Aval ne demek? | Aval anlamı nedir? | Aval

Aval anlamı nedir?

Aval ne demek?

Aval anlamı nedir?

Aval | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aval

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir ticaret senedine yazılan kefillik, böyle bir kefalete girişen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersemlik derecesinde saf olma, bönlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. dummy. gawky. dozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement of a bill of exchange by a third party. stupid. aval. bill guarantee. guarantee commission. guarantor of a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guarantee added by a bank to an accepted time draft by endorsing the front of the draft 'per aval ' The avalizing bank becomes obligated to pay the draft at maturity if the drawee/acceptor fails to do so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüz ve bön kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. yokel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çığ). dağ1ardan yuvarlanan kar kümesi; heyelân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem). Alemler. (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوالم] âlemler, dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derme çatma, değerşiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari alayı; süvarilerin veya atlı arabalann geçit töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). atlı, şövalye; ,şövalye ruhlu kimse, centilmen; kavalye;(bh). ingiltere kralı 1.Şarl taraftarı; (s). kendini beğenmiş, kibirli, mağrur serbest, laubali. cavalierly (z). önemsemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük uskumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari sınıfı. cavalryman (i). süvari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıların, avlanan balığı içine attıkları sepet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzun ve ucu demirli cirid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cırdaval denilen uzun ciritle silâhlı (asker).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (ask). kuşatan ordu tarafından kazılan hendekler hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hakkında dava olunan: O, davalı bir çiftliktir. 2. İddiası büyük. Müddeî = Davacı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. respondent. defendant. defence. defense. libelee. libellee. respondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. respondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. litigant. respondent. in dispute. contested. impleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requiring a lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizme burnunun kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerator. breather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilating. aeration. ventilation. airing. air conditioning. fanner. blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. airing. air-conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. air condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeration. ventilation. lift-off. take-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

takeoff. being aired. lift-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying- off deck. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava almak, havasını yenilemek: Bu oda bugün havalanmadı. 2. Havaya kalkmak, uçmak, havada dalgalanmak: Uçurtma, kuş havalandı. 3. Arzular peşinde koşmak: Kız havalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be airborne. to become flighty. to be ventilated. to take off. to lift off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be ventilated. to take off. to behave in a too free-and-easy a way. to get off the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVALE) (i. A.) (c. havâlât). 1. Birinin eline bırakma, terk, Ar. tefviz, ihâle: Orada olan işlerimin görülmesini filâna havale ettim. 2. Saldırma, sunma, vurma: Kendisine bir kılıç, bir mızrak havale etti. 3. Bir paranın ödenmesini üçüncü bir şahsa çevirme: Filânda olan alacağımı size havale ettim. 4. Bir ödemenin üçüncü bir şahsa çevrilmesi için resmî emir, havâle-nâme: Erzurum’dan gönderilen havaleyi aldım. 5. Dilekçelerin vesair resmî evrakın, sunuldukları makamdan ait oldukları daireye gönderilmesi ve bunu gösteren evrakın bir köşesine edilen kayıt ve işaret: Dilekçeyi, evrakı muhasebeye havale ettiler. Bu dilekçenin havalesi yoktur, havale ettir de getir. 6. (masdar mânâsını taşımaksızın) Görüşe mânî olan şey, Ar. hâil: O duvar deniz tarafından havale oluyor. 7. Başka bir bina veya istihkâmın üstünde bulunup, hâkim olan veya içine bakan bina veya istihkâm: Tepedeki kale, şehre havale oluyor, selâmlık hareme havale olmamalıdır. 8. Bir bina veya istihkâmın bir yere hâkim olması veya içine bakması: O tepenin istihkâmlara havalesi vardır; selâmlığın hareme havalesini kesmek için bir tahta perde çektirmeli. 9. Bir arsa etrafına veya duvar üzerine yapılan engel, perde: Buraya bir tahta havale yapmalıdır. 10. Musallat, dadanıp rahatsız eden şey: Bir takım karıncalar kilere havale olup bir şey bırakmıyor (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır). 11. Çocuklarda görülen sar’a çeşidi: Çocuğa havale geldi, çocuk havaleye tutuldu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale denir. Büyüklerde havale çoğunlukla sara nöbetleri sırasında görülür. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca, devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir.

