Att Kontrolü ne demek? | Att Kontrolü anlamı nedir? | Att Kontrolü

Att Kontrolü anlamı nedir?

Att Kontrolü ne demek?

Att Kontrolü anlamı nedir?

Att Kontrolü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: att kontrolu

Teknolojik Terim

ATT (Susturucu) anahtarıyla, alım hassasiyetini azaltabilirsiniz. Radyo, zayıf sinyalleri atlayacak ve yalnızca güçlü sinyallerde duracaktır. ATT kontrolü yalnızca düğme açık konumdaysa devrededir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Fr) mezbaha, salhane, kasaplık hayvanların kesildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vasıtayla anlatmak, birine bir başkasının aracılığı ile bir şeyi malûm ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). zıt zerrelerden oluşmuş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Talep veya teftiş ve tecessüs ettirmek. 2. Selefinden beter olup onu arzu ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs.attention, for the attention of dikkatine; attorney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATT (Susturucu) anahtarıyla, alım hassasiyetini azaltabilirsiniz. Radyo, zayıf sinyalleri atlayacak ve yalnızca güçlü sinyallerde duracaktır. ATT kontrolü yalnızca düğme açık konumdaysa devrededir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takmak, raptetmek, iliştirmek, tutturmak; bitiştirmek, bağlamak; (huk). haczetmek , müsadere etmek; maiyete tayin etmek; vermek, hamletmek, isnat etmek; sevdirmek attached (s). bağlı, merbut, ilgili; ilişik; tutkun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataşe attache case genellikle deriden yapılan, dik dörtgen ve menteşeli evrak koyacağı, çanta. naval attache deniz atasesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık, merbutiyet; ilgi, alaka; sevgi, muhabbet, dostluk; (huk). zapt ve müsadere, haciz; zapt ve müsadere ilamı; ek parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). hücum etmek, saldırmak, vurmak, basmak, tecavüz etmek; laf atmak, aleyhinde söylemek; işe koyulmak; tutmak, isabet etmek; (i). saldırı, hücum; (tıb) yakalanma , tutulma, nöbet; birbirinin aleyhinde söyleme; işe koyulma; (müz). bir nota

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). varmak, ulaşmak, ermek, erişmek, vâsıl olmak, yetişmek; kazanmak, bulmak, kespetmek. attainable (s). ulaşılabilir, erişilebilir, kazanılabilir, ele geçirilebilir, istihsali mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). idam hükmü verilmesi veya kanun dışı ilân edilmesi hallerinde bir kimsenin bütün vatandaşlık haklarını kaybetmesi; eski leke, şerefsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).hüner, marifet; elde etme, erişme, edinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). (huk). idam hükmü verilmesi üzerine bir kimsenin vatandaşlık haklarını kaldırmak; lekelemek, rezil etmek; (i). Ieke, ayıp; medeni hakların kaldırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan imüb.). 1. Güzel kokulu ruhlar ve yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taeiri. (Fr. parfumeur). 2. İlâç ve ecza vesaire satan adam. (Fr. droguiste). 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik ve saire satan dükkâncı. Halk ağzında: Aktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطار] attar, baharatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıtır attar of roses gülyağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2.İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3.Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطاری] attarlık. 2.attar dükkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ecza veya baharat satan adamın işi ve ticareti. Attarlık ediyor. (Halk arasında: Aktarlık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek; çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek; hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak; (i). teşebbüs, yeltenme, kalkışma; deneme, tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (toplantıya) iştirak etmek, katılmak; kulak vermek, laf dinlemek; bakmak, mukayyet olmak; eşlik etmek, refakat etmek, maiyetinde bulunmak; hazır bulunmak; beklemek ; on ile hazır bulunmak; to ile bakmak, üzerine almak; ilgilenmek; meşgul olma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devam, gitme; refakat; hazır bulunanlar, maiyet. dance in attendance on üzerine titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hizmetçi, hizmetkar; refakat eden kimse, eşlik eden kimse; beraberinde olan şey; bir kimsenin maiyetinde çalışan memur; netice, akıbet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) dikkat, ihtimam, üzerine titreme, meşgul olma; teveccuh, iltifat,nezaket; (çoğ). aşığın sevgilisine gösterdiği ilgi. Attention I Hazır ol I attention span (psik). bir kimsenin konu degiştirmeden aynı şeye dikkat edebildiği müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli, hizmete hazır; kibar, ince, nazik attentively (z). dikkatle, hizmete hazır olarak; nezaketle attentiveness (i). dikkat; nezaket, incelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, sulandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince, zayıf, azalmış, dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inceltmek, hafifletmek , azaltmak, daraltmak, zayıflatmak; değerini