hiçe sayan, fedai.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossfire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Ürkütücü dehşet saçan, korkunç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezeci dükkânı,şarküteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki ve içi pek sulu kırmızı meyvası, domates. Domatesin hem tazesi, hem de saklanmış suyu veya ezmesi yemeğe lezzet vermek için kullanılır. Amerika’dan gelmiştir ve çok çeşitleri vardır: Kırmızı domates, salkım domates: Yeşil domates = Bazı yemek ve turşularda kullanılan ham domates (Fr. tomate).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(solanum lycopersium): Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir. Ürünü için yetiştirilir. Vatanı Meksika ve Peru’dur. Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur. A, B, C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Bol idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını ve kanın durulmasını sağlar, damar sertliğini giderir. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Safra ve böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Üremiyi düşürür. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Cilde tazelik ve pembelik verir. İsiliği ve mayasılı giderir. Nasırların sökülmesine yardımcı olur. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Arı sokmasında ve yanıkların tedavisinde faydalanılır. Kansere karşı korur. Midesi zayıf olanlar, böbrek ve mesanelerinde iltihap olanlar, suyunu içmelidirler.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani kısaca çekirdeği olan tüm yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki kökleri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bile birer sebzedir.

Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato sauce. ketchup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Domatesin suyu veya ezmesi ile terbiye olunmuş: Domatesli pilav, çorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). mec. Sevgilinin iki dudağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dür = inci, efşânden, feşânden = serpmek), inci serpen, inci gibi değerli sözler söyleyen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnci serpen. 2.İnci gibi söz söyleyen ağız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Eklendiği kelimelere “saçan, dağıtan, serpen, silken” manası verir.. - Gülefşan: Gül saçan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EFSANE) yahut FESANE (i. F.). 1. Masal, asılsız hikâye, hurafe. 2. Şöhret bulup dillere düşen vaka ve hal, destan. Efsâne-perdâz = Masal uyduran, masalcı. Efsâne-cû = Masal arayan, masallara itibar eden. Efsâne-gû = Masal söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. tale. story. myth. legend. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend. myth. fable söylence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. myth. legend. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افسانه] masal. 2.efsane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Asılsız hikaye. 2.Masal, boş söz, saçma sapan lakırdı. - Dillere düşmüş, maşhur olmuş hadise.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Efsaneye Ait, efsaneyi andırır şekilde: Efsanevî bir kahramanlık gösterdiler. 2. Efsanelerde adı geçen: Zümrüdüanka, efsanevî bir kuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabled. legendary. mythic. mythical. cyclic. cyclical. larger than life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. fabled. fabulous. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut EŞK-FEŞAN (i. F.). Gözyaşı saçan, döken, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fırat nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gayz saçan, öfke saçan, çok öfkeli, hiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hipokrat, ünlü Yunan hekimi. Hippocrat'ic (s). Hipokrat'a ait; tıpla ilgili. Hippocratic oath Hipokrat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, efşânden = Saçmak). Kan saçan, kan serpen.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kalça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. nefsâniyye). I. Nefse ait, nefisle alâkalı. 2. Kin ve garazla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFSANİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kin, garaz, gizil düşmanlık: Komşumuzun bana nefsâniyyeti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. -Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden zengin nişastalı yumruları besin maddesi olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. murphy. spud. tater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. spud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. murphy. root crop. tater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(solanum tuberosum): Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Kullanıldığı yerler: Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mashed patatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eski Romada aile ve ev mabutları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, efşândan = saçmak), (bk.) Pertev-endâz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

2. Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata’daki şimdiki Yer Altı Camii’nin bulunduğu yerden, Saray Burnu’ndan ve Kız Kulesi’nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi’ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. ABD'de olan; z. ABD'de veya ona doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) devlet adamı, devlet işlerinde tecrübeli ve bilgili olan kimse. statesmanlike, statesmanly s. devlet adamına yakışır, akıllı ve tedbirli. statesmanship i. hükümet idaresinde hikmet ve cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zehir saçan. ZEHR-HAND (i. F„ zehr = zehir, hand = gülme). Acı veya çok hüzünlü gülme, istihza ile gülüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرافشان] altın saçılmış, altın yaldızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altın saçan, altın saçıcı. 2.Altın kakmalı. 3.Bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Işık saçan.

Türkçe Sözlük by