Atır ne demek? | Atır anlamı nedir? | Atır

Atır anlamı nedir?

Atır ne demek?

Atır anlamı nedir?

Atır | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: atir

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtr» dan if.) (mü.Atıra). Güzel kokulu, güzel kokusu olan: Ezhâr-ı Atıra = Güzel kokulu çiçekler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آسوده خاطر] gönlü rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Başı dinç, gönlü hoş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savaşlarda cesareti ve kuvveti ile üstünlük kazanan kimse, yiğit, bağatur, bahadır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, kahraman, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokulmak, idhal edilmek: Suya, çamura batırıldı. 2. Girdirilmek, delmek ve geçirilmek: Şırınganın iğnesi derinin altına batırılmalıdır. 3. Garkedilmek: Düşmanın üç gemisi batırıldı. 4. Mahv ve kaybedilmek: O kadar servet kısa zamanda nasıl batırıldı? 5. iflâsa sevk ve mecbur edilmek: O banka, böyle muamelelerle batırıldı. 6. Mağlûbiyete uğratılıp mahvedilmek: Kumandanın dirayetsizliğiyle bir alay asker batırıldı. 7. Büyük ve tam zarar ziyana uğratılmak: O adam, ortakları tarafından batırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. prick. sinking. submerging. sticking. thrusting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipping. plunging. sinking. pricking. sticking into. losing. running down. defaming. causing the ruin of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokmak, bir şeyin içine indirmek, daldırmak: Suya, çamura, yere batırmak. 2. Girdirmek, delmek ve geçirmek; iğne, şiş batırmak. 3. Garketmek, mustağrak etmek: Kaptan gemiyi batırdı. 4. Mahvetmek, kaybetmek: Malını, servetini batırdı. 5. İflâsına sebep olmak, iflâs ettirmek: Bu muameleler bankayı batıracaktır. 6. Bozguna uğratıp mahvetmek: Tedbirsizliğiyle bir alayı batırdı. 7. Mahvetmek, çok zarar ve ziyana uğratmak: O adamı oğulları batıracaklardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. sink. submerge. to sink. to founder. to submerge. to dip. to dunk. to immerse. to stick. to thrust. to dig sth into. to plung into. to scupper. to scuttle. to disparage. to dirty. to ruin. to spoil. to bankrupt iflas ettirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sink. to plunge. to dip. to soil. to prick. to stick into. to lose. to run down. to defame. to cause the ruin of. decry. founder. ruin. steep. submerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). 1. Kereste, diş ve kemik gibi gevrek şeylerin gürültüsünü taklit edip mükerrer kullanılır: Bina çatır çatır yıkıldı, yılan, hayvanı sıkıp kemiklerini çatır çatır kırdı. 2. Art arda kullanılınca sökercesine mânâsına gelir: Paramı çatır çatır almasını bilirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a crackling and snapping noise. by force. like it or not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackling. chattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevrek bir şey çatır çatır etmek: Hiddetinden dişleri çatırdıyordu, tahtalar çatırdıyarak yıkılıyor veya yanıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a crackling noise. crackle. creak. clack. clash. crack. crepitate. scrunch. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle. to creak. to chatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çatır çatır ettirmek, gevrek bir şeyi ses çıkaracak surette sıkmak, yıkmak veya yakmak: Dişlerini çatırdattı, yangın tahtaları çatırdatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevrek bir şeyin düşerken, kırılırken, yanarken veya sıkıştırıldığı vakit çıkardığı ses ve ettiği gürültü: Dişlerin, tahtaların, ağaçların veya kemiklerin çatırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a crackling. snapping noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. dafter). Defterler. (bk.) Defter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفاتير] defterler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hatırda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [در خاطر] hatırlama. 2.hatırda tutma. derhâtır ettirmek hatırlatmak, akla getirmek. derhâtır eylemek hatırlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. destûr). Düsturlar. (bk.) Düstur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hurâfeler, Fr. mitoloji. Eski kavimlerin tanrıları hakkındaki hikâye, efsane, hurafe ve rivayetler: Yunan esâtiri, İran esâtiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساطير] mitoloji. 2.uydurma sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fâtıra). Yaratıcı, hâlik. Fars. Aferînende. Fâtır-üs-semâvât v«l arz = Yer ve gökleri yaratan Hazret-i Allah. Kudret-i fâtıra Cenab-ı Hakk’ın yaratış kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mayasız, hamursuz ekmek, İsrailliler’in muayyen günlerinde yedikleri hamursuz ekmek. 2. Mayasız hamurdan kesilmiş, şeker ile yapılır sade bir tatlı.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Canı sıkılmış, gücenmiş, kırgın. Ar. münfail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATIR) (i. A. «hutOr» dan if.) (c. havâtır). 1. insanın düşünme ve ezberleme kuvveti, fikir, zihin, akıl, hâfıza kuvveti: O vak’a hatırımdadır. Sen hatırıma getir. Hatırımdan çıktı: Hatırda kalmak, hatıra gelmek. Hatırdan çıkmış = Unutulmuş. 2. Gönül, kalb, dil, his ve duygu kuvveti. Hatırım kaldı = Gücendim. Hatır yapmak = Gönül yapmak. Hatır kırmak = incitmek. 3. Saygı, riayet: Sizin hatırınız İçin. Onun hatırı büyüktür. O adam hatıra bakmaz. Ben hatır için söz söylemem. Hatır saymak. 4. Keyif, hal: Hatır sormak = Hatırınız iyi mi? Hatırı sayılır = Ehemmiyetlice, hayli büyük. Hatır kalmak = Gücenmek, Osm. münfail olmak: Hatırınız kalmasın ama, oğlunuz pek çalışkan değildir. Cem’iyet-i hâtır = İnsanın aklı ve fikri yerinde ve aklın dağınık ve karışık bir halde olmaması. Der-hitır etmek = Hatıra getirmek, hatırlamak. Safl-yı hltır = Kalb huzuru, gönül rahatlığı. Meriyyül-hltır = Hatırı sayılır, sözü geçer. Hatır sormak = Bir hasta veya lohusaya hâline münasip yiyecek ve içecekten bir şey götürmek veya göndermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATIR)’ (i. A. «hater» den smüş.) (mü. hatîre). 1. Muhataralı, tehlikeli: Tarik-ı hatîr. 2. Büyük, yüksek, Alî, şanlı, mühim: Emr-i hatîr = Yüce emir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sake. respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memory. sake. influence. consideration. weight. mind. one's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sake. memory. mind. one's feelings. one's sensitivities. influence. consideration. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاطر] hatır, gönül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خطير] tehlikeli. 2.yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şan ve şeref sahibi. 2.Yüce, ulu. 3.Tehlikeli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert şeylerin kesilip parçalanırken çıkardığı sesi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi), (bk.) Hatır hatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation paper. accomodation bill. windbill. accomodation bill / note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hStır, Fars. mânden = kalmak). Hatırı kalmış, gücenmiş, Ar. münfail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hâtır, Fars. nişânden = durmak). Hatırda kalan, hatırda duran: O hal hâl A hâtır-nişânımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtır, Fars. nüvâhten = okşamak). Hatır okşayan, gönlü hoş eden, hatır sayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. hâtır, Fars. şinâhten = tanımak). Hatıra riayet eden, kimsenin hatırını kırmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hatıra riayet ederek, kimsenin hatırını kırmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hatıra riayet etme, kimsenin gönlünü kırmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(son a’yı uzatarak söylemek çok büyük hatadır ki, son zamanlarda böyle talâffuz moda olmuştur) (i. A. «hutûr’ dan if. mü) (c. hâtırât). 