düşürmek attenua'tion (i). inceltme, zayıflatma, azaltma; incelme, daraltmak, azalma, zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,( i). resmen ve açıkça söylemek, iddia etmek; şahadet etmek, tasdik etmek, ispat etmek, delil göstermek, beyan etmek; (i). şahadet, tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) şahadet, tasdik; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavan arası; tavan arasındaki oda veya odalar; (mim). klasik mimari tarzda cephe üzerindeki kat veya süslu duvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i ).Atinalı; ince, doğru; sade; (i ).Atina lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Atik Yunanca'sına has dil özelliği; güzel ve ince ibare; Atinalılara baglılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) süslu veya gösterişli elbise , esvap, kıyafet, kisve; (f). giydirmek, donatmak attirement (i). giyim kuşam, esvap; tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb thrown / expelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutum, davranış, tavır; vaziyet alış; (hav). dünya ve ufka göre meyil (s).tutumla tutumla ilgili, vaziyete ait. attitudinize (f). tavır takınmak, vaziyet almak, çalım satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). başkasının kiracısı olmaya razı olmak; devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekmek, cezbetmek attractile (s). çekici, cazip attractive (s). cazibeli, cazip, ,cekici, alımlı. attractively (z). güzel, alımlı surette attractiveness (i). çekicilik, cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cazibe, çekici oluş, alımlılık; buyüleyici şey; eglence programı, atraksiyon; (fiz). çekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kis).attribute, attributive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) vermek, yüklemek, isnat etmek, atfetmek, hamletmek. attributable (s). isnat olunabilir, atfolunabilir. attribu'tion (i). isnat, verme, hamletme, atfetme; sıfat, nitelik; ozellik, hassa; yetki, salâhiyet attributive (s). verici, hamledici; (g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıfat, nitelik, vasıf; (man). yüklem, mahmul; (gram). yüklem; sıfat veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürtünmeyle aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürtüşme, yıpranma, aşınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akort etmek; ahenk kazandırmak, uyum sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). attorney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Attorney General.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بط] kaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «batâlet» den imüb.). 1. Hükümsüz, hükümden sâkıt, boş: Battal evrak. 2. İşlemez, muattal: Battal bir değirmen. 3. Kolay kullanılamıyacak kadar büyük, hantal: Battal küp. (Bu mânâ Türkçe’ye mahsustur. Kahraman ve bahadır mânâsiyle dilimizde kullanılmaz). Bir işe müteallik hükümsüz evrak: Battalda hıfzetmek, saklamak, battal etmek, battal çekmek (yani üstüne battal kelimesini yazmak): Hükümsüz bırakmak, hükümsüz evraka katmak. Battal kâğıt = Son devir Osmanlı tarihinde 57 X 82 sm. eb’adında basılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large and clumsy. oversize. void. canceled. abrogatedto put out of service. make unusable. abrogated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over-size. useless. void. cancelled. abrogated. lapsed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطال] yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cesur, kahraman. 2.Pek büyük. 3.İşe yaramaz, hantal. 4.İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans’a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out size. unusual size. outsize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. tabur, müfreze, kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgan yerine veya yorganın üstünde kullanılan kalınca örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bedclothes. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince tahta parçası, tiriz, takoz: den. tiriz, yelkenleri düz tutmak için içine geçirilen ince tahta parçası. batten down den. ambar muşambalarını çekip tirizini vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).semirmek, iyi beslenme sonucunda şişmanlamak; başkalarının sırtından geçinerek lüks bir hayat sürmek; semirtmek, Sişmanlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sert darbelerle vurmak, hırpalamak; dövmek; eskitmek tahrip etmek; hamle yapmak. battered baby büyükleri tarafından hırpalanmış küçük çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sulu hamur; matb. bağlanmış sayfa halindeki dizilmiş harflerde bozukluk; bu bozukluğun meydana getirdiği yanlış; spor topa vuran oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (mim). temelden yukarı doğru meyletmek; (i). bu şekilde meyilli duvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kale duvarlarını ve kapılarını yıkmak için kullanılan kalın kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., elek. pil, elektrik bataryası; akümülatör, akü; ask. batarya; (beysbol) atıcı ve tutucu; vuruş, dövme; (huk). kötü davranış; müessir fiil; bir şahsın haksız yere dövülmesi veya bedeni ezaya