Atş ne demek? | Atş anlamı nedir? | Atş

Atş anlamı nedir?

Atş ne demek?

Atş anlamı nedir?

Atş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ats

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susuzluk, susama, hararet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطس] hapşırma, aksırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطش] susuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atş»dan smüş.). Susuz, susayan, teşne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطشان] susuz, susamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Susuz, susamış, teşne.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aksırma, ansırma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطسه] hapşırık, aksırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Unf ve şiddetle tutup kapma ve yakalama. 2. Kuvvet, şiddet, galebe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krikette topa vurma sırası kendisinde olan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. porsun, marinel başı, lostromo. boatswain's chair izbarço iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). ketchup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işine ihtimamla, özenerek bakmayan, iyi ve hatasız iş görmek Adetinde olmayan: Dikkatsiz adam. 2. Dikkatle yapılmamış, gelişi güzel yapılmış: Dikkatsiz yazı, yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. inattentive. heedless. unaware. freewheeling. inadvertent. incurious. lax. listless. mindless. regardless. remiss. slipshod. unheedful. unheeding. unobservant. unregardful. unseeing. unwary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. careless. feckless. inadvertent. inattentive. lax. mindless. negligent. remiss. scatty. slack. slipshod. thoughtless. unguarded. unthinking. heedless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. inattentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işe dikkat etmeyiş, dalgınlıkla ve gelişi güzel iş görme: Dikkatsizlikten ileri gelmiş hatalar. Bu dikkatsizlikle doğru iş. görmek mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. want of care. inattentiveness. inattention. oversight. inadvertence. inadvertency. inobservance. negligence. oscitation. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inattention. negligence. oblivion. oversight. carelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattentiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(çoğ.),(A.B.D.) argo yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmayan, Ar. akîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukları olmama, çocuksuzluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). yağ içinde eriyebilen (vitamin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daldırma, batırma: Peksimeti süte gatsetmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teke sakalı, (bot.) Tragopogon pratensis .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçi postu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dövülmüs kabuksuz buğday veya yulaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefasız, dostluğu ve hakları unutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful. disloyal. false in friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefâsızlık, sevgi ve dostlukta sebatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness. disloyalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), hat tree şapka asmaya mahsus ayaklı askı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymayan, ilerde ortaya çıkacak hallere karşı vaktiyle tedbir düşünmeyen, gafil: İhtiyatsız adamdır. İhtiyatsız davrandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyata uymama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence. imprudence. lack of restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltifat etmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no talent. unpromising. incapable. incompetent. inept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüğüne itaat etmeyen, baş eğmeyen, dikbaşlı, Fars. serkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. contumacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. insubordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. insubordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtaat etmeme, baş eğmeziik, emir dinlememe hâli, Osm. serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. breach. contumaciousness contumacy. insubordination. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensûb olduğu mezhebe itikadı olmayan, inanmayan, Ar. mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. without religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mensûb olduğu mezhebe inanmama, Ar. Ilhâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreliable. untrustworthy. distrustful. sceptical skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disbelief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of trust. disbelief. distrust. doubt. mistrust. untrustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birlik ve anlaşma eksikliği veya yoklu,u.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. innocent. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olmayan, Fars. bi-günâh, Ar. mâsûm: O adam kabahatsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apteral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kanatsız olan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir kemiyetin (niceliğin) kaç katı alındığını gösteren sayı: 5a ifadesinde 5 sayısı a’nın katsayısıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçap, baharatll domates sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsiz, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. imcompetent. unworthy. undeserving. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsizlik, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless. unintentional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydasız, kârsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) eşitsizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نطس] nadas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sığır paçasından alınan ve köseleyi yumuşatmak için kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel, dürüst ask(Erkek İsmi) Nitelikli ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nereye varacağını düşünmeden, saygı kaidelerine aldırmadan, aklına estiği gibi hareket eden, konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. plainspoken. politically incorrect. indiscreet. thoughtless. blunt. headfirst. headlong. gauche. harum-scarum. headforemost. out-of-turn. plump. without tact. unadvised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facetious. gauche. indiscreet. tactless. disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. harum scarum. heavy handed. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) avanak kimse; kadınsı erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cash payment. nothing down. without ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmayan, darlık ve ıstırapta bulunan: Siz orada rahatsızsınız; sizi rahatsız ettik; gece vakti kimseyi rehatsız etmemek için hastalığımı sakladım. 2. Rahat kullanılmayan, ıstırap ve sıkıntı veren. Uygunsuz: Bu yatakta rahatsız oldum. 3. Keyifsiz: Rahatsız olduğu İçin evden çıkamadı; kendisini hayli rahatsız gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncomfortable. disturbed. uneasy. troubled. comfortless. unrestful. worrisome. unwell. ill. ailing. bad. in bad health. constrained. diseased. incommodious. indisposed. out of sorts. poorly. queer. seedy. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austere. disturbed. fitful. indisposed. poorly. punk. restless. uncomfortable. uneasy. unwell. upset. anxious. sick. ill. unwell. funny. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. indisposed. uncomfortable. a bit unwell. under the weather. sick. ail. incommodious. molestation. out of sorts. poorly. under the wheater. uneasy. unhappy. unquiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed. unmolested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. bite. bother. disturb. embarrass. fuss. intrude. molest. offend. perturb. pester. rasp. tease. trouble. worry. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disturb. to bother. to trouble. to inconvenience. to annoy. chafe. derange. discomfit. discommode. disquit. harass. niggle. perturb. plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel unwell. to feel ill. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmama, ıstırap: Dar pabuç çok rahatsızlık verir. 2. Keyifsizlik, hafif hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. uneasiness. disquiet. inconvenience. inquietude. trouble. unrest. annoyance. disease. illness. ailment. indisposition. dysphoria. complaint. discomfiture. discomposure. distemper. disturbance. draft. embarrassment. fidget. harassment. ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ailment. complaint. discomfort. disorder. disturbance. inconvenience. upset. uneasiness. trouble. indisposition. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. indisposition. uneasiness. slight sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıçanotu, arsenik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicenced. officially unauthorized. nonlicensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. disloyal. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art-lover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artlover. lover of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium-sized largely seedless mandarin orange with thin smooth skin a variety of mandarin orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large domain on the southern Japanese island of Kyushu, dominated in the Edo period by the great samurai clan of Shimazu At the end of the Tokugawa period, the southern provinces of Satsuma and Choshu were home to a number of young samurai of relatively