1. Hatıra gelen şey, fikre doğan şey: Bir hatıra olmak üzere söylüyorum. 2. Hatırda kalmış şey, yâdigâr: Gençliğimin bir hâtırası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commemorative. memory. remembrance. souvenir. relic. heirloom. keepsake. memento. recollection. survival. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keepsake. memento. memory. relic. remembrance. souvenir. recollection. reminiscence. rememberance. memoirs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memory. recollection. souvenir. reminiscence. memento. keepsake. rememberance. token. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاطره] hatıra, hatıra gelen. hatıra getirmek; aklına getirmek, düşünmek. hâtıra hutûr etmek; hatırlamak, anımsamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hatıra gelen, hatırda kalan şey, andaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memoirs. recollections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خاطرات] hatıralar. 2.anı kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâtıra). Hâtıralar, (bk.) HAtıra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خاطر آزار] gönül inciten, hatır kıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خاطر آزرده] kalbi kırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yanlış olarak «hazîre» yerine kullanılır, (bk.) Hazîre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anamnesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollection. remembrance. reminiscence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remembering. recollecting. recall. recollection. rememberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hatırda tutmak, unutmamak: O vak’ayı pek güzel hatırlıyorum. Öyle. bir şey söylediğinizi hiç hatırlamıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remember. recall. recollect. call to mind. call up. recapture. recur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollect. remember. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remember. to recall. to recollect. bethink. call to mind / to memory. call up. look back. mind. reminisce. reproduce. think of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be remembered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evocation. reminding. recall. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evocation. reminder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin hatırına getirmek, Osm. der-hâtır ettirmek: Siz hatırlatmasaydınız büsbütün unutacaktım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remind. remind of. bring to mind. recall. bring back. call to mind. conjure up. echo. be evocative of. evoke. invoke. put smb. in mind of. be redolent of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remind. to bring to mind. to remind. to call sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind. to call attention to. bring back. evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatırı sayılır, sözü geçer, Ar. mer’iyyül-hâtır: Çok hatırlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. esteemed. of consequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gönlü okşayan, hatırnaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Gönül yapan, hoşnut eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerate. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خاطرشناس] hatırbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatır gözetme, hatır bilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâtır). Hatırlar. (bk.) Hatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kantara). Köprüler, kantaralar. bk. Kantaraler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). T. Erkek eşekle kısrağın veya aygırla dişi eşeğin birleşmesinden doğan hayvan ki, kısır olur. Osm. ester: Katıra binmiş. 2. mec. Katır gibi çifteli, hâin, hilekâr, terbiyesiz: Ne katırdır. Katırboncuğu = Ekseriya katırlara takılan mavi camdan boncuk. Katırtırnağı = Sarı çiçek açan bir cins bitki. Katırkuyruğu = Bir cins bitki. Katıryemeni = Eskiden çocuklara giydirilen altı kalın ve tabanları ağaç kabuğu ile doldurulmuş ayakkabı. Katıryılanı = Bir çeşit engerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katır kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mule. hinny. stubborn person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mule. stubborn. bad-tempered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve kaba ses çıkararak: Elmayı katır kutur yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruchingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi sırçadan, iri boncuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katırlarını kira ile işleten veya bunlarla eşya taşıyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muleteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muleteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, acı bir bitki (gippocrepis comosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dalları pek ince, çiçekleri sarı bir bitki. (Lat. genista luncea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(genista luncea): Baklagiller familyasından; dik duran çalı halinde, her zaman yeşil olan odunsu bir bitki cinsidir. Genç sürüngenler, narin yapılıdır. Üzerinde çok sayıda yaprak bulunur veya yapraksızdır. Çiçekleri sarıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardım eder. Mesane hastalıklarını tedavi eder. Romatizma ve nikriste de faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalp hastalıklarında da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mastar). Mastarlar, (bk.) Mastar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vetr» den if.). (mü. mütevâtire). Halk arasında söylenilen, ağızdan ağıza yayılan: Öyle bir havadis mütevâtır oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NATIR), NATUR (i. A. «natâret» den if.). 1. Bağ ve bahçe bekçisi, bağcı, bahçıvan. 2. Hamam işçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female bath attendant. rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Gürültülü ayak sesini anlatır, ekseriya art arda ve ifadeyi kuvvetlendirmek için de «kütür» tabiriyle beraber kullanılır: Patır patır merdivenden indi, patır kütür inip çıkıyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hızlı yürümekten hâsıl olan gürültü, ayak sesi. 2. Gürültü: Patırtı kütürtü eksik olmuyor. 3. Kargaşalık. Ayak patırdısına papuç bırakmak = Korkup kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. noise. or pattern. row. tumult. disturbance. bang. din. shindy. stir. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, şamatalı: Patırtılı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. clamorous. rollicking. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Bütün bir gün sakız çiğnemek, kuşkusuz sevimli bir iş değil ama bunun insanı zayıflattığı da bir gerçek. Çünkü çiğneme eylemi, saatte 11 kj.gibi önemli oranda enerji tüketimi oluşturuyor. ABD’de bulunan Mayo Clinic uzmanları, ciklet çiğneme ile ortalama ne kadar kilo verildiğini bile hesaplamışlar. Bir kişi günde 8 saat boyunca ara vermeden şekersiz ciklet çiğnediği takdirde yılda 5 kilo verebiliyor.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(SATR) (i. A.) (c. sutûr). Bir sıra yazı: On satır yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. savâtır). 1. Et vesaire kesmeye ve kıymaya mahsus enli ve ağır bıçak ki, balta gibi vurarak keser. 2. Tütün kıymaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» den if.). Örten, setreden: Sâtirü’l-uyûb (settâr daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şetâret» den if.). 1. Şen, şetaretli; çevik, hizmete koşup her işe hazır bulunan 2. Vaktiyle vezirlerin yanında giden asker.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. satire