maruz bırakılması; dizi, seri, takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tabaka halinde pamuk (yorgan veya şiltede kullanılır); spor. bazı top oyunlannda vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). muharebe, savaş; dövüş; (f). savaşa katılmak; mücadele etmek, savaşmak. battle array harp safı. battle-ax (i). cenk baltası, teber; argo huysuz kocakarı. battle cruiser ağır kruvazör. battle cry savaş narası; herhangi bir kampanyada kullanılan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. sürgün avı, sürek avı; katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo) çatlak kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çamur sıçratmak; zifos atmak, lekelemek; iftira etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Budalık mertebesine ulaşabilen fakat başkalarının ıstırabına karşı duyduğu merhamet ile bu mertebeden vazgeçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir maden ocağında hava deliği meydana getiren tahta v.b.'nden yapılmış bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük sukamışı, (bot). Typha latifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, müsademe ettirmek: Arabayı duvara çattırdı. 2. (gemiyi) Diğer bir gemiye çarptırıp batırmak: Kaptan gemisini çattırmış. 3. Keresteyi veya bir şeyin parçalarını birbirine bağlayıp kurmak: Üst katın direklerini çattırdılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). sığırlar; (asağ). insanlar. cattleman (i). sığır yetiştiren veya güden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kedi gibi; sinsi, kinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). menkul mal, taşınır mal; köle. chattel mortgage menkul rehin. goods and chattel ev bark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gevezelik, boş laf, lafü güzaf; diş çatırdaması. chatter marks bir aletin titreşimi sonucu meydana gelen düzensiz çizikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gevezelik etmek; konuşur gibi sesler çıkarmak; çatırdamak (diş); (mak). titreşim meydana getirmek; alelacele söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşkan; konuşma şeklinde, sohbet tarzında. chattily (z). konuşkanlıkla chattiness (i). konuşkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). takırdatmak, çatırdatmak; yüksek sesle konuşmak, gevezelik etmek; takırdamak, ses çıkarmak; (i). patırtı takırtı, ses, gürültü; gürültülü konuşma; boş laf; dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukabil hücum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Donatma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb / sth equipped or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydan savaşına hazırlamak; mazgal yapmak. embattled s. meydan savaşına hazır durumda; savaş halinde; güç durumda, sıkışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). semirtmek, şişmanlatmak; gübrelemek; şişmanlamak, semirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). şişman, semiz, yağlı; gübreli (i)., (aşağ). şişko, dobiş. fatty acid (kim). gliserid yapan asit, yağ asidi. fatty compounds (kim). yağlı bileşimler. fatty degeneration (tıb). yağ dejenerasyonu, olağanüstü şişmanlık. fatty tissue (anat). yağ dok

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق الطبيعه] doğa üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), (bk.) Duraküstü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yassılatmak; yere sermek; neşesini kaçırmak; matlaştırmak, donuklaştırmak; yassılaşmak, dümdüz olmak; tatsızlaşmak, neşesiz olmak. flatten out düzeltmek, açmak; (hav). dalıştan sonra uçağı yerle paralel duruma getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., slang yaltaklanmak, yağ çekmek; dalkavukluk etmek; gururunu okşamak, ümit vermek, methetmek, övmek, göklere çıkarmak. flatter oneself sanmak, zannetmek, ümit etmek. flatterer (i). dalkavuk, slang yağcı. flatteringly (z). methederek, göklere çıka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oldukça yassı ve düz; tatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. General Agreement on Tariffs and Trade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خط] çizgi. 2.yol. 3.yeni terlemiş bıyık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Bile, o derecede, bir derecede ki: Ben kimseyi dinlemem, hattâ sizi de. Bazı defa kuvvetlendirmek için «bile» edatı eklenir: Hattâ gözümle görsem bile inanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in tune. even. yet. insomuch as. insomuch that. in fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. nay. in fact. as a matter of fact. as well. also. besides. moreover. so much so that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. moreover. besides. nay. very. yes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حتی] üstelik, hatta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oduncu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حطاب] oduncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATTAT) (i. A. «hat» tan imüb.) (c. hattâtîn). 1. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ve nesih gibi yazılar yazan adam. Güzel yazı sahibi: Bu levhayı hangi hattâta yazdırdınız? 