Atlı Karınca ne demek? | Atlı Karınca anlamı nedir? | Atlı Karınca

Atlı Karınca anlamı nedir?

Atlı Karınca ne demek?

Atlı Karınca anlamı nedir?

Atlı Karınca | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: atli karinca

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has undergone a surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. surly. down faced. glum. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

yahut ATLU (i.). Ata binmiş, Fars. süvar, Ar. fâris. Atlıkarınca = Karıncanın bir büyük cinsi. Atlıkarınca = Çocukların binmesine mahsus tahtadan tekerlekli at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian. horseman. rider. mounted. horse-drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseman. rider. mounted. riding on horseback. equestrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata binmiş süvari. - Birleşik isim. Atlıhan: Alınca Hanın oğlu. Tatar’ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Azat edilmiş, (bk.) azâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azadlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high- tasted. seasoned. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Pislik, mülevveslik, telvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kiriş, bağırsaktan yapılan çalgı teli;(tıb). her iki yüzü keskin uzun bıçak, bisturi, neşter; kedi yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrinli, işler (yara)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a son-in-law. clothes. gifts. etc. bought for the bridegroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demokrasi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her işinde ihtimam eden, yanlış ve hata olmamasına çalışan: Çok dikkatli adamdır. 2. Dikkat ve ihtimamla yapılmış: Dikkatli iş, dikkatli yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. attentive. heedful. watchful. gingerly. regardful. mindful. thoughtful. argus-eyed. assiduous. canny. cautious. circumspect. intense. intent. particular. rigorous. scrupulous. sleepless. solicitous. studious. wary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. attentive. careful. cautious. chary. circumspect. conservative. deliberate. diligent. diplomatic. exact. intent. meticulous. minute. painstaking. punctilious. rigorous. scrupulous. sedulous. strict. studious. watchful. assiduous. regardful. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. mindful. argus eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça dikkat ve ihtimamla: Şunu dikkatlice yazın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diplomatın mesleği, bu sahada ustalık. 2. mec. Kurnazlık, hilekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oğulluk, Ar. bünüvvet: Falanı evlâtlığa kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopted child. foster child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopted / foster child. adopted child. adoptee. the adoptee. adoptive child. nurse child. filiation. foster son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). besili hayvan, semiz hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedition. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. priced. dear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski model mitralyöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefakâr, sadık, doğru: Çok hakikatli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal. true. constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill and industry in housework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâsılat ve iradı olan, iyi gelir veren: O çiftlik çok hâsılatlıdır. Hâsılatlı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ye nesih gibi yazılar yazmak mahareti, Güzel yazıya sahip olmak. 2. Güzel yazı öğreticiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of a calligrapher. penmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüzlük, kabalık, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. horseplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rough. to act roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). ihtiyata uyan, ilerde ortaya çıkacak hallere karşı lâzım gelen tedbirleri tamamlamış, uzak görüşlü, basiretli: Çok ihtiyatlı adamdır. Ben daima ihtiyatlı davranırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politic. provident. prudent. safe. wary. cautious. discreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. cautious. foresighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

two fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double-storied (- storeyed Br. two storey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltifatla yapılan: iltifatlı muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary. kind. flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talented. promising. capable. apt. gifted. predisposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüklerini dinleyen, aldığı emre uyup muhalefet etmeyen. Ar. mutî, münkad: Pek itaatli çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obedient. good. orderly. tractable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensub olduğu mezhebe inanan, itikadı tam olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who has religious conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. guilty. in the wrong. culpable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culpable. guilty. blameworthy. criminal. delinquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olan, suçlu: Kendisi kabahatli olduğunu biliyor da sesini çıkarmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanadı olan: Kanatlı böcek, uzun kanatlı, çift kanatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alated. winged. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömiicü mânâsıyle «karmak» tan). Toprağın içinde kendilerine has bir usul ve nizamla yaşayan; yazın taneler toplayıp müşterek yuvalarında biriktiren küçücük ve incecik bir siyah böcek, Ar. nemel, Fars. mûr: Atlı, ak, kara, kızıl, kanatlı, kum karınca: Bu böceğin çeşitleri, mec. Mütevazı şahıs: Karınca kaderince (kadrince). Karıncanın Hazret-i Süleyman’a bir çekirge budu sunması, eski edebiyatta tevazu ve mahviyet örneği olarak çok geçer. Çokluk da gösterir: Karınca gibi kaynıyor. Karınca yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic. ant. pismire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant. blowhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı. 2. Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor. 3. Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Zarkanatlıların, beş bin kadar türü sayılan bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karıncası olan, karınca dolmuş: Karıncalı reçel. 2. Pastan veya fena dökülmekten dolayı ince delikleri olan: Karıncalı top, demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kat kat katlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugated. folded. -storied. having. storeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folded. turnup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. massacre. butchery. battue. bloodletting. bloodshed. carnage. decimation. hecatomb. pogrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodbath. carnage. massacre. slaughter. genocide. pogrom. bloodbath kırım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massacre. mass murder. blood bath. butchery. carnage. hecatomb. mass execution. wholesale slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, kesat: Ortada kesatlık vardır. 2. Sürümsüzlük ve kıtlık vakti: O sene kesatlıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackness. stagnation. letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of carats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kontrat İle bağlı, böyle bir senetle kiraya verilmiş veya kiralanmış: O dükkân bir sene İçin kontratlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ex contractus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehil, müstahak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done or said with an aim in mind. done or said in order to hurt somebody. intentional. purposeful. purposive. studied. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgili: Çok malûmatlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «meşhed» den galat). Gayrimüslim, bilhassa Yahudi mezarlığı: Yahudi, Ermeni maşatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümetçe işi olenlar: Yalnız maslahatltları içeriye koyuyorlar (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lusterlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zararlı, muzır, kötülüğü dokunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydalı, kârlı, istifadeli: Çok menfaatlı bir iş, bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. gruelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. batengan’dan Arapça’laşımış badincan’dan). Patlıcangillerin örnek bitkisi ve bu bitkinin meyvesi. Bostan patlıcanı = Kalın ve yuvarlak cinsi. Kemer patlıcanı = Uzun ve eğri cinsi. Frenk, domata, yumurta patlıcanı = Diğer çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eggplant. aubergine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(badincan): Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Kullanıldığı yerler: Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi patlıcandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kelebekler gibi, kanatlarında toz şeklinde pullar bulunan, böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zırh giymiş, zırhlı, cebeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstirahat: Ortalıkta rahatlık var; o, rahatlığı seven bir edamdır. 2. Uygunluk, muvafakat: Bu kıyafetin rahatlığı inkâr olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. facility. easiness. leisureliness. boon. cosiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. amenity. boon. comfort. ease. facility. latitude. lift. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace and quiet. comfort. ease. easy goingness. peace of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) ıskalarya, çarmıh basamağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ruhsatı olan, izinli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licenced. officially permitted or authorized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Satılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar saat süren: Bir saatlik işimiz vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted. faithfulness. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfulness. loyalty. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sakat olma hâli. 2. Noksan, kusur, yanlışlık, hatâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. infirmity. disablement. defect. lameness. deformation. deformity. invalidism. invalidity. malformation. shakiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformity. disability. infirmity. defect. mishap. accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. handicap. impairment. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatla yapılmış, ustaca ve mahirâne yapılmış, Ar. musannâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highfalutin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaudy. ostentatious. showy. pompous. guady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious. pompous. showy. deluxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satılması kararlaşmış, satılığa çıkarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göğüs zarı iltihabı, zâtülcenb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perseverant. constant. stable. pertinacious. sedulous. steadfast. sturdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. permanent. sedulous. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Cesaretli, yürekli, cesur, bahâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefkat sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectionate. charitable. merciful. tender. tenderhearted. compassionate. merciful sevecen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind. tender. caring. charitable. clement. compassionate. kind hearted. kindly. philantropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). t. Cömert. 2. Eskiden kazaskerlik pâyesini alanlara ve «devletlû» unvâniyle beraber şeyhülislâma verilen resmî unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıhhati yerinde olan, sağlam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. good. healthful. hearty. by the square. on one's toes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü gülmez, somurtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çabuk, acele: Süratli iş, yürüyüş. Süratli adım = Asker yürüyüşünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. speedy. fastmoving. swift. express. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express. fast. quick. speedy. rapid. express hızlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. quick. rapid. speedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zevk sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ayrıntılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağıza hoş gelen, zıddı: acı: Tatlı meyve, tatlı yemek. 2. Lezzetli, hoşa gider, latif: Mal tatlıdır, can tatlıdır, tatlı söz. 3. İçilir, içilmeye gelir, tuzlu ve acı olmayan su: Tatlı su balığı. 4. Tatlı yemek veya reçel. Sabahleyin bir kaşık tatlı yemek iyidir. Tatlı belâ = mec. Evlât. Tatlıdil = Gönül alan nazik söz. Tatlısu Frengi = Osmanlı Türkiyesi’nde doğmuş ve azınlıklara karışmış Avrupalı, levanten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters. app

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. nice. pleasant. sweet. agreeable. genial. delicious. dulcet. gentle. mild. quiet. sociable. soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candied. soft spoken. suave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh water. fresh water (as opposed to salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suavely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az tatlı, tatlımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı yemekler veya reçel ve şekerlemeler yapan ve satan. 2. Tatlı yemekleri, reçel ve şekerleme gibi tatlıları çok seven, çok tatlı yiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of pastries soaked in syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» tan masdar). Boşama, bırakma, ayrılma: karısını tatlîk etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطليق] boşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı olmak: Portakallar daha tatlılaşmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sweet (owing to ripening. to become pleasant or genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlısı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı şeyin hâli. 2. Lutuf, iyilik: Tatlılıkla kendisini vazgeçirmeli, tatlılıkla kandırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetness. sweet taste. pleasantness. agreeableness. niceness. amiability. geniality. deliciousness. melodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with kindness. amicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlıya benzer bir lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. marked down in price. discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three decker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-storeyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). 1. Geniş, bol: Pek vüsatli bir ova. 2. Müsaadeli; mW’ sâit: Vüsatli zaman, hâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Yabancı, meçhul, bilinmeyen. 2. Düşman, muhalif. 3. Uğursuz, meş’um.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılırsak, nefes alamadığımız için oksijenlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.

Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.

Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.

Yine de bir aksilik olr, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına ve yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.

Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınları kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?

Mikrodalga fırınlarında ışın yolculuğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pişsin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i ). Tahtakurusu, bit gibi başkalaşmaları tamamlanmayan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları zara benzeyen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by