Havale geçiren çocuğun gözleri sabit bir noktaya çevrilir, çenesi de kenetlenir. Dudakları, yüz kasları, kol ve bacakları, önce şiddetli bir şekilde kasılır, sonra da çırpınmaya başlar. Ağzından da köpük gelir. Bütün bunlar bir iki dakika devam eder. Sonra bütün belirtiler kaybolup, uykuya dalar. Hastalığın bir nedenini bulmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bu arada çocuğu sessiz, loş bir odaya yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmek faydalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. endorsement. remittance. reference. money order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. assignment. referring/transfer. money order. eclampsia. remittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remittance. bill of credit. assignment or referral of a matter to another person or office. money order. eclampsia. charge. commitment. devolution. giro. payout. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حواله] ısmarlama, havale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bir ödemenin üçüncü bir şahsa veya münasebeti bulunan bir daireye verildiğini gösteren yazılı emir: Aydın vilâyeti için bir havale-nâme aldı; banka, havale-nâmeyi kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yere hâkimiyet veya nezareti olan veya diğer bir yerin hâkimiyet ve nezareti altında bulunan: Bu istihkâm, bu ev havalelidir. 2. Yüksek: Arabayı havaleli yüklemişler. 3. Ödenmesinin üçüncü bir şahsa verildiğini gösteren şerhi olan: Havaleli bir senet. 4. Sar’aya tutulmuş: Havaleli çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Havale yoluyla, ödemenin bir üçüncü şahsa çevrilmesi suretiyle: Biriken maaşlarını havâleten İstanbul’dan aldı, alacağının yarısı nakden, diğer yarısı havâleten verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyi hava alan, havadar: Pek havalı bir yer, bir evdir. 2. Bir türlü havası olan: Güzel, sıcak, soğuk havalı yer. 3. Derece ve perdesi olan: Havalı, nişan, çalgı, harfler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Etraf, civar, çepeçevre olan yerler: Bu havâlîde hiç yağmur yağmadı. O havâlînin ahalisi pek çalışkan olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. showy. stylish. dashing. flash. flatulent. hot-air. jaunty. la-di-da. la-di-dah. nifty. nobby. ostentatious. pneumatic. posh. rakish. swagger. swanky. swell. swish. tonish. show-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. flamboyant. pneumatic. posh. showy. swanky. breezy. attractive. eye-catching. flashy. stuck-up. pneumatically actuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. well-ventilated. attractive. eye-catching. pneumatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborhood. vicinity. envircns. suburbs. regions. districts. neighbourhood. environs. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. vicinity. environ. district. region. vicinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوالی] yöre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power assisted steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air servo-assisted steering gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pneumatic brake. air / pneumatic brake. air brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: carnaval). Hıristiyanlar’ın büyük perhizden önce, et kesiminde kıyafet değiştirerek yaptıkları şenlikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival. carnaval. masquerader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i ). 1. Yavanca ve kalın tekerlek şeklinde peynir (İtalya’da bumbara doldurulan ve atın erkeklik organı demek mânâsına da gelen bir cins peynire derler). 2. Rulet denilen kumara mahsus fırıldağın bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içi boş, boru gibi şeylere denir. Kaval düdük = Çobanların çaldıkları kalınca sesli büyük düdük. Kaval tüfek = Namlısı yivsiz tüfek. mec. Altı kaval üstü şeşhâne = Ustü altına benzemez münasebetsiz kıyafet vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. shepherd's pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd's pipe. flageolet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kenarında salaş ve dam yapılmış yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaaleb). Kaabler, kalıplar, bk. Kalıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escort. partner. male dancing-partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who is a woman's dancing partner. beau. escort. squire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a woman's escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. cavaliere). Süvari ve atlı demek olup Ortaçağ’da Avrupa” da Hıristiyanlık uğrunda can feda etmiş kahraman gibi tanınan bir sınıf mutaassıp cengâverlere denirdi ki, bunların birtakımları bazı yerlerde ruhânî ve askerî bir çeşit idare ve hükümete de kavuşmuşlardır: Rodos, Malta kavalyerleri. bk. Şövalye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma sapan söz, hezeyan, yalan dolan. Martaval okumak = Uydurma söz söyleyip aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. bunkum. hot air. humbug. boloney. baloney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guff. maloney. hot air. bullshit. cock and bull story n. humbug. jazz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâsız ve münasebetsiz saçma sapan uydurma sözler söyleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MEVRAL) (I. A.). 1. Arap musikisinde bir şekil. 2. mec. Yalan, uydurma, martaval, uydurma hikâye, uzun fakat mânâsız söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harp gemilerine ait; denizel, bahri. naval academy deniz harp akademisi. naval architecture gemi inşaatçılığı. naval base deniz üssü. naval forces deniz kuvvetleri. naval officer deniz subayı. naval power harp donanması olan memleket. naval reserv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâli). Talihler, bahtlar, kısmetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good to be fried in a pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bîçare. 2. Miskin, Aciz, İktidarsız, (bk.) Zeval.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. nebbish. piteous. pitiable. pitiful. poor. poverty-stricken. sorry. wretched. nebbish. poor thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. miserable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. miserable. pitiful. helpless. powerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poorman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poor Woman ! Poord kid ! Poor thing. unfortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by