2. Güzel yazı öğreticisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligrapher. pen-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligrapher. penman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطاط] hattat, güzel yazı yazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ye nesih gibi yazılar yazmak mahareti, Güzel yazıya sahip olmak. 2. Güzel yazı öğreticiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of a calligrapher. penmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şapkacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATT-I FASL) (I.A.F.). Ayırma çizgisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATT-I HAREKET) (i. A. F.). Davranış, tutulan yol, tutulacak yol, tutum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist. survive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkatsizlik, ihmal; nezakete önem vermeyiş. inattentive s. dikkatsiz, ihmalkar inattentively z. dikkatsizce. inattentiveness i. dikkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth closed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of patrol stations along an international border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Daha veya en çok kat’ eden (kesici). 2. Kâğıtları oyarak dantele benzer yapraklar yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kati» den imüb.). Pek öldürücü, çok can alıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi diğeri vasıtasıyle suda haşlatmak, suda pişirmek: Kahveciye güzel bir kahve kaynattırmak, şu mendilin lekesini çıkarmak için saman suyunda kaynattırmalı. 2. Bir sıvıyı ateşte haşlattırmak: Sütün mikroplarını öldürmek için iyice kaynattırmak gerekir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilovat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ince pirinç veya pirince benzer levha; galvanizli saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ikisinden sonuncusu, son söylenilen; zikronulan iki şeyin sonra geleni, ikincisi; son. latterday (s.) çağa uygun, modern, şimdiki zamana uygun. Latter day Saints Ahir Zaman Azizleri (Mormon lann resmi ismi). latter end son; ölüm. latterly (z.) b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) pencere kafesi, kafes; üzerinde kafes şekli bulunan arma; (f.) kafes yapmak, kafes şekline koymak; kafesle çevirmek. latticework (i.) kafes işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماء مقطر] damıtık su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’T-TEESSÜF) (I.). Teessüfle, esef ederek, üzüntüyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع التأسف] ne yazık ki, üzülerek, maalesef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Tabiat üstü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manhattan adası; viski ve vermutla yapılmış bir içki. Manhattan District atom bombası. planının şifreli ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasırlarla örtülmüş; keçeleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özdek, madde, cevher, cisim; konu, iş, husus, mesele; vesile; fark, önem; öz; yaklaşık miktar; cerahat, irin; fels. özdek; posta maddesi; matb. baskıya hazır hurufat; matb. dizilecek metin, müsvedde; man. bir önermenin kapsadığı husus; şikâyet veya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ehemmiyeti olmak, önemi olmak, önem taşımak, bir şey ifade etmek; cerahatlenmek. What does it matter? Ne önemi var? Ne olur ki?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, alelade; hayale kapılmaz, heyecansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cerahatli; çapaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti isa nın on iki havarisinden biri olup ismini dört incilden birine veren, Matta; Matta incili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasır, hasır örgüsü; hasır örme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatak, şilte, uzun minder; su kenarlarında aşınmayı durdurmak için kıyı önüne çekilen çalı ve sırıktan örülmüş engel. spring mattress yaylı yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üzerinde kalem kesmeye mahsus kemik veya fildişi parçası. Dilimize miktâ şeklinde geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen addır. (1) Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. (2) Herhangi bir nesnenin alçı ya da balmumu ile kalıbının alınması işlemi. (3) Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atal.den imef) (mü. muattala). 1. Bırakılmış, terkedilmiş, hareketsiz. 2. İşsiz, boş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ıtr»dan imef.) (mü. muattara). Güzel kokulu, güzel koku sürülmüş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Güzel kokulu, ıtırlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatt»dan imef.) (mü. muhattata). T. Çizgili, çizili. 2. Yivli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kat’» dan imef.) (mü. mukattâa). Kesilmiş, kesik, ayrı. Hurûf-ı mukattâ = Ayrı ayrı yazılan ve birbirlerine bitiştirilmeyen harfler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Kesik şeyler, eksik parçalar. 2. Her biri bir kelimeye delâlet eden harfler ve eksik terkipler vs., ilah. İşaretler gibi ki vesaire, ilâAhıre tâbirinden kesilmiştir. 