ed. yergi

Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. chopper. chopping knife. cleaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper. cleave. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاطر] neşeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Neşeli, şen. 2.Büyük bir kimsenin atı yanında gitmekle vazifeli ağa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

between the lines. line space. interlinear space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of a paragraph. new line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hiciv, taşlama, yergi, yerme; hiciv söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiciv niteliğinde. satirically z. hicivle ifade ederek, taşlama yaparak. satiricalness i. hiciv özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşlama yazarı hicivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hicvetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun fışkırıp çağlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şûrîde = karışık, A. hâtır = hatır). Kafası karışık ve perişan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شوریده خاطر] gönlü perişan, aklı karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtr»dan masdar). Güzel koku yayma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönlünü alma, gönlünü hoş etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Gönül hoşluğu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Foreign Mutual Fund)

Kanun’da tanımlanan yatırım fonlarına benzer özellikleri taşıdığı Kurul’ca kabul edilen, yurtdışında kurulmuş yatırım fonlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital goods. hedge. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprise. investment. deposit. investment plasman. envestisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Consultancy)

Müşterilere, sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, şirket birleşme ve el değiştirmeleri, şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması hakkında ve benzeri konularda yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Mutual Fund)

Halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla, belge sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ve inançlı mülkiyet ilkesine göre sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlığıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Mutual Fund Participation Certificate)

Belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç pay ile katıldığını gösteren kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. put to bed. credit. deposit. embark. fund. incline. instate. invest. lay down. lay low. pay into. put to sleep. repose. repose on. shelter. subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay. sink. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put to bed. to invest. to accomodate. to put sb in hospital. to cause sb to lie down. to lay sb / sth flat. to cause sth to lean to one side. to deposit. to lay down. to lower. to recline. to steep. to slant. to repose. to remit. place. to sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by