Atış ne demek? | Atış anlamı nedir? | Atış

Atış anlamı nedir?

Atış ne demek?

Atış anlamı nedir?

Atış | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: atis

Türkçe Sözlük

(i.). T. Atmak fiili ve tarzı, atma (bk.) atmak. 2. Nişancılık. 3. Övünmek maksadiyle söylenmiş fâhiş yalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. beat. throw. firing. shooting. shot. burst. chuck. fling. gunshot. inning. innings. pistol shot. projection. put. shoot. shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. fling. gunfire. gunshot. shoot. shot. shy. throw. throwing. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throwing. casting. discharging. swaggering. inventing. exaggeration. shooting. pitching. pulsation. pitch. round. shoot. shot. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlatış tarzı, ifham, tefhim, ifade: Anlatışa göre fetvâ verilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner of telling. way of describing. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting gallery. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. bust up. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşmak, taş ve silâhla birbirine vurmak. 2. Birbirine söverek kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. bicker. quarrel. wrangle. to quarrel. to bicker. to argue. to squabble. to have a row. to have a tiff. to have words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to try to make up with. altercate. bicker. spar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ATIŞDIRMAK. 1. Sövüp saymak, birinin kabahatlerini sayarak suçlamak ve serzeniş etmek. 2. Acele ile yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt down. to gobble. to drizzle. to mizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gobble. to begin to rain or snow slowly. spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik oluş; isteğe baglı olmadan yapılan hareket; (psik)., (fels). otomatizm, özdevim, munsakiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmak işi ve tarzı. (bk.) Batmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. sinking. setting. decline. downfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinking. foundering. setting. decline. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Denizlerin dibinde inceleme yapmak için kullanılan araç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathysphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patiska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). batist, ince ve renkli patiska.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Block Sale)

Emir miktarı şirketin ödenmiş/çıkarılmış sermayesinin % 10’unu aşan satış işlemidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışma hâlinde bulunan, birbiri ile çatışan: Bu soru üzerine bir sürü çatışık düşünceler ileri sürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. clashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. battle. run-in. conflict. disagreement. brush. coincidence. collision. rencontre. scrimmage. skirmish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. clash. collision. conflict. skirmish. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. argument. dispute. skirmish. clash. collision. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kavuşmak, ilişmek, uç uca bağlanmak, tutturulmak. 2. Tokuşmak, birbirine çatmak, çarpışmak, müsademe etmek. 3. (Köpek ve ona benzer hayvanlar, böcekler) Çiftleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. coincide. collide. conflict. contravene. skirmish. to clash. to collide. to conflict. to quarrel. to skirmish. to coincide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clash. to collide. to have a quarrel. to be in conflict with. to fit into one another. to interconnect. to jam. to intersect. to engage. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uç uca kavuşturmak, iliştirmek, birbirine bağlamak, birleştirmek. 2. Tokuşturmak, çarpıştırmak, müsademe ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaban asması, akasma, meryemana asması. filbahar, filbahri, (bot). Clematis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diplomat, hariciye memuru, siyaset adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). memnun etmemek, hoşnut etmemek, tatmin edememek. dissatisfac'tion (i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, tatminsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dogmatizm, inakçıIık, fikir beyan etmede kesinlik. dogmatist (i). dogmatik kimse, kesin fikir beyan eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyun yazarı, piyes yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektrik akımı verilince mıknatıslanan bobin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) bedava, parasız, caba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batı. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa, Adriyatik Denizi kıyısında, Bosna - Hersek ve Slovenya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 45 10 Kuzey enlemi, 15 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 56,542 km².

Sınırları: toplam: 2,197 km.

sınır komşuları: Bosna - Hersek 932 km, Macaristan 329 km, Sırbistan 241 km, Karadağ 25 km, Slovenya 670 km.

Sahil şeridi: 5,835 km.

İklimi: Akdeniz ve kıtasal iklim etkilidir.

Arazi yapısı: Coğrafik olarak çeşitlilik göstermektedir; Macaristan sınırı boyunca düz ovalar, Adriyatik kıyısında yüksek olmayan dağlar ve dağlık bölge yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Dinara 1,830 m.

Doğal kaynakları: Petrol, az miktarda kömür, boksit, demir, kalsiyum, doğal asfalt, silis, mika, kil, tuz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25.82.

Sürekli ekinler: %2.19.

Diğer: %71.99 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 110 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yıkıcı depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,494,749 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.58 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.99 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.72 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.68 yıl.

Erkeklerde: 71.03 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.4 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 200 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 10 (2001 verileri).

Ulus: Hırvat.

Nüfusun etnik dağılımı: Hırvat %89.6, Sırp %4.5, diğer %5.9 (Boşnak, Macar, Slovenyalı, Çek ve Romalı) (2001).

Din: Roma Katolikleri %87.8, Ortodoks %4.4, Müslüman %1.3, Protestan %0.4, diğer %6.1 (2001).

Diller: Hırvatça %96.1, Sırpça %1, diğer %2.9 (İtalyanca, Macarca, Çekce, Slovakca ve Almanca).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.5.

erkekler: %99.4.

kadınlar: %97.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hırvatistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hırvatistan.

Yerel tam adı: Republika Hrvatska.

yerel kısa şekli: Hrvatska.

ingilizce: Croatia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Zagrep.