3. Eksik şiir parçaları, çeşitli gazel ve kasidelerden vs. alınmış beyitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «katr»dan imef.) (mü. mukattara). Taktîr olunmuş, inbikten çekilmiş, damıtılmış. MS-İ mukattar = Inbikten çekilmiş su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقطر] damıtılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lutf» tan if.) (mü. mülâttıfa) (c. mülattıfât) (tıp). Yumuşatıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz ile zenci melezi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sath» tan imef.) (mü. musattaha). Düz bir yüz üzerinde resimlendirilmiş, biçilmiş, en ve boyu olup derinlik ve yüksekliği olmayan, sathî: Şekl-i musattah, küre-i musattaha. Hendese-i musattaha = Düzlem, düzey, geometri, zıddı: hendese-i mücesseme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسطح] düz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan if.) (mü. mutavattına). Bir yeri vatan seçen, yerleşen, yerleşik, yerleşmiş: Ankara’da mutavattın oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوطن] yurt tutmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» dan if.) (mü. mütehattime). Son derece lüzumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Iutf»dan if.) (mü. mütelattıfa). Lutuf ve naziklikle muamele eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan if.). Tavattun etmiş, vatan tutmuş, yurt edinmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوطن] yerleşik, yurt tutmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., İng. gevezelik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temiz süslü, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıttan önce kasetin durumunu kontrol eder ve mümkün olan en iyi resim kalitesinin elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pamuk ve yünden yapılmış ince elbiselik kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Pattadan bir misafir geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nalın, takunya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yağmur gibi pıtır pıtır ses çıkarmak, pıtırdamak; kısa ve süratli adımlarla yürümek; i. pıtrırtı, ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çabuk çabuk konuşmak; mırıldar gibi söylemek; i. bir komedyen veya sihirbazın kullandığı konuşma tarzı; çok çabuk söylenen şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örnek, numune, model, misal; kalıpla basılarak çıkarılan veya kalıp şeklinde olan model; şekillerin düzeni; şablon; A.B.D. bir elbiselik kumaş; kurşun saçmasının hedef üzerinde bıraktığı izler; f. bir örneği kopya etmek, modeline göre yapmak; şek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yassı köfte; küçük börek. pattycake i. bebeklerin el çırpma oyunu. pattypan i. birkaç bölümü olan küçük börek tepsisi. patty shell içi sonradan doldurulacak pişmiş hamur veya tart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı ve hafif patırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. düz ve büyük tabak; k.dili plak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çocukça ve safça konuşmak; gevezelik etmek; i. çocukça laf; boş lakırdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuru laf, boş lakırdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line ahead. fore- and-after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. on beşinci yüzyıl (özellikle o devrin İtalyan sanat ve edebiyatı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sürekli kapı çalınma sesi, davul sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) budanmış bitki kökünden süren filiz; (f.) filiz sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıçan kuyruğu gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) benekli hintkamışı, (bot.) Calamus rotang.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) takırdamak, tıkırdamak; takırdatmak; (k.dili) akımı karıştırmak; (i.) takırtı; boş laf, gevezelik; zırıltı; çocuk çıngırağı; çıngıraklı yılanın çıngırağı; can çekişme hırıltısı. rattle off ezbere söylemek. rattle on boş laf etmek, çok konuşm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baklagillerden kurumuş tohumları çıngırak sesi çıkaran bir bitki, (bot.) Crotalaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalçene kimse, geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırık dökük şey, eski araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tıkırdayan; (k.dili) canlı; çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) takırdayan, tıkırtılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ratoon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fare kapanı; çok müşkül durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıçan gibi; sıçanı çok; argo uygunsuz, kılıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İt.) sandal veya yelkenli gemi yarışı veya yarışları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شط] ırmak, büyük nehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SATTC (Sony Acoustic Twin Turbo Circuit – Sony Akustik Çift Turbo Devresi) küçük kulaklıkların ses özelliklerini geliştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Satma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dağıtmak, saçmak; yaymak, serpmek; dağılmak; dağılıp gözden kaybolmak; yayılmak. scatterbrain i. dağınık fikirli kimse. scatter rug ufak halı, seccade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. az miktar; serpinti; dağılış, saçılma; s. serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kırmak, paramparça etmek, darmadağın etmek, tahrip etmek; dengesini kaybettirmek; parçalanmak, kırılmak, darma dağın olmak; bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dağılmaz cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. pasaklı kadın; s. pasaklı, şapşal. slatternly s. pasaklı. slatternliness i. pasaklılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., gen.