Avan ne demek? | Avan anlamı nedir? | Avan

Avan anlamı nedir?

Avan ne demek?

Avan anlamı nedir?

Avan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: avan

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit, zaman, hengâm: Avân-ı şebâbında = Gençlik zamanlarında.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوان] zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first draft. preliminary project / design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avant-garde

öncü

Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlerideki bir alacağa sayılmak üzere önceden verilen para.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avance

öndelik

Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance payment. retaining fee. head start. retainer. earnest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance pays. feed. headway. advanced credit. retainer. retaining fee. lead. advance money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir kimsenin, yolunu bulup sağladığı haksız kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit gain. pickings. cleanup. spoils. plunder. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something obtained illicitly for nothing. cheating with marked cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük, 2. kazanım, 3. yarar

1. Üstün olma durumu. 2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak. 3. Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yenilik getirenler (s). yeni moda yaratan, yenilik getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervan; üstü kapalı büyük yolcu veya yük taşıyan araba; kamyon; (ing). arabanın arkasına takılarak çekilen tekerlekli seyyar ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. handicap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. derogation. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok, bol, Ar. kesir, aşırı: Eşk-i firâvân döktü = Pek çok gözyaşı döktü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فراوان] bol, çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir şeyi dövüp ufaltmaya mahsus tahta, maden veya taştan kap: Havanda dövmek. 2. Tütün kıymaya mahsus Alet ki, ağzına bağlı satırı vardır. 3. Bomba ve obüs atmaya mahsus kısa top. Havaneli = Havanın destesi. Havanda su dövmek = Boş yere vakit harcamak, mânâsız şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar. muller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortar (for pounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma atışlar yapmakta kullanılan, namlusu yivsiz top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Havana; Küba tütününden yapılmış puro .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayvân). Hayvanlar, (bk.) Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sevimsiz, kendisini bir şey sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakavan olma hali yahut kakavanca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being stuck-up and stupid. being old and peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. van.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. trailer. mobile home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. camping railer. dwelling motor car. trailer coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakırdan yayvan yemek kabı ki, başlıca askere mahsustur: Her mangaya bir karavana yahni verilir. 2. İnce ve yassı elmas. 3. Atışta hedefe vuramama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pot. potshot. mess-tin. mess. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large cattle. cauldron. food. chow. mess. soldier's meal. missing target completely. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Aktarma, nakil. Kavança etmek = Aktarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of a sail or boom shifting. substituting (one thing for another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kanûn). Kanunlar. bk. Kanun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوانين] kanunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprak veya camdan, ağzı geniş kap, ufak küp: Yağ, turşu kavanozu. 2. Toprak veye çiniden ağzı geniş ve bazen dar küçük kap: Reçel, İlâç, enfiye, pomat kavanozu, mürekkep kavanozu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jar of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jar. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small glass jar. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. lavanda). 1. Ufak mor bir çiçek veren bir cins ot ki, bahçelere tarla ve yol kenarlarına dikilir: Lavanta suyu. 2. Güzel kokulu su: Bir şişe lavanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender. lavender water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried lavender flowers. lavender water. lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Kadın İsmi) - Lavanta çiçeğinden elde edilen güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavandula): Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavantaçiçeği denilen türü yurdumuzda vardır. Kullanıldığı yerler: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F. «merzibân) dan galat). 1. Hudut muhafızı. 2. Gayet iyi eşek. (bk.) Marsıvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paravane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. paravent). Kumaş veya bez kaplı, icabında katlanıp taşınabilen çerçeveli perde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paravan, gemi pruvasının iki tarafına takılıp mayınlara karşı kullanılan torpil şeklinde cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yurt dışında tarlası, bahçesi olan kimselere, serbestçe gidip gelmeleri için verilen vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laissez-passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laissez-passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 16. yüzyılda revaçta olan bir dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geçen, devamsız, muvakkat. 2. Az kıymetli, değersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Haiti dilinden). Ekvator kuşağındaki geniş çayırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirgin kuraklığa sahip tropik yaz yağışları zonunun (Muson) göreceli homojen bitki toplumlarıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savanna. savannah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savannah. savanna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savanna savannah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin, hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Münasip uygun, yaraşır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşcasına davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası vardır.

Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen tuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, altı bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer dört bacak daima sabit durumdadır.

Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar. Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda yürüyebilirler.

Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir sineğin tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?

Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açığa kavuştu.

Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil, sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar. Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını sağlamaktadırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, salon vs. nin damı, üst kısmı. Tavan başa geçmek, başa yıkılmak = Pek utanacak ve münasebetsiz bir söz işitmekten mahcup ve müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. plafond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attic. garret. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garret. attic. mansard. attic story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling price. maximum price. ceiling / maximum price. maximum fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maximum Price)

Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-handed broom used to clean ceilings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ savan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. dry. humdrum. insipid. nondescript. prosaic. tame. plain. dry. tasteless. unpleasant. disagreable. with too little oil. uninteresting. monotonous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipid. tasteless. eaten without anything else. arid. boring. drab. dreadful. dreary. humdrum. jejune. lackluster. mouldy. prosaic. prosy. in bad style. tame. threadbare. toneless. uninspired. unsavory. vapid. wishy washy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go flat. to become dull or uninteresting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vapidity. tastelessness. insipidity. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by