İdari bölümler: 20 bölge ve 1 şehir; Bjelovarsko-Bilogorska Zupanija, Brodsko-Posavska Zupanija, Dubrovacko-Neretvanska Zupanija, Istarska Zupanija, Karlovacka Zupanija, Koprivnicko-Krizevacka Zupanija, Krapinsko-Zagorska Zupanija, Licko-Senjska Zupanija, Medimurska Zupanija, Osjecko-Baranjska Zupanija, Pozesko-Slavonska Zupanija, Primorsko-Goranska Zupanija, Sibensko-Kninska Zupanija, Sisacko-Moslavacka Zupanija, Splitsko-Dalmatinska Zupanija, Varazdinska


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance / cheap sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Islatmak işi ve tarzı. Ar. tartîb, teblîl. mec. Vuruş, darb, kötek, dayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y„ Fr. statistique). Bir memleketin nüfus, gelir, ithalât ve ihracat gibi şeylerini her sene muntazam surette kayıt ve mukayesesi ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İstatistikle alâkalı (nisbet bildirmek için Arapça ekle yapılan istatistikî sözü yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. statistique

1. sayımlama, 2. sayım bilimi

1. Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi. 2. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistic. statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistics. statistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the science of statistics. a statistic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mathematical statistician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içine başka şeyler karışmış olan, Ar. mahlut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impure. mixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçine başka şeyler karışmamış, sâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unadulterated. fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Katılmak, karışmak: O da bize katıştı. 2. Birbirine girmek, birbirine karışmak: İki sürü katıştı, halk birbirine katıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine karıştırmak. Geceyi gündüze katıştırmak, halkı birbirine katıştırdı’, kuzuları koyunlara katıştırmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on consignment. sale or return. consignment sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on account. sales on account. credit sale. purchase on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geççe, biraz geç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Sarhoş, sızmış (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) 1. Demir ve başka bazı madenleri çekme özelliğinde olan çubuk. 2. Demiri çekme özelliği de olan diğer bütün maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Manyetik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mıknatıslı hile getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mıknatısı olan, mıknatıslanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. gerekli değişiklikler yapılmış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Türlü renkte ince patiska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batiste). İnce ve düzgün beyaz bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calico. cambric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cambric. cotton batiste. calico / n ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail sale. retail. sale of retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pragmatizm, pragmacılık; pragmatik oluş. pragmatist i. pragmacı, pragmatist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is pragmatic. a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions an adherent of philosophical pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adherent of philosophical pragmatism. a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. praticien

düz hekim

Mesleğinde uzmanlık belgesi almamış olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romatizma, yel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling. selling. sale. sell. disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling. sale. sell. disposal. sales. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. selling. disposal. discharge. sell. vending. vendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale value. sales value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale price. selling price. ask price. public price. selling rate. sales price. asked rate. disposal / sale price. sales / selling price. disposal price. output price. public fas. short price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memnuniyet, hoşnutluk, kanaat; tarziye, tatmin, tazmin; hoşnut etme, memnun etme: huk. tediye, ifa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet verici, hoşnut edici; kafi, tatmin edici. satisfactorily z. memnun edici surette. satisfactoriness i. yeterlik, kifayet, memnuniyet verici hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. memnun etmek, razı etmek, hoşnut etmek; tatmin etmek, ikna etmek; doyurmak; kafi gelmek; sağlamak, yetmek, uymak, tamamlamak; parasını vermek, ödemek; tarziye vermek; tazmin etmek; şartlarını yerine getirmek. satisfying s. tatmin edici, doyurucu. sat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi halinden memnun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., pol. devletçilik taraftarı, devletçi; istatistik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istatistik, istatistik ilmi. statistic(al) s. istatistiğe ait. statistician i. istatistik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lekelerden etkilenmiş olma; şekilleri berrak ve doğru gösteren merceklerin durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Private Placement)

Sermaye artırımlarında artırılan sermayeyi temsil eden hisse senetleri ile mevcut hisselerin hissedarlarınca, halka arz edilmeyerek, doğrudan dışarıda yerleşik kişilere, kayıt öncesi belirlenmiş yurtiçinde yerleşik kişilere tahsisli olarak veya Borsa’nın ilgili pazarında toptan satışıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Wholesale Market)

Alıcıları önceden belli olan veya olmayan, belli bir miktarın üzerindeki hisse senedi işlemlerinin Borsa’da güven ve şeffaflık ortamında organize bir piyasada gerçekleşmesini sağlayan pazardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilimsel inceleme, tez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on credit terms. sale for the settlement. sale on account. forward sales. futures / forward sale. forward s sale. futures sale. put and call. time sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detente.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come off the boil. calm down. cool. cool down. quiet. quiet down. resettle. settle. simmer down. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. settle. subside. to calm down. to become quiet. to die down. to subside. to still. to simmer down. to cool down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die down. to subside. to calm down. compose oneself. pass off. quench. settle down. simmer down. soften.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbiturate. placatory. sedative. tranquillizer. calming. soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tranquilizing. calming. soothing. appeaser. disarming. downer. sedative. tranquillizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement. conciliation. placation. sedation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. allay. alleviate. appease. assuage. attemper. becalm. calm. comfort. compose. conciliate. defuse. disarm. ease. hush. lull. mitigate. moderate. mollify. pacify. placate. propitiate. quell. quiet. quieten. remit. salve. sedate. settle. smooth d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. compose. disarm. ease. lay. mollify. pacify. quench. relieve. salve. sedate. settle. soothe. steady. still. subdue. tranquillize. to calm. to quieten. to tranquillize. to sedate. to mollify. to allay. to relieve. to appease. to ease. to al

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calm. to soothe. to mollify. assuage. allay. alleviate. appease. becalm. comfort. conciliate. cool. disarm. moderate. pacify. palliate. placate. propitiate. smooth. soften. steady. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by