(of ile) sathi olmak; i. sathi olma. smattering i. sathi bilgi, yüzeyde kalan bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. serpmek, sıçratmak: çamurlamak; iftira etmek, şerefini lekelemek, çamur atmak; i. serpme, sıçratma; pıtırtı; çamur lekesi, zifos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, gen. çoğ. çamura karşı giyilen uzun tozluk, çamurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı nilüfer, bot. Nymphaea advena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DSLR fotoğraf makinelerinde kullanılan odaklama ekranı teknolojisi. Daha kolay kompozisyon ve daha doğru odaklama için görüntü parlaklığını arttırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. su veya çamur sıçratmak; sıçramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir mülkü işgal eden kimse; gecekondu yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vuran kimse veya şey; sineklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atf» tan) (c. taattufât). Acıma, şefkat ve merhamet etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan mas.). Güzel kokular sürme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخطی] haddini bilmeme, sınırı geçme, çizgiyi geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» den masdar). Çok lüzumlu ve yerinde olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatıra getirme, hatıra gelme (Ar.’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخطر] anımsama, hatırlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anımsamak, hatırlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطر] damlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çaput, paçavra; çoğ. yıpranmış giysi; f. parçalayıp paçavra haline koymak; parçalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü baş perişan kimse, pejmürde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Lezzetine baktırmak, çeşnisine baktırmak, lezzetine bakacak kadar yedirip denetmek: Şu reçeli size tattırayım. 2. Duyurmak, hissettirmek: Allah kimseye evlât acısını tattırmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb taste sth. to have sb to experience sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fitlemek, yerip çekiştirmek, gammazlamak; gevezelik etmek, boşboğazlık etmek, sırrı ifşa etmek; i. boşboğazlık, dedikodu; bebeğin gevelediği sözler. tattler i. fitneci kimse, gammaz kimse, boşboğaz kimse, zevzek kimse, dedikoducu kimse; çulluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. fitneci kimse; s. açığa vuran. tattletale gray gri beyaz, azmış (çamaşır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. koğuş borusu veya trampeti. beat a tattoo trampet çalmak, parmaklarla masayı tıkırdatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vücuda dövme yapmak; i. dövme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan masdar) Yerleşme, bir yeri vatan edinme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توطن] yerleşme, yurt tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleşmek, yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telefon araması yaparken ya da bir telefon geldiğinde sesi otomatik olarak azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iutf»tan) (c. telattufât). Lutuf ve incelikle davranma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلطف] yumuşak davranma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lutuf la, nezaketle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk. telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dedikodu; dedikoducu veya geveze kimse; f., dedikodu yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tramline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağlı olmayan; eşi veya nişanlısı olmayan, bekâr; orduda alay veya bölüğe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elde edilemez, ulaşılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakılmamış, yapılmamış (iş); ihmal edilmiş; yalnız, refiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan, gösterişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak parçalara ayrılmamış, parçalanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, VCR’ınızın, zamanlayıcı programlaması yapılmış olduğunda uydu alıcınızı kontrol etmenizi sağlar. VCR otomatik olarak doğru kanala geçer ve kaydı başlatır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vat. watthour i. vat saat. watt'-meter i. vatmetre, vat ölçeği. wat'tage i. vat ile ifade edilen elektrik gücü miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dal veya çubuklardan örülmüş yapı; çubuk, saz, kamış, dal; hayvanlarda sarkık gerdan; f. ince çubuklarla çit örmek; ince çubukları hasır gibi örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by