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Japanese ceramic overlaid with a glaze that forms hairline cracks Over the glaze are figures, flowers, and decorations painted in polychrome enamel. a Japanese high-fired ceramic ware produced in southern Kyushu ; originated in 17th century with Korean

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is not steadfast. erratic. inconsistent. infirm. variable. various. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of steadfastness or perseverance. infirmity of purpose. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi ve merhameti olmayan: Şefkatsiz ana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coldhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi ve merhamet yokluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp hilesi; hile, tuzak, oyun, manevra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çehresiz, çirkin, gösterişsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dour. morose. ugly. sour faced. sulky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. grim-looking. sour-faced. bad-tempered. grim. morose. sourpuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glumness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıhhate zararlı şartlar altında az ücretle işçi çalıştıran iş yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzeli çirkinden ayıramıyan, zevksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. ill-tempered. sb who lacks good taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill-temperedness. lack of good taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tâkat, kuvvet ve iktidarı olmayan, zayıf, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. feeble. prostrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iktidarsızlık, kuvvetsizlik, zaaf, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsiz, saman gibi, Osm. nâ-metbû: Şalgam tatsız bir sebzedir. Pek tatsız tuzsuz bir şey. 2. Tatlı olmayan, tatlısı eksik: Bu helva tatsız olmuş. 3. mec. Sözünde, iş ve hareketinde şirinliği olmayan, soğuk: Pek tatsız adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distasteful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. bleak. disagreeable. distasteful. dusty. grisly. hard. hateful. hellish. insipid. prosaic. tame. tasteless. ugly. unenviable. unpleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipid. tasteless. unpleasant. rapid. not sweet enough to the taste. unsweet. disagreeable. boring. arid. distasteful. dreary. flat. flat footed. horrid. objectionable. prosy. raucous. seamy. in bad style. terrible. uncongenial. undesirable. unedifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tasteless. very insipid. very boring. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatsızlık etmek, soğuk ve münasebetsiz bir işi yapmak: Artık tatsızlanıyorsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become unpleasant / disagreeable / boring. come over. pall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsizlik. 2. Tatlılık eksikliği veya yokluğu: Bu üzümün tatsızlığı hamlığındandır. 3. Davranışta soğukluk: Bu adamın tatsızlığı da çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness. insipidity. unpleasantness. disagreableness. action which creates unpleasantness. platitude. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cover. on one's own recognizance. unassured. uncovered. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized state. lack of an organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Akıllıya bir söz yeter, Arife tarif gerekmez. kıs. verbum sap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zam. ne, hangi; zam. bütünü, hepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by